Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
22 . Haziran . 2017  
TUR2013: Doping (?), Yarışın Geleceği ve Yorumlar
49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu

TUR2013: Doping (?), Yarışın Geleceği ve Yorumlar

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
19.5.2013

Torku Şekerspor’dan Mustafa Sayar’ın birinciliğinin bisikletseverlere hayatları boyunca unutmayacakları sahneler yaşattığı 49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun (TUR) bitmesinin üzerinden üç hafta geçti.

Bazen insanı çok heyecanlandıran olayların üzerinden bir süre geçmesini beklemek iyi oluyor, heyecan yatışsın, neyin hakikaten mühim, neyin eften püften tartışmalar olduğu daha açık belli olsun diye.
Mustafa Sayar, 6. etap
Mustafa Sayar, 6. etap
Büyük boyut için tıkla!

Uzun uzadıya yarışı anlatmaya lüzum yok. Tekrar hatırlamak için buraya bakabilirsiniz. Organizasyon kalitesi gibi konularda biz susalım, yazımızın sonundaki yabancı gazeteciler ve takımların yorumlarını okuyun lütfen. Bizim değineceğimiz iki konu var: Zaman zaman ayyuka çıkan doping konusu, bir de Türkiye’de böyle bir organizasyonu yaparken devlete muhtaç olmanın kaçınılmazlığı.

Doping İddiaları (?)

Yarışın 6. etabını kazanmasından sonra Mustafa Sayar’ın performansı ve dopingli olup olmadığı hakkında ciddi bir tartışma başladı. Bilhassa yabancı bisikletçiler ve gazetecilerin körüklemesiyle dedikodular Mustafa’nın kollarındaki iğne izi olduğundan (“kan dopingi yapıyor!”), yarış sonunda suratının domates gibi kızarmış olmasından (“kesin kan transfüzyonu!”) başladı, kulaktan kulağa yayılıp internette yabancı bloglara kadar düşen “Mustafa’ya yarıştan çekilmesi için para teklif edildi!” dedikodusuna kadar gitti.

Yarışın üzerinden 3 hafta geçtikten sonra o an insanı çok heyecanlandıran bu tarz dedikodular, Mustafa Sayar’ın suratının rengine bakıp dopingli yaftasını yapıştırmak biraz gayriciddi geliyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu başkanının Mustafa’ya gidip “sana şu kadar para, yarıştan çekil!” demesi garip duruyor ve görülüyor ki doğru değil.

Emin Müftüoğlu:

Kesinlikle öyle bir şey yok. Etaptan sonra tartışmalar başlayıp herkes çocuğa yüklenince antrenörü ile konuştum, problem mi var diye: “Hem Mustafa’nın, hem takımın sonu olur, bir şey varsa zaman varken çözüm bulalım”. Antrenörü “kesinlikle hiçbir şey yok!” dedi. Bu tarz dedikodular çıkmasın diye yanımda bir ağabeyimiz de vardı, o da şahid, kesinlikle para lafı geçmedi.

Aynı şeyleri, yarıştan 2 hafta geçtikten sonra soğumuş kafa ile Mustafa’nın performans analizi denemeleri için de söyleyebiliriz. Hangi yöntemi kullanarak denerseniz deneyin, doğrudan Mustafa’nın aynakolundan çıkmayan verilerden ulaşılacak misal 6 W/kg gibi bir güçte %10’lük bir hata payı kabul ederseniz ulaştığınız bant genişliği 5.4 W/kg (gayet normal) ile 6.6 W/kg (hayli iddialı) olur. Dolayısıyla bu konuda tek doğru veri, varsa Mustafa’nın bisikletinden alınacak verilerdir, yoksa… yoktur.

Sonuç olarak yarış sonrası heyecanı geçtikten sonra söylenecek tek şey var, o da bu tartışmaların heyecanlı, eğlenceli ve cezbedici olabildikleri. Lakin sakin kafayla pek de ciddi olmadıkları, dedikoduların çoklukla sadece dedikodu kaldıklarını da kabul etmek gerek.

