Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Kasım . 2017  
Liestrong ve Ötesi - Perde Arkasından Hikayeler
Armstrong Skandalında UCI ve Diğer Baş Aktörler

Liestrong ve Ötesi - Perde Arkasından Hikayeler

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
12.11.2012

UCI, USADA ve Lance Armstrong etrafındadönen doping skandalını bugüne kadar Lance Armstrong'un şahsı etrafında gerekse USADA Gerekçeli Kararı ekseninde etraflıca değerlendirmemize rağmen konuda eksik bıraktığımız iki nokta var (bu konudaki birinci yazımız Bisikletin JR'ının Ardından).

1) Kurum olarak UCI’ın, şahıs olarak Hein Verbruggen ve Pat McQuaid’in ve birkaç önemli kişinin daha bu skandaldaki rolleri

2) Bundan sonra olabilecekler

Bugüne Kadar Ne Oldu?

Önce bugüne kadar ne oldu, kronolojik olarak toparlayalım.

  • 24 Ağustos’ta USADA Armstrong’un 7 Fransa Turu birinciliği dahil olmak üzere lisanslı sporcu olarak 1 Ağustos 1998’den beri aldığı bütün derecelerini sildi ve Armstrong’a ömür boyu profesyonel spordan men cezası verdi. Aynı gün UCI, USADA’dan gerekçeli kararı istedi.

  • 27 Ağustos’da Armstrong USADA’nın kararına karşı hukuki yollara başvurmayacağını açıkladı. Böylece USADA’nin hükmünü kabul etti ama aynı zamanda USADA’yı “cadı avı” yapmakla suçladı.

  • 10 Ekim’de USADA gerekceli kararı UCI’ye gonderdi (Gerekçeli kararın Turkçe ozetini burada bulabilirsiniz)

  • Gerekçeli kararın açıklanmasından hemen sonra Lance Armstrong Livestrong yönetim kurulu başkanlığından ayrıldı. Başta Armstrong’un ana sponsoru Nike olmak üzere sponsorlar peşpeşe “batan gemi ve fareler” metaforunu andırırcasına Armstrong’la olan ilişkilerini kesmeye başladılar. Buna ek olarak 19 Ekim’de 17 yıldır bisiklet sporundaki en önemli sponsorlardan biri olan Hollandalı Rabobank, her yıl 15 milyon avro ayırdığı sponsorluğunu “uluslararası profesyonel bisiklet sporunun temiz ve adil bir spor olacağına artık inanmıyoruz” gibi, son derece ağır sözlerle bitirdi (herhalde 2003-2006 yılları arasında bulaştıkları Humanplasma skandalı ve Rasmussen’den sonra ancak yeni farkettiler bazı şeyleri). Aynı riyakarlık elbette diğer sponsorlar için de geçerli. Aşağıda Eylül başından itibaren geçen süreçte Lance Armstrong’un “sponsorlar” sayfasından aldığımız ekran resimleri zaman içindeki gidişatı açıkça gösteriyor.

    Büyük boyut için tıkla!

  • 22 Ekim’de UCI bir basin toplantisı düzenleyerek USADA’nın kararını kabul ettiğini ve tahkim mahkemesine gitmeyeceğini açıkladı. Toplantıya UCI başkanı Pat McQuaid’in “Lance Armstrong has no place in cycling. He deserves to be forgotten” sözleri damgasını vurdu.

  • 26 Ekim’de düzenlenen bir yönetim kurulu toplantısıyla UCI, Armstrong ve doping yaptığı kesinleşen isimlerden ödül paralarını geri talep etti. Buna ek olarak UCI'ın Armstrong olayındaki rolünün araştırılması için bağımsız bir komisyon kurulması kararı verildi. Ayrıca eski UCI başkanı Hein Verbruggen ve şimdiki başkan Pat McQuaid'i Armstrong'un pozitif doping testini hasıraltı etmekle suçlayan gazeteci Paul Kimmage’a yönelik davanın askıya alındığı bildirildi.

  • 5 Kasım’da UCI bağımsız komisyonun kurulması için Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi Başkanı John Coates’a davet gönderdi. Aynı günlerde Paul Kimmage dolandırıcılık ve iftira suçlarından UCI’a karşı dava açtı. UCI’a bir de Avustralyalı SKINS şirketi tarafından, Armstrong olayının kendilerine maddi zarar yarattığı gerekçesiyle dava açıldı (bu konuyla ilgili haber için tıklayın).

    UCI’ın Rolü

    UCI söz konusu olduğunda başta 2 kişi bulunuyor: 2005 yılına kadar UCI başkanlığı yapmış olan Hollandalı Hein Verbruggen ve halihazırdaki UCI başkanı İrlandalı Pat McQuaid. Bu ikili başta olmak üzere UCI’ın bütün bu olayların içindeki yeri de hayattaki her şey gibi siyah-beyaz değil, gri.

    Pat McQuaid basın toplantısında bu konuda iki önemli detayı vurguladı: 2005’ten itibaren başlayan kendi döneminin dopingle mücadele konusunda çok önemli adımlar içerdiğini ve Armstrong’un UCI’a bağış yapmasının kesinlikle pozitif bir doping testinin hasıraltı edilmesiyle alakası olmadığını.

    Yiğidi öldür, hakkını yeme, hakikaten de Pat McQuaid’in döneminin çok önemli bir getirisi oldu: 2008 yılında UCI biyolojik pasaport uygulamasina başladı. Bugün bisiklet sporunun en çok biyolojik pasaport kontrol edilen spor olmasını sağlayan McQuaid bir bakıma.

    Fakat “bisikletin en karanlık ön yılında UCI’ın rolü var mı?” sorusuna da kesin bir “hayır!” cevabı verilememesinin nedenleri var.

    Armstrong’dan Alınan Paralar

    Her şeyden önce Lance Armstrong’dan para almanın gerekçesi “ihtiyacımız vardı” olamaz. USADA Gerekçeli Kararı’nda yazdığına göre 2001 İsviçre Turu akabinde Lance Armstrong takım arkadaşlarına EPO’dan pozitif test edildiğini ve bunun bir ödeme karşılığında örtbas edileceğine dair ifadede bulunuyor. Sonradan Pat McQuaid’in mecburen açıkladığı üzere hakikaten Armstrong 2002’de dönemin UCI başkanı Verbruggen’e çekle $25.000 ödeme yapıyor. Ayrıca 2005’te L’Equipe tarafından 1999 Fransa Turu’nda EPO’lu olduğu anlaşılan numunenin Armstrong’a ait olduğu ortaya çıktığı esnada Armstrong emekli oluyor ve UCI’a $100.000’lik bir bağışta daha bulunuyor.

