Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
29 . Haziran . 2017  
Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıları'nda
Bisikletle Kuşadası’ndan Kaş’a

Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıları'nda

Yazar: Ramazan Yıldız
18.7.2008

28 Haziran Cumartesi sabahı saat 6.00’da yola çıkan bisikletli kafilemizin ilk varış noktası Kuşadası’ydı. Buluşma noktamız olan Üçyol’dan TRT’nin ve dernek yöneticilerimizin eşliğinde yola çıktık. Yaklaşık 110 km bizi bekliyordu ve ilk günün gazı ve taşıdığımız sosyal misyonla çok hızlı yol alıyorduk. Bunlara bir de rüzgarın arkamızdan esmesi eklenince kısa bir süre sonra kahvaltı noktamız olan Torbalı’ya ulaştık.

Büyük boyut için tıkla!

Burada çay ve poğaça ile kahvaltımızı yaptık. Küçük bir kahve olan mekandaki insanlara “Küresel Isınma” hakkında bilgi verdikten sonra amaçlarımızı dile getirdik. Yarım saatlik moladan sonra bisikletlerimize binerek yola koyulduk. Tek sıra halinde hedefine ilerleyen kafilemiz arabaların kornası eşliğinde Selçuk’a ulaştı.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

İlçenin girişinde Selçuk Kalesi önünde bir hatıra fotoğrafı çektik. Bu arada şehrin girişinde ve caddelerinde bizi gören Selçuklular tepkilerini bizim gibi sessizce dile getiren bakışlarla ifade ettiler. Birçoğu anlamaya çalışıyor, birçoğu ise alkışlar eşliğinde bizleri destekliyordu. Selçuk çıkışında anayolun yanında yer alan ağaçların altından devam ettik. Heybelerimizden dolayı yer yer sorun yaşadıysak da üstesinden gelmeyi başardık. Bu arada Kuşadası kavşağına kadar rüzgar bir anda karşımızdan esmeye başladı; ancak güçlü ve istekli ekibimiz kavşağı döner dönmez tırmanmaya başladı ve bu sorunu atlattı. Sıcağın ve tırmanışların üzerimizdeki etkisi nedeniyle Kuşadası tabelası önünde fotoğraf çekinemedik. Nitekim Kuşadası içindeki son tırmanışın inişiyle çadırlarımızı kuracağımız “Önder Kamping”e ulaştık. İzmir’den 6,5 saatte Kuşadası’na ulaşan ekibimiz ilk gün için herkesi şaşırtan bir performans sergiledi.

Büyük boyut için tıkla!

Eğitim-Senli çevreye duyarlı arkadaşlarımız bizleri karşıladı. Ekibimiz akşamki programa hazırlanmak için bir an önce çadırlarını kurarak istirahata başladı. Tabii ki deniz ve havuz keyfinden sonra...

Büyük boyut için tıkla!

Akşamüstü saat 20.00’de Kuşadası’ndaki bisikletçilerin katılımıyla şehir içi bisiklet turu ve basın açıklaması gerçekleştirildi. Etkinliklerin ardından sabah Didim’e yol almak için çadırlarımıza çekildik ve Kuşadası’nın gece hayatını geride bıraktık.

29 Haziran sabahı saat 05.30’da yola çıkan ekibimiz Söke’ye kadar sert ve duvar diye tabir edilen yokuşları tırmandı. Ancak Söke’ye inişte göstergeler 74’ü gösterince çıktığımıza değdiğini anladık ve bütün yorgunluğumuzu üzerimizden attık. Bu güzelliğin üstüne Söke esnafının güler yüzlülüğü ve çorbada bizim de tuzumuz bulunsun diyen tavrı sayesinde kahvede ucuz ve güzel bir kahvaltı yaptık. Kahve halkını “Küresel Isınma” hakkında bilgilendirdik. Kahvedekilerin bizi dikkatle dinlemesi ve bu olayı benimsemesinin farkına varınca geçtiğimiz yerleşim yerlerinde herkesi bilgilendirmeye karar verdik.

Büyük boyut için tıkla!

Söke’den ayrıldıktan sonra Didim yolunda Akyeniköy ve Akköy’de köylüleri bilgilendirmeye çalıştık.

Büyük boyut için tıkla!

