Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
Karbon Hakkında Soru-Cevap
Karbon Hakkında Soru-Cevap

Karbon Hakkında Soru-Cevap

Derleyen: Cüneyt Kazokoglu
16.11.2009

Karbon son yıllarda giderek yayılan bir madde. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde “lüks” sınıfından çıkıp “halka inmeye” de başlayan, giderek artan üretim miktarı nedeniyle nispeten hesaplı bisiklet modellerinde de sadece kadro olarak değil, gidon, sele borusu, hatta jant vb. donanımda da karşımıza çıkan bu maddenin kendine has özellikleri var. Her şeyden önce karbon büyük ölçüde hâlâ elle imâl edilen bir madde. Dolayısıyla işçilik kalitesi çok önemli. Kezâ karbonun bakımı da bu maddeyi misal alüminyumdan farklı kılan bir unsur. Buna ek olarak bu maddenin darbe aldığı zaman verdiği tepki, kırılma şekli alüminyumdan oldukça farklı. Uzun lafın kısası aşağıdaki karbon ile ilgili “sıkça sorulan sorular” derlemesi sanırız pek çok kişinin ilgisini çekecek, kafalardaki soru işaretlerine bir nebze cevap olacak.

Büyük boyut için tıkla!

Neden Karbon Yayılıyor?

Karbonun son yıllarda bu derece yayılmasının önemli nedenlerinden biri mutlaka bisiklet üretiminde sunduğu olanaklar. Bilhassa hafiflik konusunda sabit kadroların bugün 1 kilonun altına inebilmiş olmalarının en önemli nedeni karbon. Üstüne üstlük bu hafifliğin yanında karbon yüksek oranda esnemezliği de mümkün kılıyor. Hafiflik-esnemezlik oranı söz konusu olduğunda dolayısıyla hiçbir alüminyum kadro karbon kadroların yanına yaklaşamıyor.

Bunun yanı sıra karbonun önemli getirilerinden biri bu yüksek esnemezliği yönlendirebilmeye de imkân tanıması. Karbon liflerinin seçilen yönüne göre kadro üretiminde örneğin çeki borularının dikey olarak esnek, yatay olarak sert olmalarını sağlamak mümkün. Yani pedal çevirirkenki enerji kaybını asgarîde tutup selede otururken nisbî bir konfor sağlamayı da mümkün kılıyor karbon.

Son olarak “moda” faktörünü de unutmamak gerek. Karbon bu kadar yayılıyor, çünkü bisiklet severler karbonu teknik özelliklerinin yanında sadece karbon olduğu için de istiyorlar.

Karbon Neden Pahalı

Karbonun alüminyuma oranla pahalı olmasının birinci nedeni hammaddesinin pahalı olması, ikincisi işçilik payının yüksek olması. Genel olarak bisikletlerde kullanılan karbonun hammaddesi poliakrilnitril denen plastik. Karbon lifleri bu maddenin karbonizasyon, grafitizasyon, yüzey işleme ve epoksilenme adı verilen adımlar dâhilinde karmaşık bir şekilde ısı işlemesiyle karbon olmayan elementlerin ayrışması sonucu oluşuyorlar. Bu lifler modüllerine ve mukavemetlerine göre düşük, orta, yüksek ve ultra yüksek modüllü ile yüksek mukavemet ve çok yüksek mukavemetli olarak çeşitli gruplara ayrılıyorlar.

Bisiklet üreticisi bu lifleri kat kat satın alıyor ve her kadro boyu için bilgisayarda bir plan hazırlıyor. Bu plan beher katın hangi şekillerde üst üste duracağını belirliyor. Bu karbon lif katları elle bir kalıba yerleştiriliyor, akabinde fırınlanıyor ve oluşan kadro boyanıyor. Bu şekilde bir kadronun üretimi yaklaşık 2 saat “el işi” gerektiriyor, ki bu misal bir alüminyum kadronun ihtiyacı olduğundan oldukça uzun bir süre.

Aşağıdaki phil’s velo blog sayfasından alınmış kısa karbon kadro üretim özeti de bunun göstergesi.

