Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
22 . Eylül . 2017  
Her Şey Çok Güzel Olacak
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu

Her Şey Çok Güzel Olacak

Yazar: Sarper Günsal
28.4.2008

44. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu yapıldı bitti. İstanbul’da klasman dışı koşulan Grand Prix ardından uçakla İzmir’e geçen yarış kafilesi, Ege ve Akdeniz kıyısını izleyerek yarışı Alanya’da bitirdiler. Yarış haberlerini hafta içi sürekli bildirdik, o nedenle sadece etap kazananları ve Klasman birincilerini yazıp yarışın genel bir değerlendirmesine geçelim.

Büyük boyut için tıkla!

Yazıyı okurken MTBTR.com ekibinin bir üyesinin organizasyonun halkla ilişkiler kısmında bila bedel çalıştığını bilmeniz gerektiğini düşündük. Arkadaşımız üç etap boyunca yarışı halka sunan ekipte görev yaptı. Etik kriterler açısından bunu belirtmemiz gerekiyor.

PARKUR

Yarış parkurunun düzenlenmesinde Ege’den Akdeniz’e doğru bir rota uygulanmıştı. Tur zaten geleneksel olarak bu parkurda koşuluyor. Elbette en önemli yenilik Sultanahmet’te koşulan kriteryum oldu. Startı Sultanahmet Camii önünden verilen yaklaşık 2.5 km’lik bir parkur 30 defa geçildi. Starttan hemen sonraki sol virajla parke zeminde sıkı bir iniş sonrası sporcular Sahil Yolu’na çıktılar. 700-800 mt sonra da sola dönerek Topkapı Sarayı duvarlarını sağda bırakarak kısa ama sert bir yokuşla III.Ahmet Çeşmesi’ne tırmandılar. Bisikletçiler bu noktadan sola dönüp Ayasofya’nın iki yüzünü dolaşarak tarihi Hipodrom’a geri döndüler.

Fikir gerçekten çok iyiydi. İstanbul’un tarihi yarımadasında, başlıca turistik noktalardan geçen bir bisiklet yarışı… Üstelik de 160 ülke TV’sine dağıtılacak bir kriteryum hem ülkemizin adını duyurma açısından hem de sporculara değişik bir tat verip gelecek yıllarda Tur’un cazibesini artırması açısından iyi düşünülmüş bir etaptı. Organizasyon yetkilileri olası sorunların bir kısmını öngörerek bu etabı genel klasmana katmadılar. Parkur dar ve kısa olduğundan kopmaların olacağı, daha ilk etapta Genel Klasman’da büyük açılmalar olmasının hoş olmayacağı ortadaydı. Keza güvenlik açısından da çok ajite bir yarış olmaması gerekiyordu. Yarış öncesi konuşabildiğimiz bazı sporcular da parkuru tehlikeli bulduklarını söylüyorlardı. Yarış büyük bir coşkuyla başladı. Ancak dördüncü turda parke inişte meydana gelen kaza grupta kopmalara neden oldu. Önde yedili bir grup oluştu ve farkı açtılar. Hakem komitesi doğal olarak yarışın seyir zevkinden çok güvenliği ve “yarışabilirliği” düşündüklerinden ana grubun 2:00 arkasına düşen yarışçıları elimine ettiler. Bu karar maalesef yarışın heyecanını ve kalitesini düşürdü. Eğer seneye parkur 7-8 km’ye uzatılıp etap genel klasmana katılabilirse İstanbullular çok daha zevkli ve çekişmeli bir yarış izleyebilirler.

Parkurla ilgili başka bir tespit de bisiklet sunucularının duayeni, Eurosport’un bisiklet sesi David Duffield’den geldi. Duffield son iki etabın düz olmasının yarışın genel kalitesini etkilediğini düşünüyor. Etap yarışlarında yokuş etaplarını sonlara yerleştirmenin heyecanı çok daha artıracağını söyleyen ünlü sunucu Finike-Antalya-Alanya arası (ilk baştaki Olimpos tırmanışı hariç) düz olduğu için son iki etapta Genel Klasman mücadelesi göremediğimizi söyledi. Parkurun tersten koşulması durumunda çok daha kaliteli bir yarış olacağını bazı sporcuların yorumlarında da okuduk.

