Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
11 . Aralık . 2017  
Büyük İskoçya Rüyası
11 Temmuz - 27 Temmuz 2003

Büyük İskoçya Rüyası

Yazar: Mahmut Gürtuna
10.6.2004

“Yaşamın lezzetine varmak için ‘ farkındalığımızı’ artırmamız gerekir, farkında olmamız ise ancak ‘ bilgi’ sahibi olmakla mümkündür”
Bu sözler geçenlerde sonsuzluğa yolcu ettiğimiz aziz kardeşim Tuğrul Şavkay’a aittir. Farkındalığımın artırılmasında yapmış olduğu katkılar için ona duyduğum şükran borcu ödenecek gibi değildir. Anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.
Mahmut Gürtuna
Mahmut Gürtuna
Büyük boyut için tıkla!

İşte biraz sonra sözünü edeceğim “Büyük İskoçya Rüyası” benim için bisiklet binmek suretiyle zor doğa şartları ile harman olduğum, sonunda yaklaşık 1000 km mesafeyi kat ederek tamamladığım bir İskoçya Ekspedisyonu değil “yaşamın lezzetine varmak için farkındalığımı artırmak yolunda yaptığım mütevazi" bir "yaz okulu“ çalışması idi.

İskoçyayı gezenler okuyanlar İskoçyayı bilirler.
Gezip okuyamayanlar da en azından İskoçya denilince şıp diye İskoç Viskisini, Cesur Yürek filmini seyredenler de Willliam Wallace‘ı anımsarlar. Tıpkı ortalama bir sorgulamada bir yabancının Türkiye denince ilk olarak aklına Türk Kahvesi ve Türk Hamamı geleceği gibi.

Gerçek lezzeti ise arayanlar mutlaka bulurlar. Biraz “zahmet”

İskoçya tutkumun yüzeye vurması ise 1990 senesi temmuz ayına rastlar. O yıl eşimle birlikte İnverness'den başlayan batı sahilleri boyunca güneye doğru devam eden ve daha sonra doğuya dönüp Spey vadisini izleyerek ve bir süre sonra tekrardan kuzeye yönelen bir rota üzerinden 600 km'lik bir seyahat yaptık.

Bu seyahatte rotamız üzerindeki şatoları gezdik, tarihi koklayıp anlamaya çalıştık, nerede akşam - orada sabah olarak kararlaştırdığımız “seyahat planımız” içinde Yatak-Kahvaltı (Bed and Breakfast –B&B) türünden aile işletmeleri bize muhteşem ev sahipliği yaptılar. Hem ekonomik olması hem de yöreyi tanıma açısından doğru bir seçim olduğuna inandığımız bu tercihimizi bugün artık tüm “İskoçya yolcuları” biliyorlar.

Ben gezgin değilim, buna maddeten imkan yok, ancak gezip gördüğüm yerler arasında öyle yerler var ki, ne hikmetse, beni derinden etkilemiştir. Oralara hep yeniden gitmeyi istemişimdir. Bugüne kadar bu yerlerden bir kısmına tekrardan gidebildim, gidemediklerime ise yeniden gidebilme ümidimi muhafaza ediyorum.

İşte İskoçya bu ilk grupta saydıklarımdan. İskoçya'ya 2003 senesinin 11 Temmuz'unda yeniden gittim.
Bu seferki gidişe vesile ise şubat ayında Tolga Çeltekligil ile tanışmam idi. Tolga ile çok sevgili dostum benim ve bir hayli insanın “ bisiklet hocası“, çelebi insan Gürsel Akay’ın İstanbul'daki "Yeşil Bisiklet" isimli dükkanında karşılaştım. Gürsel bizi tanıştırırken Tolganın 2002'de İskoçya'da bisiklet ile bir tur yaptığını söyledi. Ben de kendisine “bir daha ne zaman gideriz” diye sordum.

Cevap şaşırtıcı idi. Tolga “Ne zaman isterseniz“ demişti. Hemen oracıkta söz kestik, 11 Temmuz 2003.

Tolga ertesi gün yeni görevine başlamak üzere Almanya’ya gitti. Sonra Tolga ile elektronik posta vasıtasıyla haberleşmeye başladık ve İskoçya'daki güzergahımızı saptadık.

