Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2013 Bisiklet Katalogu
İkinci El
Piyasadan
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
02 . Ekim . 2014  
3,8km Yüz! 180km Bisiklete Bin! 42km Koş!
Ironman Olmak

3,8km Yüz! 180km Bisiklete Bin! 42km Koş!

Yazar: Alptekin Başkır
27.9.2008

Birileri çıkıp 3,8 km yüzeceksin ardından 180 km bisiklete binip üzerine birde maraton (42.2km) koşacaksın dese nasıl tepki verirsiniz? Sizlere Ironman olmaktan bahsediyorum. Medyamızda çok yer almasa da bu tür sporlara ülkemizden de ilgi duyanlar mevcut. İşte bunlardan biri olan Oğuz Omur ile “Ironman olmak“ üzerine sohbet ettik.

Sohbetimiz sırasında mütevazılık yaparak sözünü etmediği bir detayı sizlere belirtmeden geçmek istemedim. Hawaii Dünya Şampiyonası’na Türkiye’de yaşayıp Türkiye’de hazırlanan ilk triatletler Oğuz Omur ve Gökhan Doğruol. Oğuz, geçtiğimiz Temmuz ayında Ironman Switzerland'da 40-44 yaş grubunda 9:48 derecesiyle Türkiye rekoru kırmış bulunuyor. Her ikisi de Ekim ayında yapılacak Hawaii'deki Dünya Şampiyonası’na kalifiye oldular.

Lafı daha fazla uzatmadan söyleşimize geçelim.

Oğuz merhaba, bizler seni uzun zamandır yakından tanıyoruz ve yaptıklarını takip ediyoruz ama okuyucularımız tanımıyor olabilirler. Geçmişte ulusal ve uluslararası birçok maraton'a katıldığını biliyoruz. Bisiklete binip, macera yarışı koştuğunu da biliyoruz. Bizlere kendinden spor geçmişinden kısaca bahsedebilir misin?

Benim spor hayatım 1973 senesinde İstanbul Yüzme İhtisas'ın yüzme okulunda başladı. 1979'a kadar yüzücü olarak antrenman yapıyordum. O tarihten sonra aynı kulübün sutopu takımında sutopuna başladım ve 2000 senesine kadar sadece 1988-89 seneleri ara vererek sutopu oynadım. Bu süre içinde gençler ve büyüklerde toplam 25 kez milli oldum. Kulüp olarak 1981-82-83 de gençler Türkiye şampiyonu 1984-85-86-87-91-93-94-95-98 de büyükler Türkiye şampiyonu olduk. 1994 senesinde Avrupa şampiyon kulüpler kupasında yarı final oynadık. 2000 senesinde sutopunu bıraktıktan sonra abimin devamlı antrenman yaptığı ve yarış koştuğu bir grupla koşu ve mtb antrenmanları yapmaya başladım. 2000 öncesi birkaç yarı maraton keyfine koşmuştum. Ama 2000 sonrası sutopunu da bırakınca rekabeti özlemeye başladım ve antrenman temposunu arttırmaya başladım. 2001 senesinde macera yarışlarına merak saldım. O sene de şansa Yeni Zelanda'daki Eco-Challenge gidecek Türk ekibine bir kişi lazımdı. O Zaman Serdar Kılıç ve Tolga Şenefe bana teklif ettiklerinde çok sevinerek ve heyecanlanarak kabul ettim. Dağcılık tecrübem hiç yoktu. O seyahat ayrı bir konudur. Çok fazla girmeyeceğim ama bugün ki ağrı eşiğimin yüksek olmasında o yarışın katkısı çok fazladır! O yarıştan sonra dağ bisikletine daha da merak sardım. Bu arada 2002 senesinde ilk triatlonu yine abimlerle koştum. Çok keyifliydi. Bundan sonra triatlon üzerinde yoğunlaştım. Çünkü antrenmanları monoton değildi ve sakatlanma riski maratona hazırlanmaktan daha azdı. 2006 ya kadar sadece olimpik triatlonda yarıştım. 2006'da yarı Ironman (70.3) koşmaya başladım ve 2007 de tam Ironman koştum.