Onun dışında özellikle TV çekimlerinde ülkemizin güzelliklerinin görüntülenmesi, parkurun Ayasofya, Sultanahmet, Efes, Demre, Side, Aspendos, Phaselis gibi müthiş güzel yerlerden geçmesi son derece akıllıcaydı. Bunları vurgulamak için Türkiye Güzellikleri adında farklı bir sprint klasmanı düzenlenmesi de çok yerinde bir uygulamaydı. Yalnız bu klasman İngilizce’ye “Turkish Beauty” diye tercüme edilince biraz komik bir durum oldu. Turkish beauty anlam itibarıyla daha çok Türk güzeli demek olduğundan Turkish Beauty Sprint lafını gördükçe benim gözümün önüne Türk kızlarına doğru depara kalkan bisikletçiler geldi hep ;-) Organizasyondan ricamız bu ismi “Beauties of Turkey” (Türkiye’nin Güzellikleri) ya da Marvels of Turkey/Turkish Marvels (Türkiye Harikaları/Türk Harikaları) gibi bir isme dönüştürmeleri.

ZAMANLAMA

Cumhurbaşkanlığı Turu’nun Fransa, Belçika ve Hollanda’da Klasik Bahar Yarışları’nın koşulduğu haftalardan birinde düzenlenmesi iyi hesaplanmış bir adım olarak değerlendirilebilir. Geçen sene 6 Mayıs’ta başlayan Türkiye Turu’nun tarihi değişmeseydi aynı hafta içinde başlayacak olan Il Giro nedeniyle daha düşük profilli sporculara ev sahipliği yapacaktık. Nisan’ın ikinci haftası İtalya Turu hazırlıklarının sürdüğü bir zaman dilimi. Bu nedenle bu sene bizim yarış –elbette doğru tanıtımın da yardımıyla- etap yarışı koşacak sporcuların rağbet edeceği bir yarış haline geldi. Sanırım hiçbir zaman Tom Boonen, Alessandro Ballan veya Fabien Cancellara’yı Türkiye’de göremeyeceğiz. Çünkü onlar bu tarihlerde Klasikler’i koşuyor olacaklar. Ama yarış bu seviyesini devam ettirebilirse hedefleri İtalya Turu olan birçok başka iyi sporcuyu görebileceğimiz de kesin. Il Giro Mayıs’ın ikinci haftası başlar, yani bizim yarışın bitişiyle arasında üç hafta var. Bu da hazırlık için iyi bir zaman. Biraz da bu nedenle İtalyan sporcular formdaydı bu sene Cumhurbaşkanlığı Turu’nda. Ama eğer Türkiye Turu’nu bir hafta daha öteleyebilirsek tadından yenmez hale gelebilir. Yumuşak bir iklim, basın baskısından uzakta, büyük yarışa 3 hafta kala sıkı bir antrenman yapmak isteyen sporcularla, Giro’ya katılmayacak diğer etap koşucularının sürükleyeceği daha çekişmeli bir yarış olabilir. Bu yapılırsa takvimde çok mühim, bizimkinin yerine tercih edilecek fazla bir yarış da gözükmüyor. Üstelik 23 Nisan Haftası koşulacak bir Türkiye Turu, öğrencilere iki gün tatil de içerdiğinden, iyi bir PR çalışmasıyla geçtiği yerlerde daha çok seyirci de toplayabilir. Herşeyin bir karşıtı vardır elbette. Bu öneri risk de içermiyor değil. İtalya Turu’na ne kadar yakın tarihte yarış yaparsak yüksek profilli sporcuların yarıda bırakma olasılıkları da o kadar artacak. Mesela bu yarışta bronşiti azan Alessandro Petacchi eğer yarış bir hafta sonra olsaydı Bodrum’da yarıştan çekilip acilen memleketine dönerdi. Zor bir karar olduğunu kabul etmek gerek.

Petacchi hasta hasta Tur
Petacchi hasta hasta Tur'u bitirdi...
Büyük boyut için tıkla!

