Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
UCI WorldTour Matematiği
UCI WorldTour Puan Sistemine Devam

UCI WorldTour Matematiği

Yazar: Buyruk Alparslan
29.1.2013

Geçtiğimiz hafta Tour Down Under ile UCI World Tour serisi başladı. Biz de bunu fırsat bilerek UCI WorldTour Puan Sistemi yazı serimizin son bölümüne geçelim. Serinin 2. yazısında UCI WorldTour Puanları Nasıl Dağıtılıyor konusuna değinmiştik. Daha çok teorik olarak hangi yarış kaç puan dağıtıldığını, puan bazında yarışların ne şekilde kategorilendirildiğini işlemiştik. Şimdi işin biraz daha eğlenceli tarafına geçelim. Elimizdeki verilere bakarak sezonu ve yarışları analiz edelim.

Öncelikle genel klasman ve etap sıralamaları ne kadar puan dağıtıyor bir hatırlayalım.

Büyük boyut için tıkla!

Yukarıdaki puan tablosunun paralelinde denklemimiz de şöyle oluşmuştu:

Tour de France > Giro = Vuelta > Diğer etaplı yarışlar > Anıtsal klasikler > Diğer (semi) klasikler

2012 sezonu boyunca 28 WorldTour yarışı toplam 16,560 puan dağıttı. 2013’te de benzer bir tablo göreceğiz. Etaplı yarışların tam olarak kaç etaptan oluşacakları henüz açıklanmadığı için 2013’ün hesabını şimdiden yapamıyoruz. Ama 3 büyük turun da (Tour, Giro, Vuelta) parkurları açıklandı ve etap sayılarını biliyoruz. Geriye bir tek 1 haftalık turlardaki etap sayıları kaldı. Onların da çok fazla bir değişiklik gösterme şansı yok. Yani geçen sene 6 etap olan bir tur, bu sene 7 etap olabilir, belki de 8; ama gidip 15 etap olamaz. Bu nedenle 2013’ün 2012 ile toplam puan bazında çok yakın olacağını biliyoruz.

Diğer bir yandan da takvime yeni eklenecek olan Tour of Hangzhou gibi yarışlarla beraber WorldTour takvimindeki toplam yarış sayısı ve haliyle toplam dağıtılan puan da artacak. Gelin biz tamamlanan ve hesaplarını kesin olarak yapabileceğimiz 2012’nin yarışlarını bir inceleyelim.

Genel Klasman vs. Etap Galibiyeti

Bir kere benim ilk dikkatimi çeken genel klasman / etap karşılaştırması oldu. Tour de France’da genel klasman 1.’si 200 puanı cebine indirirken, etap galibiyetleri de 20 puan getiriyor. Yani 10/1 gibi bir oran söz konusu. Giro ve Vuelta’ya bakarsak bu sefer değerler 170 ve 16 olarak değişiyor. Burada da tam olarak 10/1 olmasa da, benzer bir oran görüyoruz. Ama işler 1 haftalık turlara geldiğince değişiyor. 1 haftalık turların genel klasman birinciliği 100 puan verirken, etap galibiyetleri sadece 6 puan veriyor, bu da yaklaşık 17/1 orana denk geliyor. Bu oranların bize söylediği, 1 haftalık turlarda genel klasmanın, etap galibiyetlerine oranla çok daha fazla puan verdiği. Bu da özetle sprinterlerin toplayabileceği puan sayısının görece olarak genel klasman adaylarından daha düşük olduğunu belirtiyor. Hatta genel klasman adaylarının etap da kazandığını/kazanabileceğini öngörürsek bu fark daha da açılıyor. Özetle puan odaklı bir yaklaşım sergileyen sprinterlerin büyük turları gözüne kestirmesi daha mantıklı olabilir.

Gerçi orada da başka etmenler de devreye giriyor. Mesela 20, 21 etap üzerinden büyük turlarda sprinterlerin alabileceği 5, 6, hadi 7 etap bulunuyor. Diğer bütün etaplar ya tırmanış barındırıyor ya da zamana karşı etaplarından oluşuyor. Bununla beraber genel klasman iddialıların aksine sprintlerin bir takvim yılı içerisinde 2, bazen 3 büyük turda yarışmaları da oldukça yaygın. Yani sizden iyi bir sprinter varsa ve onunla aynı büyük turlarda yarışıyorsanız, üst üste geçiliyor olmanız muhtemel. Hesaba katılması gerekenlerden birisi de bu oluyor haliyle.