  Oğuz Omur
Oğuz Omur
Büyük boyut için tıkla!
13 Temmuz'da Zürih'te yapılan Ironman Switzerland'da Türkiye'den iki kişi olarak iyi bir derece yaptınız ve Hawaii'de yapılacak olan Ironman Dünya Şampiyonası’na (Ironman World Championship) katılmaya hak kazandınız, bize bu şampiyonadan ve katılmak için neler yapmak gerektiğinden bahsedebilir misin?

Hawaii Ironman'i dünya'da yapılmış ilk Ironman triatlon (1978). Aynı zamanda triatlonun doğuşu. Bu sebeple Dünya Ironman Şampiyonası'nı oraya almışlar. Her sene Ironman markası altında dünya triatlon organizasyonun kontrolörlüğünde çeşitli ülkelerde Ironman yarışları düzenleniyor. Bu yarışların hepsinde mesafeler aynı ve bu mesafeler lazer ve GPS yardımıyla doğru ölçülüyor. Mesafeler şöyle: 3.8km yüzme, 180km bisiklet (deryar yasak), 42.195km koşu. Her yarışta Hawaii Dünya Şampiyonası için yaş gruplarına kontenjanlar veriliyor. Örnek: İsviçre Ironman'inde 40-44 yaş grubunda ilk 12'ye girenler Hawaii'ye gidebiliyordu. Toplam kontenjan 75 idi. Almanya Ironman'inde toplam kontenjan 120'dir. Her yarışın katılımcı sayısına göre kontenjanı var. Ayrıca lottery sistemi dedikleri 150 kişiyi de piyango yolu ile seçiyorlar. Son olarak 1 kişiyi de Ebay'da açık arttırma ile kayıt ediyorlar. Yarışın popülaritesini anlamak için bu açık arttırmanın 30,000USD ile 50,000 USD arasında sonuçlandığını söyleyebiliriz.

Siz neden Zürih'te yarışmayı tercih ettiniz? Bildiğim kadarıyla Avrupa'da başka yerlerde de Hawaii'deki Şampiyonaya puan veren yarışlar var.

Abim Korkut 2006 senesinde Gökhan Doğruol ile beraber İsviçre Ironman'ini koşmuştu. Ben de onları seyretmeye gittim ve çok etkilendim. Hem organizasyon çok iyi idi ki bu genelde bütün Ironman yarışlarında aynı, hem de yarış lojistik açıdan çok avantajlıydı. Yani kaldığımız otel start / finişe çok yakındı. Yüzme-bisiklet ve bisiklet-koşu değişim alanı aynı yerdeydi. Su ve yiyecek istasyonlarının dağılımı çok yerinde yapılmıştı. Kayıt yaptırmak çok kolaydı ve en önemlisi uçakla sadece 2 saatte gidebiliyorsunuz.

Kaç defa Ironman oldun? Hawaii'deki yarış 70.3 serisi diye geçiyor, bunun anlamı nedir? Diğer Ironman'ler den farkı nedir?

Ben şu ana kadar 5 tane yarı Ironman, 2 tane Ironman koştum. 1 sezonda 2 yarı bir tam Ironman ancak koşabiliyorum. Bir de Alanya var tabii.

70.3 serileri aynı Ironman serileri gibi ama Ironman mesafesinin tam yarısı. Yani 1.9km yüzme, 90km bisiklet ve 21.1km koşu. Hawaii'de de 70.3 yarışı var ama mayıs ayında yapılıyor. Yani ayrı bir yarış. Bu 70.3, 2007 senesinde Ironman markasının yarı Ironman adının yerine kullandığı bir alternatif. Yani artık yarı Ironman demiyorlar onun yerine Ironman 70.3 diyorlar. Bu serilerinde finali var. O da Clearwater, Florida'da 8 Kasımda yapılacak. Ona da kalifiye olmuştum, onu da koşacağım eğer bir sakatlık olmazsa.

3 disiplin bir arada. Bu nedenle çok ağır bir antrenman programın olmalı. Bu yarışa nasıl hazırlandığından bahseder misin?

