Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
Scott Genius LongTravel, Yeni Scale
Scott 2011

Scott Genius LongTravel, Yeni Scale

Yazar: Cüneyt Kazokoglu
11.6.2010

Geçtiğimiz haftaki haberimizde de okuduğunuz üzere Scott 2011 model yılında önemli yenilikleri ürün yelpâzesine yerleştirdi. Bunlar yenilenen karbon kadrosu ile Scale, 29” Scale ve 185mm’lik all-mountain modeli Genius LT. Bu ürünleri sizler için yakından inceledik ve test ettik. İyisi mi fazla lafı uzatmadan konuya gelelim.

Büyük boyut için tıkla!

Genius LT

Genius serisinin son modeli olan 185mm süspansiyon mesâfesine sahip Genius LT ile Scott all-mountain sahasında Ransom modelini üretimden kaldırıyor. Bu adımın, yani 165mm’lik Ransom’ı yenilemek yerine Genius serisini yukarı doğru genişletmenin en önemli nedeni Ransom kadrosunun nısbî ağırlığı ve ana üçgeninin işlenmesinin daha çetrefilli olması. Genius’ın kadrosu ise hem yapısı nedeniyle daha hafif, hem –ve bu da önemli bir faktör- arka süspansiyonunun çalışması daha verimli, bilhassa tepme kontrolü söz konusu olduğunda. Yaklaşık olarak 2.5 yıllık bir geliştirme sürecinin sonucu olan Genius LT ile Scott all-mountain sınıfını yeniden biçimlendirdiğini vurguluyor.

Genius LT
Genius LT
Büyük boyut için tıkla!

Bisiklet “normal” Genius modelinden de tanıdığımız üzere süspansiyon mesâfesini 3 kademeli olarak sunuyor. TwinLoc sistemi üzerinden yapılan ayarla ya 185mm (tam açık), ya 110mm (tırmanma hâli) ya da tam kilitli. Kadrosu yeni IMP5 teknolojisi ile geliştirilmiş olan bisikletin kadro ağırlığı Equalizer 3 amortisörü dâhil 2.8 kg. Bu bilhassa Equalizer 3 amortisörünün 535 gram ile piyasadaki muâdillerinden 200 gram civarında daha ağır olduğu düşünüldüğünde ciddi bir başarı demek ve Genius LT 10’un sadece 13.5 kilo olmasının önemli bir unsuru. Genius LT’nin 4 modeli var. Genius LT 10 ve 20 karbon ana üçgen, alüminyum arka üçgene sahipken, Genius LT 30 ve 40 modellerinde bütün kadro alüminyum. Bu nedenle Genius LT 10 ile Genius LT 40 arasında kadroda 250 gram, toplamda ise 1 kilo civarında ağırlık farkı mevcut.

Genius LT
Genius LT
Büyük boyut için tıkla!

Travel-to-Weight Ratio

Scott Genius’ın geliştirilmesinde “travel-to-weight ratio” fikrini ön planda tutmuş, yani bisikletin süspansiyon mesâfesi ile ağırlığının birbirine oranı, ya da başka bir deyişle gram başına daha fazla süspansiyon mesâfesi. Bu şekilde bakıldığında gerek Genius, gerekse Genius LT belli başlı rakiplerinin oldukça önündeler.

%40 Tırmanış & %60 İniş Odaklı

Scott’ın çift süspansiyon yelpazesi 2011 model yılında Spark ile başlıyor, Genius ve Genius LT ile devam ediyor, serbest sürüş ve iniş kategorisinde Voltage FR ve Gambler modelleri ile son buluyor. Aşağıdaki çizelgede de görüleceği üzere oldukça çıkışa yönelik bir bisiklet olan Spark serisinden sonra %50 oranında iniş ve çıkış sahalarına odaklanan Genius ile mukayese edildiğinde yeni Genus LT %60 oranında inişe odaklı bir bisiklet.

Scott models classification
Scott models classification
Büyük boyut için tıkla!

Değiştirilebilir Geometri

Bisikletin kullanım açısından en önemli –ve test izlenimlerinde de görüleceği üzere bizce en etkileyici özelliklerinden biri geometrisindeki çeşitlilik. Yaklaşık 3 dakikalık bir değişim sonucu bisiklet alçak geometriden (Ransom’a göre daha alçak orta mil (359mm), daha yatık alın açısı (66.3)) ile yüksek geometriye (Ransom’a göre daha yüksek orta mil (367mm)ve aynı alın açısı (67)) geçebiliyor. Bu değişim bisikletin kullanım özelliklerini de hissedilir derecede değiştiren ve bisikleti daha çok yönlü kılan bir etken, ama bundan daha sonra bahsedeceğiz. Son olarak bisikletin kadro yüksekliği Genius kadrosunun tasarımının bir getirisi olarak Ransom’dan 20mm daha fazla süspansiyon mesâfesine rağmen selefi ile aynı kalmış. Bunu aynı tutmak için kadronun üst borusunu daha aşağı indirilmiş, ancak oturma borusu ile birleştirildiği yerde ek olarak güçlendirilmiş.

Genius LT high & low adjustment
Genius LT high & low adjustment
Büyük boyut için tıkla!

Equalizer 3 Amortisörü

Bisikletin ana öğelerinden biri elbette yeni Equalizer 3 amortisörü. Gene DT Swiss ile ortaklaşa geliştirilen amortisör normal Genius’ta kullanılan Equalizer 2 ile büyük ölçüde aynı. İki hava, bir hidrolik haznesine sahip olan amortisörde artan süspansiyon mesâfesi ile hava hazneleri biraz daha büyümüş.

