Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Eylül . 2017  
Bisiklet ile Dünya rekoruna
MUSTAGH ATA

Bisiklet ile Dünya rekoruna

Çeviren: Emre Yıldırım
30.4.2003

Kahramanımızın ismi Siegfried Verheijke. Ailesinin çocukken oyalansın diye hediye ettiği Guiness Rekorlar kitabını okuyup kafayı rekor kırmakla bozan ve sonunda bunu hayata geçiren bir arkadaşımız kendisi. Ne yaparım ne ederim de bir rekor da ben kırarım diye düşünürken, 1998 yılı temmuzunda Everest civarlarında bisikleti ile turlarken bulmuş kendisini; Lhasa'dan Everest ana kampının yarı yoluna ve oradan devam ederek dağın Tibet tarafından üst kampa kadar bisiklet sürmüş. Sonra da dağın muhteşem manzarasına kilitlenirken birden bir şey fark etmiş dostumuz. En ufak bir yorgunluk hissetmiyormuş yüksekliğe ve kat ettiği mesafeye rağmen ve kararını vermiş. Neye mi dediniz? Dünya yüksek irtifa bisiklete binme rekorunu kırmaya tabii.

 1
1
Büyük boyut için tıkla!

Şöyle bir internette araştırma yapmış ve mevcut rekorun 1991 yılında Arjantin'deki Aconcagua dağına (6960 metre) kırıldığını tespit etmiş. Sonra yakın bir arkadaşı bu tür bir rekor kırmak için en uygun dağın Çin'in Xinjiang bölgesindeki 7,546 metre yüksekliğinde ve gayet uygun eğime sahip Mustagh Ata dağı olduğunu çıtlatıvermiş ona. Dünyada 7,000 metre üzerindeki dağlar arasında en kolay çıkışı yapılan yükselti imiş bu dağ.

1999 yılında yine internete başvurup bu tırmanışta kendisine eşlik edecek arkadaşlar aramış kendisine ve 2000 yılı haziranında 6 kişilik küçük ama çok heyecanlı bir grup oluşturmuşlar. Bir profesör (Jim), ikisi Hollanda'dan biri Danimarka'dan 3 öğrenci (Stijn, Peter ve Martin), Belçika'dan bir anaokulu öğretmeni (Luc) ve dostumuz Siegried; "ticari broker ve bisikletçi" yine Belçika'dan.

Jim aralarında en tecrübeli ve en endişeli olanıymış zira bu tür yüksek irtifa denemelerinde, 3 tane bu konuda tecrübesiz bisikletçi ile birlikte olmak yolculuğun başarısı konusunda kendisinde oldukça fazla şüphe uyandırmış. Pekte haksız olduğu söylenemez doğrusu. Kendisini ikna etmek için bu küçük grubun en önemli gücünün aralarında kuracakları güçlü iletişim bağı ve dayanışma olacağı ve hedefe olan inançlarının tüm zorlukları yeneceğini anlatmaya, ona bunu inandırmaya çalışmışlar.

