Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
16 . Temmuz . 2018  
Bucak - Fethiye Turu
22-29 Haziran 2002

Bucak - Fethiye Turu

Yazar: M.Gurbuz GÜLERER
17.8.2002

Ekip: Zafer SAYIN(33) M. Gürbüz GÜLERER(22) Suzan AKOĞLU(32) İffet PEKKUL(37)

22. 06. 2002

Baharda sadece Bursa yakınlarında bir - iki günlük yapmak zamanla sıkıcı hal almıştı. Değişiklik ve macera olsun diye bu yaz uzun bir tur yapmaya karar verdik ve başladık haritalar ve rotalar aramaya. Uzun bir hazırlık devresinden sonra Toroslarda bir haftalık tatilimizi bisikletle geçirmeye karar verdik. (Hiçbir zaman çok detaylı harita bulamadık) . Bizim için o büyük gün gelmişti. 21 haziran gecesi otobüsle Antalya’ya doğru harekete geçtik. (Eğer bir yere otobüsle gitmek istiyorsanız 0403 otobüslerin bagajlarına bisikletler dik olarak sığıyor ve iple de yanda ki demirlere bağlayabilirsiniz.) 22 haziran sabahı Burdurun Bucak Kasabası’na indik ve böylece bisiklet yolculuğumuz başlamış oldu. İlk hedefimiz Gündoğdu köyüne ulaşmaktı. Susuz Kervansaray, Karapınar ve Avdancık köylerini geçtikten sonra Gündoğdu ya ulaştık. (Yakınlarda levha, tabela olmadığından yolumuzu bazen harita, pusula, bazen de KPS - köylü position system ile buluyorduk.) Türk insanın misafirperver olduğu daha bu köyden belli oluyordu. Burasının modern bir yer olduğunu söyleyebilirim. Köy kahvesinin önünde durunca çocukların hepsi meraktan yanımıza geliyor, sorular soruyorlardı. İnsanlarla çay içip sohbet ettik, dertlerini dinledik. Yarım saatlik moladan sonra Karaot köyüne doğru yola çıktık. 17 km uzaklıkta çoğunlukla rampa ama toprak yol ve etrafın hep çamlarla kaplı olması yüzümüzü güldürdü. Yukarılara çıktıkça manzara güzelleşiyordu ama o çıkışlar daha ilk günden başlamıştı, hele bu sıcaklarda daha da zor oluyordu. Su mu? Buralarda sadece köylerde vardı. Uzun bir çıkıştan sonra nihayet Karaot köyüne ulaştık. Burası 6 - 7 evden oluşan ufak bir köydü. Biz orada susuzluk çekerken ufak çocuklar birbiriyle su savaşı yapıyorlardı. Onların sayesinde mataralarımızı doldururken yandaki evden bizi yemeğe çağırdılar, bizde karnımız aç olduğundan kıramadık, iştahla sıcacık saçta yufkaları keçi peynirleri ile birlikte mideye indirdik. Gerçekten çok güzeldi. YILDIZ ailesine teşekkür ederiz. Böylece öğle yemeğini halletmiş olduk. Artık yola çıkma zamanı gelmişti, Dağ kasabasına doğru yola koyulmaya başladık. Yolumuz uzundu ve biz akşama doğru varacağımızı tahmin ediyorduk. Yolumuz düz ve inişlerle doluydu. Bu yüzden rahattı. Sonunda Dağa ulaşmıştık. Burada çocuklardan Türkiye'nin yine yendiğini öğrendiğimizde sevincimiz artmıştı ve günün bütün yorgunluğunu unuttuk. Sıra gelmişti ilk gecemizi geçireceğimiz yeri bulmaya, biraz dağdan uzaklaşıp tepeye çıkınca güzel bir yer bulduk ve hemen çadırlarımızı kurduk. Fakat ilk gece ateş (ocak) yakmadık, konserve yiyeceklerle idare ettik. Buradan bütün kasaba rahatça görülüyordu. Bir ara kasabadan Abdullah diye birisi geldi, bizi turist sanmış ve konuşmak için gelmiş. Biraz sohbet edip, rota ile ilgili ayrıntıları öğrendikten sonra kendimizi çadırlara atıp, yarını beklemeye başladık. Bugün 55 km yol alabilmiştik. Yolun %90 toprak yoldu.

