Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
20 . Ekim . 2017  
İki Sınav Arasında Maraton Nasıl Gider?
İki Sınav Arasında Maraton

İki Sınav Arasında Maraton Nasıl Gider?

Yazar: Mustafa Özyılmaz
17.4.2007

Son günlerde bu soruyu sorup duruyordum kendime. Sınav haftamın tam ortasında Cumartesi günü sınavım varken bir yarışa, üstelik maratona katılma fikri biraz aptallık gibi görünüyordu. Öte yandan organizasyonun vaat ettikleri ve geçen sene Manavgat’da yaşadıklarım “gel, gel “ diye beni çağırıyordu.

Sonunda tabii ki içimdeki yarış heyecanına yenildim. Pazartesi sabahı döner dönmez sınava girmek pahasına Cumartesi günkü sınavımdan sonra yollara döküldüm. 12’de İzmit’den İstanbul’a , oradan hemen uçağa atlayıp 4’te Antalya’ya uçtum. Uçakta ömrümden birkaç yıl bıraktıktan sonra akşam 7 gibi Manavgat’a ulaştım.

 Teknik toplantı
Teknik toplantı
Büyük boyut için tıkla!

Takım arkadaşlarımla birlikte hemen yemeğe oturduk. Bir yarış organizasyonunun kalacak otel ayarlaması, üstelik çok güzel otellerde misafirlerini ağırlaması bir yarışçı için gerçekten bulunmaz bir nimet. Yemekler ve kaldığımız mekan gerçekten çok güzeldi. Sayın Ünal TOLUN ve yardımcılarına buradan takımım ve şahsım adına çok teşekkür ederim.

Parkur detaylarına bakacak olursak; Parkur, Elite A ve U23 için parkur 89 km, serbest kategori (19-40) için 72 km ve junior-bayanlar için 40 km olarak belirlenmiş. Parkurun ilk 15 kilometresi asfalt, geri kalanın büyük bir çoğunluğu taşlı ve uzun toprak yollardan oluşmakta.

Büyük boyut için tıkla!

Elite A grubu ile serbest kategori arasındaki parkur farkı, serbest kategoriye girenlerin meşhur türbe çıkışını yapmadan barajdan sonra düz devam etmelerinden kaynaklanıyor. Türbe çıkışı, yarışın en zor bölümlerinden biri. 11 km arazi çıkışı yapılan bu yol sporcuları oldukça zorluyor. Zaten yarış içerisinde bu tırmanışta birçok sporcunun mola vermeden çıkamadığını gördük.

Manavgat maratonuna 5 ülkeden yabancılarla birlikte 200 kişi kayıt yaptırdı. Görüyoruz ki gün geçtikçe dağ bisikleti yarışlarına olan ilgi çığ gibi büyüyor. Bu gelişme gerçekten çok sevindirici. İsviçre’de yapılan Swisspowercup yarışını sizlere duyurmuştuk. Hepimiz ne kadar üst seviye bir yarış olduğunu biliyoruz. Manavgat maratonunda İsviçre’de 6. ve 10. olmuş sporcular da yerlerini aldı. Bu da gösteriyor ki artık ülkemizdeki yarışlar giderek ciddi bir tercih oluyor.

Lafı çok uzatmadan yarışa gelmek istiyorum. İlk start sabah saat 11 de Elit A grubuna verildi. Diğer kategorilerde 5 dakika arayla çıkış aldı. Her şeyden önce şunu belirtmek istiyorum. Yarışçılarımız arasında hâlâ maraton kültürü tam olarak oturmuş değil. Maratonun ne olduğunu, maratonda nasıl davranmamış gerektiğini hâlâ kavrayabilmiş değiliz.

İlk 10 kilometrelik asfalt bölümde grup halinde binerken bazı arkadaşlarımız grubun temposunu beğenmeyerek tam gaz basıp gittiler. Halbuki yarış çok uzun. 4-5 saatlik bir yarış. Maraton başlangıcında tecrübeli bir maratoncu asla tam gücünü kullanmaz. İlk 10-15 kilometreyi ısınma olarak görür. Gücünü ilerideki uzun çıkışlara ve düzlüklere saklar.

