Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
22 . Eylül . 2017  
Metabolizma - 1
İnsan Metabolizmasına Giriş

Metabolizma - 1

Derleyen: Emre Yıldırım
4.1.2004

Şişmanlık ve yanlış beslenme belki de çağımız insanının en önemli sorunlarının başında gelmekte. Bu yüzden gerek ülkemizde gerekse dünyada zayıflama konusu başlıbaşına bir sektör haline gelmiş durumda. Günlük gazeteler ve çeşitli medya, zayıflama konusunu çok seviyor ve bu konuda doğru yanlış bizleri sürekli bir bilgi bombardımanına tutmakta.

İşin uzmanları uzun yıllar en çok prim yapan yöntem olan “İzleyici – okuyucu ne istiyorsa onu söyle” sloganını benimseyip uygulamış olsalar da günümüzde bu uygulamanın yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başladığını görüyoruz. Yaşlanma karşıtı kitaplar (anti aging) her geçen gün kitabevlerinin en çok satanlar listelerine başlarında yerlerini aladursunlar, gazete köşelerinde bu konularda yazı yazanların da bu sayede önemli derecede ünlü olmaya başladıklarını daha sık bir şekilde görmeye başladık.

Ancak konuya gösterilen tüm bu ilgiye rağmen halen kilo verme ve sağlıklı yaşam problemimize toplum olarak tam bir çözüm bulabilmiş değiliz.

Öncelikle zayıflama ve formda kalma konusunu bir sektör haline getirenlerden doğru ve güvenilir bilgiyi bekleyen bizler, ne yazık ki genelde bu konuda düşkırıklığına uğramaktayız. Televizyon kanallarında konuyla ilgili izlediğimiz tartışma programlarında uzman doktor ve profesyonel diyetisyenler ya konuyu çok genel hatlarıyla anlatıp kliniğimize gelin ya da diyetisyeninize başvurun onlar size kurtuluşu göstereceklerdire lafı getiriyorlar ya da öyle detaylara giriyorlar ki kendileri bile neyi niçin anlattıklarını unutup, katıldıkları programların sonuçsuz bir şekilde son bulmasına neden oluyorlar.

Sonuçta bu konuda mevcut bilgi eksikliği ne yazık ki tüm şiddetiyle devam ediyor ve bu yüzden kafalarda yeni soru işaretlerinin oluşması da engellenemiyor.

Sağlıklı ve kaliteli bir yaşama sahip olmanın en önemli koşullarından biri olan fazla kilolardan kurtulmak ve sahip olunan sağlıklı kiloyu koruyabilmek gerçekten bu denli zor bir eylem midir acaba?
Büyük boyut için tıkla!

Zayıf ve zinde olmak sadece sporla profesyonel anlamda uğraşanların tekelinde olan özellikler midir yoksa herkes günlük yaşantısında gerçekleştireceği bazı temel değişikliklerle başarılı sonuçlara ulaşabilir mi?

Bu sorular MTBTR olarak uzun zamandır bizleri meşgul ediyordu: Zaman içerisinde konuyla ilgili kaynakları taradıkça ve öğrendikçe, bu öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmak ihtiyacı giderek kendisini daha güçlü hissettirmeye başladı. Dağ bisikleti gibi eşsiz bir spora gönül vermiş ve uygulayan insanlar olarak sahip olunacak doğru beslenme yöntemleri ve bilgisiyle istikrarlı bir sağlıklı yaşam yakalanabileceğine inanan bizler için öğrendiğimiz anahtar bilgileri sizlerle paylaşma zamanının geldiğini düşünüyoruz.

Bu yazımızla birlikte geçtiğimiz haftalarda başladığımız “temel vücut mekanizmaları” yazı dizimizin yanısıra, “insan metabolizmasının” temel prensiplerini incelemeye başlayacağız. Bu yazı dizimizi ise “yemeklerin kimyası” konusunu işleyeceğimiz bir başka yazı dizisi izleyecek. Bu metinler serisi bittiğinde sağlıklı bir kiloya kavuşmamanız için ileri sürebileceğiniz hiçbir bahanenizin kalmadığını görecek, “zayıflama sektörü ileri gelenlerinin” ağızlarında hiç durmadan geveleyip özünü anlatmaktan nedense kaçındıkları, pazarlama ürünü haline gelen temel sağlık ve beslenme bilgilerini öğrenmiş olacaksınız.