Karbon lif katları kesiliyorlar
Karbon lif katları kesiliyorlar
Büyük boyut için tıkla!

Yüzey için şablon belirleniyor
Yüzey için şablon belirleniyor
Büyük boyut için tıkla!

Form üzerinde 48 kat karbon sarılıyor
Form üzerinde 48 kat karbon sarılıyor
Büyük boyut için tıkla!

Akabinde alın borusu kısmı böyle gözüküyor
Akabinde alın borusu kısmı böyle gözüküyor
Büyük boyut için tıkla!

Kadronun kısımları bir araya getiriliyorlar
Kadronun kısımları bir araya getiriliyorlar
Büyük boyut için tıkla!

Kadro bu kalıba oturtulup fırına veriliyor
Kadro bu kalıba oturtulup fırına veriliyor
Büyük boyut için tıkla!

Kadro fırından çıkmış, üzerinde reçineler var
Kadro fırından çıkmış, üzerinde reçineler var
Büyük boyut için tıkla!

Kadronun tekrar üzerinden geçiliyor, parlatılıyor
Kadronun tekrar üzerinden geçiliyor, parlatılıyor
Büyük boyut için tıkla!

Karbon Parçaların Zaafları Neler?

Her şeyden önce üretimdeki insan etkeni önemli bir unsur. Lif katlarının tam anlamıyla planda öngörüldüğü gibi yerleştirilmemesi ya da planlandığından farklı/daha kısa kesilmesi bisikletin kadrosunda çok farklı özelliklere yol açabiliyor. Kezâ lif katlarının kadro borularının birleşim yerlerinde ne şekilde üst üste yerleştirildikleri dikkat edilmesi gereken bir nokta. Katmanların birbirine geçiş noktalarında kırışıklıklar oluşması kadronun sağlamlığı, esnemezliği ve ömrünü olumsuz etkileyebiliyor. Dolayısıyla üretim sürecini başından sonuna kadar dikkatli olarak kontrol etmek çok önemli.

Karbon Yük Altında Alüminyumdan Farklı mı?

Karbonun yüksek esnemezliğini girişte de belirttik. Dolayısıyla yük altında karbon kadrolar daha az esniyorlar. Fakat kadroya etki eden söz konusu kuvvet belli bir sınırın üzerine çıktığında karbon kadro aniden, önceden tepki vermeden kırılabiliyor. Liflerin parçalanması sonucu oluşan bu kırıktan önce hafif bir tıklama sesi geliyor kadrodan. Haliyle dağ bisikletini kullanırken kadrodan gelen hafif bir tıklamayı da duymak pek mümkün değil. Buna karşılık alüminyum daha yavaş tepki veriyor, yani bir alüminyum kadro kırılmadan önce genelde formunu değiştiriyor, bir eğrilik, bükülme, ezilme ortaya çıkıyor. Bunun sonucu olarak da kırılma karbona oranla nispeten daha öngörülür bir şekilde ve yavaş gerçekleşiyor. Buna ek olarak maddelerin yorulma performansları da farklı. Karbon kadrolar alüminyum kadroya göre materyal yorgunluğu açısından daha uzun süre dayanabiliyorlar.

Büyük boyut için tıkla!

Karbon Kadroya Alüminyumdan Farklı Dikkat Gerek mi?

Evet. Karbon kadronun biraz daha dikkatli bir şekilde ele alınmasının faydası yadsınamaz. Karbon lifleri ile epoksi bileşiminin yorulmaya karşı dayanıklılığı nispeten yüksek ama ani darbelere mukavemeti düşük. Dolayısıyla karbon kadronun sert cisimlerle çarpışmaması dikkat edilmesi gereken bir nokta. Dışarıdan bakıldığında pek bir şey yok gibi de görünse karbon zedelenmiş olabiliyor. Alüminyum kadrolarda bu tarz bir durumda oluşan misal bir ezilme çoklukla sadece görsel olarak bir sorunken karbon kadrodaki –hele de gözle görülür- zedelenme kadronun aslında sonunun geldiğine işaret. Kezâ zincir sıkışması (chainsuck), yani zincirin küçük ayna dişlisi ile çeki borusu arasında sıkışması kadroyu ciddi şekilde zedeleyebiliyor. Bu nedenle bazı karbon kadro üreticileri kadronun bu bölümüne özel olarak koruma takıyorlar.