Bu sırada bir işportacı meraklanıp yanımıza yanaştı. İsmi Ahmet olan bu genç: “Küresel ısınma nedir?” diye sorunca doğru bir şey yaptığımızı anlattık. Diyarbakır’dan göçmüş olan Ahmet fabrikaların açılmasını ve böylece işsizlik sorunun çözüleceğini dile getirdi ve sanayileşmeyi savundu. Bizse çevreye zarar vermeyen sanayileşmenin yanında olduğumuzu söyledik. Biraz ikna olsa da Diyarbakırlı Engin “Arkadaşıma bizim oralardan akıllı adam çıkar ama…” diyerek bir kesim halkın bize bakış açısını özetlediğini söylemek gerekiyor. Evet özgürlük deliliktir ve delilik de özgürlük; bisiklet, özgürlük demektir. Bu üç sözcük bizi anlatıyordu. Sıcaklığın etkisiyle zorlaşan yolun sonunda saat 12.30’da Didim Orman Kampına ulaştık ve çadırlara yerleştik. Akşamki program için dinlenmeye çekildik. Niyetimiz biraz dinlenip “Apollon Tapınağı”nı gezmekti. Bir medeniyetin kalıntıları bu döneme kadar tüm ihtişamıyla ayaktaydı.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Tapınağın önünden başlayan bisiklet turu “Akkum plajı”nda sona erdi. Burada yerli ve yabancı turistlerin ilgisiyle karşılaştık. Bu nedenle basın açıklamamızın Ruhi Abi, İlhan ve Engin’in sayesinde bir de İngilizcesini oluşturduk.

Büyük boyut için tıkla!

Slayt gösterisi ile son bulan eylemimizi ayakta alkışladı Didimliler.

30 Haziran sabahı saat 05.00’te yola çıktık. Karşımızdan esen rüzgar yüzünden Akköy’de durup kahvaltı yaptık. Sabahın erken saatlerinde uyanmış ve dükkanlarını açmış olan esnaf, tüm misafirperverliğini gösterdi. Güzel bir kahvaltıdan sonra Milas’a ulaşmak için pedalları çevirmeye başladık. Dik çıkışlar ve sonundaki inişlerle birlikte Bafa Gölü kıyısında yol almaya başladık.

Büyük boyut için tıkla!

Bafa Gölü kıyısındaki kahvaltı salonunda bir çay molası verdik ve buradaki insanlara kısa bir bilgilendirme yaptıktan sonra yolumuza devam ettik. Geçtiğimiz köylerdeki kahvelerde “Küresel Isınmayı” anlattık. Yolculuk süresince Milas’a yaklaşırken sıcaklık giderek arttı. Yokuşlar ve sıcak havanın sonunda Milas tabelası göründü. Milas’ta bir spor tesisine yerleştik. Bu arada yemek için dışarı çıktığımızda inanılmaz, kavurucu ve bunaltıcı bir sıcakla karşılaştık. Bunun sebebi Milas’ın dağlarla çevrili çukur bir şehir olmasıdır. Milas’ın köftecileri meşhurmuş ve köfteleri gerçekten çok güzeldi. Akşamın olmasıyla birlikte şehir turu için belirlenen noktaya gittiğimizde inanılmaz bir kalabalık çevremizi sardı. Açıkçası küçük bir şehir olmasına rağmen oldukça yoğun, çoğunluklu bir katılım gerçekleşti. Milas halkının ilgisi bizi çok mutlu etti.

Büyük boyut için tıkla!

Belediye’ye ve Eğitim-Senli dostlarımıza teşekkürü bir borç biliriz. Uzun ve gösterişli bir turdan sonra amfide basın açıklaması ve slayt gösterisiyle görevimiz son bulurken Emir isminde bir çocuk yanıma geldi ve “Gerçekten kuraklık olacak mı?” diye sordu ve sunumu izlerken ağladığını söyledi. Bu durum beni çok duygulandırdı; ancak gerçekler buydu ve bırakacağımız dünyanın farkında olmalıydılar.

Büyük boyut için tıkla!

Umarım bundan sonra çocuklarımız ve gençlerimiz daha bilinçli olacaklardır. Akşam, art arda gelen görevliler yaptığımız işin ciddiyetini ve önemini kavrayarak güzel bir şekilde bizi ağırladılar.