Doping Kontrol Süreci

Peki yarıştan sonra doping süreci nasıl işliyor? Yol bisikleti yarışlarının dünyada en üst sınıfı olan WorldTour’un bir alt kademesi 2.HC sınıfı uluslararası bir yarış olan Türkiye Bisiklet Turu’nda doping kontrolü yerli makamların elinde değil. UCI tarafından görevlendirilen doping yetkilisi numuneleri topluyor. Bizim yarışımızda kan değil, sadece idrar numunesi alınıyor (burada teknik olarak not düşelim, idrar numunesinden herhangi bir şekilde kan dopingini (transfüzyon) tespit etmek imkansız).

Numuneler Hacettepe Anti-Doping laboratuvarımızın kaybettiği akreditasyon Dünya Anti-Doping Ajansı WADA tarafından geri verilmediğinden en yakın akreditasyon sahibi laboratuvara, Atina’ya gidiyor.

Atina laboratuvarı, yaptığımız görüşmede numunelerin testinin 2-3 hafta süreceği ve sonuçlarının UCI’a bildirileceğini teyit etti. Uzun lafın kısası ay sonu gibi sonuçlar belli olmuş olurlar.

Yarışın mahiyeti – WorldTour olsun mu?

Bilmeyenler için, üst sınıf UCI yarışlarının sınıflandırılması aşağıdaki gibi oluyor:

 UCI yarış sınıflandırması
UCI yarış sınıflandırması
Büyük boyut için tıkla!

Görüldüğü üzere Türkiye Turu WorldTour’un bir altında. Bundan sonra Tur’un sınıfı yükselecekse WorldTour’a dahil olacak. Bunun yalnız şöyle bir götürüsü var: WorldTour yarışlarına sadece WorldTour lisansına sahip takımlar ve ek kontenjandan belirli sayıda profesyonel kıta takımları katılabiliyorlar. Bizim bu iki tanıma da uyan takımımız yok. Konya Torku yukarıdaki tabeladaki "yarışın düzenlendiği ülkenin kıta takımları" grubuna girdiği için yarışa katılabiliyor.

Yani bundan sonra Türkiye Turu bisiklet sporunun Olimpos’una çıkıp WorldTour’a dahil olursa ya Türk takımı olmadan koşulacak, ya da takımlarımızın profesyonel kıta takımlığı yönünde adım atmaları gerekecek.

WorldTour’a dahil olmanın şöyle bir zorluğu da yok değil. Aşağıdaki tabelada Mart sonundan Giro d’Italia’ya kadar olan 1.HC, 2.HC ve WorldTour seviyesi yarışların listesini görebilirsiniz. İki WorldTour yarışı aynı anda olamayacağına göre en azından bu yılki takvimi temel alırsak bu iş biraz zor duruyor, bundan sonra da bayağı bir ittirme kaktırma gerektirir (ki olmayacak bir şey değil).

UCI Nisan takvimi
UCI Nisan takvimi
Büyük boyut için tıkla!

Dünya bisiklet takviminde bu yıl 28 WorldTour yarışı, 14 tane 1.HC sınıfı yarış, 20 tane de Türkiye Turu ile aynı seviyede 2.HC sınıfı yarış var. Yukarıdaki tabloda da gözüktüğü üzere Giro öncesi etaplı yarış namına bir tek Türkiye Turu ve Tour de Romandie var. Türkiye Turu ile mukayese edildiğinde Tour de Romandie’nin daha tırmanış odaklı, Türkiye Turu’nun ise daha sprint odaklı bir yarış olduğu görülüyor.

Tour de Romandie’de 762km’ye yayılacak şekilde 4 tane 1. kategori, 4 tane 2. kategori, 6 tane de 3. kategori tırmanış var. Türkiye Turu ise toplam 1203km’de 4 tane 1. kategori, 4 tane de 2. kategori tırmanış içeriyor. Tour de Romandie ortalama tırmanış olarak Giro’ya daha yakın. Dolayısıyla tırmanış sayısını arttırıp, TUR'u daha Giro’ya hazırlık haline getirmek bir seçenek.

