Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
11 . Aralık . 2017  
Yunus Yetkin ve Dağ Bisikleti
Dağ Bisikleti Yarışçıları - I

Yunus Yetkin ve Dağ Bisikleti

Yazar: Emre Yıldırım
28.6.2004

Merhaba sevgili bisikletseverler,
Yarış dünyası bölümümüzde biliyorsunuz genelde, dağ bisikleti yarış dünyasındaki en son gelişmeleri ve haberleri, yarış yorumlarını ve ünlü yabancı dağ bisikleti yarışçılarını sizlere tanıtmaya çalışıyoruz. Ülkemizde dağ bisikleti daha emekleme dönemini tam olarak üzerinden atamamış olsa da bu sporu kendisine kariyer olarak seçmiş çok seçkin kaliteli sporcular da var elbette. Biz de bu konuyu biraz gözardı etmiş olduğumuzun farkına vararak dağ bisikleti dünyamızda yıllardır kazandığı başarılar ile haklı olarak dikkatleri üzerine çekmiş olan Giant Türkiye'den Yunus Yetkini sizlere tanıtmaya karar verdik.

Yunus Yetkin ile şu anda çalışmakta olduğu ve sponsorluğunu da üstlenmiş olan Giant - Türkiye'nin, Göztepe İstasyon caddesindeki mağazasında görüştük.
Bize hedeflerinden, dağ bisikleti hakkındaki düşüncelerinden ve ülkemizde dağ bisikletinin bulunduğu konum hakkındaki görüşlerinden bahsetti.

Röportaja geçmeden önce ülkemizde yarışmakta olan ve gelecek vadeden yarışçılar ile sohbetlerimize bundan sonra da devam edeceğimizi belirtmek isteriz. İnanıyoruz ki dağ bisikleti sporunda profesyonel olarak yarışıp, kariyer yapmak isteyen gençlerimizin en önemli eksikliklerinden biri de kendilerine örnek alabilecekleri sporcuları yeterince tanımıyor olmalarıdır.

MTBTR olarak üzerimize düşen görevi yerine getirerek bu açığı da elimizden gelince kapatmaya çalışacağız. Artık röportaja geçme vakti geldi:

E: Yunus bize kendinden biraz bahseder misin?

Y:1979 Alanya doğumluyum. Şu an açıköğretimde okuyorum. İlk işim aslında erkek berberliğidir. Ailemin de teşviğiyle bir meslek edinebilmek için berberliğe başlamıştım. 5 yıl bu işi yapıp çıraklık meslek okulundan diplomamı aldım ve mezun oldum. Daha sonra Alanya’da farklı işlerde çalıştım.

E: Bisiklete merakın nasıl başladı?

Y: Çocukluğumdan beri bisiklete karşı her zaman büyük bir merakım olmuştur. Alanya’da her yıl triatlon yarışları düzenlenir. 15-16 yaşlarımda iken yazları çalıştığım restoranın bulunduğu yerden, triatlon yarışlarının başladığı yüzme start noktası rahatlıkla görülebiliyordu. Yarışların başlangıcını beklerken bir taraftan da bu iş nasıl yapılır diye düşünürdüm. O yıllarda bu işi ben de yapabilir miyim diye bir heves geldi. Eskiden asıl triatlon yarışının yanında bir de halk triatlonu düzenlenirdi. Arkadaşlara sorarak nasıl kayıt yapılır kayıt işlemleri için ne yapılması gerekir öğrendim. Kararımı vermiştim ve aileme danışmadan gidip kaydımı yaptırdım. Sonra da giderek onlara yarıştan bahsettim. Önce biraz karşı çıktılar. Oğlum dikkat et başına bir şey gelir düşer yaralanırsın diyerek benim için endişelendiler. Sonunda onları da ikna ederek yarışa katıldım:

200m yüzme, 10km bisiklet, 2km koşu. Tamamen Alanya halkı için düşünülmüş bir yarıştı bu; manavıyla bakkalıyla herkesin katılabildiği bir yarış. İnsanların olayı yakından hissedebilmesi, kendilerini organizasyonun bir parçası olarak hissetmeleri için düzenleniyordu...
Büyük boyut için tıkla!

Yüzme bölümüne üzerimde oldukça fazla su tutan uzun bir şort ile girmiştim. Yüzme etabından sonra bisiklete bindik, bu arada bisiklet etabında yol üzerinde bir yaya önüme çıktı ve küçük bir kaza da geçirdim. En sonunda koşarak yarışı bitirdik. Kaçıncı bitirdim ne oldu bilmiyorum. Ama bu iş benim çok hoşuma gitmişti.

Ertesi sene sprint triatlon dedikleri olimpik mesafenin yarısı uzunluğunda olan 750m yüzme, 15km bisiklet ve 5 km koşudan oluşan yarışa katıldım. Bu yarışa o dönemlerde bu işe yeni başlayan yarı profesyoneller katılıyordu. Şansa ben o yarışta 2. oldum. Şansa diyorum çünkü tüm iddialı sporcular ertesi günkü olimpik triatlona katılıyorlardı. O dönemlerde Castello marka bir bisikletim vardı işe gelip giderken kullanıyordum; yol bisikleti bile değildi ve yarışa onunla katılmıştım.

