Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Kasım . 2017  
İsviçre’de Türk Sporcular - 1
MTBTR İsviçre’de Türk Sporcularla - 1

İsviçre’de Türk Sporcular - 1

Yazar: Cüneyt Kazokoglu / Melike Menekay
30.3.2010

Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun internet sayfasında 26 Ocak tarihinde şu haber yayınlandı:

Türkiye Bisiklet Federasyonu’ndan Pist Bisikleti Atağı

Ülkemize uluslararası standartlarda velodrom kazandırma yolunda Aralık ayında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden yatırım müjdesi alan Federasyonumuz, Pist Bisikleti Sporcu Gelişim Programı için kolları sıvadı. 2010-2012 yılları arasında önemli uluslararası müsabakalarda ülkemizi temsil ederek 2012 Olimpiyat Oyunları için puan toplamayı hedefleyen sporcularımız 11 Ocak 2010’da İsviçre Aigle’da bulunan UCI Dünya Bisiklet Merkezi’nde (World Cycling Center) antrenman kampına alındı. Teknik kurul tarafından belirlenen sporculardan, İsmail Aksoy, Ahmet Örken, Recep Ünalan ve Semra Yetiş’e çalışmalarında Antrenör Mutlu Erçevik ve yardımcı antrenör Şevket Şimşek eşlik edecek. Milli takımımız UCI Antrenman Birimi Direktörü Frederick Magne ve 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları Amerika Pist Bisikleti takımı Antrenörü Andy Sparks gözetiminde müsabakalara hazırlanacak.

World Cycling Centre
World Cycling Centre
Büyük boyut için tıkla!

Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun bu atağına MTBTR olarak biz de katkıda bulunmak, hem de ülkemizi olimpiyatlarda temsil için İsviçre’nin bir köyünde (Aigle gerçekten bir köy) iki yıl kampa giden sporcularımız neler yapıyor, okuyucularımıza anlatalım diye geçtiğimiz hafta sonu 2 gün içinde 2.000km’den fazla yol yaparak sporcularımızı ziyarete gittik. Birinci gün antrenör Mutlu Erçevik, Recep Ünalan, Mustafa Çarşı ve Ahmet Örken ile sohbet ettikten sonra ertesi gün de gene Aigle’de çalışan Semra Yetiş ile konuştuk.

Mutlu Erçevik, Recep Ünalan, Mustafa Çarşı ve Ahmet Örken ile Röportaj

MTBTR: Baştan Mutlu Hoca’ya şunu sormak istiyorum. Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun UCI ile işbirliği içinde yönettiği Pist Bisikleti Sporcu Gelişim Programı kapsamında burada kamptasınız. Ocak ayında Bisiklet Federasyonu da internet sayfasında bu konuda bir haber yayınladı. Dolayısıyla böyle yüzeysel olarak bazı bilgilere sahibiz. Fakat röportaja girizgâh olarak bunun ötesinde nasıl gelişti bu süreç, sizden dinleyebilir miyiz?

M. Erçevik: Açıkçası Abdurrahman Bey teklif etti. Türkiye’de bir velodrom inşaatına başlanması söz konusu, proje var. Ancak tabii bunun tamamlanması uzun bir süreç. Biz de bu süre içerisinde neler yapabiliriz, nereye kadar gidebiliriz, ne şekilde gidebiliriz, bu düşünüldü. Sonra yaptığımız araştırmalar neticesinde UCI’nin federasyonlara sunduğu imkâna başvuruldu. UCI’nin desteği ile 2012 olimpiyat oyunlarına katılmaya hak kazanmak için yeterli puan alabileceğimizi düşündük.

MTBTR: Asıl amaç 2012 olimpiyatlarında Team Pursuit’de yarışmak.

M. Erçevik: Evet, Türk takımının 2012 olimpiyatlarında ilk defa Team Pursuit’de, yani Türkçe’siyle takım takip yarışında olimpiyatlarda mücadele etmesi. Hedefimiz bu. Dolayısıyla 4 sporcumuz birden olimpiyatlarda mücadele edecekler. Dördüncü sporcu gelecek hafta gelecek, hatta beşinci sporcu da gelecek. Beşinci sporcunun henüz geleceği zaman belli değil ama o da tahmin ediyorum 2 hafta içerisinde gelir.

MTBTR: Dördüncü sporcu kim?

M. Erçevik: İlhan Çevik ve Rasim Reis dördüncü ve beşinci sporcular.

M. Erçevik, Recep, Cüneyt, Mustafa ve Ahmet
M. Erçevik, Recep, Cüneyt, Mustafa ve Ahmet
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Ocak 2010’da başladı bu program, 2012 olimpiyatlara kadar burada kamptasınız yani.

