Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Eylül . 2017  
E5 otoyolunda bir bisikletçi
Şehiriçinde Bisiklet

E5 otoyolunda bir bisikletçi

Yazar: Mustafa Özyılmaz
27.4.2003

E5 otoyolu bir bisikletçi için ne kadar eğlenceli olabilir? E5 diyince insanların aklına bir çok kötü düşünce geliyor. İstanbul'dan Ankara'ya kadar uzanan bu yol bisikletçiler için ne kadar zevk verici olabilir? Sürekli kazaların yaşandığı , kimi zaman trafiğin felç olup beraberinde insanlarını felç etmesi, bisikletlilerin bu yola çıkamaması gibi durumların yaşandığı bu yol bisikletliler için ne ifade eder? Aslında az ince saydığım bu kötü durumların hiç biri benim umurumda bile değil. Arabam yok ne de olsa. İnsanların bu kadar sıkıntı yaşadıkları bu yol bakın bir bisikletli için ne kadar zevkli olabiliyor...

Ataman arkadaşımla saat 5 de yollara düştüğümüzde bugün neler yaşayacağımız hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Sıradan Gamlıca turumuzu gerçekleştirmek için yollardaydık. Güneş bulutların arkasına saklanmış ne zaman ne olacağı hiç belli olmayan bir havada yol almaya başladık. Bulutların bir anda göz yaşlarına boğulması bizi çok zor durumda bırakabilirdi. Nitekim gözlerinin dolduğu ve ağlamaklı olduğu zamanlar oluyordu. Neyse ki biz onları ağlatmadık onlarda bizi. Seri bir şekilde uzun yokuşu çıkmaya başladığımızda artık iyice ısınmaya başlamıştık. Yanımızdan geçen trafik canavarlarına ve iki ayaklı tüylü yaratıklara aldırmadan yolumuza devam ediyoruz. Acıbadem köprüsüne gelmişiz bile. Aşağıya bakınca altımızdan geçen o delirmiş mercedeslere fordlara baka kalıyoruz. Derken bu vahşi yolun iki yanındaki cenneti fark ediyoruz. Bu yolun getirdiği vahşilik buralara uzanamamış yada iyinin gücü kötüye dur demiş. Ufacık bir aralıktan cennete açılan kapı gibi köprünün ucundan zar zor E5 kenarındaki 1. patikamıza giriyoruz. Sık ağaçların renk renk açtığı bu enfes mekanda o patikanın güzelliği görülmeye değerdi.

Patikamızın başında E5 in yanına inen oldukça bozuk ve hafif keskin virajlı bir doğal merdiven görüyoruz. Doğal diyorum çünkü tamamen toprağı merdiven haline getirip hizmete sunmuşlar. Etrafı da bakımsız çalılarla dolu. Elbette bu merdivenden inmeden geçemezdik. Çok dik olmasına aldırmadan kendimizi saldık ve zangır zungur aşağı kadar dayandık. Elbette virajda zorlandık. Hatta uçma tehlikesi de geçirdik ama artık acemilikten uzaklaşıyoruz. Harika bir duyguydu. Sonra patikaya devam ediyoruz. Birbirine çok yakın ağaçlar arasından yap gibi kayıyoruz. İnce ve uzun ağaçlar bize öyle güzel ortam sunuyordu ki bizde o sunduğu eşsiz ortamı kusursuz değerlendiriyorduk. İnişli çıkışlı patikadan ilerlerken bir an E5 kenarında bir arızalı motosikleti ile bekleyen bir motosikletli bizi seyrediyor şaşkın şaşkın. İçim inanılmaz hoş oluyor. Pedallara daha çok basıyorum. Sanki cennete gidiyorum ama virajlar beni yavaşlatıyor. Yolun kimi zaman bozuk kimi zaman inanılmaz stabil olmasına hiç aldırmadan büyülenmiş gibi pedallara yükleniyorum. Aşağıların dallarını kaplayan bahar çiçeklerine takılıyor sık sık gözüm ama asılmaya devam ediyorum. İniş başladığında artık salıyorum bisikleti daracık patikada ağaçlar arasından gidonun uç uca geçebildiği yolda hata yapmamaya zorluyorum kendimi.

