Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Eylül . 2017  
Bisikletin JR'ının Ardından
Lance Armstrong ve Ötesi

Bisikletin JR'ının Ardından

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
31.8.2012

Girizgah – Neden Bu Yazı?

Birkaç hafta önce Fransa Turu’nu 7 defa kazanan ve Türkiye’de de hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip olan Amerikalı bisikletçi Lance Armstrong, kendisine karşı USADA tarafından yürütülen doping soruşturmasında mahkemede mücadele etmek yerine, 1998’den beri bütün derecelerinin (buna Fransa Turu birincilikleri de dahil) silinmesini ve hayat boyu spordan men edilmeyi kabul etti.

Armstrong’un USADA ile mucadele etmeyecegini aciklamasindan sonra sevgili Sarper (Gunsal) blogunda “Armstrong: ben bu oyunda yokum” basligi altinda bir yazi yazdi. Duygusal ve kisisel bir dille yazilmis yaziyi ben de (Sarper ne yazsa okudugum gibi) ilgiyle okudum. Sarper anladigim kadariyla ilk heyecani gecince biraz daha sogukkanli ve iyi dusunulmus bir yazi ile kacirdigi noktalari da toparladi. Fakat ben hala bazi noktalarin eksik oldugunu dusunuyorum.

Birincisi Sarper’in Armstrong’un temsil ettigi ve onda vucut bulan buyuk resmi, kismen yasanmis olaylari da gormezden gelerek, iskalamis oldugu kanaatindeyim (ikinci yazida bu noktada biraz ayar yapti gerci).

Ikincisi hakkaniyet konusunda son derece hassas biri olarak genel olarak cok yapilan bir hatayi gordugumu dusunuyorum. O da Sarper’in “adalet/hak” ve “hukuk” kavramlarinin karistirdigini dusunmem (ukalalik edip ecnebi dillerde de bu ikilemi yazayim: Alm: Recht / Gerechtigkeit, Ing: Law / Justice …)

Neyse, anlayacaginiz bu yazi hem biraz Sarper’e bir cevap hem de kisisel olarak benim de bisiklete bakisimi bicimlendirmis bir bisikletcinin ardindan bir yazi.

Armstrong’un geri adim atmasi bence cok sasirtici bir sey, cunku benim bildigim Armstrong, hayati boyunca bir defa geri basmamis, kendisine kafa kaldirmayi birakin, yan bakma tesebbusunde bulunani Winchester’iyle vurup atindan indirdigini dusundugum bir Western karakteri.

Hikayenin Oncesi

Yazi biraz "konudan anlayan"a hitap ediyor. Hazirlik icin usenmeyenler

  • 2010'daki Armstrong ve doping konulu haberi,
  • 2011'deki Armstrong ve doping konulu haberi,
  • 2012'deki Armstrong ve doping konulu haberi

    okuyup fikir edinebilirler. Ayrica

  • Greg LeMond'la Bisiklet ve Doping Uzerine roportaji ile
  • 2005 tarihli Armstrong 1999'da Dopingli miydi?

    yazilari da konu hakkinda bilgi edinmek isteyenler icin birebir.

    My First Cut

    Her sporseverin, sevdigi sporda “the first cut” diye niteleyebilecegimiz bir aktoru vardir. Bu aktor daha sonra spora bakisimizi ve olaylari degerlendirmemizi betimler. Sarper’in yazisinda da belirttigi gibi, bu adam onun icin Lance Armstrong. Benim bisiklete ilgimi tetikleyen adamsa bir Ispanyol, Miguel Indurain. Indurain, Armstrong ile neredeyse 180 derece ters bir adam. Nispeten asosyal, ketum, kendi halinde, mutevazi, inanilmaz fiziksel bir kapasiteye sahip mukemmel bir atlet. Ve bu haliyle Indurain, bu yil Fransa Turu esnasinda bir kitaptan yaptigim tercumede de gorulen, bisikletin belki de en sevimli ozelligi olan “gariban sporu - amator ruhu” eksenine cuk oturan bir adamdi ve Coppilerin, Anquetillerin, Polidorlarin, Fignonlarin vs. halefi olarak cok da guzel duruyordu.

