Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
Bir Bisiklete Bindim,...
Hayatım Değişti...

Bir Bisiklete Bindim,...

Yazar: Cüneyt Kazokoglu
22.3.2010

İnsan nasıl sürdüreceğini bilmediği bir yazıya ne diyerek başlar? Yani „fasulyenin faydaları hakkında bir şeyler yazayım“ diye girişilen bir yazı nasıl devam eder? Usta köşe yazarları böyle durumlarda konuyu saptırıp, baska bir mevzuya derinlemesine dalarak kendilerine ayrılan yerin büyük bölümünü bitirince „yazının üçte ikisini yemişiz“ şeklinde bir hayret nidası ile hayal kırıklığına uğramış gibi yapıp günü kurtarıyorlar. Lâkin bizim MTBTR’de „yazı işleri yerimi kısıtlıyor“ deme gibi bir lüksümüz de yok. Öyleyse buyurun bakalım:

Girizgâh: Yeniden Başlangıç

İnsanın bisikletinin çalınması gayet can sıkıcı bir durum. Artık şehir içinde kullandığım emektar düldülüm bundan 5 ay önce çalındığında hırsızları bulsam katil olacak kadar sinirlenmiştim. Bu öfke ve dağ bisikletine başladığım yıllardan beri bana eşlik eden emektârımı kaybetmenin hüznü altındaki halet-i ruhiyemle, tüm hayatımı altüst edip biten bu ilişkinin ardından sıfırdan başlamam gerektiğine karar kıldım.

Bir dağ bisikletçisi için sıfırdan başlamak, yine bir dağ bisikleti alarak olacak şey değil elbette... Trekking/gezi bisikletlerinin imaj açısından orta yaş ve üstüne hitap etmesine yönelik endişem (“hımbıl” demek istemiyorum) ve yol bisikletine ilgi duymama karşın, kısıtlı boş vaktimde „dağ mı yol mu?“ ikileminde kalma tedirginligim beni oldukça farklı bir tercihe itti: Kendime tek vitesli (singlespeed), mümkünse sabit vitesli (fixed gear / fixie) bir bisiklet almak! Videolarını seyrettiğim New Yorklu kuryeler (ya da en azından onlara özenen buradakiler) gibi sabahları işe giderken şehir trafiğinde yılan gibi kaymalıydım, iş çıkışı bir asfalt kovboyu edâsıyla şehrin üzerine çöken akşam kızıllığında evime pedallamalıydım... Sadede geleyim: İkinci el ve uygun fiyatlı bir modele rastlamak da elbette işimi kolaylaştırdı. Bisikletin önemli bir artısı arka tekerleğin her iki tarafındaki dişlilerden birinin serbest düzeneğe bağlı olması (singlespeed), diğerininse tam anlamıyla sabit olması (fixed gear). Yani arka tekerleği ters çevirme yoluyla bisiklet tek vitesten sabit vitese dönüştürülebiliyor. Kısaca bir bisiklette iki bisiklet var denebilir.

Büyük boyut için tıkla!

1. Bölüm: Tek Vites

Tek vitesli bisikletler hakkında sayfamızda etraflı yazılar mevcut. Örneğin

Tek Vitesin Cazibesi


MTB'nizi Single Speed Yapabilirsiniz!

bu konudaki güzel yazılarımız. Dolayısıyla fazla detaya girmeye gerek olmasa da kabaca bilgi vermekte sakınca yok herhalde.

Tek vitesli bisiklet, adı üstünde, vitesi olmayan bisiklet demek. Yani önde ve arkada birer dişli... Başka da bir şey yok. Bisikletin üzerinde vites kablosu, vites kolu vs. mevcut değil. Bu haliyle araç, bisiklet olgusunun en temeline inmiş haliyle karşımıza çıkıyor. Yani “Pedala bas git, frene bas dur!”.

Büyük boyut için tıkla!

Sabit vites oranını bisikletin kullanılacağı ortama göre belirlemek önemli. Çevredeki mevcut yokuşları çıkacak, fakat düz yolda ve yokuş aşağı giderken yeterli hıza da rahatça ulaşmayı mümkün kılacak bir vites oranı seçmek lazım. Benim aldığım bisikletin üzerinde gelen standart donanımı (önde 42, arkada 16 diş) yaşadığım nispeten düzgün bir topoğrafyaya sahip olan şehirde değiştirmeye gerek kalmadı. Fakat sâdık okuyucularımız hatırlayacaklardır, örneğin tek vitesli bisikletle Alp silsilesini geçen Marcel Hahn 44:21 oranını kullanıyordu. (Dişli oranlarının ne mânâya geldiği gibi konular için bkz. Matematik ve Vites makâlesi).