M. Erçevik: Evet 11 Ocak’ta geldik buraya, 2012 olimpiyat oyunlarına kadar buradayız. Şöyle bir avantajımız var, dünyanın bu konuyla ilgilenen en iyi antrenörleri burada, dünya şampiyonu Amerikan bisiklet takımının antrenörü Andy Sparks’la çalışıyoruz, şu anda onlar Daminarka’da dünya şampiyonasındalar.

MTBTR: UCI ile ortak yürütülen başka bir gelişim programı var mı peki, dağ bisikletinde, yol bisikletinde mesela.

M. Erçevik: Geçmiş dönemlerde, örneğin geçtiğimiz yıl bir sporcumuz burada yol bisikletinde eğitim gördü ancak sağlık problemleri nedeniyle üç ay sonra dönmek zorunda kaldı. Ondan önceki yıllarda örneğin Bilal Akgül burada olimpiyatlara hazırlanmıştı, Esra Kürkçü yine bir dönem burada çalıştı ve yol bisikletinde Miraç Kal sanıyorum 2007 veya 2006’da buradaydı.

MTBTR: Yani bu tarz sporcu eğitim programı yıllardır devam eden bir olay.

M. Erçevik: Tabii, bu tüm dünyada, bütün ülkeler için geçerli, yani UCI’nin kapıları sporcularını geliştirmek isteyen federasyonlara açık.

Mustafa, Semra, Ahmet, Recep
Mustafa, Semra, Ahmet, Recep
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Federasyon sayfasında bir videonuz var. Gerçekten çok heyecan verici. Buradaki ilk denemenizde 4 dakika 30 saniyelik bir derece yaptınız, olimpiyat barajı 4 dakika 15 yanılmıyorsam, çok etkileyici!

M. Erçevik: Sonuçta biz de bu konuda tecrübeli değiliz, henüz yeterince deneyim kazanmadık.

MTBTR: Asıl etkileyici olan o zaten, yani siz Ocak’tan önce hiç velodroma çıkmadınız hayatınızda, ilk defa geliyorsunuz 11 Ocak’ta, 2 ay sonra 4 dakika 30 saniyelik bir derece yapıyorsunuz!

M. Erçevik: Şöyle söyleyeyim, ilk geldiğimizde önce 3km hareketli start alarak denemeleri yaptık. Normalde bunun kuralı durarak çıkış alınıyor ve 4km. Biz ilk geldiğimizde 3km denemelerine ilk başladığımızda 3 dakika 45 saniye gibi bir derece yaptı arkadaşlar. Açıkçası pek ümitli değillerdi. Yani bayanlar bile 3 dakika 24-25 saniye falan yapıyor, başlangıç da olsa pek ümit verici değildi. Ama sonra inanılmaz bir şey oldu, bilmiyorum yani. Çocuklar da tabii çok motive, onun da etkisi var. Ve onların yeteneklerini, neler yapabileceklerini çok iyi biliyorum ben. Açıkçası bu noktaya geleceğimizden –hatta bu noktadan sonrası için de konuşacağım- benim şüphem yoktu, herkesi şaşırttık. Hele şu son denemeden sonra, yani 4km’yi ilk kez denedik. Daha önce 4km denemesi yapmamıştık. Abdurrahman Bey de buradaydı, son denemeden sonra inanamadılar.

MTBTR: Evet, ayrıca o denemeyi de 3 kişi yaptınız!

M. Erçevik: Evet, evet, 3 kişi ve söyle bir durum var, Mustafa programa geç dahil oldu. Bu denemeyi yaptığınızda, kaç haftalıktın?
Mustafa: 15-20 günlük falan...
M. Erçevik: 15-20 gün falan, Mustafa’yı taşımak zorunda kaldılar, yani taşımaktan kastım, sonuçta üç kişi bitirmek zorunda. Çizgiden minimum üç kişi geçmek zorundaki takım zamanı sayılsın. Dolayısıyla Mustafa hem deneyim açısından yeniydi, hem antrenman düzeni, performans açısından iyi değildi. Her turda ikişer tur yaptılar, dolayısıyla çok zor bir şey bu.

MTBTR: Değil mi, iki sporcu normalde gidilenin iki katı kadar yol gitmiş oluyor.

M. Erçevik: Tabii, o zaten iki kişinin derecesiydi, o gün için. Bugün için yaparsak bunu, şu anda Amerika’dan geldiklerinde tekrar başlayacağız, bugün için yaparsak tahmin ediyorum 4 dakika 25 saniyenin biraz daha altında bir süre verilebilir, çok şey değişti o dönemden sonra.

MTBTR: Dünya rekorunu bugün tekrar gazeteler yazdı, 3 dakika 46 saniye mi rekor?

M. Erçevik: Yok 3 dakika 53 saniye, dünya rekoru 3 dakika 53 saniye. Dünyanın en iyi 10 takımı 4 dakika 10 saniyeye kadar derece veriyor. Yani onuncu takım aşağı yukarı 4 dakika 10 saniye yapıyor. Yani aşağı yukarı 20 saniyemiz var, ki ilk denemeye göre ve eksik olarak. Dolayısıyla ben olimpiyata katılmanın ötesinde düşünüyorum, öyle bakıyorum.