Gerisi ise tamamen size, iradenize ve pedal gücünüze kalacak. Lafı daha fazla uzatmadan konumuzu işlemeye başlayalım.

Öncelikle şu tespiti yapmakta fayda var: Ülkemizde sigara alışkanlığı ne kadar önemli bir problem ise yanlış beslenme de en az sigara alışkanlığı kadar gelecek nesilleri tehdit eden bir tehlike olarak karşımıza çıkmakta.

Vücut nasıl kilo alıp verir?

Günümüzde marketler, önemli bir ürün grubu haline gelen düşük yağlı ya da yağsız ürünlerle dolup taşmakta. Bu ürünler bu denli yaygınlaşmışkenve yoğun bir şekilde tüketilmeye başlanmışken neden aşırı kilo sorunu hala bizlerin en önemli problemlerinden biri olmaya devam ediyor hiç düşündünüz mü?

Karbonhidratlar (şeker ve nişastalar) ve proteinlerin gram başına taşıdıkları 4 kalori enerjiye karşılık gram başına 9 kalori içeren yağları “çok az” içeren ya da “hiç” içermeyen “sağlıklı” ürünlerin sayıları arttıkça ve kullanıldıkça kilo problemlerimizden yavaş yavaş kurtulmamız gerekiyor aslında öyle değil mi?

Bizlerin iyiliği için hazırlanan bu az yağlı ürünler ve her zaman yardıma hazır olan profesyonel diyetisyenler toplumumuzda başvurulacak en kolay çözümler olarak algılansa da onların sözlerinden çıkmayıp bu ürünleri daha çok tüketenler ise tüm kilo sorunlarından kurtulacaklarını düşünüyorlar.

Bu konuda yaşanılan en önemli problem gıda ürünlerinin içerik bilgilerinin okunmaması: Eğer okunsalar şu favori “hiç yağsız” ürünlerimizin büyük çoğunluğunun şeker ve karbonhidratlarla dolup taştığı da hemen farkedilecek. Peki şu gram başına 4 kalori enerji denklemi düşünüldüğünde yağlardan daha çok karbonhidrat tüketilmesi kulağa sanki daha iyi birşeymiş gibi geliyor sanki?
Karbonhidratlar daha düşük kalori içeriyorlar ne de olsa!..

Kısaca açıklamak gerekirse işler hiç de öyle gözüktüğü gibi değil! Şimdi size bir örnek vermek istiyoruz: Kesimhaneye gitmeden önce topluca beslenip üretilen çiftlik hayvanları pek de hareket edemedikleri besi alanlarında mümkün olduğu kadar çok yemlenip yağlandırılmaya çalışılır. Beslenmeleri için başlıca kullanılan yem ürünü ise %5’den daha az yağ içeren mısırdır. Mısırın geri kalan %90’ı ise karbonhidratlardan oluşur. Hayvanlar yağlarla, margarinlerle beslenemezler. Eğer beslenebilselerdi emin olun şişmanlamaları için öncelikle yağlar kullanılırdı.

Daha net olmak ve karbonhidratlara örnek vermek gerekirse; şu bahsettiğimiz “düşük yağlı” ürünler, tahıllar, makarnalar, bisküviler, şekerlemeler, mısır ve patates cipsleri, kekler ve dondurmalar en çok kullanılan karbonhidrat türlerindendir. Liste böyle uzayıp gidedursun bu çok yararlı ürünlerin büyük bir bölümü, hemen hemen hiç vitamin ve protein içermezken, yoğun şekilde şeker ve nişasta yani karbonhidrat içermektedir. Genelde yoğun proseslerden geçirilerek satışa hazır hale getirildiklerinden sahip oldukları hemen hemen tüm besin değerlerini de ne yazık ki kaybetmişlerdir. Ayrıca içlerine katılan kimyevi tatlandırıcı ve koruyucuların zararlı etkilerinden bahsetmiyoruz bile.

