Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Mayıs . 2017  
Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu İzmir Turu
Gelibolu İzmir Bisiklet Turu

Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu İzmir Turu

Yazar: Ramazan Yıldız
21.8.2009

İzmir’den gecenin geç saatlerinde ayrılmaya hazırlanıyordum. Bisikletim ve çantamla Karşıyaka İskele’den vapurla Alsancak iskelesine geçtim. Burada tur sorumlusu Mehmet ağabeyle buluştuk. Birlikte İzmir terminaline doğru pedallamaya başladık. 12.30’daki Çanakkale otobüsümüzü bulduktan sonra muavinin şaşkın bakışları arasında bisikletlerimizi bagaja yerleştirdik ve yerimizi aldık. Yaklaşık beş buçuk saatlik bir yolculuktan sonra sabah 06.00’da Çanakkale’ye ulaştık. Gece yolculuğu boyunca Kaz Dağlarının inişli-çıkışlı yolları beni ürkütse de dönüş benim için oldukça kolay olacaktı. Gece yolculuğu boyunca dinlenmeye çalıştım; çünkü sabah ilk vapurla Gelibolu’ya geçip tarihi yarımadayı bisikletle dolaşmak istiyordum.

Büyük boyut için tıkla!

Nitekim 07.00 Eceabat feribotuyla karşıya geçtim ve Mehmet ağabeyi resmi işlerle baş başa bıraktım. Feribota binmeden önce aldığım gevreklerle kahvaltımı yaptım. Feribottakilerin şaşkın bakışları içinde hazırlıklarımı yaptım. Feribottan indikten sonra “Abide” yazılı tabelaları izleyerek “Kilitbahir”e geldim.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Burada hediyelik eşya satan bir teyzeden yarımadada gidilmesi gereken yerleri gösteren ve öyküsünü anlatan bir harita aldım. Burada fotoğraflar çektikten sonra, 200–300 mt sonra yer alan “Sarı Kule” ve “Hamidiye Tabyası”nı dolaştım. Buradaki müzeyi mutlaka gezmelisiniz. Çünkü içerde kısa film ve o günkü haberleşmeleri canlandırma odaları var. Ayrıca batan gemilerin maketleri de yer alıyor.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Buradan da ayrıldıktan sonra “Seyid Onbaşı” heykelinin önünde durup bir fotoğraf çekindim.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Havuzlar Şehitliği, Soğanlıdere Şehitliği ve Şahindere Şehitliği’nden sonra Alçıtepe Köyünde su molası verdim. Burası çok hoşuma gitti ve öğlen yemeğini burada yemeye karar verdikten sonra “Abide”ye doğru yola devam ettim. Yollar tam bisiklet için yapılmış. Bu köyden sonra 8 km kadar neredeyse hiç pedal çevirmedim. Çok keyifliydi. Sağlı sollu Fransızlara ve Anzaklara ait mezarları geride bırakıp “Abide”ye ulaştım.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Burada bol bol fotoğraf çektim, şehitlerimize dua edip teşekkür ettikten sonra Seddülbahir’e, oradan da Ertuğrul Koyu’na geçtim. Burası yarımadanın en uç noktası ve çok güzel bir manzaraya sahip. Marmara denizinin Ege’ye karıştığını görebiliyorsunuz.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Buradan sonra deniz kenarından Alçıtepe’ye giden yolu izlemeye başladım. Bu yol daha sakin ve eğimli değil.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Bir süre sonra Alçıtepe Köyü’ne ulaştım. Burada öğle yemeği molası verip köylülerle biraz sohbet ettim, yol hakkında bilgi aldım. Yolun iki noktası eğimliydi. Ama çok sorun olmadı ve bir süre sonra Anzak Koyu’na ulaştım. Buradan Kabatepe’ye geçtim ve buradaki müzeyi gezdim. Burada bir tanıtım merkezi var ve savaşı nasıl kazandığımızı daha iyi anladım. Aynı zamanda burası yarım adanın en dar noktası ve buradan Eceabat çok kısa bir mesafede.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Buradan da Eceabat’a doğru yola çıktım. Eceabat’a gelmeden önce “Kilye Tanıtım Merkezi”nde savaş hakkında ayrıntılı bilgi alabiliyorsunuz. Buradan feribot iskelesine gittim. İskelenin hemen yanında savaş alanın bir maketi ve savaş alanında bulunmuş malzemelerden oluşan bir müze var. Orayı da dolaştıktan sonra sabah 07.30’da başladığım tur saat 14.30’da son buldu. Buradan Çanakkale’de gerçekleştireceğimiz “Küresel İklim Değişimi ve Küresel Isınma”yı protesto eylemi için bisikletli arkadaşlarıma katılmak için yola çıktım. Akşamüzeri Çanakkale’de bir tur atıp basın açıklaması yaptık. Çanakkale bisiklete binmek için çok uygun bir yer. Yollar çok müsait ama orada da bisiklet yolları yok tabiki ve sürücüler dikkatsiz. Ancak polis eskortunda bir tur attıktan sonra akşam “Küresel Isınmayla” ilgili bir sunum yaptık Çanakkalelilere. Truva filmindeki atın altında fotoğraflar çektik. 5 Ağustos böylece son buldu.

