Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Kasım . 2017  
Shock Position 2
Herşeyin başladığı sona yakın maceralar...

Shock Position 2

Yazar: Burak Bakay
9.1.2003

Bölüm 2 Ufak bir mola verdiğimizde Woofer'in ön tekerinin biraz indiğini fark ediyoruz. Sabah neredeyse taş gibi sert olan tekerin bu yumuşak halini görünce kesin patlak var diyoruz. Ama eğer patlak küçükse bizi uğraştırmadan Salda' ya götürebilir bu bisiklet diye düşünüyoruz. Önümüzde bir iniş var sonra az bir düzlük ve sonra çıkış. "Su karşıya bi gidelim bakalım ne olacak" diye çıkıyoruz yola Woofer önde. Sorunsuz ve hızlı bir şekilde geliyoruz yokuşun başına. Yavaş yavaş yukarı çıkıyoruz ufak bir gölge buluyoruz tam tepenin üstünde yani geldiğimiz ve gideceğimiz yolu rahatça görebiliyoruz. Woofer' in tekere bakıyoruz neredeyse tamamen inmiş. İlk başta şoke olan ekip kısa bir panik sürecinden sonra toparlanıyor ve pit stop başlıyor. Baş mekanikerimiz NoLimit hemen parçacı Chamur' dan aldığı anahtarlar ve BLaDe 'den aşırdığı iç lastikle sanatı inşa etmeye başlıyor (Vay be)

Zaten kolay bir mekanizması olan Bianchi' nin ön tekerini çıkarıp, iç lastiği çıkarmamız birkaç dakikamızı alıyor. BLaDe'in önceki gün patlayan ve servis tarafından tamir edilen ve yerine yenisi takılan iç lastiği alıyor mekanik. İç lastiğin sibobunu jantın sibop deliğinden geçirmeye çalışıyor ama biraz uğraştıktan sonra "Haaa....." diyerek şaşkınlığını belirtiyor. Şok Pozisyonundan henüz kurtulmuş olan diğer ekip üyeleri sibobun orijinal Bianchi jantına büyük geldiğini görünce tekrar şoka giriyorlar.

[ Yalnız Değilsin Bir yazı ]

Yeşil bir mola
Yeşil bir mola
Büyük boyut için tıkla!
İç lastiği değiştirmemizin mümkün olduğu şartlar altında 5 dakikamızı alacak olan patlak olayıyla yarım saattir uğraşıyorduk. Yanımızdan bu süre zarfında bir çok araba geçmesine rağmen hiçbiri yardıma ihtiyacınız var mı diye durmuyordu halbuki ciddi bir problemle karşı karşıya olduğumuz belliydi elimizde iç lastik kimisi dış lastikte diken arıyor, kimisi de iç lastikteki patlağı bulmaya çalışıyor. Neyse ki 2. patlak büyük bir dikenin eseriydi ve bulması zor olmadı. Büyük deliği hemen Bally-yedek iç lastik parçası ile yamıyor NoLimit . Kurumasını beklerken zaman ilerliyordu ve güneş artık bizim hararet yapmamıza neden olacaktı.

Derken kuruduğuna kanaat getiren baş mekaniğimiz NoLimit pit-stopun sona ermesinin zamanının geldiğini belirtiyor. Hemen parçaları yerli yerine yerleştirdik ve pompa ile normalden fazla hava bastık Bianchi'nin ön tekerine. Bu şimdiye kadarki büyük gezilerimizde yaptığımız ilk patlak lastikti. Ama gerçekten olanaksızlıkları içinde yapmıştık. Aslında şu anda da tam yaptığımızdan emin değildik. Büyük patlağı kapatmıştık ama tahminimizce ufak bir patlak daha vardı. Allah' a emanettik zaten şimdi kendi irademizde olan olaylar daha da azaldı, daha büyük bir yüzde ile Allah'a emanetti Şokçular artık.