Büyük boyut için tıkla!

23. 06. 2002

Haziran ayı sonları olmasına rağmen geceler soğuk oluyordu, iki kat giyinmemiz gerekti. Neyse, sabahın erken saatlerinde uyandık, hava biraz bulutluydu, bu biraz bizi korkutuyordu çünkü yağmur yağması bizi yavaşlatabilirdi. Ama öğlene doğru güneş kendini gösterdi. Pedallara yüklenme vaktiydi. 10:00 gibi başladık yolculuğa, yolun çoğu asfalt olacak gibime geliyordu. Mecburen biraz anayoldan gitmemiz gerekiyor. Kenardan devam yola. Anayol, asfalt ama inişli, riske girmeye değer diye düşündüm ve bas pedala. 60 km/h gördüm burada, diğerleri ise daha temkinli arkamdan geldiler. İnişler bayağı uzun sürdü. en sonunda düzlüğe varmıştık, karain mağarasına doğru yolumuza devam ettik. Çoğunlukla düz yol bu yüzden rahatça pedal çeviriyorduk. Fakat bir yandan da karnımız acıkmıştı. Karain’e giderken sol tarafta gölet üzerine kurulmuş restauranda daldık. Alabalık ve saç kavurması çok güzeldi. Bazen düşünüyorum da yanımıza boşu boşuna bu kadar yiyecek almışız, her yerde yiyecek bulabiliyoruz. Bu güzel moladan sonra Karain’e ulaşabildik. Buraya gelirken yol asfalt ve genellikle düz idi. (hafif iniş ve çıkışlar dışında) . Mağaranın bekçisi de Türk misafirperverliğin örneklerini gösterdi. Buz gibi sular ikram etti biz gelir gelmez, bu sıcakta gerçekten içimizdeki ateşi söndürdü. Sıra şimdi mağaraya çıkışta, bisikletleri aşağıda bırakıp yukarı kadar yürüdük. Mağara o kadar büyük değildi. ama yine değdi. Aşağı inip görevli ile biraz sohbete daldıktan sonra hedefimiz olan Kargılı köyüne doğru yola çıktık. Yine hafif iniş ve düz yol, Çığlık’tan geçip yine anayoldan devam ettik. Thermoses milli parkı yol ayrımından ne yapalım diye çok düşündükse de aptallığımıza girmedik içeri, tamam haklısınız aptalız ama bizim de kendimize göre sebeplerimiz vardı. (her ne kadar sonradan pişman olsak da) Anayoldan giderken hep kargılı köyü girişini aradık ama elimizdeki harita eski Antalya yolunu gösteriyormuş bizi ise eski yol üzerindeki Kargılı sapağını yeni yolda aramaya çalıştık, doğal olarak başarısız olduk. biz de bu olayı daha sonra karşılaştığımız insanlardan öğrendik. Artık yapacak bir şey yoktu, düz devam edip rotamızı değiştirdik. (esas rotamız Kargılı, Geyikbayırı, Süleymandeğirmeni, İmecik yaylasından İmecik idi, ama olmadı Bir daha ki sefere inşallah) 6 kmlik rampadan sonra inişler ve düz yollar başlamıştı ama o rampa akşam saatlerinde bizi bitirmişti. Sonunda Datköy yakınlarında bir yerde kamp kuracak yer bulduk. Karanlık olmaya başlayınca etraftaki tepelerde şimşekler çakmaya başladı ama yağmur bizim buraya yaklaşmadı. Klasik yemeklerden (çorba ve makarna) sonra o kadar yorgunduk ki hemen uyumuşuz. Yaklaşık 70 - 75 km, bulunduğumuz yer 1050 rakımlı ve yolun hepsi asfalttı. Özellikle H. İbrahim Çil ve Murat Oktay Oduncuoğlu’na yardımlarından dolayı teşekkür ederim.

Büyük boyut için tıkla!