    (Burada yalnız bir parantez açarak bizim bu yazıyı hazırlarken farkına vardığımız bir uyumsuzluğun altını çizelim. Her iki ödemeyi de tarihlere bakarak doğrudan olaylara bağlamak pek mümkün gözükmüyor: Armstrong’un $25.000 dolarlık çeki Mayıs 2001 tarihli, İsviçre Turu ise 19-28 Haziran 2001’de koşulmuş. Keza Armstrong’un emekliliğini ilan edişi 24 Temmuz 2005, L’Equipe’in 1999 numuneleri hakkında attığı ilk başlık 23 Ağustos 2005 tarihli. Bugün gelinen yerde bunun bir önemi yok elbette ama doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi açısından bir mim düşmekte fayda var.)

    Her şeye rağmen ismi dopinge bulaşmış, hakkında ciddi ithamlarda bulunulan birinden bu şekilde para almak en basit ifadeyle “saflık” olarak nitelendirilebilir. Altının çizilmesi gereken bir nokta da her iki ödemenin de Hein Verbruggen’in başkanlığı döneminde yapılmış olması.

    Hein Verbruggen

    Hollandalı Hein Verbruggen 1970’lerde çalıştığı Mars şirketini bisiklete sponsor olmaya razı etmesinden itibaren hep bisikletin içinde. 1975 yılında Hollanda federasyonu yönetim kurulu üyesi oluyor. 1979’da UCI’ın 1965’te Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin baskısıyla kurulan iki bacağından birine, FICP’e (Federation Internationale de Cyclisme Professionnel) giriyor. 1982’de başkan yardımcısı, 1984’te başkan oluyor. İkinci bacak da tahmin edileceği gibi FICA (Federation Internationale de Cyclisme Amateur). 1992’de bu iki kurum tekrar birleşerek UCI oluyorlar. Verbruggen 1991-2005 arası, tam 14 yıl UCI başkanlığı yapıyor, 1996’da dünyada profesyonel sporun en tepesi sayılabilecek bir gruba, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne üye oluyor. Yani uzun lafın kısası, Verbruggen dünya sporunun en güçlü aktörlerinden biri oluyor, halen de öyle.

    Hein Verbruggen
    Hein Verbruggen
    Büyük boyut için tıkla!

    BBC tarafından 2008 yılında, bizzat Verbruggen’e ve Verbruggen’in yönettiği UCI’ya, 90’li yıllarda Japonya kökenli velodrom sporu Keirin’in olimpik oyunlara alınması için $3 milyon ödeme yapıldığı ortaya çıkarıldı. Verbruggen’in önceleri dünya şampiyonasından dahi çıkarmak istediği Keirin, 1996’dan itibaren birden olimpiyat oyunlarının bir parçası oluyor. Bunun üzerine Verbruggen’in, Armstrong ve Bruyneel’den en az $125.000’lik “bağış” alışını ve New York Daily News gazetesinin ortaya çıkardığı, Verbruggen tarafından 2010 yılında kendisini Armstrong’un pozitif testini örtbas etmek için para almakla suçlayan Floyd Landis’e yazılmış e-mailleri de ekleyin. Enteresan olan bir şekilde Verbruggen Landis’e dava açarken, “The Secret Race” kitabında Landis ile aynı ithamlarda bulunan Tyler Hamilton’a dava açılmamaması. Öte yandan Landis’in hikayesini kullanan gazeteci Paul Kimmage (ki onunla McQuaid arasındaki ilişki de aşağıda) hakkında dava açılıyor.

    Dahası da var. Verbruggen’in başkanlığı döneminde, 1998 yılında bisiklet sporunun en büyük doping skandallarından biri patlıyor: Festina skandalı.

    8 Temmuz 1998’de Festina takımının soigneur’ü Willy Voet’nin Fransa-Belçika sınırında arabasının bagajı doping namına akla gelebilecek her şeyle dolu bir halde yakalanmasından sonra patlak veren skandal bisiklet sporunda doping tarihinin en önemli olaylarından biri. O kadar ki skandalın ardından düzenlenen duruşmada Hein Verbruggen dahi tanık sandalyesine oturuyor.

    Voet, 2002 yılında “Massacre a la chaine / Breaking the Chain” adı altında bir kitap yazıyor. Kitapta 1997 Dünya Şampiyonası’nı kazanan ve Festina skandalında doping kullandığını da itiraf eden, Festina davasının baş aktörlerinden Richard Virenque’ın domestiki Laurent Brochard’ın, 1997’de pozitif doping (Lidocaine) bulgusunun Verbruggen tarafından hasıraltı edildiğini yazıyor (hikaye tanıdık gelmedi mi?)

    Yeri gelmişken, Ekim 2000’de gene aynı duruşmada yargılanan La Française des Jeux takımının soigneur’ü Jeff d’Hont’un yazdığı kitap hakkında MTBTR’de çok güzel bir makale bulunuyor: Jeff D’Hont’un Anıları.

    1998’de Festina skandalı patladığında, bisikletçiler tutuklandığında, sorgulandığında, bisikletçiler oturma eylemi yapıp yarışı durdurduklarında Verbruggen karısıyla Hindistan’da tatildeydi. Geri dönmeye tenezzül etmedi. Fakat 1998’den sonra daha 7 yıl UCI başkanı kalmayı başardı.

    Verbruggen hakkında bir itham da 2006’da Armstrong ve US Postal’a açılan federal soruşturmada Greg LeMond’un karısı Kathy LeMond’un verdiği yeminli ifade: LeMond, US Postal teknisyeni Julien Devries’nin kendisine UCI’ın EPO’lu 1999 numunelerini hasıraltı etmek için toplam $500.000 para aldığını, parayı da Nike’nin ödediğini söylediğini anlatıyor. Yani uzun lafın kısası UCI’in Armstrong’dan $125 bin ila $625 bin arasında bir para aldığı kesin.

    Armstrong ve Verbruggen
    Armstrong ve Verbruggen
    Büyük boyut için tıkla!