Bisikletin dişlilerinden ziyâde kadrosunda da başka özellikler var. Sart olmamakla beraber, genel olarak, sabit vitesli bisikletlerde yol bisikleti kadrosu kullanılıyor. En önemli teknik farkları ise arka tekerlek montaj yerlerinin yatay olması. Bu, arka tekerleği yatay düzlemde kaydırarak zincir gerginliğini ayarlamayı mümkün kılıyor. Bence bundan daha da önemlisi, dikey ya da açılı montaj noktasına sahip bisikletlerde, zinciri germek için kullanılan parçalara gerek kalmaması. Sonuça, eğer bisiklet tek vitesliyse, görsel olarak da bir albenisi olmalı, sade ve yalın bir karaktere sahip olmalı. Sadelik bakım açısından da kendini gösteren bir avantaj elbette. Var olmayan bir vitesin bozulması vs., haliyle mümkün değil.

Büyük boyut için tıkla!

Tek vites, bisikleti en yalın haliyle yaşamak demek. Yolda vites değiştirme derdinin olmaması, “vites” diye bir şeyi düşünmemek demek. Elbette zorlukları da var. Örneğin kalkışlarda ilk 4-5 pedal turu kolay olmuyor. Biraz dik olan her yokuşta mutlaka ayağa kalkmak zorundasınız. Tabii bu olumsuz yanları, tek vitesli sistemin çok eğitici bir tarafı olarak görmeli: Durmamaya çalışmak! Tek vites demek, her duruştan sonra kalkarken zorlanmak demek. Zorlanmamak için de, haliyle, insanın sürüşü daha akıcı bir hâl alıyor, önünüzü gözleyerek, daha sabit bir hızda gitmeye çalışıyorsunuz.

Bu konuyu biraz daha genişletirsek şunu söylemek gerek: Tek vitesli deneyimi, bisikletin dışına çıkarak aslında hayata bakış açınızı da değiştiren bir tecrübe. Tek vites insanı daha basit, yalın, daha “öze odaklı” ve akıcı yaşama, günümüz dur-kalklarının daha az kesintiye uğrattığı bir bakış açısına sahip olma yolunda eğitiyor denebilir. Bisikleti sadece bir araç ya da mekanik bir olgu olmaktan çıkartıp, felsefî boyutunu ve insan hayatını biçimlendirmesini –itiraf edeyim- ilk defa bu kadar net yaşadım.

2. Bölüm: Sabit Vites

Gelelim bunun bir adım ötesine, yani sabit vitese. Tek vitesli de olsa “bisiklete binmek” başlı başına bir olguysa, “sabit vitesli bir bisiklete binmek” apayrı bir olgu. İşte bu adımı atarsanız bisikletin tam olarak kökenine inmiş oluyorsunuz. Gene düzenli okuyucularımız hatırlayacaklardır, 19.yy sonunda kullanılan bisikletler de sabit viteslilerdi (bkz. Velosipet ile Bir Cevelân).

Pist bisikleti
Pist bisikleti
Büyük boyut için tıkla!

Sabit vites sistemi aslında bugün de pist bisikletlerinde kullanılan bir sistem. Bisikletlerde vites sisteminin yayılması ile beraber rafa kalkan bu sistemi lafı fazla uzatmadan tanımlamak gerekirse, arka tekerlek göbeğinin sabit olması üzerine kurulu, yani serbest düzenek (İng. freewheel, çarpık Türkcesi ile filibir) mevcut değil. Dolayısıyla aşağıdaki kısa filmde de görüleceği üzere arka tekerlek döndüğü sürece pedal da dönüyor şeklinde tanımlanabilir sabit vites. Yani evet, pedalı öne çevirdiğiniz zaman ileri, arkaya çevirdiğiniz zaman da geri geri gidiyorsunuz.

”Bunun ne mânâsı var?” dediğinizi duyar gibiyim. Elbette neredeyse hiçbir mânâsı yok. Fakat yukarıda da dediğimiz gibi, bu başka bir olgu, başka bir boyut, bambaşka bir dünya. Hele de kalpiye, SPD vs. ile kullanıyorsanız bisikleti, bisiklete her dâim bağlı olmanız demek.