    Armstrong’la Tanismam

    Armstrong her seyden once bu “gariban sporu – amator ruhu” dengesini altust etti. Bu baslibasina kotu bir sey olmak zorunda degil. Hatta denebilir ki, bu yil Sky takimi ile Bradley Wiggins Fransa Turu’nu kazanmasini aslinda (kendi de nispeten “gariban” unsurlar iceren bir aileden gelmesine ragmen) kesinlikle “amator ruh”a prim vermemesine, Armstrong’un on plana cikardigi bir profesyonellige borclu.

    Fakat Armstrong bunu yaparken benden baska kimsenin kullandigina sahit olmadigim bir benzetmeyle soyleyecegim, tam bir JR Ewing tavri takindi. JR’i bilirsiniz, 80’lerin meshur dizisi Dallas’in bas karakteri, Armstrong’un hemsehrisi, Teksas’ta turlu entrikalar, yalan dolan ve madrabazlikla bir petrol imparatorlugu kuran, acgozlu, bencil, Mefisto gibi bir adam.

    Armstrong’un boyle biri oldugunu biraz gec, “Every Second Counts” kitabini okuyunca anladim. Kitap bana tipik mutecaviz, agresif, sadece guclunun hakkini bilen, bunun da kendisinde oldugunu inanan, “mazlum ve magdur” kavramlarina tamamen yabanci, yoluna cikana, ne durumda olursa olsun tekmeyi gecirip uzerinden gecen, saygisiz, nobran bir adam resmi cizdi. Okurken asabim bozuldu. Tesbihte hata olmaz, siyasi tavrina “reelpolitik” diye dahi kulp uyduramadigimiz Amerikalilar var ya (orn. G. Bush), Armstrong benim dusunceme gore onlarin zihin kardesi aslinda (Teksas’in suyunda bir sey var herhalde).

    Büyük boyut için tıkla!

    Doping (Bu Olayda) Onemli mi?

    Hayir degil. Sahsen Armstrong’un doping yapmasi umurumda degil. MTBTR’de Armstrong’un haberini ilk koydugumuzda hemen Armstrong’un ardindan resmi listelerde Fransa Turu birincisi olacak isimleri yayinladik, aralarinda dopinge bulasmamis hic kimse yok. Dolayisiyla bir dopingci gitmis, digeri gelmis, ne fark eder?

    Doping, son Fransa Turu esnasinda yayinladigimiz tarihi yazida da goreceginiz gibi, Fransa Turu’nun bir parcasi. Dunyada Hawaii Ironman vs. de dahil olmak uzere Fransa Turu gibi, insanin fiziksel sinirlarini bu derece zorlayan baska bir sportif etkinlik yok. Bu ortamda fizyolojik kapasitesinin %99’una gelmis, kalan %1 icin doping yapan bir adama, hele de dopingin “kulturel bir unsur” oldugu bir ortamda, etrafindaki herkes doping yapip, salik verirken, dopingsiz bir yere varamayacagini her gun gorurken, “nasil doping yaparsin?” diye kizmak cok da mumkun degil.

    Armstrong / Doping / Zaman Asimi

    Armstrong doping yapti mi peki? Ben “yapti” diyorum. 2000’li yillari bir kenara birakin, Armstrong’un 1999’da alinmis idrar numuneleri uzerinde donen olaylar var. Hikaye uzun, iyisi mi Wikipedia linkinden 1999 doping suclamalari makalesini okuyun.

