Bizimle fotoğraf çektiren yerli ve yabancı turistler bile oldu. Bodrum Kalesi’ni biraz hızlı gezdik ama görülmeye değer bir yerdi. Nitekim Bodrum’a teşekkür edip Datça feribotuna bindik. Datça halkının samimiyeti ve ilgisi feribotta başladı. Her birine teker teker anlattık.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Feribotun ön güvertesini ele geçirip “Küresel ısınmaya hayır!” yazılı tişörtümüzü halkın saç lastikleri sayesinde göndere çektik. Feribot iskeleye yaklaşırken bakir ve sakin bir yarımadaya adımımızı atar atmaz bir grup güzel insan, doğa dostu bisiklet sever; bizi çiçeklerle karşıladı. Badem ve zeytin ağaçlarının eşliğinde Datça’ya geldik. Milli Eğitim Bakanlığına ait sosyal tesislerde konakladık. Güzel bir akşam yemeği ve sohbetten sonra dinlenmek için odalarımıza çekildik. Ertesi gün Datça belediye başkanına verdiği destekten dolayı teşekküre gittiğimizde belediye önündeki modern bisiklet park yeri dikkatimizi çekti. Ayrıca belediye içinde Hülya Koçyiğit’e ait eski film afişleri görülmeye değerdi.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Sıcak ve sevimli bir sohbetten sonra şehir içinde de bisiklet park yerlerinin olduğunu öğrendik. Ekibimize verilen teşekkür plaketini de alarak Datça’nın serin ve temiz sularına daldık. Akşamüzeri ise şehir turundan sonra öğretmenevi tesislerinde sunumumuzu gerçekleştirdik.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Buradan da 2 Temmuz’u unutturmamak için Sivas’ı Anma gecesine katıldık. Burada tanıştığımız yörenin en önemli edebiyatçısı ve sanatçısı olan Nihat Abi’nin sohbetleriyle geceyi bulduk.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Buradaki halkın ilgisi ve katılımı bizi duygulandırdı ve isteklerine karşılık verilen sözlerle Datça son buldu.
3 Temmuz sabah Datça’dan bize katılan küçük bir misafirimiz vardı. Yaklaşık 15 km bize eşlik etti Uğur. Birkaç arkadaşı daha vardı ancak aileleri izin vermemişti. Yolun başlangıcı düzdü ancak ilerleyen kmlerde yol çıkışlara, çıkışlara, çıkışlara sahne oldu ve sonunda tabii ki muhteşem bir iniş. İnanılmaz manzaralar, koylar, ormanlar yarımadanın iki tarafında uzanırken Marmaris’in Turunç beldesine doğru yaklaşıyorduk. Yolda rastladığımız turist kafilesi bizi su tabancalarıyla ıslatırken biz de mataralarımızı üzerlerine boşalttık. Oldukça eğlenceli ve serinleticiydi. Dik bir yokuşu çıktıktan sonra güzel bir iniş her şeye bedeldi; ancak İçmeler beldesinden sonra Turunç yokuşunu görünce (5,5 km dik çıkış) baya bir umudumuzu yitirdik. Yılmadık.yavaş yavaş tırmandık ve o sıcak altında saatlerce sadece tırmandık. Varyantları çıkmaktan ve aşağıya bakmaktan artık başımız dönmüştü ki şimdi de dik bir iniş başladı. İşte bu her şeye bedeldi. Çok samimi bir biçimde bizi karşılayan belediye başkanı Ali Fuat Bey, “İzmir pisiletçiler derneği” diyerek bizi kahkahalara boğdu. Misafirperverliğinin yanı sıra her şeyi organize edilmesinde bir dediğimizi iki etmedi ve tur boyunca kendinden söz ettirdi.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Her şey için bir kez daha teşekkürler Turunç Beldesi ve Ali Fuat bey. Burada ekibimizden Oğulcan Köken ayrılmak zorunda kaldı. Turun fiziki şartlarının en iyi olduğu yerde bizden ayrılması onun için büyük bir şanstı.
4 Temmuz sabahı saat 04.00’te yola çıkan ekibimiz Dalyan’a doğru yol aldı. Doğrusu Marmaris çıkışındaki 5 kmlik yokuş bizi biraz yordu. Zira Turunç iniş-çıkışlarını hiç saymıyorum. Dalyan’a ulaştığımızda belediyeye ait kamp alanında çadır kurduk. Burada da ekibimize İstanbul’dan katılan İlhan Şahiner veda etti.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Aslında Dalyan’a gelip de doğa harikalarını ve tarihi kral mezarlarını görmemek olmazdı. Ancak bataklık kıyısına yaklaştığımızda sivrisineklerin saldırısına uğradık ve resmen sinek kovucularla yıkandık. Şehir içi turu atamasak da yürüyüş yapılan cadde boyunca bisikletlerimiz elimizde dolaştık. Burada bizi karşılayan bisiklet dostu Levent Bey’e ve bize şehir hakkında bilgi veren gazeteci Mehmet Bey’e sonsuz teşekkürlerimizi sunmak gerekiyor.
