Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
12 . Aralık . 2017  
1.Uluslararası Likya Macera Yarışı
Akdeniz de Macera Bir Başka Güzel!

1.Uluslararası Likya Macera Yarışı

Yazar: Alptekin Başkır
1.7.2009

1.Likya Uluslararası Macera Yarışı yapılacağını duyduğumda inanılmaz mutlu olmuştum. Değişik bir coğrafyada yarışmak ve macera yarışı virüsünün İstanbul dışında farklı illere de yayılmasını istiyorduk.

Bir gün önceden gidip Kayaköy’ deki Kaya Misafir Evi'ne misafir olduk. Son hazırlıklarımızı bu sıcak ev ortamında yapıp Cumartesi sabahı saat 09:00'da yarış alanındaydık. Her şey çok organize idi. Organizasyondaki gönüllüler güler yüzleriyle bizleri karşıladı. Saat 11:30'da Caner'in kuralları açıklaması akabinde, haritalar dağıtıldı ve heyecan başlamış oldu. Son derece kuvvetli takımlar vardı. Mix kategori açılmamıştı. Yarışacağımız takımlar tabii ki bu güçlü kuvvetli erkek takımları idi. Ben takımımızın zayıf halkasını oluşturuyordum. Yapabileceğimizin en iyisini yapacaktık; Hedefimiz yarışı sınırlarımızı zorlayarak nokta atlamadan bitirmekti.

 Hazırlık Yapıyoruz
Hazırlık Yapıyoruz
Büyük boyut için tıkla!

Kısıtlı zamanda haritalarımızı işaretledikten sonra otobüse binip yarışın başlayacağı alana hareket ettik. (Son 2-3 yarışta harita işaretlemek için verilen sürenin yetersiz olduğunu, işaretledikten sonra harita üzerinde çalışmak, rota planlaması yapmak için yeterli zaman olmadığını düşünüyoruz.) Alana vardığımızda hareketli güzel bir yarış alanı bizi bekliyordu. Güzel bir müzik ve bizi izlemeye gelen seyirciler ortamı renklendirmişti. Yarışa saat 13:20 bisiklet etabı ile başladık. Başlar başlamazda tırmanmaya...

İlk noktamız yaklaşık 3km sonra bir çeşmeydi. Bu noktaya gelen ilk ekip John&Diarmuid idi. Arkasında da biz vardık. İmzalarımızı atıp hareket ettiğimizde diğer ekiplerde bize yetişmişlerdi.

2. Noktaya gidiş yolu dik bir yokuşla başlıyordu. Hava çok sıcaktı. Maksimum nabız ile hareket ediyordum. Bayağı bir zorlanmaya başlamıştım. Bir müddet sonra diğer takımlar yavaş yavaş bizi geçmeye başladı. Bisikletten inip yürümeye başladım. O sıcakta yürümek bile zor geliyordu. Bisikletimi Alptekin aldı ve ben hızlı adım yürümeye devam ettim. Eğim makul bir seviyeye geldiğinde de binmeye başladım. Yavaş yavaş resmen bir dağa tırmanıyorduk, etrafta hiç gölge yoktu. Soğuk soğuk terliyor "Ne işim var benim bu yarışta, keşke katılmasaydım, ben sıcağı sevmem ki" diye içimden söyleniyordum. Zemin toprakla karışık kayaydı. Bisikletin lastikleri bu zeminde hayli kontrolsüzdü. Alptekin beni ittirerek yardım etmek istediyse de bu beni daha çok strese sokuyordu. Küçük taşlar lastiklerin altından kayıyordu ve ben hiç düşmek istemiyordum.

 Dağ Bisikleti Etabı
Dağ Bisikleti Etabı
Büyük boyut için tıkla!

Bu etapta önümüzde Dorado takımı vardı. Belli bir süre birlikte ilerledik. Benim biraz daha hızlanmam için Selçuk sırtımdaki çantayı aldı. Hafiflemek işe yaramıştı. Dağın zirvesine yakın bir yerlerde 2.noktamızı aldıktan sonra inişlere başladık. İnişlerde bozuk zeminden dolayı çıkışlar kadar zordu, bir o kadarda yorucuydu. İnişler sırasında Dorada takımı bizi geçip gitti. Usanmıştım, 34 km gibi kısa bir bisiklet etabının beni bu kadar zorlayacağı hiç aklıma gelmezdi. İnişler çıkışlarla dolu dağ yolundan bir an önce kurtulmak isterken Selçuk’un bisikletinin lastiği patladı. Hızlı bir lastik tamiri sırasında bir şeyler yeme şansı da bulduk. Bu kısa ihtiyaç molasının akabinde hızlandık, inişlerde sırtıma aldığım çantamı çıkışlarda tekrar Selçuk’a verip ilerleyerek 3.kontrol noktasına geldik. Su takviyelerimizi yapıp yola devam ettik, artık kısmen dağ yolundan çıkmıştık.

