Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
Anamur-Aydıncık-Silifke-İçel-Adana-Ceyhan
32-33-34 ve 35 Günler

Anamur-Aydıncık-Silifke-İçel-Adana-Ceyhan

Yazar: Suat Akdemir
16.8.2004

Melleç - Anamur - Bozyazı - Aydıncık - Ovacık 114 km.
Toplam mesafe: 2447 km
Bisiklet üstünde geçen zaman: 8 saat 56 dakika
Ortalama hız: 12,6 km/saat
Maksimum hız: 56,5 km/saat

Sabahları keyfim çok yerinde oluyor. Saat 5:30-6:00 civarında kurulmuş saat gibi uyanıyorum. Akşamları herhalde yorgunluktan, adrenalin yükünden, biraz aksi oluyor, duştan sonra saat 23:00 gibi uyumak istiyorum.

Yıllardır kendi makineleriyle başkalarından fotoğraflarını çekmelerini isteyenlerin o fotoğraflarından bir koleksiyon yapmak isterdim. Kısmet kendiminkilereymiş... Özer abinin hediye etiği minik tripota kurulmuş makineye bakarken olsun, yol boyu kamyon şoförlerinden, çocuklardan, arada ellerine makineyi ayarlayıp fotoğrafımı çekmelerini istediğimde olsun, bu durum bende tuhaf bir duygu yaratıyor.
Büyük boyut için tıkla!

Sabah yine inişli çıkışlı, denizli, çamlı yollara koyuldum. Bugün belli ki çok sıcak olacak. Çin maçı var ama ilk yarısı bitmiş olmalı. Anamur'da sabah saat 10:00'da sokaklar maç yüzünden bomboş. Maç 2-0'mış.

Anamur-Bozyazı arasındaki, emekli komiser Hüseyin Acıtepe Bey'in pansiyon-lokantasında birlikte maçın ikinci yarısını seyrettik.

Tekeli'den sonra yine kazık rampalar vardı. Ben emniyet şeridinden yürüme hızıyla (4,7km/saat) çıkarken, benimle nerdeyse aynı hızda yokuşu çıkan bir kamyonla yol arkadaşlığı yaptık. Kamyoncu çamurluğuna. 'mevzu derin' yazdırmış...

Cırcır böcekleri benim pedal çevirişimle öylesine uyumlu ötüyorlardı ki, yardım etmek için tempo mu tutuyorlar, eğlenmek için kafa mı buluyorlar, anlamış değilim!

Çıkışlar, inişler... İnişler, çıkışlar... Virajlar, virajlar... Sıcak; ama bir şey söylemek istiyorum, her yerden daha sıcak değil. Hatta bisikletin üstü her yerden daha serin.
Büyük boyut için tıkla!

Aydıncık'taki, lokantacıların bu çok sevdiği tabirle, 'Şahin Tepesi'(Arsinoe) ne serin. Denizden sanki buzdolabının kapağı açıldığında geldiği gibi bir serinlik geliyor. Buradaki caminin imamı ikindiyi güzel okuyor. Deniz çırpıntıları hocaya vokal yapıyor. Ufuktaki küçücük ada sanki bir şey bekliyor.

Yanışlı yokuşunu bitirdiğimde hava dünkü gibi yine karardı. 'Bisiklet üstünde geçirilen zaman' iki gündür fazla uzuyor ve bu beni gereğinden fazla yoruyor.

Sonra akşam karanlığında günün son yokuşunu en küçük viteste 7-8 kilometre kadar mır-mır, mır-mır tırmandım. Dünden ders almadığım için kendime, hiç durmadan bağırdıkları için kurbağalara kızgın, aysız, karanlık gecede, pilim bitik, hiç ulaşamayacığımı sandığım Ovacık'ın ışıklarını gözlerim aradı durdu.

Hayat Pansiyon burada tek kalınacak yer. Gece güç bela ulaşan bisikletliye 10 milyonluk oda 30 milyon lira. 10 milyon olduğunu Aydıncık'taki arkadaşımdan öğrenmiştim. Yemek filan hazırlayamıyorum. Fatura, fiş de yok. Yanımda sadece 25 gr. fındıkiçi var. Yarın harcamak için sadece 8 milyonum var. En yakın banka şubesi 50 km. mesafedeki Silifke'de.

