Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
Arka Süspansiyon
SPV, PPD, Platform

Arka Süspansiyon

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
16.11.2004

Son yıllarda herhalde dağ bisikletçiliğinde en büyük teknolojik gelişmenin sağlandığı saha arka süspansiyon. Çift süspansiyonlu bisikletler 90’lı yıllarla birlikte hayatımıza girdiler. Elbette o zamandan beri gerek tasarım, gerek süspansiyon teknolojisi konusunda fazlasıyla gelişme yaşandı. Amortisörlerdeki teknolojik atılımlar üç aşağı beş yukarı arka süspansiyona özgü teknolojilerle birleşince bugünün arka süspansiyonlarının çift süspansiyonlu bisikletler ilk çıktığındaki modellerle pek alâkası kalmadığı görülüyor.

Arka süspansiyon tasarımlarını, özelliklerini, nasıl çalıştıklarını daha önce incelemiştik . Bu yazımızda da arka süspansiyonlar konusuna eğilecek, nasıl çalıştıklarını, yeni çıkan teknolojilere göz atacağız. Öncelikle baştan belirtelim, yazımızın ilerleyen bölümlerindeki teknolojileri daha önce Yarış Amortisörleri ve Teknolojileri yazımızda teferruatlı olarak açıklamıştık, bu yüzden o yazıya da önce bir göz atmak bu teknolojilere bir aşinâlık kazanmak ve bu yazıyı daha iyi değerlendirmek açısından faydalı olabilir.

Son yıllarda çift süspansiyonlu bisikletlerin yayılması ve bu bağlamda gerek bunların tasarımlarından, gerekse arka süspansiyonların yetersiz teknolojilerinden kaynaklanan sorunları göz önünde bulundurulduğunda değinilecek önemli noktalar var.

Profesyonel bir sporcu olmayan orta halli bir bisikletçinin bisikleti, çantası vs. ile birlikte yaklaşık 100kg ağırlığında olduğunu düşünelim. Bugün hafif bir arka süspansiyon 200g’in biraz üstünde bir ağırlığa sahip, tepe inişi gibi sahalarda kullanılanlar ise 1kg’a yaklaşıyorlar. Bu toplam ağırlığın %0,2 ile %1 arasında bir değer yapıyor.

Bir arazi motosikletinin ise sürücüsüyle birlikte 200kg ağırlığında olduğundan yola çıkarsak motosikletin arka süspansiyonunun buna göre 400g ile 2kg arasında bir ağırlıkta olması gerek. Oysa bugün kullanılan arka süspansiyonlar 3-6kg arasında bir ağırlığa sahipler.

Dolayısıyla görülen o ki bisikletlerde kullanılan arka süspansiyonlar ağırlıkları ile oldukça sınırda bulunuyorlar. Bu bir nebze “nanemolla” olmalarının sebebi olarak görülebilir.

Arka süspansiyon sistemleri de temelde öndekilerden farksızlar. Sistem bir sıkışma öğesinden (çelik yay veyahut hava) bir de tepme öğesinden (yağlı, yani hidrolik veyahut havalı) oluşuyor. Sıkışma öğesi zeminden bir darbe geldiği zaman sıkışarak bunu emiyor (yani örneğin yay sıkışıyor) ve açılırken bu topladığı enerjiyi tekrar serbest bırakıyor. Aynı ön amortisör sistemlerinde olduğu gibi bu enerjinin serbest bırakılması, yani sistemin tepmesi eğer bir tepme öğesi yoksa kontrolsüz bir şekilde hızla gerçekleşiyor. Bu durumu süper marketlerde satılan 20kg’lık çift süspansiyonlu bisikletlerden günümüzde iyi bisikletçilerde bile satılan ucuz çift süspansiyonlu bisikletlere kadar belirli bir fiyat sınıfının altındaki modellerde görmek mümkün. Bunların üzerinde giderken sanki tahtırevanda gidiyormuşçasına sallana sallana gidiliyor, ki bu amaçlanan, arzulanan kontrollü bir süspansiyon sistemi değil.