Karbon bisikletlerin taşınmasında da dikkat etmek gerekli. Örneğin arabanın tavanına bisikleti bisiklet taşıyıcısı ile monte ederken taşıyıcının menteşelerinin kadroyu sıkıştırmaması önemli. Karbon kadro borularının duvar kalınlığı zaten çok düşük olduğu için bir de menteşe ile sıkıştırılınca rahatlıkla ezilebiliyorlar. Aynı şey bisikleti tamir ayağına takarken de geçerli. Burada da kadro yerine sele borusundan bisikleti asmak daha doğru. Sele borusu da karbonsa mümkünse alüminyum bir boru kullanmalı ya da menteşeyi mümkün olduğu kadar hafif sıkmalı.

Uzun lafın kısası: Karbon kadro ve parçalara biraz daha ihtimam, biraz daha özen göstermek gerek.

Karbon Kadronun Bir Kaza Sonrası Zarar Gördüğü Nasıl Anlaşılır?

Bu durum maalesef karbon kadroların önemli bir zaafı. Elbette her düşüş ya da kazadan sonra binici kadroyu özenle arayarak kırılma, bükülme, ezilme gibi deformasyonlar var mı diye bakmalı. Fakat karbon lifleri daha ziyade içeriden dışarıya doğru çözülmeye başlıyorlar, dolayısıyla karbonun zarar görmüş olması dışarıdan her zaman belli olmuyor. Gene dolayısıyla ciddi, kötü düşüşlerden sonra kadroyu üretici ile görüşerek bir test ettirmek faydalı. Örneğin Trek markasının uyguladığı Carbon Crash Replacement yöntemi gibi seçenekler de mevcut.

Zaten kadroda görülecek derecede belirgin bir hasar söz konusu ise mutlaka üretici firma ile irtibata geçip kadroyu yenilemenin yollarını araştırmak gerek.

Hasarlı Bir Karbon Kadroyu Kendim Tamir Edebilir miyim?

Bu tarz konularda olmaz olmaz demek gerek, hele de Türkiye’de. Teorik olarak söz konusu olan yüzeysel ve nispeten ufak bir hasarsa epoksi ve biraz karbon lifi ile onarmak mümkün de olsa bu yöntem kadronun doğrudan kuvvete tâbi olmayan yerlerinde mümkün. Kadronun hangi bölümlerine hangi durumlarda ne kadar kuvvet etki ettiğini de tam olarak bilmek mümkün olmadığına göre, iyisi mi bu konuda amatöre el işine fazla güvenmemek daha iyi.

Büyük boyut için tıkla!

Karbon kadroların Ağırlık Sınırı Var mı?

Çoğu üretici karbon kadroları için bir ağırlık sınırı koyuyor. Scott örneğin karbon kadrolarında 110 kilo sürücü ağırlığını, 125 kilo sürücü ve çanta vs. ağırlığını üst sınır olarak belirliyor. Buna mukâbil Cannondale örneğin Flash modelinde kullanıcı için ağırlık sınırı koymuyor. Öte yandan 1 kilo civarına kadar hafiflemiş bir kadro ile 130 kiloluk bir bisikletçinin arazide atlaya zıplaya buluşmasının neler doğuracağını tahmin etmek de herhalde zor değil. Dolayısıyla belirli bir kilonun üzerindeki bisikletçilerin kadro alırken iyi araştırmalarş, ve/veya kadronun teknik özelliklerini ve sınırlarını iyi okumaları şart.