24. 06. 2002

Klasik olarak soğuk dışında sorunsuz bir geceydi. Sabah kahvaltısını yakında bulunan dinlenme tesisinin davetiyle orada hallettik. Gerçekten de ev konforunda kahvaltıydı. Yumurtadan tutun da süt ve bala kadar her şey mevcuttu. Adını hatırlayamadığım dinlenme tesisine buradan teşekkür ederim. Datköy yol ayrımından girip yolumuza devam ettik. Yavaş yavaş yine toprak yollara girmeye başladık. Toprak yolu özlemişiz. İlk başlarda yollar genellikle düz yada hafif inişli çıkışlı idi. Fakat etraf yine çok sıcak ve kuraktı. Yalnızca birkaç yeşillik vardı ve ayrıca yine etrafta su yoktu. Beğişsusuz ve İmecik susuz köylerinden geçerken su ihtiyacımızı buralardan giderdik. (Çeşme yoktu, evlerin kapısını çalıp mecburen insanlardan su istiyorduk) . Köyler isimlerini tamamıyla hak ediyordu. Fakat ufak ova köyleriydi buraları, insanların çoğu buğday tarlalarındaydı:bu sıcakta zor iş. Neyse bunları geride bırakıp İmecik’e doğru ilerliyoruz, yine çıkışlar başlamıştı. Eğimlerinin fazla olduğunu söyleyebilirim, hatta su ve sıcakta hiç çekilmediğini de ekleyebilirim. Ne yapalım yavaş ta olsa devam ettik, susuz kaldığım zaman da yukarıdan inen traktörleri durdurup su istedik, bize su konusunda yardım eden köylülerin hepsine çok teşekkür ederiz. Dağların eteklerinden gidiyorduk ve görünen manzaralar çok güzeldi, bir yanda dağın etekleri diğer yanda buğday tarlaları. (yeşillik yok) . Köylülerin anlattığına göre yukarıya İmecik yaylasına çıkan yol var, oralarının da yeşillik, sulak olduğunu söylediler. Biz de bulunduğumuz yerden oraya çıkan yolu görebiliyorduk. Gerçekten dikti. Eminim ki oradan iniş mükemmel olabilirdi. Hatta yukarıda yamaç paraşütü de yapılıyormuş, fakat bizim zamanımız kısıtlı ve yanımızda uyku tulumu da yoktu. (salak gibi ağırlık olacak diye uyku tulumu alamadık) Biraz boynumuz bükük bir şekilde yolumuza devam ettik, uzun rampa çıkışlarından sonra sıra geldi inişe fakat inişler azdı ve çoğunlukla yol düzdü. Köyleri rahatça görebiliyorduk artık, İmecik köyüne gelmeden Avdan köyü yoluna saptık, hafif çıkışlarla en sonunda Avdan’a ulaşabildik. Köy kahvesinde durunca köylüler bizi çaya davet etti, biraz sohbet ve çaydan sonra, köylülerin ısrarını kırmayarak köyün çok yakınlarında kamp kurduk. Çadırları kurarken köyün bütün çocukları yanımızda bize yardım etti, hatta ocakta pişirdiğimiz makarna ve çorbaları da çocuklarla birlikte afiyetle yedik. Buranın çocukları gerçekten zeki, şaşkınlıkla karşıladım. Hatta okulun basket ve voleybol sahaları bile bulunuyordu, İngilizce eğitim bile yapılıyormuş. bizde bunları oranın büyüklerinden öğreniyoruz. Burası tanınmış bir okulmuş meğersem, bu okulu bir Fransız yaptırmış. Biz tabii hayretle bu anlatılanları dinledik. Gece vakti dolunay ve o yıldızların güzelliğini izledikten sonra uyku vakti. Bu gün yaklaşık 40 km, şu an kaldığımız yer 1029 rakımlı, yolun %95 toprak yoldu.

25. 06. 2002

Bucak - Fethiye Turu
Bucak - Fethiye Turu
Büyük boyut için tıkla!

Gece mi? Rahattı bu sefer hava da o kadar soğuk değildi. Sabah kahvaltısını Avdan köyünde Süleyman BÜLBÜL’ün evinde hallettik. Mönü yine zengindi. Saçta yufka, peynir, bal yumurta, taze domatesler. . . .