UCI velodrom
UCI velodrom
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Peki şimdi Amerikanın antrenörü ile çalışmalar da var. onların bu programdaki rolü nedir?

M. Erçevik: Birebir her şeyi takip ediyorlar, antrenman programını hazırlıyor, ben de onların yanında deneyim kazanıyorum şu anda, aynı zamanda iletişimi sağlıyorum. Yani gerektiğinde teke tek yakından takip ediyorlar.

MTBTR: Şimdi siz hepiniz yol bisikleti temeline sahipsiniz. Yol bisikletinden pist yarışına geçerken bir çalışma, antrenman farkı...

M. Erçevik: Çok büyük fark var. Zaten bu kadar kısa sürede 2 ay içerisinde o gelişmemizi başka türlü açıklamak mümkün değil. Zaten bir yol deneyimleri vardı, ne oldu da 2 ayda bu kadar geliştiler derseniz iste bu antrenman farkından.

MTBTR: Ne gibi farklar var mesela, 1-2 tane örnek

Recep: İntervaller var...
M. Erçevik: İntervaller daha fazla, sürate dayalı çalışmalar daha fazla, kadansa, pedal devrine, daha yüksek devirde daha uzun süre kullanmaya yönelik çalışmalar çok daha fazla. Daha farklı yani. Bunlar çok şeyi değiştiriyor tabii. Şunu söyleyeyim: yolda çok çok iyi bir sporcu olabilirsiniz. Ama hiçbir pist deneyiminiz yoksa, pistle ilgili spesifik bir çalışma yapmadan pek mümkün değil, iyi bir düzeye gelmeniz mümkün değil.

MTBTR: Başka püf noktaları neler, örneğin eksik kişi olmak dezavantaj dedik, bizim tabii bir de 2 aylık, çok kısa dönemlik bir tecrübenin sonucu olarak örneğin geçişlerde vakit kaybediyoruz herhalde...

M. Erçevik: Tabii ki, tabi ki henüz yolun başındayız. Teknik olarak biraz daha gelişme gösterdiklerinde şu anki fiziksel performanslarına göre o süre daha aşağılara inecek.

MTBTR: Olimpiyat barajı kaç peki?

M. Erçevik: 4 dakika 15 saniyeye düşürdüğümüzde olimpiyata katılabileceğimizi düşünüyoruz. Yani bugün için 15 saniyemiz var, 2 aylık süre içerisinde örneğin 3km’de 3 dakika 45 saniye ile başlamıştık, 3 dakika 22 saniyeye düştük, iki kişiyle hem de. Saniye olarak 23 saniyelik bir gelişme var. 4 kişiyle denemek gerekiyor, bakalım ne yapacağız.

MTBTR: Kesinlikle rahatlıkla elde edeceğiz gibi duruyor yani.

M. Erçevik: Yok ben şu anda çok zor görmüyorum.

MTBTR: Peki mesela, size soralım, siz yol bisikletinden geliyorsunuz, pist farklı, en basitinden eğik düzlemde gitmek nasıl bir şey? Daha mı zor, daha mı kolay? Ahmet’le başlayalım.

Ahmet: Pist antrenmanları çoğunlukla sürate dayalı. Onun için başlarda çok zorlandık, geldiğimiz zaman alışmamız bayağı zor oldu.

MTBTR: Sürate dayalı derken sürekli yüksek süratte değil mi? Arada öyle pelotona gireyim, dinleneyim, rüzgar vurmasın, yokuş aşağı nefes alayım vs. yok, sürekli %100 yüksek performansta gitmek zorundasınız.

Recep: Evet, saliselerle yarışıyorsun yani, saniye de değil saliselerle, sürekli maksimumdasın.
Ahmet: Bir de ilk geldiğimiz zaman piste baktığımız zaman biz burada gidemeyiz falan demiştik, yüksekliği görünce üst taraftan bakmıştık

MTBTR: Daha etkileyici görünüyor tabii değil mi kenarından bakınca?

Ahmet: Evet duvar gibi gözüküyor, biz yapamayız, zor olacak dedik. Güvenmiyorduk kendimize, iki aydan sonra değişti.
M. Erçevik: Bir aydan sonra değişmeye başladı değil mi?
Ahmet: Yani bir aydan sonra, iki aydan sonra da tam oldu.

MTBTR: Peki Mustafa: en basitinden mesela pist bisikleti sabit vitesli. Nasıl sence? Bacaklarınla boşta gidememe nasıl bir şey sence?

