Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Kasım . 2017  
Müslüman Mahallesi’ndeki Salyangoz
İstanbul Bisiklete Neden Yabancı?

Müslüman Mahallesi’ndeki Salyangoz

Yazar: Aydan Çelik
23.11.2004

İstanbul’da bisikletli olmak, müslüman mahallesinde salyangoz olmaktır.

Elimde istatistiki bir veri yok ama, kuvvetle inandığım bir tahminim var; İstanbul, kişi başına düşen bisiklet sayısı açısından Dünya’nın en fakir kentlerinden biri. Hem bisiklet sporu yapanların sayısı çok az, hem de bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullananların sayısı. Kuşkusuz birtakım insanlar haftasonları ormana, sayfiye yerlerine vesaire gidip pedal çeviriyorlar ama konu bu değil. Ben bisikletin kent içindeki pozisyonunu sorun ediyorum.

İstanbul’un şehir içi ulaşımından sözedildiğinde benim hayalimde bir yaratık canlanıyor. Adam gibi bir metronun olmamasından, minibüs adı verilen ucubik bir nesneye, sokak aralarında yatan, kaldırımları işgal eden otomobillere kadar herşey, bir fantastik filmin çoğu kez ürkütücü, İriliğiyle ters orantılı bir zekası olan ,bazen sakar arasıra komik bir kahraman bu.

Haliyle de neresinden tutsak elinizde kalan bir konudan söz ediyoruz. (Bir önerim var. İstanbul için kullanılan şu “yedi tepeli şehir” ibaresini değiştirelim, yerine “ iki hörgüçlü şehir” ibaresini kullanalım.)

İstanbul bisiklete niye bu kadar yabancı?
İnsanın ilk aklına gelen şey, İstanbul’un büyük bir alana yayılmış çok yokuşlu bir kent olması.. Bu bence işin bahanesi. Hemen bir örnek verip geçeyim: Cüce metromuzun güzergahı Taksim -Levent arasında tek bir yokuş bile yok. Ayrıca bütün sahil şeridi dümdüz İstanbul’un. Daha bir sürü düz yerleşim yeri saymak mümkün. Kaldı ki yokuş dediğiniz şey de bir bisikletli için keyif verici bir ayrıntıdır..

Ben bu “niye” sorusunun cevabının başka bir yerlerde aranması gerektiğini düşünüyorum. (Sıkı durun, birazdan sosyologların , psikologların, antropologların alanına dalıyoruz. Tehlikeli sularda pedal çevireceğiz.)

Aklıma üstad Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz’ındaki bir öykü geliyor.. İstanbul’un velespitle ilk karşılaştığı günler anlatılır o öyküde. İki tekerlek üzerinde dengede durmasına akıl erdiremeyen İstanbul ahalisi, hepimizin malumu “şeytan arabası” adını takar velespite. (Onlar velespite bu adı takmadan 300 yıl önce Leonardo da Vinci bir bisiklet tasarımı yapmıştı.)
“Çağdaşlığın temsilcisi” Abdülcanbaz ve dostları bu yeni icadı coşkuyla karşılarken, “bağnazlığın temsilcisi” Gözlüklü Sami ve şürekası, şeytan arabası aleyhinde bir kampanya başlatırlar ve epeyce de yandaş bulurlar. Olaylarda bu minvalde sürer gider.

Doğrusu aradan geçen aşağı yukarı bir asırlık süre de durumun çok ta değişmediğini düşünüyorum. Toplumsal bilincin altında, üstünde, kıyısında, zulasında, biryerlerinde gizlenmiş bir bisiklet –hadi düşmanlığı demeyelim- karşıtlığı halen mevcut.

Tam olarak nerede yayınlandığını hatırlamıyorum ama, Aziz Nesin’in İstanbul’un ulaşım problemi için söylediği birşey vardı: “Bu şehrin ulaşım meselesi hallolmaz. Herkes başının çaresine baksın.” Diyelim siz de aynı fikirdesiniz, ve kendi başınızın çaresine bakmaya karar verdiniz. Bir bisiklet edindiniz.

İlkönce yakın çevrenizden birileri sizi garipseyecektir. Aldırmayın, aşağıdaki alıntıda söylendiği gibi, bisikletlilerin ayağı yerden kesiktir.

Ardından mahalleniz ve çoğunu tanımadığınız şehir ahalisinin değişik bakışları üzerinize yapışacaktır. Hele birde güvenliğiniz için kafanıza bir kask taktıysanız seyredin şenliği. Arabaların camlarından sarkan birtakım adamlar bağırıp dururlar; “Uzaydan mı geldin lan?”. Bu satırları yazan kişi bu soruya defalarca muhatap oldu, halen de oluyor. (Yeri gelmişken uzaylılara da burdan bir mesajım olacak, Bu dünyalılar öyle karikatürlerde çizildiği gibi, pek dost filan değiller.)
Büyük boyut için tıkla!

