Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
22 . Kasım . 2017  
Belçika'da Bir Bahar Klasiği
Tour of Flanders

Belçika'da Bir Bahar Klasiği

Yazar: Deniz Akgürgen
15.4.2008

18 sene önce Brüksel’e yerleşen çok sevdiğim arkadaşlarımı ziyarete ve Tour of Flanders’ı izlemeye gidiyoruz… Beş senede bir, bu arkadaşlarımıza kalabalık bir grup olarak baskın yaparız. Onlar da kanlarının son damlasına kadar bizi gezdirir, yedirir, içirirler. Bizi şımartıp Brüksel’e daha sık gelmemiz gerektiğini hisettirirler. Bu sefer dört kişiyiz. İki ayrı eve dağılmış durumdayız. Cumartesi günü eve yerleşip, ailenin dünya tatlısı çocukları ile alt alta üst üste sarmaş dolaş hasret giderdikten sonra, Pazar günü diğer evde brunch yaptık. Ekipte Sarper’in İtalya’dan yarışı izlemeye gelen arkadaşı Pier de var. Çocuklar Fransızca, Flamanca, İngilizce ve Türkçe konuşuyor. Pier İtalyanca, İngilizce.. Biz İngilizce,Türkçe.. Fransızca.. Ortalık bazen öyle karışıyor ki.. İngilizce soruya Türkçe, Fransızcaya İtalyanca.. ve kombinasyonları şeklinde cevap alabiliyorsunuz… Bazen şansınıza bilmediğiniz dil çıkıyor o zaman da vucut dilinden çıkartmaya çalışıyorsunuz.. Pier’in deyimiyle tam bir Emirates Havayolları ortamı.

Pazar brunch sonrası bize verdikleri GPS’li araba ile Tour of Flanders parkuruna doğru yola koyulduk. Yarış Brugge kentinden başlayacak ve Brüksel yakınlarında Meerbeke'de bitecek. Yaklaşık 260 km. Bisiklet delisi Flamanlar'ın en büyük yarışı olarak biliniyor. Belçika'da iç savaşa neden olmayan ama 100 yıldır da sönmeyen Flaman-Valon çekişmesinin bir ürünü. Valon Bölgesi'nin meşhur yarışı Liege-Bastogne-Liege'e Flamanlar'ın bir cevabı olarak 1913'de düzenlenmeye başlamış. 1. Dünya Savaşı'nda ara verilmiş ama ikincisi sürerken yapılmaya devam etmiş. Belçika gibi dümdüz bir ülkede 17 tane tepe bulmak zor iş ama organizatörler bunu becermişler. Yarışın en önemli özelliği ülkenin meşhur yağmurlu havasıyla arnavut kaldırımı yokuşların ortaklaşa yaratacağı güçlükler. Sporcular ne kadar acı çekerse seyirciler için yarış o kadar zevkli. Paris-Roubaix yarışında işi yola çamur dökmeye kadar götürdükleri biliniyor.

Biz evden çıktığımızda yarış başlamıştı. Arkadaşlarımız bizim yarış sevgimize bir anlam verememekle beraber tüm olanaklarını seferber etmişler ve iyice bilgilenmişlerdi. Yarışı izlemeyi hedeflediğimiz noktayı modern pusulaya girdik ve kendimizi GPS’te konuşan ablaya bıraktık. Plan yaklaşık saat 15:00 gibi sporcuların geçişlerini seyredip ardından şerefimize verilecek erken akşam yemeğine yetişmek. GPS'in sözünü dinleyerek güzel güzel giderken birden sola dönmemiz gereken yolun kapalı olduğunu görüyoruz. GPS Abla'yı hafif sinirlendirip farklı yollara sapıyoruz ama durum ümitsiz. Abla hep kapalı yolu öneriyor. Sarper ve Pier polislerle konuşup geri geliyorlar. GPS'e Geraardsbergen'i kodluyorlar. Orada Te Muur var. Bu yarışın Koppenberg ile beraber en meşhur yokuşu. Kasabayı bulup arabayı park ettikten sonra sporcuların geçeceği parkura doğru bir grup insanla birlikte tırmanmaya başlıyoruz. Te Muur yön levhalarında yerini almış.

Muur = Duvar...%9.3
Muur = Duvar...%9.3
Büyük boyut için tıkla!

"Te Muur" (Duvar) ya da tepedeki kilise/şapele atfen "Kapelmuur" %20'ye varan eğimiyle sert bir yokuş. Ortalama eğimi %9.3, uzunluğu da 1,075 metre. Yarışın son 16 kilometrelik kısmında yer aldığı için sabah 9.30’da yarışa başlayan sporcuların tüm eforlarını sarf ettikleri bir yer. Böylesine zor bir tırmanışla nasıl baş edeceklerini tüm seyirciler merak ediyor. Kasabadan yukarı çıkarken yol üstünde birçok küçük pub var. Buralarda mola verip biralarımızı içerek biraz ısınmaya çalışıyoruz. Etraf bisikletleriyle ya da yürüyerek gelmiş insanlarla dolu. Belçikalılar ve İtalyanlar ağırlıkta. Hava güneşli ama çok soğuk. Yarışı nereden izleyeceğimiz konusunda farklı fikirler oluşuyor. Erkekler ayakta durulması en kolay ama görüş olanağı çokda iyi olmayan bir yeri seçiyor.. Ben ise basın ve kameraların tam karşısında bir tepeciği öneriyorum. Fotoğraf çekmek için çok ideal bir yer. Hatta ısrar edip orada kalıyorum. Pier ve Sarper başka bir yer aranırken yanımdaki iri Flamanlar iki dirsek atıyor ve ben tırmandığım yerde ayakta duramayacağımı görüp erkeklerin peşinden gidiyorum. Ertesi gün ilk durmaya çalıştığım noktanın resimleri tüm Belçika gazetelerinde 8 sütun çekilmiş. Yine de erkeklerin yanına değil aşağıda bariyerin önünde bir yer bulmayı başarıyorum. Böylelikle yarış için hazırlanmış tüm eşantiyonları (şapka, bira açacağı, gürültü çıkaran bir alet) elde etme imkânı buluyorum. Böyle zamanlarda her dağıtılan şey pek bir kıymetli oluyor nedense. Sonradan hiç takmayacağım bir şapka için sevinçten atlayıp zıplıyorum.