Öyleyse bu konudaki ilk çıkarsamamızı yapalım: Aşırı şişmanlık, yağ kullanımımızdan çok karbonhidrat kullanımımıza bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu demek değildir ki yağ kullanımımıza dikkat etmemiz gerekmiyor ya da karbonhidratlar zararlıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey tüketilen yağın kalitesi, karbonhidratların bileşenleri ve neyin ne ile birlikte tüketildiğidir. Bu konuyu daha sonraki yazılarımızda daha detaylı inceleme fırsatı bulacağız. Biz şimdi karbonhidrat kullanımı nasıl yağa dönüşüyor onu düşünelim biraz da:

En şişman insanın bile glikojen halinde kaslarında ve karaciğerinde depolayabileceği karbonhidrat miktarı, 500 ile 800 gram arasında değişmektedir. (2000 – 3000 kalori arası). Vücudumuz karbonhidratları depolarken onları glikojen haline getirir.

Peki bu karbonhidratlar nasıl oluyor da yağ haline geliyorlar? Bu konuda en önemli rolü hormonların üstlendiğini belirterek konuyu şimdilik burada kapatırken bir sonraki yazımızda karbonhidratlar konusunu daha derin inceleme imkanı bulacağız.

Sağlıkla kalın...

Bu konuyla ilintili yazılarımız:

İnsan ve Beslenme-I - Protein ve Yağlar

İnsan ve Beslenme-II - Karbonhidrat ve Su

 

 
Yayın Sponsoru
  Sağlık ve Antrenman

Bisikletle Oryantiring Nedir?
Türkiye, Dağ Bisikleti alanında önemli başarılara imza atmaya başladı. Bunu bir adım öteye taşıyarak Dağ Bisikleti’nin adrenalini ... Devamı » » » 

Bisiklet Sürerken İşaretlerle Haberleşmek

Grup içinde bisiklet sürdüğünüzde, birbirinizi potansiyel tehlikelere karşı uyarmak en temel sorumluluklardan biri olmalı. Çoğu ...
Devamı » » » 

Kapalı Mekanda Antrenmanın Püf Noktaları
Havaların çoğu zaman sıcak seyrettiği ülkemizde bisiklet antrenmanları için genellikle açık havada spor tercih edilmekte. Bir açıd ...
Devamı » » » 

Eki.12 Doping: Hangi Spor, Hangi Ulke, ...
Eki.12 Sporcular İçin Magnezyum
Eyl.12 Hangi Kas Ne Kadar Çalışır?
Mar.11 Yüksek Yoğunluklu İnterval ve La...
Oca.11 Karbon mu Daha Hızlı, Yoksa Çeli...
Tem.10 Yazın Bisiklete Binerken Nelere ...
Ksm.09 Sonbaharda Bisiklet
Tem.09 Fırtınada Ne Yapmalı?
May.09 VO2 Max Testleri
Oca.09 Sezon Dışında Ağırlığı Korumanın...
Oca.09 Kışın Neler Giymeli?
Auğ.08 Sınırların Peşinde
Haz.08 Spor Yaparken Müzik Dinlemeli mi...
Oca.08 Dengeli ve Düzenli Beslenmenin Ö...
Oca.08 Kötü Havalarda Bisiklete Alterna...
Ksm.07 Spor Yapmak İçin Bahaneler
Ksm.07 Kışa Girerken Beslenme Tüyoları
Eki.07 Kadın ve Erkeklerde Kilo Verme
Auğ.07 Sıcakta Bisiklete Binmek
Tem.07 Ne İçmeli, Nasıl İçmeli?
Tem.07 Daha İyi Sürüş İçin Derleme
Haz.07 Yarıştan Önce, Yarış Sırasında v...
Sağlık ve Antrenman Arşivi

 

  Bu yayın 3183 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015