Karnımızı iyice doyurduktan sonra Ovacık köyüne doğru yola çıktık. Yolumuz yine topraktı. Hafif rampa çıkışlarından sonra dik bir iniş, tabii doğal olarak dayanamayıp yine kendimi kaptırdım. Bu sefer de 77, 8 km gördüm. Belki altımızda DH (downhill) bisikletleri olsaydı daha da basabilirdik. Bu güzel iniştensonra dağ yamaçlarında yine dik rampa çıkışları başladı. Bu çıkışlar hiç bitmeyecek galiba. Saat 13:00 gibi Ovacık köyüne ulaşabilmiştik. Bomboş bir köydü. İnsanların çoğu sıcaktan dolayı Antalya taraflarına kaçmıştı. Su ihtiyacımızı karşılarken, yaşlı bir kadın bizi evine davet etti ve soğuk ayranla salataları mideye indirdik. Buradan yine yukarı yaylalara çıkış bulunmaktaydı. Bulunduğumuz yerden bu yolu görebiliyorduk. DH meraklılarına duyurulur. İnişi mükemmel gözüküyor. 30 dk'lık moladan sonra Büyüksöyle’ye doğru yola koyulduk. Köyden aldığımız bilgiye göre yolumuz hep çıkışlarla yoluymuş, nitekim yola başlar başlamaz bunu anladık. Yine aynı manzaralar; bir yanımızda dağ etekleri diğer tarafta buğday ve nohut tarlaları, su yok, yine kurak etraf fakat burada daha önceki yerlerden daha fazla ağaç var. Bir yerde çeşme buluyoruz, suyu az akıyor ama yine de mola vermek için uygun fırsat. Hemen çorbalar pişirilip yemek yeniyor ve yola devam. Önümüzdeki yamaç yollarını ve çıkışları gördükçe devam, basıyoruz pedallara, eninde sonunda bitecek bu rampalar ve dediğim gibi uzun bir yolculuktan sonra sonunda yol ayrımına geliyoruz. Rakım 1920 m. biri yukarı yaylalara, diğeri aşağıya doğru sallanıyor. Tabii ki aşağı olanı tercih ediyoruz. Hiç pedal basmadan sallanıyoruz aşağı, bazen yol ayrımları çıkıyor ama devam ve nihayet ova ve köyler gözüküyor. Bu rahatlıktan sonra bir köye ulaştık, hemen girişte soruyoruz ki burası Bozhöyük'müş.

Peki Küçüksöyle, Büyüksöyle nerde? Meğerse hızla yanından geçtiğimiz yol ayrımı bu köylere gidiyormuş (tabela veya işaret olmadığından geçmişiz.) tabii geri dönecek halimiz de yok, yine rota da hafif değişiklik. Bozhoyükü geçtikten sonra Gökpınar yakınlarında geceyi geçirecek bir yer buluyoruz. Klasik yemekler ve uyku vakti. 55 km; ? rakım 1175 m, yolun %95 toprak yoldu.

26. 06. 2002

Bu sabah kalkmak için o kadar acelemiz yoktu. Çünkü bugün büyük gündü, Türkiye - Brezilya maçı vardı. Bu sefer bir yerde izlemek lazımdı. Yer olarak da Elmalı’yı seçtik. Oyalana oyalana ve hafif bir kahvaltının ardından pedal çevirmeye başlıyoruz. Yolumuz mecburen asfalt, yol ise hafif inişler ve düzlüklerle geçiyor. Kısa bir yol, saat 12:00 gibi Elmalıda oluyoruz ve hemen hem karnımızı doyuracak hem de maçı izleyecek bir yer bulmaya çalışıyoruz. Ufak bir araştırma ve KPS’den sonra kendimizi Elmalı Belediyesinin Park Restaurantında buluyoruz. Yine her zaman ki insanlar bize ellerinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyor. Mönüden bir yığın yemek ısmarlıyoruz; kebaplar, salatalar, tandır, pideler, tatlılar. . . . bu kadar yememiz ve tıka basa doymamıza rağmen dört kişi 15 milyon hesap ödedik. Gayet uygun bana göre. Sonra aşağı inip herkesle maçı izliyoruz ama 1 - 0 yeniliyoruz, yine de izlememize değdi, hem bize de uzun bir mola oldu. İnsanlara teşekkür ettikten sonra yola çıkıyoruz. Kaş - kalkan ayırımından girip hafif inişler ve düz asfalt yoldan Bayralar ayrımına kadar pedallara basıyoruz. Bayralar sapağından girip sırayla Bayralar, Tekke, Zümrütova, Armutlu köylerinden geçiyoruz. (Bayralar sapağından itibaren toprak yol) yine her geçtiğimiz köyde çocuklarla ve köylülerle sohbet, hatta Armutlu köyünde mezarlar ve tarihi eserler mevcut. Hele orda içtiğimiz yeni yapılmış vişne suyunun tadı bir başkaydı. akşam vaktine yine yaklaşmışız ve armutlu biraz geçince tepe bir yerde çadırlarımızı kurduk, ocağımızı yaktık, klasik yemeklerimizi yedik. Gökyüzündeki yıldızlar bir harikaydı. Bu sefer geceyi canavar (kurt) sesleriyle geçirdik. (Elmalıdan sonra artık bol bol su bulunuyor.) 58km, yolun %60 toprak yol.