Zamanlama konusunda bir başka soru işareti ise etapların başlangıç ve bitiş saatleri oldu. Benfica Takımı’yla ülkemize gelen ama oldukça sakin bir yarış geçiren büyük usta Jose Azevedo’dan gelen bir yorum etapların çok geç başladığı idi. Gerçekten de mesela Finike-Antalya etabı saat 15:00’de başladı ki herhalde bir rekordur. Sanırız burada televizyon yayın saatlerine bir ödün verilmiş. Ama MTBTR.com olarak bizim olaya sadece sportif yaklaşma lüksümüz var. Yarışların yerel saatle 12:00-12:30 gibi başlaması gerektiğini düşünüyoruz. Sporcuların biyoritmleri bu saatlerde yarışmaya alışkın. Öğle tatilinde başlayacak bir yarış startta daha çok insan çeker. Üstelik basının gece geç saatlere kadar çadırlarda çalışmasını da bu sayede önlemek mümkün. Kabul etmek gerekir ki Akdeniz de olsa Nisan ayında hava karardıktan sonra ortalık bayağı bir serinliyor. Alanya finalinden sonra saat 20:30 gibi otele döndüğümüzde ekiplerin otel bahçesinde karanlıkta, araba farları yardımıyla bisikletlerini yıkayıp, söküp diğer eşyalarını toplamaya çalıştıklarını gördük. Bisiklet dünyasının suanyörleri ve mekanikler zor şartlarda çalışmaya en alışkın kişilerdir ve olasılıkla şikayet bile etmemişlerdir. Ama yine de saat 16:00 civarı etapların bitmesi bizce daha uygun olacaktır.

ORGANİZASYON

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun bu sene değişik bir çehreye bürünmesi herhalde en çok organizasyonu zorladı. Sonuçta sadece bir klasmanlık (2.2=>2.1) yükselişten bahsediyoruz ama gelen takımlara ve sporculara baktığımızda bir anda oldukça ciddi bir Tur haline geldi. İstanbul’a konan etap ve ardından kafilenin İzmir’e gidişi, gelen ProTour ve Pro Continental takımların alışkın oldukları servis/organizasyon düzeyinin yüksekliği sanırız çok kişiyiuykusuz bırakmıştır. Yarışı üç etap yerinde, gerisini de TV’de izlemiş olarak; sporcular, kafiledeki diğer görevliler, gazeteciler ve organizasyonda yer alanlarla yaptığımız konuşmalardan edindiğimiz genel izlenim oldukça olumlu oldu. Kimse “bir daha buraya gelenin….!!!” demedi.

Start öncesi huzurlu sporcular
Start öncesi huzurlu sporcular
Büyük boyut için tıkla!

Seneye yarışa katılmak için hem ProTour hem de daha alt seviyede birçok takımdan talep geleceğini düşünüyoruz. Çünkü ilk gün oldukça mesafeli ve gergin görünen sporcularla Tur sonunda yaptığımız konuşmalar o endişenin dağıldığını, yaşadıkları deneyimden memnun olduklarını bize düşündürdü. Tüm sporcular havanın ve manzaranın güzelliğinden bahsettiler. Organizasyondan şikayet eden olmadı. Hatta okuduğumuz haberlerde Andreas Klöden ve Danilo Hondo’nun Tur’dan ve organizasyondan sitayişle bahsettiklerine sevindik. Suratsız Süperstar Alessandro Petacchi bile nem ve sıcağın bronşitini azdırdığından dem vuruyordu ama yol kalitesi hariç yarıştan çok memnun kaldığını belirtmekten geri kalmadı.

Lakin sporcuların işlerini halletmek en kolayı. Çünkü federasyon sonuç olarak, tüm organlarıyla beraber yarış düzenlemeyi elbette biliyor. Daha önce 43 defa düzenlenmiş bir Tur söz konusu. Üstelik bu defa yabancı bir şirketle de beraber çalışıldı. O nedenle sporcuların çok şikayet edecekleri şey olmamasına sevinmekle beraber bunu bekliyorduk. Ağzımızı yüreğimize getiren tek olay Bodrum etabının sonunda polis arabasının yarışçıların arasında kalması oldu. Neyse kimse düşmedi ve gerçek bir skandaldan ucuz kurtulduk. Bir de asfaltın kalitesinden şikayet edildi. Bizim ülkemizin mıcır ağırlıklı asfalt kalitesi yarattığı titreşim nedeniyle sporcuları zorlamış ama “Burası Türkiye, yok öyle!” ;-)