    Pat McQuaid

    İrlandalı Pat McQuaid, Eylül 2005’te UCI başkanı seçildi. Bisiklete tepeden inme bir bürokrat değil. Babası Jim McQuaid, İrlanda’yı 1968 Meksika Olimpiyat’ında da temsil etmiş ve İrlanda’da çok ciddi başarılara ulaşmış bir bisikletçi. Bisikleti bıraktıktan sonra takım yöneticiliğine soyunuyor. 7 oğlu ve 3 kızı var, bütün oğulları da bisikletçi oluyorlar. 1976 Britanya Turu’nda İrlanda milli takımının 5 bisikletçisinden 3’ü bir McQuaid: Oliver, Kieron ve Pat. Anlayacağınız McQuaid’ler İrlanda’da bisiklet namına ne kadar madalya varsa toparlayan bir aile. 7 erkek kardeş içinde en yaşlısı olan Pat, UCI başkanı olmadan önce İrlanda Bisiklet Federasyonu başkanlığı da yapıyor ayrıca ortağı olduğu L’Evenement şirketi ile Fransa Turu’nun 1998 yılında İrlanda’dan çıkış almasını sağlıyor. Pat McQuaid’in bugün neredeyse bütün ailesi halen bisikletle haşır neşir. Oğlu sporcu menajerliği yapıyor, kardeşlerinin bisiklet dükkanları var, bir kardeşi İrlanda’nın en büyük bisiklet ithalatçilerinden vs.vs.

    Pat McQuaid bisikletcilik yillarindan
    Pat McQuaid bisikletcilik yillarindan
    Büyük boyut için tıkla!

    McQuaid’in başkan olma hikayesi de bütün basın toplantısı boyunca “2005’ten sonrasına” dikkat çekerek kendini bir nevi koparmaya çalıştığı Verbruggen ile bağını vurguluyor: Verbruggen 2003 yılında iki yıl içinde başkanlığı bırakacağını açıklıyor ve kendisinden sonraki başkanın yönetim kurulundan çıkmasını istediğini, bizzat İsviçre’ye taşınıp, UCI'ı maaşlı bir şekilde bir şirket gibi yönetmesini istediğini söylüyor. İsviçre’ye taşınma işi çıkınca muhtemel adayların sayısı 3’e düşüyor: Pat McQuaid, İspanyol Gregorio Moreno ve Malezyalı Darshan Singh. McQuaid Verbruggen’in adayı, o kadar ki seçimlerden 6 ay önce Verbruggen McQuaid’i İsviçre’ye getirtiyor, yerinde “pişsin” diye. Fakat iki aday daha çıkınca Verbruggen seçimlere 2 ay kala kıta federasyonu başkanlarına mektup yazıyor ve onlara “bir adayla seçime gidilmesinin doğru olduğunu, McQuaid’in kendi adayı olduğunu, diğer iki adayın çok da uygun olmadığını” belirtiyor ve “McQuaid bir şekilde aday olmayacak olursa kendisinin başkanlığı bırakmaktan vazgeçip Moreno ve Singh’e karşı tekrar aday olacağı” tehdidini de savuruyor. Bu duruma itiraz eden Alman Sylvia Schenk’i de mahkeme ile susturduktan sonra McQuaid’in adaylığının önünde engel kalmıyor. Dolayısıyla McQuaid demek, biraz da (belki birazdan da fazla) Verbruggen demek.

    Pat McQuaid’in basın toplantısında söylediği “korkunç bir başkanlık dönemi” doğru hakikaten. 1998’de daha McQuaid UCI başkanı değilken ve Fransa Turu’nu İrlanda’dan başlatmak için o kadar uğraştıktan sonra Festina skandalı patlıyor. Kendi başkanlık dönemi de çok kötü başlıyor. Başkan olduktan günler sonra Vuelta’yı kazanan Roberto Heras’ın EPO aldığı ortaya çıkıyor. 2006’da da Operacion Puerto patlak veriyor. 2006 Fransa Turu’nu Floyd Landis kazanıyor, doping. Aynı yıl Vuelta’yı Vinokourov/Valverde/Kashechkin üçlüsü bitiriyorlar, üçü de doping. 2007 Giro’da Danilo di Luca birinci, doping. 2007 Fransa Turu’nda Team Telekom skandalı ayrı bir doping hikayesi…

    Pat McQuaid
    Pat McQuaid
    Büyük boyut için tıkla!

    Bütün bu olanlar ve bisikletin itibarının artık yerlerde gezinmesi nedeniyle sahneye yeni bir isim giriyor. Bu isim, UCI’ın Armstrong olayındaki rolünün ileride altını çizecek: Anne Gripper.

    Avustralyalı Anne Gripper, 2006-2010 arasında UCI’da doping sorumlusu ve UCI’da EPO ve kan dopingini teşhisin geliştirilmesi konusundaki en önemli şahsiyet. Armstrong skandalı üzerine Avustralyalı The Age gazetesine verdiği mülakatta anlattığı üzere UCI, Lance Armstrong’un 2009 yılında tekrar dönmesi için kendi kuralını çiğneyip bir istisna yaratmış.

    Anne Gripper
    Anne Gripper
    Büyük boyut için tıkla!

    Bisikleti bırakmış bir sporcunun geri dönmesi için 6 ay önceden müsabaka harici doping testlerine girmesi gerekiyor. Bu da Armstrong’un Şubat 2009’da, geri dönüşünün ilk yarışı olan “Down Under” Turu’nda yarışamamış olması demek. 20 Ocak’ta yarış başlarken Armstrong’un 6 ayının bitmesine 12 gün var. UCI “doping testlerinin 2004’ten beri geliştiği”ni bahane ederek Armstrong’un yarışmasına izin veriyor. Nedeni de açık: Tour Down Under’i düzenleyen Mike Turtur, UCI üyesi ve aynı zamanda UCI Okyanusya Konfederasyonu başkanı, haliyle “kendi yarışında” Armstrong gibi bir medyatik kahramanın olmasını istiyor.

    Armstrong 2009 Avustralya Turu
    Armstrong 2009 Avustralya Turu'nda
    Büyük boyut için tıkla!

    Verbruggen bugün de UCI’da çok önemli bir role sahip, denebilir ki ipleri elinde tutuyor. 2010 yılında Pat McQuaid’in Uluslararası Olimpik Komite’ye girişindeki en önemli faktör Verbruggen’in desteği. Hem UCI’ın, hem de yönetim kurulunun onursal başkanı. Örneğin 26 Ekim’de düzenlenen yönetim kurulu toplantısında o da vardı. Dolayısıyla UCI’ın geçtiğimiz yıllarda Armstrong konusundaki adımlarını McQuaid kadar, belki ondan da fazla Verbruggen’in adımları olarak değerlendirmek gerekir. Neydi bu söz konusu adımlar?