27. 06. 2002

Rahat fakat biraz soğuk bir geceden sonra sabah çayımızı Armutlu köyünde bulunan ve hatta tanıdık çıkan ISSSIIIM evinde içtik. Yolla ilgili bilgiler aldıktan sonra pedallara yüklenmeye başladık. Bize anlatılanlara göre Gömbenin alabalığı güzelmiş bizde öğlen vaktine kadar Gömbeye gidip, karnımızı orada doyurmaya karar verdik. Yine hafif inişler ve düz toprak yoldan sonra asfalt yola çıkıyoruz. Bundan sonra hafif rampalarla yolumuzu sürdürüyoruz. Yeni yapılan barajın üstünden geçerek yine hafif rampalarla Gömbeye ulaşıyoruz. Burası herhalde turistik bir yer ki çoğu yerde turistler görüyoruz. Dere kenarından ilerleyerek bize anlatılan muhtarın yerine varıyoruz. Burası biraz uzakta ama güzel bir yer, yine görmemişler gibi balık, saçta kavurma, tandırları mideye indiriyoruz. Yukarı da ise güzel bir şarlak (şelale) bulunuyormuş fakat buraya çıkmak için bisikletleri bırakıp yürümek lazımmış bizde vazgeçtik. Yaklaşık 45dk. bu güzel moladan sonra Gömbe den ayrılıp, yine barajın üstünden geçiyor ve asfalt yola ulaşıyoruz. Kapaklı’yı da geçtikten sonra hedefimiz Sütleğene ulaşmak, mecburen asfalttan gidiyoruz. Yol hafif çıkış ve inişlerle dolu. Kaş - kalkan ayırımından Kalkana giriyoruz. Güzel bir iniş bizi bekliyor tabii ardından çıkışlar başlıyor. İne çıka Sütleğene varıyoruz. Sütleğenden sonra toprak yollar başlıyor. Artık buradan sonrası çoğunlukla rampalardan oluşuyor. Devam, Çavdıra ulaşıp buradan biraz alışveriş yapıyoruz, ardından orman yollarından rampaları çıkmaya devam ediyoruz. Dediğim gibi Elmalıdan sonra her taraf yeşillik ve suda bol, bu yüzden artık yollar yorucu geçmiyor. Uzunca çıkışlardan sonra artık inişler başlamıştı. Hele bazı yerlerde 180° virajlı 4 - 5 tane inişler vardı. Bunlar mükemmeldi. Akşam vakti de yaklaşıyordu. Dere kenarı bulup geceyi burada geçirmeye karar verdik. Etraftan ara sıra tüfek sesleri geliyordu. Yaklaşık 30 dk sonrada avcı yanımıza geldi, başladık sohbete. (köpeği çok güzel ve eğitimliydi) evinin biraz yukarıda olduğunu ve eğer bir sorun olursa çekinmeden gelmemizi söyledi. Sonrada oradan uzaklaştı. bu son gecemizdi. O yüzden elimizdeki bütün yemekleri bitirmeye çalıştık. Gece olduğunda etraftan sürekli kurt ulumaları geliyordu. Fakat gökyüzünün güzelliği her şeyi susturuyordu. yere yatıp saatlerce gökyüzünü seyrettik. şehirde böyle güzellikleri görmek imkansızdı. Yarın yolumuz uzundu, uyumalıydık. 58 km, %60 toprak yoldu.

