Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
İsviçre’de Türk Sporcular - 2
MTBTR İsviçre’de Türk Sporcularla - 2

İsviçre’de Türk Sporcular - 2

Yazar: Cüneyt Kazokoglu / Melike Menekay
31.3.2010

Dün başladığımız, Bisiklet Federasyonu’nun Pist Bisikleti Gelişim Programı dâhilinde İsviçre’de bulunan Türk sporcularla olan röportajlarımıza bugün devam ediyoruz. Türkiye’nin en başarılı kadın bisikletçilerinden biri olan Semra Yetiş de Ocak ayından beri 2012 Londra olimpiyatları hedefi ile UCI Dünya Bisiklet Merkezinde antrenman kampında bulunuyor. Semra ile geçtiğimiz Pazar sabahı son derece keyifli bir kahvaltı ortamında sohbet ettik. Sorularımızı içtenlikle yanıtladı, vakit ayırdı, anlattığı şeyler bizi gerçekten heyecanlandırdı, gurur duymamızı sağladı. Çok teşekkürler!

MTBTR: Semra senin de böyle dertlerin var mı? Dün öğrendik ekmeği kesmişler bir dilime indirmişler, beslenmede.

Semra: Öyle mi? (Gülüyoruz)

MTBTR: Evet bayağı şikayetçiler!

Semra: Evet aslında hepimizin belli bir kilo vermesi gerekiyor burada, belli bir dönem, kışın biraz kilo alınıyor.

MTBTR: O normal zaten, sezon dışında...

Semra: Evet, evet, bir 3-4 kilo alınıyor.

MTBTR: Belirli yemediğin bir şeyler var mi?

Semra: Ben çok dikkat ediyorum ama yarış dönemi ama şu anda.

MTBTR: Pazar kahvaltısı zaten bu (Gülüyoruz) Sen de mi Ocak’ta geldin?

Semra: Ben de Ocak’ta geldim, beraber geldik.

MTBTR: Öncesinde Almanya’da mıydın?

Semra: Bir aydır Türkiye’deydim, Almanya’dan dönmüştük.

MTBTR: Tatil mi?

Semra: Tatil bir nevi, benim okul işlerini falan hallettim, okulumu falan dondurdum.

MTBTR: Üniversite değil mi?

Semra: Evet, beden eğitimi bölümü mezunuyum, yüksek lisans yapıyorum ama büyük ihtimalle o da kaldı, iki yıllık dondurdum şimdi.

MTBTR: Sen zaten Gazi Üniversitesi mezunusun, onun üzerine yüksek lisans yapıyorsun şimdi. Senin aslında bir de voleybol geçmişin var. Yüksek lisansta bu tarz bir uzmanlaşma var mı?

Semra: Ben hareket bilimi üzerine yapıyorum, bisiklet branşı olsaydı bisiklet branşı yok.

MTBTR: Hareket bilimi derken?

Semra: Antrenmanda hareket birimi, fizyoloji...

MTBTR, Semra Yetiş
MTBTR, Semra Yetiş
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Sen bisiklete nasıl başladın peki? Voleybol oynuyorsun aslında bir dönem.

Semra: Ben üniversitedeyken bir sakatlık geçirdim menüsküsten. Onun tedavisi bisikletle, koşmam yasaktı. Voleybola ara verildi. Sonra üniversiteye başladığımda dağcılık ekibi var, Güdak, arama kurtarma ekibi, ona bisikletle girdim. Arkadaşlarla eğlence olsun diye. Orada da işte burs falan aldım, bir bisiklet alayım dedim, böyle Peugeot bisikletlerden aldım. İşte öyle okuldan eve bisikletle gidip geliyorum, 10km falan arası. Arada yine antrenman da yapıyorum, voleybol antrenmanı falan. Arkadaşlar dedi ki böyle yarışlar var, girsene. Ben dedim „ne alaka, anlamam“ falan, ama ilk girdiğim yarışta Türkiye şampiyonu Esra Kürkçü’nün arkasından ikinci bitirdim yarışı. Herkes böyle „Ooo, sen çok iyisin!“ dedi. Öyle başladı ve devam etti.

MTBTR: Ne kadar enteresan değil mi? Dün Mutlu Hoca anlatıyor bisiklete başlama macerasını. 13 yaşında Cumhurbaşkanlığı Turu’nu seyrettikten sonra o dönemki Federasyon başkanı Cemin Ergen’e mektup yazıyor, onlar da „seni yarışlara götürelim, masrafların bizden“ diye karşılık veriyorlar. Bu şekilde 14 yaşında başlıyor bu işe. Bir taraftan tesadüfler, diğer taraftan kişisel girişim. Ama voleybolcu olsan şimdi neredeydin? Hiç düşünüyor musun?

Semra: Düşündüm, voleybolcu olsam herhalde ikinci ya da birinci lig takımında bir yedekte oynardım. Çünkü boyum kısaydı. Milli takımda oynadım, yıldız milli takımda ama bir üste çıktığınız zaman... Voleybolda avantaj uzun boy. Liberolar daha kısa oluyorlar, sürekli arkada manşet alan kişi.

MTBTR: O pozisyondan sen memnun değilmişsin zaten. Bir gidesin varmış senin böyle, bisiklet iyi olmuş. (Gülüyoruz) İlk girdiğin yarışta Esra Kürkçü’nün ardından ikinci oldum dedin. Bayan bir sporcu olarak Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsun? Kadınlarda 3-4 kişi sürekli başa oynuyorsunuz. Sen, Esra, Senem... Yani hangi yarışa girersen gir zaten ilk üçte gibisin, böyle bir rekabet ortamı yok, baskı yok durumu oluyor mu?