Karbon Kadronun Ömrü Sorusu

Karbon kadrolar sanılanın aksine doğru ve kaliteli üretimde materyal yorgunluğu konusunda alüminyum kadrolardan daha başarılılar. Teorik olarak karbon kadronun üretiminde kullanılan epoksiyi kadroyu birkaç ay doğrudan güneş ışığı altında bırakarak zayıf düşürmek mümkün olsa da bu tarz bir muameleye hiçbir bisikletin maruz kalmayacağı düşünüldüğünde karbon kadroların ömrünün alüminyum kadrolardan daha kısa olmadığını vurgulamak gerek.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Karbon Parçaların Sıkıştırılmasında Neye Dikkat Etmeli?

Karbon parçaların örneğin sele borusu mandalı ya da gidon boğazı vidaları ile ne derece sıkıştırıldığı önemli bir nokta. Elle yapılan parçalar çoklukla tam olarak daire şekline sahip değiller, dolayısıyla sıkıştırıldıklarında eşit dağılan bir kuvvete maruz kalmıyorlar. Bilhassa gidon, gidon boğazı ve sele boruları bu konuda potansiyel tehlike içeren parçalar. Dolayısıyla karbon parça montajında mümkün olduğunca bir tork anahtarı kullanmak elzem. Buna ek olarak karbon parçaların montajı için geliştirilmiş karbon kremleri parçaların fazla sıkıştırılmadan da sabit durmalarını sağlıyor.

Son olarak karbon parçaların montajında kesinlikle yağ kullanmamak gerektiğini vurguladıktan sonra bu konuda aynı başlığı taşıyan makâlemizi de hatırlatalım.

Karbon Parçaların Bakımında Nelere Dikkat Etmeli?

Karbon parçaların alüminyum parçalarla doğrudan temas ettiği yerlerde paslanma ihtimâli mevcut. Dolayısıyla kadroyu nispeten sıkça tatlı su ile yıkayarak pasa yol açan tuz ve mineralleri temizlemek gerek. Akabinde kadrodaki vida yivlerini senede bir de olsa yağlamak iyi olacaktır. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi sele borusu gibi parçaların montajında kesinlikle yağ kullanmamak gerekiyor. Bunun karbona materyal olarak vereceği zararın yanında sürtünme katsayısını azaltarak boruya zarar verecek sertlikte sıkıştırma gereği yaratacağı kesin. Dolayısıyla gene yukarıda belirtildiği gibi montaj kremi kullanmak, sadece sele borusu için değil, gidon ve gidon boğazı, gidon boynuzları için de, en mantıklı seçim.

Kezâ mütemadiyen kadroya sürtüp zarar veren kablolar için de kadroyu koruma amaçlı tasarlanmış folyeleri yapıştırmak iyi bir çözüm.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Karbon Borular Nasıl Kesilir?

Sayfamızda bu konuda da oldukça teferruatlı bir makâle mevcut. Ana hatları ile özetlemek gerekirse gidon ya da sele borusunu üretici firma tarafından izin verilen seviyeye kadar kesmeli, daha fazla değil. Sele borusunu keserken kalan kısmın borunun sağlam bir şekilde montajı için yeterli olduğuna emin olmak şart.

Kesilecek noktada birkaç kat bant kullanımı karbon liflerinin parça parça açılmalarını engeller. Karbon boruyu sabit bir şekilde mengeneye alıp, ince bir testere ile kesilecek bölümü de kestikten sonra bütün işlemi kenarları hafif hafif ince bir zımpara ile temizlemek, son olarak da birkaç damla Japon yapıştırıcısı ile kenarları kapamak dikkat edilmesi gereken noktalar.

Karbon Tekerlekler Güvenli mi?

Karbon kullanımında son birkaç yılın önemli yeniliklerinden biri karbon tekerlekler. Son yıllarda fiyatları hızla düsen karbon kadrolara oranla tekerlek fiyatları gerçekten el yakıyorlar. Öte yandan karbon kullanımı tekerleklerde yol bisikleti seviyesinde ağırlıklara inmeyi mümkün kılıyor. DT Swiss’in 1.250 gramlık tekerlek seti bunlara örnek. Dolayısıyla bilhassa XC yarışı sahası söz konusu olduğunda karbon tekerlekler gerçekten yüksek verim sunan parçalar.