 TUR ve TdR tırmanışlar
TUR ve TdR tırmanışlar
Büyük boyut için tıkla!

Fakat bundan daha da fazla tırmanış odaklı yapmak gerekli mi? Aşağıda “Ne dediler?” bölümünde Blanco ProCycling sportif direktörünün dediği gibi, Türkiye Turu bu haliyle sprinter namına dünyada isim yapmış pek çok ismi çeken ve sprint etapları ile tırmanma etaplarının dengelendiği bir yarış. Daha tırmanış odaklı bir rota o özelliğini kaybettirecek.

Devlet Desteği Konusu

Türkiye’de devlet ve sporun iç içe geçmiş olması, devlet desteği olmadan büyük bir etkinlik düzenlemenin neredeyse imkansız olması ve bu nedenle her ödül töreninde kürsüde takım elbiseli devlet erkanının dizilip asıl sporcuları görmeyi engellemeleri hakkında roman yazılır.

Devlet erkanından görünmeyen sporcular
Devlet erkanından görünmeyen sporcular
Büyük boyut için tıkla!

Özel sektörün sponsorluk isteksizliği

Türkiye Turu’nun da ana sponsorlarından Türk Havayolları bu ülkede sporun en önemli destekçilerinden. Firma 2012 mali yılında brüt karını %50 arttırarak 3 milyar TL’ye yükseltti (net 1 milyar 133 milyon TL). Çok büyük başarı. Şirketin 2012 yılındaki reklam harcamaları ise (sıkı durun) 169 milyon TL.

THY’nin Barcelona ile olan sponsorluk anlaşması yıllığı 3 milyon avrodan toplam 9 milyon avro, Manchester United ile olan anlaşması da 3 yıl için 10 milyon avroluk anlaşmalardı. 2010 yılında 5 yıllığına imzalanan Euro leage basketbol sponsorluğu ise toplam 10 milyon avro.

THY sağılacak inek değil elbette. Fakat salt maddi olarak bakıldığında, tek başına bile bu turu yapabilecek güçte. Gene tahmin yürütmek gerekirse: THY, Cumhurbaşkanlığı Turu’na büyük ölçüde (belki de tamamen) VIK sponsorluk yapıyor (Value-in-kind), yani uçak bileti veriyor, ulaşımı sağlıyor, para vermiyor.

Sorunun devletin elini çekmemesi kadar özel sektörün sponsorluk isteksizliği olduğunu düşünmemek icin bir neden yok. Misal yüzme ve atletizm federasyonlarına 7 yıllık süre için toplam 28 milyon liralık bir sponsorluk paketi açıklayan Turkcell bunu çok büyük bir ihtimalle olimpiyat yolunda devlet ensesine bastırdığı için yapıyor, kendiliğinden değil.

TUR 2013 sponsorlar
TUR 2013 sponsorlar
Büyük boyut için tıkla!

Eskiden bisiklette çok mu iyiydik?

Türkiye’nin spor meraklısı ve sporda başarılı bir ülke olduğunu düşünmüyorum. Bu kulağa garip gelmiyor. Fakat daha da önemlisi, ben bunun yeni bir durum olmadığını, Türkiye’nin bundan 30, 40, 50 yıl önce de fazla spor meraklısı ve sporda başarılı bir ülke olmadığını düşünüyorum. Bugün durum daha kötü olabilir, fakat o zamanlar da pek parlak değildi. (Buradaki yazımızda Türkiye'nin olimpiyat tarihi boyunca madalya performansını bulabilirsiniz.)

