Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
20 . Ekim . 2017  
Dört Gün Dağ Bisikleti
Kapadokya’da

Dört Gün Dağ Bisikleti

Yazar: Ahmet Oğlakçı
9.12.2002

Kendimizi Köprülü Kanyon için hazırlamışken, ulaşım sorunu yüzünden ani bir U dönüşü yaparak dört günü kapsayan bir Kapadokya faaliyetine karar verdik. Aslında buna Kapadokya faaliyeti demek Kapadokya’yı metrekare olarak biraz küçümsemek olur. Çünkü dört gün boyunca Ortahisar, Göreme, Uçhisar Üçgeni içinden çıkamadık. Haritaya baktığınızda göreceğiniz gibi, bu üçgen Kapadokya’da sadece bir nokta. Ayrıca bahsi geçen üçgende karış karış lastik izi bıraktık desek de, biraz abartmış oluruz. Hatta Kızıl Vadi’ye girdik ama çıkamadık desek daha doğru olur.

Eğer bütün Kapadokya’yı kapsayan bir faaliyet düşünen varsa, sıkı bir lojistik ve sizi bekleyen bir işinizin olmaması gerek. Biz ya çok iyi bir kararla bölgenin amacımıza en uygun noktasında konakladık yada bütün Kapadokya dağ bisikleti için bir cennet. Ayrıca bu bölgede zamanı çok iyi kontrol etmek gerekiyor. Yüksek bir yerden vadinin tabanına bakıp yolu kafanızda çizebilirsiniz ve buna güvenerek aşağıya inebilirsiniz. Yukarıdan gördüğünüz koridorlar, patikalar birbirine girer bir çok yerden geri dönersiniz.

Eğer yanınızda yöreyi tanıyan birileri yoksa, karanlığa kalmanız halinde sizi kurtaracak olan aydınlatma sisteminiz ve birazda yiyeceğiniz sırt çantanızda mutlaka olmalı.

Kapadokya günlerimizi özetlemeye geçmeden önce bir iki öneride bulunmak istiyorum: Biz giderken kamp yapmayı düşünmüştük. Garen ABRAHAMOĞLU’UN çabasıyla (Garen’e ekip adına buradan teşekkür ediyorum) Şubat ayı koşullarında oldukça konforlu ve bir o kadarda ucuza konaklama şansımız oldu. Ancak yine de uyku tulumlarımız olmasaydı, her halde geceleri takırdayarak geçirirdik. Sonuçta kışın kamp tavsiye edilmez ama ille de kamp diyen varsa, akşam üzeri bisiklet ile döndüğünüzde soğuyan hava sayesinde pek hoş olmaz derim. Ayrıca bazı yerlerde çok fazla diken var. Bol miktarda yama ve mümkünse iki üç tane iç lastik götürmeniz gerekir. Zemin ise topraktan ziyade, zamanla tüfün kumlaşmış hali. Islandığında jantlara bulaşınca pabuçların düşmanı olabilmektedir. Sonuç: Yedek fren pabucu getirmenizde fayda var.

Bu kadar izahatı yeterli görerek hemen dört günün özetine geçiyorum: 22 Şubat akşamı Doğu, Bertan, Tolga, Alptekin ve ben Harem Otobüs garajında toplandık. Bisikletlerin parçalanması, otobüse yüklenmesi ve yerlerimizi almamıza müteakip, 21:30 da hareket ettik. Yolculuğa dair söyleyebilecek tek şey kabus bir hostesle seyahat ettiğimizdir.