    Dunya Anti-Doping Ajansi / WADA kodunun 17. maddesi dopingde zaman asimini 8 yil olarak belirler. USADA sorusturmasinda bu nokta da bayagi tartisildi. Armstrong’un 1998’den baslayacak sekilde, butun Fransa Turu birinciliklerini kaybetmesinin nedeni, USADA’nin Armstrong’un bireysel olarak dopingle suclamanin yaninda, ayni zamanda bir doping sebekesine dahil oldugunu ve bu sebekenin 1998 yilindan itibaren duzenli ve etkin bir sekilde doping organizasyonuna bulastigini iddia etmesi. Bu nedenle “doping yapan sporcu ve 8 yil sinirlamasi”ndan ziyade bir “tacir/organizator ve zaman asiminin kaldirilmasi” durumu soz konusu. Armstrong’un cezasinin 2004’ten oncesini de kapsamasinin nedeni bu. Bu nokta asagida daha detayli sekilde deginecegim “sebeke” argumantasyonu icin onemli.

    Fakat tekrar edeyim. Armstrong’un bireysel olarak doping yapmis olup olmadiginin pek de bir onemi yok benim icin.

    Asil Onemli Olan Sistemle Iliski

    Olimpiyat vesilesi ile de defalarca belirttigim gibi, ben sporcularin spor deger zincirinde “son halka” olduklarini dusunuyorum. Ortada bir sistem vardir, bu sistem sporcuya belirli imkanlar sunar, sporcu bu sistemin imkanlarini en iyi derecede kullanir ve sahaya cikip yarisir.

    Zurnanin zirt dedigi yer iste tam da burasi: Armstrong, sistemin kendisine sundugu imkanlari kullanmakla kalmayip ayni zamanda sporcuyu suistimal eden, harcayan bir sistemi optimize eden, kendi sebekesini olusturup sistemin parcasi haline gelen biri.

    Tesbihtehata olmaz, ben doping yapan sporculari biraz uyusturucu kullanicilarina benzetirim. Bu tesbihi biraz uzatacak olursak, Armstrong ayni zamanda bir uyusturucu taciri, mafya babasi vb. bir karakter. Kameralarin onunde yol bisikletinin yazili olmayan kanunlarina uyup dusen rakibini beklemesi bu gercegi degistirmiyor.

    Armstrong’un Sistemde Yukselisi

    Armstrong’un bu yola girisi aninda olmuyor tabii. En baslarda ana karakter Thom Weisel adinda bir bankaci/is adami, Armstrong ise, her ne kadar bugunku karakter ozellikleri o zaman da su ustune cikmissa da, sadece genc bir bisikletci. Iste butun olay bu genc bisikletcinin aslinda bisikletciligin cok otesinde bir yerlere gelmesinin hikayesi.

    Weisel Armstrong’u kesfettiginde 90’larin basindayiz. Armstrong Weisel’in arkadasinin takimi Motorola’da yarisiyor, fakat gecimsiz, kustah, kaba biri. Dolayisiyla “uzerinden para kazanilacak” bir tip degil. Iste tam o sirada kanser geliyor. 1996 yilinda yumurtalik kanserine yakalandiginin anlasilmasindan sonra Armstrong icin denecek sey “artik onun da medyaya satilabilecek, para kazandiran bir hikayesi var”. Kanseri yenmesinden sonra adim adim US Postal ve Livestrong vakfi kuruluyor. Weisel’in Tailwind Sport sirketi hem US Postal’in sahibi, hem Livestrong vakfinin kurucusu.

    Bir noktayi kesinlikle vurgulamak isterim. Zinhar Armstrong’un kanseri yenmesinin ve Armstrong gibi medyatik bir devin bayragini tasidigi Livestrong’un kansere duyarlilik konusundaki olaganustu onemini yadsiyacak kadar bunamadim. Fakat Armstrong'u bunlara bakip bir aziz ilan etmeyi de reddediyorum.

    Armstrong’un bu “sut veren inek” durumu, kendisinin de dahil oldugu bu sebekenin giderek buyumesine, isin icine Weisel’in US Cycling’i ele gecirmeye varan girisimlerini, Nike ve Amgen gibi devasa butceli sirketlerin girmesi gibi olaylari birbirine baglayinca aslinda genel resmin “bisiklet”ten cok uzak, cok daha buyuk bir cikarlar agi oldugu ortaya cikiyor. Cyclismas’tan aldigim asagidaki resim, uc asagi bes yukari ne demek istedigimi daha iyi anlatiyor. Siz kac tane bu durumda bisikletci taniyorsunuz? Fransa Turu’nu kazanmis isimlerin kac tanesi boyle bir agin merkezi olmus?