Ironman zaten başlı başına antrenman. Antrenmanı yapan yarışı koşar. Eğer bitirmek için yarışsaydım şu anda yaptığım antrenmanın yarısını yapardım herhalde. İşin asıl zor kısmı hazırlık dönemi. Ben çok şanslıyım çünkü bu işi çok iyi bilen Yeni Zelandalı bir antrenörüm vardı. Hem de geçtiğimiz Ağustosa kadar benimle aynı sitede oturuyordu. Büyük rastlantı! Onunla oturup 6 aylık plan yaptık. Hangi dereceyi yapmak istediğim ve ne kadar vakit harcayabileceğim çok önemliydi. Bu doğrultuda haftalık antrenman programları hazırladı. Ben de onları uyguladım. Yüzme antrenmanlarını Enka'da, bisiklet ise hafta içi makarada, hafta sonları Pendik'ten eski İzmit yoluna çıkıyorduk. Uzun 5-6 saatler üzeri koşu. Koşu idmanı ise daha çok Kemerburgaz çevresinde yapıyorum. Tipik bir antrenman haftasına örnek ekte iki hafta önceki antrenman programını verebilirim. Bisiklet antrenmanımda SRM powermeter kullanmamın yararı çok büyük. Bütün intervalleri ve antrenman dozajını güce göre ayarlıyoruz. Yani kaytarma ihtimalim yok! Her üç haftanın sonunda bir hafta daha yumuşak geçiyor. O hafta dinlenme haftası gibi ama yine 12 saat gibi antrenman yapıyorum. Bazı antrenmanlarda o kadar ağır oluyor ki günlerce kendime gelemiyorum. Her neyse fazla dramatize etmeyelim. Kısacası bu iş üç kademeli: planlama, hazırlanma ve hayata geçirme.

Eminim bu süreçte yediğine içtiğine ve yaşam tarzına da çok dikkat ediyorsundur, böylesine yarışması da hazırlanması da zor olan bir disiplin ile uğraşmak normal hayatını nasıl etkiliyor?

  Oğuz Omur
Oğuz Omur
Büyük boyut için tıkla!

Ben genelde çok disiplinli yaşamazdım ama artık biraz mecburiyet oldu. Yemeğime eskisinden daha fazla dikkat ediyorum. Ayrıca antrenman ve yarış sırasında yeme içme konusu ise çok önemli. Uzun antrenmanlardan bir gün önce ne zaman neyi yiyeceğimin planını yapıyorum. 6 saatlik bir antrenmanda yaklaşık 9 Power gel, 2 Power bar ve 4 şişe karbonhidrat içeceği tüketiyorum. Antrenman sonrası çabuk toparlamak ve bir sonraki antrenmana hazır olmak için amino acid ağırlıklı karışımlar içiyorum. Havalar sıcakken sıvı tüketimindeki en ufak hata çok pahalıya patlıyor. Yarıştan birkaç hafta önce salim kafayla yiyecek stratejimi yapıyorum. Hava durumuna göre bu değişiyor. Yarışın web sitesinden su ve yiyecek istasyonlarının yerini öğreniyorum ona göre yanıma sıvı ve jel alıyorum. Bu konu Ironman'de çok önemli. Hata yaparsanız bütün bir sene yaptığın antrenmanlar boşa gider. Ben 8.30 saatlik elit Ironman gördüm zorla yürüyordu yarışta sırf beslenme hatasından.

Normal hayatımı çok etkiliyor. Tabili iş hayatımdan ve ailemden fedakârlık etmek zorunda kalıyorum. Mesela sabah ve akşam çift antrenman olduğu zaman ofiste bazı günler ruh gibi dolaşıyorum. Hafta sonları antrenman dönüşü evde koltuktan kalkamıyorum. Böyle oluncane kızımla ne de eşimle bir program yapamıyoruz. Eşim sağ olsun bana çok anlayış gösteriyor. Bunu yüzüne söylemem ama burada itiraf ediyorum Arkadaşlarımda beni pek göremiyorlar. Tabii ki antrenman yaptığım arkadaşların dışındakiler. Genelde her gün yorgun geziyorum. Kendimi taze hissettiğim zamanlar genelde yarışa 10 gün önce filan başlıyor.

 Oğuz Omur
Oğuz Omur
Büyük boyut için tıkla!

Tek başına hazırlanmak çok zor olsa gerek, senin nasıl antrenman partnerlerin var mı?