Gelin bir de daha genel bir karşılaştırma yapalım. Belli bir miktar puanı gözümüze kestirelim ve o puana ulaşmak için başarılması gereken dereceleri düşünüp hangisinin daha kolay olacağını anlamaya çalışalım.

100 puanlık bir çizgi belirleyelim örneğin. Buna ne şekilde ulaşabiliyoruz bir bakalım:

1) Tour de France genel klasman 5.’liği (100 puan)
2) Tour de France 5 etap 1.’liği (100 puan)
3) Giro, Vuelta genel klasman 3.’lüğü (100 puan)
4) Giro, Vuelta 6 etap 1.’liği (96 puan)
5) Haftalık turlarda genel klasman 1.’liği (100 puan)
6) Haftalık turlarda 16 etap 1.’liği (96 puan)
7) Anıtsal klasiklerde 1.’lik (100 puan)
8) Semi klasiklerde bir 1.’lik (80 puan) ve bir 6.’lük (22 puan)
9) Semi klasiklerde iki 3.’lük (50x2 = 100 puan)

Sanırım bunların içinde en zor 6 numaralı adım yani haftalık turlarda 16 etap 1.’liği, ki aslında toplamda 100 puana bile erişilmiyor anca 96 ediyor. Özellikle 1 takvim yılı içerisinde oldukça zor. Zaten bu nedenle yukarıda belirttiğim gibi sprinterlerin haftalık turlarda puan toplaması hayli sıkıntılı.

Haftalık turlarla beraber, Tour ve Giro/Vuelta’da kazanılan etaplar da çok ciddi puan getirmiyor aslında. 100 puana ulaşmak için Tour’da 5 etap kazanmak gerekiyor ki bunun ne kadar zor olduğunu Tour’u takip eden herkes takdir eder. Son yıllarda bunu hiç görmüyor da değiliz yine de. Mark Cavendish 2012 haricinde Tour’da son birkaç yıldır ortalama 5 etap kazanıyor. Ama unutmayalım ki bunu başarabilen başka bir isim çıkmadı.

Benzer bir durum da Giro/Vuelta için yaşanıyor. Orada da 6 etap galibiyeti almak gerekiyor. Bir büyük turda 6 etap galibiyeti! Bu öyle bir seviye ki, bir bisikletçi bunu başardığında, bir daha kolay kolay kontrat bulma sıkıntısı yaşamaz, bisiklet tutkunlarından ve diğer bisikletçilerden de saygı görür. Özetle böyle bir seviyeye çıkmak da oldukça zor.

Diğer bir yandan mesela semi-klasiklerde alınan iki 3.’lük de 100 puan getiriyor. Tek günlük yarışların dinamiği her zaman farklı olur ve sürprizlere açık olur ama benim nezdimde 100 puana ulaşmanın en kolay yolu bu gibi görünüyor. Yine unutmayalım tırmanışçıların ve genel klasman iddialılarının Fleche Wallonne ve Amstel Gold haricinde semi klasiklerde başarılı olmasını beklemek biraz zor. Onlar için en uygun senaryo mümkün olduğunca fazla yarışta genel klasmanda yukarılarda olmaya çalışmak.

Peki etaplı yarışları genel klasman özelinde kendi içinde karşılaştırırsak ne gibi bir sonuç elde ediyoruz.

1) Tour de France genel klasman 5.’liği (100 puan)
2 Giro, Vuelta genel klasman 3.’lüğü (100 puan)
3) Haftalık turlarda genel klasman 1.’liği (100 puan)

Burada Nicholas Roche ismini zikretmeden geçemeyeceğim. Bildiğiniz gibi kendisi Triple Crown’u (aynı yıl içinde Giro, Tour, dünya şampiyonasını kazanmak) son kez başaran Stephen Roche’un oğlu. Babası kadar başarılı olduğunu söylemek bir hayli zor. Yine de yıllardır büyük turlarda yarışan ve genel klasmanda başarılı olmaya çalışan bir bisikletçi kendisi. Kendisinin ismini bahsetmekteki asıl amacım, sürekli olarak hedefsizlikten dolayı eleştirilmesi. Gerçekten de yeteneğini olabilecek en üst seviyede kullanamıyor. Sorulduğunda hedefinin “Tour de France’ta genel klasmanı mümkün olan en üst yerde tamamlamak istiyorum” diyor ama bu bile oldukça belirsiz bir ifade. Bazen de “Genel klasmanda ilk 10’da yer almak istiyorum” gibi bir ifade kullanıyor. Bu daha belirli olsa da yine de çok hedef odaklı olmadığı aşikar.