    Emile Vrijman – Şıracının Şahidi 1. Bozacı

    Dünya Anti-Doping Ajansı WADA, Ağustos 2005’te L’Equipe’te çıkan Armstrong ve EPO hakkındaki haberlerden sonra UCI’dan konuyla ilgilenmesini istedi. Ekim 2005’te, Pat McQuaid, Hein Verbruggen’in desteği ile başkan seçildikten 2 ay sonra UCI, Hollandalı avukat Emile Vrijman’ı konu hakkında bir rapor hazırlamakla görevlendirdi. USADA’nın Gerekçeli Kararı’nda da gösterdiği gibi hem raporun ana konusuna dokunmayan, hem de “Lance Armstrong 1999’la ilgili suçlardan tamamen aklanmalı” diyen, ve bu nedenlerden ötürü WADA başkanı Dick Pound tarafından ağır bir şekilde eleştirilen Vrijman kim?

    Danimarkalı Politiken gazetesi (Alman die Welt ve FAZ de yazdılar), rapor için UCI tarafından para ödenen Emile Vrijman’ın Hein Verbruggen’in eski tanıdığı olduğu, bu da yetmezmiş gibi Vrijman’ın Hollanda Anti-Doping Ajansı’nın müdürlüğünü yaparken dopingden yakalanan Alman atletlerin aklanmalarına yardım ettiği ortaya çıktı.

    Vrijman, Politiken’de yayınlanan bir röportajında kendisi için “Hein Verbruggen’in çok iyi tanıdığıyım” ("I am a very good acquaintance of Hein Verbruggen”) diyor. UCI için hazırladığı raporun bir tıbbi doping uzmanının görüşlerinin alınmadan salt iki hukukçu tarafından hazırlanmış olması bir kenara, Vrijman’ın avukatlık ve Hollanda Anti-Doping ajansındaki konumunu suistimal ederek yardım ettiği “müşterileri” arasında 2001’de anabolik nandrolondan enselenen futbolcu Edgar Davids ve 1992’de yakalanan Alman sprinterler Katrin Krabbe, Grit Breuer ve Silke Moeller de varlar.

    Asıl bomba ise: Vrijman’ın Lance Armstrong’u aklamak için raporunda ileri sürdüğü gerekçeler, yani laboratuarın test esnasında gerekli protokollere riayet etmediği ve numunelerin kirlenmiş olabileceği bahanesi, 1992’de Krabbe, Breuer ve Moeller’in kurtarılmasındaki yöntem ile aynı. O zaman da üç sprinterin avukatı Reinhard Rauball, kontrol süreci ve idrar numunelerinin taşınmasının kurallara uygun olmadığını ve numunelerin laboratuara götürülürken bozulmuş olabileceklerini ileri sürmüş ve buna kanıt olarak mahkemeye üç sprinterin ismini taşıyan sahte doping kitleri sunmuş. Bu sahte kitleri Rauball’e veren kişi ise… bildiniz, Hollanda Anti Doping Ajansı müdürü Emile Vrijman.

    İşte WADA’nın son derece şiddetli bir şekilde protesto ettiği Vrijman, iki şıracı Verbruggen ve McQuaid tarafından L’Equipe’in ortaya çıkardığı, 1999 Fransa Turu’nun dopingli numunelerinin Armstrong’a ait olduğu gerçeğini balçıkla sıvamak için görevlendiren bozacı.

    Verbruggen, McQuaid ve USADA

    UCI’ın Armstrong konusundaki ihmalinde önemli bir nokta da hem kurumun, hem de kurum yöneticileri Verbruggen ve McQuaid’in USADA ile işbirliğine inatla ayak diretmeleri. Gerekçeli Karar özetinde de okuduğunuz gibi USADA Armstrong ile ilgili bilgi ve belge istedikçe UCI “Armstrong’un onayı olmadan veremeyiz” diye reddediyor.

    Ayrıca Armstrong USADA’ya karşı UCI’ı öne sürüyor ve mütemadiyen “beni cezalandırma yetkisi USADA’da değil, UCI’da” diyor. Bunun doğru olmadığı ortaya çıktı tabii. WADA kodunun 15.3. maddesine göre sporcu hakkında soruşturma hakkı “numune toplayan ya da toplanmasına önayak olan, veya numune toplanmadıysa anti doping kuralı ihlalini keşfeden kurumun”. Bu durumda “keşfi yapan” USADA olduğu için soruşturmayı yönetme hakkı da USADA’nın.

    Halbuki UCI, bırakın Armstrong’un ihlaline yönelik bir keşifte bulunmayı, olayların üstünü örtmek için elinden geleni yapan bir kurum resmi çiziyor sürekli. Temmuz 2012’de Pat McQuaid “UCI bu işin içinde değil, bu USADA’nın soruşturmasıdır” diyor. Ağustos 2012’de bu konudaki tartışmalara bir nokta koymak amacıyla WADA “ihlalleri keşfeden USADA’dır” şeklinde bir açıklama yayınlıyor.

    Bütün bunların ötesinde UCI, Pat McQuaid ve Hein Verbruggen sürekli olarak Armstrong’un arkasında yer alan ifadelerde bulunuyorlar. Nisan 2010’da McQuaid, Floyd Landis’in suçlamaları hakkında “bunlar yeni şeyler değil, daha önce de bu suçlamaları yaptı” diyor.

    Bu tür ifadeler içinde en meşhuru herhalde Hein Verbruggen’in 2011 Mayıs’ında yaptığı: ”[Armstrong’un doping yapmış olması] imkansız, çünkü ortada hiçbir şey yok. Tekrar ediyorum: Lance Armstrong hiçbir zaman doping yapmamıştır. Hiçbir zaman, hiçbir zaman, hiçbir zaman! Bunu onun arkadaşı olduğum için değil, [doping yaptığı] doğru olmadığı için söylüyorum. Söylüyorum, çünkü eminim” söylemi.

    Bisiklet sporunun en tepesinde yer alan ismin, bütün bu olanlardan sonra, 2011 yılının Mayıs ayında, UCI onursal başkanı konumundayken böyle bir ifadede bulunması, UCI’ın bütün bu olaylardaki rolünün altını kalınca çiziyor.

    UCI’ın Pat McQuaid döneminde bir ihmali de Alman Joerg Jaksche ile ilgili. 2007’de doping yaptığını itiraf ettikten sonra Jaksche, McQuaid de dahil olmak üzere UCI yetkililerine Team Telekom, ONCE, CSC ve Liberty Seguros takımlarında şahit olduğu dopingi anlatmak istiyor fakat “UCI sıfır ilgi gösterdi, benimle ve konuyla ilgilenmediler”.