Equalizer 3
Equalizer 3
Büyük boyut için tıkla!

Bunun dışındaki önemli bir yenilik amortisörün ters çevrilerek kullanılması. Bunun da üç tane getirisi var: Arkada daha geniş lastik kullanımına imkân tanımanın yanında bu sayede bisikletin hareketli kütlesi, yani süspansiyon çalıştığında hareket etmesi gereken kütle yaklaşık 400 gram azalmış. Son olarak da elbette bisikletin ağırlık merkezi biraz daha aşağı çekilmiş. Amortisörün ayarlanmasını kolaylaştırmak için üzerine bir SAG (negatif sıkışma) göstergesi eklenmiş, amortisörün sıkışma mesâfesi 50mm’den 65mm’ye çıkartılarak süspansiyon oranı 3:1’den 2.8:1’e düşürülmüş, ki bu da gereken hava basıncını %15 azaltmayı sağlamış. Equalizer 3 için de diğer modeller gibi özel geliştirilen subapları nedeniyle ancak kendi pompasının kullanılabildiğini belirtelim.

Genius LT Equalizer 3
Genius LT Equalizer 3
Büyük boyut için tıkla!

Genius LT Equalizer 3
Genius LT Equalizer 3
Büyük boyut için tıkla!

Süspansiyon Karakteri

Genius LT’nin süspansiyon karakterinin artan mesâfe ile daha lineer bir çizgiye sahip olduğunu belirtelim. Öte yandan bu lineerleşmenin de elbette nısbî olduğunu ve normal Genius’a göre olduğunun altını çizelim. Sert progresyonu süspansiyon mesâfesinin %95’inden sonra başlayan Ransom ile karşılaştırıldığında Genius LT’nin daha progresif bir “trail bike” yönünde olduğu ve Genius genleri ortaya çıkıyor. Önde kullanılan Rock Shox Lyrik RLR modeli özel olarak Genius LT’nin süspansiyon karakteri hesaba alınarak geliştirilmiş.

TwinLoc

Genius dendi mi TwinLoc’tan bahsetmemek olmaz. Bu şekilde yüksek süspansiyon mesâfesine sahip bir bisikleti bu derece çok yönlü kılmaktaki en önemli unsur olan TwinLoc gene bildiğimiz üzere üç kademeli olarak çalışıyor. Açık haldeyken Equalizer 3’ün iki hava haznesi de açık, “traction mode”a geçildiğinde sadece bir hava haznesi açık kalıyor, azalan hava miktarı ile süspansiyon mesâfesi de düşüyor. Kilitli haldeyken elbette iki hava haznesi de kitleniyor. “Traction mode”a geçildiğinde bisikletin geometrisinde de ufak bir değişiklik oluyor, alın açısı yaklaşık 1 derece dikleşerek tırmanmaya daha elverişli bir hale geliyor. Kilitli haldeyken bir de emniyet subabı mevcut, amortisör kilitli unutulduğunda sert bir darbede süspansiyon açıp amortisörün zarar görmesini engelliyor. Bu aşamada bisiklette kullanılan Rock Shox Lyrik RLR amortisörünün de tırmanma halinde 180mm’den kademesiz olarak 135mm’ye kadar düşürülebildiğini belirtelim. Yalnız bu işlem TwinLoc’a bağlı değil, amortisörün sol üst bacağından yapılıyor. Kullanım izlenimlerinde de göreceğiz zaten ama burada söylemekte yarar var, Genius LT sol eli bayağı meşgul eden bir bisiklet.

Genius LT TwinLoc
Genius LT TwinLoc
Büyük boyut için tıkla!

Kadro

Genius LT’nin ana üçgeni karbondan ve IMP5 teknolojisi ile üretilmiş. Bu teknoloji Scott’ın karbon kadro üretiminde ulaştığı son nokta. Bugüne kadar gerek Scale ve Spark, gerek Genius ve Ransom modellerinde kullanılan tube-to-tube sistemi yerine açık yapıya sahip bir sistem bu. Tube-to-tube sisteminde kadroyu oluşturan beher boru ayrı olarak üretiliyor ve örneğin Ransom’da ana kadro üçgeni için 10 ayrı parça bu şekilde ek karbon katmanlar ile birbirine yapıştırılıyor. Açık yapıya sahip IMP5’te ise karbon bir iç kalıp, bir de dış kalıp arasında sıkıştırılarak fırınlanıyor. İç kalıbın kadro fırınlandıktan sonra nasıl kadronun içinden çıkarıldığı ise Scott’ın en önemli şirket sırlarından. Fakat bu sayede anlaşılacağı üzere karbon liflerini daha verimli bir şekilde kullanıp, ağırlık tasarrufu sağlanıyor.

IMP5 technology
IMP5 technology
Büyük boyut için tıkla!

Genius LT vs. Ransom tube cut / IMP5
Genius LT vs. Ransom tube cut / IMP5
Büyük boyut için tıkla!

Kadronun bir başka özelliği de alın borusunun konik (tapered) olması. Bunun nedeni elbette gidon hakimiyetini ve alın kısmındaki esnemezliği arttırmak. Bir diğer getirisi ise kadronun kalın alt borusunun çapını inceltmeden alın borusuna bağlama imkânı.

Genius LT headtube
Genius LT headtube
Büyük boyut için tıkla!