Büyük boyut için tıkla!

6 Ağustos sabahı 05.30’da üç kişi “Truva” şehrini gezmek için diğer gruptan biraz erken yola çıktık. Çanakkale’nin çıkışında İntepe’ye kadar zorlayan bir yokuştan sonra Truva ayrımına ulaştık. Buradan da 5 km içeri gidince Truva şehrine ulaşıyorsunuz.

Büyük boyut için tıkla!

Burayı gezdikten sonra arkadaşlarımızla buluşmak için çevre yolu bağlantısına çıktık. Burada bir petrolde mola verip sularımızı doldurduk. Bir süre sonra Ezine’ye ulaştık. Yol boyunca gördüğümüz satıcılardan taze domates aldık. Bu turda Çanakkale Emniyet Müdürlüğü bizim için her ilçe sınırında polis eskortu sağladı ve güvenli bir biçimde yolumuza devam ettik. Bu arada çok yokuşlu ve az inişli bir yolda Ezine’de çay molası verdik. Bundan sonraki durağımız uzun tırmanışlar sonrasında Ayvacık oldu. Ayvacık’ın içinden doğruca Behramkale ve Asos’a giden, oradan da deniz kenarına bağlananbir yol olduğunu öğrenmek bizi sevindirdi. Burada öğle yemeği yedik ve 16.00’ya kadar mola verdik. Tekrar yola çıktık ve çok fazla efor sarf etmeden kısa bir süre sonra inanılmaz bir inile sahil yoluna çıktık. Sağ tarafımızda deniz ve küçük kamp alanlarının yer aldığı bir yoldan Küçükkuyu’ya doğru yol aldık. Arkadaşlarım “İmece” adında bir kamp yerinde kaldılar. Burada her şey doğal yollarla elde ediliyor ve üretiliyor. Her şey organik. Elektriklerini bile kendileri üretiyor. Tabiki benim yolum henüz bitmemişti. Onları orada bırakarak Altınoluk’un yolunu tuttum. Gitmem gereken 20 km daha yol vardı ve çok yorulmuştum. Nitekim Altınoluk’a ulaştım ve takometreye baktığımda 130 km yaptığımı gördüm. Sanırım bu akşam yattığım yeri beğenecektim. Biraz deniz keyfinden sonra akşam yemeği, çay ve sohbet beni dinlendirdi. Biraz yürüyüşe çıktık ve “Orsa” adlı bir yere oturduk. Çok güzel müzikler çalan, nezih ve seçkin bir yer. Fiyatları da uygundu. Bir de işletmecisi arkadaşım çıkınca muhabbet gecenin geç saatlerine kadar devam etti. Biraz da yürüyüş yaptıktan sonra eve döndük ve dinlendim. Böylece bu gün de sona erdi. Ancak yaklaşık 23 saat ayakta ve uyanık geçti.