Seyahat Edinburgh'dan başlayacak, "Cesur Yürek" William Wallace‘ın anıtının bulunduğu Stirling'den geçilip, Loch Katrine çevresini dolaşarak, Tyndrum üzerinden Grampian dağlarını aşarak Glen Coe’ya inilecek ve Fort Williams’a varılacak; oradan Loch Ness boyunca İnverness’e çıkılacak. İnverness kuzeyde çıkılacak en üst nokta, sonra dönüş başlayacak Tomatin, Kingussie, Dalwhinnie , Blair Atholl, Pitlochry, Perth, Kinross, Dumferm-Line, İnverkeithing üstünden Forth Köprüsü geçilerek Edinburgh’a geri dönülecek.

Güzergahın yaklaşık olarak 1000 km. Civarında olacağını hesaplıyoruz. Bunun için bize 15 günün yeteceğini düşünüp 27 Temmuz‘u dönüş günü olarak belirliyoruz.

Turumuzu yıllardır kullandığımız emektar dağ bisikletlerimiz ile yapacağız.

Bütün bunları planlarken konudan haberdar ettiğimiz 3 arkadaşımız bisikletle olmasa da araç kiralayıp İskoçya'da bizimle beraber olmak istediklerini söylediler. Onlar gündüzleri araçla gezecekler gece haberleşip belli bir noktada buluşup aynı yerde konaklayacaktık. Seyahat gittikçe anlam kazanmaya başlamıştı. Bu katılım isteği Tolga ve beni son derece mutlu etti.

11 Temmuz günü biz 4 kişi İstanbul'dan Londra’ya oradan Edinburgh’a uçtuk. Tolga Almanya'dan katıldı. Edinburgh havaalanında ekip toplandı.

Tolga ve ben bisikletlerimizi monte ederken 3 kişilik Ekip de araçlarını kiraladılar. Onlar araçlarına bizde bisikletlerimize binip Havaalanından Edinburg’un yolunu tuttuk.

Evet artık İskoçyada idik.

Sizlere İskoçya'da gün be gün yaptıklarımızı anlatacak değilim. Sizlere yaptığımız turun bisiklet sürüş tekniği ve fiziki dayanıklılık açısından neleri gerektirdiğini de söylemeyeceğim çünkü sizlere anlatmak istediğim şeyler bunlar değil.

Bu yapılan iş benim açımdan planlı, disiplinli ve her şeyin ötesinde istekle yapılan bir iş idi. 5 aylık planlı bir çalışma sonunda vardığım noktada amacıma ulaşmış idim.

Amacım benim gibi yoğun çalışan insanlara profesyonel yaşamlarının dışında da bir yaşam olduğunu hatırlatmaya çalışmak idi. Sonuçta her birey kendi hayatının tercümesini yapar, dışarıdan müdahale zordur ancak imkansız değildir. Sürekli olarak hayatı “ıskalayacaksın“ sonra da dönüp faturayı başkalarına keseceksin..

Yok öyle yağma!

Tatile gitmemeyi, kendine zaman ayıramamayı marifet sanan, kitap okumayı ise ancak “boş zamanlarınızda ne yaparsınız” sorusuna verilmesi elzem bir cevap olarak “benliklerine kodlayan” bir zihniyetin sahiplerine “hayattan şikayet etme hakkı tanımanın“ şaşırtıcı bir cömertlik olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca buradan yaşamımıza “boş zaman” gibi bomboş ve hiç anlamı olmayan bir kavramı ropörtaj sorusu olarak soranlara sesleniyorum:

Zamanın boşu olmaz! Niye mi?

Düşünürsek eminim cevabını buluruz.

Akla “niçin Bisiklet de başka bir şey değil” sorusu gelebilir. Cevap ülke ile doya doya temas etmemi sağlayacak bana en uygun alet: Dağ bisikleti.

Bisiklet sizi doğa ile haşır neşir eder, katar karıştırır, sarar sarmalar ve başka bir boyuta taşır. Bisiklete böyle binildiğinde "bisiklet" bir spor aracı değil bir yaşam biçimidir.