Bu nedenle tepme öğesi hem sıkışma işleminde, hem de süspansiyonun açılması-tepmesi esnasında kontrollü hareket sağlıyor. Bu da süspansiyonun içindeki bir pistonun yağ dolu bir odacıkta hareket etmesi ile gerçekleşiyor, yani prensipte ön amortisörlerde kullanılan sistemin aynısı.

Arka süspansiyon serileri ilk üretilmeye başladığında en revaçta olan modeller yaylı-hidrolik modellerdi. Yaylı modellerin sonradan havalı modellerde de aşılan önemli avantajlarından biri de lineer yay çizgilerine sahip olmaları ve bu sayede bütün engebe seviyelerinde aynı hassasiyette tepki vermeleri. Bunun yanında yayın sertliği üzerinden nispeten kolay ayarlanıyor olmaları üstünlüklerinden biri. Ancak bunların ötesinde yaylı-hidrolik sistemlerin çok büyük bir avantajı var. O da süspansiyon öğesinde herhangi bir arıza ortaya çıktığı zaman, örneğin hidrolik sisteminin (tepme) yağ kaçırması gibi bir durum, sistemin sıkışma bölümü yaydan ibaret olduğu için bisikletin kullanılabilirliğini koruması. Yani dağ başında bir yerde süspansiyon sisteminde ortaya çıkacak bir arıza durumunda bisiklet tamamen yolda kalmıyor.

Bugün ise özellikle hafifliğin önemli olduğu arazi binişi (XC-OX) için üretilmiş bisikletlerde gördüğümüz manzaraya daha çok havalı-hidrolik süspansiyon sistemleri hakim. Bunun tabii ki en büyük nedeni -aynı önde kullanılan amortisörlerde olduğu gibi- bu sistemlerin hafifliği. Genel olarak havalı sistemler yaylılara göre 300-500g arası değişen bir hafiflik avantajına sahipler. Ayrıca yapısal olarak bir üstünlükleri de var. Süspansiyon unsuru olan havayı içinde tutması gereken parça, yani piston, yaylı modellere oranla daha geniş. Daha geniş olması demek, süspansiyonun yanal güçlere karşı daha fazla dayanıklı olması demek ki, bu da sürüş özelliklerine olumlu etki yapan bir özellik.

Son yıllara kadar havalı süspansiyonların en önemli eksikliklerinden biri de süspansiyonun çalışma özelliğiydi. Havalı süspansiyonlarda yaylı süspansiyonların aksine progresif bir yay çizgisi hakimdi. Bu durum süspansiyonun çok sert darbelerde dibe vurmasını engellemek için gerekli, öte yandan bütün sıkışma mesafesi boyunca lineer bir karakter süspansiyonun daha verimli çalışması için de lazım. Aşağıda inceleyeceğimiz son yıllarda gelişen havalı süspansiyon teknolojisi ise bu durumu ortadan kaldırdı, günümüzün gelişmiş havalı süspansiyonları da verim kaybına neden olacak bir progresiflikten uzaklar. Dolayısıyla toparlarsak bugün havalı amortisörlerin yaylı amortisörlerle karşılaştırıldıklarında bir eksiklikleri kalmamış gibi gözüküyor. Tek sorun, yukarıda da belirttiğimiz gibi, havalı bir süspansiyon sisteminin bozulması durumunda bisikletin gerçekten kullanılamaz hâle gelmesi.