Seyirci her yaştan insanı içeriyor.. Hatta her yaşta hayvan da diyebiliriz. Bol köpek var. Bu yarışta Fransa Turu’ndan farklı olarak bol animasyon görüyoruz. Sporcuları beklerken "Eddy!!! Eddy!!" tezahüratları ile gökkuşağı formasıyla Eddy Merckx taklidi biri Kapelmuur'un son metrelerini tırmanıyor defalarca.

Eddy Merckx
Eddy Merckx'in ikizi
Büyük boyut için tıkla!

Tom Boonen hayranı bir amca üzerinde beşyüz bayrak ve Tom Boonen yazıları ile tezahüratta bulunuyor. Biz her tezahürat ve alkış duyuşumuzda sporcular geliyor zannediyoruz. Ama olayın başlangıcının helikopterin görünmesi olduğunu hatırlayıp rahatlıyoruz. Yanımda iki Flaman var. 2 saat boyunca her biri en az 10 bira içmiş durumda. Konuştukları dilden tek kelime bile anlamıyorum. İnsan bir iki kelimeyi ya İngilizceye ya da Fransızca’ya benzetir.. Yok öyle bir kelime. Aynı şekilde yaptıkları tezahürat da tamamen anlamsız geliyor kulağıma.

Tom Boonen
Tom Boonen'inen iyi hayranı ve Acar Muhabir
Büyük boyut için tıkla!

Belçika
Belçika'nın yarış düşkünü köpekleri
Büyük boyut için tıkla!

Resmen dört mevsimi yaşıyoruz. Ayakta durduğumuz iki saat boyunca yağmur, kar, kapalı hava ve güneş görüyoruz. Tam sıkılmaya başlarken ortalık hareketleniyor. Önümüzü bir sürü fotoğrafçı basıyor. Fotoğrafçı enselerinden ve kasklarından başka bir şey göremez hale geliyorum. Son derece huzursuz oluyorum. Neyse ki helikopterin geldiğini gördükten sonra tüm fotoğrafçılar ve basın elemanları yere oturarak, seyircilerin önünden çekiliyorlar. 2 dakika öncesine kadar ortalıkta dolaşan herkes sporcuların geçeceği yolu boşaltıyor. Seyirciler heyecanla ilk gelecek sporcuyu beklerken tezahürat iyice artıyor ve Ulusal Şampiyon formasıyla Flaman bayrakları arasından Belçikalı Stijn Devolder'i ve arkasından gelen motorsikleti görüyoruz.

Stijn Devolder yarışı kazanmadan 20 dakika önce...
Stijn Devolder yarışı kazanmadan 20 dakika önce...
Büyük boyut için tıkla!

Tezahürat ve çığlıklar arasında heyecandan titriyorum. Yine fotoğraf mı çekeyim yoksa sahneyi doya doya seyredeyim mi diye kararsız kalıyorum bir an. Sonunda fotoğraf çekiyorum ve yine her zamanki gibi ikinci ve üçüncü durumdaki bisikletçileri kaçırıyorum. Üstleri başları, hatta yüzleri çamur içinde. Yüzlerinde sadece gözleri ve daha fazla nefes alabilmek için açtıkları ağızları, dudakları belli oluyor. Onların bu kadar acı dolu oluşu ve bizim de onların bu halini seyrediyor olmamız beni bir an rahatsız ediyor. Ancak bunu sonunda elde ettikleri başarı ve bizim bu başarıyı kutlamaya gelişimiz olarak düşününce rahatlıyorum.

Yokuş...
Yokuş...
Büyük boyut için tıkla!

 Kapelmuur
Kapelmuur'un son metreleri
Büyük boyut için tıkla!

Biraz sonra birincinin Belçika’lı olduğu (Stijn Devolder) açıklanıyor ve yanımdaki biracılar çok mutlu oluyorlar. İlk on sporcu geçtikten sonra birçok kişi dağılıyor. Belki de bitişe doğru gidiyorlar. Biz ise adrenalin sarhoşluğu içinde neredeyse tüm sporcuların geçmesini bekliyoruz. Sonrasında seyircileri bir göletin etrafında ufak bir pubda buluştuğunu görüyoruz. Sakinleşmek, yarışı konuşmak ve mutluluğumuzu hissetmek için birayla kutlama yapıyoruz.

 Yarış sonu biralaması
Yarış sonu biralaması
Büyük boyut için tıkla!

Yine bir bisiklet yarışı daha bitti. Gitmek bir saat, beklemek iki saat, izlemek on dakika... Bellekte kalanlar ise...

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 4679 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015