Tolga’ya niçin bisiklet diye sormadım. 27 yaşındaki yol arkadaşımın koyduğu hedeflere baktığımda , koyduğu hedeflerin farkındalığını artırmak için konulduğunu anladım. Tolga yakında Atina maratonuna katılacak, 2004 yılında kano ile Norveç’i dolaşmayı planlıyor, 2004 sonrasını konuşmadık, eminim hedefleri vardır.

Pozitif bilim okumuş bu başarılı genç kardeşim profesyonel kariyerinin henüz başında olmasına rağmen “hayatı kazanmakla hayatı yaşamanın” ayrımına varmış olmanın bilgeliği ile her iki boyuta da lezzet katmak için çalışıyor, uğraşıyor.

Gelin bu ayrıma varmak için benim gibi 50 yaşını beklemeyin, sarılın her ikisine de.

Genelde bizler bu ikisinden birine sarılırız. Hangisine?

Korkularımız ve endişelerimizin bir sonucu olarak “hayatı kazanmak” tarafına.

Hayatı kazanmak uğruna verdiğimiz çabalarımızı hayatı yaşamak için vereceğimiz çabalarımız ile dengelemeyi her nedense düşünmeyiz, düşünemeyiz. O yüreğimizi saran gelecek korkusu, o endişe var ya... Kaldırır hepimizi hoyratça bir tarafa savurur, hayatı yaşamayı “lüks“ saydırır, hak etmediğimizi düşündürür, halbuki bir bilsek ki bu anamızın ak sütü gibi helaldir.

İskoçya'nın dayanılmaz cazibesinin yanısıra kuyruklu yıldız izlemek gibi herkese her daim nasip olmayan bir serüvenin içinde yer alacak olmanın dayanılmaz dürtüsüne teslim olup bizle gelmek isteyen 3 arkadaşımdan biri Cumhur, hayatında ilk defa sahibi olduğu Hukuk Bürosunu 15 gün süre ile terk ederek uzun ve kesiksiz bir tatile çıktığını söyledi. Görevine geri döndüğünde ise hemen hemen hiç bir şeyin aksamadan yürüdüğünü görüp hayatında yaptığı bu devrim nedeniyle kendisiyle iftihar ettiğini itiraf etmiştir.

Aynı şekilde estetik cerrah olan Soner arkadaşım da hemen hemen her planladığı işin sürekli olarak yediği "son dakika golleri” nedeni ile yapılamayışından şikayetçi idi.

Bu hayal kırıklıkları nedeniyle planlara karşı savunma mekanizması olarak geliştirdiği “temkinli yaklaşımı” nedeniyle kendisine dostları tarafından “%50 olabilir” anlamında takılan “%50 Soner“ lakabını fazla yadırgamadan benimsediğini öğrendim. Ama İskoçya planında ilk defa olarak %100 isabet sağladığını hepimiz gördük.

Demek ki bir şeyi çok istersek o olur.

Grubun üçüncü elamanı, Soner ile aynı yerde çalışan ve estetik cerrah olan Gürsel'in de bu seyehate katılmak için ne “fedakarlıklar” yaptığını hepimiz biliyoruz.
İskoçya Turu Harita
İskoçya Turu Harita
Büyük boyut için tıkla!

Bisiklet ile Edinburgh'dan çıktıktan sonra plana uygun olarak ilk Stirling’e geldik. "Cesur yürek" anıtını ziyaret edip ertesi gün güneş tepemizden öbür tarafa kaykılıncaya dek Yayla Oyun'larını izledik. İnsan irisi yayla adamlarının kucaklarında taşıyıp usturuplu bir şekilde havaya fırlatıp takla attırdığı neredeyse 12 metre uzunluğundaki telefon direklerini gözlerimle görünce bu işin televizyondan seyretmeyle aynı şey olmadığını anladım. O zaman bir kez daha anladım ki televizyon izleyicileri sürekli olarak "naklen şahit” durumundadırlar.