Bugün arka süspansiyonlar açısından aşılması gereken en büyük sorun süspansiyonun biniş esnasında çekiş sisteminden kaynaklanan güçler nedeniyle sekmesini önlemek. Bunun için öncelikle bisikletin kinematiğinin sağlıklı olması gerekiyor. Bu konuya daha önce Çift Süspansiyon Tasarımları yazımızda değinmiştik. Yazıda da belirtildiği üzere bisikletin sekmesi açısından daha üstün olan tasarımlar dört eklemli, VPP, LRS ya da Epic sistemleri. Öte yandan kinematik de bisikleti bir yere kadar koruyabiliyor çekiş sistemi etkilerinden. Yani kinematik ne kadar iyi olursa olsun bir yerden sonra sekme yapıyor bisiklet yine de. Çekiş sisteminden gelen darbeler ile yoldan gelen darbelerin ayrılmasını sağlamanın yolu bir kilit sistemi koymak. Bu sayede tabii yoldan gelen darbelere karşı da tamamen duyarsızlaşıyor arka süspansiyon ama çalışmadığı için bisiklet nazarî olarak bir sabit kadrolu bisiklet haline dönüşüyor. Bugün özellikle kinematik açısından sekme ihtimalinin çokça yaşandığı tek eklemli bisikletlerde bu tarz gidondan kumandalı bir kilitleme seçeneği sıkça rastladığımız bir özellik.

O zaman karşımıza çıkan durumu özetleyelim: Arka süspansiyon sistemleri kinematiğe bağlı olarak az ya da çok sekme yapıyorlar. Bu sekmeyi tamamen önlemenin yolu arka süspansiyonu kapamaktan geçiyor, yani kilitlerden (Lock-Out). Bu durumda sekme ortadan kalkıyor, ancak haliyle süspansiyon da çalışmıyor. Dolayısıyla biraz yardan ya da serden geçme durumu söz konusu. Asfaltta bu durum o kadar rahatsız etmezken arazide haliyle çalışmayan bir arka süspansiyon da tam çözüm değil.

Son yıllarda işte arka süspansiyonlar konusunda yaşanan en önemli teknolojik gelişmeler bu sekmenin önlenmesini sağlamaya yönelikti. Kilitleme sisteminin süspansiyonu da devre dışı bıraktığı göz önünde bulundurulduğunda bunun tam bir çözüm olmadığı görülüyor.

Bu durumu ilk olarak Progressive Suspension firması aştı. Rock Shox firmasının eski başmühendisi Roy Turner piyasaya kendi markası ile 3 yıl önce 5th Element modelini çıkardı ve bununla bugün gelişmiş arka süspansiyonlarda gördüğümüz “Platform Teknolojisi”nin temellerini attılar. Platformteknolojisi arka süspansiyonların ayarlanarak belirli bir platformun üzerine çıkarılmaları ve bu platformun üzerinde süspansiyon çalışırken pedaldan, yani çekiş sisteminden gelen etkileri görmezden gelmesini açıklıyor. Bunun için süspansiyonun sıkışma öğesi genelde hava basıncı ile ayarlanarak “High-Speed” ve “Low-Speed” olmak üzere iki kademeye ayrılıyor. Bu kademeleri ayıran platformun altında kalan, yani “Low-Speed” bölümüne denk gelen hafif ve yavaş darbeler çekiş sisteminden geldikleri kabul edilerek görmezden geliniyorlar. Platformun üst tarafında, yani “High-Speed” bölümüne denk gelen sert ve hızlı darbeler ise yoldan geldikleri kabul edilerek süspansiyon tarafından emiliyorlar. Bu fikir bütün platform sistemlerinin temelinde yatan fikir. Bu sistem bugün Manitou tarafından lisans ile SPV adı altında üretiliyor.

Öte yandan unutulmamalı ki platform teknolojisi de her derde deva değil. Yani kinematiği yetersiz bir bisiklette platform teknolojisine rağmen bisiklet sekme yapmaya devam ediyor. Ayrıca platform teknolojisinin bir de götürüsü var. Çekiş sisteminden gelen darbeleri etkisiz kılmak için süspansiyonun çalışmasını belirli bir platform üzerine çıkarmak diğer tarafta süspansiyonun çalışma hassasiyetini azaltıyor, yani yoldan gelen ve “Low-Speed” bölümüne denk gelen hafif ve yavaş darbeler de süspansiyon tarafından emilmiyorlar. Bunların da emilmesini sağlamak için sistemin hava basıncını düşürmek gerekiyor ancak bu durumda bisiklet daha erken sekme yapmaya başlıyor. Yani burada da önemli olan çekiş sisteminden gelen darbeleri etkisiz kılacak bir platform yakalamak, ama bunu yaparken de süspansiyonun çalışmasında yeterli hassasiyeti korumaya dikkat etmek.

