Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
Sonsuz Bir Evrende Kanatlanmak
Sonsuz Bir Evrende Kanatlanmak

Sonsuz Bir Evrende Kanatlanmak

Yazar: Zuhal Yekeler
3.12.2009

“Kadınlar ve bisiklet hakkında ne düşündüğümü öğrenmek ister misiniz? Bence bu dünyada hiçbir şey, kadınlara bisikletin verdiği kadar özgürlük vermemiştir.” SUSAN B. ANTHONY / New York World Gazetesi, 1896

Gönül isterdi ki insanlar motorlu taşıtlar yerine bisikletle ulaşımı tercih etsin; bunların başını da kadınlar çeksin. Otomobil veya bir “land rover” içinde kadın sürücü gördüğümde aklıma bu hayalim gelir ve o kadının dünyada bisikletten başka hiçbir şeyin bana yaşatmadığı özgürlük duygusunu yaşayamadığı için içim burkulur. Öyle bir duygu ki, kelimelerle tarifi imkânsız… İki tarafınızdan akıp giden ormanlık bir yolda, karşınızda uçsuz bucaksız bir ova, sonsuzluğa doğru uçmanın tadı hiçbir hazineyle kıyaslanamaz. Ve bunu ancak memleketimin genelinde küçümsenip dudak bükülen bisiklet adındaki icatla gerçekleştirebilirsiniz. Oysa kadın ve bisiklet deyince benim aklıma şiir gibi bir görüntü gelir. Zarafet, ince ruh ve güzellik dünyada hangi teknoloji ve hangi insanla kombine edilirdi diye sorsalar; bunu bisiklet kullanan bir kadından daha iyi hiçbir şey tarif edemez derdim.

Zuhal Yekeler
Zuhal Yekeler
Büyük boyut için tıkla!

Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların; dünyanın, insanı böylesine özgürleştiren belki en özel icadını keşfedip sahiplenmesi nispeten zor oldu. 19. yy başlarında kadınlar bisikleti Avrupa’da ilk kez keşfetmeye başladığında muhafazakâr çevreler ayağa kalkmıştı. İyi bir aile kızının veya evli ve çocuk sahibi olmuş bir kadının bu icadı kullanması ahlaki ve geleneksel değerlerle örtüşüyor muydu?...Ama sanayi devrimi bunun zincirlerini kıran adımları attı. Özgürlükçü politikalar, dalgalanan siyasi yaşam, kadınların yavaş yavaş çalışma hayatına girmesi ve ekonomik özgürlükler bisikletin ve kadının kavuşmasını hızlandırdı. Parklarda at arabasının yerini bisikletle yapılan geziler alıyor, hatıra fotoğrafları bile çektiriliyordu. Artık her yerde rastlanmaya başlanan bisiklet reklamlarında kadın imgesi bol bol kullanılmaya başlandı. Üzerinde uçuşan dekolte bir elbise veya tuvalet giymiş bir kadının bisiklet üzerindeki fotoğrafı artık yadırganan bir görüntü değildi.

Zuhal Yekeler
Zuhal Yekeler
Büyük boyut için tıkla!

Bisiklete binip de hatta şu anda bile çoğu kadının yapmaktan çekindiği bir şeyi yapan; dünyayı gezen ilk kadın Annie Londonderry’dir (1870–1947). Üç çocuk annesi Londonderry, 45 kiloluk ince bedeniyle, erkekler için tasarlanmış yaklaşık 20 kg.lik bisikletinin üstünde yaptığı dünya gezisiyle tarihe geçmiştir. 1894’te, Londonderry henüz 24 yaşındayken New York’tan başlayıp Fransa, Mısır ve hatta Singapur’a ulaşan bu yolculuk 1895’te Amerika Boston’da son bulmuş ve zamanın gazetelerinde “şimdiye dek bir kadının gerçekleştirdiği en olağanüstü yolculuk” olarak tanımlanmıştı.

Ama bisiklet sporunda kadınların yer alması çok daha zor olacaktı. Yaşadığımız yüzyılda bile “erkek sporu” gözüyle bakılan bisiklet sporunda kadınlara yer açılması için bayağı uğraş vermek gerekecekti. Muhafazakâr çevrelerce kadınların erkek bedeninden farkları, doğurganlıkları öne sürülerek yıllarca spor müsabakalarına katılmalarının önüne geçilmeye çalışıldı. Kadının yeri evi ve kocasının yeridir düsturu ile uzun süre dünya spor tarihi yetenekli ve başarılı kadın sporcularını göremedi.

Alfonsina Morini
Alfonsina Morini
Büyük boyut için tıkla!

Elbiselerinin altından ayak bileklerinin bile görünmesinin ayıp sayıldığı bir dönemde sporcu olmaya karar verip bunu uygulayan cesur kadınlardan biri Alfonsina Morini’dir (Strada) (1891–1959). İtalyan asıllı sporcu, 1924 yılında katıldığı Giro D’Italia ile adını duyurdu. Asıl sansasyon yarışa erkek ismiyle katılmasıydı! Hayatını buraya yazsak yerimiz kalmayacak; ama kısacası Moriniyarışın ilk etabında 65 sporcu içinde 50. oldu. Zor şartlara ve geçirdiği kazaya rağmen yarışı alnının akıyla bitirdi. Şimdi efsaneler arasında sayılıyor. Morini, bisiklet sporunda azmin en güzel ve ilk örneklerindendir.