Büyük boyut için tıkla!

Öte yandan dağ bisikletinde karbon tekerlek kullanımı bildik soru işaretlerini kafalarda oluşturuyor. Acaba ne kadar sağlam? Karbon tekerleklerin sağlamlık konusunda en zaaf yanları tekerleğe doğrudan darbe geldiğinde kendini gösteriyor. Alüminyum tekerleklerde oluşan ezilmeler karbon tekerleklerde yukarıda da anlattığımız farklardan ötürü gözle görülür bir fark yaratmayabiliyorlar. Dolayısıyla sert bir darbeden sonra görüntüde bir şey yok diye karbon tekerleklerle devam etmek tehlikeli olabilir. Karbonun yapısında meydana gelen ve ilk başta gözle görülmeyen hasar yük altında giderek büyüyerek jantın beklenmedik bir anda kırılmasına ve sonucunda ciddî kazalara yol açabilir. Herhalde hele de gözle görülen bir hasar varsa karbon tekerlekler –alüminyumun aksine- kesinlikle bırakmak gerektiğini ayrıca söylemeye gerek yok.

Bu konuda bir fark jantların yapısından kaynaklanacak şekilde kendini yapıştırmalı (tubular) tekerlek sistemlerinde gösteriyor. Bu tarz sistemlerde jantlar U şeklinde olmadıkları için doğrudan darbeye maruz kalan kısımların etkilenmeleri de daha düşük oluyor. Tabii bu modellerin genelde sadece profesyonel XC yarışçıları için tasarlandıklarını ve kullanım sahasının bununla sınırlı ve fiyatlarının da ona göre olduğunu, buna ek olarak örneğin bir lastik patlağının tamirinin çok zor olduğunu belirtelim.

Büyük boyut için tıkla!


 

 
Yayın Sponsoru
  Teknoloji - Donanım

Elektrikli Dağ Bisikletleri Ne Getiriyor?
Elektrikli bisikletler son birkaç yıldır bisiklet dünyasındaki en önemli gelişmelerden sayılıyorlar. Bisiklete binen insan sayısın ... Devamı » » » 

Türkiye Bisiklet Turu Ayakkabılar
“Dost başa bakar, düşman ayağa” derler, 51. yapılan TUR’da yarışan sporcular biz amatörlerin rakibimiz olamaz ama biz yine de ayak ...
Devamı » » » 

Türkiye Bisiklet Turu Bisikletleri

Etixx – Quickstep


Marka / Model: Specialized Venge
Çekiş Sistemi: FSA K-Force Light aynakol / Shi ...
Devamı » » » 

Eki.14 Mavic, Fox, 661, Met ve Scott'ın...
Tem.14 Shimano Ultegra 6800 Testi
Haz.14 SRAM X0 2x10 Grup Testi
Haz.14 MTBTR'de Yazlık Testler
Şub.13 Merida 2013/14 Model Yılı Yenil...
Tem.12 99. Fransa Turu'nda Bisiklet ve ...
Haz.12 Sedona İstanbul Yollarda
Haz.12 Kaskı Doğru Takmak
Auğ.11 3x10 Shimano XT Testi
Tem.11 Mamut Trailers Testi
Nis.11 Shimano'nun İki Yeni Rüzgarlığın...
Şub.11 Specialized bgFit Deneyimi
Tem.10 Değişik Vites Oranları Ne Getiri...
Haz.10 Scott Genius LongTravel, Yeni Sc...
May.10 Sigma Topline 2209
Mar.10 DT Swiss & Schwalbe RideCamp
Ksm.09 Karbon Hakkında Soru-Cevap
Tem.09 AFC Ürünlerini Test Ettik!
Haz.09 Scott'ın 2010 Model Yenilikleri
Şub.09 Shimano'nun Yeni Orta Yolu: SLX
Eki.08 Fox 2009: Dünyanın En İyi XC Kom...
Haz.08 Sigma Sport Powerled Black Testi
Teknoloji - Donanım Arşivi

 

  Bu yayın 19566 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015