5 Temmuz sabahı Dalyan’dan Fethiye’ye doğru pedallar çevrilmeye başlandı. Sabahın serinliğinde rüzgarın da yardımıyla hızla yol aldık. Başlangıçta çok yokuş olduğunu ve bizi yoracağını düşünüyorduk. Ancak kaymakamın ücretli tünelden geçmemize izin vermesi işimizi ve yolumuzu kolaylaştırdı. Tünelden sonra inişlerin keyfini çıkardık.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Fethiye’ye girerken gazeteciler ve Fethiyeli bisikletçi arkadaşlarımız bizi karşıladı. Polis eskortluğunda karizmatik ve kalabalık bir grupla şehir turu attık ve kısa bir basın açıklaması yaptık.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Buradan da kamp yerine geçip akşamki program için dinlenmeye başladık. Akşam tekrar şehir turu yapıp slayt gösterisi ile halkı bilgilendirdik. Kamp yerine döndüğümüzde şezlonglarda yatmanın keyfine vardık.
6 Temmuz sabahı 1 saat Fethiye’den çıkamadık. Bunun üstüne inceden bir yokuş olan ve dümdüz devam eden eski yoldan Patara yoluna düştük. Bu yol tüm ekibin moralini bozdu çünkü bitmek bilmiyordu. Nitekim anayola çıktığımızda Patara’ya sadece 52 KM kalmıştı. Bu bizi sevindirdi. Rüzgarın etkisiyle daha da hızlandık. Ancak yolda küçük bir kaza atlattık. Engin Kılıç dengesini kaybederek yere düştü ve dizinden yaralandı. Üzülerek söylemem gerekirse bir İngiliz çift durarak yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Peki Türkler, sadece korna çalarak yanımızdan geçtiler. Neyse öğlene doğru Engin’in Köyüne -Ova Köy’e- ulaştık. İnanılmaz bir karşılama vardı. Özellikle mangal ve yemekler sofradan oldukça geç kalkmama neden oldu. Öğleden sonra ise çadırlarımızı kurup Patara kumsalına gittik.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Hala bakirliğini koruyan bu kumsal görülmeye değer bir hazine niteliğinde. Patara dönüşü dinlenmeye çekildik ve ertesi gün Kaş’a ulaşarak turumuzu tamamlayacaktık.
7 Temmuz sabahı yola koyulan ekibimiz yeni yapılmış ve trafiğe kapalı olan yoldan Kalkan’a oradan da Kaş’a doğru pedal çevirmeye başladı. Aslında yolun bu kısmı havanın sıcak olmasına rağmen en keyifli yeriydi. Hatta yol bisikleti için daha uygundu. Sağ tarafımızda havuz kadar berrak ve masmavi bir deniz, sol tarafımızda ise ihtişamlı dağlar yükseliyordu. Yol kıvrıla kıvrıla uzanırken inişli çıkışlı olmasından dolayı da bir o kadar da keyifliydi. Özellikle Kaputaş’ta birçok fotoğraf çektik.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Ayrık bir vadinin ardından köprü, kumsal ve deniz. Jandarma kontrol noktası olan bu yerde merdivenlerden inerek denize giriliyor. Yaklaşık 10 km sonra da Kaş’a ulaştık. Kaş tabelası önünde fotoğraf çektikten sonra yolun kenarında duran Pamukkale turizme ait bir otobüsten su ihtiyacımızı karşıladık. Kaş’a girerken gökyüzünde yamaç paraşütü yapanları izledik. Nihayetinde Kaş belediye binasında TRT habercisi ile birlikte belediye başkanının hediyeleri ile karşılandık.
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
 | | | Büyük boyut için tıkla! |
Kısa bir şehir turundan sonra “Küresel Isınmaya hayır!” sloganlarıyla Cumhuriyet Meydanı’nda turumuz son buldu. Buradan Ruhi Alakoç ve ben Ramazan Yıldız Antalya’ya, Engin Katırcı ve Engin Kılıç Ova Köy’e, Mehmet Savaşçıoğlu da İzmir’e döndü.
,
|