    Aykırı Bir Ses – Paul Kimmage

    Bütün bu süreç boyunca aykırı pek çok ses var tabii, fakat hiçbiri galiba Paul Kimmage kadar gür çıkmadılar. Paul Kimmage elbette UCI ile karşılıklı davalaşan gazeteci, ayrıca bugün ağzımız açık okuduğumuz “Racing Through the Dark (David Millar)” ya da “The Secret Race (Tyler Hamilton)” gibi kitapların “ağababası” diyebileceğimiz “The Rough Race” kitabının yazarı. Denilebilir ki yediği kaba pisleyen ilk bisikletçilerden. Fakat bu olayda, bilhassa Pat McQuaid ile ayrı bir rolü var.

    Paul Kimmage
    Paul Kimmage'in kitabi
    Büyük boyut için tıkla!

    Birincisi Kimmage da McQuaid gibi İrlandalı ve ailesi de bisikletçi olan eski bir bisikletçi. Pat McQuaid’in babası Jim ile Kimmage’ın babası Christy 1950/60’larda beraber yarışıyorlar. Christy Kimmage, Pat McQuaid 1975 ve 1976’da İrlanda Turu’nu kazandığında onun takım menajeri, keza McQuaid de takım yöneticiliğine başladıktan sonra Kimmage’ın amatörken yarıştığı takımlarda yöneticilik yapıyor. Dolayısıyla Kimmage’ın kitabının yarattığı dalgalar McQuaid’in içinde büyümeye başlayan dünyada ciddi sarsıntılar yaratıyorlar. Pat McQuaid ve Paul Kimmage arasındaki dava olayını biraz da kişiselleştiren bu geçmişi göz ardı etmemek gerek.

    Paul Kimmage bisikletciyken
    Paul Kimmage bisikletciyken
    Büyük boyut için tıkla!

    Bugün Paul Kimmage’a UCI, McQuaid ve Verbruggen tarafından açılan hakaret davası olayların gelişimi nedeniyle askıya alınmış durumda. Dava, Kimmage’ın Sunday Times ve L’Equipe gazetelerinde yayınlanan ve UCI’ı ağır ihmal, bunun ötesinde de bile bile yolsuzlukla suçlayan yazıları nedeniyle açılmıştı. Kimmage ayrıca 2011 yılında Floyd Landis ile, gene Sunday Times için, çok uzun bir röportaj yaparak Verbruggen, McQuaid ve UCI’ın bütün bu olaylardaki rolünü Landis’in ağzından anlatmış bir isim. Haliyle bütün bu araştırmacı gazeteciliğin faturası ağır oldu. 2009 AMGEN Kaliforniya Turu’ndan önce basın toplantısında Lance Armstrong ile Kimmage arasındaki atışmayı ve Armstrong’un Kimmage’a “üzerinde oturduğun sandalye kadar bile değerin yok” diye saldırmasını izleyin (you’re not worth the chair you’re sitting on – ayrıca videoda Armstrong’un yanında oturan Leipheimer ve Hincapie’nin yüz ifadelerine dikkat):

    UCI tarafından Kimmage’a açılan dava bisikletin düştüğü hallerden sıtkı sıyrılan geniş bir kitleyi o derece rahatsız etti ki, Kimmage’a davasında kullanmak üzere gönüllü avukat parası toplanmaya başlandı ve Kimmage etrafında ciddi bir UCI/Verbruggen/McQuaid karşıtı kitle oluştu.

    Kimmage ise kısa süre önce UCI’a karşı dava açtı.

    Aykırı Diğer Ses – Dick Pound ve WADA

    Dick Pound Kanadalı bir avukat. 1960 Olimpiyat Oyunları’nda yüzücü olarak başlayan spor kariyeri önce Kanada Olimpiyat Komitesi’ne, sonra da 1978’den itibaren Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne gidiyor. Vergi avukatı olması nedeniyle IOC’de de yolsuzluk gibi konulara karşı aktif olacak kadar teknik bilgiye de sahip. 2002 Kış Oyunları’nın Salt Lake City’ye verilmesinde yaşanan rüşvet skandalı dahil IOC’de mütemadiyen “çıkıntı”lık yapan biri. 2001 yılında Samaranch IOC başkanlığından ayrıldıktan sonra başkan adayı oldu, ama Jacques Rogge’a, daha da önemlisi daha sonra Salt Lake City skandalı konusunda hüküm giyen Güney Koreli adaya geçildi. Halen IOC üyeliği devam eden Pound’u bu hikaye için önemli role koyan husus, 1999’dan 2007’ye kadar WADA başkanlığı yapmış olması ve bu süreç içinde hem UCI hem de Armstrong ile mahkemelik olacak kadar takışmış olması.

    Dick Pound
    Dick Pound
    Büyük boyut için tıkla!

    Pound Ocak 2004’te Fransız basınında “seyirciler Fransa Turu’ndaki bisikletçilerin dopingli olduğunu biliyor” dedi ve haliyle kıyamet koptu. Kıyameti koparanların başında da tahmin edebileceğiniz üzere Lance Armstrong geliyordu. Armstrong’un atağına, “UCI henüz Dünya Anti-Doping kodunu imzalamayan az sayıda federasyondan biri, ayrıca ben hiçbir zaman senin adını anmadım, sana ne oluyor?” şeklinde “yarası olan göocunur” mealinde cevap veren Pound’un imdadına L’Equipe yetişir: 1999 Turu’ndaki numunelerin Armstrong’a ait olduğunu ortaya çıkaran gazete Pound’un elini güçlendirir.