Bu çok ilginç bir tecrübe. Her şeyden önce alışana kadar tehlikeli (en azından şahsî tecrübem öyle). Bisikletle giderken örneğin bir kavşağa, ya da kırmızı ışığa yaklaşırken eski alışkanlıklarınız pedalları çevirmeyi bırakıp sabit tutarak ışığa yaklaşmanız gerektiğini söylüyor, ama ne mümkün!? Bisikletin aynakolu size tekmeyi yapıştırıyor anında ve neye uğradığınızı şaşırıyor, bir yandan sarsılan dengenizi kurtarmaya çalışırken diger yandan da pedal çevirmeye devam ediyorsunuz.

Bu durum haliyle kafa karıştıran bir durum. Kaldırımlardan inip çıkarken, viraj dönerken, yokuş aşağı giderken... hâsılı pedal çevirmeyi bırakıp „boşta kaydığınız“ her an artık pedal çevirmeye alıştırmanız gerekiyor kendinizi. Bu sanıldıgı kadar kolay bir şey değil. Kaldırım inerken ayağa kalkıp kaymak yerine ayakta pedal çevirmeye başlıyorsunuz, virajlarda biraz yatınca pedal yere sürtmeye başlıyor... Bunlar bir kenara, en rahatsız edici olgu (dişli oranına bağlı olmakla beraber tabii) saatte 20-25km/s gibi bir hızı aştıktan sonra pedal devrinin son derece artması ve buna bağlı olarak çok şiddetli ve hızlı bir şekilde bacakların hareket etmesi. Uzun lafın kısası toprağı bol olsun, Sheldon Brown’ın dediği gibi: "coasting is a pernicious habit" (kabaca “pedalları sabit tutma habis bir alışkanlık” denebilir) düsturunuz oluyor.

Sürekli pedallar üzerinden bisiklete bağlı olmak aynı zamanda pedallarla da bisikleti kontrol etmeye başlamak demek. Pedalların dönüşüne gene bacak kaslarını kullanarak direnç göstermek ve böylece bisikleti yavaşlatmak, yani „frenlemek“ mümkün. Birdenbire „normal“ bir bisiklete binerken kullandığınızdan çok daha farklı kaslarınız olduğunu farkediyorsunuz. Sabit vitesli bisiklet kullanmak, bisikletle yekvücut olmak, bisikleti vücudunuzun bir uzvu haline getirmek demek.

Sabit vitesli bisikletlerin avantajlı olduğu kullanım alanlarından biri de bisiklet polosu oyunu. Normalde atla oynanan polodaki atların yerine bisikletlerin geçtiği bu oyunda haliyle geri geri de manevra yapabilmek bayağı bir avantaj sağlıyor.

Bisikletli polo
Bisikletli polo
Büyük boyut için tıkla!

3. Bölüm: Velhâsıl-ı Kelâm...

Sabit vitesli bisikletler 1980’lerde bilhassa New York gibi büyük Amerikan şehirlerindeki bisikletli kuryelerin kullanmasıyla moda olan ve son yıllarda da bir „retro“ modasının giderek üst sınıf, şık modellerle karşımıza çıkardığı bisikletler. Birkaç yıldır büyük bisiklet üreticilerinin hepsi tek ve/veya sabit vitesli modellere sahipler ürün yelpâzelerinde. Yani gerek tek vites, gerekse sabit vites artık bir trend, bir moda olmuş durumda. Bundan birkaç yıl öncesine kadar sadece meraklılarının kendi başlarına uğraşarak yarattıkları bisikletlerin bu şekilde geniş kitlelere de yayılması, tanınması çok güzel muhakkak. Bisikletin bir taraftan aküler yardımı ile elektrikli hâle gelip insan faktörünü geri plana ittiği günümüzde tek/sabit vitesin bu şekilde öne çıkması son derece sevindirici.

Öte yandan son olarak itiraf etmeli ki eğer bu işlerin hastası değilseniz bilhassa günlük kullanım için sabit vites biraz aşırı kaçıyor. Sürekli pedal çevirme zorunluluğu, bu nedenle yüksek hızlara çıkamama gibi dezavantajlar, pedal kullanarak bisikleti yavaşlatmanın ve bisiklet ile tamamen bağlı olmanın getirdiği zevki gölgeliyor.

Fakat zevkler ve renkler tartışılmaz. Tek ve/veya sabit vites dünyasına girin de, neresinden girerseniz girin.

Bisiklete binmeyin, bisikleti hissedin!

Güzel kurye videolari


FixedGear Gallery



 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 13962 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015