E: Peki o yarış öncesi hiçbir hazırlık yapmış mıydın?

Y: Tabii yaptım. Tüm sene boyunca işten sonra örneğin 12 gibi işten çıkıyorsam, gece 1-2 gibi koşuyordum, diğer arkadaşlar ise eğlenceye disko bara gitmeyi tercih ediyorlardı. Bir taraftan da ben ve benim gibi sporla uğraşan arkadaşlara siz ne yapıyorsunuz neden bizimle gelip eğlenmiyorsunuz diye de sormadan edemiyorlardı. Bizim o dönemlerde de içimizden bu geldiği için spor yapmayı tercih ediyorduk ve bu şekilde yaşıyorduk. Bisiklete zaten sürekli biniyorduk. Yüzmeye gelince öyle herhangi bir tekniğimiz yoktu ve gidip öylesine yüzüyorduk.

2. olunca benim içimde bir heves oluştu. Triatlona girmemin en önemli sebebi ise yine bisikletti. Ne çok iyi koşarım, ne de yüzerim. Ama bisiklete iyi biniyordum. Bir sonraki sene yine antrenmanlara devam ederek olimpik mesafe yarışına katıldım. Kendime ikinci el bir Bianchi yol bisikleti almıştım bu arada. Onunla çalışıyordum. Alanya Triatlon takımı ile de görüşüyor ve onlardan fikir alıyordum: 15-16 kişilik bir takımdı ancak takımla antrenman yapma şansım çalıştığım işlerden ve çalışma saatlerimden dolayı pek mümkün olmuyordu.

E: O dönemde ne iş yapıyordun peki?

Y: Bir salam fabrikasında çalışıyordum. Alanya’daki otellere mal veren bir fabrikaydı. Çalıştığım yerin sahibi aynı zamanda triatlon takımının içinde olan birisiydi. O beni tanıdığı için mümkün olduğunca esnek davranıyordu. İşte 3’e 4’e kadar çalışıp sonra bisiklet antrenmanına gidiyordum. Sabah 9-10’da işe geliyordum, sabah erkenden yüzme antrenmanımı yapabileyim diye.
Büyük boyut için tıkla!

E: Peki vücudunda bir gelişme hissetmeye başlamış mıydın sporla birlikte? Örneğin hep böyle ince miydin yoksa kilolu olduğun dönemlerin de olmuş muydu?

Y: Hayır kendimi bildim bileli böyleyim. Çocukken de hep hareketliydim. Daha sonra ben Alanya triatlon takımına girdim. İlk yarışım İstanbul’da Enka triatlonuydu. O ilk yarışta aslında 3. oldum. “Aslında” diyorum çünkü yarışta bana fazladan 2 tur attırmışlardı. Hakeme itiraz ettik ancak ben ödüller dağıtılırken 3. ilan edilemedim. Sonra akşam hakem gelip sizin elemanınız dereceye girmiş ama ödülleri verdik ve bu saatten sonra yapabileceğimiz bir şey yok diyerek durumu bildirdi.

Sonraki 4 sene triatlona devam ettim. Yarışlarda şöyle oluyordu. Örneğin yüzme kökenli olan triatletler benden 2-3 dakika önce çıkarlardı sudan. Ben onları bisiklette yakalayabiliyordum çünkü önceden bisiklet üzerinde yarışçıların birbirlerini belirli bir mesafeden daha yakından takip etmelerine ve öndeki yarışçının hava koridorunu kullanıp avantaj sağlamalarına izin verilmezdi. Bu kural sonraki yıllarda kalkınca bizim işimiz zorlaşmaya başladı. Zira benim avantajım bisikletti ve bisiklet benim için artık avantaj olmaktan çıkıyordu. Onları bisiklette yakalasam bile koşuya bir şey kalmıyordu. Yüzme antrenmanlarımız ise otel havuzlarında olduğu için kışın yüzme şansı bulamıyorduk. Mayıstan itibaren yüzmeye başlasak bile Haziran’da Türkiye şampiyonası oluyordu. Büyük şehirlerden gelenler kışın antrenmanlarını düzenli yaptıkları için onları yakalama şansımız olmuyordu.

Junior klasmanında 2 tane Türkiye şampiyonluğum var. Elite klasmanında bir kaç tane 3.’lüğüm var. Triatlonda 4 yıl böyle geçti. Yaş oldu 19-20. Sonra askere gittim: askerliğimi ordu milli triatlon takımında yaptım. Oradaki Harbiyeli öğrenciler ve bizim gibi sporcular askerliklerini bu şekilde yapabiliyorlardı. Askerliğin her türlü gereklerini yerine getirsem de örneğin kapalı havuzda cankurtaranlık görevim olduğu için havuzda antrenman yapabiliyordum. Daha sonra ise boş vakitlerimde ya koşmaya çıkıyor ya da bisiklete biniyordum. Belirli dönemlerde kamplarımız oluyordu. Emir çıkıyordu, hep beraber arabaların desteğinde yola çıkıp çalışıyor antrenman yapıyorduk.