Mustafa: İlk başta alışması çok zor oldu, hiç bilmediğimiz için, yolda hep finiş yaptıktan sonra pedalı keseriz, ama burada öyle kestin mi direk düşüyorsun. Ondan çok unutmak lazım, kafayı sadece pist bisikletine vermek lazım.
Ahmet: Arada zaten aklıma geliyor, pedalı kesersem ne olur diye giderken.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Bittikten sonra peki?

Recep: Zaten yukarı çıkınca yavaşlıyor yani. Zaten örneğin 3km’yi yaptıktan sonra pist bisikletiyle soğumayı normal yol bisikletiyle yapıyoruz, o bile bayağı zorluyor. Pedalı çekiyorsun gelmiyor, normalde diğerinde pedal direk kendi ittirdiği için, mesela ayağı kalkıyorsun, bir acayip oluyor. Piste alıştıktan sonra yol bisikleti de farklı gelmeye başladı.

MTBTR: Peki başka bir konudan girdik ama sırayla 2-3 cümleyle şimdiye kadar neler yaptınız, nereden geldiniz, anlatır mısınız okuyucularımıza?

Recep: 2006-2007 gençler saate karşı ikincisi oldum, Türkiye Şampiyonası’nda. 2007-08 yine aynı şekilde yol şampiyonuydum, saate karşıda üçüncü oldum. Gençler Dünya Şampiyonası’nda bayağı iyi bir derece elde ettik. Antalya Kepez Bld. Spor Kulübü’nde spor yapıyorum, Akdeniz Üniversitesi 2. sınıf öğrencisiyim.

MTBTR: Peki 2 yıl buradasın, Şimdi dondurdun mu?

Recep: Evet dondurdum, dönünce devam edeceğim. Antrenörlük ikinci sınıftayım.

MTBTR: Bisiklet antrenörü olacaksın herhalde?

Recep: Yani Türkiye’de branş yok, bisiklet branşı yok, beden eğitiminde yok. Normal kurslar var.

MTBTR: Mesela federasyonun antrenörlük kursları var, onlara katılıyor musun?

Recep: Birinci kademeyi aldık, ikinci kademe de yeni açıldı, buraya geldik.

MTBTR: Uygulamalı öğreniyorsun yani (Gülüşmeler)

Recep: Bu işte sporcuyken yapılan antrenmanlar gerçekten farklı. Mesela Polonya’nın federasyonundan bir tane kursiyer var, adam hiç makaraya binmemiş. Geçen gün geldi, bizimle binmeye çalışıyor. Adam orada bakıyor yani.
M. Erçevik: Antrenör dedin de, ben de burada UCI’nin kursuna devam ediyorum.

MTBTR: O nasıl başladı, onun hakkında bilgi alalım.

M. Erçevik: 2 hafta önce başladı, Nisan sonunda bitecek. Kapsamı pist ve yol bisikleti için, uzmanlık üzerine.

MTBTR: Peki Mustafa, sen nereden?

Mustafa: Konya İl Özel İdaresi Bisiklet Takımı’nda spor yapıyorum. 2007 Türkiye yol şampiyonu, 2008 saate karşı Türkiye Şampiyonluğum var. Milli takımlara gittim.

MTBTR: Nasıl başladın bisiklete?

Mustafa: Bisiklete 2006 yılında başladım.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Sen 18 yaşındasın değil mi? 1996 doğumlu yani, en yaşlınız, Şimdi yaşlınız demeyeyim de, ağabeyiniz Recep değil mi, 20 yaşında (burada bayağı gülüyoruz devirdiğimiz çama). Ahmet sen peki?

Ahmet: Ben ilk spora Çumra Belediye Sporda başladım, Konya’da.

MTBTR: Siz tanışıyorsunuz o zaman Mustafa’yla?

Ahmet: Evet evet, bir sene yarış koşmadık, iki sene Çumra Belediyesi’nde spor yapmaya devam ettik. 2008’de saate karşıda Türkiye Şampiyonası’nda ikinci oldum. Ondan sonraki sezon da Konya Şekerspor’a transfer oldum. Sonrasında grup yarışlarını çoğunlukla birincilikle bitirdim, ondan sonra hem saate karşı, hem yol şampiyonu oldum, Tekirdağ’da Balkan Şampiyonası’nda hem yol hem saate karşıda Balkan Şampiyonu oldum. Finlandiya’da Gençlik Olimpiyatları’nda 10. oldum, Almanya’da bir de Berlin’de ikinci oldum saate karşıda.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Siz hep zamana karşıcılarsınız yani?

Recep: Zamana karşı olmak zorunda burası için.
M. Erçevik: Team pursuit için zamana karşı daha uygun.
Recep: Acı seviyesi yüksek olacak yani bayağı (Gülüşmeler)

MTBTR: Peki siz şimdi hepiniz Türkiye’de spor hayatına başlamış, Türkiye’de antrenman yapmış, Türkiye’de bu işi yıllarca yapmış sporcularsınız. Şimdi geldiniz Ocak’ta, dünya bisikletinin kalbindesiniz. Gözünüze çarpan farklar neler?