    Büyük boyut için tıkla!

    UCI Baskanina Cek Veren Bisikletci Olur mu?

    US Cycling’in Thom Weisel tarafindan ic edilmesinden cikan bir cizgi de bizi bugun Uluslararasi Olimpiyat Komitesi uyesi ve 2006’dan beri UCI baskani olan Pat McQuaid’in mentoru ve selefi Hein Verbruggen’e goturuyor. Floyd Landis’in sozune cok itibar edecek degilim, fakat 2010’da Landis Armstrong’un 2001’de yaptigi dopingi ortmek icin Verbrueggen’e $100.000 rusvet verdigini soyluyor.

    Verbruggen tabii once reddetti bunu, ancak daha sonra Pat McQuaid, Verbruggen’in 2002’de sahsi bir cekle $25.000 dolar aldigini (Verbruggen’in $25.000’e tenezzul edip etmeyecegi degil burada sorun), ayrica Armstrong’un sirketinin 2005’te UCI’ye $100.000 dolar bagista bulundugunu, bunun da kan analizi yapan makinelerin aliminda (ironiye bakar misiniz!) kullanildigini itiraf etti. Ustune de bu parayi kabul etmenin bir hata oldugunu belirtti.

    Butun bunlari neden anlatiyorum? Yukaridaki olaylarin hicbiri yasal suc degiller. Hukuksal olarak Armstrong’a herhangi bir yaptirim uygulanmasina kesinlikle temel teskil edemezler (Hukuk vurgusu!).

    Fakat sizin de agziniza kekremsi bir tad, burnunuza pis bir koku gelmiyor mu? Siz hic, UCI baskanina neredeyse elden para veren baska bisikletci taniyor musunuz? Bu konuda Cyclingnews’de yayinlanan Verbruggen ve Landis arasindaki mail trafigini de bisiklet dedikodusu meraklilarinin okumasini tavsiye ederim.

    Armstrong’u doping yapan ve “son halka” olan diger bisikletcilerden, ornegin bir otel odasinda trajik bir sekilde hayata veda eden Pantani’den ayiran nokta tam da bu iste. 2004 Fransa Turu’nda Armstrong’u doping yapmakla suclayan Filippo Simeoni’nin bir ataginin Armstrong tarafindan kesilmesi, hele de Simeoni’nin klasmanda Armstrong icin hicbir tehlike olusturmazken, hafizamdaki kilit olaylardan biridir. Bu olay, Armstrong’u benim gozumde karakter olarak, kendisini polise gammazlayan dagiticisinin bacaklarini kiran uyusturucu baronu ile kendi fahiseyken is buyutup kadin ticaretine atilan, sonra da kendi yasadiklarini unutup simdi calistirdigi kadinlari ibret-i alem olsun diye doven kadin taciri arasinda bir yere koydu.

    Vazgecme Degil, Ricat

    Armstrong “spor deger zincirinde” son halka olan bir sporcu olarak basladi kariyerine, ama o zincirde yukari tirmandi ve sistemik bir oge oldu. Armstrong’un arkasinda Verbruggen, McQuaid, UCI, USA Cycling vb. unsurlar var. Dolayisiyla ben Sarper’in yaptigi gibi Armstrong’un ricatini “romantik bir vazgecme” olarak da gor(e)miyorum. Bu gayet hesapli, ince dusunulmus ve avukatlarla konusulmus ve soz konusu sebekeye zarari asgariye indirecek bir adimdi. Armstrong benim icin bir nevi merdivende daha yukarida duranlari korumak icin bile bile hapse giren mafya uyelerinden farksiz.