IMP5’in bir getirisi de orta mil yatağının kadroya dâhil edilmesi. Ransom’da olduğu üzere ek bir alüminyum orta mil yatağı biriminin karbon içine yerleştirilmesi ile karşılaştırıldığında elbette bu da ağırlık tasarrufu sağlayan unsurlardan biri.

Genius LT vs. Ransom BB
Genius LT vs. Ransom BB
Büyük boyut için tıkla!

Kadrodaki diğer yatakların çapları daha geniş tutulmuş, ayrıca ana süspansiyon yatakları arasındaki mesâfede Ransom ile karşılaştırıldığında 15m arttırılmış. Asıl önemli yenilik ana yatakların dışarıdan monte edilmek yerine çeki borularının içine yerleştirilmiş olmaları. Kadronun eklemi yekpâre alüminyumdan.

Scott Genius LT’yi çok yönlü kılan özelliklerden biri de tekerlek montajında tanıdığı imkânlar. DT Swiss’in RWS tasarımı ile kullanılmak üzere tasarlanmış olan tekerlek alıcıları iç parçalarının değiştirilmesi ile standart 10mm’lik mandal sisteminden 12mm’ye kadar üç farklı tekerlek göbeği standardını kabul ediyorlar.

Genius LT dropout
Genius LT dropout
Büyük boyut için tıkla!

Yapısal olarak son özellik de fren kaliper montaj kısmının da doğrudan çeki borusuna entegre edilmiş olması (direct post mount). Bu sayede kaliperin daha sağlam bir konumda durması sağlanırken elbette kullanılmayan parçalar sayesinde ağırlık tasarrufu da sağlanıyor. Kaliper’in arka üçgen içinde korunaklı bir halde durması da cabası.

Genius LT direct post mount
Genius LT direct post mount
Büyük boyut için tıkla!

Scott karbon kadroya zincirin düşüp de zarar vermemesi için bir de zincir desteği geliştirmiş.

Genius LT chain blocker
Genius LT chain blocker
Büyük boyut için tıkla!

Kadro bu haliyle Ransom’dan daha geniş lastiklere izin veren bir yapıya kavuşmuş. Çeki borularının tasarımı sayesinde her iki taraftan da 4mm’lik bir kazanım sağlanmış. Bisikletteki kablo sayısı düşünüldüğünde kadronun içinden geçirmek için alın borusunu bayağı delmek gerektiği aşikâr. Dolayısıyla Scott bütün kabloları alt borunun altından geçirmiş. Bu sayede hem temiz bir görüntü sağlanmış, hem de bisikleti sırtlamak gerektiğinde daha kullanışlı. Sadece arka vites kablosu çeki borusunun içinden geçirilmiş.

Genius LT kadrosunun 750mm’lik şişeleri ana üçgeninin içinde taşıyabilecek kadar yere sahip olduğunu ve 31.6mm’lik sele borusunu düz oturma borusu sayesinde tamamen sokulabilmesi de başka kullanışlı bir özellik.

Genius LT seat post
Genius LT seat post
Büyük boyut için tıkla!

Son olarak bir başka kullanışlı özellik de teleskobik sele borusu. Tercihe bağlı olarak Crankbrothers Joplin ya da Rock Shox Reverb kullanılabiliyor. Her iki model de gayet başarılı, aralarındaki kullanım farklarından daha sonra bahsedeceğiz.

Scale

Scale serisi bu yıl yeni 26” ve karbon 29” kadroları ile karşımızda. Bunun ötesinde Scott yeni Scale ile dünyada seri üretimdeki en hafif sabit kadroyu üretmeyi hedeflemiş. 26” Scale kadrosunun ağırlığı M boyda azamî 899 gram olarak belirlenmiş. Bu Scott’ın karışıklıkları önlemek ve diğer üreticilerle karşılaştırmada daha şeffaf bir ortam yaratmak için tercih ettiği yaklaşım. Yani Scott Scale kadrosu 26” ve M boyunda (585mm efektif üst boru) bütün kablo köprüleri, sele borusu kelepçesi vs. dâhil en fazla 899 gram. Bütün kadrolar bu üst sınır esas alınarak tartılıyor piyasaya çıkmadan ve 899 gramı geçen kadrolar eleniyorlar. Ağırlığın ötesinde Scott bisikletin konforunu arttırmayı ve bununla beraber karbonun sunduğu en yüksek esnemezliği yakalamayı hedeflemiş.

Scale 899
Scale 899
Büyük boyut için tıkla!

Scale 899
Scale 899
Büyük boyut için tıkla!

Scott’ın bütün bu işlemler söz konusu olduğu zaman altını sürekli çizdiği bir nokta ise güvenlikten kesinlikle ödün vermedikleri. Yeni ve eski Scale kadrolarının duvar kalınlığında değişme yok, yani hafiflik kadronun duvarlarını incelterek elde edilmemiş. Dolayısıyla Scott bu kadrolar için sürücü ağırlığı sınırı koymuyor. Bu gerek resmî, gerekse laf arasında ısrarlı sorular karşılığında da kendini gösteren gayriresmî gerçek. Öte yandan elbette 100 kiloluk birini de 900 gramdan hafif bir kadroya çıkmadan önce “acaba biraz kilo versem daha mı çok verim alırım?” diye kendine sorması yanlış olmaz.

Geometri

Yeni Scale’in (26”) geometrisinde eskisine oranla bir takım değişiklikler var. Yukarıda M boyunda 585mm efektif üst boru ölçüsünü okuyanlar farketmiştir, yeni yılda üst boru 10mm daha uzun, alın borusu 5mm daha yüksek, orta mil yatağı ise 10mm daha alçak. Çeki borularının boyu aynı kalmış (420mm).