Karakorum civarında bir yolculuktan sonra aralarına katılacak Luc dışında 5 kafadar 25 Temmuzda Beijing'te buluşmuşlar ve Luc ile Mustagh Ata'ya en yakın şehir olan Kashgar'da buluşmak üzere Urumqi üzerinden uçakla yola çıkmışlar. Yemek ve içecek depolamak için Kashgar'da geçirilen 1 günden sonra 27 Temmuzda saat 10'da dağın eteklerindeki Subashi köyüne varabilmek için yola çıkmışlar ve saat 4'te köye ulaşmışlar. Gayet ıssız bir bölgede kurulan köye vardıklarında, malzemelerini taşıyacak develerin ancak 2 gün sonra buraya varabileceklerini öğrenmişler. Yüksekliğe ve hava şartlarına alışmak için fazladan bir gün daha orada konaklamaya karar vermişler. Luc ve Siegfried yakındaki küçük bir dağa çıkış antrenmanı yaparken diğerleri yakındaki 5000 metrelik bir dağın civarlarında zaman geçirmişler. Kampa döndüklerinde şartlara alışmanın en iyi yolunun Kashgar - Subashi arasında bir antrenman yolculuğu yapmak olduğuna karar veren Martinin 204 km süren yolculuktan hala dönmediğini fark etmişler. 29 Temmuzda bölgeye ulaşacağını öğrendikleri develerin gelişini beklerken ilk tatsız tecrübelerini yaşamışlar. Peter "Pulmonary Edema" (akciğer ödemi olsa gerek) hastalığının tüm belirtilerini göstermeye başlamış. Kendisini daha iyi hissetmesi için Stijn ile birlikte Subashi - Kashgar arasındaki Ghez'e (2600 metre) geri göndermişler Peter'ı. Geri kalan 4'ü de ana kampa gidip onları orada beklemeye karar vermişler. Öğleye doğru yola çıkmışlar. Jim develere ve malzemelere yürüyerek eşlik ederken, Luc ve Siegfried bisikletleri ile ilerlemişler. Yarı yola geldiklerinde karşılarına öğle güneşinde erimesi hızlanan karların coşturduğu ve bisikletlere binerek geçmenin imkansızlaştırdığı bir nehir çıkmış ve develerin gelmesini beklemek zorunda kalmışlar. Develeri beklemeye karar vermişler. Bisikletleri develere bağladıktan sonra katırlardan birisinin üzerine çıkarak karşıya geçmeye çalışmışlar; tam bu sırada nehrin gücüne dayanamayan hayvan düşüp sürüklenmemek için üzerindeki misafirlerini silkeleyip soğuk sulara atmayı seçerek son anda sulara kapılmaktan kurtulmuş. Ana kampa vardıklarında bir kaç gün burada geçirmenin iyi bir fikir olacağını düşünmüşler. Ayrıca zirveye gidip dönen dağcılarla sohbet etmek, gelip gidenlerin yaşadıklarını dinlemek gerçekten ilginç gelmiş bizimkilere. Duydukları en üzücü olay ise 7000 metre civarında o yaz ölen Slovenyalı dağcı olmuş. Kamp boyunca beraberlerinde getirdikleri türlü taze sebzeyi yine kampta bulundukları sürece onlar için pişiren ahçılarının ellerinden yemek gerçekten çok zevkli olmuş. Luc ve Siegfried de bu arada bisikletlerini bu zorlu yolculuğa hazırlamaya başlamışlar. Rekor denemesi için en uygun bisikletin hangisi olacağını 18 ay boyunca düşünmüşler. Bu süre zarfında BMX türü bisikletlerden tutun da çocuk bisikletlerine, katlanan bisikletlerden tutun da parçalanabilir karbon bisikletlere birçok seçenek düşünmüşler. Sonunda 7 kg'ye kadar düşebilecek süper hafif bisikletlerin maliyetlerinin çok yüksek olacağına karar kılıp (2000 - 4000 dolar arası) normal bisikletlerini getirmeye karar vermişler. Örneğin Siegfried'in bisikleti ön amortisörü dahi olmayan ve 1.3 kg ağırlığında karbon kadroya sahip eşinin bisikleti olmuş.

 2
2
Büyük boyut için tıkla!