28. 06. 2002

Dün gece sorunsuz ve rahat bir şekilde geçmişti. Bu son günümüzde Fethiye’ye ulaşacaktık ama buraya kadar gelmişken Saklıkente uğramadan olmazdı. Önce Arsaköy’e çıkıp oradan Saklıkent’e ulaşmayı düşünüyorduk. Sabahın erken saatlerinde başladık yine pedallara yüklenmeye. Yine toprak yol, Arsaköy’e gidiş hep rampalarla doluydu. Belki de bunlar son çıkışlarımız diye düşünüyorduk. Bekleyip göreceğiz. Ara sıra yol ayrımları çıkıyordu ama biz hep düz devam ediyorduk. (Sonradan öğreniyoruz ki bu toprak yolda Avarlar’a inen yoldan sapsaydık Saklıkent’e kadar çok güzel DH varmış, biz bu yolu Saklıkent’e vardığımızda dağ yamaçlarında gördük) Yorucu bir yoldan sonra Arsa’ya varmıştık. Meydan da biraz dinlendikten sonra Saklıkente doğru yola koyulduk, burası maalesef asfalttı fakat manzaraları güzeldi. Hatta bir yerde durup suların başladığı yeri izliyorduk ki arılar aramızdan iki kişiyi soktu. Ufak şişliklerle yola devam ediyorduk. Biraz daha indikten sonra toprak yol ayrımından girdik. Yine inişler başlamıştı hatta bazıları arıların içinden geçiyordu, o hızla geçerken bazıları suratımızda parçalanıyordu. Tekrar bir yol ayrımı bu sefer asfalt başlıyor. düz yol ve hafif inişten sonra Saklıkente varabilmiştik. Rakım 120mt.

SICAK. Öğle yemeğimizi buradaki restaurantlarda giderdikten sonra içeri girdik. (tabii yaya olarak) Uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar fazla suyu bir arada görüyorduk. 6 - 7 gün yıkanmamıştık, bu su hepimize çok iyi geldi. Saat 15:00 gibi oradaki turistlerle vedalaştıktan sonra tekrar pedallara yüklenmeye başladık. Yolumuz biraz uzundu ve 21:00 gibi Fethiye de olmamız gerekiyordu (otobüs 22:00 hareket edecekmiş) . Artık bundan sonrası asfalt yoldu. Kayadibi ve Çamurköy köyleri çoğunlukla düz yol ve hafif inişlerle dolu. Sonra sırasıyla Kabaağaç, Gökben, Esenköy köylerini geçip anayola ulaştık. Kabaağaç’a yine oldukça eğimli bir rampa çıkışı vardı, hafif inişler ve ardından son rampa çıkışı olan Gökbene çıkış fakat bu o kadar dik değildi ama biraz uzundu. Son inişimizi de Gökbenden Esenköye yaptık. (burada yine 62 km/h gördük) gerisi düz yoldu. Sonunda anayoldan denizi görebilmiştik, hepimiz sevinçte birbirimize sarılmıştık. Saat 20:00 sularında Fethiye terminaline ulaşabilmiştik. Bizim de bu maceramız burada sona ermişti. Toplam da yaklaşık 390 - 400 km.

NOTLAR:

1 - Böyle bir yolculuğa çıkmadan önce toplayabildiğiniz kadar harita toplayın ve haritada ki göl veya nehirlere güvenmeyin. haritada gördüğümüz çoğu nehrin yerinde yeller esiyordu.
2 - Eşyaları sırt çantalarında taşıyacağınıza paraya kıyıp bisiklet çantaları almanızı tavsiye ederim.
3 - Yanınıza kesinlikle az yiyecek alın. insanlar hem misafirperver hem de her yerde yiyecek var.
4 - Su bazen önemli bir soru oluyor. Gerekli önlemleri almanızı tavsiye ederim. (Hydro çanta vb.)
5 - Rahat bir sele olmasını tavsiye ederim. Bizim bu 7 gün boyunca sadece bir kere lastik patladı, başka herhangi mekanik bir sorunla karşılaşmadık. (Yine Allaha çok şükür)
6 - Yolculuk sırasında karşımıza sadece üç yerde köpek çıktı. O zamanlarda da bisikletten inip yürüyerek devam ettik. Allaha şükür başka vahşi hayvanlarla karşılaşmadık.

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 3846 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015