    Bu olayların arkasından Vrijman raporu geliyor. Raporun artık bildiğiniz kısımlarının dışında önemli bir noktası var, o da raporda Dick Pound’un şahsına yönelik ciddi eleştirilerin bulunması. Raporda buna ek olarak bütün bu L’Equipe tarafından numunelerin Armstrong’a ait olduğunun ve UCI’ya yönelik eleştirilerin ardında bizzat Pound’un ve Fransa Spor Bakanlığı’nın bulunduğu ithamı yer alıyor. Pound ve UCI/Verbruggen arasındaki mektuplaşmalara da yer verilen rapor haliyle Pound’u karalamak için konunun aslından o derece sapıyor ki WADA (daha doğrusu Pound) resmi bir duyuru yayınlayarak

  • WADA’nın da herkes gibi L’Equipe’in keşiflerini gazeteden öğrendiğini,

  • Şubat 2006’daki kış oyunları esnasında IOC başkanı Jacques Röğge’un katılımıyla Pound ve Verbrüğgen’in aralarındaki ihtilafı çözmek için buluştuklarını,

  • bu buluşmada Pound’un Verbrüğgen’e 1999 Fransa Turu’ndan alınmış 15 numune için doping kontrol formu gösterdiğini

  • bu 15 formun hepsinin ÜCİ tarafından Armstrong’un izni ile L’Equipe’e verildiğini

  • Verbrüğgen’un bu gerçekleri kabul ettiğini

  • WADA’nın Vrijman’dan gelen iki mektup üzerine kendisine kanıt olarak iki kutu malzeme verdiğini ama Vrijman’dan bir daha ses çıkmadığını

    kamuoyuna duyurdu. Bu olayın akabinde UCI çalışanı Dr. Mario Zorzoli gizli belgeleri L’Equipe’e verdiği için UCI’dan geçici olarak uzaklaştırıldı.

    WADA/Pound sonuç olarak Vrijman raporunun yanlış bilgiye dayanan (ill-informed) ve hatalı (incorrect) sonuçlara ulaştığını belirtti ve raporun profesyonellikten ve tarafsızlıktan yoksun olduğunu vurguladı. Bunlara ek olarak raporda zikredilen WADA kodlarının yanlışlıklarını, WADA’nın sunduğu bilgilerin kullanılmayışını ekleyin, ortadaki raporun tam bir düzmece olduğunu tahmin edersiniz.

    WADA’nın bu cevabından tam 1 hafta sonra Lance Armstrong, IOC başkanı Jacques Rogge’a tam 8 sayfalık bir mektup yazarak Pound’un menfur ve savunulamaz davranışları nedeniyle Olimpiyat komitesinden çıkarılmasını talep edecek kadar kendini kaybetmişti.

    Dick Pound
    Dick Pound
    Büyük boyut için tıkla!

    Pound’un dopingle olan ilişkisinin, daha doğrusu dopingle kendi seviyesindeki hiçbir kimsede rastlanmayacak derecede yoğun mücadelesinin ardında kişisel bir hayal kırıklığı yatıyor. 1988 Seoul Olimpiyat Oyunları’nda Kanadalı atlet (yani Pound’un vatandaşı) Ben Johnson 100m’de 9.79s koştuktan ertesi gün Pound hala tebrikleri kabul ederken odaya o zamanki IOC başkanı Samaranch dalar ve panik halinde “Dick, olanları duydun mu?” der. Pound’un “ne oldu? Biri mi öldü?” sorusuna cevap “Yok, yok, hayır daha kötü, Ben Johnson pozitif çıktı”.

    Pound, bunun üzerine Ben Johnson’ı kendi otel odasına sokar ve doping yapıp yapmadığını sorar, Ben Johnson Pound’un gözlerine baka baka “hayır, yapmadım” der. Ben Johnson olayı esnasında Pound IOC başkan adayıdır, Samaranch’in halefi durumundadır. Ben Johnson’ın kendisine dediğine güvenen Pound basının karşısına çıkar ve Johnson’ın numunelerinin kirlenmiş olduğunu söyler. Fakat sonra bilimsel rapor geldiğinde tabii kirlenme hikayedir, kanıtlar son derece güçlüdür. Bu olay Pound’a ders olur ve muhtemelen Johnson’ın suratına bu derece pişkinlikle yalan söylemesinden kişisel olarak da çok kırılan eski idealist Pound gider, yerine kendi ifadesiyle “yakalanan sporcuların çoğu yalan söyler, antrenörleri yalan söyler, etrafındakiler yalan söyler” düsturuna inanan bir adam gelir.

    Dick Pound’un WADA başkanıyken resmen UCI ve Verbruggen’i yalancı çıkarması dışında onu bu olaya bağlayan ikinci bir bağ var…

    John Coates ve CAS – Şıracının Şahidi 2. Bozacı

    …1993 yılında 2000 Olimpiyat Oyunları için Avustralya/Sydney seçilir. Seçimin yapılmasından 6 yıl sonra, Ocak 1999’da ortaya çıkar ki Avustralya Olimpiyat Komitesi seçim propagandası için toplam $18 milyon harcamış, üç yıl boyunca IOC’de oy verecekleri gezdirmiş, ağırlamış, dahası Avustralya Olimpiyat Komitesi başkanı, Kenya ve Uganda delegelerini Londra’da 5 yıldızlı otellerde ağırlamış, bizzat $70.000 ödemiş, Swaziland IOC üyesinin kızına Sydney’de üniversitede yer ayarlamıştır. Avustralya Olimpiyat Komitesi başkanı bunu bir de üstüne üstlük pişkin pişkin itiraf eder: “Oyunları şehrin ve spor tesislerinin güzelliği ile kazanmadık, zaten o şekilde de kazanamayacaktık”. Kim mi bu lafları eden?

    Bu şahıs, Kasım 2010’da Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi başkanlığına, hem de diğer aday Dick Pound’u yenerek seçilen John Coates. 1999 yılında Coates’un Avustralya’ya oyunları getirmek için rüşvet verdiklerini bir nevi itiraf etmesini sağlayan kişi ise, bildiniz Dick Pound. 1998 yılında Pound, 2002 Kış Olimpiyat Oyunları için 1995 yılında Salt Lake City seçilirken oy veren IOC üyelerinin rüşvet aldıklarını ortaya çıkarır. Söz konusu IOC üyeleri komiteyi terk etmek zorunda kalırlar, ciddi bir skandal patlar. İşte bu skandal ertesinde Coates’un 2000 Sydney oyunları için karıştırdığı dolaplar da ortaya çıkar.

    John Coates
    John Coates
    Büyük boyut için tıkla!

    John Coates, şimdi Armstrong olayında UCI’ın rolünü araştıracak “bağımsız” komisyonu oluşturacak ve kendisi gibi Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyesi olan iki şıracı Verbruggen ve McQuaid’in ihmali olup olmadığını araştıracak bozacı.

    Bundan Sonrası…

    MTBTR okuyucusu buralara kadar roman kıvamında Lance Armstrong skandalı hakkında yazdıklarımızı bıkmayıp okuduğuna göre hayli cefakeş. Fakat herkesin sabrı bir yere kadar diyerek son soruyu soralım: bundan sonra ne olacak?

    Lance Armstrong Itiraf Eder mi?