4. Kontrol noktasına ulaşmamız çok hızlı olmuştu, bu noktaya geldiğimizde fark ettik ki beşinci takımız. Nispeten bisiklet parkuru kolaylaşmıştı. Yer yer çıkışlı inişli bir toprak yolun akabinde 5. noktamızı da aldık. Benim keyfim yerine gelmişti. Son bisiklet noktamıza gelmemize çok az kalmıştı ve artık daha düzgün bir zeminde sadece iniyorduk.

Bisikletleri Bırakıyoruz

6. kontrol noktamızda bisikletlerimizi bıraktık. İçecek takviyemizi yapıp koşmaya başladık. En sonunda sıcağın etkisi azalmış, hafif koşar adımlarla ilerliyorduk. Likya patikalarından ilerleyerek doğruca 7. kontrol noktasına vardık. Bu arada her noktada bizi bekleyen inanılmaz güler yüzlü ve yardımcı hakemler vardı. 8.kontrol noktasına da Likya patikalarını takip ederek ilerlerken yıllardır yapmak istediğim Likya Yolu yürüyüşünün bu yarışa kısmet olduğunu düşünüyordum. Hızımız epey azalmış sadece kaybolmadan ilerlemeye çalışıyorduk.

Dikkat Hata Yapıyoruz!

8. Kontrol noktasında bir baktık ki dördüncülüğe yükselmişiz. Çok keyiflenmiştik. Önümüzdeki takım ile de aramızda sadece 17 dakika vardı. İşte ne olduysa o noktadan sonra oldu. Gayet kısa sayılabilecek etapta öndeki takımı yakalayıp geçmeyi hedeflerken bir hata yaparak tam tersine 1 saat 20 dakikalık bir farka çıkmasına neden olmuştuk. Yarışa devam eden takımlar arasında sonuncu duruma düşmüştük. Sonradan nasıl hata yaptığımızı incelerken fark ettik ki 8. kontrol noktasını işaretlerken yanlışlık yaparak birbirine yakın iki nokta koyup o bölgeyi algılamamızı zorlaştırmıştık.

9. Noktaya geldiğimizde öğrendik ki yarışın başında Manimals takımı elemanlarından biri bisikletini kaybettiği için devam edememişti. Dorado takımıysa son bisiklet noktasına giderken takım elemanlarından birinin düşmesi yüzünden devam edememişti. Zıkkım takımıysa sıcak nedeniyle dehidre olarak yarışı bırakmıştı. Ay Yolcuları takımı da nokta atlayarak devam ediyordu.

Gelelim 4G Adventure takımına; 9. noktada yaptığımız hata bizi yarıştan düşürdü diyebiliriz. Kararan havanın etkisi ile de epey yavaşlamıştık. Kontrol noktası 10'a geldiğimizde hava kararmıştı. Bu noktaya gelirken de doğru yolda olup olmadığımızı kontrol edebilmek için ileri geri hareketler yapmış, yaklaşık yarım saat kaybetmiştik. Kamp alanına 2 nokta sonra ulaşacaktık. Aslında bu kadar hataya rağmen keyfimizde yerindeydi. 11. Kontrol noktasına giderken nasıl olduğunu anlamadan bir barın ortasında bulduk kendimizi. Kayaköy'ün içindeydik. Biraz eğlenip yolumuza devam edelim dedik ama tabii olmadı. Kayaköy'ün içinden harabelere doğru yönelerek kiliseye çıktık. Bir süre sonra 11. kontrol noktasının bulunduğu vericideydik. Vericide bizi bekleyen hakem imzamızı alıp başladı toplanmaya, o noktaya da gelen son ekiptik. Ondan aldığımız habere göre önümüzdeki ekiplerden biri 12. noktayı bulamamış, yeniden 11. noktaya gelerek yoluna farklı bir yönden devam etmişti.

Karanlıkta patikadan giderek hedefi bulmanın kolay olmadığını biliyorduk, daha da bir anlamış olduk. 12. noktada yine Likya patikaları üzerindeydi. Karanlıkta patika üzerinde yol almak oldukça zordu. İki alternatifimiz vardı. Ya asfalttan gidip aradan yükselip noktayı alacaktık ya da patikadan irtifa kaybetmeden ilerleyecektik. Biz patikayı tercih ettik. Kaybolmamak için uyguladığımız yöntem bizi epey yavaşlatmıştı. Yolun üzerindeki işaretleri kaybetmemek için en arkadan gelen son bulduğumuz noktada bekliyor, öndeki işareti bulmadan hareket etmiyordu. Öndeki deişareti bulmadan alıp başını gitmiyordu. Yaklaşık 2 km bu şekilde son derece yavaş ilerledik. Sonuç muhteşem oldu. 12. Noktaya geldiğimizde öğrendik ki üçüncülüğe çıkmışız. Önümüzdeki iki takım 12. noktayı almadan kampa gitmişti. Geriye mutlu mesut bir şekilde kamp alnına ulaşmak kalmıştı.