Ana kamptaki 3. günlerinde takım tamamlanmış; Martin inanılmaz zor şartlarda geçen 204 km'lik yolculuğundan umduklarından da sağlam gelirken, Peter'i tamamıyla iyileşmiş bulmuşlar. Aynı gün yani 31 Temmuz günü Luc ve Siegfried bisikletleri ile 1 No'lu kampa doğru yola koyulmuşlar. Jim onlardan 1 gün önce gerekli malzemelerin yarısına yakınını yanına alarak yola çıkmış ve onlardan bir gün önce 1.kampa varmış. Yol boyunca karşılaştıkları en büyük sorun yarısına kadar dolu olan bisiklet çantaları ile 1000 metrelik bir irtifayı yapmak ve yol boyunca sürekli geriye doğru çekiliyor hissi veren çantalar ve bisiklet ile savaşmak olmuş. Siefried'e göre bu tür bir deneyim yaşayacak her insanın yaşayacağı en büyük zorluk tüm yolculuk boyunca onlara eşlik edecek bu bireysel mücadeleymiş. 2 Ağustosta 1.Kampa yaptıkları ilk tırmanıştan sonraki 2. çıkışlarında Luc ve Siegfried ilk kamplarını kurmuşlar. İlk çıkışta tüm kalın kıyafetlerini yukarıya taşıyıp bırakan Siegfried ikinci çıkışlarında iyice üşümeye başlayınca yardımına Luc yetişerek ona yedek kıyafetlerini vermiş. Luc'un bu yardımı ile bu tür bir faaliyette asıl olanın takım çalışması ve dayanışması olduğunu Siegfried bir kez daha anlamış. Martin, Peter ve Stihn aklimatizasyon konusunda Luc ve Siegfried'ten birkaç gün geri oldukları için onlar daha sonra kampa katılmaya karar vermişler. Martin daha sonra çok hızlı bir alışma dönemi geçirip Luc ve Siegfried'e 2. Kamp yerinde katılmış. Ana kamp ile karşılaştırıldığında 1. Kamp bir o kadar sevimsiz bir bölgede kuruluymuş. Zeminin dikliği ve kayalarla kaplı olmasından dolayı tüm çadırlar farklı yerlerde ve eğimli bir zeminde kurulmak zorunda kalmış. En kötüsü de güzel manzarası dışında burada yapılacak hiçbir şeyin olmamasıymış. Vücutlarının irtifaya alışmasını beklemekten başka.

4 Ağustosta, 1.kampta geçirilen 2 günden sonra Luc ve Siegfried, 6200 metre yükseklikteki ikinci kamp için yola koyulmuşlar. En azından bunu denemişler zira 3 saat sonunda ancak 5800 metrede bulunan buzul bölümünün başlangıcına varabilmişler ve kamp 2'ye bir günde ulaşabilmelerinin imkansız olduğunu anlayıp vardıkları yerin manzaralı ve güzel olmasını da göz önüne alarak orada kamp yapmaya karar vermişler. Tabii Jim onları küçümseyerek onların ne kadar cesaretsiz işe yaramazlar olduklarını vurgulamaktan geri kalmayarak (sanırım pek iyi anlaşamıyorlarJ) 1. Kampa geri dönmelerini sağlamış. Ertesi gün gerekli malzemeyi de alarak yine arada buldukları bu bölgeye gelerek kamp 1.5'ğu kurmuşlar. (5 Ağustos).
 3
3
Büyük boyut için tıkla!
Burada şimdiye kadar kimse kamp kurmayı düşünmediğinden etrafta kimsecikler yokmuş. Sadece zirve yolunda gidip gelen dağcılar bir nefes almak için onları ziyaret edip yukarıda ve aşağıda olup bitenlerden bahsediyorlarmış. Daha da güçlenen Martinin onlara katılmasıyla her şey çok güzel gitmeye başlamış. Danimarkalı bir takımın başarıyla tamamladıkları zirve çıkışlarının dönüşlerinde onlarla birlikte sevinirken, onların iki hafta önce ölen slovenyalı dağcı ile ilgili anlattıkları olayın tehlikeli tarafını hiçbir zaman unutmamaları konusunda iyi bir uyarı olmuş.

Martin, Luc ve Siegfried kendilerini çok iyi hissediyorlarmış; birkaç küçük yükseklik hastalığı belirtisi dışında her şeyin çok iyi gitmesi onları sevindirmiş öyle ki Luc birkaç downhill denemesinde bile bulunmuş.

6 Ağustosta istemeye istemeye 2. Kamp için yola koyulmuşlar.
 7
7
Büyük boyut için tıkla!
Siegfried oradan ayrılmakta isteksiz davranırken, Luc bu güzel havaların sürekli olamayacağını bildiğinden bir an önce yola çıkmakta özellikle istekli olmuş. Çıkışın ilk bölümü ünlü buzul çıkışı imiş ve korktukları kadar zor olmadığını görmeleri içlerini rahatlatmış. Zaten bu bölüm 15 dakikalık bir geçişi kapsadığından bu bölümü ipsiz bir şekilde aşmışlar. Ancak ikinci bölüm gerçekten zormuş. Çok dik bir eğime sahip olan çıkış sırasında Luc hiç zorlanmazken kahramanımız Siegfried o kadar da rahat değilmiş zira kar ayakkabıları derin kar örtüsüne takılıp ona zorluk çıkarıyormuş. Hatta bir ara ayakkabısı bir bölgede zemine sıkışınca yüzükoyun yere düşüp aşağı doğru kaymaya başlamış. Ayağa kalkmaya çalışırken Luc'te bir şeyler bağırıyormuş ona sonra ters dönmek aklına gelmiş ve bu zor pozisyondan kurtulmuş işte o anda Luc'un de aynı şeyleri ona bağırmakta olduğunu anlamış. Sonunda 2.kampa vardıklarında Siegfried gerçekten çok mutluymuş çünkü aradığını yani gücünün limitlerini sonunda hissetmeye başlamış.