    Bundan bir kaç hafta önce çamdan bayağı sarkarak Lance Armstrong’un 20 Kasım Pazartesi’ye kadar itiraf edeceğini yazdım. O kadar sarkmışım ki camdan, düştüm aşağı. Gerçi daha 1 hafta var ama aşağıdaki fotoğrafı çektirip twitter hesabından yayınlayan bir adamın itirafta bulunacağını düşünmek saflığın dik alası. Hele de Armstrong’un nasil bir ricat taktigi içinde olduğunu defalarca vurgulamışken.

    Armstrong Austin
    Armstrong Austin'deki evinde
    Büyük boyut için tıkla!

    Lance Armstrong’un itiraf etme ihtimali sadece kamuoyuna karşı “günahlarından arınma” şeklinde düşünülebilir. Örneğin gene istisnai bir sporcunun, Tiger Woods’un zamparalıklarından sonra televizyona çıkıp salya sümük ağlaması gibi Armstrong’da “hata yaptım” diyebilir diye düşünüyordum. Artık düşünmüyorum. Armstrong aynı Jan Ullrich’in dediği “ben kimseyi aldatmadım” havasında. Dikkat edin “doping yapmadım” değil, “ben kimseyi aldatmadım”. Yani “herkes biliyordu, herkes yapıyordu, ben de yaptım”.

    Bunu destekleyen çok komik bir demeci de bundan tam bir ay önce 2006’da Operacion Puerto’da kabak başına patlayan ve doping yaptığı anlaşılan Jan Ullrich’in mentörü Rudy Pevenage L’Equipe’e verdi:

    “bir seçim şansımız mı vardı? 1998’deki Festina skandalından sonra Team Telekom olarak her şeyi bıraktık. 2001’e kadar rakiplerimizin de hiçbir şey yapmadığına inanarak yarıştık”. Ama ondan sonra Armstrong’da garip şeyler çıkmaya başladı, insanüstü güçler geliştirdi. Ne yapsaydık yani? Hiçbiri yakalanmayacakken oyunlarına devam etmelerini mi seyretseydik? Biz de aynı reçeteyi istiyorduk, aynı Armstrong’dakini. Neden o zamanki rakiplerin hepsi, Botero, Beloki, Sevilla, Ullrich, Basso, Hamilton, Vinokourov sonra bu hallere düştüler? Hepsi onun gibi olmak istiyorlardı fakat ne aynı malzemeleri vardı ne de onun gibi korunuyorlardı.

    Buyrun buradan yakın. Bu “Armstrong yapıyordu, mecburen yaptık” anlayışı, daha geniş olarak bakarsak “herkes yapıyordu, mecburen yaptım” gerekçesinin ardına sığınan bayağı bir itiraf gördük son zamanlarda.

    Armstrong’un itiraf etmeyeceğine dair güçlü bir gerekçe de olayın hukuki yönü. Armstrong kendisine yönelik açılabilecek davalarda zamanaşımı şansını yakalamak için itiraf etmeden beklemeyi tercih edebilir. Muhtemelen avukatları da Armstrong’a “kesinlikle konuşma” diye salık veriyorlar. Dolayısıyla Armstrong, hukuksal olarak mecbur kalmadığı sürece, gene kendisine hukuksal olarak mahkumiyet yolunu açacak hiçbir adım atmayacaktır, yani hiçbir şekilde itiraf etmeyecektir.

    Peki Armstrong hukuksal açıdan itiraf etmeye mecbur kalabilir mi? Evet, bunun için 2 ihtimal var. Bunlardan birincisi Şubat ayında rafa kaldırılan federal davanın USADA dosyasındaki kanıtlarla tekrar açılması. Bir sonuca ulaşmadan son verilmesinden sonra Türk spor medyasının “Lance Armstrong Aklandı” diye acemice hatalı manşet attığı federal dava tekrar kaldığı yerden devam edebilir, Armstrong ifade vermek zorunda kalabilir.

    İkinci bir ihtimal ise kaderin garip cilvesi, Lance Armstrong’la uzun yıllar kader ortaklığını yapmış olan Johan Bruyneel nedeniyle Armstrong’un ifade vermesi. Armstrong’un aksine Bruyneel USADA’nın suçlamalarını sineye çekmedi. Dolayısıyla onun soruşturması devam edecek ve o soruşturma kapsamında Armstrong’un mahkemeye davet edilerek yeminli ifade vermek zorunda kalması mümkün. USADA Bruyneel’in soruşturmasında yılsonuna kadar ciddi adımlar atılacağını belirtmişti, önümüzdeki ayların bu konuda çok heyecanlı olaylara gebe olduğunu tahmin etmek zor değil.

    UCI ve Şıracıları

    Bisiklet camiasında UCI’a karşı bayağı bir homurdanma oluştu bu son olaylardan sonra. Kimmage’a açılan destek fonunun $100.000’e yaklaşmış olması bunun da kanıtı. Fransa Turu’nu 3 defa kazanan Amerikalı Greg LeMond Pat McQuaid’e ve Hein Verbruggen’e hitaben bir mektup yazdı ve ikisini de yolsuzlukla suçlayıp görevlerinden ayrılmalarını talep etti.

    Gerek Pat McQuaid, gerek ve bilhassa Hein Verbruggen koltuklarına yapışacaklardır. Verbruggen halihazırda UCI onursal başkanı, yönetim kurulunda onursal başkan, IOC üyesi. Pat McQuaid keza. Eğer herhangi bir şekilde Armstrong’a dopingli olduğunu bile bile destek olduklarını kabul ettiklerini düşündürecek bir davranışta bulunurlarsa ciddi kayıplarının olacağını tahmin etmek hiç kolay değil. Londra Olimpiyat Oyunları boyunca bizzat takip ettiğimiz üzere IOC üyeliği idealizmin ve spora katkının yanında aslında çok fazla maddi manevi getirisi olan geniş bir ilişkiler yumağı. İnanın, böyle bir ağdan gönüllü olarak çıkmaktansa gazetecilerin küfrünü yemek tercih edilir. Dolayısıyla ben ne Pat McQuaid’in, ne de Verbruggen’in geri adım atacaklarını zannetmiyorum.

    McQuaid ve Verbruggen
    McQuaid ve Verbruggen
    Büyük boyut için tıkla!

    Londra Olimpiyat Oyunlari’nda kadinlar dag bisikleti yarışını seyretmeye gittiğimizde Pat McQuaid de oradaydı. Elinde tele objektif takılmış bir kamera, suratında bulunduğu yerden mutlu, sürekli önünden geçen yarışçıların fotoğraflarını çekiyordu. Tanımasanız, biraz yaşlı bir fotomuhabiri diyebilirsiniz.