Semra: Yani üç dört kişi olması etkiliyor. Ama biz hani Senem, ben, Esra olduğumuz zaman her zaman aramızda bir hırs vardı, rekabet vardı, rahat bir rekabet içinde değildik yani.

MTBTR: Peki Almanya’ya gittiğin zaman orada çok daha fazla yarıştığın cevre herhalde senin performansını da etkiliyor?

Semra: Tabii arttırıyor, seni daha da ileri çekiyor, en iyilerle yarıştığınız için. Türkiye’de yani belli bir yerde kalırsınız, performansınız belli bir yerde sabit kalır ama yurtdışında mesela 100 kişiyle start alıyorsunuz, çok fark ediyor. Ve sürekli bir öne gitme hissi var. Doğal olarak sınırlarınızı zorluyor. Daha farklı antrenman yapıyorsunuz.

MTBTR: Semra bu bahsettiğin Esra’nın arkasından ikinci olman ne zaman tam olarak?

Semra: 2005’in sonu gibi Bozcaada yarışıydı.

MTBTR: Yani 2005’te hakikaten profesyonel dağ bisikleti kariyerine başladın?

Semra: Profesyonel değildi, tam olarak 2006’da başladım. O 2005’teki şenlik gibi bir şeydi, puanlı bir yarış değildi. Ama ilk bisiklete binip yarıştığım o oldu.

MTBTR: Ondan sonra da zaten Türkiye’deki en başarılı dağ bisikleti sporcularından biri oluyorsun 2008’sezonunda ikinci oluyorsun...

Semra: Evet Cross country’de ikinci oldum

MTBTR: ...Cross country’de ikinci oluyorsun, artı Türkiye Maraton Şampiyonluğun var. Bunun dışında 2008’de gene Balkan Şampiyonluğun var. Kağıt üzerinde baktığın zaman çok etkileyici, geleceğe yönelik çok büyük potansiyel mevcut. Peki böyleyken dağ bisikletini bırakıp yol bisikletine niye geçtin?

Semra: Niye geçtim, bu bir yönlendirmeyle oldu. Abdurrahman Bey’in (Abdurrahman Açıkalın, Bisiklet Fed. Asbaşkanı – MTBTR) söylemesi üzerine, seni orada görmek istiyorum dedi. Peki dedim, eğer yurtdışında deneyim olacaksa, değişik bir şeydi, öyle başladı. Ben yol bisikleti istiyorum diye bir şey olmadı. Ama benim yönlendirmem şöyle oldu. Dağ bisikletinde Türkiye’ye Ukraynalı sporcular geliyor, o puanlı yarışlara, ismini şimdi tam hatırlamıyorum, oradaki bayan dünya dördüncüsü olmuş İtalya’da, oradan hemen Türkiye’ye geliyor. Hemen yarışa giriyoruz ve ben 30 saniye arkasından geliyorum. Dünya dördüncüsü olmuş, ben 30 saniye arkasında olunca ben bir şeyler yapabilirim dedim. Onun üzerine ben bu işi yurtdışında yapabilirim dedim. Ben sürekli zorladım yani yurtdışı yurtdışı diye. Federasyon da böyle bir yurtdışı projesi var, gitmek ister misin dedi.

MTBTR: Evet, ben hatırlıyorum, seninle konuşmuştuk, hatta sayfamızda ufak bir videon var. 2008’deki Bolu Maratonu’ndan sonra, orada sen diyorsun, böyle bir proje var, geçeceğim vs. diye.

Semra: 2008’deydi o, o zaman Pekin Olimpiyatları için birinci yedektim, onun için yurtdışına kampa yolladılar, benim arkadaşım vardı, orada çalışırken kendisi teklif etti, dağ bisikletinde başarılı olursun diye, çalışmak ister misin diye. Orada takımı da ayarladı. İki üç tane takıma da başvurdum internet üzerinden, onlar da kabul etti.

MTBTR: Aslında kabul eden edene yani!

Semra: Evet, (Gülüyoruz) çok değişik bir şey oldu.

MTBTR: Dağ mı yol mu peki?

Semra: Bana sorarsanız içimde dağ bisikleti var, tek başınasınız, özgürsünüz, hem güç istiyor, hem kuvvet istiyor.

MTBTR: Mesela dağdan yola geçiş çok daha fazla, bir sürü profesyonel sporcu var. Sen ikisini de yaptın, şu anda yol bisikleti çalışıyorsun, yoldan dağa geçiş yok.

Semra: Yok, yola alıştıktan sonra dağ bisikletine geçilmiyor, yol daha rahat. (Gülüyoruz)

Semra Yetiş
Semra Yetiş
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Teknik olarak bir neden var mi?

Semra: Alışıyorsunuz gerçekten, yoldan sonra dağa geçtiğiniz zaman bir zorlanıyorsunuz. O açıdan dağ bisikleti daha zor. Ama yol bisikleti de dayanıklılık istiyor bayağı. Dağ bisikletinde sürekli nabzın hep yüksekte, o nabızda her türlü refleksinizin iyi çalışması gerekiyor.

MTBTR: Öyle grupta gidiyorum diye bir şey yok yani

Semra: Yok yani, orada yatıyorum olayı yok (Gülüyoruz)

MTBTR: Sen Çankırılısın değil mi? Kardeşin var mı?

Semra: Evet iki tane ağabeyim var.

MTBTR: Onlar da bisiklete biniyor mu?