Ancak çoğu arkadaşımız bu yarış sanki bir XC yarışıymış gibi %100 tempo ile gitmeye başladılar. Ben ilk kilometrelerde gruba uydum. İlk çıkışlarda çok geride kalmadan orta tempo seyretmeye başladım. Çünkü geçen seneden biliyordum ki saatler ilerledikçe vücutta büyük bir yorgunluk ve çöküntü gerçekleşecek. Özellikle türbe çıkışını tamamlayabilmem için buralarda sakin sürmem şarttı.

Grubun ilk dağıldığı nokta yine Naras Köprüsü oldu. Daracık köprüye 30 kişi hücum edince boğaz köprüsünün alışılageldik manzarası gözümün önüne geldi. Buradan sonra tırmanış başlıyor. Tarihi kalıntıların bulunduğu Seleuqea bölgesine çıktığımızda Yunus YETKİN ve Ali KAYHAN ile birlikte sürüyorduk. Çıkıştan sonra uzunca bir süre dar bir patikada yol alıyorsunuz. Burayı tamamladıktan sonra geniş bir yoldan inişe başlıyorsunuz. Bu iniş kısmı hızlı olduğu kadar tehlikeli de aynı zamanda. Parçalı taşların olduğu keskin virajların olduğu bir yoldan sonra uzun bir düzlük ile Oymapınar barajına doğru yol alıyorsunuz.

Bu yolda %100 tempo ile giden arkadaşlar yavaş yavaş gerilere düşmeye başladı. Ben ise aynı düşük tempoda devam ediyordum. Onları birer birer geçtim. Zülfü KARABULUT ile birlikte yol almaya başladım. Yokuşlarda benden hızlı gidiyordu ancak inişlerde onu yakalıyordum. Böylece uzun bir süre sıkılmadan kendi tempomda gidebildim.

Tabii ki bu arada sık sıkı su içmeye, beslenmeye özen göstermeye çalışıyordum. Amacım yarışın her anında dehidrasyona uğramadan, aç kalmadan vücudu her daim aynı performansta tutabilmekti.

Sonunda Zülfü ile beraber Oymapınar barajına ulaştık. Burası aynı zamanda ilk %80 noktası. Ayrıca serbest grup ile Elit A grubunun ayrıldığı nokta. Yarış öncesi numaralar verilirken Elit A grubuna kırmızı renkli, serbest kategori ve yeşil renkli plakalar verilmişti. Yeşil plakaya sahip olanlar sağdan düz yola, kırmızı plakaya sahip olanlar ise soldan türbe çıkışına yönlendirildi.

Oymapınar barajı yolun yarısı diyebiliriz. Kilometre saatime baktığımda 47 kilometreyi geride bıraktığımı görmüştüm. Aslında geride kalan inişli çıkışlı 47 kilometre hiçbir şey değildi. Asıl yarış bundan sonra başlıyordu. Çünkü bundan sonra meşhur türbe çıkışı vardı. 11 kilometrelik arazi tırmanışı bizi bekliyordu.

Sakladığım gücü kullanmanın zamanı gelmişti. Ancak yine de %100 gitmek yanlış bir davranış olacağından kendimi yine belli bir tempoda sınırladım. 2-4 vites kombinasyonu ile tırmanmaya başladım. Daha ilk kilometrelerde Zülfü çeşme başında durunca onunla ayrıldık. Ben aynı tempoda devam ediyordum. Yine ilk kilometrelerde Yılmaz KANAT kenarda durmuş soluklanıyordu. Onu da geçtim. Tempomu hiç bozmadım.Aynı viteste sürmeye devam ettim. Kilometre saatime bakıyordum. Bana sanki 1 kilometre geçmiş gibi gelse de daha 300 metre gittiğimi görünce bu yokuş mu biter yoksa ben mi biterim diye düşünmeden alamıyordum kendimi.

Büyük boyut için tıkla!

Moralimi bozmadım , gücüm hala yerindeydi aynı viteste devam ettim. Bir süre sonra Aram TABAR göründü. Biraz yüklendim ve yetiştim derken o da kenara çekti. Türbe çıkışı teker teker eleğinden geçiriyordu sporcuları. İşte maraton kültürü burada kendini gösteriyordu..