Woofer önden yokuş aşağı inişe başladık. Pedalların temposu 45 dakikadan fazladır bekleyen bisikletleri ufak bir moralle rüzgarla yarışa başlattı. Zaten sıkıldığımızdan son gaz yüklenince pedallara iniş çabuk bitti. Biraz düzlükten sonra neredeyse indiğimiz düzlük seviyesinde bir yere doğru tırmanmaya başladık. Bu arada öğle vakti yaklaşıyordu. Güneş ışınları tepemize daha dik düşmeye başlıyordu. Etrafımızda ne bir kilometre levhası, ne bir yol ayrımı, ne bir insan yada medeniyet kalıntısı, ne normal yoğunlukta trafik ne de en önemlisi su kaynağı yoktu. Sularımız özellikle molada oldukça azalmıştı.

[ Bir yazı Manzara ]

Yokuşu yavaş yavaş çıktık. Ben arada sırada kardeşimin bisikletinin ön tekerini kontrol ediyordum ve bizi tekrar uğraştırmaması için dua ediyordum. Genel olarak yolumuz tırmanışlarla geçiyordu. Şu anda tırmanmış olduğumuz yokuşun tepesinde sayılırdık. Arkadan gelenler merakla önden gidenlere sorular soruyorlardı "Yol gözüktü mü? Yine mi yokuş var, düz yol yok mu kardeşim burada! " gibi. Derken hepimiz yokuşun tepesinde şoke olduk. Manzaranın güzelliğine mi hayranlık duyalım yoksa karşımızda bizim ona yaklaşmamızı bekleyen çok uzun virajlı ve yüksek yokuşa mı üzülelim. Sağımızda Yarışlı Gölü, dağlar ve teper arasından parıldıyor. Etrafında ağaç grupları. Ortasına doğru uzanmış bir yarımada. Ama önümüze bakınca hiç de iç açıcı şeyler görmüyoruz. Kıvrıla kıvrıla ağaçlar içinden yükselen siyah bir yol. Etrafta hiç petrol istasyonu, köy evi falan yok sadece birkaç tane terkedilmiş mermer ocağı var.

Grup üyelerinden bazıları Salda' ya boş vermemiz gerektiğini, sağımızdaki Yarışlı Gölü'nün ona bin basacağını, zaten yorulmuş olduğumuzu, kampı burada kurmamız gerektiğini söylüyorlardı. Aslında o andaki ruh halimizi hesaba katarsak bu fikir hepimize bir nebze de olsa mantıklı gelmişti. Karşımızda sanki çıkarken öleceğimizi hissettiğimiz bir yokuş, sırt ağrılarımız artmış, suyumuz neredeyse bitmiş, yokuştan ve sıcaktan bunalmış halimiz bizi yol almamamız konusunda ikna etmeye çalışıyor gibiydi. Ama böylesine saçma bir şey yapmayacağımızı anladık inişten hızlanıp rüzgarın serinliğini hissedince.

* * * NoLimit

Büyük boyut için tıkla!

Düzlüğe indik, karşımızdaki ürkütücü yokuşa bakıp derin derin düşünüyorduk ki önümüzde sol tarafta bir su kaynağı gözüktü. Kimisi son gaz dikenlerin arasından tozutarak, kimisi uzun yoldan hız yaparak suya önce varma yarışına başladık. Gerçekten çok susamıştık ve su gerçekten mükemmeldi, soğuktu, tadı güzeldi. Tek kötü yanı daha önce karşımıza çıkmamış olması yada az akmasıydı. Gölge yoktu ama biz suyun buharlaşırken etraftan aldığı ısıyı bizim hararet yapmış tenimizden almasını sağlayarak bu sorunu hallediyorduk. Daha doğrusu suyu kafamızdan aşağı boşaltıyorduk, ilk başta zıplasak da bağırsak da sonradan iyi oluyordu. Burada bir müddet durduk sanki suyun başında biraz daha fazla kalırsak susuzluğumuzu daha iyi giderecekmişiz gibi. Ama bu arada sıcak beynimizi kazan gibi yapmaya devam ediyordu. Bu gezi fiziksel bir mücadeleden çok psikolojik bir savaştı çoğu zaman. Ne alakası var bilmiyorum yani az önceki cümleyi kullanmamın nedeni ne diyebilirsiniz, bilmiyorum gerçekten. Hani hep derler ya bu fiziksel bir mücadele değil, bir beyin mücadelesi. Yok kardeşim pek de öyle değil, "pedala bascan gitcen" işte o kadar :)

