Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
29 . Haziran . 2017  
Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...Peki Abi...
23 Nisan'da Bir Tur

Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...Peki Abi...

Yazar: Sarper Günsal
5.5.2008

Bu kış bir öncekine kıyasla çok daha soğuk ve yağışlı geçince bisikleti çok aksattık. Hem kilomuza hem de artık dilimize vurdu. Ufukta bir haftalık bir tur olasılığı da olduğundan kendimizi test etmek için ama aslında sadece bisiklete binmek için program yapıyoruz. Daha doğrusu programı Alptekin yapıp bize bildiriyor “Abi Fener’e gidelim”. Sabah 10:00 gibi Beykoz motor iskelesinde buluşmak üzere sözleşiyoruz. Google Earth’ü açıp Beykoz-Anadolu Feneri arasında imleci gezdiriyorum. İrtifia +200 mt’ye kadar çıkıyor. Yahoo Messenger’dan fırça atıyorum ama o kadar güven telkin ediyor ki: “Yok abi valla bir şey, geze geze gideriz, yorulursak dururuz”. Ya evet…

Pastane Önü
Pastane Önü
Büyük boyut için tıkla!

Beykoz’dan Akbaba tarafına çıkan bir yokuş var ama dikliğini bilmiyorum. Parkurun hemen başında. Tam ısınmadan dik yokuşlara sardırmayı sevmem çünkü hep kesilirim. Dinlenirken bile dakikada 90 atan nabzım çabucak 190’lara çıkar. O günkü fizik ve moral durumuma göre yokuşun ortasında yada bitiminde ara vermek zorunda kalırım. Belgrat Ormanı gezilerimiz de hep Orman Fak. tarafından, en alçak rakımdan başlar. İlk yarım saat kendime, ağır bisikletime, sürekli “Bitiyo bitiyoooo…” diyen Alptekin’e ve tüm evrene içimden lanetler okuyarak geçer. Durup geri dönmemi önleyen, ertesi hafta yeniden aynı yokuşu aynı küfürlerle çıkmamı sağlayan tek şey geziden sonra eve dönerken hissettiğim hafiflik, mutluluk duygusu ve iyi bir şey yaptığımı bilmek…

 İlk Yokuşta Dinlenme Molası
İlk Yokuşta Dinlenme Molası
Büyük boyut için tıkla!

Geç kalacağını bildiğimiz için Deniz’le hiç acele etmiyoruz. Bisikletleri arabaya yükleyip, bakkalda biraz çikolata bar takviyesi yapıp Kozyatağı-TEM-Kavacık-Acarlar üstünden Beykoz sahiline indiğimizde saat 10:15. Telefon edelim etmeyelim mi derken Alptekin arayıp nerede olduğumuzu soruyor. Uh gelmiş bile!! Paldır küldür arabayı park edip onunla buluşuyoruz ki, kıyıda deli bir rüzgar başlıyor. Rüzgarlıklarımızı giyip sahilden kuzeye doğru pedal basmaya başlıyoruz. Önceki hafta Bostancı sahilinde bindiğim 50km’hariç bacaklarımda hiç mesafe yok. Kaç aydır ya bisiklet yarışı seyretmişiz ya da yazı yazmışız sadece. Trafik bayağı sıkı. Deniz’i ortaya alıyoruz. Alptekin önde. 2km sonra doğuya kara tarafına sapıyoruz. Bu arada konuşurken Fener’e kadar başka yerleşim yeri olmadığı dank edince kahvaltı yapmayı unutmuş biz iki zibidi son pastaneye kendimizi atıyoruz. “Anlayışlı bisiklet abisi” çay ve ayçöreği ile bize eşlik ediyor. Yirmi dakika kadar oyalanıp tekrar yola düzülüyoruz.