Size bir örnek vereyim: Adını saygıyla andığımız ve yarışımızda Elmalı Saksağanbeli tırmanışını ithaf ettiğimiz, 2009 yılında kaybettiğimiz Rıfat Çalışkan, 2008 Pekin’de pedal basan Bilal Akgül’den önce bisiklet dalında son katıldığımız olimpiyat olan 1972 Münih Olimpiyatı’na katılan 6 bisikletçimizden biriydi (diğerleri Ali Hüryılmaz, Erol Küçükbakırcı, Mevlüt Bora, Seyyit Kırmızı, Haluk Güngören). Olimpiyatta 200km’lik yol yarışında toplam 163 bisikletçi arasında Mevlüt Bora 110., Rıfat Çalışkan 111., Haluk Güngören 112. oldular. En başarılı sporcumuz Ali Hüryılmaz yarışı birinci Hollandalı Hennie Kuiper’in 2 dakika 50 saniye arkasında 73. bitirdi. Bu yıl Londra’da Ahmet Akdilek 200.km geçilirken birinci Vinokourov’un 6.5 dakika arkasındaydı. Zaman limiti nedeniyle gerçek manada dereceye giremese de sıralamada 144 sporcu içinden 115. oldu.

Zinhar Rıfat Çalışkan’ın ya da takım arkadaşlarının başarısını küçümseme gibi bir amacım yok. 70’lerin Türkiye’sinden olimpiyata 6 bisikletçi ile gidilmesi bugün tahayyül etmesi dahi güç bir başarıdır. Fakat bundan 40 yıl önce olimpiyat oyunlarında kürsü için mücadele ediyorduk da şimdi arkalardayız gibi bir durum da söz konusu değil.

Bu durum sadece bisiklette değil, amatör branşlarımızın çoğunda, “istisnalar müstesna”, kendini gösteren bir durum. Bütün bunlara bir de içlerinde memleketin hayati sorunlarına çözüm üretmesi beklenen “akil insanlar”, ya da isminin başında Prof. unvanını taşıyan (üstelik biri şaka gibi ama çocuk göğüs hastalıkları profesörü!) kişilerin İstanbul’da böyle bir etkinlik için yolların önceden haber verilerek kapanmasına duyduğu inanılmaz tepkiyi ekleyin.

Devlete (mecburen) muhtaç olunuyor

Bütün bu kısmen haklı “katılanların her şeylerini biz ödüyoruz, yayınlatmak için para veriyoruz” şikayetlerini ettiren böyle bir ortam. Türkiye'de futbol (ve belki biraz basketbol ve voleybol) harici sporun konumu, seyircisi, kitleler tarafından takip edilme(me)si hem organizasyon, hem de maddi sponsor nezdinde eninde sonunda bir şekilde devleti vazgeçilmez kılıyor.

Devletin rolü sadece Türkiye Turu için de geçerli değil, İstanbul 2020 olimpiyat adaylık dosyasında yer alan uluslararası büyük spor etkinliklerinden kaç tanesi başta bakanlık olmak üzere devletten tamamen bağımsız? Hiçbiri.

İstanbul 2020 adaylık dosyasındaki etkinlikler
İstanbul 2020 adaylık dosyasındaki etkinlikler
Büyük boyut için tıkla!

Devletten bağımsızlığı tartışırken Türkiye'de devletin bugünkü federasyonlarla olan ilişkisini, bazen "özerk" federasyon seçimlerinde bizzat boy gösterip seçimleri etkilemesini de unutmamak gerek.

Devletle işbirliği yapmanın zorluğu ise bilhassa günümüzde muhatabınız olan siyasinin egosunun şişkinliği, politik hırsı, kendini pazarlama çabası vb unsurlar ile doğru orantılı. Bu nedenle TUR organizasyonunun devletle olan kısmının bir işkence halini alabileceğini tahmin etmek zor değil.

Anadolu Ajansı’nın duayen spor haberleri sorumlusu rahmetli Oktay Akengin biri karşısına geçip de şişinmeye, gevezelik yapmaya başladığı zaman kızar “sen şimdi bırak bunları da, icraatın nedir? Onu söyle!” diye haşlarmış.

Başta Bisiklet Federasyonu başkanı Emin Müftüoğlu olmak üzere Abdurrahman Açıkalın, Aydın Ayhan Güney ve elini taşın altına sokan herkesin karşısında, muhteşem icraatları TUR 2013 için saygıyla ve şükranla eğilmek gerekiyor.

