Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
Dağ Bisikleti Tipleri
Temel Bilgiler

Dağ Bisikleti Tipleri

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
21.12.2003

Merhaba!

Sayfalarımızda bisiklet parçaları, kadroları, teknolojileriyle ilgili pek çok yazı var. Amortisör alacaklar olsun, yeni parça alacaklar olsun, bunların çeşitleri, montajları vs. konusunda rahatlıkla bilgi edinebiliyorlar.

Peki ilk defa bisiklet alacak olanlar? MTBTR olarak rehber niteliğinde yazılar yazmanın gereğini hem yaşadıklarımız, hem de siz okuyucularımızdan gelen sorular sayesinde hissediyoruz. Şimdiye kadar yazdığımız tanıtıcı yazılara ek olarak genel alışverişe ve ilk defa bisiklet alacaklara yönelik yazılar yazmak bu açıdan çok önemli. Bu yazımızda bisiklet tipleri konusuna eğilecek, bisikletler nelere göre ayrılırlar, hangi tipler ne işe yarar gibi soruların cevabını vereceğiz. Sizlere sunduğumuz grafikten dağ bisikletlerinin genel olarak hangi sınıflara ayrıldıklarını ve bu sınıfların hangi amaçlar doğrultusunda kullanıldığını rahatlıkla görebilirsiniz.

Sınıf grafiği
Sınıf grafiği
Büyük boyut için tıkla!

Bisiklet tiplerinin ayrımında en önemli etken olarak ilk karşımıza çıkan soru kadronun tipidir. Sabit ve sadece ön süspansiyona yönelik bir kadro (hardtail) mu yoksa arka süspansiyona sahip bir kadro (full suspension/fully) mu sorusu şimdiye kadar herhalde üzerinde en çok kafa patlatılan sorulardan olsa gerek. Hatta o kadar ki, bisikletçiler arasında ciddi kamplaşmalara kadar giden bir yol bu.

Sabit Kadrolu Bisikletler

Sabit kadrolu bisikletlerin avantaj ve dezavantajlarına bakmak gerekirse. Öncelikle hafifler. Tabii ki bu hafiflik nısbî bir ölçü, fiyata bağlı. Doğal olarak eksik kalan bu ifadeyi düzeltmek gerekirse, aynı fiyattaki çift süspansiyonlu bir bisiklete oranla sabit kadrolu bir bisiklet 500gram-1kg arası daha hafiftir.

İkinci avantaj kullanımda ortaya çıkar. Özellikle kilitlenme (Lock-Out) olmayan arka süspansiyonlar bisiklette ayağa kalkıldığında, örneğin yokuş çıkarken sekme yaparlar. Bisikletin süspansiyonunun sekmesi pedala verilen gücün 1:1 oranında çekişe çevrilmesini engeller, bunun yanında rahatsızlık verir. Sabit kadroda arka süspansiyon olmadığı için böyle bir olay söz konusu değildir. Sabit kadrolu bisikletler katıksız bir şekilde yansıtırlar yolun engebelerini. Yine bu nedenle yolla olan ilişkiniz de çok daha yakın, yoğundur. Öte yandan olmayan bir parça bozulamaz da tabii. Arka süspansiyon kazaları gibi dertleriniz yoktur.

Bu iki avantajın birleşimi, yani nısbî hafiflik ve sade bir sertlik sabit kadrolu bisikletleri aynı sınıftaki tam süspansiyonlu bisikletlere oranla daha hızlı yapar. Bu yüzdendir ki, süspansiyon teknolojisinin son derece gelişmiş olmasına karşı arazi binişi (XC) yarışlarında sporcuların büyük çoğunluğu sabit kadrolu bisiklet kullanmaktadır.