Semra: Yok büyük ağabeyim eski atlet.

MTBTR: O zaman ailede var sporculuk yani?

Semra: Evet, dedem de eski güreşçilerden bayağı ünlü. Dedelerim, Çankırı’nın meşhur güreşçilerindenmiş. Ama bir yönlendirme yoktu yani sporcu ol diye.

MTBTR: Ama engel de yoktu.

Semra: Evet, o açıdan çok rahattım.

MTBTR: Peki 2009 Mart’ında Almanya’ya Koga Miyata takımına geliyorsun. O süreç nasıl gelişti, senden dinleyelim mi?

Semra: Abdurrahman Bey aradı, Semra böyle bir proje var Almanya’da, ama hiçbir şey konuşulmadı onun dışında. Tamam dedim, gidelim, ondan sonra hiçbir şey yokken ortada oldu. Planlanmış bir beklenti de yoktu. Bir denemeydi.

MTBTR: Peki gittin Almanya’ya, böyle sudan çıkmış balık hali yaşadın mı?

Semra: Yani oldu, ilk gittim, direk takımdan bir bayan vardı, Alexandra Nöhles, ilk onun kaldığı yerde kaldım

MTBTR: Bayağı yaşı da var değil mi?

Semra: 40 yaşında falan, yaşlıydı, ama eski profesyonellerdenmiş, İtalya’da koşmuş, Fransa Turu koşmuş bayanlarda. Bir de dil konusu da çok problemdi, benim İngilizce’m biraz vardı, Almanca’m hiç yoktu gittiğimde, komediydi yani. Ama çok yardımcı oldular, sürekli arkasında getiriyordu, götürüyordu, öğretiyordu. Ama profesyonel bir şey yoktu. Daha sonra benim zorlamalarımla bir şeyler oldu gene.

MTBTR: Nerede kalıyordun?

Semra: Almanya’da bir çatı katında evde kalıyordum, her şeyi kendim yapıyordum.

MTBTR: Yemekti vs.?

Semra: Yemekti, çamaşırdı, her şeyi kendim yapıyordum ama öğrenmek için çok iyi oldu benim için. Ben hiç hayatımda kendi yemeğimi kendim yapmamıştım, ailemden uzak kalmamıştım, çok zordu, ama çok da eğlenceliydi hayatı tanımak için. Şu anda nereye atsanız her yerde yaşarım, her şeyi yaparım, kendi ayaklarım üzerinde durabiliyorum.

MTBTR: Bu arada seni bu kadar konuşturuyoruz, antrenmanda perişan olacaksın aç mideyle.

Semra: Yok bir saat, kolay zaten.

MTBTR: Pazar antrenmanı yani?

Semra: Evet. Burada normalde erkeklerle antrenman yaptığım için sürekli bir zorlama durumundayım. Hafta sonu biraz daha rahat dinlenerek geçiyor. Normalde hafta sonu yarış olmadığı zaman uzun antrenmanlar yapılıyor.

MTBTR: 2009’da Almanya’ya geçtin, oradan devam edelim, anladığım kadarıyla bu gitsin görsün, tecrübe edinsin şeklinde oldu. Olimpiyat hedefi var mıydı?

Semra: Evet aynen öyle. Olimpiyat zaten hep hedef.

MTBTR: Sen çünkü Pekin’de direkten döndün.

Semra: Evet bir kişiye bir şey olsa, bir sakatlanma ya da doping olayı olsa direk ben gidiyordum.

MTBTR: Tabii Pekin’e dağ bisikleti için gidecektin.

Semra: Evet dağ bisikleti için.

MTBTR: Bilal’in performansını nasıl değerlendiriyorsun?

Semra: Bilal’i bilmiyorum, çok heyecanlandığını düşünüyorum, Bilal’in yaşadığını ben de Dünya Şampiyonası’nda yaşadım. Dünya Şampiyonası’na gitmem de kimsenin aklında yoktu. Geçen sene aslında bayağı bir ilerleme oldu yol bisikletinde.

Semra Yetiş
Semra Yetiş
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Senin Almanya’da çok etkileyici başarıların var. Köln’de düşmene rağmen elde ettiğin sekizincilik var.

Semra: Köln’deki yarışa bütün erkekler de girdi ve o yarış direk katliamdı yani, üç kere falan düştük üst üste ve herkes paramparça oldu. Ben farkında bile değildim, sadece gidiyorum sürekli. İlk sekizdeydim, bütün takım yoktu.

MTBTR: Zaten o ilginç, Koga Miyata’dan tek bitiren sensin yarışı ve senin ilk yarışın bir de.

Semra: Bir de startta ilk düşüren benim grubu. 100 kişi falan start alınca şaşırdım ben. Gidiyoruz ama böyle öndeki kız benim gidonumda oturuyor gibi. Orada fren sıkıyorum, orada da tayt fren koluna takılıyor, ilk grup düşüşümü böyle yapıyorum. Sonra takım arkadaşı götürüyor falan, bayağı profesyonel bir şey. „Ne kadar güzel bir şeymiş“ dedim, beklediler beni, takımca götürüp gruba yerleştiler.

MTBTR: Yol bisikletinin avantajları, dağ bisikletinde düşünce bekleyen yok değil mi?

Semra: Yok, (Gülüyoruz) bir de takım arkadaşı olayını falan ilk defa orada yaşadım ben, görmemiştim daha önce. Ondan sonra arkadan yıldız erkekler falan girdi gruba, çok garip bir yarış oldu, hiç ne yapıyoruz, ne ediyoruz herkes dağıldı böyle. Orada bir düşme olmuş, orada bir düşme olmuş. En son ben bitirdim, bakıyorum, hiç kimse yok takımdan. Çok garipti yani o yarış.