Kadro

Kadronun yukarıda Genius LT modelinde de olduğu gibi bu yılki en mühim yeniliği IMP teknolojisi ile üretilmesi. Eski Scale tube-to-tube tasarımına sahipken, yani karbon borular ayrı ayrı üretilip ek karbon levhalar ile birbirlerine eklenirken şimdi kadro dış ve iç kalıp arasında fırınlanarak oluşturuluyor ve üst boru, alt boru ve alın borusu yekpâre bir parça olarak üretiliyor. Bu nokta kadornun hafifliğindeki önemli etkenlerden.

Scale old vs. new tube cut
Scale old vs. new tube cut
Büyük boyut için tıkla!

Scale’in de Genius LT’de olduğu gibi alın borusu konik. Bunun elbette alın borusunun esnemezliğine olumlu etkisi var. Esnemezlik bu bölgede %10 arttırılmış bu sayede ve kadronun amortisörün tacına dayanan kısmı genişleyerek haliyle daha dayanıklı hâle gelmiş. Scott konik alın borusu sayesinde 15g ağırlık tasarrufu sağladığını da belirtiyor. Daha da önemli bir nokta, marka önümüzdeki 2-3 yıl içinde piyasadaki en hafif amortisörlerin konik şaftlı olacağını düşünüyor. Dolayısı ile biraz o yönde de bir stratejik yönelme söz konusu.

Scale 899 headtube
Scale 899 headtube
Büyük boyut için tıkla!

Orta mil yatağındaki kadro tasarımı da esnemezlik hedeflenerek (+15%) geliştirilmiş. Oturma borusundan daha düz inen tasarım sayesinde eski Scale’deki duvar kalınlaştırmasına gerek kalmamış. Eski Scale’de kadronun içinde bulunan alüminyum yivli yatak yuvalarının yerine yeni Scale’de plastik ara birim sayesinde metal kullanımına gerek kalmamış ve dolayısıyla önemli ölçüde (-30g) ağırlık tasarrufu sağlanmış. Burada yalnız Scott’ın kendi geliştirdiği bir nokta da var. Normalde (örn. BB30) yataklar doğrudan kadronun içine preslenirken Scott’ın sisteminde yataklar plastik kapların içindeler ve bu kaplar kadroya presleniyor. Bu sistem hem kadroyu koruyor, hem de yukarıda da dediğimiz gibi kadroda metale gerek kalmıyor.

Scale old vs. new BB
Scale old vs. new BB
Büyük boyut için tıkla!

Scale pressfir BB
Scale pressfir BB
Büyük boyut için tıkla!

Scale BB
Scale BB
Büyük boyut için tıkla!

Kadronun ilgi çekici özelliklerinden biri de entegre sele borusu kelepçesi. Scott yekpâre kadro ve sele borusu seçeneğinden bu yıl vazgeçiyor. Ayrıca oldukça da hafiflik getiren bir adım bu, yeni sele borusu kelepçesinin ağırlığı sadece 5g.

Scale 899 seatclamp
Scale 899 seatclamp
Büyük boyut için tıkla!

Kadronun konforunun arttırılmasına yönelik çalışıldığını belirttik. Bu konforun çok büyük bir kısmı üst çeki borularından gelecek. Borular yassı fakat enli yapıları ile yanal düzlemde esnemez, fakat dikey düzlemde darbelere karşı hafif emici bir tasarıma sahipler. Bu tasarımda karar kılınmadan önce Scott örneğin Cannondale Flash modelinde olduğu üzere nispeten yumuşak bir sele borusu ile de denemeler yapmış, fakat iki nedenden ötürü bu yaklaşımdan vazgeçmiş: İnişlerde ayaktayken sele borusunun ne kadar esnediğinin hiçbir getirisi olmaması, bir de test sürücüsü olarak da bisikletin geliştirilmesine katkıda bulunan dünya şampiyonu Nino Schurter’in ve diğer sürücülerin yumuşak sele borusunda sallanmadan ötürü sanki güç kaybediyorlarmış hissini yaşamaları. Bu nedenle Scott konfor arttırımını çeki borularına yoğunlaştırmış. Konforun %80’inin buradan geleceğini vurguluyor marka. Mamafih marka 2 tane sele borusu seçeneği de sunuyor: Bir tane tamamen sert model (Nino Schurter’in tercihi), bir tane de bundan %20 daha esnek. Buna ek olarak kadro tasarlanırken “Unidirectional” karbon lifleri kullanılması, yani aynı kattaki bütün karbon liflerinin aynı yönde birbirlerine paralel olması, kesişmemesi de kadronun üretim özelliklerinden biri. Bu liflerin yönü ve hangi açılarda alt katmandaki liflere doğru duracakları kadroya konfor ve/veya esnemezlik konusunda yön verilmesinin anahtarlarından biri.

Scale shock damping system
Scale shock damping system
Büyük boyut için tıkla!

Scale 899 rear triangle
Scale 899 rear triangle
Büyük boyut için tıkla!

Kadronun tekerlek montaj kısmı da yeni yapılanmadan nasibini almış. Eskiden karbonun üzerine eklenen kısımlar artık kadronun bir parçası halinde, homojen bir şekilde tasarlanmışlar.

Scale old vs. new dropout
Scale old vs. new dropout
Büyük boyut için tıkla!

Scale old vs. new dropout
Scale old vs. new dropout
Büyük boyut için tıkla!