Dezavantaj olarak bir sabit kadrolu bisiklette iki noktaya değinilebilir. Bunlardan birincisi tam süspansiyonlu bisikletlerin en büyük avantajı, yani konfordur. Sabit kadrolu bisikletlerde, hele de süspansiyonlu sele borusu gibi ek parça kullanmıyorsanız ve lastikleriniz de belirli bir hava basıncının üzerinde şişirilmişlerse yoldaki her engebeyi hissedersiniz. Bu nokta kimileri için su katılmamış bir yol-binici ilişkisini temsil ederken, kimileri için, hele de uygun sele kullanmayanlar için oldukça rahatsız edicidir.

İkinci dezavantaj olarak sabit kadrolu bisikletlerin teknik olarak kullanmasını daha zor olmasıdır. Tam süspansiyonlu bir bisiklet arka süspansiyonu sayesinde engebelerde olsun, çukurlarda olsun, binici hatasını nispeten örter, sineye çekerken sabit kadrolu bir bisiklette yapacağınız hatalar düşüşle sonuçlanabilir.

Şimdi bu açıklamadan sonra sabit kadrolu bisikletlerin kendi altındaki iki sınıfı yakından inceleyelim. Genel olarak sabit kadrolu bisikletler yarış ve tur olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Yarışa yönelik sabit kadrolu bisikletler bu sınıftaki katıksız, konforsuz, sadece hız ve verimlilik doğrultusunda tasarlanmış, son derece hafif, uzun bir üst boru sonucu oluşulan sportif geometride bisikletlerdir. Çoklukla ağırlıkları 10kg’in altındadır. Esas olan pedallara verilen gücün hiçbir kayba uğramadan ve son derece verimli bir şekilde çekişe çevrilmesi, bisikletlerin hafiflikleri sayesinde özellikle yokuş yukarı keçi gibi çıkmalarıdır. Kullanım sahaları arazi binişi yarışları, maratonlardır. Hafiflik ve katıksızlık söz konusu olduğu için ön süspansiyon 80mm’den fazla sıkışma payı barındırmaz. Örnek göstermek gerekirse 8,9kg ağırlığında Merida Magnesium Elite (magnezyum ve bisiklet üretiminde kullanılan diğer maddeler için bu konudaki yazımızı tavsiye edelim), ki bu bisiklet halen Gunn Rita Dahle ve Sabine Spitz ile dünya şampiyonluğu unvanını elinde bulunduran bisiklet, Trek’in karbon kadrolu Elite 9.8 modeli, T-Mobile takımının yine 2002’de dünya sıralamasında 3. olan Bart Brentjens’in kullandığı Giant’in özel yapım modeli gibi bisikletler sayılabilir.

Merida Magnesium Elite
Merida Magnesium Elite
Büyük boyut için tıkla!
Trek Elite 9.8
Trek Elite 9.8
Büyük boyut için tıkla!

Tur ve geziye yönelik sabit kadrolu bisikletlerin ise adından da anlaşılacağı gibi kullanım sahaları farklıdır. Bu bisikletlerde ilk olarak aranan özelliklerden biri sağlamlıktır. Transalp gibi 1-2 haftalık turlar esnasında dağ başında bozulmayacak, tabir caizse nanemolla parçaların olmadığı ve bu bağlamda ağırlığın nispeten geri planda kaldığı bisikletlerdir. Doğal olarak kadro geometrileri yarış bisikletlerinde olduğu gibi uzun değil, sürücüye daha dik ve uzun vadede rahat ettirecek şekilde tasarlanmıştır. Sürüş emniyeti açısından yüksek seviyede, bir yarış bisikleti kadar hızlı değil, ama öte yandan onun kadar da hassas değillerdir. Ön amortisörde 80-100mm’lik konfor esas alınarak üretilmiş süspansiyon sistemleri bulunur. Örnek vermek gerekirse Trek’in 4500 serisinden başlayıp, KTM’in Ultra Sport modelini, ya da Corratec’in (her ne kadar ismi daha yarışa yönelik dursa da ) X-Trail Extreme modelini zikredebiliriz.