Yokuştan dolayı endişeliyim ama Deniz’e sezdirmiyorum. Fakat o dünden beri endişeli. Haftalardır binmediği için akşamdan beri sık sık “Olmadı ben dönerim canım!” diye bize yük olmayacağını söylüyor. Tekrar yola koyuluyoruz. Tatlı tatlı yükselen ağaçlıklı bir yoldayız. Sağda bir okulda 23 Nisan müsameresi var sanırım. Ama müzik rap. İşler amma değişmiş! Tatlı yokuş devam ederken solda Anadolufeneri tabelasını görüp kafayı çeviriyoruz. Sonra kafayı kaldırıyoruz. Sonra biraz daha kaldırıyoruz. Bu yokuş o yokuş değil herhalde! Alptekin hiç de muzır bakmıyor, sakinleştirme moduna geçmiş. Bir an kenarda durup konsantre olmak istiyorum. Ve başlıyoruz. Alptekin viteslerini hemen ayarlayamayan Deniz’le kalıyor ben kendi tempomda çıkmaya başlıyorum. Aklıma seyrettiğim yarışlarda sunucuların sık sık söylediği bir şey geliyor “Ne kadar dik olduğu televizyondan anlaşılmıyor sayın seyirciler ama bir de burada gelip dursanız ne kadar dik olduğunu anlarsınız!!” Anladık sağol!!! Eğim arttıkça nabzım kulaklarımı patlatacak gibi. Nabız saatim hiçbir şey göstermiyor (sonradan pilin bitmiş olduğu ortaya çıkıyor) tecrübemden 190’a geldiğimi anlıyorum. Bu nabız seviyesinde bir süre dayanıp 200’lere doğru çıkmasını önlersem tırmanmayı sürdürebilirim. Ha bir de elbette demoralize olmamalıyım. Eğim ve oksijen ihtiyacım had safhaya çıktığında yokuşu çapraz geçmeye başlıyorum. Utanç vermesi gerek ama umurumda değil. Arkadan Deniz ve Alptekin’in sesi gelmiyor. O da umurumda değil... Döne döne çıkarken arkama bir bakış atıyorum, görünürde yoklar, herhalde viteste sorun çıktı diye düşünüp devam ediyorum. Koca koca hafriyat kamyonları, tatil piknikçileri, bilumum steyşınvagon araba yokuşu tırmanıyorlar. Bunları görmeye başladığıma göre yavaş yavaş normale dönüyorum. Çıkmaya devam ediyorum. Garmin’den irtifanın artışını takip ediyorum. Yavaşım ama gururluyum. Tırmanabiliyorum en azından…

Yokuşun yarısı olduğunu umduğum noktayı geçtim ama arkada kimse yok. Hem dinlenmek hem de onları beklemek için eğimin oldukça düştüğü bir noktayı seçip duruyorum. Beş dakika kadar kimse görünmeyince merakım üstün geliyor, çıktığım yokuşun çoğunu geri iniyorum. Laktik asit pompalayınca Deniz’in midesi bulanmış, biraz ara vermişler. O dinlenirken Alptekin’le Türk bisiklet pazarındaki son dedikoduları laflıyoruz. Bize enerji şekerleri yediriyor. Sonra Deniz’in işaretiyle tekrar başlıyoruz. Bu defa daha rahatım. Alptekin’le konuşa konuşa çıkıyoruz. Ben iki heceli ve iki kelimeden uzun cümleler kurmamaya özen gösteriyorum. O ise sohbete kaldığımız yerden devam ediyor. Bence %10 civarında bir eğim çıkıyoruz ama o düz yolda gider gibi konuşuyor. Yazın maratonkoşma amacı var. 2-3 hafta sonra bizi tura götürme ütopyası olduğundan son on gündür antrenman da yapıyor. Deniz toparlamış, biraz arkamızdan bizi takip ediyor. Yokuşun son kısmında eğim yine artıyor. Süratim tekrar düşünce sırtımdan itmeye başlıyor. Bu bana iki vites büyüttürüyor. Ama artık fena hissetmiyorum o da Deniz’e yardım etmek için geri dönüyor. Eğimin hafiflediği, yokuşun bitmek üzere olduğu belli oluyor. Seviniyorum. Sonra hep okuduğum ama başıma hiç gelmemiş bir şey oluyor. Tüm algılarım yokuş tırmanmaya devam ettiğimi işaret etmesine rağmen bisiklet altımda hızlanıyor. Pedal çevirmeyi bırakıyorum. Yalancı yokuşta olduğumu fark ediyorum. Türkçe’de böyle bir deyim var mı onu bile bilmiyorum. Neden bir bisiklet ansiklopedimiz yok bizim bunlardan bahseden? Onlara bunu söylemek için geri dönüyorum ve yine yokuş!!! Üçümüz tekrar birleşince fenere doğru hızlanıyoruz. Hava nefis. Biraz önce çektiğimiz sıkıntı unutuldu gitti bile… Rüzgarın uğultusu ve lastiklerin sesi hızla değişen manzaraya macera duygusu katıyor. Saatte 50 km hızla bir arabanın arkasına takılıyorum, 3-4 viraj hava boşluğunu kullanarak basmaya çalışıyorum ama yol düzelince uzayıp gidiyor araba.

 Fenere Yaklaşırken Yol Çok Keyifli
Fenere Yaklaşırken Yol Çok Keyifli
Büyük boyut için tıkla!

Ve Anadolufeneri’ne varıyoruz. Sağ mı sol mu derken dünyanın en güzel manzaralı camilerinden birine geliyoruz. Musalla taşının yanındaki balkon 40 mt’lik bir yara bakıyor. Arkada sağda Karadeniz, solda ise Boğaz. Bu küçük camiden Ayasofya’nın haberi olsa çok kıskanırdı. Manzaranın tadını çıkarırken yanımızdaki incir, kayısı ve şekerlerden yiyoruz ve birbirimizin resimlerini çekiyoruz.

 Fenerde Kumsal
Fenerde Kumsal
Büyük boyut için tıkla!
 Manzara Enfes
Manzara Enfes
Büyük boyut için tıkla!
 Sarper, Alptekin
Sarper, Alptekin
Büyük boyut için tıkla!