Askerlik de bu şekilde bitti. Döndükten sonra triatlonu bırakmaya karar verdim. Çünkü benim şöyle bir görüşüm var hayatta: Ben kendimi her zaman geliştirmeliyim. Bir sene triatlonu 2saat 4 dakikada bitirebilirken, ikinci sene 2saat 3 dakikaya derecemi geliştirmek benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

E: Peki triatlon konusunda burada sponsorlar olsaydı, önemli yarışmalar düzenlenip para kazanabileceğin bir ortam oluşsaydı bu sporda kalıp triatlet olarak hayatını sürdürmeyi düşünür müydün?

Y: Belki düşünebilirdim o zaman ama biliyoruz ki Türkiye’de bunun olması çok zor. Ayrıca benim yaşadığım yer bakımından da daha zor hale geliyordu çünkü işin temeli yüzmeye dönmüştü ve yüzme antrenmanı yapamıyorsanız kışın, şansınız oldukça azalıyordu. Yüzmede parkuru 18-19 dakikada bitirip, sonra bisiklette de bir gruba takılın zaten bisiklet sizin için dinlenme haline geliyor. Daha önceleri ise böyle değildi: Her sporcu her bir disiplin için büyük efor sarfediyor ve hakkıyla öne geçiyordu. Ben de bu sporda kendime bir gelecek görmedim.

E: Sonra?

Y: Daha sonra Abdurrahman abinin yanında çalışmaya başladım. 2001 yılında Alanya’da Abdurrahman abi Giant bisikletlerini satmaya başlamıştı. Kendisi Alanya triatlon takımı eski antrenörü olduğu için daha önceden de bir tanışıklığımız vardı zaten. Sürekli bisiklete yakın olmak benim için de çok çekici olmuştu. Alanya dağ bisikleti için de çok uygun bir mekan. Her taraf parkur.

E: Sıcak etkilemiyor muydu çalışmalarınızı?

Y: Sabah 6.5 –7 gibi çıkıp saat 9-10 gibi işimizi bitiriyorduk. Akşam çalışacaksak da akşam 6.5-7’den önce sürmeye başlamıyorduk. Gün içinde antrenman yapmıyorduk. Dönüşümden hemen 3 gün sonra bir duatlon yarışına girmiştim.
Yunus Yetkin
Yunus Yetkin
Büyük boyut için tıkla!

E: Dağ bisikleti artı koşu şeklinde mi?

Y: Evet öyle

E: Şu anda bu yarışlar artık yapılmıyor değil mi?

Y: Evet artık düzenlenmiyorlar

E: Peki yapılıyor olsalardı katılmayı düşünür müydün?

Y: Hayır düşünmezdim. Çünkü dağ bisiklet ayrı koşu apayrı bir şey. Şu anda koşu antrenmanı yapmıyorum ve bu tür bir yarışta sakatlanma şansım yüksek olabilir. Hedeflerim ve bir çizgim var ve bir sakatlık benim için hiç de iyi olmayacaktır.

E: Peki dağ bisikletçisi olayım diye bir karar aldın o dönemde mesela neden yol bisikleti değil de dağ bisikleti?

Y: Evet dağ bisikletinde karar kılmıştım. Zaten her zaman dağ bisikletine büyük bir merakım vardı. Yol bisikletini ise hiç düşünmedim. Yol bisikletinde düşünce çok farklı, sporcuların kültürleri ve düşünce yapıları çok farklı. Dağ bisikletinde ise çok özgürsünüz. Farklı parkurlarda farklı zeminlerde sürüş yapma zevkini yaşıyorsunuz. Kendi başınasınız. Yol bisikletinde böyle değil mesela. Takım olarak yarışıldığı için sporcular birbirlerine destek oluyorlar, birbirlerini çekiyorlar. Dağ bisikletinde ise tüm zayıf ve güçlü yanlarınız ortadadır. Ne yaparsanız hemen kendini gösterir. Ruhuma ve yapıma çok uygun buldum ve sonuçta dağ bisikletinde yarışmaya başladım.

E: Tipik bir gününü bize anlatabilir misin? Sabah kalktığında güne nasıl başlarsın, nasıl antrenman yaparsın, gününü nasıl geçirirsin. Senden dinlemek isteriz.

Y: Sabahları 7.30 – 8 gibi kalkıyorum. İşyerime 9 gibi bisikletle geliyorum. Erenköy’den oturuyorum.

E: Her zaman bisikletle mi ulaşımını sağlıyorsun?

Y: Hep bisikletle gelirim. Herşeyim bisikletle benim. 9.30’da işbaşı yapıyorum ve saat öğle 2.5-3’e kadar çalışıyorum. Saat 3 gibi çıkıp o günkü antrenmanım ne ise 1.5 – 2 saat süreyle çalışıyorum. Genelde asfaltta yapıyorum antrenmanlarımı.

E: Dağ bisikleti ile mi yol bisikleti ile mi antrenman yapıyorsun?

Y:Dağ bisikleti ile yapıyorum. Asfaltta çalışıyorsam lastiklerimi “slick” düz lastiklerle değiştiriyorum. Örneğin havaalanına gidiyorum 2 saat. Ama yüksek tempolu 165 ortalama kalp atışıyla gidiyorum.

E: Maks. kalp atış hızın ne dağ bisikletinde Yunus?

Y: 196 atım/dakika. Antrenman sırasında 165 ortalama altına düşmemeye çalışarak dayanıklılığımı artırıyorum. Bunu haftada iki gün yapmaya çalışıyorum.