KTM Ultra Sport
KTM Ultra Sport
Büyük boyut için tıkla!
Corratec X-Trail Extreme
Corratec X-Trail Extreme
Büyük boyut için tıkla!

Tam Süspansiyonlu Bisikletler

Gelelim tam süspansiyonlu bisikletlere. Tam süspansiyonlu bisikletler adından da anlaşılacağı gibi hem önde, hem de arkada bir amortisör-yay sistemi olan bisikletlerdir. Ön süspansiyon konusunda yine Teknoloji-Donanım bölümümüzde Amortisör 1 , Amortisör 2 ve Amortisör 3 yazılarımızdan yeterli bilgiyi edinebilirsiniz. Arka süspansiyonların teknik özellikleri ve çeşitli arka süspansiyon sistemleri konusunda detaylı bir yazımız yakında gelecek. Burada tam süspansiyonlu bisikletlerin avantajları ve dezavantajlarını tartışacağız.

Avantajlardan başlamak gerekirse, öncelikle konfora değinilebilir. Tam süspansiyonlu bisikletler, hele de iyi çalışan bir sisteme sahiplerse, yoldaki engebeleri “ütüleyebilirler”, bu açıdan kullanımı sabit kadrolar kadar yalın ve sert değildir.

Bir diğer nokta kullanım konusunda. Arka süspansiyon her şeyden önce emniyet açısından bir artı demektir. Çekiş lastiği olan arka lastiğin yolla temasının engebeli arazide kesilmemesini sağlayan arka süspansiyon, her durumda (ya da yerine göre neredeyse her durumda) kesintisiz çekiş sağlar. Yani tam süspansiyonlu bisikletler sabit kadrolu bisikletlerin aksine sürücü hatalarını „affedip“ yoldaki engebelerin sürüş emniyeti açısından tehlike arz etmesini engellerler. Dolayısıyla bozuk bir arazide aynı sürüş tecrübe ve becerisine sahip iki bisikletçiden tam süspansiyonlu bisiklet kullananı (burada ifade eksik kalmasın diye „ceteris paribus“ demek gerek) daha hızlıdır.

Ayrıca kullanım sahalarına göre incelediğimiz zaman örneğin serbest sürüş, tepe inişi gibi sahalarda sabit kadrolu bir bisiklet kullanmanın en hafif tabiriyle çok yersiz ve tehlikeli olması bu sahalarda tam süspansiyonlu bisikletleri vazgeçilmez kılar.

Dezavantajlarına gelince, bunlar sabit kadrolu bisikletlerde avantaj saydığımız konulardır. Yani aynı fiyat sınıfında tam süspansiyonlu bisikletler daha ağırdırlar. Bu konuda teknolojik olarak gelişme kaydedilmesine rağmen günümüzde 2500-3000 Euro altında satılan tam süspansiyonlu bisikletler 13-14 hatta 15kg’in üzerinde kalan ağırlıklarıyla yokuş çıkma ve uzun süreli kullanımlarda sabit kadrolu bir bisikletin hafifliğinin şımarttığı bisikletçi için işkence teşkil ederler. Bunun yanında bu fiyat seviyesinin altındaki tam süspansiyonlu bisikletlerde fiyatı düşük tutmak için kullanılan alt sınıf parçalar da uzun vadede ayrıca cüzdanda delik açmak için birebirdirler. Doğal olarak çıkarılması gereken sonuç, tam süspansiyonlu bisikletlerin ancak belirli bir fiyat seviyesinin üstünde hedefine ulaştığıdır.

Kullanım sahasında, ki bu konu yine fiyat seviyesi ile ilgili, belirli bir seviyenin altındaki tam süspansiyonlu bisikletlerde arka süspansiyon örneğin yokuş çıkarken ayakta kullanım gibi durumlarda sekme yapar, bu sekme güç kaybına neden olur. Doğal olarak tam süspansiyonlu bir bisiklette karar kılınmışsa elverdiğince kilitleme (Lock-Out) işlevi olan bir model seçilmelidir.