Gökhan zaten benimle beraber yarışacak her antrenmanda beraberiz. Ayrıca Korkut ve Metin Aroyo ile uzun bisiklet idmanını yapıyoruz. Koşuda bazen kalabalık oluyoruz uzun koşular haricinde. Yani o bakımdan da şanslıyım. Zaten bu sporla beraber sabırlı ve organize olmayı da öğrendim. Yani hedef büyükse bir türlü motive olmak durumundasın. Biriyle ya da yalnız o antrenmanları yapmak zorundayım. Ama bazen beynim yoruluyor. Mesela geçtiğimiz cumartesi Kemerburgaz'dan Pendik'e kadar arabayla geldik. 5 saat üstüne 30 dakika koşu vardı. Bisikletin 55. dakikasında ben daha fazla gidemedim bıraktım antrenmanı. Bu tip şeyler olabiliyor böyle uzun hazırlık dönemlerinde mental olarak zayıf düşüyorsunuz bazen.

Dünyada çok popüler olan bu sporun ise Türkiye'de fazla bilinmiyor, Triatlon sporu adına Türkiye'de neler yapılıyor?

Türkiye'de maalesef diğer sporlarda olduğu gibi triatlonda da pek bir şey yapılmıyor. Çünkü hala futbol haricinde spor kültürü yerleşmiş değil. Alanya triatlonu var en eski yarış Türkiye'de. Onunda organizasyonunu ETU(Avrupa triatlon birliği) yapıyor. Federasyonun katma değeri yok denecek kadar az bu spora. Olimpiyatlara Mert Onaran'ı götüreceklerdi ama yeterli iyi derece ve yeterli kulis yapılamadığı için olimpiyat komitesi "wild card" hakkını Suriyeli bir triatlet için kullandı. Bu çok acı maalesef. Hala doğru düzgün bir triatlet antrenörü yetiştiremediler koca Türkiye'de. Yapılacak şey basit. Önce yabancı iyi bir antranörü getireceksin buraya bir seneliğine. Ders verecek potansiyel antrenörlere ve sporculara. Hala antrenman ve beslenme biliminden uzak halde sporcu yetiştirmeye çalışıyoruz. Diğer bir problem de para tabii ki. Bu işler parasız olmaz. Tahmin ediyorum bizim federasyonun bütçesi komiktir. Onlar da hakem ve sporcu harcırahlarına gidiyordur.

Yarışa tekrar gelirsek, Hiç durmadan 9 saat yarışmak nasıl bir şey? Hiç mola veriyor musun? Yarış süresince nasıl bir beslenme programı yürüteceksiniz?

Ben yarışta hiç mola vermiyorum. Yüzmeden 55 dakikada çıktım. Değişim 2:27 dakika sürdü. Bisiklet 5:22 saat. Değişim 1:22 dakika. Koşu 3:26 saat toplam 9:48 saat de sadece koşuda küçük tuvalet molası o kadar. Hatta bisiklette Hawaii kontenjanını saniyelerle kaçırırım belki diye (utanmam gerekir mi bilmem?) küçük tuvalet için durmadım, üzerime yaptım. Allahtan çok yağmur yağıyordu! Hava öğlen 12’ye kadar 12 dereceydi ve bardaktan boşanırcasına hiç durmadan yağmur yağdı. Bisikletin 4 saati titreyerek geçti, özellikle inişler! Koşunun sonlarında artık kalori ihtiyacım için bar ve jel de yiyemez olmuştum. O yüzden kuruyemiş standına saldırıp aynı hızla koşuya devam ediyordum. Yani saniyelerin hesabını yaptım.