MTBTR: Sonra mesela, Hollanda’daki bir UCI yarışı var. Orada 29.’culuk var.

Semra: Orada işte Arnavut kaldırımları vardı. Orada da sadece 2 kişi bitirdik, Martina Zwick, Alman milli takımında ayrıca bayağı iyi, onunla ben bitirdim sadece yarışı. Çok zordu, böyle ellerinize kramplar falan gidiyor, bir de orada 1km’lik bir bölümdü, parkur zaten tur halindeydi, 1km sürekli oradan geçiyorsunuz yani. Kaç tur attık hatırlamıyorum, 100km’nin üzerindeydi ama 4 kere falan geçtik oradan, 18-20km’li bir parkurdu.

MTBTR: Gene mi geldik buraya diyerek yani?

Semra: Aynen, (Gülüyoruz) gene mi geldik!

MTBTR: Ondan sonra ama asıl önemlisi Çek Cumhuriyeti’ndeki yarış, Krasna Lipa. Orada ikinci etapta iki kişi atağa kalkıyorsun, sonra yanındaki geri düşüyor.

Semra: Evet, son 20-30 km tek başıma gidiyorum ben. Sonra grup geldi arkadan, bir İngiliz sporcu atak çekti, yani bizim takımdan birisi çekse yine birinci ve ikinci olacağız. Şans gibi bir şey. Orada bir hayal gibiydi, bakıyorum kız geliyor, arkasından böyle koca bir grup geliyor. Ya orası, ya orası tercih et, direk kızın arkasına girdim. Sonra finish yaptık ama böyle ucu ucuna geçti.

MTBTR: Tam foto finish yani. Ama o bile acayip bir şey, ikincilik bir etap yarışında. Ama asıl benim ilgimi çeken, sonuçta kaç günlük yarış 1 hafta mı sürüyordu?

Semra: 4 günde 5 etap.

MTBTR: Evet bir gün iki etap vardı. Bu ikinci etap, ikinci etapta ikinci oluyorsun, ondan sonra ertesi gün iki etap var. Bir öğleden önce 20-21km’lik bir bölüm, öğleden sonra da 90 küsur km. Orada normalde ne olur, Fransa Turu’nda bunu hep seyrederiz, adam hep böyle atağa kalkar bir gün, ertesi günkü etapta...

Semra: Yatar. (Gülüyoruz)

MTBTR: Yatar ya da yatamaz bile, bazen perişan oluyor, yarışı bırakanlar da oluyor. Senin ertesi günkü etapta da performansın gayet iyi, ondan sonraki etapta hatta daha da iyi. Fazla mı iyisin yani?

Semra: Aslında orası performans dönemine geldi. Ben o devreyi Avrupa Şampiyonası’na getirmeye çalışmıştım olmadı, Avrupa Şampiyonası’ndan sonra ben Krasna Lipa turuna gittim. Ondan önce ben antrenman programları hazırlıyorum, her şeyi kendim ayarlıyorum, şurada bu performans artışı beklenecek diye bekliyorum. Ama federasyonun isteği üzerine İtalya’daki Akdeniz oyunlarına da gittim.

MTBTR: Orada da bir onunculuğun var değil mi?

Semra: Evet onuncu ama orada 15 falan bayan vardı. Orada sprinte iyi kalkabilseydim gene ilk üçe girerdim. Orada ilk dört tur kaçtım tek başıma, sonra grup yakaladı, ondan sonra finishe kalktım

MTBTR: Bunlar hep tecrübe herhalde değil mi?

Semra: Hep tecrübe, öğreniyorsun böyle. Oradan da gece ben saat 3’te Belçika’da oluyorum, sabah da Avrupa Şampiyonası yarışına giriyorum. Oraya çok önceden gidebilseydim, kesin orada ilk üçü ben hesaplıyordum yani, olabilirdi. Oradan hemen çıkıyoruz, iki gün sonra da Almanya’ya gidiyorum, oradan da Krasna Lipa turuna, tam formdayım böyle. Krasna Lipa turunda ilk gün ilk beşe atak yaparken ben düşüyorum, paramparça oluyor bisiklet. Ondan sonra 30.-32. oluyorum, grup geliyor arkadan. Sonra öyle bitiriyorum. Yaralanmama rağmen öbür gün hırs yaptım ben, bacaklar dönüyor böyle makine gibi. Formdasınız, süper gidiyor. Yapabilirim diye. Orada o gün kaçtım tek başıma.

MTBTR: Krasna Lipa turunda zaten sana orada aldığın puanlar Dünya Şampiyonası’na katılma şansını verdi değil mi? O nasıl gelişti peki Dünya Şampiyonası?

Semra: Ben bunun UCI puanlı bir yarış olduğunu bilmiyordum, bir hafta önce öğrendim. Ufak ülkeler sadece birkaç puanla gidebiliyor Dünya ve Avrupa Şampiyonası’na.

MTBTR: O tecrübe nasıl bir şey? Orada da tarihe geçiyorsun zaten 1972 ve 2008’de olimpiyatlara gitmişiz, 2009’da da ilk defa bir kadın bisikletçi Dünya Şampiyonası’na katılıyor. Türk bisikletinin mihenk taşlarından biri herhalde. Nasıl değerlendiriyorsun sen?