Üşümeye başlayınca rüzgarlıklarımız giyip yola devam ediyoruz. Alptekin bülten için resim çekmek istiyor, Deniz’le ben konu mankeni olarak biraz bisiklete biniyoruz. Deniz seviyesine inip askeri tesisi solumuzda bırakarak devam ediyoruz. Yol tatlı tatlı tekrar yükseliyor. Bir sapağa geliyoruz. Otobüs durağının adı hiçbir yaratıcılık kullanılmadan konmuş: YOLAĞZI! Düz gidersek Beykoz’a geri döneceğiz ama kendimizi iyi hissediyoruz. M.Şevketpaşa - Riva yönüne sapıp yine tırmanmaya başlıyoruz. Tatlı başlayan yokuşun neşesi az sonra kaçıyor. Nabız +190 olduğunda yine çapraz geçmeye başlıyorum ama nedense bu defa şevkim daha çabuk kırılıyor. Duruyorum. Deniz de ara vermiş. Alptekin biraz tempo yapıp çıkıyor ve 50 mt kadar ileride duruyor. Yere yatıp bir şeyler yapıyor. Yanına vardığımda küçük bir kaplumbağa ve bizim bisikletleri kadraja sokmaya çalıştığını anlıyorum. Sanırım becerememiş. Tekrar inip yokuşu çıkmamızı ve poz vermemizi haliyle teklif edemiyor bize.

Büyük boyut için tıkla!
Bazı Güzellikleri Korumak İçin Asker mi Gerekli
Bazı Güzellikleri Korumak İçin Asker mi Gerekli
Büyük boyut için tıkla!
M. Şevketpaşa Yol Ayrımı
M. Şevketpaşa Yol Ayrımı
Büyük boyut için tıkla!

Yokuşun sonunda bir ara gazetelere de düşmüş olan Acarkent rezaletine bakıyoruz. Buraya “bile” inşaat yaptıran zihniyete lanet okuyup soldan devam ediyoruz. Sağda solda birkaç tane daha sapak var. Buralardan ne çok parkur çıkar… Sohbet ede ede keyifle yol alıyoruz. Bu kadar yokuştan sonra artık sıkı bir inişi hak ediyoruz.

 Sarper
Sarper
Büyük boyut için tıkla!
 Deniz
Deniz
Büyük boyut için tıkla!

Alptekin’le yumurtaya yatıp topukluyoruz. 30-40 saniye içinde 100 metreye yakın irtifa kaybediyoruz. Olası bir düşüşte neler olacağı aklımdan geçiyor ama sapağa gelene kadar yavaşlamıyorum. Deniz her zamanki gibi temkinli. Fakat o da bu inişte tüm zamanların kendi sürat rekorunu kırdığını fark edecek sonradan.

Yolumuza Çıkan Dev Kaplumbağa
Yolumuza Çıkan Dev Kaplumbağa
Büyük boyut için tıkla!
Alibahadır Köyüne Gelirken
Alibahadır Köyüne Gelirken
Büyük boyut için tıkla!

Bir süre Riva yolunun kenarından arkamızda rüzgarla beraber hızla gidiyoruz. Karnımız acıkınca yönümüzü Kulindağ’a çeviriyoruz. Ortalık 23 Nisan’ı değerlendirmek için gelen ailelerle dolu. Bizden başka bisikletli yok ama. Hafif şeyler yiyip güzel havada sohbet ediyoruz. Ağırlık çökmeden tekrar yola düşüyoruz.

 Kulindağ
Kulindağ'da Ziyafet
Büyük boyut için tıkla!

Geldiğimiz yolun bir kısmını geri gidiyoruz. Yolda Riva’dan dönmekte olan bir grup genç bisikletçiye yetişiyoruz. İçlerinden birinin lastiği inmiş ya da patlamış. Pompayı Alptekin’e verip biz devam ediyoruz. O nasıl olsa bize yetişecek ileride. Rüzgar karşıdan geliyor, rampa çıkarak devam ediyoruz. Deniz hava boşluğumda kalmaya çalışıyor. Uflaya puflaya giderken aynı yolu 2 saat önce 35-40 km/h hızla geçtiğimizi düşünüp gülümsüyorum. Sapakta Alptekin’i bekliyoruz. Ve beraberce anayoldan ayrılıp Akbaba’ya doğru tırmanıyoruz. Keyfimiz yerinde konuşa sohbet ede tırmanıp yine inişe salıyoruz bisikletleri. Bu defa oldukça uzun bir iniş ve sağımızda sabah tırmandığımız yokuşun sapağını görene kadar devam ediyoruz. Yol kalabalıklaşıyor ama tempolu şekilde Beykoz’a kadar devam edip turumuzu başladığımız yerde bitiriyoruz. Alptekin motorla Yeniköy’e geçecek, biz ise bisikletleri arabaya yükleyip eve döneceğiz.


Daha Büyük Haritayı Görüntüle

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 9031 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015