Bilhassa fren kaliper alıcısının üst borudan alt çeki borusunun, yani üçgenin içine gelmesi önemli bir gelişme. Bu sayede fren performansının üst borudaki esnemeden etkilenmemesi, titrememesi sağlanmış. Arka çeki borularının bu yapısal değişiklikleri sayesinde Scott %20 konfor ve %10 dikey esnemezlik artışı sağlarken ağırlığı da 25 gram indirmiş.

Scale carbon dropout
Scale carbon dropout
Büyük boyut için tıkla!

Scale direct postmount
Scale direct postmount
Büyük boyut için tıkla!

Kadrodaki önemli ağırlık tasarrufu kaynaklarından biri de ufak tefek ıvır zıvırlar. Disk kaliper alıcısı, kablo köprüleri, sele borusu kelepçesi ve şişe kafesi vidalarından Scott inanılması güç bir şekilde 47 gram çıkarmış. Aşağıdaki çizelgede yeni Scale ile eski Scale arasındaki ağırlık farkının nereden geldiğini görebilirsiniz.

Scale old vs. new frame weight
Scale old vs. new frame weight
Büyük boyut için tıkla!

29 İnç

Aynı 26” modelinde olduğu gibi 29”’te de önemli hedef hafiflik. Bu bisikletin kadrosu M boyunda azamî 949 gram ağırlığında. Elbette bunun dışında bazı geometrik değişiklikleri de mevcut. Geometrisindeki önemli özelliklerden biri orta mil yataklarının kadroların boy farkına rağmen yerden aynı yükseklikte olması.

Scale 949
Scale 949
Büyük boyut için tıkla!

Scale 26 vs 29
Scale 26 vs 29
Büyük boyut için tıkla!

Scale 26 vs 29
Scale 26 vs 29
Büyük boyut için tıkla!

29” kadro aynı geometri ile son bir yıldır, yalnız alüminyumdan imâl edilerek Amerika piyasasında satılıyor. Dolayısı ile Scott karbona geçmeden önce yeterli saha tecrübesi de toplamış. Kadronun ilgi çekici bir detayı oturma borusundaki kırık. Bu sayede 438mm’ye uzayan çeki borusunu daha da uzatmadan büyük çaplı tekerlek kullanımı mümkün kılınmış.

Scale 949 bent seattube for more tyre clearance
Scale 949 bent seattube for more tyre clearance
Büyük boyut için tıkla!

29” Scale serisinin en üst modeli olan RC 9.5 kilo ağırlığında. Onun bir altındaki Pro’nun kadrosu ise yaklaşık 100 gram daha ağır.

26” Scale serisinde Scott bu yıl 10 tane karbon modele sahip. Yukarıdaki özellikleri taşıyan HMX karbon tasarımlı kadrolar ise sadece 899, RC ve Premium modellerinde. Scale 10’dan itibaren kullanılan karbon lifleri de değişiyor ve kadro bir nebze ağırlaşıyor.

Test Sürüşleri

Scale 949

Test sürüşlerine 29” Scale ile başladık. Baştan belirtelim, bu test sadece 29” üzerine, Scale modeli hakkındaki düşüncelerimiz büyük ölçüde 26” izlenimlerinde. Bisikletin büyüklüğü ilk olarak üzerine çıkınca belli oluyor, çünkü insan önünde dağ bisikletinde aşinâ olmadığı kadar büyük bir lastik buluyor. Buna ek olarak bir intiba da bisikletin üstünden ziyade bir şekilde “içinde” oturulduğu. Bisiklet insanı daha bir kavrıyor gibi bir his oluşuyor.

Scale 949
Scale 949
Büyük boyut için tıkla!

Bu ilk histen sonra pedalları çevirmeye başlayınca Scale kadrosunun hafifliğinin de etkisi ile çabuk hızlanılıyor. Buraya kadar her şey yolunda. 29” hakkında teorik olarak bildiğimiz şeyler, yani engelleri daha kolay aştığı kesinlikle doğru. Gerek yokuş çıkarken, gerekse inerken örneğin su akıntılarının açtığı kanallar, kayalar, hepsinin üzerinden bisikletin tekerleği takılmadan, fazla sarsılmadan geçiyor. Yokuş yukarı çıkarken daha az engebelerin arasında düz bölümleri arıyor insan. Yokuş aşağı inerken de engeller üzerinden geçiş etkileyici derecede yumuşak. Bisiklet 26” bir dağ bisikletine oranla çok daha dengeli, güvenli ve sakin iniyor. Bisikletin verdiği bu güven hissi, 26”’e binerken tedirginlik yaratan engelleri kaale almamayı sağlaması en önemli getirisi.

Bu kadar övgüden sonra biraz da olumsuz yanlarından bahsedelim. 29” tekerlekler gerçekten büyükler. Dolayısıyla stabilize ve geniş orman yollarından çıkıp da patikalara, hele de böyle eni yarım metrelik dar ve virajlı yollara girince bisikletin büyüklüğü yer yer önemli bir sorun olarak kendini gösteriyor. Bisiklet insanın alıştığı kadar çevik değil, tekerleğe yön vermek biraz çaba istiyor. Buna ek olarak boyutun büyüklüğü dar yollara sığmama, ya da köşelerde rahat dönememe olarak da kendini gösteriyor.

Scale 949 aşağıda testini okuyacağınız 26” Scale 899’dan 2 kilo daha ağır. Bu farkın sadece 50 gramı kadrodan geliyor. Sadece lastiklerden ve jantlardan gelen toplam fark (benim hesaplayabildiğim kadarıyla) 500-600 gram civarında. Bu fark bilhassa yokuş yukarı çıkarken hızlanmak istendiğinde bariz bir şekilde hissediliyor. Ancak bu çok da önemli değil. Kullandığımız bisiklette SRAM XX 2x10 vardı ve yer yer dik yokuşlarda bile zorlanmadık.