Semra: Bir hayalle başlayıp hedef çok büyüdü sonra. Ben Dünya Şampiyonası’na gidince, direk özel çalışmalarafalan gidildi, ciddi anlamda, parkuru inceledik, ona özel antrenmanlar yapmaya başladık, antrenmanların şiddeti, psikolojik baskı birden arttı. Bilal’ı anlıyorum dediğim bu işte. İş oyundan çıktı yani.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Dünya Şampiyonası Eylül’deydi. Krasna Lipa...?

Semra: Ondan önceydi, iki ay kadar önce.

MTBTR: Yani arada böyle 2 aylık bir süre var?

Semra: Evet. O iki ay işte bayağı yoğun geçti, bir hedef var, belki derece alınabilir. Tam profesyonel olayına girdik yani. Ama psikolojik açıdan, tek başınaydım. Ailem tabii sürekli arıyor „sen yaparsın edersin“ diye.

MTBTR: Ama tabii telefonla sadece.

Semra: Yani orası biraz zor geçti, en arkada başlamam, bir de çok farklı yani, elim ayağım titriyordu, o olmasaydı, öbür yarışlara girdiğim gibi rahat olsaydım, ki öyle olmam gerekiyordu, bu kadarlık bir şey yoktu. Kesin bitirirdim grupta, çok rahat bitirirdim.

MTBTR: Ama tabii bu da tecrübe, ilk defa Dünya Şampiyonası’na giriyorsun.

Semra: Evet Dünya Şampiyonası’na giriyorsun ve çok değişikti. Start alıyorsunuz, 1-2km sonra yağmurluydu o sabah, arkadaki grup düştü, ben onlara girdim, ondan sonra zaten iki km sonra direk yokuş başlıyordu, takım arkadaşı da yok, kimse kimseyi beklemedi, kaldım orada.

MTBTR: Olsun, o bile bir daha ki dünya şampiyonasına tecrübe.

Semra: İşte bunların üzerine, bunu da anlatınca takım arkadaşın yoksa, böyle şeyler olacaksa diye pist projesi çıktı. Normalde bayan düşünülmüyordu, bir deneyelim, olabilir dendi.

MTBTR: Pistte daha bireysel oluyor tabii. Erkekle Team Pursuit’te yarışıyorlar, senin pistteki dalın belli mi peki?

Semra: Daha belli değil, 5 tane branş var, bir sprint var, bir dayanıklılık var.

MTBTR: Sen zaten sprintersin değil mi? Daha doğrusu yol bisikletinde.

Semra: Evet sprinterim. Sprintte kendimi daha başarılı buluyorum, çünkü çok kuvvetliyim, patlayıcı kuvvetim çok yüksek. Bekliyorum, olur yani bir şey (Gülüyoruz)

MTBTR: Çok güzel gerçekten. Dün diğer sporculara da sorduk, sana da soralım. Burada tabii acayip bir yerde çalışıyorsunuz, dünya bisikletinin başkenti. Sarah Hammer da burada.

Semra: Evet Andy’nin (Sparks) eşi işte.

MTBTR: Onlar evli mi? Bilmiyordum bak. O tarz bir sporcuyla aynı ortamda bulunmak sana bir şeyler katıyor mu?

Semra: Şu ana kadar bir ortak çalışmamız olmadı ben pistte çalışmadığım için... hep yol, dağ bisikleti üzerine çalıştık biz yine burada. Buradaki antrenörlerin yönlendirmesi de önemli. Senin olimpiyata gidebilmen için dağ daha uygun dediler. Hani Türkiye’deki yarışlara gidip puan toplarsın, şansın daha çok. Ama pistte şansın daha az, ancak performansımı bilmiyorlar tabii, pistte hiç yarışmadım. Genel olarak baktığın zaman iste dağ bisikletinde şampiyonlukları var, puan toplama için o bakımdan Türkiye daha avantajlı.

MTBTR: Bu yılki takvim gerçekten tam puan toplanacak bir takvim.

Semra: Evet çok güzel ayarlamışlar onu bu yıl. Aslında orada daha çok şans var ama bu proje yeni, neden olmasın.

MTBTR: Tabii, ayrıca merak ettiğim şey öte yandan diyorsun, olimpiyatlara gitmek için dağ bisikleti daha rahat, o doğru, fakat olimpiyatlara gidebilirsen pistte ya da yol bisikletinde orada elde edebileceğin başarı daha mı yüksek dağ bisikletiyle karşılaştırıldığında?

Semra: Evet onu düşündüğün zaman yol bisikletinde pek şansın yok, bir düşme olabilir vs. dağ bisikletini bilmiyorum, genel şu anki duruma bakıldığı zaman tur yeme olayım olabilir, o kadar tecrübeli görmüyorlar. Pist daha kolay, pistte daha çok branş var, o 5 branştan en az birinde mutlaka madalya alma şansımız var.

MTBTR: Peki senin pist antrenmanların ne zaman başlayacak burada?

Semra: Bir hafta sonra başlayacak, Türkiye’ye gidip geldikten sonra. Andy de yoktu iki haftadır Dünya Şampiyonası için gittiler Danimarka’ya.

MTBTR: Pistte bisiklete bindin mi peki?

Semra: İlk geldiğimde bindim.

MTBTR: Nasıldı peki, eğik düzlem?

Semra: Çok korkuyorsunuz, ama düşünmediğiniz zaman bakmadan gittim.

MTBTR: Tabii bisiklet de farklı, sürekli dönüyor pedal.