Ağustos Cuma sabahı erken kalkıp bir saat kadar denize girdim. Sonra kahvaltı yaptık ve öğlen Altınoluk meydanında arkadaşlarımla buluştuk. Burada el ilanlarımızı dağıttık, Zeytin Ağaçlarını Korumaya Çalışan Çevreci Bir Derneğin” başkanıyla tanışıp sohbet ettik. Zeytincilik yasası hakkında bize bilgi verdi ve karşı çıkmak için imza topluyordu, biz de imza attık ve destek verdik. Buradan ayrıldıktan sonra Akçay’da yemek molası verdik. Buradan da Burhaniye-Ören’e doğru yola çıktık. Akçay’ın içinden sahile paralel bir yoldan Ören’e doğru yol aldık. Bu yol üzerinde polis eskortu bizi karşıladı. Burada hep beraber karpuz yiyip yola devam ettik. Bu yol gerçekten çok güzel ve güvenliydi. Çünkü otobüsle gelirken Burhaniye-Edremit arasında yol yapım çalışması vardı ve yollar çok kötüydü. Kısa bir süre sonra Ören’e ulaştık. Burada kamp alanına çadırları kurup denize girmek için sahile indik. Mavi bayraklı uzun bir plajı var. Buradaki deniz hayatımda girdiğim en soğuk denizdi açıkçası. Bir süre yüzdükten sonra çıktık ve akşamki organizasyonlar için hazırlandık. Önce basın açıklaması ve bisiklet turu yaptık, akşamda meydanda slayt sunumu yaptık ve halkı bilinçlendirmeye, konuyu gündemde tutmaya çalıştık. “Pegasus” heykelinin önünde fotoğraf çektik. Böylece serin ve rüzgârlı bir gecede uykuya daldık.

Büyük boyut için tıkla!

8 Ağustos Cumartesi sabahı saat 07.30’da yola çıktık. Bu arada bisikletle İstanbul’dan yola çıkıp sonra otobüsle Balıkesir’e gelen, oradan da tekrar bisikletle Ören’e gelen iki genç de kamp yerinde bize katıldı. Böylece 10 kişi yola devam ettik. Bugünkü rota Dikili’de son buluyordu; ancak ben Çandarlı’ya devam edecektim ve bir arkadaşımda kalacaktım. Yolun düz olması, rüzgârın da arkadan esmesiyle hızlı bir şekilde Gömeç’e ulaştık. Burada sıkı bir kahvaltı yapıp Ayvalık’a doğru yola koyulduk. Yolların çok dar olması ve emniyet şeridinin olmaması bizi bazı noktalarda zorlasa da Ayvalık’a ulaştık. Buradan Cunda adasına geçtik. Burada eskiden okul olarak kullanılan bir kiliseyi gezdik. Burada yaşayan Zehra Teyze’den kilisenin öyküsünü dinledik.

Büyük boyut için tıkla!

Kiliseye gelmeden önce bir bahçede alçılanmış bir bisiklet gördüm, ilginç bir düşünce ve bahçe dekoru olmuş bir bisiklet işte… Fotoğraf çektikten sonra sahilde bir çay bahçesinde mola verdik. Burada halka amaçlarımız hakkında bilgi verdik, alkışlandık. Ayrıca bir halk insanı olan Yargıtay onursal başkanı Sabih Kanadoğlu ile sohbet etme şansı bulduk. Eylemimizi desteklediğini söyledi. Buradan da yola çıkıp Ayvalık merkezde mola verdik. Eee buraya kadar gelip de Ayvalık tostu yememek olmaz; ama lütfen “Ayvalık Tostu” istiyorum demeyin” burada biraz dinlendikten sonra yola koyulduk, yolda birkaç lastik patlaması yaşadıysak da hemen hallettik. Yolda çok oyalandığımız için akşamüzeri Dikili’ye ulaştık. Arkadaşlarım kalacakları yere yerleştikten sonra ben yine 20 km kalan yoluma devam ettim. Bir süre tırmandıktan sonra bol inişli ve hızlı bir biçimde Çandarlı’ya ulaştım. Güzel bir balık-rakı sohbetinden sonra merkezde kısa bir tur attık. Dinlendik ve sabah güzel bir kahvaltıyla birlikte Çandarlı-Dikili arasındaki yoldan henüz keşfedilmemiş koyları va adaları dolaştık. Buralarda köylere girmek ve plajlara girmek paralı; ancak hiçbir tesis yok. Denizi, koyları ve adaları mükemmel bir yer. Sadece İzmir’e biraz uzak işte…

Büyük boyut için tıkla!

Buralara gelirseniz Denizköy’e, Hayıtlı Koyu’na ve Bademli’ye mutlaka uğrayın; Pisa’da denize girin. Bu yaz da Gelibolu-İzmir arasını dolaşarak bir sonraki turumun rotasının Karadeniz Kıyıları olacağı ipucunu veriyorum…

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 7521 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015