E: Havaalanı buradan kaç kilometre peki?

Y:70 km civarı.

E: Hava şartı ne olursa olsun antrenman yapıyor musun peki? Örneğin yağmurlu havalarda ne yaparsın?

Y: O günlerde antrenmana çıkmıyorum yer kaygan oluyor çünkü. Yağmurlu günleri önceden takip ettiğim için önceki günlerde daha fazla yükleme yaparak kötü havalarda kendimi dinlenmeye alıyorum. Bu şekilde dengelemeye çalışıyorum. Eğer öncesinde yükleyememişsem sonrasında yüklemeye çalışıyorum ki haftalar arası dengeyi yakalayabileyim.

E: Genelde nasıl çalışıyorsun?

Y: Ben hıza göre değil nabız saati ve zamana bağlı olarak çalışıyorum. Ortalama hafta arası çalışmalarım 1.5-2 saat sürüyor. Haftasonları ise bunu 3 saate çıkarıyorum. Haftada 6 gün çalışıyorum ve bir gün dinleniyorum. Sonuçta günde en az 1.5 saat sürmüş oluyorum.

E: Peki nerelerde sürüyorsun? Hep düz yol gitmiyorsun herhalde?

Y: Aslında benim çok fazla yapabileceğim bir uzun yol da yok bu tarafta. İşte arasıra Aydos’a çıkıyorum. Gidiş – dönüş o turum 3 saati buluyor. İşte buradan çıkıyorum Kartal’a, Kartal’dan yukarıya Yakacığa gidiyorum. Orada küçük yokuşlar var. Onlarda sprint – interval çalışıyorum ancak burada Alanya’daki gibi çıktın mı 2 saat süren yokuşlar yok.

E: Peki ister miydin burada da benzer imkanlar olsun.

Y: Tabii isterdim çünkü aslında kişiye dayanıklılık kazandıran da o çıkışlar.

E: Kışın çok kötü havalarda kapalı alanda ağırlık – spinning gibi antrenmanlar yapıyor musun peki?

Y: Kışın çok kötü havalarda evet ancak çok tercih etmiyorum.

E: Peki hep dağ bisikleti mi? Ağırlık, koşu gibi farklı çalışmalar da yapıyor musun?

Y: Sezon başında bir ağırlık antrenmanım oluyor.

E: Nasıl bir çalışma bu?

Y: Ocak – Şubat aylarında üst bacak – kol kasları çalışıyorum ve çalışmanın son zamanlarında yüksek kilo az tekrar çalışmalar yapıyorum. Genelde düzenli her gün ya da haftada bir gün yaptığım bir çalışma yok.

E: Beslenme konusuna özen gösteriyor musun?

Y: Destekleyici vitaminler alıyorum. Ancak çok özenli bir beslenmem olduğu söylenemez. Sıvı tüketimime çok dikkat ediyorum. Özellikle yarış öncesi beslenmem, uyku saatlerim benim için çok önemli. Yarıştan önce bir şekilde kendimi hazırlıyorum.

E: Antrenmanlarında ve yarışlarda enerji yiyecek – içeceklerinden yararlanıyor musun?

Y: Çok uzun antrenmanlarımda kullanıyorum. Genelde enerji içeceği kullanıyorum. Yanımda jel oluyor ama çok ihtiyaç duymadıkça kullanmıyorum. Jel’e ve güçlendiricilere çok fazla başvurmuyorum ve vücudumun genel direnç seviyesinin yüksek olmasını bu şekilde sağlıyorum. Gerektiği durumlarda destekleyici olarak kullanıyorum bu gibi ürünleri.

E: Diyelim 3 saatlik bir dayanıklılık yarışına katılacaksın; o yarış için nasıl hazırlanıyorsun ve yarış esnasında neler yaşıyorsun biraz bahseder misin?

Y: O tarz bir yarışta kişinin öncelikle kendisini çok iyi tanıması lazım. Start verildiği zaman bazıları bizim önümüzden gitmeye çalışıyor. Yarış 3 saat, parkur ona göre ve kişinin kendisini, sınırlarını çok iyi tanıması kendisini önceden denemiş lazım. Denememiş olsa bile 3 saat uzunluğu düşünmesi gerekiyor bir kere. Bu iş merdiven çıkmaya benzer aslında. 1. basamaktan 4’e atlamaya çalışırsanız olmaz. Kendinize zarar verir, belirli bir dönem gelir kitlenir kalır ilerleme kaydedemez ve sakatlanabilirsiniz. Sporu bile bırakmanız gerekebilir. Ben kalkıp 3 saatlik yarışlarda 13 tur atıyorsam, bu bir anda olmuyor olabilecek birşey de değil. Çoğu insan 8-10 tur atıyor. Benim dağ bisikleti yarışlarına katılacaklara tavsiyem önce kendilerini tanısınlar, düzenli olarak bisiklete binsinler ve benzer koşullarda kendilerini denesinler.

E: Peki sen onlara nasıl bir çalışma tavsiye edersin Yunus?