Recep: Ufak bir güneşli hava olsa herkes dışarıda bisikletiyle antrenmana çıkıyor, yaş farkı olmaksızın.
Ahmet: Mesela öğlen arasında yemek yemeye gitmiyor, antrenman yapıyorlar pistte, orada çalışanlar.
M. Erçevik: Merkez çalışanları, öğle arasında mutlaka 2 saat piste çıkıp orada dönüyorlar, hepsi hemen hemen.
Ahmet: Hava iyi olursa yola çıkıyorlar.

MTBTR: Peki buradan söyle bir ders çıkarılabilir mi: Aigle bir köy, burada bile bir velodromları var...

M. Erçevik: Şunu diyeyim, insanlar aidat ödüyor, hani bizde nasıl fitness salonlarına – Recep araya giriyor: “Halı sahaya!” – öderler, burada da aynı şekilde her yaştan insan piste çıkıyor.

MTBTR: Pist o zaman halka açık yani?

M. Erçevik: Tabii tabii, belli saatlerde antrenman olmadıktan sonra halka açık zamanlar var.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Sizin hedefleriniz neler? 2012’ye kadar buradasınız, bu yola baş koydunuz. 2012de olimpiyatlarda yarışacaksınız, ona zaten şüphe duymuyoruz. Ondan sonrası hakkında hiç kafanızda bir şey var mı? Recep’ten başlayalım?

M. Erçevik: Öncesi de var, onu unutmayın!

Recep: Şimdi ilk hedefimiz Temmuz ayındaki yarışımız, Avrupa Şampiyonası’nda iyi bir derece elde etmemiz. Gerek Team Pursuit’de olsun, gerek 1 km’de olsun iyi bir zaman vererek bitirmeliyiz.
Ahmet: Nereden çıktı bu Türkler dedirteceğiz!
Recep: Zaten öyle diyorlar yani!
M. Erçevik: Millet şaşkın, ben size şöyle bir örnek vereyim. Geçen gün Avrupa Şampiyonası’nda parkura gitmiştik, oradan Roubaix’ye gittik, orada açık bir velodrom var, aynı zamanda bikeshop var, oraya gittik birkaç şey alalım diye. Türkiye’den geldiğimizi söyleyince „Türkiye’de insanlar bisiklete biniyor mu?“ dedi mağazadaki kişi.

MTBTR: Geçen yıldan beri deveden indik bisiklete biniyoruz demeli herhalde! (Gülüşmeler)

M. Erçevik: Şimdi nasıl bisiklete bindiğimizi göstereceğiz.
Recep: Biraz intikam gibi bir şey yani.

MTBTR: Çok güzel gerçekten. Merak ettiğimiz şeylerden biri burada elde ettiğiniz derece son derece etkileyici, ki bu 2 ay sonra gelmiş, bunun daha 2 yılı var, mutlaka o ilk 10 takım seviyelerine kadar inecek bu zaman. Bu demektir ki takım takip sınıfında gayet dünya seviyesinde başarılı olabileceğiz. Peki bisikletin diğer dallarında daha mi geriyiz, ya da oralarda daha yüksek seviyelere ulaşmak daha mi zor?

M. Erçevik: Şimdi bizim şöyle bir dezavantajımız var. Coğrafya olarak bisikletin kalbine uzağız. Bisikletin kalbi burası, Avrupa. Örneğin biz buradan her hafta sonu 2-3 saat gidip bir yarış koşup gelebiliyoruz. Bu çok önemli. Yani sporcu gelişimi için en önemli faktörlerden biri çok sık üst düzey yarış koşmak. Türkiye’deki yarışların kalitesi hem düşük, hem seyirci çok az, hem de yarışan sporcu sayısı az, rekabet yok. Bu nedenle bu şartlar altında belli bir düzeye gelmemiz zor. Ancak buradaki gibi her hafta Avrupa’da üst düzey yarışlar koşabilirsek olabilir gelecekte.

MTBTR: Yarışmayan sporcu gelişmiyor yani, sadece antrenmanla olacak iş değil bu.

M. Erçevik: Sadece antrenmanla olmuyor. Şöyle bir örnek vereyim. Geçtiğimiz dönemki kursa bir tane Slovenyalı antrenör gelmişti, onunla sohbet ediyoruz. Türkiye’de kaç sporcu var, Slovenya’da kaç tane vs. Slovenya’da da sporcu sayısı da çok az. Dedim “peki nasıl oluyor?” Başta şaka yollu “antrenörler çok iyi” dedi, “ondan”. Sonra “yok yok” dedi, “bizim şansımız, her hafta sonu yakın Slovenya zaten, İtalya’ya gidiyoruz, Avusturya’ya gidiyoruz, İsviçre’ye gidiyoruz. Her hafta sonu bir yerde yarış koşuyoruz” dedi. Bakıyorsunuz dünya şampiyonalarında, Avrupa şampiyonalarında ön planda Slovenyalı profesyonel sporcular var. Yani olay bu bence, başka bir şey değil.