Bunların yanında platform teknolojisinin bir üstünlüğü de negatif sıkışma mesafesinin daha yüksek olarak ayarlanabilmesi. Çünkü normalde süspansiyon sisteminin dibe vurmasını önlemek sadece sıkışma öğelerinin işiyken, platform sisteminde bu görevi tepme öğesi de üstleniyor.

Gelelim günümüz teknolojisinden örnekler vermeye. Önce üç tane havalı sistemi inceleyelim, akabinde üç tane yaylı süspansiyona bakacağız, son olarak da biraz farklı bir sisteme, Specialized’ın Brain sistemine eğileceğiz.

DT Swiss SSD 210 L

Bugün herhalde bu tarz teknolojiler açısından sıradan diyebileceğimiz bir süspansiyon DT Swiss’inki. Çünkü herhangi bir platform teknolojisi içermiyor. DT’ye özgü bir özellik ise negatif sıkışma sisteminin elastomerler üzerinden sağlanması, normalde hava ile ayarlanan sistemlerin aksine bu özellik elbette bir sağlamlık içeriyor. DT bunun yanında konvansiyonel bir kilitleme sistemi de içeriyor, ki kinematiği iyi bir bisiklette asfalt üzerinde giderken kilitleme sistemi hâlâ en avantajlı sistem. 226g ağırlığa sahip modelde sıkışma sertliği ve tepme hızı hava basıncı üzerinden ayarlanıyor. Arazi binisi yarışçıları ve hafif bir süspansiyon arayan tur bisikletçileri için ideal bir ürün.
DT Swiss SSD 210 L
DT Swiss SSD 210 L
Büyük boyut için tıkla!

Manitou Swinger Air 3-Way

Manitou 290g ağırlığındaki bu modelinde SPV teknolojisini kullanıyor. Bu teknolojiye daha önce Yarış Amortisörleri ve Teknolojileri yazımızda etraflıca değinmiştik. Dolayısıyla burada tekrar açıklamaktan ziyade kısaca bir tanım sunmak gerekirse: SPV (Stable Platform Valve) süspansiyon sisteminin belirli bir sertlik ve hızın altındaki darbelere cevap vermemesini sağlıyor. Yani örneğin çekiş sisteminden gelen düşük şiddette ve yavaş darbelere karşı süspansiyon çalışmıyor, yoldan gelen büyük ve hızlı darbelere tepki veriyor. Elbette bu sistemin bir götürüsü var. SPV’nin verimli çalıştığı platformun seviyesi ne kadar yukarıda tutulursa, yani SPV ne kadar yüksek hava basıncıyla ayarlanırsa süspansiyonun tepki verdiği darbeler o kadar şiddetli olmak zorunda. Yani süspansiyon çekiş sisteminden gelen hafif darbelere cevap vermezken aynı şekilde yoldan gelen hafif darbelere de cevap vermiyor, hafif darbelerde çalışmıyor, ki bu arzulanan bir durum değil. Dolayısıyla SPV sisteminin ince ayarlanması şart.
Manitou Swinger Air 3-Way
Manitou Swinger Air 3-Way
Büyük boyut için tıkla!

Adından da anlaşılacağı gibi 3 ayarlama seçeneği sunuyor, bunlar sıkışma sertliği, tepme kontrolü ve SPV ayarı. Tepme kontrolü dışındaki ayarlar, yani SPV ve sıkışma sertliği hava basıncı üzerinden gerçekleştiriliyor.