Y: En azından haftada 6-7 saat bisiklete binebilirlerse çok iyi olur. İlk başlayan sporcu için haldırhuldur antrenmanlara yüklenmek zaten olmamalı. Başlarda uzun sürüşlerleyavaş yavaş bacak kaslarını bu işe alıştırmalı insan. Kasların iyice alışmasından sonra, belirli bir noktada yüklemelere başlanabilir. İnsanlarımız çok aceleci; hemen her şey olsun istiyorlar ve belirli bir zaman sonra hedeflerine ulaşamadıklarında sporu bırakıyorlar. Olmuyor. Yapamıyorlar. İşi ileri götüremiyorlar.
Büyük boyut için tıkla!

E: Yarış esnasında neler yaşıyorsun. Senin seviyende örneğin 10 tane yarışçı yok hala ülkemizde. Belirli sayıda ve sana yakın insanlarla yarışıyor olmak senin gelişimini nasıl etkiliyor? Belki seni zorlayacak insanların olmaması senin de arzuladığın noktalara gelmeni engelliyordur? Ayrıca yarış esnasında nasıl bir taktik uyguluyorsun?

Y: Önce parkuru kafamda iyice oturtuyorum. Hangi noktada ne yapacağım ne yapmam gerekiyor. Aslında son zamanlardaki yarışlarda parkurlara önceden hemen hiç gitmedim desem yeridir ancak gidilmesinde fayda var. Yapacağım her şeyi önceden aklıma yerleştiriyorum. Start anını düşünüyorum mesela. Başlamadan sonra ne yapmam gerekiyor. Rakibim atak yaparsa nasıl takip etmeliyim. Tempom ne olmalı bunları düşünüyorum.

E: Yiyecek – içeceklerini nasıl hazırlıyorsun. Örneğin sadece kullanacağın yiyecek içecekleri yanında taşıyorsun yarışta ne az ne de fazla öyle değil mi?

Y: Sürekli 10 derece açı ile tırmandığınızı düşünün. Sırtınızda da 1-2 kilo bir ağırlık olsa o sizin için 3 saat sonunda 10 kg’ye denk gelmeye başlıyor. Vücudunuz zaten 2 saatten sonra ağırlaşmaya başlar. Dikkat ederseniz yarış esnasında suluklarım da tam dolu değildir benim. Tam o turda yetecek kadar bir sıvıyı taşımaya çalışırım her zaman. Nasılsa her turda oradan geçiyorum ve tüm matarayı doldursam hepsini içemeyeceğim sonunda.

E: Nasıl bir sıvı oranlaması yapıyorsun. Ne kadar su, ne kadar isostar benzeri enerji içeceği, ne kadar kola gibi mesela? Mesela saatte 1 litre sıvı alıyor musundur?

Y: Yok o kadar içmiyorum sanırım. Aslında tam bir hesaplamasını da yapmadım. %80 oranında su kullanıyorum. İçersem sadece kola alıyorum ben farklı olarak. Enerji içeceği kullanmıyorum ve kolayı da yarışın 1.5-2 saatinden sonra kullanıyorum. Başta alsam bir anda patlattığı için daha sonra büyük bir düşüş yaşatıyor insana.

E: Peki yarış öncesi beslenmen?

Y: Genelde makarna yerim birkaç gün boyunca. Karbonhidrat depolarım. Özellikle bir kalori hesabım şundan şu kadar bundan bu kadar yiyeyim diye düşünmüyorum. Ancak yıllardır vücudumu çok iyi tanıdığım için örneğin yarış öncesi son günlerde üst üste yumurta yemiyorum. Çok yağlı şeyler yemiyorum, özel bir diyet de uygulamıyorum. Son 3 saat yarışında örneğin iki çokoprens ve bir fincan kahve içerek boş mide ile girdim yarışa.

E: Kahvenin de yarışçılar ve genelde sporcular tarafından sık sık kullanıldığını görürüz. Nedir bunun sırrı?

Y: Kahve kana glükozun daha hızlı karışmasını, daha iyi ayrışmasını sağlayan bir nevi uyarıcı oluyor. Normalde 3-4 fincana kadar doping etkisi yaratmıyor ancak ben o kadarını içemiyorum bana dokunuyor ancak hemen her yarışçı kahve içerek yarışa girerek. Ben bir fincan içiyorum.

E: Vitamin kullanıyor musun?

Y: Her gün bir One-a-day ve B kompleks vitamin kullanıyorum

E: Yarışlardan sonra ne hissedersin?

Y: Aslında yarışa göre değişiyor. Her yarış benim için bir tecrübedir. Pek çok yarışa girip çıkıyorum ve her yarışta ne yapmam ya da ne yapmamam gerektiğini öğreniyorum. Bu yarışa giren hemen her sporcu için de geçerli. Örneğin Bikegames antrenman yarışlarının da amacı buydu zaten. Sporcu kendini tanısın. Ne yapması gerektiğini öğrensin. Ülkemizde gerek yerel gerekse ulusal yarışlar çok fazla yok. Eğer siz bu antrenman yarışlarını değerlendirip kendinizi denemezseniz, gidip bu denemeyi örneğin bir Kapadokya yarışında yapmaya kalkarsanız, başarı gelmeyecektir. Hemen her yarışta ders çıkarılacak birşeyler yaşar insan.

E: Yarış ve antrenmanlar sıkı bir çalışmayı gerektirirken, başarıyı yakalamada dinlenmenin de önemi büyük öyle değil mi?