Mustafa Sayar - Emin Müftüoğlu
Mustafa Sayar - Emin Müftüoğlu
Büyük boyut için tıkla!

Ne Dediler?

TUR bittikten sonra yabancı basın ve takımlarla görüşüp yarış ve organizasyon hakkında ne düşündüklerini sorduk.

Takımlar

Jeroen Blijlevens - Blanco Pro Cycling:

Her şey çok güzeldi,organizasyon çok iyiydi, hiçbir sorun yaşamadık. Otelde daima bir yarış bürosu vardı. Rehberler çok iyi yardım ettiler. Özellikle geçirdiğimiz kazadan sonra Mark Renshaw ve Theo Bos’un hastaneye taşınmasında organizasyon çok yardımcı oldu. Hastanede doktor ayarlandı, masraflar organizasyon tarafından karşılandı, dönüş uçağı hiç sorun çıkmadan ayarlandı.

Tour de Romandie, Giro’ya daha benzer bir yarış, bizim takım Romandie’de de yarıştı. TUR sprinterler için çok üst seviye bir yarış, bütün takımlar en iyi sprinterlerini getiriyorlar. Cavendish de olsa dünyanın en iyi sprinterlerinin hepsi burada olacaktı. Daha fazla dağlık etap yaparsanız sprinterler bu kadar ilgi göstermez.

Xylon van Eyck – MTN Qubeka:

Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu giderek takvimde favori yarışlardan biri oluyor. İlk defa katıldık ve bunun nedenini anladık. Yarış o kadar iyi düzenlenmişti ki! Yarış bizim merkezimiz İtalya’dan bu kadar uzakta olduğu için araçlarımızı getiremedik ama organizasyon yeteri kadar araç sağladı, üstlerine bizim çıkartmalarımızı da koydular. Oteller çok iyiydi, bisikletçiler gerçekten çok memnundular. Her etaptan sonra çok ilgilenildiler. Yollar yarış için mükemmel ve iyi organize edilmişti, harika bir yarış olmasını sağladı. Tekrar gelmeyi umuyoruz.

Lampre Merida:

Bruno Vicino, sportif direktör: Türkiye Turu’na bayağıdır geliyorum ve yarışın organizasyonunun daima en üst seviyede olduğunu söyleyebilirim, mümkün olsa her yıl daha da iyileşeçecek. Takım yarışa katılmaktan daima mutlu.

Filippo Pozzato: Parkur çok ilginç, Türkiye Turu Giro d’Italia için mükemmel bir hazırlık oldu. Buna ek olarak manzaralar şahaneydi, Türkiye’deki zamandan gerçekten çok keyif aldım.

Alberto Sanz – Caja Rural-Seguros RGA:

Takım çok hoşnut kaldı. Yarış çok iyi organize edilmişti, yollar daima çok iyi durumdaydılar, bisiklete binmek için çok uygundular. Organizasyon hakikaten çok başarılı, takım araçlarını vs. vererek çok büyük fark yaratıyor. Takım burada olmaktan çok mutlu ve önümüzdeki yıllarda da gelmek istiyor. 2012’de Danail Petrov kürsü görmüştü, bu yıl da genel klasmanda 9. bitirdik.

Sandra Schmitz – Netapp Endura:

Takımın her üyesinin Türkiye Turu’nu sevdiğini ve bu kadar iyi organize edilmiş bir yarıştan ve etrafımızdaki misafirperverlikten çok keyif aldığını söyleyebilirim.

Takımın her ihtiyacı karşılandı, çok takdir ettik. Tekrar yarışmaktan mutlu olacağız.

Geert Broekhuizen - Argos Shimano:

Şahane manzaralar eşliğinde ve değişken bir parkurda mükemmel bir yarıştı. Her bisikletçi tipine uygun etap vardı.

Organizasyon iyiydi, her şeyin üstesinden geldiler. Uçuşların ayarlanmasında büyük esneklik gösterdiler. Uzun transferler yoktu, oteller çıkış/bitişe yakındılar ve seviyeleri iyiydi. Cumartesi günü etap sonrasında İstanbul’a transfer de iyi düzenlenmişti. Şikayet edecek hiçbir şey olmadı.