Semra: Evet bırakamıyorsunuz, o çok kötü oluyor. İlk başta bir an boşluğa düşüyorsunuz ama sorun olmuyor yani. Bayağıdır binmedim ama bir aydır, iki aydır falan. Geldim bir hafta bindim, sonra binmedim.

MTBTR: Koga Miyata ile ilgili bir sorum daha var, takım içinde ya da Almanya’da kendini nasıl görüyorsun performans olarak?

Semra: İyiyim, gerçekten orada bir Alman takımının çoğundan, o profesyonellerden çok çok iyiyim yani. Daha iyi bir takım olsa ilk üçe oynardım, eminim. Bir de severek yaptım, çok isteyerek yaptım orada. Takıma çok iyi adapte oldum. Tabii onların da çok etkisi var, Ralf Stambula (Koga Miyata takımı yöneticisi – MTBTR) mesela çok yardım etti. Birgit diye bir bayan var (Birgit Söllner – MTBTR), o da hem takımın kurucularından, hem de orada yarışan bir bayan, o da bayağı bir „sen iyisin, olimpiyata gideceksin“ diye motive etti.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: O zaman mesela kendi gelişimini de çağ atlamış falan gibi mi görüyorsun, 2007-2008’deki Semra ile karşılaştırdığında kendini?

Semra: Bayağı çağ atlamış görüyorum. Şunu öğrendim, hani bir profesyonel sporcu nasıl yasar, ne yemeli, ne yapmalı...

MTBTR: Türkiye’de onu çok yapamıyorsun değil mi, burada tamamen bir kamp hayatına girdiğin için herhalde, her şeyini kendin yapıyorsun, bütün hayatın bisiklet oluyor.

Semra: Bütün hayatın bisiklet oluyor. Bir de kendin özel ilgi gösterdiğin zaman. Ben çok dikkat ettim, bunun dışında eğitimini de aldım, ne nasıl o yüzden çok rahat oldu. Bir de gerçekten istedim, bu işi yapabilirim dedim. Bunun için vücut yağını düşürmem gerek, kendi cebimden de çok harcadım ama karşılığını da gördüm.

MTBTR: Antrenörlük temelinin, okumuş olmanın etkisi oluyor değil mi?

Semra: Evet çok fazla etkisi oluyor, bir yanlış gördüğüm zaman bu yanlış, yapmamamız gerek diyorum.

MTBTR: Buradaki antrenmanların nasıl peki, Ocak’ta geldim 24 saatin nasıl geçiyor?

Semra: Grup antrenmanı sistemi var, bireysel bir antrenman sistemi yok. Normalde kişiye göre yazılıyor program ama grupla çıkıyorsunuz orada ayarlıyorlar, sen kal, sen biraz dur, burada sana bu kadar yeter, geri dön öyle. Tam benim beklediğim gibi değil, belki de biraz daha beklemem gerekiyor, bir sene sonunda böyle ne kadar bir ilerleme gösterecek diye. Sabah saat 07:00’de kalkıyoruz, 08:00’de kahvaltı bitiyor çünkü.

MTBTR: Kahvaltı bitiyor dediğin, 8’den sonra gelene kahvaltı vermiyorlar yani, öyle otel gibi 12:00’ye kadar kahvaltı yok? (Gülüyoruz)

Semra: Yok genelde zaten müsli yiyoruz her gün buranın genel mönüsü o zaten, öyle olması gerekiyor. Ondan sonra saat 09:00 gibi bir toplantı oluyor. Normalde haftalık plan her zaman veriliyor ama o gün yağmur oluyor, belki rahatsızlığın oluyor ona göre konuşuyorsun. Ondan sonra hadi antrenmana çıkılıyor ya da çıkılmıyor, veya sen bugün makaraya biniyorsun, sen bugün grupla çıkıyorsun. Öğlen zaten 11:30 14:00 arası öğle yemeği, sonra programda varsa öğleden sonra antrenman ya makara oluyor ya da takım antrenmanı oluyor.

MTBTR: Bisiklet dışında bir şeyler yapıyor musun peki?

Semra: Evet ağırlık antrenmanları yapıyoruz.

MTBTR: Sen mesela sprinter olduğun için daha bacak güçlendirmen gerekiyor mu?

Semra: Şu anda ona yönelik değil de genel olarak vücudu kuvvetlendirmeye yönelik antrenmanlar yapıyoruz. Kendi vücut ağırlığımızla, hafif ağırlıklarla yapıyoruz. Bir hafta sonra o değişecek ama büyük ihtimalle. Hangi branşta daha başarılı olacağıma Andy karar verecek, şu anda ben başka antrenörle çalışıyorum. Ondan sonra bu yüklemelere vs. geçilecek. Daha profesyonel olacak yani, hedef olacak.

MTBTR: Haftada 6 gün mü?

Semra: 7 gün de antrenman oluyor. Bir gün izin günümüzde bir saat gezinti yap, aktif dinlenme yapıyoruz yani.

MTBTR: Peki mesela antrenmanları falan görüyorsun, Türkiye’yi de biliyorsun, buradaki adamlar ne yapıyorlar da bu kadar iyiler?

Semra: Buradaki adamlar sabah akşam antrenman yapıyorlar, bu kadar iyiler cidden. Antrenman yapıyorlar yani. Türkiye’de bu kadar antrenman yapmıyoruz biz. Bir de yarış koşuyorlar. Burada daha iyi insanlar var, senden daha üst, profesyonel insanlarla yarışma tabii ki bir avantaj. Her hafta yarış var, Fransa’da olsun, İsviçre’de olsun.

MTBTR: Bisiklet dışında neler yapıyorsun peki?