Y: Benim için dinlenmek çok önemli. Örneğin bugün Gordon ile sıkı bir antrenman yaptık. O yol bisikleti ile giderken ben dağ bisikleti ile onu takip ettim. Önceki günlerde de ağır antrenmanlar yapmış olduğum için bugünkü çalışma beni yordu. Geldim ve yarım saat hiçbir şey yapmayıp yatıp uzandım. Kendimi böyle yorgun hissettiğim durumlarda hemen uzanıp dinlenirim. Ayrıca akşam belli saatte uyumak düzenli yaşam da çok önemli. Haftada mutlaka bir günü de dinlenme için ayırmakta fayda var.

E: Peki antrenman sonrası özellikle aldığın herhangi bir besin var mı?

Y: Bende şöyle birşey var eğer yüklü antrenman yaptıysam içimden çok fazla birşey yemek gelmiyor. Sıvı alırım, meyve suyu, isostar ya da düz su. Birkaç bisküvi yerim. Yemeği ise yaklaşık 1 - 1.5 sonra alıyorum.

E: Böyle düzenli antrenman yapılınca da vücudunun ne zaman dolu ne zaman boş olduğunu, antrenmanın yeterli olup olmadığını da çok iyi hissedebiliyorsundur herhalde? Böylece beslenme zamanı ve miktarını ölçmek bir nebze olsun kolaylaşıyordur. Profesyonel bir sporcu olarak bir nevi vücudunu boşaltıp tekrar dolduruyorsun diyebiliriz herhalde antrenmanlarda?

Y: Antrenmanlarımı sürekli nabız saati ile yaptığım için artık vücudumun nerede biteceğini nerede hangi tepkiyi vereceğini çok iyi biliyorum. Örneğin 3 saatlik bir yarışta 2 saatten sonra vücutta birşeyler değişmeye başlıyor. Onu bildiğim için o an gelmeden önce ben gerekli besinleri almış oluyorum. Zaten o düşüş anına yakalanmışsan zaten iş işten geçmiş oluyor. Duvara çarpma durumu ortaya çıktığı anda artık hiçbir şey onu geri döndüremiyor. O yüzden yedikleriniz çok önemli.

E: Yunus kariyerinde bundan sonraki hedeflerin nelerdir?

Y: Benim en büyük hayalim 2008 olimpiyatlarında ülkemi temsil etmek. Bunun olabilmesi için ise Bisiklet Federasyonumuzun dağ bisikletine biraz daha fazla ilgi göstermesi gerekiyor. Öncelikle Olimpiyatlarda ülkelerini temsil edecek sporcuların UCI sıralamasında ilk 50 içerisinde olan sporculardan olması gerekiyor.

E: Yaşın kaç şu anda?

Y: 25 yaşındayım.

E: 2008'de 29 yaşında olacaksın ve tam da olgun zamanlarında katılabileceksin.

Y: Dünyada üst düzey dağ bisikletçi sporcularına baktığınızda, başarılı sporcuların genelde 25 - 35 yaşları arasında olduğunu görürsünüz. Örneğin Olimpiyat şampiyonu Bart Brentjens şu an 35 yaşında ve 2004 olimpiyatlarına da katılıyor.

E: Sonuçta öncelikle UCI nezdinde belirli bir puan toplaman gerekiyor değil mi?

Y: Evet UCI'ın ilk 50 sporcusu arasında olmam gerekiyor. Bu çok zor bir şey mi? Hayır sadece akıllı bir strateji ile yarışları takip etmek lazım. Örneğin şu an Romenlerin bir adamı var UCI'ın sıralamasında 41. sırada. Genel olarak baktığınız zaman ne Avrupa Şampiyonası yarışlarına ne Dünya Şampiyonası yarışına gitmemiş, gitse 50 - 60. sıralarda kalacak ya puan alamayacak ya da çok düşük bir puan alacak. Ne yapıyor geliyor Kapadokya'ya, Kıbrıs Rum kesimine, İsrail'e gidiyor ve 30 oradan 40 buradan derken puanları biriktirmeye başlıyor ve adam şu anda 41. sırada ve olimpiyatlara katılıyor.

E: Peki neden sen de aynı stratejiyi takip etmiyorsun?

Y: Benim çevre ülkelerdeki benzeri yarışlara katılabilmem için UCI'ın tanıdığı uluslararası lisansa sahip olmam gerekiyor. Gençlik ve Spor Bakanlığının verdiği lisans uluslararası yarışlarda hiçbir işe yaramıyor. Bunu benim federasyonumuzdan almam lazım. Federasyon da bu lisansları nedense dağ bisikleti sporcularına vermeğe çekiniyor. Ben ve benim gibi sporcuların şu andaki en önemli eksikliğimiz bu. Geçtiğimiz sene örneğin Balkan Şampiyonası için bu lisanslar verildi ancak geçerlilikleri ancak bir sene oluyor ve yenilenmesi gerekiyor. Örneğin ben şu anda Yunanistan ya da Romanya'daki bir yarışa katılmak istesem bu lisansa sahip olmadığım için katılamayacağım.

E: Seçmeler nasıl oluyor. Federasyon dağ bisikleti sporcularını nasıl seçiyor?

