Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
Paris İzlenimleri
MTBTR.com'un Muhabirleri'nden

Paris İzlenimleri

Yazar: Sarper Günsal
2.8.2007

MTBTR.com hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak 2 muhabirini Fransa Turu’nu izlemek üzere Paris’e gönderdi. Sizler için gezdik gördük, geldik, şimdi de yazıyoruz.

Tam değil… Çocuklara yıllar önce verilmiş bir söz olmasa Paris’e gidip Fransa Turu’nun son etabını seyretmeyecektik. Ama madem çocuklar verilen sözü unutmuyor, o zaman yolculuk tarihini uydurup son etabı seyretmek zorundayız diye düşündük ve yolculuk planlarımızı ona göre yaptık.

Yolculuğun son gününe kadar Tour’u seyredemedim neredeyse. Çocukları Disneyland’a götür, dön gel Notre Dame’a koştur, oradan Eyfel Kulesi’ne seyirt derken ne hal ne de zaman kalıyordu. Sabahları köşedeki gazeteciden aldığım L’Equipe gazetesini sökmeye çalışarak bir fikir sahibi oluyordum. Geceleri de yorgunluktan perişan sızmadan önce 3 dakika TV’de özetlere bakabiliyordum. Vinokourov’da doping çıktığını Türkiye’den gelen bir sms’le öğrendimi söylersem muhabirliğimizin fena halde yattığını anlarsınız.

Fransa Turu’nun son etabı 1975’den beri Paris’te biter. Etap Paris’in dışında bir kentte başlar, banliyöden geçerek merkeze gelir. Sonra şehrin göbeğindeki parkurda 8 turluk bir kriteryum sonunda Champs Elysées (Şanzelize) caddesinde sprintle biter. Kriteryum parkuru yaklaşık 7 km uzunluğunda. Şehre doğu-batı yönünde bakarsanız parkur

  • Champs Elysées Cad.(Doğu yönünde)
  • Concorde Meydanı
  • Tuileries Rıhtımı
  • Gal. Lemonnier Caddesi (Tünel)
  • Rivoli Sokağı
  • Concorde Meydanı (Tekrar)
  • Champs Elysées (Batı yönünde)
şeklinde geçiliyor. Champs Elysées Caddesi’nin Zafer Takı yakınında 180º geri dönen sporcular yeni tura başlıyorlar. Google Earth’ü olan bakabilir.

 Kriteryum Parkuru (Google Earth)
Kriteryum Parkuru (Google Earth)
Büyük boyut için tıkla!

TV’den aşina olduğum parkuru harita üstüne de oturtup nereden seyretmemiz gerektiğini kestirmeye çalıştım. Hesabım bisikletçileri en yavaş oldukları noktada görmek üstüneydi. Buna göre 2 yer öne çıkıyordu: Ch. Elysées’deki dönüş ve tünel çıkışı Rivoli Sokağı’nın köşesi. İlk yerin çok kalabalık olacağını düşündüm. Üstelik Pazar günkü programımıza göre sabah Louvre Müzesi’ni gezecektik. Lojistik olarak da Rivoli Sokağı daha uygun gözüküyordu.

Üç çocuk, üç yetişkin olarak Pazar sabah kalkıldı ve erkenden Louvre’a varıldı. Mona Lisa, sonra Da Vinci’nin diğer eserleri seyredildi. Ardından Mısır uygarlıkları ve Michelangelo’nun yapıtlarıyla III. Napolyon’un dairesi gezildi. Bu devasa müzeden bir kahve molasıyla beraber öğleye doğru çıktık. Üç saattir ayakta olan ekipten sadece iki kişi yarışı seyretmeye karar verdi. Çocuklar yakındaki dönmedolap ve eskiden “Uçan Sandalyeler” dediğimiz lunapark aletine bindirilip otele sepetlendiler. Çocuklarımız bizim hobilerimizi ve tutkularımızı paylaşmak zorunda değiller elbette. Ama buna üzülme özgürlüğümüz de elimizden alınamaz. Ne yapalım…

Şimdi düşününce gerçekten oldukça erken beklemeye başladığımız düşünüyorum (aslında o gece Monmartre ve Sacré Coeur kilisesini de gezip otele dönünce ayaklarımın ağrısıyla buna karar vermiştim). Gezilerle beraber o gün toplam 8-9 saat ayakta durmak çok yorucu oldu. Tecrübesizlik de büyük faktördü. Daha deneyimli olanlar, kır iskemleleriyle gelmişlerdi. Yarış saatini sokak cafelerinde yiyip içerek bekleyen de çoktu. Acar Muhabir’le değişimli olarak sıramızı tutmaya karar verdik. Bu arada yerimizi gözümüze kestirmiş ve bariyerin önüne sıralanmıştık. Saat 13:00 gibiydi. İlk turu ben attım o bekledi. Sonra o dolaşmaya çıktı ben bariyerlere dayanıp kitap okudum. Yavaş yavaş kalabalık arttı. Sağımda altmış yaşlarında Hollandalı bir çift vardı. Kollarımı açıp geniş durarak sol tarafımda bir kişilik daha yer tutmaya çalışırken yanımda bir baba ve üç çocuğu belirdi. Acar Muhabir’le üç saat itişmeyi göze aldılar ama sonunda o üç çocuk metal bariyerin önünde yarışı seyretmeyi başardılar. 8-9 yaşındaki kızı dirayetinden dolayı kutluyorum; Acar Muhabir’i bile pes ettirdi.