“Yarış” kısmı haricinde bazı iyileştirmeler gerektiği ise bir gerçek. Konaklama organizasyonunda bazı aksaklıklar olduğu, listelerde hatalar bulunduğunu duyduk. Ama bu kolaylıkla düzelecek bir şey. Daha çok emek isteyen bir konu ise haberleşme. Kanımızca telsiz iletişiminin daha çok görevliye yaygınlaştırılması gerek. Etabı takip etmeyen, finişte görev alan kişilerin bazılarıyla basın ve sunucuların Yarış Radyosu’na en azından pasif erişimi sağlanmalı. Bir etap yarışında Race Radio her şeyin etrafında döndüğü noktadır. Ama örnek vermek gerekirse sunucular bu olanaktan hiç yararlanamadı. Dolayısıyla anlatımları sadece TV görüntülerinin yorumlanmasıyla sınırlı kaldı ve ister istemez birçok hata yapıldı. TV’de da benzer hatalar meydana geldi. Basın arabalarını bilmiyoruz ama finişteki basın bölümünde de herkese açık bir Yarış Radyosu yoktu. Bu yapılamazsa Race Radio’nun mesajlarının gecikme olmaksızın gerekirse yazılı olarak finişe iletilmesi sağlanmalı diye düşünüyoruz.

Biraz daha planlama ve yatırım yapılması gereken bir başka nokta da bilgi teknolojileri oldu. Yarış sonuçlarının çok çabuk ve doğru şekilde oluşturulması en önemli noktalardan biri. Etap sonlarında bisikletlerdeki bağlı chiplerin geçtiği zaman bilgilerini aldıktan sonra bu verileri işleyip bir dakika içinde “gayrı resmi” ama kesin sonuçları her kategoride çıkaran bir yazılımın efektif şekilde kullanılması şart. Üstelik bu bilgilerin ikinci dakika içinde gerekli yerlere bildirilmiş olması da çok önemli. Bilgi teknolojilerinden anlamayan biri olarak bir “server” ve ona bağlı çalışan “n” sayıda PC/laptop’tan ve taşınabilir printerlerden falan bahsetmeyeyim ama ona benzer bir yapı kurmak gerekli gözüküyor. Yol yarışları, dağ bisikleti yarışlarından burada biraz daha ayrılıyor. Dağ bisikleti finişlerinde maksimum 2 bisikletçi görebilirken, toplu finişlerde yolcular 40-50 kişi tekerlek farkıyla yarışı bitirebiliyorlar ve haliyle zamanları ve sıralamayı belirlemek daha kritik bir hal alıyor.

Ayrıca finiş noktasında etabın 1-2-3’ü ve podyuma diğer çıkacak sporcuları takip edip, nazikçe seremoni bölgesine getirmek için telsizli görevliler belirlenmesi de yararlı olacaktır. Bu şekilde Kuşadası’nda yaşanan mayo yanlışlığı ile Antalya ve Alanya’da sporcu çekip gittiği için düzenlenemeyen Yeşil Mayo seremonileri de önlemiş olacaktır.

2 defa verilemeyen Yeşil Mayo...
2 defa verilemeyen Yeşil Mayo...
Büyük boyut için tıkla!

Elbette yarışın gelecekteki sağlığı açısından sponsorlar bulunması bir zorunluluk. Bu sene bunun sağlanamamış olması bizce federasyonun değil Türk iş dünyasının bir ayıbıdır. Özellikle turizm sektörünün bu müthiş reklam olanağına kayıtsız kalmış olduğuna hayret etmemek zor. Bu yıl devlet desteğiyle yapılan Tur bu şekilde devam edemez, çünkü devlet böyle abuk sabuk(!) işlere habire para harcamayı sevmez. Bir bakan gider, diğeri gelir, çeşmenin suyu elbet kesilir. Gelecek sene iyi hazırlanmış bir sponsorluk paketiyle Türk iş dünyasıyla doğru iletişimi kuracak bir pazarlama ekibi büyüklü küçüklü sponsorlukları elde etmekte zorlanmayacaktır kanımızca.