Ovacık - Silifke - Erdemli - İçel (Merkez): 135 km.
Toplam mesafe: 2582 km.
Bisiklet üstünde geçen zaman: 7 saat 57 dakika
Ortalama hız: 16, 9 km/saat
Maksimum hız: 53 km/saat

Akşam yemek yemedim. Sabah saat 6 ve ortalıkta köpek havlamalarıyla kuş seslerinden başka hayat belirtisi yok. Önümdeki yokuşlar devam ediyor. Bir de pansiyoncu olacak katil suratlı, gecenin yarısı beni bu uçurumlu yollara salıp, 10 kilometre daha gidersem istediğim fiyata kalabileceğim bir yer bulabileceğimi söylüyordu.

Neyse ki 5 kilometre sonra, kamyoncuların konakladığı yapışkan sinekli masaları, acı çayları olan bir yerde kaşarlı, ağır yağlı tosttan bir iki ısırık koparabildim!
Güzergahın Haritası
Güzergahın Haritası
Büyük boyut için tıkla!

Kamyon şoförleri... Onlar hakkında Türkiye'de daha kimse film çekmedi, roman yazmadı. Kadir İnanır'ın filan oynadığı ilüstratif, yapay, şoförlük ve yol hariç içinde her şeyin olduğu filmleri saymıyorum.

Sabahın köründe ya da gece yarıları yollarda, konaklama yerlerinde, ağır tripli, boş, anlamsız, uykulu bakışlı, sarhoş halleriyle görüyorum onları. Yüzleri hiç gülmüyor. Hep çok ağır şeyler düşünüyor gibiler. Genellikle iki kişi oluyorlar ve olmadık yerlerde yiyip içiyorlar. Kamyonlarının gölgesinde, uyumuyorlar da sanki ölmeye yatmış gibiler. Virajlardan da, düzlüklerden de, yokuşlardan da nefret ediyorlar. Bazen ellerinde ibrikleriyle benim mataramla yaptığım gibi çalı, kaya diplerinden çıkarken görüyorum onları.

Fotoğraf çekimlerinde donanım sıkıntısı çekiyorum. Tripotum, şemsiyem, filtrelerim yok. Taşımak istemediğim için. Kaskım, delikleri yüzünden şemsiye görevi yapamıyor. Bunlardan şikayetçi değilim, benim sorunum! Bisikletle taşıyabildiklerimle bu kadar olabiliyor.

Yeşilovacık köyünde okul çocuklarının 'sivil' kıyafetleri bugün onların karne günü olduğunun göstergesi. Bahçe duvarlarının önünde durduğumda hepsi birden civciv sürüsü gibi üstüme üşüştüler.

Rampaları ine çıka öğlen Taşucu'na ulaşabildim. Buradan Kıbrıs'a feribot var. Son paramla öğle yemeği yedim. Silifke'de banka şubesi var, ama bu saatte henüz param yatmamıştır. Mersin'e buradan tam 100 kilometre var. Kalıp para beklemek ya da basıp Mersin'e gitmek konusunda kararsızım. Yolun bundan sonrası haritada düz görünüyor.

Alanya'dan bu yana lokantalar, bakkallar, hatta pansiyonlar fiş, fatura filan vermiyorlar. Sorduğunuzda ya 'yeni' açmış oluyorlar, ya şaşkınlıkla yüzüme bakıyorlar, ya da 'sorumlu' o anda orada olmuyor.
Büyük boyut için tıkla!

T.V.'de öğlen öğlen Orhan Gencebay Nasreddin Hoca fıkrası anlatıyor. Seda Sayan da, eteklerini çekiştire çekiştire sözümona gülüyor. Bisikletimi emanet ettiğim, deniz kabuğu satan adamı oturduğum yerden görüyorum, kilometre saatiyle oynuyor. Lokantacının 12 yaşındaki kızı neşeyle babasına karnesini gösteriyor.