MTBTR: Üst seviye yarış koşmamız gerekiyor yani.

M. Erçevik: Kesinlikle. Tabii bir de şu var, bizdeki eğitim sistemi, okul olayı negatif bir faktör. Çünkü gençlerin çoğu sabahtan akşama kadar okul, dershane. Bisiklet sporu başarıya ulaşılabilmesi için gerçekten profesyonel olarak yapılması, çok çalışılması gereken bir dal. Ayıracak zaman yok.

MTBTR: Benim dikkatimi çeken bir şey, siz hepiniz çok gençsiniz. Özellikle yurtdışında sporcular 30-35 oluyor, o zamana kadar profesyonel sporcu olarak yaşıyor, ailesini geçindiriyor. Ondan sonra da o günkü kariyerinin üzerine başka bir kariyer inşa ediyor. Türkiye’de böyle bir şey olmaması da bir neden mi?

M. Erçevik: Tabii ki, bir çok faktör bir araya geliyor.
Recep: 2012 olimpiyatlarından sonra döneceğim, okuluma devam edeceğim, iş, askerlik böyle devam edecek. Biz buraya gelmeseydik, ben bırakma seviyesindeydim. Beni geri döndüren Abdurrahman Bey oldu.

M. Erçevik: Bırakmıştı Recep yani.
Recep: bayağı bir zorluyor çünkü, okulla ikisi yürümüyordu, hiç zaman yoktu. Gene başlattı, bu projeyi ayarladı, o şekilde devam ettik. Benim için de çok iyi oldu burası.

MTBTR: Ahmet mesela sana soralım, burada bir sürü ünlü sporcu var. Örneğin 2 defa dünya şampiyonu olmuş Sarah Hammer da burada çalışıyor. Zaten buradan Danimarka’ya gitmiş. Yani dünyada bu işin ilk 3-4 ismiyle antrenman yapıyorsunuz. Onlarla tanışma, örnek alma söz konusu mu?

Ahmet: Şimdi açıkçası biz geldiğimizde Türkler küçümsendi. Onun için ne onlar bize fazla yaklaştılar, ne de biz onlara. nasıl söylesem...

Recep: Onlar bir seviyede görüyor kendilerini.

MTBTR: Öte yandan sizin için de böyle bir ortamda dünyada bu işin önde gelenleriyle antrenman yapmak büyük şans.

Recep: Onların uyguladığı antrenman programlarını aynı şekilde uyguluyoruz yani.
M. Erçevik: Dünya şampiyonu nasıl çalışıyorsa öyle çalışıyorlar şu anda.

MTBTR: Peki o zaman müstakbel dünya şampiyonlarının 24 saatleri nasıl geçiyor?

Ahmet: Sabah 7’de kalkıyoruz, 7 buçuk gibi kahvaltı, 9-10 gibi antrenman var. Programa göre değişiyor antrenmanlar. 12 buçukta falan öğle yemeği, ondan sonra 2-3 gibi öğleden sonra antrenman yapıyoruz. Çoğunlukla çift antrenman yapıyoruz. Ondan sonra da akşam yemeği...

MTBTR: Sonra münasebetsizin biri geliyor, aşağı indiriyor röportaj yapacağım diye, „nereden çıktı bu adam“ diyorsun (Gülüşmeler). Peki seyrediyor musunuz mesela Danimarka’daki yarışları?

Recep: Eurosport veriyor, yemekhanede olsun, aşağıda dinlenme odasında olsun, boş zamanlarda seyrediyoruz.

MTBTR: Haftada 7 gün antrenman yok, 6 gün var, Pazarları da dinlenme o zaman.

Recep: Zaten Pazar günü de her yer kapalı.
Ahmet: Ama bundan sonra boş olmayacak, hep yarış var. Ama yarış olan haftalar Pazartesi dinlenme var.

MTBTR: 2 aydır buradasınız, yarışa girdiniz mi hiç?

M. Erçevik: Perşembe günü ilk pist yarışlarına çıktılar burada. Bu hafta da ilk yol yarışına girecek Recep. Zaten şaşırtmaya devam ediyoruz biz, ilk pist yarışında 4. oldu Recep, podyuma çıktı. 4 kişi çıkıyor podyuma, ödül aldı.

MTBTR: Tebrikler!

(30 Mart Salı günü ek: Recep 28 Mart Pazar günü girdiği 120km’lik ilk yol yarışını 45 km/s ortalama ile 2 saat 40 dakikada bitirdi. Ilginç bir şekilde iki kategorinin (amatör ve elit) yarıştığı, amatörlerin 15 dakika önce çıkış aldığı ama yarış sonunda her iki kategorinin de aynı klasmanda değerlendirildiği yarışta elitler grubunda kaçan 8 kişinin ardından ana grubun finişini aldı. Dolayısıyla elit kategorisinde 9. oldu denebilir, lâkin yarış sonrası sıralama 15 dakika farkla çıkan amatörlerle karıştırıldığı için Recep’in de sırası oynadı.)