Semra: Şu anda bir plan tutturamadık, fazla gezemedik yani, pek bir şey yapmıyoruz.

MTBTR: UCI’nin dil kursu var mesela galiba?

Semra: İngilizce ve Fransızca kursu var ama daha başlamadı. Dil kursu önemli tabii ama kendin konuşmadığın zaman gelişmiyor.

MTBTR: O sana kalmış tabii, ama sonuçta çok güzel bir fırsat değil mi burası?

Semra: Mükemmel bir fırsat burası aslında değerlendirebilen için. Sadece spor elbette olacak ama insan in spor haricinde de kendini geliştirmesi lazım.

MTBTR: Spor haricinde de kendini geliştirme güzel bir nokta. Daha yaşın genç, kaç yıl daha bisiklete binerim diye düşünüyorsun? 35?

Semra: Bir sakatlık olmadığı sürece devam ederim. Şu anda bir kariyer planlamam yok, 2012’ye kadar bu işi yapacağım, iyi olursam bu 2 yıl içerisinde, bir şampiyonluk olur, profesyonel takım gelir, yoksa direk eğitim hayatıma, üniversitede masterimi tamamlayıp üniversitede sporcu yetiştirmek... çünkü pek bir gelecek görmüyorum.

MTBTR: Çok karamsar oldu şimdi! (Gülüyoruz)

Semra: Öyle mi, öyle demeyelim o zaman, bilmiyorum.

MTBTR: Burada kalma konusunda bir fikrin var mı peki?

Semra: Önüme 2012’ye kadar hedef koydum. Ondan sonra da fırsat çıkarsa burada da dünyaca ünlü üniversiteler var. Dilimi de iyice geliştirirsem başvurma fikrini bir köşeye koydum. O zaman bisikletçi kariyerime de 30-40 yaşına kadar devam ettirebilirim, ama daha karar vermedim (Gülüyoruz)

Semra Dünya Bisiklet Merkezi önünde
Semra Dünya Bisiklet Merkezi önünde
Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Türkiye’den uzaktasın peki, ailen orada...

Semra: Ailemden uzaktayım tabii, aslında burada bir hayat kurabilirim. Ben daha tam buraya alışmadım onu söyleyeyim, buranın insanları farklı kültürü farklı.

MTBTR: Bir de tabii Almanya’ya alıştın, daha doğrusu tam alışmışken oradan İsviçre’ye geçtin?

Semra: Evet kötü oldu o. Almanya’nın kültürüne, insanlarına... dilini de çok rahat anlayıp konuşabiliyordum, bir anda en başa döndüm.

MTBTR: İsviçre’nin bu bölümü Almanca da konuşmuyor.

Semra: Aslında konuşuyorlar da benim geldiğim yerde yok. En baştan her şey şimdi, Fransızca öğrenmek çok zor, yazılışı, okunuşu zor bir dil. İngilizce tamam, İngilizce konuşabiliyorum. Ama burası için Fransızca öğrenmem lazım.

MTBTR: Türk sporcunun yurtdışına böyle bu kadar geniş çaplı bir organizasyonda bu kadar profesyonel bir ortama getirilmesi çok sık görülen bir şey değil, değil mi?

Semra: Hiç! Ben federasyonu tebrik ediyorum , bilmiyorum böyle hiç görmedim de, voleybolda da biz yurtdışına çıktık ama hiç görmedim böyle.

MTBTR: Voleybol Federasyonu Bisiklet Federasyonu kadar çalışmıyor yani (Gülüyoruz)

Semra: 1 yıldır 2 yıldır Bisiklet Federasyonu bayağı atakta yani, bayağı geliştirdi. Cumhurbaşkanlığı Turu mesela, geçen sene Almanya’da her gün Eurosport’ta izliyordum ben, herkes izliyordu. Türkiye’de böyle bir tur, herkes şaşırıyordu yani. Türkler çok farklı tanınıyor, Almanya’da olsun, yurtdışında olsun, „spordan anlıyor musunuz?“ Öyle bir şey var.

MTBTR: Hayranı olduğun, örnek aldığın sporcu var mı?

Semra: Benim Sabine Spitz’di dağ bisikletinde bir de Irina Kalentieva’ydı, sürekli onların hayatlarını okuyordum. Zaten Sabine Spitz böyle biraz erkeksi bir yapısı var.

MTBTR: Kalentieva ile farklı böyle, Kalentieva ufak, ince..

Semra: İnce çıtı pıtı. (Gülüyoruz) Evet, ama ben de böyle biraz iriyim, güçlü kuvvetliyim, hani ben de yapabilirim dağ bisikletinde diye sürekli onu takip ediyordum. Hayalle başlıyor her şey. Bir de gerçekten hiç şu ana kadar benim geldiğim nokta hep hayal.

MTBTR: Bundan 5 yıl önce düşünebilir miydin böyle yurtdışında Almanya’da olacağını, ondan sonra İsviçre’de?

Semra: Voleybola başladığımda benim amacım yurtdışında bir takımda yer almaktı, hani oynayacağım diye, ortaokulda böyle e-mailler falan atıyorum, yurtdışına gideyim diye.

MTBTR: Sende o zaman eskiden beri varmış?

Semra: Evet, bu iş nasıl oluyor yurtdışında, nasıl yapıyorlar. Hep böyle bir yabancı hayranlığımız var, hep iyiler onlar zaten, böyle yapmalıyım, gitmeliyim, o zamanlar o vardı zaten. Sonra oradaki hayalim bisiklette oldu.