Fox Float RP3

Fox Float, Fox’un platform teknolojisine verdiği isim olan “Pro-Pedal-Damping (PPD) özelliğini barındırıyor. sıradan bir tepme kontrolü sisteminin üzerine “inşâ edilmiş” bu sistem de Manitou’nun SPV sistemine benzer bir şekilde çalışıyor ve çekiş sisteminden gelen darbelere tepkisiz kalma amacını taşıyor. Ancak SPV sisteminden farkı şu: Normalde arka süspansiyonlarda sıkışma ve tepme öğeleri karşılıklı çalışıyorlar. PPD sisteminde ise sıkışma ve tepme öğeleri birbirinden tamamen ayrılıyor. Bu sayede sıkışma sertliği ayarı üzerinden süspansiyonun hangi sertlikteki darbelerden itibaren çalışmaya başlayacağı tepme öğesinden bağımsız olarak ayarlanabiliyor. Yani sonuçta bu da aynı kapıya çıkıyor, belirli bir sertliğin altındaki hafif darbelere süspansiyon çekiş sisteminden geldiklerini kabul ederek tepki vermiyor. 223g ağırlığındaki bu modelde sıkışma sertliği, hava basıncı, tepme kontrolü ve platform ayarı yapılabiliyor.
Fox Float RP3
Fox Float RP3
Büyük boyut için tıkla!

Progressive Suspension 5th Element

Progressive Suspension çekiş sistemini süspansiyondan ayırmaya yarayan platform teknolojilerini ilk olarak geliştiren firma. 5th Element modelinin yaylı ve havalı olmak üzere iki çeşidi var. Yaylı model 889g ile oldukça ağır. Negatif sıkışma mesafesi, sıkışma sertliği, tepme kontrolü, platform ayarı gibi oldukça çeşitli ayar seçeneklerine sahip, dolayısıyla gerçekten çok iyi verim gösteren bir ürün.
5th Element yaylı
5th Element yaylı
Büyük boyut için tıkla!

Havalı model ise 234g ile son derece hafif, ancak hava basıncı ile sıkışma sertliği, tepme kontrolü ve platform ayarıyla yetiniyor.
5th Element havalı
5th Element havalı
Büyük boyut için tıkla!

Fox DHX 5.0

Fox’un DHX modeli serbest sürüş ve tepe inişi için üretilmiş süspansiyonlardan biri. 722g ağırlığında, yaylı, hidrolik ve Fox’un “Pro-Pedal-Plattform”’una sahip. Negatif sıkışma mesafesi, sıkışma sertliği ve tepme kontrolü ayarlı, ayrıca tepme kontrolü üzerinden platform ayarı yapılabiliyor.
Fox DHX 5.0
Fox DHX 5.0
Büyük boyut için tıkla!

Manitou Swinger Coil 3-Way

Manitou’nun Swinger modeli de yaylı olması nedeniyle 714g gibi yüksek bir ağırlığa sahip. Manitou’nun kendi platform teknolojisi olan SPV var, negatif sıkışma mesafesi, tepme kontrolü ve hava basıncı üzerinden platform, yani SPV ayarı yapılabiliyor.
Manitou Swinger Coil 3-Way
Manitou Swinger Coil 3-Way
Büyük boyut için tıkla!

Specialized “The Brain”

Arka süspansiyon teknolojilerinden bahsedip de Specialized’in geliştirdiği Brain teknolojisine değinmemek olmaz. Brain aynı Fox amortisörlerindeki yüksek basınç sübabı (Threshold Ventil) gibi çalışıyor ve bu sayede yukarıdan gelen darbelerle (örneğin ayakta pedal çevirirken gelen baskı) aşağıdan gelen darbeleri (yoldaki engebeler) ayırabiliyor. Bu sübap sadece aşağıdan gelen darbelerde açılıyor ve süspansiyon sadece bu durumda çalışıyor. Bisikletlerin akıllı bir tasarım içeren arka yapısıyla Brain teknolojisi yine çok ufak engebeleri kaçırsa da özellikle asfaltta bisiklet sanki bir sabit kadrolu bisikletmiş hissini vermeyi başarıyor.
Specialized Brain
Specialized Brain
Büyük boyut için tıkla!