Suudi Arabistan'da işçilik yapan Hataylı Cavit Sönmez'le, Kızkalesi'ndeki Sahil Restaurant'da karpuz yedik, sohbet ettik. Bana Hatay'da ihtiyacım olursa diyebir takım adresler verdi, görmem gereken yerleri yazdırdı. Kendisi 2 haftadır burada, ailesiyle birlikte yıllık tatilini yapıyor.

Silifke Erdemli arasında yol her anlamda düzleşti. Sadece bir iki yerde birer kilometrelik rampalar ve inişlerde kazandığınız hızınızla neredeyse pedal çevirmeden çıkıvereceğiniz, sizi eğlendirecek meyiller var. Yol kenarları apartman, otel-motel dolu. Yeni yapılara uygun olarak yerleşimlerin isimleri de değişmiş. Mesela Susanoğlu Atakent olmuş, vb. Yol vızır vızır, işlek.

Rüzgar düz yolda, hafif de olsa bu kez arkamdan esiyor. Galiba 33'de iki oldu. Akşam saat 18:00'de Mersin'e daha 43 km. var.

Öğleden sonraki rekor averajımla, saat 20:35'de, 33. gün 33 trafik plaka kodlu İçel'e ulaştım. Çoktandır bu kadar uzun bir düzlükte gitmemiştim. Yolun yarısında ayakta, pedallarımın üstünde 'koşarak', diğer yarısında da selede kalsam da har-har basıp çekerek performansımı denedim. İyiydim...

İçel

Kargo günü. Berna Hanım İstanbul'dan, Pelin Bodrum'dan kargolarımı yollamışlar, öğleyin geldiler.

Gökhan Otel'de dinlenirken notlarımı temize çektim. Oğluma, karıma mektup yazdım, yolladım. Bugün kalıp dinleneceğim. Yarın erkenden derin sıcağa doğru yoluma devam etmek için biraz güç toplamaya, etrafıma bakmaya, tribe ara vermeye ihtiyacım vardı.

Sahilde plastik masalı kahvede, ismini bilmediğim kadın şarkıcı, kasetten, yırtınarak, 'tutunamadım' diye bağırıyor. Her şey insafsızca yağmalanıyor.
Büyük boyut için tıkla!

Sakince kıpırdayan denizdeki küçük yük gemileri güneşin altında demir atmış bekliyorlar. Bu görüntüyü çocukluğumdan beri severim. Ne beklediklerini bilmesem de (belki yüklerini, belki onarımı, belki zamanlarının gelmesini) günün ya da saatin birinde demir alacaklarını, sonra yavaş yavaş manevralarını yapıp gideceklerini bilirim. Gideceğini bildikten sonra beklemek çok güzeldir.

Türkiye'nin asıl sorunu parasızlıktan ziyade zevksizlik. Kılık kıyafetten sofralara, caddelerden odalara, sohbetlerden ilişkilere, müzikten resime kadar her yere derinlemesine sızmış zevksizlik. Kötü zevk de değil, bütünüyle zevk yoksunluğu ve bu bir yaşama kültürü oluşturamıyor. Taklitçilik, özenticilik, sebebi kendinden menkul şişinmecilik...

Al işte! Az önce aynı masada gülüp oynayan gruptaki gençlerden erkek olanlar 'bir kız meselesi' yüzünden birbirlerine bıçak çekiyorlar. Hepsinin saçı sakalı son model, davranışları ilk model.
Büyük boyut için tıkla!

Havuzdaki ördekler vak-vaklıyor. Garson kavgacıların arkasından, 'Türkiye'yi bu çakallar yönetecek,' diye vah-vahlanıyor. Muhtar çakmağımın gazı bitiyor. Aynı bisiklete binen iki çocuktan öndeki gidonu tutuyor, diğeri pedal çeviriyor.