Recep dördüncülükten sonra
Recep dördüncülükten sonra
Büyük boyut için tıkla!

M. Erçevik: Herkesin ağzı açık kaldı burada, ilk defa görüyoruz bunları diyorlar. Ve dediğim gibi hep sporcular arasında bu işi bilmiyorlar diye hep böyle bir küçümseme vardı. Şimdi tabii netice almaya başlayınca bakış değişiyor. Yani saygınlıkları artıyor başarı kazandıkça.

MTBTR: Bundan sonraki program ne peki?

Ahmet: Gençler dünya şampiyonası var Temmuz’da, Avrupa şampiyonasından hemen sonra.
M. Erçevik: Gençlerin yolu da var ama biz pisti düşünüyoruz sadece. Hatta şimdi dünya şampiyonasında gençlerde Team Pursuit koşabiliriz yeni gelecek sporcumuz da yetişirse ve söyle bir şey söyleyeyim size, gençlerde dünya şampiyonasında 5. takımın verdiği zaman 4 dakika 16 saniye.

MTBTR: 9 saniye kalmış yani!

M. Erçevik: Keşke diğer sporcular da Ocak ayında başlamış olsalardı şu anda çok daha farklı şeyler yapmış olabilirdik.

MTBTR: Geç olsun güç olmasın tabii.

M. Erçevik: Aynı zamanda bireysel zamana karşı yarışları için, Ahmet için pistte...

MTBTR: Bireysel de çok etkileyici bir dal, çok çarpıcı rekorları var, 4km 4 dakika 11’de tek kişi Christopher Boardman, ya da 1 saat rekorundaki 49.7km ile Rus Sosenka var. Peki ayrım yapılmaz belki o kadar da baktığınız zaman pist mi yol mu tercih imkanınız olsa ne dersiniz?

Recep: Şimdi tabii şartlara göre bu saatten sonra en mantıklısı bizim için pist yarışı. Sonuçta okuldan geç saatte de çıksan antrenman yapma imkanın var.
M. Erçevik: Türkiye için en uygunu pist yarışı.
Recep: Malzeme sıkıntısı yönünden de. Yol bisikleti olsa lastiğiydi, jantıydı, vitesiydi yan masraf, burada bir lastik bile bir sezonu rahat rahat götürür.

MTBTR: Peki hoşunuza giden, pist bisikleti daha mantıklı da böyle „açık havada da yol bisikleti gibisi yok“ diyor musunuz?

Ahmet: Pist daha hoş.
M. Erçevik: Orada başarıyı tabii çok net görüyor, onun da etkisi var. Ahmet seneye de gençlerde yarışacak.

MTBTR: En genç de sensin değil mi, 17 yaşında, Mustafa 18, Recep 20.

M. Erçevik: 20 yaş dedin, Recep’in yarıştığı evvelki sene gençler kategorisinde Peter Sagan diye bir Slovak bisikletçi var. Liquigas takımına transfer oldu bu sene, profesyonel oldu, Türkiye Turu’nda da koştu, Paris-Nice yarışında 3 etap aldı, Recep’le yan yana koşuyordu.
Recep: Recep: Adam nerede biz nerede yani!

MTBTR: Ama tabii bunları konuştuk, tamamen imkânlarla alakalı bir şey. Sen de geçen sene pistte neredeydin, Şimdi neredesin, düşünsene, seneye pistte kim bilir nerede olacaksın. 4. kişinin gecikmesi neden oldu peki?

M. Erçevik: 4. kişinin gecikmesi biraz kulüplerle ilgili bir problem. Kulüpler nedense bu ise pek sıcak bakmıyor. Ben pek anlamlı bulmuyorum ama herkesin düşüncesi farklı.

MTBTR: Sporcusunu göndermek istemiyor yani?

M. Erçevik: Sporcusunu göndermek istemiyor, Türkiye’deki yarışlarda elde edeceği başarıyla yetiniyor.

MTBTR: Mustafa mesela senin kulübünde Konya’da kaç kişi var, senin gitmen sorun oluyor mu?

Mustafa: 16 kişi

M. Erçevik: Madalya getirecek sporcu gidiyor tabii böyle olunca.

MTBTR: En başarılı adamını 2 yıllığına gönderiyor tabii. Aileleriniz ne dedi peki, yani bu kolay bir şey değil, bir de yaşlarınız da küçük, 17-18 yaşında ben gidiyorum...

Recep: Askerlik gibi düşünüyoruz bunu yani

MTBTR: Arabada bir Müslüm CD’si var, alayım! (Gülüşmeler)

Fotoğraf çekilirken...
Fotoğraf çekilirken...
Büyük boyut için tıkla!