Y: İki sene önceki Balkan Şampiyonasına götürülmedik örneğin. Hasan ve ben o sene oldukça başarılıydık ancak bir şekilde kafilede biz yoktuk. Geçtiğimiz sene Balkan Şampiyonası ülkemizde yapıldı ona katıldık. O yarışta Hasan 3. oldu; ben 4.'lüğümü devam ettirirken lastiğim patladı ve dereceye giremedim. Birinci Yunan sporcu olurken, ikinciliği bahsettiğim Romen sporcu üçüncülüğü ise Hasan aldı. Parkur iyi bir dağ bisikleti parkuru değildi, çok büyük düzlükler vardı ve birinci olan sporcu bir yol bisikletçisiymiş normalde. Bu önemli bir etkendi mesela. Ancak şunu da belirtmek gerekiyor, o sporcuların yarışma konusunda çok önemli bir tecrübe birikimleri var. Çok ciddi yarışlara rahatlıkla katılabiliyorlar. Bizim ise yıl içerisinde pek şansımız yok bir Kapadokya bir de Alanya var. Kendimizi geliştirebileceğimiz yeterli ortamı ne yazık ki bulamıyoruz.

E: Peki UCI lisansını federasyondan yarışları beklemeden yılın başında istesen olmuyor mu?

Y: İstense de verilmiyor ancak yarışlara çok yakın bir zamanda verilebiliyor. Bu da bizim yurtdışı yarışlara katılıp UCI puanı toplamamızın önündeki en önemli engel.

E: Peki örneğin geçtiğimiz ay Türkiye şampiyonası diye adı geçen Ankara'daki yarış ya da Kocaeli yarışı UCI'a puan veremiyor mu?

Y: Tabii ki verebilir ancak bunun olabilmesi için federasyonumuzun bakın bu benim Türkiye'deki ulusal şampiyona yarışım diyerek bu yarışı UCI'a tescil ettirmesi şart. Böyle birşey olabilirse o zaman bu yarışta dereceye girerek önemli puanlar elde edilebilir. Ancak bu yapılmayınca, bu yarış da geniş katılımlı ciddi bir antrenman yarışı olmanın ötesine geçemiyor. Örneğin Romen ve Yunan sporculara bakıldığında ülkelerinin aynen bahsettiğim şekilde ulusal yarışlarını UCI'a tescil ettirdikleri ve sporcularının önemli UCI puanları kazanmasını sağladıkları görülüyor. Ayrıca puan kazanımı sadece kendi sporcuları için değil çevre ülkelerden gelen sporcuların da puan kazanmasını sağlayacak bir hale geliyor. Farklı ülkelerdeki sporcular kendilerine yakın ülkelerdeki bu tür yarışlara katılarak çok ciddi puan topluyorlar. Hem yarışlara katılım yüksek oluyor hem de büyük mücadeleler sergileniyor. Örneğin ülkemizde buna benzer iki yarış düzenlense ve o yarışlarda ben önemli puanlar kazansam, ayrıca çevre ülkelerdeki yarışmalara katılma şansı elde etsem, Olimpiyatlar ve sıralama için kazanmamız gereken puanlara ulaşmak rahatlıkla mümkün olacak. Ülkemiz şartları da dağ bisikletinde başarı yakalamak için çok önemli bir potansiyele sahip. Hemen her yöremizde antrenman yapılabilir. Gün gelip olimpiyatlara katılalım dendiğinde, dağ bisikleti için çok geç kalındığı anlaşıldığında ülkemiz için hiç iyi olmayacak. Siz UCI sıralamasında ilk 50 içerisinde değilseniz, ülkeniz sizi Olimpiyatlara göndermek istese bile bunu gerçekleştiremeyeceğiniz kesin. Bu konuda umarız planlı programlı bir çalışma yapılarak biz dağ bisikleti sporcuları için şu önümüzdeki dört sene için verimli bir ortam oluşturulabilir.
Yarış Öncesi Hazırlanırken
Yarış Öncesi Hazırlanırken
Büyük boyut için tıkla!

E: Dünyada en çok hangi yarışçılar beğeniyorsun?

Y: Beğendiğim en önemli sporcu Bart Brentjens. 35 yaşında ve hala zirvede. Yarışlarını da seyrettim aynı parkurda da yarıştım benim için örnek alınabilecek bir sporcu. İki kez Alanya'da yarıştığı için yakından tanıyorum.

E: Gelecekte senin gibi olmak isteyecek bisiklet sever gençlere ve tabii onları teşvik edecek ebeveynlerine neler önerirsin?