Gelelim tam süspansiyonlu bisikletlerin alt sınıflarına.

Yarışa yönelik tam süspansiyonlu bisikletler ağırlık olarak sabit kadrolu rakiplerinin seviyesine yakın olup, tamamen ileri hareket doğrultusunda yarış ortamında yüksek verim alacak şekilde hazırlanmışlardır. Özellikle tam süspansiyonlu bisikletlerin aşil tendonu kabul edebileceğimiz tırmanma özellikleri bu bisikletlerde öne yatık bir sürücü pozisyonu ile dengelenmeye çalışılmıştır. Önde ve arkada 80-100 mm’lik, bir tam süspansiyonlu bisiklet için düşük sayılabilecek sıkışma payıyla donatılmışlardır. Örnek olarak Cannondale Scalpel Team Replica modeli veya İsviçreli sporcu Thomas Frischknecht’in 2003 yılında maraton yarışında dünya kupasını kazandığı Scott Genius modeli sayılabilir.

Cannondale Scalpel Team Replica
Cannondale Scalpel Team Replica
Büyük boyut için tıkla!
Scott Genius RC-10
Scott Genius RC-10
Büyük boyut için tıkla!

Tam süspansiyonlu bisikletlerin gelişimini incelersek bunların ilk etapta tepe inişi ve serbest sürüşe yönelerek ortaya çıktıklarını görürüz. Bu bağlamda tepe inişi ve serbest sürüş bisikletleri neredeyse tamamen inişe yönelik tasarlandıkları için ağırlık gibi tasaları yoktur. 15kg’dan başlayarak 20kg’in üstüne kadar çıkabilen modeller vardır. En önemli özellikleri önde 130-200mm, arkada 150-250mm’lik sıkışma payına sahip süspansiyonlarıyla yüksek yerlerden zıplamalar sonucu oluşan darbeleri emebilmeleridir. Kadro tasarımları ağırlığın arkaya geleceği şekilde tasarlanmış olup, bu şekil yüksek hızla iniş esnasında güvenliği arttırıcı bir unsur olmaktadır. Yine bu hızlarda duruşu kolaylaştırmak için motosiklet freniyle karşılaştırılabilecek 4, 6 ve yeri geldiğinde 8 balatalık disk frenlerle donatılmışlardır. Bu gruba örnek olarak Cannondale Gemini 3000, Kona Stab, Specialized Demo 9 zikredilebilir.

Kona Stab
Kona Stab
Büyük boyut için tıkla!
Specialized Demo 9
Specialized Demo 9
Büyük boyut için tıkla!

Son olarak enduro ve tur/geziye yönelik tam süspansiyonlu bisikletlere değinelim. Bu iki sınıfın birbirinden farkı enduro bisikletlerindeki 10-20mm arasındaki fazla sıkışma payından ibaret olduğu için aynı paragrafta açıklamanın bir sakıncası yok. Her iki sınıfta tepe inişi bisikletlerinin iniş emniyeti ile yarış bisikletlerinin çıkış kabiliyetlerini birleştirmeye çalışmaktalar. Enduro bisikletleri bir nebze daha fazla inişe yönelik olsalar da, her iki sınıfta da önde 100-130mm arkada 100-150mm’lik sıkışma payları, azamî 14kg civarında ağırlıklar, genel olarak değişik kullanım sahalarına uyum özellikleri aranır. Örnek olarak enduro için Specialized Enduro Pro, gezi içinse Red Bull Factory CC-200 gösterilebilir.

Specialized Enduro Pro
Specialized Enduro Pro
Büyük boyut için tıkla!
Red Bull Factory CC-200
Red Bull Factory CC-200
Büyük boyut için tıkla!

Faydalanılan kaynak: Mountainbike Magazin

 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 23450 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015