Bu ifadelerine rağmen, Tour’u ilk 10’da bitirmeyi bir türlü başaramıyor. Vuelta’da ise 2010 yılından kalan bir 7.’liği mevcut. Özet olarak büyük turlarda pek WorldTour puanı toplayamıyor ve bu da her sene olumsuz bir eleştiri olarak hanesine ekleniyor. İşte bu WorldTour puan tablosu paralelinde kendisi hakkında söylenen ana hedefini büyük turlardan haftalık turlara kaydırması gerektiği. Tour’da 10. olduğunda 50 puan alabilecekken, haftalık turlarda 3. bile olsa bile 70 puan alabilecek olması bunun en büyük nedeni. Unutmayalım Tour’da ilk 10’a bile girmekte zaten sıkıntı çekiyor. Bir de tabii adı üzerinde haftalık yarışlar sadece 1 hafta sürüyor ve bir sene boyunca çok rahat bir şekilde 4, 5 ve hatta daha fazla haftalık yarışa katılabilir. Hepsinde podyuma giremese bile ana hedefi bu yarışlar olduğu için hem fiziken bu yarışlar için kendini daha iyi hazırlayabilecek, hem de yarışların parkurunu daha iyi çalışıp daha verimli bir şekilde yarışabilecek. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda haftalık yarışların oldukça mantıklı olduğu görünüyor.

Burada 2012 yarışlarının etap profilleri de göz önünde bulundurularak bir analiz yapılmış. Gelin bir de bu tablolara bir göz atalım:

Öncelikle yarışların dağıttığı toplam puan tablosu:

Büyük boyut için tıkla!

Tabloda dikkati ilk geçen Tour de France’ın ezici üstünlüğü. Tour de France, haftalık turların neredeyse 4 katı, anıtsal klasiklerin 4.5 katı, semi klasiklerin ise 6.5 katı kadar puan dağıtıyor. Bisiklet dünyasının en prestijli yarışıolduğunu göz önünde bulundurursak bu son derece normal.

Yarışları 3 büyük çatı altına ayırıp baktığımızda ise birbirine çok yakın bir tablo görüyoruz.

Büyük boyut için tıkla!

Büyük turlar tek başlarına bakıldığında en fazla puan dağıtan yarışlar olmalarına rağmen, diğer etap yarışlarının ve klasiklerin sayıca çok olmalarından ötürü, bir takvim yılı içinde dağıttıkları toplam puan birbirlerine oldukça yakın. Bu da puan toplamak için illa büyük turlarda galibiyetler elde etmenin gerek olmadığının en basitinden bir göstergesi.

Sadece etaplı yarışları göz önüne alırsak, genel klasman haricinde sadece etapların dağıttıkları puanlar ne kadar ediyor?

Büyük boyut için tıkla!

Diğer etaplı yarışlarda etap galibiyetinin sadece 6 puan getirmesini eleştirmiştim yukarıda. Bu 100 puan örneğinde daha da çok belirgin hale gelmişti. Çünkü bu yarışlarda 16 tane etap galibiyeti bile alsanız sadece 96 puan ediyordu, 3 basamakları göremiyordunuz bile.

Ama bu tabloya bakınca eleştirilerimi biraz yumuşatmam gerekebilir diye düşündüm ilk bakışta. Fakat sonra sene boyunca birçok haftalık tur koşulduğunu ve bunların toplamının ancak ciddi bir miktara denk geldiğini düşününce bu düşüncemden vazgeçmem uzun sürmedi.

Etap Profilleri Karşılaştırması

Büyük boyut için tıkla!

Bu tablo yukarıda oluşturduğumuz kategorilerin hepsinden farklı başlıklar içeriyor. 2012 yılındaki gerek klasikler, gerekse etaplı yarışlardaki etaplar incelendiğinde yukarıdaki sonuca ulaşıyoruz.