Gazeteciler

José Been:

Türkiye’den çok etkilendim, o kadar güzel bir ülke ki! Antik Yunan'dan modern dönemlere kadar tarih her yerde! Hava şahaneydi, yemekler lezzetliydi, hepsinden önemlisi insanlar çok sıcaktılar.

Yarış mükemmel organize edilmişti, açıkçası sadece olumlu şeyler söyleyebilirim. Greipel ve Kittel’den güzel sprintler ve Natnael Berhane gibi yeni tırmanma yetenekleri seyrettik. Türkiye’nin gururlu insanları ve kusursuz organizasyon için en büyük isteğim Mustafa Sayar’ın birinciliğinin hakikaten üstün yetenek sayesinde olması, başka hiçbir şey değil. Organizasyon kesinlikle geçen yılki gibi bir durumu haketmiyor.

Shane Stokes:

Geçen yıl ilk defa yarışa geldiğimde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'nun bizzat takip ettiğim en iyi yarışlardan biri, belki de en iyisi olduğunu düşünüyorum. Organizasyon kusursuz ve had safhada profesyoneldi, manzaralar ve hava harikuladeydi, Türkler sıcak ve misafirperverdiler.

Bisikletçiler rahattı ve en zorlu yarış anlarında bile keyif alıyorlardı.

Medyaya sunulan imkanlar çok iyiydi, kalacak yerler, taşıma ve yemek sunulması işimizi çok kolaylaştırdı ve sadece yarışa odaklanmamızı mümkün kıldı.

Tek tavsiye edebileceğim yarışın biraz daha uzun olması. Bu sayede Türkiye’de daha fazla zaman geçirebilirim!

Geoffrey Pizzorni:

Çok güzel bir yarış olduğunu düşünüyorum. Organizasyon her yıl gelişiyor. Bence bu yarış bir World Tour yarışı olabilir. Belki Türkiye’nin daha içine doğru yeni etaplar eklenebilir.

Birincinin gerçekten kazandığını umuyorum çünkü bisiklet sporunun iyi haberlere ihtiyacı var. Aynı şey Türkiye Turu için de geçerli.

Marco Fiorilla:

Tur’u 2010’dan beri takip ediyorum. Organizasyon her yıl büyüyor. Bence yarışa ProTour statüsü verilebilir.

Etaplar gayet ilgi çekici. Bu yıl 4 tane sprint, 2 tane tırmanış, 2 tane de kaçış etabı vardı. Dolayısıyla parkurun iyi hazırlandığını düşünüyorum.

Son iki yıldır Tour de Romandie’nin güçlü bisikletçileri cezbettiğini ve TUR’da çıkış almanın 2010 ya da 2011 kadar önemli olmadığını düşünüyorum. Belki tarihlerini değiştirmek daha iyi olabilir. Her halükarda Türkiye’deki sprinter seviyesinin diğer önemli yarışlardan daha yüksek olduğunu düşünüyorum.

Adam Sikora:

Yarış harikaydı. Oteller çok iyiydi, otellerden çıkış ve bitiş sahalarına transferlerin kısa olması çok işimize geldi. Etaplar çok güzel, yollar iyiydi. Çok iyi bisikletçilerin sayısı fazlaydı, özellikle sprinterlerin. Dolayısıyla yarışın sportif yanı da çok heyecanlıydı. Ciddi tırmanıcılar olsa daha ilginç de olabilirdi. Polonyalı bisikletçilerle konuştum, hepsi organizasyondan çok memnunlardı.

Yarışta çalışan Türklerin bir kısmının İngilizce bilmiyor olması ve birkaç defa basın odasında internetle ilgili sorunlar tek olumsuz durum oldular. Bunlar dışında her şey çok iyiydi. Seneye gelmekten çok mutlu olacağım.

Diğer yarışlarla karşılaştırıldığında Türkiye Turu UCI World Tour yarışlarına çok yakın.