Yarışın başında çok diri hissediyorsun kendini. Onca antrenmandan sonra son hafta dinlenme moduna girince yarışın başında çok tehlikeli bir şekilde güçlü hissediyorsun. Ta ki bisikletin son çeyreğine kadar. Yarış boyu kendime kalori almam gerektiğini hatırlatıyorum. Sıvı içmem gerek, şimdi jel yemem lazım, istasyonlardan birinde muz veriyorlar, çok iyi geliyor o. Bisikletin sonlarında özellikle de yokuşlu parkursa yarısında bile kramplar gelmeye başlıyor. Önce hafif yokluyorlar sonra bıçak gibi sertleşerek girmeye başlıyor. Bisikletin sonunda en çok ağrıyan yerim boynum, omuzlarım ve popom oluyor. Ne zamanki koşuya başlıyorum ilk km iyi geliyor. Ondan sonra benim herkese dediğim şey: Ironman başlıyor. Her tarafınızda ağrılar başlıyor. Mental olarak gelgitler yaşıyorsun. Bir iyi bir kötü hissediyorsun. İşte bu sıralarda o yaptığımız uzun antrenmanların faydasını görüyoruz. Kötüyken hiçbir zaman panik olmayacaksın iyiyken de havaya girip tempoyu arttırmayacaksın. Koşarken kendime hatırlatıyorum. Omuzları yumuşat, sakin koş, nefesini düzenle, sağ hamstring çekiyor kısa adım at, ilerideki istasyondan jel al, kola al, su al. Ve bu böyle gidiyor. Ha! bir de saati kontrol ediyorum devamlı. Tempoyu sabit tutmak için düzenli zaman alıyorum tur dönüşlerinde. Koşunun 25.km sinde acılar iyice artıyor ve 36km ye kadar şurada bırakayım diyorum içimden. Artık dizlerimde her adımda sızlıyor. Su ve beslenme istasyonlarında marketten alışveriş yapar gibi dalıp çıkıyorum. Sonlara doğru elime ne geçerse yiyiyorum. Portakalı kabuğuyla, elmayı koçanıyla artık ne gelirse. Son 5-6km ise artık finişe gelmenin verdiği hisle ve adrenalinle geçiyor.

Beslenme programım şöyle: yarıştan 3 saat önce kahvaltıda 2-3 dilim reçel veya ballı ekmek kahve. Yarıştan yarım saat önce bir Power jel, biraz elektrolit. Yüzme çıkışından 15 dakika sonra yarım Power bar. 30 dakika sonra diğer yarısı. Yüzmeden hemen sonra almıyorum, çünkü nabzım hala yüksek oluyor. Jelleri de sonraya saklıyorum ki ilerleyen saatlerde katı gıdayı midemin hazmetmesi daha zor oluyor. Jeller kolay gidiyor. Bisiklette her 20 dakikada bir jel. Arada muz. Sıvı olarak 6-7 şişe Gatorade Endurance Formula ve 5-6 şişe su (suyu jelle beraber içiyorum). Koşuda her iki istasyonda bir jel.(istasyonlar her milde) Her istasyonda kola ve su. Sonlara doğru meyve veya tuzlu pretzel. Yani bisiklette hedef 1800-2200 kalori koşuda da 600-800 kalori.

Herhangi bir destek ekibiniz olacak mı?

Destek ekibi yasak. Yarış süresince istasyonlardaki yarış organizasyonuna bağlı gönüllüler haricinde dışarıdan birinin verdiği suyu ya da yiyeceği almak diskalifiye sebebi. Sadece belli bir noktaya bırakılmak üzere kendi hazırladığın bir torbaya yiyecek içecek koyabilirsin. Ben ona gerek görmüyorum çünkü yardım istasyonları bence yeterli.

Hedeflediğin bir derece var mı? Dünya'daki en iyi dereceler nasıl?

Hedeflediğim derece Hawaii için 10 saatin altında gelirsem çok mutlu olurum. Hawaii de en iyi dereceler elit atletlerde 8:11 ile 8:45 arasında değişiyor. Benim yaş grubumda ise 9:20-9:35 civarı. Bu derecelerde yıllara göre çok farklılıklar olabiliyor çünkü. Hawaii'nin rüzgârları ile sıcağı ve nemi çok meşhur. Bisiklet dereceleri elitlerin bile 30 dakikanın üzerinde değişebiliyor. Bakalım bu sene nasıl olacak. Değişmeyen şey nem ve sıcaklık.

  Oğuz Omur
Oğuz Omur
Büyük boyut için tıkla!

Dünya'da bugüne kadarki en iyi derece 7:57 yanılmıyorsam. Ama bu sene hem kadınlar hem de erkeklerde bu rekorlar kırıldı. Bazı parkurlar diğerlerine göre hem yokuş hem de iklim bakımından daha hızlı. En hızlı parkurlar ise Almanya ve Avusturya. En iyi dereceler oralarda yapılıyor genelde. İsviçre biraz daha yokuşlu oralara göre. Hawaii ise iklim olarak zor parkur ise inişli çıkışlı. Koşu kısmı düz değil. Bir Ironman parkuru için fazla yokuşlu.

Genel olarak bakacak olursak, yarışı bitirmek için bu üç disiplinde de iyi olmak gerekli, peki iyi bir derece yapmak için bu üç branştan öne çıkanı "olmazsa olmaz"ı hangisidir?