İçel - Tarsus - Adana - Ceyhan: 115 km
Toplam mesafe: 2697 km
Bisiklet üstünde geçen zaman: 6 saat 21 dakika
Ortalama hız: 18,1 km/saat
Maksimum hız: 40 km/saat

Hala D 400'de, İçel-Tarsus'un manzarasız yolundayım. Yol kenarları fabrikalarla, benzicilerle (buralarda 'petrol' deniyor) yerleşimlerle dolu. Rüzgar karşıdan orta şiddette, yol asfalt.

Alman plakalı TIR, ben rüzgara karşı başımı eğmiş pedal basarken, kıçını bir metre sağıma kadar yanaştırıp 2 kilometre boyunca rüzgar seti oluşturdu bana. Aynadan gülerek beni seyreden şoförün belli ki bisiklete binmişliği var. Sonra kornasına basıp, el salladı, basıp gitti.

Tarsus'tan sonra da mısır tarlaları başladı.

Ramazan Bayraktar 18 yaşında bir genç. Önümüzdeki Cumartesi günü Dilmaç Ticaret'in düzenlediği 4000 metrelik sürat yarışına hazırlanırken bana rastladı ve Adana'nın içine kadar, 20 kilometre boyunca da eşlik etti bana. Ödül olarak ortaya konan bisikleti almak için çok iddialı, kız arkadaşına söz vermiş.

Adana... Gördüğüm kadarıyla (benim gördüğüm yer Eski Adana'nın merkeziymiş, Yeni Adana daha düzgün deniyor) keşmekeş, gürültülü, ilkel bir trafik, pislik... Bu kadarını Havana'nın bazı caddelerinde görmüş, bir sokakta kokudan kusmuştum.

Adana'nın Ceyhan çıkışından itibaren fabrika binaları bitmek bilmiyor. Buraları herhalde onlar için ucuz hammadde ve beleş emek demek. Benzincilerden başka, durup keyifle mola verecek yer bulamaz oldum. Kuş seslerini, ağaç altlarını, denizi özlemeye başladım.

Adana-Ceyhan yolunun tam 15. kilometresinde Shell'in oralarda, bir araba tarafından sollanan station bir Renault, benim de gittiğim emniyet şeridinde 10 metre önümde takla attı. Şoförün bazı yerleri kanıyor. Bir kaç saniyelik farkla arabanın altında kalabilecek olmayı gözlerimle görmek, ister istemez o birkaç saniyelik gecikme farklarının nerelerde, nasıl meydana geldiğini düşündürtüyor insana. Az önce yediğim yemekteki son limon dilimini yemeye karar vermek mesela... Yahut karşıdan karşıya geçen teyzeye yol vermek için bir iki saniye beklemek... Bir kırmızı ışık, bir yol sorma... Onlarca neden var. Haberimiz olmadan, gözlerimizle görmeden, her gün kaç defa buna benzer kazalardan kurtuluyoruz veya kurtulamıyoruz?.. Yine de şoförün şoktaki haline tanık olmak, akan kanlarının oraya buraya bulaşmasını görmek çok sinir bozucu. Benzinciden polis ve ambulans çağırdılar.

Yaşasın! Karpuz tarlaları, karpuz tarları! Ne zamandır bekliyordum. Ramazan'ın Tuna'nın doğumunda hediye ettiği, Tuna'ya bırakırım diye pek kullanmadığım, Ramazan'ın bir gün, 'kullansana, kullanılmışı daha makbul olur,' dediği için yanıma aldığım kartal amblemli, nefis çakıyla tarlalara daldım. Henüz tam kıvamında değiller, ama suları bol ve tatlılar.
Büyük boyut için tıkla!

Misis'teki büfede içtiğim ayran uykumu getirdi. Üniversite sınavına girmiş gençler zor anladığım şiveleriyle sohbet ediyorlar. Radyoda Yıldız Tilbe'nin güzel bir şarkısı çalıyor. Biçilmiş ve yeniden sürülmüş buğday tarlaları, altın sarısı ve yanık toprak renkleriyle, sonsuz düzlüklerde güneşin altında uzayıp gidiyorlar. Oğlumun babalar günümü kutlayan mesajı kulaklarımda, tatlı-sert esen rüzgarla gözlerim kapanıyor.

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 12136 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015