Karşı köşemizde, çaprazda, tünel çıkışındaki sol virajın iç kısmında Norveç bayrakları ve formalarıyla Thor Hushovd taraftarları yerlerini almışlardı. Durdukları yerden Hushovd’u ve yarışı sadece silüet olarak görebileceklerdi. Çok anlamsız bir yerde beklemekteydiler. Sonra uyandım. Tam karşılarında TV kamerası vardı ve herhalde bütün yarış boyunca ekranda gözüktüler. Bizse yarışçıları en iyi göreceğimiz yeri seçmiş, medyatik olmaya prim vermemiştik. Gurur duydum!!

Saat 15:00 gibi karavan geçişi başladı. Go-kart arabasından bozma peynir tekerleği, gazete ya da su şişesi haline gelmiş kamyonetler, mutasyona sonucu market arabasına dönüşmüş otomobiller önümüzden geçmeye başladılar.

 La Vaş Ki Ri!!
La Vaş Ki Ri!!
Büyük boyut için tıkla!

 Gazete kamyonetine yeni boyut
Gazete kamyonetine yeni boyut
Büyük boyut için tıkla!

Bu karavan tüm Fransa Turu boyunca bisikletçilerin önünde gidip her yerde eşantiyon dağıtıyor. Toplam 15 milyon promosyon malzemesinin dağıtıldığını duymuştum. Ama Paris’in içine bir şey kalmamış. Avucumuzu yaladık. Sadece Acar Muhabir’in ele geçirdiği 4 tane yeşil plastik eli ganimet olarak memlekete getirebildik. Cyclingnews.com’un arabasını kıskanmadığımı söylesem yalan olur. Darısı başımıza...

Kamyon üstü DJ’ler "Evet Paris nasılsınız?!" naralarıyla bu muhabbetin dünyanın her yerinde aynı olduğunu ispatlar gibiydiler. Promosyon kızlarının dansları bizim kızlarınkinden daha iyiydi ama. Tour’un saat 16:00’ya doğru geleceği etrafta konuşuluyordu. Oteli arayıp durumu sorduğumda daha 75 km olduğunu öğrendim ve küçük bir şok geçirdim. Ayakta durmaktan nefret ederim ve 3 saattir hareketsiz ayaktaydım. 75 km bir buçuk saatdaha demekti. Kötü haberi sağa sola vererek acımı paylaştım. Fakat Acar Muhabir’le sürekli itişmekte olan çocukların babası kriteryumu da hesaplamak gerektiğini söyleyince biraz sakinleştim.

Heyecan saat 16:30’a kadar artmadı. Benim gözüm kenardaki polislerdeydi. Türkiye’den alışkanlıkla onlara bir haber geleceğini, toparlanarak sağa sola zart zurt çekmeye başlamalarını kolluyordum. Ama Fransız polisi sonuna kadar gayet ilgisiz kaldı. O kadar süre boyunca yalnızca bir kere o da çöp bidonunun üstüne çıkarak seyretmeye çalışan birini “Mösyö lütfen ininiz!” diye uyardılar o kadar. Birkaç yıl önceki bir Tour’da finişte fotoğraf çekmeye çalışan bir polis favorilere çarpıp zincirleme kazaya neden olmuştu. İpucu için polislere pek de güvenmemem gerektiğini düşünmeliydim.

Oteli arayarak MTBTR.com’un fahri görevlilerine durumu tekrar sordum. Eyfel’in gözüktüğünü söylediler. Biraz sonra oldukça uzaktan helikopterler de gözüktü. Bir arkadaşım aradı ve “Concorde Meydanı’ndalar. Geliyorlar!” dedi. İki dakika sonra önümüzde olacaklardı. Etrafta çıt çıkmıyordu. Herkes ciddileşmişti. Gözler sporcuların ilk görünecekleri köşedeydi. Acar Muhabir küçük kızı kamera açısını kapatmaması için gözleriyle uyarıyor, koluyla itekliyordu. Ben ise parmaklarımın ucuna kalkmış, yıllardır gazete, dergi, internet ve TV’den izlediğim, kültürümüzde olmamasına karşın bağlandığım ve sevdiğim; paramı ve zamanımı uğrunda harcadığım bir olaya tanıklık etmek üzereyken neden heyecandan delirmediğimi sorguluyordum….