1 Temmuz sabahı saat 05.00’te Bodrum’a ulaşmak için yola çıktık. Güzel bir kahvaltının Bodrum şehrinin güzelliklerinin bizi beklediğini düşünerek daha bir hızlı döndü pedallar. Hele Bodrum’a giderken yola paralel ilerleyen denizin serinliği, maviliği, kokusu… Yolculuk sırasında sürekli fotoğraf çekerek bu anları ölümsüzleştirmeye çalıştık. Nitekim Bodrum girişinde bisikletlerimizi özgürlüğe doğru bıraktık. Oğulcan’ın iletişimleri sayesinde küçük bir otelde güzel bir kahvaltı bizi bekliyor; gazeteciler de bizleri bekliyordu. Fotoğraflar, röportajlar, şehre geliş pozları… En sonunda güzel bir kahvaltıyı hak ettik. Küçük bir şehir turu, deniz, havuz ve yemek saati. Bodrum’da durduğumuz her yerde insanlara eylemimiz hakkında bilgi verdik.Bizimle fotoğraf çektiren yerli ve yabancı turistler bile oldu. Bodrum Kalesi’ni biraz hızlı gezdik ama görülmeye değer bir yerdi. Nitekim Bodrum’a teşekkür edip Datça feribotuna bindik. Datça halkının samimiyeti ve ilgisi feribotta başladı. Her birine teker teker anlattık.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Feribotun ön güvertesini ele geçirip “Küresel ısınmaya hayır!” yazılı tişörtümüzü halkın saç lastikleri sayesinde göndere çektik. Feribot iskeleye yaklaşırken bakir ve sakin bir yarımadaya adımımızı atar atmaz bir grup güzel insan, doğa dostu bisiklet sever; bizi çiçeklerle karşıladı. Badem ve zeytin ağaçlarının eşliğinde Datça’ya geldik. Milli Eğitim Bakanlığına ait sosyal tesislerde konakladık. Güzel bir akşam yemeği ve sohbetten sonra dinlenmek için odalarımıza çekildik. Ertesi gün Datça belediye başkanına verdiği destekten dolayı teşekküre gittiğimizde belediye önündeki modern bisiklet park yeri dikkatimizi çekti. Ayrıca belediye içinde Hülya Koçyiğit’e ait eski film afişleri görülmeye değerdi.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Sıcak ve sevimli bir sohbetten sonra şehir içinde de bisiklet park yerlerinin olduğunu öğrendik. Ekibimize verilen teşekkür plaketini de alarak Datça’nın serin ve temiz sularına daldık. Akşamüzeri ise şehir turundan sonra öğretmenevi tesislerinde sunumumuzu gerçekleştirdik.

Büyük boyut için tıkla!

Buradan da 2 Temmuz’u unutturmamak için Sivas’ı Anma gecesine katıldık. Burada tanıştığımız yörenin en önemli edebiyatçısı ve sanatçısı olan Nihat Abi’nin sohbetleriyle geceyi bulduk.

Büyük boyut için tıkla!

Buradaki halkın ilgisi ve katılımı bizi duygulandırdı ve isteklerine karşılık verilen sözlerle Datça son buldu.

3 Temmuz sabah Datça’dan bize katılan küçük bir misafirimiz vardı. Yaklaşık 15 km bize eşlik etti Uğur. Birkaç arkadaşı daha vardı ancak aileleri izin vermemişti. Yolun başlangıcı düzdü ancak ilerleyen kmlerde yol çıkışlara, çıkışlara, çıkışlara sahne oldu ve sonunda tabii ki muhteşem bir iniş. İnanılmaz manzaralar, koylar, ormanlar yarımadanın iki tarafında uzanırken Marmaris’in Turunç beldesine doğru yaklaşıyorduk. Yolda rastladığımız turist kafilesi bizi su tabancalarıyla ıslatırken biz de mataralarımızı üzerlerine boşalttık. Oldukça eğlenceli ve serinleticiydi. Dik bir yokuşu çıktıktan sonra güzel bir iniş her şeye bedeldi; ancak İçmeler beldesinden sonra Turunç yokuşunu görünce (5,5 km dik çıkış) baya bir umudumuzu yitirdik. Yılmadık.yavaş yavaş tırmandık ve o sıcak altında saatlerce sadece tırmandık. Varyantları çıkmaktan ve aşağıya bakmaktan artık başımız dönmüştü ki şimdi de dik bir iniş başladı. İşte bu her şeye bedeldi. Çok samimi bir biçimde bizi karşılayan belediye başkanı Ali Fuat Bey, “İzmir pisiletçiler derneği” diyerek bizi kahkahalara boğdu. Misafirperverliğinin yanı sıra her şeyi organize edilmesinde bir dediğimizi iki etmedi ve tur boyunca kendinden söz ettirdi.

Büyük boyut için tıkla!

Her şey için bir kez daha teşekkürler Turunç Beldesi ve Ali Fuat bey. Burada ekibimizden Oğulcan Köken ayrılmak zorunda kaldı. Turun fiziki şartlarının en iyi olduğu yerde bizden ayrılması onun için büyük bir şanstı.

4 Temmuz sabahı saat 04.00’te yola çıkan ekibimiz Dalyan’a doğru yol aldı. Doğrusu Marmaris çıkışındaki 5 kmlik yokuş bizi biraz yordu. Zira Turunç iniş-çıkışlarını hiç saymıyorum. Dalyan’a ulaştığımızda belediyeye ait kamp alanında çadır kurduk. Burada da ekibimize İstanbul’dan katılan İlhan Şahiner veda etti.

Büyük boyut için tıkla!