Sonuç olarak toparlamak gerekirse bir bisikletin arka süspansiyonundan alınacak verim iki önemli etkene dayanıyor. Bunlardan birincisi bisikletin kinematiği yani arka yapısının geometrisi. Bu geometri yoldan gelen darbeleri çekiş sisteminden gelenlerden ayırmaya ne kadar müsaitse süspansiyon öğesine düşen görev o kadar azalıyor. Bunun ötesinde süspansiyon teknolojileri de platform teknolojisini ya da kilitleme seçeneğini akıllıca tasarlanmış bir bisiklet ile birleştirerek çift süspansiyonlu bisikletlerden yüksek verim alınmasını, bu bisikletlerin pedal çevirişlerde tahterevalli gibi sallanmamasını sağlıyorlar. Dolayısıyla çift süspansiyonlu bisiklet alırken bu noktalara dikkat etmek, sadece arka süspansiyonun varlığının cazibesine kapılmadan analizi doğru yapmak uzun vadede bisikletten alınacak zevk ve verim açısından yüksek önem taşıyor.

Çift Süspansiyon Tasarımları

Temel Amortisör Terimleri

Yarış Amortisörleri ve Teknolojileri

 

 
Yayın Sponsoru
  Teknoloji - Donanım

Elektrikli Dağ Bisikletleri Ne Getiriyor?
Elektrikli bisikletler son birkaç yıldır bisiklet dünyasındaki en önemli gelişmelerden sayılıyorlar. Bisiklete binen insan sayısın ... Devamı » » » 

Türkiye Bisiklet Turu Ayakkabılar
“Dost başa bakar, düşman ayağa” derler, 51. yapılan TUR’da yarışan sporcular biz amatörlerin rakibimiz olamaz ama biz yine de ayak ...
Devamı » » » 

Türkiye Bisiklet Turu Bisikletleri

Etixx – Quickstep


Marka / Model: Specialized Venge
Çekiş Sistemi: FSA K-Force Light aynakol / Shi ...
Devamı » » » 

Eki.14 Mavic, Fox, 661, Met ve Scott'ın...
Tem.14 Shimano Ultegra 6800 Testi
Haz.14 SRAM X0 2x10 Grup Testi
Haz.14 MTBTR'de Yazlık Testler
Şub.13 Merida 2013/14 Model Yılı Yenil...
Tem.12 99. Fransa Turu'nda Bisiklet ve ...
Haz.12 Sedona İstanbul Yollarda
Haz.12 Kaskı Doğru Takmak
Auğ.11 3x10 Shimano XT Testi
Tem.11 Mamut Trailers Testi
Nis.11 Shimano'nun İki Yeni Rüzgarlığın...
Şub.11 Specialized bgFit Deneyimi
Tem.10 Değişik Vites Oranları Ne Getiri...
Haz.10 Scott Genius LongTravel, Yeni Sc...
May.10 Sigma Topline 2209
Mar.10 DT Swiss & Schwalbe RideCamp
Ksm.09 Karbon Hakkında Soru-Cevap
Tem.09 AFC Ürünlerini Test Ettik!
Haz.09 Scott'ın 2010 Model Yenilikleri
Şub.09 Shimano'nun Yeni Orta Yolu: SLX
Eki.08 Fox 2009: Dünyanın En İyi XC Kom...
Haz.08 Sigma Sport Powerled Black Testi
Teknoloji - Donanım Arşivi

 

İlgili Linkler:  

kurum   Fox  
kurum   Manitou  
kurum   DT Swiss  
kurum   Progressive  
kurum   Specialized  

  Bu yayın 11888 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015