Olup bitenleri ve yaşananları kısacası o ”hava“yı “bizzat şahit” durumunda olan kameraman kardeşimiz kaptığı için bizlere sadece iyi niyetle ve azami gayretle naklettiği içi boş görüntüyü seyretmek kalıyor: İçi nerede, içini kendi aldı, o nakledilemiyor, yaşamış olmak gerek.

Yaşanmayan eksik kalır...

Stirling'ten sonra sırasıyla Loch Katrine, Loch Lamond, Tyndrum'da İskoçya'nın Robin Hood’u Rob Roy’un icra-i sanat eylediği bölgeleri kat ettikten sonra Grampian Dağlarını aşıp Glen Coe bölgesine vardık.

Grampian Dağları...
Tırmandıkça, yükseldikçe bulutların içinde pedal çevirmeye başlıyorsunuz, oluşmaya başlayan kanatlarınız sizi daha da yükseklere taşımaya hazır, hafifliyorsunuz, yerçekimi yok oluyor, yüreğiniz boşalıyor...

Gözlere ve gönüllere şenlik...

Mavi ve yeşil, beyaz ve gri, su ve taş, börtü ve böcek... Velhasıl doğa hep bir ağızdan sonsuzluğu haykırıyorlar. Bütün bu cümbüşün içinde ne kadar yokuz ne kadar hiçiz.

Derken Fort Williams ‘a iniyoruz, görülmeye değer göl kıyısında muhteşem bir kasaba, gece kalıp ertesi gün yukarıya kuzeye doğru çıkıyoruz. 2 gün sonra en kuzeyde dönüşün başlangıcı olan İnverness’e geliyoruz. Yola çıktıktan 7 gün sonra, yaklaşık 450 km. bir gün İnverness'te kalıyoruz.

Yorgun değiliz.

İnverness gezip görülecek yerler açısından İskoçyanın en zengin bölgelerinden biri. Çevrede yer alan kalelerden biri de Shakespear’ın Macbeth'inde sözü edilen meşhur Cawdor Kalesi İnverness’e sadece 16 km. uzaklıkta, meşhur Culloden savaş alanına yakın.

İnverness‘ten dönüş başladı. İlk gün köy/kasabanın (?) tek yaşam kaynağı olarak gözüken "Dalwhinnie" viskileri ile aynı adı taşıyan köyün tek otelindeyer bulmanın mutluluğu içinde yeşillikler ve yağmur damlalarının çatı katındaki odamızda bizim için bestelediği senfoni ile uyuduk.

Pitlochry'nin 2002'de Avrupa'nın en güzel süslenmiş/çiçeklerle donatılmış yeri seçildiği söyleniyor. Blair şatosu ve aynı adı taşıyan Blair Atholl Viski İmalathanesi (Distillery) bölgede görülmesi gereken önemli noktalar. Caddenin iki tarafında yer alan tüm binaların cephesi çiçeklerle bezenmiş doyumsuz bir görüntü segilemekte.

Ertesi gün Pert üzerinden Kinross’a vardık, geceyi burada geçirip son durağımız olan Edinburgh’a yöneldik.

Edinburgh İskoçya'nın başkenti ve kültürel merkezi. Kuzeyin Atina'sı da denilen bu şehiri tanımlamak için boşuna çaba sarfetmeyelim. Kelimeler yetersiz kalacaktır.

Edinburgh şehri 21. yüzyılda sizi zaman makinesine bindirip Dorik Başlı sütunların arasında gezdirir, Royal Mile üstünde tur attırır, kaleyi kuş bakışı seyredersiniz, o sırada meşhur Edinburgh Festivali devam ediyor ise size o lezzeti de tattırır.

Ediburgh’a 24 Temmuz günü vardık, 11 günde turumuz bitmişti.

Geri dönüş biletimiz 27 Temmuz olduğu için çevreyi daha da çok gezmek için zamanımız vardı .