    Bana McQuaid, bütün bu hikayede Verbruggen’in arkasını toplamaya çalışan, ama bulunduğu yeri de en azından kısmen Verbruggen’e borçlu olduğu için bir türlü ondan kopamayan biri gibi geliyor. McQuaid’in çok şeye göz yumduğu ve hataları aşikar. Fakat bütün bu olan bitene bisiklet sporuna, belki kendisinin, babasının, kardeşlerinin de yapmış olmasından ötürü, bir marka temsilcisi olan Verbruggen’den farklı baktığına eminim. Üstüne üstlük, gene yiğit ve hakkı kabilinden, Anne Gripper’in de dediği gibi McQuaid döneminde dopingle ilgili çok mesafe katedildi. 2008 yılında uygulamaya sokulmasındansonra bugun biyolojik pasaportla doping takibi konusunda bisiklet lider durumda. Başka hiçbir sporda, buna atletizm de dahil, bu kadar çok kontrol yapılmıyor. Gene de bütün bunlar, McQuaid’in bu oyunun baş aktörlerinden biri olduğu ve görüldüğü kadarıyla “yanlış tarafta” yer aldığı gerçeğini değiştirmiyor tabii.

    Dopingsiz Bisiklet? Kaf Dağı’nın Ardında

    Kaliteli yol bisikleti dergilerinden ProCycling’in başlık altı sloganı ne biliyor musunuz? Inside the world’s toughest sport. Hakikaten de uzun yol bisiklet sporu, dünyanın en zor sporu. Misal bir Fransa Turu ile boy ölçüşebilecek profesyonel spor etkinliği yok dünyada. Bu bir.

    Bloomberg’e göre Fransa Turu firması ASO televizyon yayın haklarından $200 milyon civarında bir para kazanıyor her yıl. Ayrıca Tur’a katılan takımların toplam bütçesi $220 milyon civarında. Daha ilginç bir nokta, ASO’nun yarışan takımlara, örneğin bir Şampiyonlar Ligi ya da Formula 1’in aksine TV gelirlerinden pay vermemesi (bu ayrı bir yazı konusu olur). Bu da iki.

    Bu iki noktayı bir araya getirdikten sonra dopingin, hadi “kaçınılmaz” demeyelim de, “ehven-i şer” olduğunu anlamak zor değil. Dolayısıyla bizce Lance Armstrong skandalından sonra olacak şeyler aşağı yukarı 1998 Festina skandalı, 2006 Operacion Puerto, 2007 Team Telekom vb. skandallardan sonra olacak şeylerin aynısı, yani dopingle mücadele konusunda bir atılım, bol duygusal demeçler, takımlar ve kurumlar arasında toplantılar, itiraflar, fakat en nihayetinde dopingle devam. 1800’lerin sonuna, 1900’lerin başına bakın, doping var. Daha 1900 olmadan dopingden ölen bisikletçiler var. Daha yeni dönemlerde 1967’de Tom Simpson Mont Ventoux’ya tırmanırken amfetamin, alkol ve idrar söktürücü almış bir halde hayatını kaybetti. Marco Pantani 2004’te bir otel odasında ölü bulundu.

    Şu kadarını söylemek gerek: Bjarne Riis gibi, kendi dopingin katmerlisini yaparak Fransa Turu kazandığını itiraf etmiş, Tyler Hamilton tarafından takımına doping yaptırmakla suçlanmış ve “dopingden anlıyor, dopingle nasıl mücadele edilebileceğinde yardımcı olur” bahanesi ile halen takım yöneticiliği yapan adamlar olduğu sürece pek bir şeyin değişmesini beklemek mümkün değil. Bugün 20-25 yaş civarında olan bisikletçilere bakın, özellikle İspanyol pedallara ve bu konuya nasıl yaklaştıklarına. İşte size bu sporun geleceği.

    Bundan sonra da ortada yapılabilecek şeyler var. Yanlış olduğunu düşünsem de SKY’ın “dopinge adı bulaşmış kimse bu takımda yer alamaz” yaklaşımı bir seçenek. Doping yaptığından biyolojik pasaport verileri ışığında şüphelenilen kişilerin çok daha hızlı ve acımasızca cezalandırılmarı bir diğer seçenek. Bunların hepsi zamanla olacak da. Fakat nasıl bundan önceki skandallarda atılan adımlar dopingi önlemediyse, bundan sonrakiler de önlemeyecekler. Belki biraz azaltırlar, o da bize teselli olur.

    MTBTR’de Lance Armstrong Skandalı ve Öncesi Hakkında

    Haberler

  • L'Equipe 23 Agustos 2005 - Yeni Araştırmaya Göre EPO’luymuş!

  • 2010 tarihli Armstrong ve doping konulu haber
  • 2011 tarihli Armstrong ve doping konulu haber
  • 2012 tarihli Armstrong ve doping konulu haber
  • Armstrong USADA ile Mucadele’yi Birakti
  • USADA Raporu 15 Ekim'de Yayınlanacak
  • Armstrong Dosyası Yayınlandı

  • Lance Armstrong Dosyasi’nda Gelismeler – Nike $500.000 mi Odedi?

  • USADA Gerekceli Karari Uzerine Duzenlenen UCI Basin Toplantisi Protokolu

  • UCI Yonetim Kurulu Toplantisi

  • Doping Skandali Ardindan UCI Hedefte

    Makale ve Yorumlar

  • 2005 tarihli “Armstrong 1999'da Dopingli miydi?”

  • 2010 tarihli Greg LeMond'la bisiklet, doping ve Armstrong uzerine roportaj

  • Lance Armstrong ve Otesi – Bisikletin JR’inin Ardindan

  • USADA Gerekceli Karari Turkce Ozet



     

    USADA Gerekçeli Kararı ekseninde etraflıca değerlendirmemize rağmen konuda eksik bıraktığımız iki nokta var (bu konudaki birinci y ...">
  •  
    Yayın Sponsoru
      Yarış Dünyasından

    Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
    Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

    Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
    Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
    Devamı » » » 

    Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
    Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
    Devamı » » » 

    May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
    May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
    May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
    May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
    Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
    Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
    Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
    Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
    Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
    Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
    Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
    Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
    Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
    Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
    Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
    Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
    Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
    Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
    May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
    Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
    Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
    Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
    Yarış Dünyasından Arşivi

     

      Bu yayın 6028 kez okundu.
      Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
      Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


     

     
      Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
      Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

    Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015