...bayağı eğlendik...
...bayağı eğlendik...
Büyük boyut için tıkla!

...bol bol güldük.
...bol bol güldük.
Büyük boyut için tıkla!

Ahmet: Başta spora ilk başladığım zamanlar ailem izin vermiyordu, tanımadıkları için izin vermiyorlardı, bilmiyorlar yani. Çumra ilçe olduğu için başta göndermek istemediler, ben kaçarak gidiyordum antrenmanlara. Sonra yarışlar falan başladılar, sonra alıştılar yavaş yavaş. yarışlar başladığı zaman ilk sene derece yapmaya başladım, ondan sonra devam et dediler.

MTBTR: Seni görünce tabii başarını, koltukları kabarıyordur.

Ahmet: Ondan sonra ben Konya Şekerspor’a transfer oldum, transfer olduğum zaman, Konya’da kaldım, arada bir gidiyordum, gene ayrıydım annemlerden yani 1 sene.

MTBTR: Mustafa sen?

Mustafa: Ben ayrı değildim!

M. Erçevik: Mustafa’nın ilk iki haftası zor geçti.

MTBTR: Çok zor bir şey tabii, insan çok özlüyor tabii, hele buralarda. Ne sıklıkta gelip gidiyorsunuz peki, düzenli bir gelip gitme var mi böyle bayramlarda el öpmeye?

Recep: Şimdi bayramlar falan yarışlara denk gelirse gidilmiyor tabii. Pazartesi 3 ayı doldurduk, 1 haftalığına gidiyoruz, onun sevinciyle...

MTBTR: Tezkere sayar gibi yani.

Recep: Artık nasıl diyeyim, bir şeyden sonra hedefi de koyduk, hiçbir şeyi düşünmüyoruz artık, at gözlüğü takar gibi bakıyoruz
Mustafa: ...ki Türkiye’ye de yapılacağı için pist döndüğümüzde bayağı bir tecrübeli olacağız
Ahmet: Belki de dönmeyiz.
M. Erçevik: 2 yıl onlar için de büyük bir deneyim tabii, burada kazandıkları deneyimle başarılı sporcular yetiştirecekler.

MTBTR: Yani mesela 2012’de döndünüz, 2012’den 2020’ye kadar pist yarışlarında ilk üç karşımızda oturuyor şu anda! (Gülüşmeler)

M. Erçevik: Kesinlikle öyle olur.

MTBTR: Peki dönmeme planları var mi? Buradaki imkanları da gördüğünüz zaman siz diyor musunuz burada da kalınır diye?

Ahmet: İnşallah daha iyi oluruz, önüme teklifler gelirse, yani profesyonel bir takımla anlaştığın zaman kalınır tabii.

MTBTR: Burada kesin kebapçı da vardır!

M. Erçevik: Hemen şurada! (Gülüşmeler)

MTBTR: Yaşam için en zaruri ihtiyaçlar da mevcut yani (Gülüşmeler). Bisikletler Türkiye’den mi geldi?

M. Erçevik: Yok tüm malzemeleri UCI’ye sponsor olan firmalar karşılıyor, ayakkabısından şortuna, bisikletinden kaskina kadar her şey UCI tarafından karşılanıyor.

MTBTR: Peki nasıl anlaşıyorsunuz burada, her gün bir saat dil öğreneyim hazır gelmişken diyor musunuz?

Recep: Şu an anlaşmamızı Mutlu hoca aracılığıyla yapıyoruz. Ama tatilden döndükten sonra UCI’nin verdiği programa dahil dil kursları var İngilizce veya Fransızca, onlara başlayacağız.

MTBTR: Beslenmeniz nasıl peki?

M. Erçevik: Diyetisyen var, o hazırlıyor programı, antrenörler takip ediyorlar. Şimdi bizde mesela ekmeksiz yemek yenmez. Buraya gelince 1 dilim ekmekle sınırladılar, sonra o ekmeği de kestiler.

MTBTR: Özlediğiniz şeyler var mi?

Ahmet: En çok yemekler
Recep: Türk tatlılarını özlüyoruz
M. Erçevik: Damak tadı pek uymuyor bize tabii.
Recep: Geçtiğimiz yıl Almanya Düsseldorf’ta kampta daha iyiydi.

MTBTR: Peki arkadaşlar. Bize bu sıkışık vaktinizde, akşamın bu saatinde vakit ayırdığınız için çok çok teşekkürler, başarılar. Sizlerle gerçekten çok gurur duyuyoruz ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

Not: MTBTR logosu olmayan iki fotoğraf Bisiklet Federasyonu’nun internet sayfasından alınmıştır.



 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

İlgili Linkler:  

yayin   MTBTR İsviçre’de Türk Sporcularla - 2  

  Bu yayın 6138 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015