    Olay patladigi anda en cok merak ettigim Pat McQuaid’in kafasindan neler gectigi oldu. Fakat heyhat, uzerinden bu kadar sure gecmesine ragmen UCI ve/veya baskani Pat McQuaid’in uyduruk bir aciklama disinda adam gibi bir resmi yorumda bulunmamasi ibretliktir.

    Komplo Degil, Adalet

    Komplo teorileri en nefret ettigim seylerdir. Serif Mardin’in “ayrintilari bilmeyen, komplo teorisi kurar” sozu cok hosuma gider. Biz de bu konuda ayrintilari bilmiyoruz. Ama komplo teorisi de kurmayacagim. Kuracak olsam, USADA operasyonunun arkasinda aslinda Amerikan bisikletini Armstrong ve sebekesinden temizleme girisimi var derim.

    Bastaki adalet ve hukuk vurgusuna geri doneyim. Almanca’da cok hosuma giden bir laf var: “Gottes Muehlen mahlen langsam, aber sicher”. Turkce karsiligi “ilahi adalet er ya da gec tecelli eder” olabilir (kelime tercumesi “Tanrinin degirmenleri yavas ogutur, ama mutlaka ogutur”). Ama dikkat edin, tecelli eden adalet, hukuk degil. Armstrong olayinda da adaletin yerini buldugu, onun en nihayet Tanri’nin degirmenleri arasinda ogutuldugu kanisindayim (Adalet vurgusu!).

    Büyük boyut için tıkla!

    Bitirirken

    Sarper, Armstrong’un ardindan yazdigi birinci yazisini “(Armstrong’un) bana ne kazandirdigini da ben bilirim” diye bitirmis. Ben de Armstrong’un bana ne kaybettirdigini biliyorum.

    Armstrong her seyden once benim yol bisikletine olan saygi ve sevgimi kaybettirdi. Dopingin en azindan biraz olsun caresizlikten yapilan bir kusur olduguna, “asil kotunun” bisikletci olmadigina inancimi bitirdi.

    Bugun yol bisikleti ve Armstrong dendiginde kendimi bir Sezen Aksu sarkisinda gibi hissediyorum: Fonda siyah beyaz bir film var. Titrek goruntulerde eski Fransa Turlari geciyor, yuzunde aci ceken, bozuk yollarda cekisen bisikletciler var. Bugun itibariyle dokuntu denebilecek bisikletler uzerinde Galibier’ye, Tourmalet’ye tirmaniyorlar…

    Ustune Sezen Aksu’nun sesi geliyor:

    …hani herkes arkadas,
    Hani oyunlar surerken
    Hani cerceveler bos
    Hani korkutuk sarhos gencligimizden
    Hani sarkilar bizi, henuz bu kadar incitmezken,
    Eskidendi, eskidendi, cok eskiden…

    Not: Garip cilvesi kaderin, tam da bu gecikmis yaziyi bitirmeye cabalarken Tyler Hamilton'in yeni cikacak kitabinin haberini okudum. Hamilton'in suclamalari bilinen seyler, fakat kullandigi "Lance worked the system ... Lance was the system" ibaresi benim de anlatmak istedigimi soyluyor. Bakalim USADA ile mucadeleden vazgecen Armstrong, Hamilton'in lafini da yutacak mi?

    Gelen birkac yorum uzerine yaziya "Hikayenin Oncesi" bolumunu sonradan ekleyerek konuya tam vakif olmayanlara da olayin arka planini ogrenmeleri icin yardim etmek istedim, belirteyim.

     

  •  
    Yayın Sponsoru
      Yarış Dünyasından

    Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
    Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

    Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
    Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
    Devamı » » » 

    Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
    Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
    Devamı » » » 

    May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
    May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
    May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
    May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
    Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
    Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
    Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
    Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
    Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
    Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
    Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
    Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
    Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
    Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
    Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
    Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
    Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
    Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
    May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
    Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
    Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
    Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
    Yarış Dünyasından Arşivi

     

      Bu yayın 5869 kez okundu.
      Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
      Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


     

     
      Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
      Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

    Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015