Hisarönü’nün hareketli gece hayatının renkli ışıklarında kamp alanımıza doğru yollandık. Alptekin yolda “acıktım! dürüm yaptıralım” diye tutturunca ona yolda bir kokoreççi bulduk. Kamp alanında elimizi yüzümüzü yıkayacağımız düşüyle ilerken bir de baktık ki yerleri taş dolu ufak bir çayır kamp alanı olarak belirlenmişti. Su namına hiçbirsey yok. Gecenin 12'si de olsa kamp alanına ulaşmak çok güzel bir duygu.

Yarış Yeniden Başlıyor!

Ertesi sabah 5:10'te yarışa başlıyoruz. Uyumak, dinlenmek için çok az vaktimiz var. Alptekin yemeği yaparken biz Selçuk ile çadırımızı kurup yerleştik. Bütün işlerimizi bitirip uyku moduna geçtiğimizde saat 01:30'u bulmuştu.

Birkaç saat sonra 04:20'de uyanıp hazırlanmaya başladık. Kahvaltımızı yapıp çadırımızı kaldırdık ve 05:10'da yoldaydık. Hedef Ölüdeniz’in üstündeki Likya Yolu'na girmek ve 800 rakımlı Kozağacı mevkiindeki hedefe gitmekti. Bizden 5 dakika önce başlayan John&Diarmuid ekibini yakalayıp geçmiştik ki, tırmanmaya başladığımız ilk saatlerinde bize yetişip hızlıca uzaklaştılar. Sadece onlar değil aynı zamanda yarış boyunca ilk defa karşılaştığımız Balıkesir takımı da bizi geçti. Böylece bizim ikinci takım olan John&Diarmuid ikilisini geçmemiz hayal oldu. Ben ekibi epey yavaşlatıyordum. Yokuş yukarı tırmanmak bana göre değildi. İkinci takımı geçemiyeceğimizi anlayınca epey bir yavaşladık. Diğer ekipler nokta atladıkları için üçüncü ekiptik ve bugünün noktalarını atlamayıp zamanında bitirdiğimiz taktirde üçüncülüğümüz garantiydi. Buda bizi bir nebze rehavete soktu. Tabii birde ayağımızın altında çıkan baloncuklar.

 Şelaleden İp İnişi
Şelaleden İp İnişi
Büyük boyut için tıkla!

14. Noktamızı alıp Kelebekler Vadisi'nin üstündeki Faralya Köyü'deki noktamıza ilerledik. Navigasyonu çok kolay bir etaptı. Koşabilen takımlar burada çok hızlandılar. 15. Noktamızı da alıp 150 metre'lik 3 etaplı ip inişi yapacağımız yere geldik. İp inişi şelaleden yapılacaktı. Önümüzdeki ekiplerin hemen hemen hepsi ile burada karşılaştık. Yarış zamanı kurallar gereği durdurulmuştu. Bütün ekipler sıra ile ip inişine başladı. Manzara muhteşemdi. Soğuk suyun altına girmek biraz gerginlik yaratsa da bütün yorgunluğumuzu almıştı. Üç ip boyu toplam 150m'lik inişin akabinde ıslak ıslak deniz kanolarına ulaşacağımız kumsala doğru kayalardan inerken karşımıza bir ip merdiven çıktı. Emniyet olarak pursik kullandığımız bu inişte hepimizi zorlayan sıkışan pürsiğimizi aşağıya çekebilmekti. Biraz cebelleştikten sonra kumsala inmeyi başarıp, kanolarımızın başına geldik. Gördük ki 2'li kanolar kalmamış. Ben şimdiye kadar hep ikili kanolara bindiğim için tek başıma nasıl gidebileceğimi bilmiyordum. Ama iş başa düşmüştü, çekecektim. Bu sırada gölgede yatan Balıkesir takımının elemanını gördük. Başına güneş geçmiş, dinleniyordu. Kelebekler Vadisi'nden kürek çekerek Ölüdeniz kumsalına gidecektik. Hızlı bir şeklide yol aldık. Deniz kanoları gerçekten güzeldi. (Bir önceki hafta girdiğimiz yarıştaki kano diye bindirildiğimiz aletleri düşününce çok mutlu olmuştum.) Çok iyi gidiyorlardı. Bir sürat teknesi bizi takip edip, her şeyin yolunda olup olmadığını sürekli kontrol ediyordu. Baştan beri organizasyon güvenliğe ne kadar önem verdiğini yarışmacıların başına bir şey gelmemesi adına nasıl uğraştığını bol bol şahit olmuştuk. Daha önce katıldığımız bazı yarışları düşününce dört dörtlük bir organizasyondaydık. Kumsala varıp noktayı aldıktan sonra yürüyerek Ölüdeniz lagunun ucuna doğru kumsaldan ilerlemeye başladık. Kumsalda güneşlenen tatilciler garip garip bize bakıyor, bazıları dayanamayıp ne yaptığımızı soruyordu. ‘Race! Adventure Race!’