Artık kiralanan arabaya transfer olma zamanı gelmişti. Edinburgh yakınlarındaki Rosslyn Chapel ziyaret edilmesi gereken çok önemli bir merkezdi. Roslin köyü Edinburgh’a yaklaşık 8 km. mesafede. 15. yüzyılda Sinclair ailesi tarafından yaptırılan şapel gerek iç gerekse dış dekorasyonu açısından zenginliklerle doludur. Özellikle binanın içinde ki üç sütündan biri olan Gotik “Çırak Sütunu” zengin oyma işçiliği ile hemen ön plana çıkmaktadır.
Ayrıca allegorik süslemeler - Yeşil Adam, Ölülerin Dansı , baş aşağı asılı Lucifer - betimlemeleri yapıya gizemli bir hava katmakta.

Efsaneye göre ustasını kendisinden izin almadan yaptığı muhteşem sütun nedeniyle hasetten çıldırtıp bunun bedelini hayatıyla ödeyen çırak sağ şakağında ki şakül darbesinin izi ile batı yönünde ki girişin üstündeki tavanda sadece yüzünü göstererek yerini almaktadır, tam karşısında ise Ustası adeta kıskanan gözlerle Çırak Sütunu'nu gözlemektedir.

Rosslyn Şapel’i mutlaka görülmeli.

27 Temmuz günü Edinburgh'dan uçağa binip geldiğimizden farklı olarak İstanbul’a döndük.

ÖZETLE
İskoçya'da dilerseniz tarihi bir yolculuk yaparsınız, dilerseniz “Viski”nin peşine düşersiniz, viski damıtma tesislerini (Distillery) gezersiniz, seçiminiz ne olursa olsun doğa size tüm güzelliklerini sergileyerek eşlik edecektir:

İskoçya Pastoral Bir Senfonidir.. Bir ayindir...

Bu ayine katılmak için en uygun zaman Temmuz 1- 15 arasıdır. Bu aralık çok dardır çünkü İskoçya senenin hemen hemen her ayında yağış alan bir ülkedir. İskoçların söylediği meşhur bir söz vardır: İskoç kıyıdan Skye Adasına bakarak (ada çok yakındır) yanındakine şöyle der;

"Eğer adayı göremiyorsanız yağmur yağıyordur, eğer görüyorsanız... Biraz sonra yağacak"

Genelde bu tarihler arası hava şartları çok uygun. Eğer şanslı iseniz güzel hava Temmuz sonuna doğru bir hafta daha uzayabilir, ama garantisi yok. Daha sonra hemen hemen her gün yağmura yakalanırsınız. Ama bir şey söyleyeyim, biz son iki gün bisikletin üstünde yağmura yakalanmamıza rağmen şikayetçi olmadık.

Eğer uygun giyiminizi yanınıza almış iseniz (hafif bir yağmurluk ve su geçirmeyen bir şapka ( şemsiyeyi konsentrasyonunuzu bozabileceği için tavsiye etmiyorum) bir çift kuru çorap ve ayağınızda su geçirmeyen botlar, “yağmura yakalanmak“ hatta keyif bile olabilir.

Ayrıca yağan yağmur varsa sıkıntılarınızı da yıkayıp götürecektir. Doğa sizi “toksinlerinizden“ arındıracaktır. Bu arada fotograf makinenizi yanınıza almayı unutmayın.

Eğer Dijital kullanmıyorsanız, yanınıza bolca film alın. İskoçya'ya, sizi bulunduğunuz düş aleminden uyandırmadıkları sürece, kimlerle ve kaç kişi gittiğiniz hiç önemli değil, çünkü başında ve sonunda herkes kendi İskoçya'sını yaşamaktadır. Kalabalık içinde yalnızsınızdır.

İskoçya fotograflarla hapsedilemez, İskoçya naklen anlatılamaz, İskoçya sadece YAŞANIR.

MUTLAKA GÖRÜN
1. EDİNBURGH KALESİ
Edinburgh'a neredeyse “kuşbakışı” bir bakış “bahşeden“ bu kalenin gözden kaçması imkansız. İskoçya’nın en popüler tarihi yapısı bu kaledir. Kaleye girişte sizi İskoçya’nın İngilizlere bayrak açan ve daha sonra yakalanıp Londra'da idam edilip vücüdunun her bir parçası bir tarafa savrulan William Wallace’ın (meşhur filmdeki sıfatı ile "Cesur Yürek") ve yine İngilizlere yenilgiyi tattıran Milli Kahramanları Robert the Bruce‘un bronz heykelleri karşılar.