2. kampta yaklaşık 40 dakika kaldıktan sonra ve sürekli bir şeyler mırıldanıp dinlenen Jim ile muhabbet ettikten sonra tekrar 1.5 No'lu kamplarına geri dönmüşler. Dönüş çok kolay olmuş bunda bahar sezonunda yaptıkları çok ağır ve yerinde antrenman
 6
6
Büyük boyut için tıkla!
programının da büyük etkisi varmış. Geri döndüklerinde bir Amerikalı - kazak takımının onların kamp yerlerinin hemen yanına kamp kurduklarını görmüşler. Siegfried bir anda üşüdüğünü ve kuru bir şeyler giymesi gerektiğini hissetmiş ve tam bu sırada tüm kuru kıyafetlerini ikinci kampa çıkarıp bıraktığını hatırlamış. Aynı hatayı ikinci kez yaptığından kendine kızmaya fırsat kalmadan Amerikalılar yardımına yetişip kuru bir şeyler vermişler kendisine. 8 Ağustosta tekrar kamp 2'ye çıkmışlar. Kamp 1.5'a göre daha fazla kar olması ve nefes almanın güçleşmesinin yanı sıra geceleri soğuğun artması her şeyi daha zor kılmaya başlamış. Siegfried gibi tecrübesiz dağcılar için güneş doğmadan işe yarar bir şeyler yapabilmek oldukça güç olmaya başlamış. Geldiklerinde ilk gördükleri zirve yapıp geri dönmüş olan Jim olmuş. Havanın nasıl gideceğinden emin olamayan Jim çıkışı gerçekleştirebilmek için saat 5.45'te başlayarak çıkışı gerçekleştirmiş ve geri dönmüş.

9 Ağustosta takımın diğer elemanları Martin, Stijn ve Peter öğleden sonra onlara katılmış. 10 Ağustosta tekrar yola çıktıklarında Siegfried iyi bir gününde değilmiş ve ancak öğleye doğru yola çıktıklarından, günün sonunda 2. Kampın 250 metre üzerinde, 6450 metrede ikinci kamplarını kurmak zorunda kalmışlar. Siegfried herkesten özür dilemiş ancak bu onların o gün için fazla ilerleme sağlayamamalarını önleyememiş. 11 Ağustosta ilk (ve son) kez gün ışımadan dondurucu soğuk eşliğinde yola çıkmaya hazırlanmışlar. Jim soğuk bir günaydın dedikten sonra gruba yol açabilmek için 5.45'te yola çıkmış. Ya da sesi ve görüntüsüyle Jim sandıkları birisinin yola koyulduğunu görmüşler. Yarım saat sonra inanılmaz güçlü görülen Stijn görünmüş ve aynı gün zirveyi denemeye karar vermiş. Bir önceki günün aksine bu sefer Stijn ve Siefried kendilerini çok iyi hissederken, Luc ve Martin zorlanmaya başlamışlar. Yolculuğun geri kalanında Stijn ile Siegfried ve Martin ile Luc ikilisi, her 50 metrede bir dinlenerek çıkışlarını sürdürmüşler. Yaklaşık 1 saat sonra 6600 metrede bir önceki gün düşündükleri kamp yerinin bulunduğu yerde kurulu bir çadırın yanından geçmişler. Daha önceki 6450 metredeki kamp yerine burada kamp kurmayı tasarlamış olmalarına rağmen ulaşamadıkları noktadalarmış. Bu noktadan sonra 950 metrelik çıkış ile zirveye ulaşmayı tasarlıyorlarmış ancak 6450 metrede zorunlu olarak yaptıkları kamp bunu imkansız kılmış. Bunun üzerine
 5
5
Büyük boyut için tıkla!
Stijn ile birlikte iki saatlik bir çıkıştan sonra 6960 metredeki dünya rekoru noktasına çıkıp amaçlarına ulaşmışlar. Siegfried GPS'lerinde 6965 metreyi okurken, Jim'in bahsettiği 7020 metredeki düzlük alana ulaşmak için yeniden yola çıkmışlar.
 4
4
Büyük boyut için tıkla!
Yarım saatlik bir yolculuktan sonra Jim'in bahsettiği zirve noktasına ulaşmışlar. Tüm bilgisi ve tecrübesine rağmen onların o noktaya ulaşabileceklerine hiç bir zaman inanmadığını söylüyor Siegfried Jim'in. Bu noktaya gelirken kendilerini gayet iyi hissettiklerini ve umduklarından daha kolay bir şekilde bu noktaya vardıklarını farketmişler.