Artur Machnik:

Bu yıl 49. Türkiye Turu hem organizasyon, hem sportif açıdan çok güzel geçti, bütün organizatörlere çok teşekkürler. Her etapta yaşanan büyük çekişmeler yarışı daha da heyecanlı kıldılar ve İstanbul’a gelene kadar heyecanı korudular. Mustafa Sayar sürpriz yaptı, hakikaten sportif bir başarı olduğunu ve birkaç hafta sonra sonuçları değiştirmek zorunda kalmayacağınızı umuyorum.

Çünkü böyle eşsiz bir havada geçen bu kadar güzel bir yarışın bir aptallık nedeniyle prestij kaybetmesi çok yazık oldu. Fakat bu yarış bu durumdan etkilenmemeli. Pek çok ülkenin kıskanacağı ölçüde iyi organize bir yarış oldu. WorldTour bisiklet yerine giderek daha fazla ticaret de olsa yarışın WorldTour’a dahil olmasını organizatörler için bütün kalbimle istiyorum.

Olumlu örnek çok verebilirim fakat ilk vereceğim İzmir’den İstanbul’a transfer olacak. 4 saat içinde bütün yarışı taşımak en üst seviyede lojistik bir şaheser!

Giulia de Maio:

TUR’u her zaman olduğu gibi harika buldum, en sevdiğim yarışlardan biri. Yarış gerçekten çok iyi organize ediliyor, Grand Tour’lara oranla daha az stresli olmasını da çok seviyorum. Yarışçıların bize ayıracak vakitleri oluyor, çıkış nispeten geç, bitiş de nispeten erken oluyor.

Bu yıl her şeyi beğendim, hiç aksayan bir şey olmadı. Türkiye Turu’nu 3. defa takip ediyorum ve söyleyebileceğim tek kötü şey hiç bir İtalyan bisikletçinin etap kazanamamış olması (2008’den beri ilk defa oluyor), bu nedenle La Gazzetta dello Sport’a yazacak büyük hikaye çıkmamış olması.

Andy McGrath:

İyi organize edilmiş, güzel bir ülkede heyecanlı bir yarıştı. Kasabalar ve Elmalı’nın elmalarını sevdim, etapların değişik olmasını, zor tırmanışlar da içermesini, insanların arkadaşcanlılığını, camilerdeki süsleri, kıvrımlı yolları ve Akdeniz manzaralarını, çok çalışan yarış organizasyonunu…

Diğer yarışlarla karşılaştırıldığında TUR’un biraz daha sakin havası var, hava, organizasyon, oteller daha güzeller. Akdeniz kıyısına takılı kalmaktansa Türkiye’de daha fazla yerden geçebilir diye düşünüyorum.

Finne Quentin:

Bence Türkiye Turu WorldTour’a hazır. Bisikletçiler organizasyonun merkezinde yer alıyorlar. Transferler, oteller, hava, parkur… her şey güzeldi.

Sebastian Schels:

Yarıştan çok önce, Ocak ayında organizasyondan davet almak çok güzeldi. Bütün sorularımız cevaplandı, hazırlıklar mükemmeldi.

Her zaman oteller güzeldi, insanlar tatlıydı, yarışın her günününden keyif aldık. Eleştirilecek şey bulmak zor, belki otellerimizin yerleri daha iyi belirtilebilirdi. Bir de yarış kitapçığındaki haritalar daha iyi olabilir.

Marc van Landeghem:

Türkiye Turu’na üçüncü defa geliyorum ve her seferinde daha iyi olduğunu gördüm. Daha fazla ve daha iyi bisikletçiler, önemli takımların katılımı, pek çok ünlü sprinter… Etaplar iyi, fazla uzun değiller ve şimdi iki dağ etabı da var. Belki bir bireysel zamana karşı etabı ilginç olabilir. Otellerin çıkış ve bitişe yakın olmaları iyi oldu. Seyirciler de iyiydi, Türklerin bisiklete değer verdiklerini umuyorum.