Son olarak 29” bisikletlerin “büyük” bisikletler olması nedeniyle M kadro boyunun altında pek de göze hoş gözükmediğini, ayrıca Scott’ın kısa boylu mühendisi Benoit’nın kendi tecrübelerinden aktardığı gibi S kadro boyunda gidon boğazı vs. ile oldukça ayar yapmak gerektiği ve 29”’in pek de tadının çıkmadığını belirtelim.

Sonuç itibariyle özetlemek gerekirse 26” ve 29” arasındaki tercih kesinlikle kullanım sahası ve parkur karakteristiğine bağlı bir tercih olmalı. İkisinin de farklı ortamlarda diğerine üstün olduğu yerler var. Örneğin maraton yarışları vb. için kesinlikle 26”’ten çok daha üstün bir sistem 29”. Buna ek olarak dar patikalarla işi olmayıp da ormanlarda, stabilize yollarda gezmek isteyenlere ya da başka bir deyişle gezi bisikleti ile tur bisikletinin kesiştiği sahalarda hareket edenlere de kesinlikle tavsiye edilir. Ancak “singletrack”lerde daha çevik, atik bir bisiklet arayanlara göre değil, bunu da belirtelim.

Scale 899

Scott Scale’in karbon sabit kadro deyince akla ilk gelen bisikletlerden olduğu yadsınamaz. Bisikleti muâdilleri arasında en ön sıraya çıkaran kadrosunun bu yılki yeniliği kendini en fazla 2 unsurda belli ediyor: Yeni Scale çok daha konforlu bir bisiklet ve yeni Scale şahsen şimdiye kadar kullandığım orta mil bölümü sertliği en yüksek bisiklet.

Scale 899
Scale 899
Büyük boyut için tıkla!

Yalnız Scale 949’dan inip de 899’a binince kendimi şahsen normal bir bisikletten inip de BMX’e binmişim gibi hissettim. Bu hissi yasayan tek kişi ben değilim, muhtelif konuşmalarda defalarca paylaştık bu düşünceyi. Öncelikle görüş açınızdaki lastik birdenbire uzaklara, aşağıda bir yerlere iniyor. Sonra da sanki bisikleti mütemadiyen altımdan kaçıverecekmiş hissi...

İkinci fark ise pedal çevirmeye başlayınca hissediliyor. Scale 899 orta mil bölümünün esnemezliği ile DT Swiss XR-SL karbon jantlara sahip tekerlek setleri ve Schwalbe Rocket Ron lastikler birleşince pedalın her hareketini anında ileri atılıma çeviren bir bisiklet. 70°lik alın açısı nispeten rahat bir sürüş pozisyonu ile yarışa yönelik bir sportiflik arasındaki ideal ölçü. L kadroda 610mm’ye ulasan efektif üst boru mesâfesine rağmen bisiklet rahatsız değil. Alın açısı ile 73.5°’lik oturma borusu açısı birleşince bisiklet yokuşlarda tırmanmayı destekleyici alçak bir öne ve yere sağlam basan bir ön lastiğe sahip oluyor. Ayrıca 29”’ten sonra bisikletin fazlasıyla atılgan karakteri ayni parkurda hissedilir derecede hız kazanımı sağlıyor. Orman içindeki dar patikalara girince ise bisikletin çevikliği son derece etkileyici. Bilhassa 29” ile mukayese edildiğinde gidonun her türlü hareketini dönüşe çeviren karakteri farkediliyor. Buna ek olarak bisikletin güzel yanı bisikletin bütün hafifliği ve esnemezliğine rağmen bilhassa çeki borularının tasarımının (SDS – Shock Damping System) hissedilir derecede konfor sağlaması.

Son olarak şunu da belirtmekte fayda var, bu tarz bisikletlerde 2x10 sistemi fazlasıyla yeterli. Bu sistem hakkındaki tecrübelerimizi ayrı bir makâlede çok yakında sizinle paylaşacağız.

Genius LT

Scott Genius piyasada bulunan en çok yönlü bisikletlerden. Bu seri şimdi yukarı doğru uzanıyor ve Genius LT ile Ransom modelinin halefi Scott ürün yelpâzesinde yerini alıyor. LT’nin LongTravel olduğunu belirtmiştik. Dolayısıyla şunu da vurgulayalım, 185mm’ye çıkan süspansiyon mesâfesi ile Genius LT 150mm’lik “normal” Genius’tan oldukça uzaklaşıyor. Bisikletin en önemli getirisi gene ağırlığı. 185mm süspansiyon mesâfesine sahip bir bisiklet 13.5 kilo ağırlığında olunca haliyle kullanım sahasını da o ölçüde genişletmek mümkün. Buraya bir parantez açalım, bizim test ettiğimiz en üst model Genius LT 10, en alt model Genius LT 40 14.5 kilo.

Genius LT
Genius LT
Büyük boyut için tıkla!

Genius LT’de iki tane bisiklet var. Bunlardan birincisi bisikletin 66° alın açısına sahip olduğu alçak pozisyon. Diğeri ise 67° alın açılı yüksek pozisyon. Dolayısıyla bu iki farklı geometriyi ayrı ayrı değerlendirmek gerek.