Bisikletler tekrar yoldaydı. İlerlerken arada bir başımızı kaldırıp geldiğimiz, gideceğimiz yerlere yada sadece öylesine manzaraya bakıyorduk. Bisikletlerde şu ana kadar teker patlaması dışında bir teknik arıza yoktu. Problemsiz bir şekilde (teknik olarak) yolumuza devam ediyorduk. Başlarımız sıcaktan ve yorgunluktan eğik vaziyette düşük tempolu pedallamalar yapıyorduk. Kıvrımlı yokuşun mecburi oyununu oynayarak bir sağ bir sol yeşilliğin içinde yukarı çıktık. Yeni bir ufuk görecektik şimdi ama kimse ne olacağını yada neye benzeyeceğini bilmiyordu. Arkamızda muhteşem göl manzarasını bırakıp yol denen sonsuz kavramı bitirmeye çalışmaya devam ettik.

Büyük boyut için tıkla!

* * * Woofer

Tepenin üstüne çıkıp da yeni parkurumuzu görünce sevinelim mi, üzülelim mi karar veremedik yine geçen olduğu gibi. Tahmin edeceğiniz gibi önce ufak bir sevinç ardından uzun bir baygınlık uzanıyordu. Asfalt bize kendi dilinde bir şeyler demeye uğraşırken inişe bıraktık kendimizi ve karşımızdaki yokuşun yarı yolunda olan köye doğru harekete geçtik. Yollar güzeldi, etrafı yemyeşil ağaçlar ve sarı-yeşil tarlalarla kaplı güzel,sulak ,inişli çıkışlı yerlerden gidiyorduk artık. En azından medeniyete yaklaşmış olmanın verdiği bir güven vardı kalbimizde. Yolun sol tarafında molada karpuz yiyen bir grup köylüye danışalım dedik.

Salda' ya bu yoldan gidiliyor, değil mi? evet abicim evet devam edin. Peki yolun gerisi de böyle yokuş mu? Hı-hı geri kalanı da aynı böyle hep yokuş.

Bizi hiç düşünmeden yapılan bu yorum bizi neredeyse ağlatacaktı. Daha önümüzde onlarca kilometre vardı ve biz gerçekten yorulmuştuk ve oradaki amcalar bize hep yokuş var dayım hep yokuş diyorlardı. Sanki bir yokuş daha çıkamayacakmışız gibi geliyordu hepimize de. Yine çadırları buraya kurma önerisi duyuldu bu sefer esprilik bir ortam kalmamıştı, kimse gülümsemedi. Önümüzde düşünüp durmamıza karşın tek bir seçenek vardı : Devam etmek. ama hepimizde sanki yapabileceğimiz başka bir şey varmış gibi düşünüyorduk kızgın asfaltın üzerinde, köyün girişinde. Karar belliydi zaten. Devam edecektik ama hiç de kolay olmayacaktı. Köye doğru döndük ve bisikletler hareket etti.

* * * NoLimit

Köyün içinde de iniş çıkışlar olduğu için kah yavaş kah hızlı devam ediyorduk. Yolun tepesini bile neredeyse kaplamış olan dev ağaçların koyu gölgeleri bizi mutlu etmeye yetmişti böylesine bir ortamda. Köyden çıktığımızda karşımızda uzanan dağ, ağaç, asfalt ve ova görüntüsü bize tek bir şey öğretiyordu : Artık eskisi kadar zorlamayacağız ama emin olun ki kolay olmayacak.

www.geocities.com/ shockposition

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 2366 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015