Guy Vermeiren:

Etaplar dengeli, altı etap toplu sprint bitişi, iki etap tırmanıcılar için. Parkur güzel düzenlenmiş, seyircilere Türkiye’nin kıyılarının güzelliğini gösteriyor. Yol işaretlerinin çok olması hatalara ihtimal bırakmıyor. Bu üçüncü TUR’umda beni etkileyen yolların sürekli iyileştirilmesi oldu, çok iyi yapılmış!

Basın odasının bitişe bu kadar yakın olması ve sonuçların hızlıca basılması, bazen bağlantıda sorun yaşansa da, çok hoşuma gitti. Basın ekibi de çok iyiydi, sürekli Twitter ve E-Mail üzerinden haber verdiler. Her bisikletçi kaldıkları otelleri ve yemekleri övdü, aynı şey gazeteciler için de geçerli. Toparlamak gerekirse, TUR çok iyi organize edilmiş bir yarış, Avrupa’daki pek çok yarıştan daha iyi.

Jean Francois Quenet:

Türkiye 2020 Olimpiyat oyunlarına aday ülke olarak büyük, uluslararası bir spor organizasyonu yapma becerisini bir kere daha gösterdi. Beş yıllık bir süre içinde TUR uluslararası bisiklet takviminin çok önemli bir yarışı oldu. Organizasyonun, parkurun, yenilenmiş yolların ve mükemmel misafirperverliğin yanında Selçuk’taki zirve finişi ile teknik açıdan da çok başarılıydı. Fakat pek çok takım yöneticisi artık sadece sprinter yarışı olmayan TUR’u hala öyle gördükleri için yarış kadar ilerleyememişler. Türkiye ayrıca siyahi Afrikalı bir bisikletçinin (Natnael Berhane) ilk uluslararası birinciliği ile tarih yazdı, üstelik kraliçe etbında!

TUR’u diğer yarışlarla karşılaştırmak istemiyorum, çünkü kendi karakteri ve tarihi var. Daha ziyade dünyanın geri kalanına bir ülkenin güzelliklerinin bisiklet yarışı aracılığı ile nasıl pazarlanacağına örnek teşkil ediyor.

Ad Pertijs:

Her şeyden önce, Türkiye’de geçirdiğim vakitten çok keyif aldım. Aynı şeyi pek çok bisikletçiden de duydum. Hava iyiydi, güzel, geniş yollar, iyi oteller, yemekler…

Yarışın kendisi çok iyi organize edilmişti. Antalya’nın kalabalık trafiğinden yarışı geçirebildikleri için tebrikler! Trafik ya da arabalar nedeniyle hiçbir şikayet duymadım.

Beni en çok şaşırtan çıkışta, bitişte ve yol kenarındaki seyircilerin sayısıydı. Keza takımlar da Türkiye’de bisikletin böyle ilgi çekmesinden çok hoşnut kaldılar, özellikle Salı günkü zirve bitişinde. Şehirden o kadar uzakta bu kadar fazla seyirci olması insanların pelotonu görmek istedikleri için çaba sarfettiklerinin kanıtı.

Türkiye, TUR’u bir üst seviyeye taşımak için potansiyele (para, bütçe, yollar, oteller) ve spora ilgiye (seyirciler) sahip olduğunu gösterdi bana. Neden WorldTour olmasın?

Tomasz Jaroński:

TUR diğer büyük bisiklet yarışları kadar profesyonel bir yarış ve ben de katılmaktan mutluydum. Bütün TUR ekibi çok iyi iş çıkardı. Her şey iyi düzenlenmişti, hiçbir teknik sorun yaşamadık, yayın yapmaktan zevk aldık, Polonyalı Eurosport seyircilerinin de hoşuna gitti.

Rehberlerimiz Erdem Erdağ ve Ayça Ayaz Erdağ çok tatlı ve yardımseverlerdi. Ekibimize çok iyi baktılar. Aklıma gelen tek sorun otellerdeki internet bağlantısı oldu, ertesi güne hazırlanmayı güçleştirdi.



 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 6076 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015