MTBTR: Bisiklette daha zor aslında, yani voleybol Türkiye’de daha önde, medya desteği de biraz daha fazla, gazetelerde çıkar hep, filenin sultanları diye yazılır.

Semra: Tabii bisiklet sonuçta tanınmıyor. Bisiklet bir de belli bir yerde değil, izleme olanağı daha kısıtlı.

MTBTR: Pistin iyi yanı bu değil mi? Dün de onu konuşuyorduk, dağ bisikletinde böyle önünden bir defa geçiyorsun. Mesela hatırlıyorum, Kızılalan’da seni çektiğimiz fotoğraflar var, hatta federasyon faaliyet raporunda kullanmış o fotoğraflardan birini. Ama işte Semra geçiyor önünden, sonra 20 dakika yok. Pistte öyle değil tabii, sürekli önünde.

Semra: Evet, onu yaşıyorsunuz sporcuyla birlikte o anı.

MTBTR: Bisikletleri falan UCI veriyor değil mi?

Semra: Evet her şeyi buradan veriyor, isteyip istemediğiniz her şeyi önüne seriyorlar. Dağ bisikletim bozuldu diyorsun, hemen o anda yapıp veriyorlar sana, böyle sihir gibi. Ben bu yılı öğrenme yılı olarak koydum kendime, izliyorum her şeyi, ne oluyor, nasıl yapıyorlar diye. Bir şey de beklemiyorum ama eminim bir dahaki yıl çok güzel şeyler olacağına eminim.

MTBTR: Herhalde, ilk yıl daha bir tecrübe olacak, alışma devresi.

Semra: Evet, çok farklı çünkü Almanya ile burası. Orada her şeyi kendi başıma yapıyordum, izliyordum, o ne yapıyor bu ne yapıyor, o ne içiyor, bu ne içiyor diye. Burada şimdi Sarah profesyonel işte, onun dışında daha çok herkes öğreniyor.

Büyük boyut için tıkla!

MTBTR: Sen böyle hakikaten küçük yaştan beri bilinçli olarak bir sporcu kariyeri yapayım, yurtdışına gideyim diye bu işi takip etmişsin. Peki böyle bayan sporcular, ikinci bir Semra Yetiş olmak isteyenler ne yapsınlar?

Semra: Bu işi gerçekten isteyerek yapsınlar, hiç bir zaman arkalarına bakmasınlar. Şu yok, bu yok diye... Ben hiçbir zaman işte benim bisikletim kötü ben geçemem demedim. Her şey oluyor isteyince. O inanç olmadıktan sonra hiçbir şey olmuyor, pedalı çeviren sensin çünkü.

MTBTR: Kendin de çaba sarf etmen gerekiyor herhalde, o kadar aramışsın, mail atmışsın. Bugün geldiğin nokta herhalde aynı zamanda bu kadar ısrarlı bir şekilde uğraşman sonucu.

Semra: İstemek gerçekten önemli, kimseden de bir şey beklemedim şimdiye kadar. Dağ bisikletine başladığımda bisikletimde bir sorun çıktığı zaman gene gittim kendi malzememi aldım kendim yaptım, çünkü beklediğinde hep bekliyorsun. Başkasına muhtaç olmadığın zaman her işini kendin yap, daha iyi.

MTBTR: 2009 Mart’ından beri yurtdışındasın Türkiye’yi özledin mi?

Semra: Türkiye’yi tabii özlüyorum, annemi babamı...

MTBTR: Ne sıklıkta gidip geliyorsun peki?

Semra: Geçen sene hiç gitmedim.

MTBTR: Yani 2009 Mart’ından..

Semra: Dünya Şampiyonası’na kadar. Dünya Şampiyonası’ndan sonra 1 aylık bir şeydi, o ara da nasıl geçti anlamadım. Ne ailemin yanında durabildim, gidip gelme yapabilecek miyim diye, yani aile özlemi, sporla alakası yoktu da. Ama artık eminim yani, aile de bir yere kadar, alıştım gerçekten. Ama hala özlüyorum, okul ortamını arkadaşları. Biz çok farklıyız, sürekli oturup beraber konuşuyoruz, burası öyle değil.

MTBTR: Çok bireysel bir yasam değil mi?

Semra: Çok bireysel bir yaşam var, tek başınasınız sürekli, yani antrenmanınızı yapıyorsunuz, odanıza gidiyorsunuz, internet böyle, sosyal bir hayat yok şu anda. Biraz da herhalde havanın soğuk olması.

MTBTR: Özlediğin şeyler neler çıktı, Türk tatlıları çok özleniyormuş mesela? (Gülüyoruz)

Semra: Bizim dönerci var burada, baklava falan bayağı yapıyor, çok misafirperver bir de sürekli önüne geliyor zaten.

MTBTR: Yeme planına uymama gibi bir şey var mı peki, hani canım baklava çekti, söyle yiyeyim birkaç tane diye? (Gülüyoruz)

Semra: Tam yarış dönemi de başlamadığı için biraz rahat dönem, fazla da sıkmıyorlar ama yenmemesi lazım normalde kilo almamak için. Tam başladığınız an ben direk kesiyorum, tatlı yok çikolata yok, kan şekerini belli bir seviyede tutmanız gerekiyor. Bir başarı istiyorsanız her şey çok önemli yediğiniz içtiğiniz.

MTBTR: Semra bize vakit ayırdığın için, sorularımıza cevap verdiğin için çok çok teşekkürler.

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

İlgili Linkler:  

yayin   MTBTR İsviçre’de Türk Sporcularla - 1  

  Bu yayın 5695 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015