Genel klasmanın bütün puanların %50’sini alması çok önemli, resmen pastanın yarısını almış durumda. 2012’yi düşünecek olursak, WorldTour’u birinci sırada tamamlayan Rodriguez’in 2 tane klasik zaferi var (Fleche Wallonne ve Il Lombardia) ama puanlarının çoğu etaplı yarışlardan ve genel klasmandan geldi (Tirreno-Adriatico, Vuelta Ciclista al Pais Vasco, Giro d'Italia ve Vuelta a España). Keza WorldTour ikincisi Bradley Wiggins için de benzer bir durum söz konusu. Hatta Wiggo’nun tek günlük klasik zaferi de olmadığı için bütün puanları etaplı yarışlardan geldi (Paris - Nice, Tour de Romandie, Critérium du Dauphiné ve Tour de France). Buradan çıkarabileceğimiz ders, WorldTour’da zirveye oynamak istiyorsanız, genel klasmanda kayda değer sonuçlar elde etmeniz gerekiyor.

Böyle demişken, hafızalarda hala taze olan 2011 sezonunu unuttum sanmayın. 2011’de WorldTour’u zirvede bitiren isim klasiklerde inanılmaz bir sezon geçiren Philippe Gilbert’ti. Genel klasman anlamında Eneco Tour haricinde pek önemli bir puanı yokken, klasiklerde çok ciddi zaferler elde edip WorldTour’u zirvede tamamlamıştı. Ama Gilbert gerçekten de mükemmele yakın bir sene geçirmişti. O nedenle benim görüşüm, WorldTour zirvesinin yine genel klasmandan geçtiği yönünde.

Diğer etap/yarış profillerine baktığımızda, en çok dikkat çekenin parke taş yarışları olduğunu görüyoruz. Bahar klasiklerinin sadece belli bir bölümünü oluşturmasının haricinde sezonun geri kalanında çok fazla görünmemelerinden dolayı parke taş yarışlarını açıkçası biraz arka planda hayal etmiştim, ama yukarıdaki tablo tahminimden farklı bir tablo çizdi. Parke taşta dağıtılan puanlar hem düz profile sahip yarışlardan, hem de profile sahip yarışlardan daha fazla.

Bu demek oluyor ki son dönemde en büyük başarısını parke taşta elde eden Tom Boonen’nın, düz etaplarda (toplu sprint finişlerinde) akla ilk gelen isim olan Mark Cavendish’ten daha fazla puan almasının oldukça olası olması. Özetle Cavendish çok başarılı bir sezon geçirse bile ve sprint anlamında senenin en iyi olsa da, vasatın üzerinde bir performans sergileyen parke taşı bisikletçisinden daha fazla puan toplayabilmesi oldukça zor.

Benzer bir senaryo da dağlık profile sahip yarışlar için geçerli. Hatta durum tırmanışçılar için daha da kötü. Dağlık etaplarda dağıtılan puanlar düz etaplarda dağıtılan puanlardan da daha az. Bu tablo da zamana karşısı kötü olup genel klasmanda başarılı olamayacak tırmanışçılar için kötü bir senaryo. Ama ufak bir ekleme yapayım. Tabloda “Hafif Tırmanış / Karışık” olarak kategorilendirilen yarışların içerisinde de tırmanışçıların başarılı olacağı etaplar olabilir, o nedenle onların şanslarını sadece “Dağlık” kategorisi ile sınırlı düşünmeyelim.

Hafif tırmanış kategorisine gelecek olursak, genel klasmandan sonra en çok puanı dağıtan kategori olduğunu düşünerek burada ciddi bir fırsatın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu tip yarışlarda başarılı olabilecek bisikletçilerden örnekler Peter Sagan, Philippe Gilbert, Fabian Cancellara, Simon Gerrans olabilir. Özetle gerektiğinde belli bir seviyede sprint atıp gerektiğinde de çok uzun olmayan tırmanışların hakkından gelebilmek önemli.

WorldTour Takımları mı Profesyonel Kıta Takımları mı?

Büyük boyut için tıkla!

Bildiğiniz gibi UCI’ın profesyonel takımlarının (UCI ProTeam) WorldTour lisansları var ve bütün WorldTour yarışlarında yarışma hakları/zorunlulukları var. 18 tane WorldTour lisansına sahip takımın hepsi WorldTour yarışlarına katılıyor. Bunun üzerine bir de wild card ile profesyonel kıta takımlarının da yarışlara katılabilmesi mümkün.