Yarışın belki de bizce en büyük falsosu maalesef yarışa ismini veren Sn. Cumhurbaşkanı’nın yarışın Alanya’daki finaline gelişi oldu. Yanlış anlaşılmasın; elbette yarışın banisi sayılan devlet başkanının, maiyetiyle beraber, hem de 44 yıldır ilk defa yarışı onurlandırması Tour of Turkey için büyük bir prestij oldu. Ama Sayın Abdullah Gül’ün geleceğinden hareketle yapılan protokol ve finiş noktasındaki organizasyon kaosu gerçekten görülmeye değerdi. Güvenlik kaygılarıyla yapılan bazı düzenlemelere elbette diyecek birşey yok. Ama mesela Sn. Gül’ün kimlere forma giydirip ödül vereceği bizim de gözümüzün önünde, yirmi dakikanın içinde, gittikçe artan bir panik katsayısıyla, değişik federasyon yetkililerinin müdahaleleri sonucu, yaklaşık beş defa değişti. Sonunda ilk kararlaştırılan plana uyuldu ama bu arada harcanan enerji ve karmaşa sonucu Yeşil Mayo ödülleri kaynadı. Çünkü Puan Şampiyonu Assan Basayev’e gitmemesini hatırlatmak hiçbirimizin aklına gelemedi. Yabancı dil bilgisi nedeniyle MTBTR.comekibine Cumhurbaşkanı Gül’ün konuşmasını simültane olarak İngilizce’ye çevirme teklifi bile yapıldı. Olası hatalar sonucu Kızıl Kule’de kaç yıl çürüyeceğimizi hayal edince podyumun altına saklanarak kurtulduğumuzu da iletip bu bölümü kapatalım. Umarız T.C. Cumhurbaşkanı kendi adına yapılan bu Turu her sene ziyaret eder ve bu ekstra itici güçle daha da güzel bir yarış düzenlenebilir.

Kargaşadan eser yok di mi?
Kargaşadan eser yok di mi?
Büyük boyut için tıkla!

Yarışın bizim izleyebildiğimiz bölümleri ve organizasyonun katıldığımız kısmında gördüğümüz insan emeği ise gerçekten göğsümüzü kabarttı. Gencecik ama işlerini bilen federasyon görevlileri gayet profesyonelce, hiç sızlanmadan işlerini yaptılar. Mızmızlanan, işi ağırdan alan, yüzünü asan kimse yoktu. Otelde rezervasyonumuza rastlanamaması üzerine –başka kimsenin telefonunu bilmediğimiz için- aramak zorunda kaldığımız Yarış Direktörü toplam 4 dakika içinde sorunu çöz(dür)dü. Bu bile sistemin kontrol altında olduğunu ortaya koyuyor. Basınla ilişkiler de keza son derece yumuşak devam etti. İnsan kaynağı açısından eksiğimiz olmadığı kesin.

44. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, yerinde gidip görmeseydik de TV başında büyük zevkle seyredilecek bir spor olayı olarak geçerdi. Bisiklet sporuyla çok ilgisi olmayan insanlar bile yarış sonrasında sorular sordular, meraklarını ilettiler. Basın her zamanki ilgisizliğinden sanki biraz daha sıyrılmış gibiydi ama o konuda futboldan çalınacak daha çok pay var. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Sn. Başesgioğlu’nun dediği gibi Fransa Turu’yla yarışacak prestijde bir Turumuz olmasını ömr-ü hayatımda pek muhtemel görmüyorum ama Türkiye Turu’nun biraz alelacele çıkarıldığı bu seviyeyi önce sürdürmesi, sonra da yükseltmesi inanın hiç zor değil. Birçok ProTour takımının katılmak istediği, yayın haklarının rahat satıldığı, üst düzey sporcuların yarıştığı çok prestijli bir haftalık etap yarışına ulaşmak için biraz daha çaba ve kaynak yeterli olacaktır.

Bisiklet adından bahsedilen, halkı tarafından izlenmeye başlanan bir spor olduğu anda Türkiye yolları bisikletlerle de dolmaya başlayacak. Buna inanıyoruz.

(Bu değerlendirme yazısı sağlık nedenleriyle dört beş gün gecikti, kusura bakılmasın)



 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 4782 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015