Çepeçevre surla çevrili olan bu yerleşim biriminde mutlaka görülmesi gereken birimlerden biri İskoçya Savaş Anıtı'dır (Scottish National War Memorial).
1927'de açılan bu birimde dikkatimizi çeken önemli noktalardan biri savaş sırasında ölen insanlar için yapılan anıt-mezarların yanı sıra, yine savaş sırasında savaşırken veya çalışırken, adını siz koyun, ölen hayvanlar için de yapılmış sembolik mezarların olması idi. Vefa duygusunun bu şekilde sunumu insan olmamızın “anlam farkını” kuvvetle vurgulamaktadır.

Kalenin içinde surları takip ederek yapacağınız çepeçevre bir yürüyüş size şehrin panaromik manzarasını verecektir.

2- ROYAL MİL (ROYAL MILE)
Edinburgh Kalesi'nden çıkıp da Palace of Holyroodhouse istikametinde yürüseniz üstünde bulunduğunuz caddenin haritalardaki adı High Street olmasına rağmen bu caddeye halk Royal Mile der. Yaklaşık olarak 1 mil uzunluğundaki cadde üstünde yer alan çeşitli dükkanlar ilginç alış-veriş noktaları olarak sizi “para harcamaya“ teşvik eder.

Bu cadde üstünde yer alan Camera Obscura, St. Giles Katedrali, John Knox’un Evi ön plana çıkmaktadır.

STIRLING
1-WILLIAM WALLACE ANITI
Stirling Edinburgh’a yaklaşık 80 km. uzaklıkta . Kasabaya hakim iki tepeden birinde Stirling Kalesi diğerinde ise William Wallace Anıtı bulunmaktadır.

140 adet olduğunu hatırladığım dar ve dönerek yükselen kule merdivenlerini tırmanıp William Wallace anıtının tepesine vardığınızda emin olun mükafatınız muhteşem olacaktır. Stirling ovasına ve ufuk çizgisine hakim olmanın verdiği keyif tüm yorgunluğunuzu alacaktır. Ayrıca tepeye varıncaya dek değişik katlarda ki salonlarda audio-visuel olarak zengin tarihi bilgiler sergilenmektedir. Bu katlarda durup nefeslenmek mümkün.

ROSLİN ŞAPEL (ROSSLYN CHAPEL)
Eğer Edinburgh’a gitmişseniz Roslin Şapel’e gitmek artık “farz“ olmuştur. Şehre sadece 10 km mesafede. Bildiğiniz gibi Dan Brown’un sondan bir evvel ki kitabı, best seller olan “DA VINCI ŞİFRESİ ” adlı kitabının son kısmında bütün gizem dönüp dolaşıp Roslin Şapel'de düğümlenir. Dan Brown tüm gizemi Roslin Şapel’e yıkmakla bana sorarsanız pek de haksız değildi. Şapel ‘i inşa eden Sinclair ailesinin bir dönem İskoçya'da yaşayan Tapınak Şövalyeleri ile olan “ilgisi” ve bu Şapelde yer alan allegorik betimlemeler bu türden çalışmalara merak duyan okuyucularımız için zengin bir hazinedir. Dilerim ki Edinburgh’a gidenler Roslin’e de giderler... Dilerim ki öyle olur.

PİTLOKRİ (PITLOCHRY)
İskoçya'nın coğrafi merkezi Pitlokri’dir. Meşhur İskoç yünlülerini burada yapılmaktadır. Çiçekler, çiçekler , çiçekler... Binaların cephelerinden, elektrik direklerinden, otellerin balkonlarından, her yerden fışkıran özenle yetiştirilmiş çiçekler, rengarenk.

Temmuz ayında manzara böyle. Bu küçük kasabada sonsuza kadar kalabilirsiniz.
Çevrede yer alan muhteşem bahçeleri ile Blair Kalesi'ni ve Blair Atholl Viski İmalathanesi’ ni görmelisiniz.

NASIL GİDİLİR
İskoçya’ya bizim yaptığımız gibi uçakla İstanbul-Londra (THY ve BA uçakları ile haftanın her günü) Londra'dan BA ile Edinburgh’a uçabilirsiniz.