Mavi araba, polis motorları, MAVIC’in sarı arabası, Sarı LCL motosikleti, Kırmızı hakem arabası, yine arabalar, motorlar geçti. En tanıdık görüntü kırmızı Skoda arabanın tavanından beline kadar çıkmış, arkaya bakan mavi gömlekli adam (o adam 3500 km boyunca arka koltuğa mı basar yoksa aşağıda bir düzenek var mıdır acaba?)… Sonra 10 saniyelik boşluk…

Köşeyi önce Discovery Channel döndü. Dönmeleriyle yanımdan geçmeleri bir oldu. Ben dahil herkes bağırıyordu. Çok tuhaf. Üç saniye önce son derece sakinken önümden geçen Sarı Mayo’ya “Albertooooooo!!!” diye avazım çıkana kadar bağırıyordum. Contador sarı bir silüet olarak geçip gitti. Peloton son hızında olmamasına karşın (tünelin rampasını çıkıp geliyorlardı) yarattığı rüzgar net olarak hissediliyordu. Okuduklarımın aksine pelotonun sesini duyamadım. Etraftaki gürültüden duymamış olmalıyım çünkü o kadar bisiklet ne kadar bakımlı da olsa aynı anda önümden geçerken bir ses duymam gerekirdi. Ne tarafa bakacağımı şaşırmıştım. Gelişlerini mi gidişlerini mi seyredeyim diye kafamı bir sağa bir sola çevirirken peloton basıp gitti. Arkalarından takım ve hakem arabaları, içindeki spikerin yarışı anlattığı VELO dergisinin arabası ve bilumum motorize alet geçtikten sonra en son “FIN DU COURSE” (Yarış Sonu) yazan bir kamyonet ve iki motorla ortalık sakinledi.

Önde Barloworld, arkada küçücük Contador
Önde Barloworld, arkada küçücük Contador
Büyük boyut için tıkla!

Yorgunluğumdan eser kalmamıştı. Deniz’le ne kadar hızlı geçtiklerini konuştuk. Acar Muhabir’in çekebildiği iki poza baktık. Makinenin sürati yarışçıların hızına pek yetişememiş, kadrajı tutturamamıştık. Çevremde herkes sırıtıyordu. Yaklaşık 7 dakika sonra yine geldiler. Parkur da yaklaşık 7 km olduğuna göre ortalama hız 60 km civarında diye düşünüp şaşırdım. Kopmalar başlamıştı. İkinci turda Agritubel’den bir bisikletçi, diğer turda da küçük bir grup kaçtılar. Pelotona 30 saniye kadar fark atmışlardı. Ana grup Barloworld’ün liderliğinde geçti. Robert Hunter’i çekiyorlar herhalde diye düşündüm. Disco Boys görevini yapmış arkaya çekilmişti. Sonradan Paris’e yaklaşırken öne geçip tempoyu kontrol ettiklerini öğrenecektim. Acar Muhabir kadrajı oturtmuştu artık. Güzel birkaç resim yakalayabildik. Önümüzden sekizinci kez geçtiklerinde fark 12 saniye kadardı. Biraz ilerimizde duran son kilometre bayrağı indirildi ve yarış son tura girdi. Helikopterlerin yerine bakarak ne zaman geleceklerini kestiriyorduk. Zaten hızla önümüzden geçmeye başlayan hakem ve organizasyon arabaları da gelmek üzere olduklarını gösteriyordu. Son turda galiba yine Lampre’den biri önde geçti. Sonra etabı Bennati’nin kazandığını duyunca “Haaa o Bennati’ydi o zaman” diyebildik. Gerçekten de o süratte anlaşılmıyor.

 Fotoğrafçı amatör ama olaya yakın
Fotoğrafçı amatör ama olaya yakın
Büyük boyut için tıkla!

Çok iyi bir yer bulmuştuk. Tüm peloton bariyerin hemen önünden geçti. O kadar yakında olmalarına karşın sadece George Hincapie ve Sergio Paulinho’yu önümden geçerlerken tanıyabildim. Yine “Geooooooorgeee!!!” diye bağırmışım. 43 yaşında bir adamın şarkıcı Tarkan’ın karşısındaki kızlar gibi yırtınmasının arkasındaki psikolojik ve nörolojik faktörler ilginçtir herhalde. Puanlı Mayo ve Sarı Mayo’yu mayolarından ayırt edebildim. Yeşil Mayo Tom Boonen’i göremedim bile. Yarış bitti. Seremoniyi izlemeye Concorde Meydanı’na gidemedik. Hem çok yorgunduk hem de daha Paris’te gezeceğimiz yerler vardı.

Fransa Turu bu sene de tatsız geçti. 4 doping vakası, kovulan bir Sarı Mayo, ayyuka çıkan UCI-A.S.O. kavgası. Yarış öncesi tahminlerimin ve dileklerimin de çoğu tutmadı. Ama bir dileğim vardı ve o yerine geldi. Sevdiklerimle beraber Fransa Turu’nu Paris’te seyredebildim. Acar Muhabir’in kanına bisiklet zehri iyice girdi. Çocuklar belki oteldeydiler ama TV’den son etabı seyredip dönüşte heyecanla anlattılar ve gözlerini koca koca açarak da dinlediler. Virüs onlara da bulaşıyor. Bacaklarımın ağrısı yeni geçti sayılır ama değdi doğrusu. Yüzümde hala pelotonun rüzgarı var ve gelecek sene yeni yarışların planları başladı bile…

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 4687 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015