Maraton dediğimiz şey yarışmacıların güç ile dayanıklılık arasındaki hassas çizgiyi ne kadar tutturabildiklerini ölçen, sınırlarını bilipvücudunu verimli kullanabilmesini bilen sporcuları diğerlerinden ayıran bir yarıştır.

İlk etapta %100 tempo ile o iniş çıkışlarda kendilerini bitiren arkadaşlarım türbe çıkışında birer birer dökülüyorlardı.

Ben ise bir yandan bir şeyler yiyor bir yandan su içiyor bir yandan da etrafı izliyordum. Tempom aynıydı 2-4 de zirveye kadar devam edebilmekti amacım. Arada sırada ayağa kalkarak kendimi rahatlatıyordum. Bu sefer geçen seneye göre çok rahat bitti türbe benim için.

Ancak benim de yarış öncesi yaptığım bir hata vardı. Lastik basınçlarımı kontrol etmemiştim. Arka tarafta 50 psi önde de 40 psi hava ile yarışa başlamıştım. Bu hatam türbe inişinde bana oldukça zorluk çıkardı.

Türbenin çıkışı meşhur olduğu kadar inişi de bir o kadar meşhur. Yine parçalı taşlı ve sert dönüşler içeren bu inişte yüksek hızlara ulaşmak mümkün. Lastik basıncım yüksek olduğundan anormal derecede sarsıldım. Aslında durup lastik basınçlarımı indirebilirdim ama “gidiyorum işte zaten asfalta çıkınca orada iyi giderim” diye indirmedim, iniş bitene kadar idare ettim. İdare ettim ama ne bilek kaldı ne de parmak :) .

İniş sonrasında bir de baktım ki zincir haşır huşur etmeye başladı. Ancak geçen seneden tecrübeli olduğumuzdan takım olarak uyguladığımız yağ enjekte sistemini kullanıp bisikletten inmeden zinciri yağlayıp yoluma devam ettim. Yarışın tahminen 60-65. kilometreleri nispeten düz toprak yollarda geçiyor. Tabii sürekli gücü biten arkadaşlar mola veriyor ve bekliyorlar. Bu kilometrelerde bir yabancının ufacık bir ağacın gölgesi altında oturup dinlendiğine şahit oldum. Aynı bölgede Mehmet SEVİNÇ arkadaşım da önümde kenara çekti.

70. kilometrelere geldiğimiz de benim de nabzım düşmeye başladı. Hâlâ belirlediğim tempoda gidiyordum ancak oldukça zorlanmaya başladım. Bir şeyler yiyip içsem de fayda etmiyor performansım yavaş yavaş düşüyordu. Kullandığım jel bile ancak 3-5 dakika kendimi iyi hissettiriyordu.

Büyük boyut için tıkla!

80. kilometrelerde arkama dönüp baktığımda 003 numaralı bir yabancının geldiğini gördüm. Geçilmemek adına yüklendim patiklarda tekniğimi kullanarak arayı açtım ancak uzun toprak yola geldiğimizde yeniden yakalandım. Yanıma geldi ve “birlikte sürelim” dedi. Ben de “tamam” dedim, arkasına takıldım. Çok geçmedi benim öne geçme zamanım geldiğinden arkasına baktı. Ama ben ondan 50 metre geride kalmıştım bile :D.

Bu zorlamadan sonra son 5 kilometre çin işkencesine döndü. Bu 5 kilometre adeta geride kalan 75 kilometreye bedeldi. Tam jel kullanma zamanıydı ama artık ne el ne kol tutmadığından jeli elimden düşürdüm :( . O halde bitiş noktasına adeta sürünerek gitmeye başladım. Metreler bitmek bilmedi. 2000 metre…1000 metre… derken arkama baktığımda 4 kişilik bir bisikletli grubu gördüm. O an iki tane kırmızı plakalı gördüm gibi geldi ve eyvah dedim o kadar didindik son 1 kilometrede geçilip gideceğiz…

Artık gücümün son damlalarını da kullanıp finişe doğru bastım. Ancak gözlerim kararmaya başlamış, ellerim kollarım tutmaz olmuştu. Neredeyse bisikletten düşecektim ama nedense bu 1000 metre bitmek bilmiyordu.