Bisikletimi Atatürk Hava Limanında karton kutu içinde uçağa teslim ettim Edinburgh’da aldım, dönüşte karton kutuya gerek kalmadan sadece lastiklerini indirip Edinburgh Hava Limanı'nda verdim Atatürk Hava Limanı'nda aldım. Hiç sorun çıkmadı.

NEREDE KALINIR
İskoçya'da büyük şehirlerdeki oteller belli. Benim tavsiyem Yatak-Kahvaltı (Bed and Breakfast -B&B ) tipi yerlerde kalmak. Bu tip yerler İskoçya Turist Organizasyonu’na (Scottish Tourist Board) kayıtlı ve son derece ciddi hizmet veriyorlar.

Büyük şehirlerde 20-27 Pound/kişi seviyesinde olan fiyatlar şehir dışında 15-20 Pound seviyesine inmekte.

Temmuz ayında biz rezervasyon yapmadan – bisikletle nerede ne zaman olacağımızı tam olarak bilemediğimiz için, nerede akşam orada B&B diyerek geceledik.

Ancak kalabalık olarak geziyorsanız bazen aynı B&B de 5 yatak birden bulamayabilirsiniz.

Bizler bu seyahatte Mercedes ekibi ile hatta aynı yatağı paylaştık. Çok da komik oldu. İskoç ev sahiplerimizin sıkınarak teklif ettikleri çift kişilik büyük yatakları, yorucu bir günün sonunda ve etrafta başka da kalacak yer yok ise reddedecek bir ademoğlu düşünemiyorum. Bu tür sürprizlere hazırlıklı olun. Ama bu demek değil ki önceden rezervasyon yapılmaz; tabii ki yapılır ve bu birimler bunları son derece ciddi olarak yapmaktadırlar.

İskoçya da kalınacak yerler ve rezervasyon için www.visitscotland.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kahvaltıda "Scottish Kahvaltı" tipini seçerseniz bilin ki küçük taneli kuru fasulye tabağınızı süsleyecektir.
Eğer ayrıca belirtmez iseniz yine standart olarak simsiyah renkli kalın ve dairesel olarak kesilmiş bir “kitle” kahvaltı tabağınızdaki yerini alacaktır. Sorup öğrendik, pahalı ve kıymetli bir yiyecek imiş: Domuz kanından yapılmış sosis.

Meraklılarına duyurulur.

NE YENİR
Bildiğiniz gibi İskoçya ya gittinizmi somon yemeden dönülmez. İskoçya'da somon başka somonlara, ancak “yaban” ( wild) olmak koşulu ile siparişinizi vermeden önce balığın “menşei”ni sormak gerekir: Çiftlik mi – Yaban mı ? Uzun bir süredir İskoçya'da da Somon Çiftlikleri faaliyette imiş. Siz hazır oraya gitmiş iken Yaban Somon’u araştırın.

Kırmızı et denince ayrı bir spesiyalite Aberdeen Angus Bonfile'si. Gelelim Haggis’e -bildiğimiz kıyma-, sakatattan çekilmiş. Çok özel bir şekilde pişiriliyor..

Mutlaka denemeli.

Ayrıca İskoçların tatlıları çok lezzetlidir. Kekler, buram buram tereyağı kokan kurabiyeler; özellikle “ Shortbread” yeme de yanında yat türünden.

ÖZGEÇMİŞ
Mahmut Gürtuna 1951 İstanbul doğumlu, asker bir ailenin çocuğu. Eğitimini Hacettepe Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği (1973) ve Université Libre de Bruxelles- Petrokimya Mühendisliği Master-1974'de tamamladı.
Evli, eşi (Hülya) İstanbul Devlet Operasında sanatçı, biri kız (Martı) ve biri erkek (Ali Murat) iki çocuğu ve Labrador cinsi (Arthur) bir köpeği var.

İRTİBAT ADRESİ
Petrol Ofisi A..Ş
Eski Büyükdere Caddesi No:37
Maslak 80670 - İstanbul
Tel. 0212 329 1848

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 26770 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015