Varış 23 Şubat 2002. Saat sabah 10 civarı. Konak yeri sahibi Salih, bize odamızı gösteriyor. Harika bir başlangıç. Ekip üyeleri memnuniyetlerini belirten sözler sarf ediyorlar. Hemen yerleşiyoruz. Hava güneşli. Bisikletler toplanıyor. Hiç vakit kaybetmek istemiyor ve hemen giyinip start veriyoruz. Kaldığımız yer Ortahisar’da ve hemen karayolu üzerinde. Dolayısıyla bulunduğumuz noktadan Kızıl vadiye girişimiz oldukça kolay ve hızlı oluyor. Hatta o kadar hızlı oluyor ki vadi girişinde bilet kesen zavallının herhalde dört günün sonunda psikolojisi bozulmuştur.Vadi gerçekten muhteşem. Teknik ve donanım eksikliğimi burada daha çok hissediyorum. Ekibin diğer fertleri önden kopuyorlar ve zaman zaman durup beni bekliyorlar. Hepsine buradan binlerce teşekkür. Vadi tabanında kumluk, daha çok traktörlerin kullandığı anlaşılan, uzun bir düzlüğe çıkıyoruz. Önümüze üç seçenek çıkıyor: Solda vadinin başka bir bölümüne, sağda Göreme-Avanos yoluna, tam karşımızda ise dik bir patika ile tekrar Ortahisar’a yönelebileceğimiz seçenekler. Tam karşımızdan tırmanmaya başlıyoruz. Bir süre sonra Ortahisar yönüne düz devam etmeyip kendimizi soldaki bir patikadan inerken buluyoruz. İnişe birlikte başlıyoruz ancak ben yalnız devam ediyorum. Diğerleri ilk dönemeçte kayboluyorlar. Grubu aynı düzlükte beni beklerken buluyorum. Bu sefer bu düzlüğü takip ederek Göreme’ye çıkıyoruz. Biraz gıda takviyesinden sonra devam edip kendimizi Ortahisar-Göreme yolu olan parke, taşlı ve dik yokuşa vuruyoruz. Yokuşun sonunda yine başladığımız noktaya geldiğimizifark ediyoruz. Bir karar vermemiz gerekiyor. Henüz doymadık ancak zaman çok bol değil. Dayanamayıp devam ediyoruz. Bir kez daha vadiye dalıyoruz. Tolga, Doğu ve Bertan başka bir patikadan, vadinin sağındaki yüksek sırtı boydan boya vadi tabanına hiç inmeden geçmemizi sağlayan, Doğu EKE’nin tabiriyle “Ölüm yolu”na, sapıyor. Alptekin olayı kameraya alırken ben de onun yanında izlemekle yetiniyorum. Dönerler diye beklerken, onlar düşe kalka devam edip kameranın ve gözlerimizin tespit yeteneğinin dışına çıkıyorlar. Çaresiz biz de peşlerinden gidiyoruz. Çok zor oluyor. Vardığımız nokta Çavuşin. Karayolu ile tekrar Göreme’ye dönüyoruz ve burayı tekrar gördüğümüze seviniyoruz. Akşam için erzak alıp konağın yolunu tutuyoruz. Sahip olduğumuz şartlara göre oldukça lezzetli sayılabilecek yemekten sonra erkenden yatıyoruz. 2. gün Ortahisar’ın içine girip yaptırdığımız devasa pidelerle kahvaltı yapıyoruz. Tekrar konağa dönüp hazırlanıyoruz. Ancak düne göre biraz rehavet var ekipte. Çıkışımız 13:30’u buluyor. Aynı noktadan vadiye girerken biletçinin yapabileceği hiçbir şey yok. Vadinin içinde bugün biraz daha sakin ama çocuklar gibi eğleniyoruz. Alptekin çekimlere devam ediyor. Doğu ikinci denemesinde bir tahta köprü-merdiven iniyor. Sonunda kendimizi Göreme’de buluyoruz. Geç başladığımız gün erken bitiyor ve dönüyoruz. Salih’in getirdiği bifteklerle akşam yemeğimizi daha da zenginleştiriyoruz. Bertan’la Doğu’nun 51 oynayalım ısrarı sonuçsuz kalıyor ve herkes tulumunun içine giriyor.

Üçüncü gün, gelirken ayırttığımız dönüş biletlerini almak için Uçhisar’a gidiyoruz. Biletleri alıyor ve Göreme’ye araziden gidebilme imkanını araştırıyoruz. Bir iki tarifle kendimizi Güvercinlik Vadisi’nde buluyoruz. Tam bir labirent. Çatallaşan yollar sık sık durmamıza neden oluyor. Hava tatsız ve yağmur atıştırıyor. Bir tepeye çıkıyor ve yol bulmaya çalışıyoruz. Yukarıdan bir yol tespit edip aşağıya iniyoruz. Su ve insan geçişi için açıldığını sandığımız tünellerle karşılaşıyoruz. Bu tünellerin içi güneşten mahrum oldukları için zemin kalın buz tabakasıyla kaplı. Bize eğlence çıkıyor ve artistik puanlar topluyoruz. Bir ara bir geçitten elden ele bisiklet vererek geçiyoruz. Başka bir yerde Alptekin 10-15 metrelik serbest düşüş yapmak üzereyken son anda düştüğü yerde tutunabiliyor. Yine yaklaşık 10 metrelik kot farkı olan bir yerde dar ve çok eğimli, kaygan, kumluk bir iniş Doğu’nun iştahını kabartıyor. Ama “YOK AABİİ!”. Tolga deniyor ve hiç zorlanmadan hızla iniyor. O anda Tolga’ya saygı duyuyoruz. Sonuçta yine Göreme’ye iniyoruz. Araba yıkayan birinden su hortumunu alarak bisikletlerimizi yıkıyoruz. Kısa bir moladan sonra Kızıl Vadi’de dolanıyoruz. Birden arkamızda havanın pek de iyimser olmadığını fark ediyoruz ve dönüyoruz. Dönüşün son metrelerinde müthiş bir kum fırtınasına yakalanıyor ve kendimizi içeri zor atıyoruz. 10 dakika sonra da yağmur beklerken kar fırtınası başlıyor. İki saat yağarak Kapadokya’yı beyaza bürüyor. O anda benim bisikletle vedalaşmam gerekiyor. Çünkü malzemem bu şartlara yeterlik sağlamıyor.

Dördüncü, yani son günümüz yine Ortahisar’da. Kahvaltıyla başlıyor. Tolga, Bertan ve Doğu bisikleti, ben ve Alptekin tembelliği seçerek iki gruba ayrılıyoruz. Bisikletli grup Kızıl Vadi’ye dalarken, biz vadinin bir haritasını buluruz ümidi ile yöresel antika eşya satan bir dükkana giriyoruz. Dükkan sahibi Crazy Ali muhterem bir insan. Yöre ve özellikle de vadi hakkında kapsamlı bir bilgiyi ondan alabilirsiniz. Crazy Ali şiir okumak isterse bırakın okusun. Biz okutmadık ayıp ettik. Öğle sonrasının tamamı dönüşe hazırlanmakla geçiyor. Salih’le vedalaşıp vaktinden bir saat önce bizi almaya gelen otobüsümüze binip bisikletli günlerimize son veriyoruz.

Tekrar tekrar söylemiş olacağım ama yöre coğrafyası dağ bisikleti için kusursuz. Tekniği iyi olan için tükenmez bir parkur ziyafeti, olmayan için ise muazzam bir eğitim alanı. Mutlaka gidilmeli.




 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 2886 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015