Ölüdeniz Kumsalı

35 dakika sonra lagunun ucuna geldik. Çantalarımızı ıslanmaması için torbaya koyup, kıyafetlerimiz ve ayakkabılarımızla beraber başladık karşı kıyıya doğru yüzmeye. Biraz tedirgin olmuştum. Bu kadar ağırlıkla yüzebilecek miyim? Başıma bir şey gelir mi? diye düşünürken, o noktanın hakemi Bora'yı yanımda buldum. Biraz uzağımda bizimle beraber yüzüyor, bir yandan da fotoğrafımızı çekiyordu. Onu görünce çok sevindim. Torbamıda koltuğumun altına alınca kollukla yüzüyor gibiydim. Karşı kıyada gördüğümüz 18. noktayı da alıp ıslak ıslak 19. noktaya doğru ilerledik. Islaklık hiç rahatsız etmedi ama tuzlu su ile kurumak hiç hoş olmadı. Öğlene doğru yine tepelere tırmanmaya başlamıştık. Haritada görünen patikayı bulana kadar patikasız dikenlerin dalların yani yoğun bitki örtüsü içinden ilerledik. En sonunda patika ve patikaları dahada belli hale getiren babalara ulaştık. Babalar gününde babaları bulmak çok sevindiriciydi çok!

 Yüzme Etabı
Yüzme Etabı
Büyük boyut için tıkla!

19. Noktayı aldığımızda geriye bir tek zamanında kampa ulaşmak kalıyordu. Likya Yolu'ndan hiç çıkmayarak tepeleri tırmanıp Kayaköy harabelerine geldik. Oradan da bitiş çizgisine.

İkinci gün birebir rekabet edeceğimiz takım olmaması bizi biraz yavaşlatmıştı. Yarışı toplamda 23 saat 38 dakikada bitirmiş olduk. Çok keyif aldığımız, iyi hazırlanmış bir yarış koşmuş, bitirmiş birde üstelik üçüncü olmayı başarmıştık. Organizasyonu üstlenen Likya Dağcılık Kulübüne ve Macera Akademisine ve destekleyen tüm kurumlar iyi iş çıkartmışlardı. Türkiye outdoor piyasasına bu yıl giren efsane marka The North Face'i bu yarışta görmek bizleri ayrıca sevindirdi. İnanıyoruz ki bu kalitede bir yarış yıllar içerisinde Macera Yarışı tutkunlarının gözdesi haline gelecek.

Kürsü
Kürsü
Büyük boyut için tıkla!

Yarışın sponsorlar ise yerel ve ülke genelinde gördüğümüz markalardı. The North Face, Jansport, Aktif Pedal – Specialized, Lykia World Ölüdeniz, Seven Capes Sea Kayak, Divers Delight, İkarus, Likya2teker, Webtura, Ölüdeniz Tourism, Lokman Hekim Hastanesi ve Olive Tree.

1. gün
-Dağ bisikleti : 34 km, %80 off-road
-Patika koşusu: 15+12=27 km, %40 gün batımından sonra
-Zorunlu Kamp: Minimum 4 saat

2.Gün
-Patika koşusu: 4 +1+3+1,5=9,5 km
-İp inişi: 150 mt, 3 kademeli, ıslak!
-Deniz kanosu: 8 km
-Kum koşusu: 1km
-Yüzme: 60 mt

Bitirme Süresi: Toplam süre; 23 saat 38 dakika. Net süre 18 saat 28 dakika

Takım halinde yapılan yarışmada dereceye girenler şöyle ;

1) Mustafa Poyraz / Cihangir YILMAZ
2) Jonh Young / Diarmuid Handley
3) Ayşin Başkır / Alptekin Başkır / Selçuk Bertan

Yarış hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

Fotoğraf Galerisi: 1. Uluslararası Likya Macera Yarışı

,

 

Kaya Misafir Evi'ne mi ...">
 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 6994 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015