Dağıtılan wild card sayısı etaplı yarışlarda (büyük turlar ve diğer 1 haftalık etaplı yarışlar) 4 ile sınırlı kalırken, tek günlük klasiklerde 7’e kadar uzanabiliyor. Yani etaplı yarışlarda toplam 22 takımı yarışırken görürken, tek günlük klasiklerde pelotonun 25 takıma kadar çıktığını görebiliyoruz.

Yukarıdaki tablo da WorldTour yarışlarında dağıtılan puanların ne kadarını WorldTour lisansına sahip takımların aldığını, ne kadarınınsa profesyonel kıta takımlarına kaldığını gösteriyor. Diğer olarak geçen ise Tour Down Under’da UniSA adıyla yarışan Avustralya takımı.

“UCI WorldTour Puanları Nasıl Dağıtılıyor?” yazımızda, profesyonel kıta takımlarının WorldTour yarışlarından WorldTour puanı alamadığından bahsetmiştik. Bu nedenle yukarıdaki tablo oluşturulurken, profesyonel kıta takımlarının WorldTour takımı oldukları düşünülerek aldıkları derecelerin kaç puana tekabül edeceği göz önünde bulunarak hazırlanmıştır.

Wild cardların etaplı yarışlarda 4, tek günlük yarışlarda 7 adet verildiğinden bahsetmiştik. Etaplı yarışlardaki günlük yarış sayısının da fazlalığını düşünerek ortalama 5 wild card verildiğini düşünelim, böyle olunca WorldTour takımlarının pelotona oranı 18 / 23 = %78 oluyor. Buna rağmen WorldTour takımları dağıtılan puanların neredeyse %94’ünü almış. Bu gerçekten çok ciddi bir dominasyon. Özetle profesyonel kıta takımları aldıkları wild card’lar ile WorldTour yarışlarına katılmışlar ama elde ettikleri dereceler bakımından belki biraz da beklendiği gibi, WorldTour takımlarının gerisinde kalmışlar.

Kıtasal Konumlandırma

Büyük boyut için tıkla!

Yarışların düzenlendiği ülkeler gözetilerek puanları dağıttığımızda, Avrupa beklediğim gibi açık ara tepede. Geriye kalan yarışların Kuzey Amerika, Okyanusya ve Asya’da neredeyse eşit dağıldığını görüyoruz. ABD’de şu anda koşulan bir WorldTour yarışı yok, Kuzey Amerika’nın puanları Kanada’da koşulan semi-klasiklerden geliyor. Okyanusya’nın puanları ise tahmin edilebileceği gibi sezonun ilk WorldTour yarışı olan Santos Tour Down Under’dan oluşuyor. Asya kıtasını ise Pekin Turu temsil ediyor. Yalnız 2013 yılında yine Çin’de düzenlenecek Tour of Hangzhou ile Asya’nın dağıtacağı puanlar artacak.

Ülkesel Konumlandırma

Büyük boyut için tıkla!

Bu tablo bize daha ilginç bilgiler sunuyor. Zaten hali hazırda bisikletin Avrupa’nın sporu olduğunu biliyorduk. Peki ama Avrupa’da hangi ülkeler öne çıkıyor?

İlk 3 sırada düzenledikleri büyük turların dağıttığı puanların da önemli katkısıyla Fransa, İtalya ve İspanya’yı görüyoruz. Akabinde de belki de bisiklet kültürü en köklü olan ülke olan Belçika geliyor.

Not: Bazı etaplı yarışlar bazen birkaç ülkede koşulabiliyor. Örnek 2012 Giro’su Danimarka’da başlayıp sonrasında ana ülke topraklarına (İtalya) dönüş yaptı. Bunun gibi durumlarda Giro bir bütün olarak düşünülüp bütün dağıtılan puanlar İtalya ülkesi için hesaplandı. Keza Eneco Tour, hem Belçika, hem de Hollanda topraklarında geçmesine rağmen, bütün puanlar Hollanda’ya verildi.

Burada düşündürücü olan konu Almanya’da sadece bir semi-klasiğin koşuluyor olması. Çok büyük potansiyele sahip bir ülke Almanya ve aslında WorldTour seviyesinde de oldukça önemli sayıda bisikletçileri var. İspanya, İtalya gibi ülkelerin ekonomik krizlerle olumsuz etkilendiği bugünlerde Almanya’nın işin içine daha çok sokulması, sporun geleceğini için oldukça olumlu olacaktır. ,

 

değinmiştik. Daha çok ...">
 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 2300 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015