Zaman zaman engeller Üzerinden çift teker havalandırarak uçuyorum. İnanılmaz zevkli. Derken iniş doruk noktasına varıyor artık yol yok gibi alçak bir gam altından geçerken sanki biri bana ARTIK BU RÜYADAN UYAN dercesine kafama dank diye vurdu. Bunlar sahte artık uyan İstanbul'un gerçeğine gel dercesine... Olanlar aslında çok basitti : Ben patikanın ve ağaçların büyüsündeyken önden giden Ataman arkadaşımın önce kaskına sonrada çantasına takılan alçak çam dalı çantadan kurtulduktan sonra max. hızla beynimde patlamıştı. Ama bu güzelliği bir dal asla bozamazdı tabii ki. Ne kadar acırsa acısın inatla bu güzelliğin üzerine gittim. Sanki şeytan bizim bu güzelliğimizi bozmak ister gibi ama iyiler her zaman kazanır... Derken yolun sonu E5 in barikatına dayanıyor. Yani önümüz yine o vahşi İstanbul gerçeği ile kesiliyor. Şeytan buraya kadar işte ha ha ! diye kahkahalara boşluyor._ HAYIR_ diyorum. Hiç içinde buluşumuz o ruh halini bozmadan geri dönüyoruz. Ataman arkadaşımyine önde. Yol o kadar büyüleyicici bazı yerlerde çatallaşıyor ve değişik kombinasyonlar ve değişik zeminler sunuyor. Bende tam gaz ilerliyorum. Olayı daha da ilerletip çatallaşan yollardan birinde ataman arkadaşımı sollamaya çalışıyorum. Bir anda olay değişip yarış psikolojisine dönüyor. Ben asıldıkça o da asılıyor ama çatallaşan yol bitmek üzere. Kendimizi artık iyice zorluyoruz çatallaşan yolun sonunda aynı yola bağlanıyoruz ve daracık patikada yan yana kasmaya başlıyoruz. İnanılmaz duygu. Bisikletler o ağaçların arasında sanki 50-60 km hızla gider gibi kayıyor. Ama şeytana fırsat vermiş oluyoruz işte. Daracık patikada Ataman stabil yoldan giderken ben kısmı çimden gidiyorum ve olan oluyor. Yan yana tam gaz giderken çimenler arasına gizlenmiş olan uzun yarığa ön tekeri kaptırıyorum ve ben havadan atamanın önüne geçiyorum (takla attım işte anlayın) . Tam havalanırken gözüm bir şeye takılıyor. km saati. Km saatide coşmuş bir halde havalanmış ve uçuyor. Bir an kendi halimi unuttum ve onun havada döne döne yere düşüşünü takip ettim. O yere düştüğü anda bende kendi gerçeğimle başbaşaydım. Dizimin üzerine orta sertlikte bir iniş yaptım ve kahkahalara boğulduk. Atamanın artık karnına ağrılar girdi yere uzandı. Bende hayretler içinde sırıtıyordum. Km saatinin uyması (makine yerinden çıktı yuvası sabit) benide oldukça güldürdü. Sonra düşün analizini yaptık tabii ki sanki marifet gibi güle güle anlatıyorduk olayı. Nerden girdim çukura, nerden gıktım, nereye düştüm, gibilerinden sorularla eğlendik. Tam burayı terk edecekken Ataman su içmek istiyor ve suyu gören bende suluğuma baktığımda yerinde olmadığını görünce oldukça şaşırdım. Haydaaa diyip birde matara avına çıktık. Ara dur. Sonra buraya ilke gelişimizde merdivenden inerken suluğun bilmem kaç metre öteye fırladığını fark ettik. Suluğu alıp susuzluğumuzu giderdikten sonra artık yola devam etmek için yine o vahşi E5 otoyoluna bakaraktan acıbadem köprüsünü geçtik.

Bu seferde E5 in öteki tarafındaki 2. mutluluk bizi bekliyordu. Harika bir parkur daha bizi bekliyordu. Bu parkurun özelliği ötekinden çok farklıydı. Açık alan ve kısa ama dik bir yokuşla başlayan sonra 3 atlama noktası olan mükemmel bir arazi. Kendimizi her şey olacağına varır diyerek dik yokuştan aşağı bırakıyoruz. Elbette şaşkın yayalar ve araç içinden _ ne yapıyor bu deliler_ gözüyle bakanlar arasında. İlk iniş tam gazı veriyor ve ilk düşme noktasına geliyoruz. Düşme noktaları yaklaşık 30cm boyunda ve 80derece . İlk düşme noktasından başarıyla geçiyoruz ve ikincisinden de . \güncü noktaya geldiğimde ise hareket deniyorum. Tam inecekken çift teker havalandırıyorum ve yere uçarak çift teker üzerine düşüyorum. Gerçekten inanılmaz bir duygu. Bisiklet biraz kaçar gibi oldu ama düzelttim. İlerde bir kez daha çift teker havalandırarak parkurun sonuna ulaştık. Sanki insanlara gösteri yapar gibi hissetim kendimi. İnsanlar sirk izler gibi izliyor yaptıklarımızı. Birkaç kez daha parkuru tekrarladık. Artık eğlence doruktaydı. Sapık sapık hareketler deniyordum hehe. Sonra bir süre bu güzelliği çevreleyen ana yollara ve insanlara takılıyor gözlerimiz ve saatin geldiğinin farkına varıyoruz. Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadık bile. Saat 7 civarı dönüşe geçtik. O toprak yolları bırakıp 4 tekerlekli çılgınların arasına çıkmak biraz ürpertici olsada eve gitmek için buna mecburduk. 40 -50 km/h hızla trafiğe çıktık hiç durmadan indik... indik... indik. İşte E5 in yok edemediği güzellikler arasında bir gezinti.

E5 otoyolu bir bisikletçi için ne kadar eğlenceli olabilir? Sorusuna başta;

- Adama bak E5 in nesi zevkli olacak Allah'ını seversen oraya bisiklet sürmeye yaklaşmam bile

diyenlere sanırım iyi bir cevap olur. Mesela benim annem ve babama hehe. Eve geldiğimde E5 in oradan geliyoruz dediğimde kocaman bir;

- NEEEEEEEE?

çekmiş olmasından dolayı bu fikirde olanlar varsa umarım bu yazı biraz yumuşamalarına yardımcı olur. Gerçi benimkilerde hiçbir değişiklik olmadı ama neyse...



 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 2953 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015