Susan Anthony
Susan Anthony
Büyük boyut için tıkla!

Diğer önemli ve öncü bir isim ise Violette Morris’tir (1893–1944). Fransız asıllı sporcu, yalnızca bisiklet sporunda değil, motosiklet, tenis ve hatta dalış sporlarında bile aktifti. Morris’in mottosu “Ce qu'un homme fait, Violette peut le faire!” ; “Bir erkeğin yapabildiğini Violette de yapabilir.” idi.

Türkiye’ye sıra gelince ilk Türk kadın bisikletçilere dair kaynak bulmak nerdeyse imkânsız. Ancak kadınların katıldığı ilk bisiklet yarışının Panorama Dergisi’nin 1955’te organize ettiği “Büyük Bisiklet Yarışı” adı altında gerçekleştiğini; ilk Türk kadın bisiklet takımının ise 1970’de Esen Bisiklet Kulübü ismiyle kurulduğuna ulaşabiliyoruz. Bu bilgiler kulağa çok hoş geliyor. Her ne kadar Türkiye’ye bu spor 19. yüzyılda ulaşmış ve kadınların katılması için en az 1955’e dek beklenmiş olsa da.

Kişisel olarak etrafımda ne kadar kadın varsa hepsini bisiklet sporuna ya da bisiklet kültürüne yönlendirmek ve bunu bir hayat tarzı olarak benimsetme konusunda elimden geleni yapmaya çalıştım. Ancak öyle bir şey var ki bisiklet ve Türk kadını arasında. Bu bir duvar mı desek, ya da görünmeyen dikenli bir tel mi? Konuştuğum çoğu kadında bir korku, bir güvensizlik hakim. Bunu spor olarak tercih edenler ya bir tanıdık vasıtasıyla yönlendirilmişler, ya da ailelerinde bu sporla doğmuşlar. Tamamen kendi özgün tercihi olarak bisiklet sporunu tercih etmek şöyle dursun, bisiklete binme eylemi bile çoğu için sakıncalı. Buna “mahalle baskısı” konusunu da kapsayan devlet politikasının sebep olduğunu düşünmeden edemiyor insan.

Annie Londonderry
Annie Londonderry
Büyük boyut için tıkla!

İlk yol bisikletimi aldığımda 25 yaşındaydım. Bisiklete binmeye başlarken hiçkimsenin görüşünü almadım. Hiçkimseden etkilenmedim. Acaba? diye düşünmedim. Kimsenin yönlendirmesiyle bu spora başlamadım. Bütün masraflarımı kendim karşıladım. Çoğu zaman tek başına yollara çıktım. Etraftan gelecek hiçbir tepkiye aldırış etmedim: olumlu veya olumsuz. Çünkü bu yola çıkarken yanımda kimse yoktu. Kimseden destek görmedim, bunu da pek umursamadım. Bu hayat bizim hayatımız; neden kendi seçimlerimiz için başkalarının onayına ihtiyaç duyalım?...

Olumlu eleştiriler olumsuz eleştirilere oranla daha çok oldu etrafımda. Ama genelde insanlar bunun bir medeni cesaret gösterisi olduğunu düşünüyor. Başlangıçta hoşa gitse de bu aslında memleketimizin acıklı yanını dışa vuruyor. Oysa otomobille yola çıkmak çok daha tehlikeli ve benim için bisiklet son derece olağan, zevkim için yaptığım bir etkinlik...

Beryl Burton
Beryl Burton
Büyük boyut için tıkla!

Selenin üstünde her şey değişiyor. Yol aldıkça pedalları daha hızlı çeviriyorum; çevirdikçe sonsuz bir evrende kanatlanmış, özgür bir bilince dönüşmeye başladığımı hissediyorum. O andan sonra hayatın gerçekleri beni unutuyor, ben de onları unutuyorum. Hayatımda ilk kez 25 yaşında bindiğim yol bisikleti, beni yalnızca iki ay sonra hayatımda ilk kez katıldığım bisiklet yarışına götürdü ve bu tutku bir daha asla peşimi bırakmadı.

Şimdi çocukken benden kaçırılan; pis kaka, tehlikeli, çocuk oyuncağı diye benden ve bizden mahrum bırakılan bu muhteşem şeyin hayatımı çepeçevre sardığını gördüğümde geçmişte neler kaybettiğimi daha iyi anlıyorum. Bisiklete binen, bunu hayatının parçası yapmış kadınlardan ve ilerinin güçlü çoğunluğu olarak umut ettiğim bugünün mutlu azınlığından olduğum için kendimi şanslı, aynı zamanda da ayrıcalıklı sayıyorum.

Fotoğraflar: Trek, Simplon

 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 8428 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015