Aslında Dalyan’a gelip de doğa harikalarını ve tarihi kral mezarlarını görmemek olmazdı. Ancak bataklık kıyısına yaklaştığımızda sivrisineklerin saldırısına uğradık ve resmen sinek kovucularla yıkandık. Şehir içi turu atamasak da yürüyüş yapılan cadde boyunca bisikletlerimiz elimizde dolaştık. Burada bizi karşılayan bisiklet dostu Levent Bey’e ve bize şehir hakkında bilgi veren gazeteci Mehmet Bey’e sonsuz teşekkürlerimizi sunmak gerekiyor.

5 Temmuz sabahı Dalyan’dan Fethiye’ye doğru pedallar çevrilmeye başlandı. Sabahın serinliğinde rüzgarın da yardımıyla hızla yol aldık. Başlangıçta çok yokuş olduğunu ve bizi yoracağını düşünüyorduk. Ancak kaymakamın ücretli tünelden geçmemize izin vermesi işimizi ve yolumuzu kolaylaştırdı. Tünelden sonra inişlerin keyfini çıkardık.

Büyük boyut için tıkla!

Fethiye’ye girerken gazeteciler ve Fethiyeli bisikletçi arkadaşlarımız bizi karşıladı. Polis eskortluğunda karizmatik ve kalabalık bir grupla şehir turu attık ve kısa bir basın açıklaması yaptık.

Büyük boyut için tıkla!

Buradan da kamp yerine geçip akşamki program için dinlenmeye başladık. Akşam tekrar şehir turu yapıp slayt gösterisi ile halkı bilgilendirdik. Kamp yerine döndüğümüzde şezlonglarda yatmanın keyfine vardık.

6 Temmuz sabahı 1 saat Fethiye’den çıkamadık. Bunun üstüne inceden bir yokuş olan ve dümdüz devam eden eski yoldan Patara yoluna düştük. Bu yol tüm ekibin moralini bozdu çünkü bitmek bilmiyordu. Nitekim anayola çıktığımızda Patara’ya sadece 52 KM kalmıştı. Bu bizi sevindirdi. Rüzgarın etkisiyle daha da hızlandık. Ancak yolda küçük bir kaza atlattık. Engin Kılıç dengesini kaybederek yere düştü ve dizinden yaralandı. Üzülerek söylemem gerekirse bir İngiliz çift durarak yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Peki Türkler, sadece korna çalarak yanımızdan geçtiler. Neyse öğlene doğru Engin’in Köyüne -Ova Köy’e- ulaştık. İnanılmaz bir karşılama vardı. Özellikle mangal ve yemekler sofradan oldukça geç kalkmama neden oldu. Öğleden sonra ise çadırlarımızı kurup Patara kumsalına gittik.

Büyük boyut için tıkla!

Hala bakirliğini koruyan bu kumsal görülmeye değer bir hazine niteliğinde. Patara dönüşü dinlenmeye çekildik ve ertesi gün Kaş’a ulaşarak turumuzu tamamlayacaktık.

7 Temmuz sabahı yola koyulan ekibimiz yeni yapılmış ve trafiğe kapalı olan yoldan Kalkan’a oradan da Kaş’a doğru pedal çevirmeye başladı. Aslında yolun bu kısmı havanın sıcak olmasına rağmen en keyifli yeriydi. Hatta yol bisikleti için daha uygundu. Sağ tarafımızda havuz kadar berrak ve masmavi bir deniz, sol tarafımızda ise ihtişamlı dağlar yükseliyordu. Yol kıvrıla kıvrıla uzanırken inişli çıkışlı olmasından dolayı da bir o kadar da keyifliydi. Özellikle Kaputaş’ta birçok fotoğraf çektik.

Büyük boyut için tıkla!

Ayrık bir vadinin ardından köprü, kumsal ve deniz. Jandarma kontrol noktası olan bu yerde merdivenlerden inerek denize giriliyor. Yaklaşık 10 km sonra da Kaş’a ulaştık. Kaş tabelası önünde fotoğraf çektikten sonra yolun kenarında duran Pamukkale turizme ait bir otobüsten su ihtiyacımızı karşıladık. Kaş’a girerken gökyüzünde yamaç paraşütü yapanları izledik. Nihayetinde Kaş belediye binasında TRT habercisi ile birlikte belediye başkanının hediyeleri ile karşılandık.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Kısa bir şehir turundan sonra “Küresel Isınmaya hayır!” sloganlarıyla Cumhuriyet Meydanı’nda turumuz son buldu. Buradan Ruhi Alakoç ve ben Ramazan Yıldız Antalya’ya, Engin Katırcı ve Engin Kılıç Ova Köy’e, Mehmet Savaşçıoğlu da İzmir’e döndü. ,

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 7669 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015