66° alın açısı olan alçak pozisyon bisikletin “normal” pozisyonu. Bu pozisyonda (L kadro için) oturma borusu açısı 73.5°, çeki boruları efektif 428mm. Dolayısıyla bisiklet inişe yönelik bir geometriye sahip. Bu elbette yokuş yukarı sorun yaşatıyor değil. Öte yandan elbette yukarıda bahsettiğimiz Scale modellerinden Genius LT gibi birkaç kilo daha ağır bir bisiklete geçince SRAM’ın 3x10 sisteminin de artıları kendini gösteriyor. Bilhassa fazla ihtiyaç olmasa da deneme maksatlı kullandığımız arkadaki en büyük 36’lık dişli ile Genius LT ile çıkılamayacak yer yok. Buna ek olarak Rock Shox Lyrik’in 180mm’den 135mm’ye kademesiz olarak çökertilebildiğinin de altını çizelim. Ön amortisör indirildiği takdirde, üstüne üstlük bir de TwinLoc üzerinden bisiklet “Traction Mode”’a alındığında bisiklet gerçekten başarılı bir tırmanma performansı sergiliyor, ancak bu tırmanmayı aslında inecek bir yerler arayarak yaptığını da sürekli hatırlatıyor binicisine.

TwinLoc demişken, Genius LT’de sol ele bayağı bir iş düşüyor. Ön vitesler, TwinLoc ayarları ve ön amortisörün çökertilip açılması sol elle gerçekleşiyor, sol başparmak tam 4 tane kola hükmediyor. Böyle olunca alelacele arasında, bir de alışana kadar vites geçireyim derken TwinLoc’u boşaltma gibi sorunlar da yaşansa da bunlar önemli değil.

Genius LT command center
Genius LT command center
Büyük boyut için tıkla!

Alçak pozisyonda bisiklet asıl karakterini inişe geçildiğinde gösteriyor. 2.4”’lik Schwalbe Fat Albert lastikler yolu gerçekten iyi kavrarken (bilhassa yanak kısmındaki dişlerle) 70mm’lik gidon boğazı direk bir hakimiyete imkân tanıyor. Süspansiyonun nasıl çalıştığına gelince. Equalizer 3’ün progresyonu süspansiyon mesâfesinin yaklaşık %60’indan sonra hissedilir derecede artıyor. Bu bisikletin rezervlerini arttıran bir etken, çünkü Genius LT sizi “ben buradan imkânı yok inemem” dediğiniz yerlere sokup “ben buradan yaya bile atlamam” dediğiniz yerlerden atlatıyor. Yaya olarak geçtiğimde “yok artık!” dediğim parkur bölümlerinden bisiklet üzerinde inince kendime şaşırdığımı da burada belirteyim.

Gelelim bisikletin yüksek konumuna. Genius LT’nin geometri değişimi yaklaşık 3 dakika içinde halloluyor, yapılan şey sadece Equalizer 3 amortisörünü kadroya bağlayan bölümü başaşağı çevirmek. Elbette bisiklet geometrisi hakkında kesin hüküm verilmez, bu kişinin kullanım zevkine, tercihine ve sahasına göre değişebilir. Öte yandan benim şahsî görüşüm 67° alın açısı ile Genius LT’nin daha çok yönü bir hâle geldiği. Yukarıda Genius LT’nin %40 çıkış, %60 iniş odaklı olduğundan bahsettik. İşte 67° alın açısı bu oranı %45:%55 şekline getiriyor. Yüksek pozisyonda bisikletin değişen alın açısından başka oturma borusu açısı 74.1°’ye çıkıyor, efektif çeki borusu uzunluğu 426mm’ye düşüyor. Bütün bu adımlar bilhassa tırmanırken kendini gösteriyor, binici bisikletin üzerinde daha ileride durup pedallara daha verimli güç verebiliyor. Sübjektif olarak daha kolay tırmandığımı da belirteyim haliyle. Öte yandan 67°’nin inişteki zaafı da o kadar değil, daha doğrusu şahsî fikrime göre yüksek pozisyonun çıkıştaki getirisi inişteki zaafından yüksek. Buna bir de 67°’de –çok az da olsa– süspansiyon eğrisinin daha lineer bir yapıya kavuştuğunu eklersek bisikletin bu haliyle daha çok yönlü bir karaktere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ancak gene geometrik değişikliklerin kişisel tercih olduğunun altını çizerek.

Bu arada belirtelim, iki geometri arasında bisikletin üst borusunun yerden yüksekliği 783mm’den (alçak) 793mm’ye (yüksek) çıkıyor. Bu da önemli bir ölçü, çünkü benim başıma geldiği üzere seleden anında atlandığı takdirde acı içinde yüzünüzü buruşturmanız işten bile değil yüksek pozisyonda.

Bisikletin SRAM X0 3x10 donanımı dışında Rock Shox Lyrik RLR Plus’ın 2-Step özelliği ile çökertilebilmesi büyük artı. Burada Scott’ın neden “normal” Genius’taki gibi ve arka amortisörü de geliştiren DT Swiss markasını tercih etmediğini merak edenlere de yanıt verelim: Haliyle neden DT Swiss’in 180mm’lik amortisörünün olmaması. Öğrendiğimiz kadarıyla da şimdilik o mesafeye çıkmayı düşünmüyorlar.

Ayrıca teleskobik sele borusundan da bahsetmek gerek. Teleskobik sele borusuna gerek var mi? Elbette çok gerekli bir donanım değil. Sonuçta yokuş başında durup seleyi indirmek yaklaşık 10 saniyelik bir iş. Fakat insanoğlu rahata alışıyor. Durmadan seleyi anında çökertmenin keyfi bir süre sonra bu tarz bir sele borusunun getirdiği 200-300 gramlık ek ağırlığın önüne geçmeye başlıyor.