Y: Yeni başlayan arkadaşların öncelikle bu spora ve başaracaklarına inanmaları lazım. Ben bu işi yapacağım demesi gerekiyor gönülden. Zaten böyle düşündükten sonra gerisi kendiliğinden gelecektir. Ancak işin parasal getirisi şu aşamada ülkemizde yakın gelecekte görünmüyor. Malzeme seçimi olarak da ilk başta 2000 - 3000 dolarlık bisikletler alınmasına gerek yok. İlk başlarda hakkını veremeyecektir. Ben bu işe başladığımda bisikletimin amortisörü bile bulunmuyordu. Önemli olan çalışmak ve tecrübe kazanmaktır. En az "Deore" vites sistemine sahip olmasına çalışsınlar. Tam amortisörlü bisikletlere ülkemizde oldukça fazla rağbet gösteriliyor. Ancak bu bisikletler gerektiğinden çok daha ağır ve işlevsellikten uzak bisikletler. Çoğu amortisör sistemi yaylı ve enerjiyi emip insanı gerektiğinden fazla yoracak tasarımlar. İlk söylenecek şey kendi boylarına uygun bir kadro edinsinler. Örneğin ben 1.77 boyundayım ve 17"lik bir bisiklet kadrosu kullanıyorum. Önce örneğin 300-500 dolarlık bir bisikletle başlayıp, bir kaç sene sıkı bir şekilde kullandıktan sonra daha üst seviyelerdeki bisikletlere geçilmesinde yarar görüyorum. Ve en önemlisi bol bol bisiklete binilmesi gerekiyor. İlk başta araziye çıkıp kendisini yıpratmasına gerek yok. Önemli olan düzenli bir şekilde bisiklete binmektir. Örneğin haftasonlarında zamanı varsa 3-4 saatlik uzun sürüşler yapsınlar. Binebildikleri her gün bisiklet üzerinde olsunlar ve bu işi bilen kişilerden bilgi almaya çalışıp onlarla temas kursunlar.
Örneğin şimdi sahilde de bisiklete biniliyor. Ancak sportif anlamda o şekilde sürerek bir noktaya gelinmesi mümkün değil. Mutlaka kask taksınlar. Şimdiye kadar ben hiç kafamı bir yere çarpmadım ama bu bundan sonra da kaza yapmayacağım anlamına gelmiyor ve kask takmadan asla bisiklete binmiyorum.

E: Peki örneğin gençler seninle temas kurup bilgi almak isteseler yardımcı olur musun onlara?

Y: Tabii ki yardımcı olurum. Elimden gelen her yardımı yapmaya çalışırım. Bazen yapılan bazı yanlışları görsem de "ukalalık yapıyor" derler diyerek kalkıp birşey söylemiyorum. Keşke benim zamanımda danışabileceğim sporcular olsaydı etrafımda da ben de onlardan bilgi alabilseydim. Bizim zamanımızda ciddi olarak dağ bisikletine binen fazla insan yoktu. 13-14 yaşındaki bir çocuk nasıl dağ bisikletçisi olarak yetişir? Küçük mahalli yarışlara, antrenman yarışlarına katılarak tabii ki. Piyasada günümüzde pek çok bisiklet firması var. Salcano, Bianchi, Bisan gibi büyük firmalar. Bu firmalar gerektiğinde televizyon rakamlarına büyük paralar verip reklam yapabiliyorlar. Ancak bir reklamın kuşağının dörtte biri tutarında maliyeti olacak bir yarış düzenleseler, sporun kitlelere dağılması kolaylaşacaktır. Tabii bu yarışın dağ bisikleti formatında olması da çok önemli. Dörtte üçü asfalt yolda geçen yarışlar düzenleniyor günümüzde ve bunlar da dağ bisikleti olarak geçiyor tanıtımlarda. Siz gidip 1-2 km'lik bir yarış düzenlediğinizde insanlar bir şey anlamıyor o aktiviteden. Sonra da kalkıp ben dağ bisikletine biniyorum hatta yarışıyorum diyorlar. Önlerinde ciddi bir örnek, hedef edinebilecekleri yarışlar yok insanların. Örneğin Bianchi kalkıp Bianchi Cup adında 3 yarışlık bir seri düzenlese kendi yöresi olan Ege bölgesinde, senede bu yarışlardan yeni 15 - 20 sporcu çıkarabilsek ülkemiz dağ bisikleti sporunun geleceği için büyük kazanç olacaktır.
İnsanların kendilerine örnek alabilecekleri insanlar olmalı önlerinde. İstanbul'da insanlar bizleri görebiliyorlar ama ülke geneli düşünüldüğünde durum hiç de iç açıcı değil.

E: Biraz da başarılarından söz eder misin? Özellikle son zamanlardaki başarılarından

Y: En son Adana yarışında kendi kategorimde birinci oldum. Türkiye şampiyonluklarında iki birinciliğim var. Genelde ilk 3 içerisinde oluyorum. Lastik patlaması ve teknik sorunlar olmadığı sürece bu böyle.

E: Sene içerisinde katılmayı hedeflediğin yarışlar hangileri?

Y: Kocaeli yarışı ve sonrasında Makedonya'da Balkan Şampiyonası var. Daha sonra Kapadokya var. Orada farklı bir taktik uygulamak gerekiyor. İlk gün tüm gücü tüketmemek gerekiyor. Sonra İzmir'de Orhan Suda Cup yarışı var bu sene ilk kez düzenleniyor. Sonra da Alanya yarışı olacak.

E: Geçtiğimiz senelere göre daha çok yarış var gibi.

Y: Evet öyle.

E: Yunus bu güzel röportajı gerçekleştirme imkanını tanıdığın için sana MTBTR ekibi olarak çok teşekkür ederiz.

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

İlgili Linkler:  

kurum   Bikegames  
haber   İlk Türk UCI Dağ Bisikleti Takımı  

  Bu yayın 7403 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015