Geri dönüşe başlarken hissettikleri yorgunluğun yanı sıra girişecekler fiziksel aktivite karşısında yaşanılan oksijen eksikliği her şeyi zorlaştıran bir faktör olarak karşılarına çıkmış. Siegfried bu hissi denizin dibinden yüzerken su yüzüne çıkmazdan önceki birkaç saniyede vücudun nefes alamamaktan dolayı artık dayanamayacağı hissine benzetiyor bu irtifadaki hislerini. Kısa bir dinlenmeden sonra etrafı gözlemlerken yaklaşık 50 metre aşağılarında slovenyalı dağcının geride bıraktığı çadırını görmüşler. Ki bu çadır bundan birkaç gün önce zirve yapan bir başka grup için hayat kurtarıcı bir görev üstlenmiş. 20 dakika sonra Luc ve Martin de onlara katılmışlar. Jim onlar için bir rota hazırladığı halde bisiklet ile iniş için halen fazlasıyla yumuşak bir zemin olduğunu görmüşler. Bunun üzerine kendileri için plastik torbaların yardımıyla bir yol yapmaya karar vermişler ancak bunu gerçekleştirmenin yapmaktan çok daha zor olduğunu da çabuk anlamışlar. 7000 metrede böyle bir aktiviteye girdiğinizde fazla yapabileceğiniz bir şey yokmuş. Her 10 dakikalık çalışmanın sonrasında 1 dakika dinlenmek gerekmiş. 30 dakika uğraşın sonunda ancak 30 metrelik bir yol yapabilmişler ve pek istedikleri gibi de olmamış. 1 metre derinliğinde çok fazla miktarda yumuşak kar varmış. Eğer bir şekilde çektikleri videoları seyretme şansımız olursa, Amerikanın en komik videosu çekimlerinden birisi zannetmemizin kaçınılmaz olduğunu söylüyor Siegfried. Neyse ki her biri kısa süre de olsa bisiklete binmeyi başarmışlar. Saat 16.00 sıralarında 1645 metredeki kamplarına geri dönmeye karar vermişler. İnişte her zaman şu ünlü sözü akıllarından çıkarmamaya özen göstermişler; Dağcılıkta başarı, dağcının tırmanma becerisinin yanı sıra, geri dönebilmesi ve dünyaya bunu haber verebilmesine bağlıdır.

Akşam 7 civarında, kamp 2.5'a ulaşıp Guiness Dünya Rekorunu kırmanın mutluluğunu yaşamışlar. Ertesi gün sabah 10 gibi ana kampa yolculuk için yeniden yola çıkmışlar. Bisikletler ile birlikte tüm malzemeyi aşağıya indirmek çok yorucu olmuş.

Dönüşte Peter ve Stijn bir hafta daha Mustagh Ata'da kalmışlar zirveyi denemek için; ilk denemelerinde Çinli bir çocuğu aşağı indirmek zorunda kalmışlar ve ikinci denemelerinde de 2.kampı kötü hava şartları yüzünden geçememişler. Şanssızlık. Siegfried şu anda Guiness Rekorlar kitabı yöneticileri ile gerçekleştirdikleri bu rekorun kitaba girebilmesi ve kabul görmesi için görüşmelerde bulunuyormuş.)

www.mountainzone.com adresinden alınmıştır.

 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 2873 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015