Genius LT 10 modelinde Rock Shox Reverb, 20 ve 30 modellerinde ise Crankbrothers Joplin 4 tercih edilmiş. Reverb 125mm, Joplin 4 100mm ayar mesâfesine sahip. Aradaki 25mm açıkçası –bizce– çok önemli değil. İşini gayet iyi yapan her iki sele borusunun arasındaki en önemli fark Reverb’ün gidondan kumanda edilmesi, Joplin’in ise selenin altında bir kol ile çökmesi. Bu biraz tercih meselesi olabilir. Belirtmek gerek ki Joplin’in mekanizması bisikletten inmeden, gayet rahatlıkla hareket halinde çalışan bir mekanizma, eleştirilecek bir yanı yok. Fakat Reverb’ün iki önemli avantajı var: Bunlardan birincisi gidonu bırakmadan indirilebilmesi. Bunun önemini deneme fırsatı olmadı, çünkü genelde yokuşun başında gidonu bırakmak sorun değil, ancak yokuşun orta yerinde seleyi indirmek istenirse önemli bir artı. Bir de Reverb’ün kendiliğinden çıkması. Joplin tekrar kol ile yukarı çekilmek isteniyor, Reverb bir düğmeye basınca gene kendiliğinden yükseliyor. Uzun lafın kısası, biraz kullanım kolaylığı var. Ha bir de ekleyelim: Bir düğme ile Reverb’ün çıkış hızı da ayarlanabiliyor. Erkek biniciler için altlarından roket gibi fırlayan bir selenin yaratacağı travma düşünüldüğünde iyi düşünülmüş bir özellik. Uzun lafın kısası bu tarz bir ürün XC ya da maraton kullanıcıları için değil, fakat inişe yönelik bir stil tercih edenlere kesinlikle tavsiye edilir.

Ayakkabılar

Scott’ın bisikletler dışında bu yıl ayakkabılarını da deneme fırsatı bulduk. Ayakkabıların üç önemli yapısal özelliği var. Bunlardan birincisi bağlama sistemi. İki tane bant, bir tane de kayış aracılığı ile ayak hiç bir boşluğa yer kalmayacak şekilde kavranıyor. İkinci özellik ayakkabının tabanı. Topuk kısmı burgusal olarak esneyecek şekilde tasarlanmışken ön taban kısmı güç aktarımı için gayet sert. Bu tasarım ayakkabıyı bir taraftan yürüme kısımlarında da rahat kılarken pedala güç aktarımını son derece direk kılıyor. Son olarak tabandaki sökülüp takılabilen destek parçaları ayakkabıyı çukur tabandan düz tabana kadar her türlü ayak ile rahat taşıtıyor. Ayrıca ayağın çukur kısmındaki destekler ayağın içe kırılmasını da engelleyen parçalar. Denediğimiz MTB Pro modelinin son derece sportif, ama yürünürken insanı rahatsız etmeyecek kadar konforlu olduğunu ve üç günlük test süresince çok memnun bıraktığını da belirtelim.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük boyut için tıkla!

Scott Türkiye Distribütörü

Marintek



 

 
Yayın Sponsoru
  Teknoloji - Donanım

Elektrikli Dağ Bisikletleri Ne Getiriyor?
Elektrikli bisikletler son birkaç yıldır bisiklet dünyasındaki en önemli gelişmelerden sayılıyorlar. Bisiklete binen insan sayısın ... Devamı » » » 

Türkiye Bisiklet Turu Ayakkabılar
“Dost başa bakar, düşman ayağa” derler, 51. yapılan TUR’da yarışan sporcular biz amatörlerin rakibimiz olamaz ama biz yine de ayak ...
Devamı » » » 

Türkiye Bisiklet Turu Bisikletleri

Etixx – Quickstep


Marka / Model: Specialized Venge
Çekiş Sistemi: FSA K-Force Light aynakol / Shi ...
Devamı » » » 

Eki.14 Mavic, Fox, 661, Met ve Scott'ın...
Tem.14 Shimano Ultegra 6800 Testi
Haz.14 SRAM X0 2x10 Grup Testi
Haz.14 MTBTR'de Yazlık Testler
Şub.13 Merida 2013/14 Model Yılı Yenil...
Tem.12 99. Fransa Turu'nda Bisiklet ve ...
Haz.12 Sedona İstanbul Yollarda
Haz.12 Kaskı Doğru Takmak
Auğ.11 3x10 Shimano XT Testi
Tem.11 Mamut Trailers Testi
Nis.11 Shimano'nun İki Yeni Rüzgarlığın...
Şub.11 Specialized bgFit Deneyimi
Tem.10 Değişik Vites Oranları Ne Getiri...
Haz.10 Scott Genius LongTravel, Yeni Sc...
May.10 Sigma Topline 2209
Mar.10 DT Swiss & Schwalbe RideCamp
Ksm.09 Karbon Hakkında Soru-Cevap
Tem.09 AFC Ürünlerini Test Ettik!
Haz.09 Scott'ın 2010 Model Yenilikleri
Şub.09 Shimano'nun Yeni Orta Yolu: SLX
Eki.08 Fox 2009: Dünyanın En İyi XC Kom...
Haz.08 Sigma Sport Powerled Black Testi
Teknoloji - Donanım Arşivi

 

  Bu yayın 10240 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015