Bence Ironman'de bisiklet ve koşu aynı ağırlıkta. Yüzmeniz çok iyi olmasa da olur ama bisikletiniz iyiyse ve koşunuz kötüyse o yarış bir türlü bitmez. Eğer bisikletiniz zayıf koşunuz iyiyse bacaklarınız bitik halde koşuya başlayacaksınız. Bu halde koşmak tamamen ayrı bir olay. Bu yüzden antrenmanlarda bisiklet koşu dengesini çok iyi ayarlamak lazım. Yani ikisi de olmazsa olmaz. Hatta çok önemli bir üçüncü olmazsa olmaz da vücudunuzun merkezi ve üstü. Yani mide, sırt, bel, omuzlar, oblikler. Yarışın sonlarında vücudunun üstü daha güçlü kalan kazanır. Koşunun sonlarında vücut çökmeye ve bacaklara binmeye başlıyor. Kesinlikle diri kalmak için vücudun üst tarafını da güçlendirmek gerek.

 Oğuz Omur
Oğuz Omur
Büyük boyut için tıkla!

Bundan sonraki hedeflerin nedir?

Açıkçası şu anda o kadar bezgin hissediyorum ki Hawaii'den sonrasını pek düşünmek istemiyorum. Bu ruh hali eminim geçicidir. Hawaii'den gelip 15 gün sonraki Alanya Triatlonu'nu ve sonra da 8 Kasımdaki Dünya 70.3 Ironman Şampiyonası'nı koşacağım. Sonra da birkaç hafta dinlenip Belgrad Ormanı'nda hafta sonu herhangi bir plansız temposuz mtb'nin keyfini sürmek istiyorum.

Bu güzel ve adrenalin yüklü sohbet için teşekkür ederim. Her ikinize de 11 Ekim'de Hawaii'de yapılacak Ironman Dünya Şampiyonası'nda başarılar diliyorum. Oradaki haberlerinizi de büyük bir merakla bekliyor olacağız.

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu Transalp'ta
CRAFT Bike Transalp, etaplı mukavemet yarışları arasında Avrupa’da düzenlenen en ağır yarış. Almanya’nın Bavyera eyaletinde Oberam ... Devamı » » » 

Mustafa Önder Atik ile Samsun'dan Deaflympics'e

Geçtiğimiz yıl Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da 22. İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye 130 sporcuyla katılıp 3 ...
Devamı » » » 

Dünya Masterlar Şampiyonası Finali Yolunda
Bahadır Düner, Hakan Şenöz ve Zafer Yalın’dan olaşan ekip Yalova Belediye Spor adına Mayıs ayından itibaren Avrupa'daki çeşitli ya ...
Devamı » » » 

Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Şub.13 2013 Dağ Bisikleti Elit Takımlar...
Şub.13 Merida Takımları: Lampre Merida,...
Oca.13 Fuentes Davası: Pandoranın Kutus...
Ara.12 Amatör Bakış Açısıyla Dağ Bisikl...
Ksm.12 Liestrong ve Ötesi - Perde Arkas...
Ksm.12 Bir Tutkuydu Yarışçı Olmak
Ksm.12 Lance Armstrong Skandalında USAD...
Eyl.12 Cebrail Şeker ile Röportaj
Auğ.12 Bisikletin JR'ının Ardından
Haz.12 Olimpiyat Yolunda Nerede Tökezle...
May.12 Hedef: Olimpiyatlara Gitmek
May.12 Eliminator Nedir?
Şub.12 Yarışlarla geçen 22 yıl…
Oca.12 Tanja Zakelj'la Kısa Kısa
Ksm.11 Yarışa Var mısın?
Eki.11 2012 Takvim Değerlendirmesi
Ara.10 Alberto,Lance,Andy ve diğerleri....
Ksm.10 Emin Müftüoğlu ile Röportaj
Auğ.10 Greg LeMond'la Bisiklet ve Dopin...
Tem.10 39 Saniye...Fransa Turu
Tem.10 Rotterdam, Vittel ve Ben
Yarış Dünyasından Arşivi

 

İlgili Linkler:  

haber   ''Ironman''ler Belli Oldu  
haber   Sporcularımız Kona'da  

  Bu yayın 11150 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Peloton  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık  |  Sürüş Teknikleri  |  Yarış Dünyasından  |  mtb parkı: BELGRAD  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2014