Bisikletin filozofisi

“Gerçekçi bir insan için “ayakları yere basıyor” denir. Oysa bir bisikletli için durum tam tersidir. O’nun her durumda ayağı yerden kesiktir. “Bisiklet hareket ettiğinde dengede kalabilen bir nesnedir. Yani onun için normal durum dinginlik değil, devinimdir. Bir bakıma bisiklet, Einstein’in modern bilimsel dünya tasarımının bir öncüsüdür...” (Bisiklet, otomobil, televizyon. Haz: Wolfgang Rupert. Kabalcı Yayınları. 1996)

İstanbul, altkültürlerin belirli bölgelerde depolandığıbir şehir.. Ama bu bisiklet denen nesne kendisi için gösterilen depolarda ikamet etmeye hiç niyetli görünmüyor. Şehrin bütün cadddelerinde sokaklarında meydanlarında, kendisi için, yayalar için,özürlüler için, patenciler için, pusetleriyle bebeklerini gezdiren anneler için hak, hatta öncelik talep ediyor.
Büyük boyut için tıkla!
(Siz hiç kaldırımda bebeğini pusetle gezdirmeye çalışan bir anneye rasladınız mı? Büyük işkence çekerler. İstanbul’da kaldırım bitimlerine rampa koymayı daha yeni akıl ettiler.)
Bizim bu küstahlığımız birçok araç sürücüsünü de çileden çıkartıyor. “Zaten yollar bize yetmiyor. Siz de nereden çıktınız?” havalarında yolun en sağında işgal ettiğiniz yarım metreye bile gözdikiyorlar. Bostancı- Kartal arasında bir bisiklet yolu mevcut. Bana kalırsa o yol bisiklet kullanmaktan çok ilkokul öğrencilerine coğrafya dersi anlatmak için daha uygun. “Bak çocuğum buna vadi derler, bu da plato, evet evet bunlarda alüvyon, nasıl da deltalar oluşmuş. Haaa o abiniz de arabasını vadide test ediyor olmalı.”

Bir de bisiklet şenliği dedikleri birşey var. Bu şenlikler genellikle bahar aylarında pazar günleri erken saatte yapılır. Yani şehrin “gerçek” sahipleri uykudayken. 23 Nisan’larda çocukları 3-5 dakika Cumhurbaşkanı, Başbakan, Vali koltuğuna oturtukları bir ritüel vardır ya. Bu şenlik denen şeyler de bana onu çağrıştırıyor.

Dört teker İki Tekere karşı

Bir de kim bulmuşsa “iki tekerlekli özgürlük” diye bir laf bulmuş… Nasıl yani? Otomobil özgürlüğün dört, bisiklet ise iki tekerleklisi mi oluyor? Aradaki fark sadece tekerlek farkı değil ki, Asıl fark her iki aracın muhtevasında. Otomobil altta kalanın canı çıksın ideolojisinin en cismani taşıyıcısı iken (Dört tekerlekli özgürlük yerine dört tekerlekli Sosyal-Darvinist demek daha isabetli olurdu.)

Bisiklet ise eşitlikçi, mutevazi ve barışçı bir taşıttır. Otomobil yabancı bir enerji kaynağı olmadan sadece bir hurda yığını iken bisiklet enerjisini bizzat sürücüsünden alır. Yabancı bir enerji kaynağına ihtiyacı yoktur.

O, İnsanın organizmasıyla en uyumlu mekanizmadır.

Otomobil sadece yabancı bir enerji kaynağı kullanmakla kalmaz. İnsanı, -- aşağıdaki örnekte olduğu gibi - kendi tabiatına da yabancılaştırır.

Birkaç yıl önce Kapadokya’ ya gitmiştik. Günboyu kayalara tünemiş, gökyüzünde süzülen yırtıcı kuşları izledikten sonra akşam kaldığımız oteldeki görevliye “Burada ne kadar çok kartal, şahin filan var” dediğimizde, aldığımız yanıt :“Yoo, aslında Reno daha fazladır.” olmuştu.
Büyük boyut için tıkla!

Bisiklet ve Sanat

Modernizmin ünlü adı Duchamp’ın “ bisiklet tekerini” biliyordum ama sanatçıların bisiklete niye bu kadar ilgi ilgi duyduklarını hiç düşünmemiştim. Taa ki şu pasajı okuyana kadar: “(…)Bisikletin ve bisiklete binmenin kendi kendinin amacı olma biçimindeki güzel olanağı içerdiği unutulmamalıdır. Bu özelliğin sanatla, sanatsallıkla ve çocuk oyunlarıyla ortak bir yönü vardır. (…) Düşte, insan aynı zamanda hem yapımcı, hem oyuncu, hemde izleyicidir. Bisiklet de oluşumunu, rol dağılımlı oyunun benzer bir biçimde bozulmasına borçludur: bisikletle götürülür ve bisikletle gidilir, bisikleti kullanan aynı zamanda hem dümenci hem motor hem de yolcudur. Belki birçok sanatçının, edebiyatçının bisiklette buldukları esinin kaynağı budur.” (age.)

Acaba, göbeğine Gökkafes gibi bir kazuletin çakılmasını sindirebilen bir şehir, sanatmış, bisikletmiş misali üfürükten mevzulardan hazzeder mi?

Salyangozluk

İstanbul’da bisikletli olmak, müslüman mahallesinde bizzat salyangoz’un kendisi olmaktır. Bu durum , çoğu kez salyangoz satmaktan daha kritiktir. Satıcılar genellikle rasyonel kişiler olduklarından bir süre sonra salyangoz ticaretinden vazgeçip, pazarlama ilminin kendilerine açtığı yollardan başka birine dalabilirler. Ama sizin bir salyangoz olmaktan vazgeçmek gibi bir şansınız yoktur. Bu ontolojik bir mahkumiyettir sanki.

Ama başka bir açıdan bakarsanız şöyle bir hoş yan görebilirsiniz; Herşeyin güçlü olana göre endekslendiği, hız ve büyüklüğün nerdeyse biricik değer halini aldığı bir ortamda siz; “küçük güzeldir, küçük güzeldir” diye göğsünüzü gere gere dolaşabilirsiniz.

 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 4157 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015