Sonunda beyaz renkli o balonu uzaktan görünce derin bir “oh” çektim. Arkama baktım kimse gelmiyor, pedallamayı kestim ve hızımla finiş noktasından geçtim. Yarış bittiğinde kaldırıma yanaştım. Bisikletten inemedim. Duygun ve Ahmet arkadaşımız sağ olsun beni tuttular bisikletten indirdiler, oturttular. 1 saat kadar kendime gelemedim :D.

Geçen seneye göre bu sene ki maraton da daha iyiydim. Geçen sene ben de o türbede yıkılıp kalanlar arasındaydım ama bu sene kendimi daha verimli kullanarak bitiş çizgisini görebildim.

Biz çok heyecanlı ve sabırsız bir toplumuz. Halbuki “sabrın sonu selamettir” diye bir söz vardır. Bu söz sanki maraton için söylenmiş bir söz. Gerçekten de gücünü iyi kullananın, sabredenin ve dayanıklı olanın kazandığı bir yarış. Buna diğer bir örnek de Bilal AKGÜL oldu. Bilal, Oymapınar barajına kadar liderin arkasından adeta sprint atmış ve o da türbe çıkışında kusarak yarışı bırakmış.

Bu arada lidere de değinmeden edemeyeceğim. 42 yaşında 3 saat 37 dakikalık bir derece elde etti ve herkesin ağzı açık kaldı. Bu yaşta bu performansa şapka çıkarılır doğrusu. Daha sonradan öğrendik ki kendisinin 100 kadar madalyası ve kazandığı birçok maraton varmış. Kendisini buradan tebrik ediyoruz.

Bu arada master kategorisi de heyecanlı bir finişe sahne olmuş. Son 10 kilometreye 3’lü grup haline giren Turan BALCI, Uğur TAŞDEMİR ve Bora TİRKİ taktiksel bir savaş sonrasında sıralanmışlar. Turan BALCI’ ya ve Uğur TAŞDEMİR ’e son kilometrelerde yetişen Bora TİRKİ, bir sprint atıp onların gücünü almış, sonradan ikinci bir sprint ile finiş çizgisine ikinci olarak girmiş. Ayrıca bu kategori de bir diğer söylenti de birinci olan kişinin parkurda bir motor tarafından çekilmesi oldu. Yarış sonrası, görenlerin itirazlarına rağmen sonuç değişmedi ve sonuçlar onandı.

Benim gördüğüm kadarıyla organizasyon yine geçen seneki kadar başarılı ve güzeldi. 2 tane sınavımın arasında olmasına rağmen bu yarış gerçekten kaçmazdı. Manavgat gerek doğası olsun, gerek tesisleri olsun, ortamı olsun gerçekten çok güzel bir yer. Burada yarışmak ayrı bir keyif doğrusu.

Deniz sefası
Deniz sefası
Büyük boyut için tıkla!

Yarış sonrasında denize ve havuza girdik. Belki de günün en güzel anı bu andı. Tüm günün yorgunluğunu yüzerek attık. Sonrasında tadına doyum olmayan güzel yemekler ile harcadığımız kalorileri fazlasıyla geri aldık :D.

Çok güzel bir hafta sonu oldu benim için. Buradan tekrardan Side-Manavgat turizm işletmecileri derneğine ve bu yarışta emeği büyük olan Ünal TOLUN’ a yarışçılar olarak teşekkürü bir borç biliriz.

Bu arada Cumartesi günkü sınavımdan kalacağım gibi görünsem de, yarış sonrası direkt girdiğim pazartesi günkü sınavım oldukça iyi geçti. Hafta sonu aldığım moralden olsa gerek ;).

Junior kürsüsü
Junior kürsüsü
Büyük boyut için tıkla!

 Master kürsüsü
Master kürsüsü
Büyük boyut için tıkla!

 Elit A kürsüsü
Elit A kürsüsü
Büyük boyut için tıkla!

Büyükada yarışına hepinizi bekliyoruz. Büyükada da görüşmek üzere , ayağınız pedaldan eksik olmasın.

Fotoğraflar : Konur KOLDAŞ , Muammer YILDIZ

Manavgat Yarışı’nın nihâi sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 5693 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015