|
Heybetli çam ağaçlarıyla kaplı sık ormanlık bir bölgedeyim. Güneşli açık gökyüzüne rağmen serin bir gün. İnsanı nefes almaktan sarhoş edecek cinsten temiz ve berrak bir hava hakim. Sele üzerinde güzel bir tempo tutturmuş keyifle pedal çeviriyor, doğanın sunduğu eşsiz, el değmemiş güzellikleri seyre dalıp ilerlerken, bir şehir insanı olarak ne kadar şanslı olduğumu hissediyorum.
Şehrin kıyısında ara sıra ziyaret ettiğimiz ormanlara hiç mi hiç benzemiyor burası. Yüzyıllardır el değmemiş ulu çam ağaçları, yükselip adeta gökyüzüne kavuşmaya çalışırken, takip ettiğim patikayı dört bir yandan sarmalıyorlar. Güneşin parlak ışıkları, sık ağaçlıklar arasından bin bir zorlukla yol bulmaya çalışırken, patika boyunca ışık hüzmeleri halinde etrafıma düşüyorlar.
Çoğu insana ürkütücü gelebilecek uçsuz bucaksız bir sessizlik huzurla dolduruyor çevremi.
Az önce birlikte sürdüğüm gruptan ayrılırken böyle eşsiz bir güzelliğin içerisine düşeceğim, doğrusu ya tahmin edebileceğim birşey değildi. İki tekerimin üzerinde ilerledikçe yükseliyorum: Takip ettiğim patika bir sağa bir sola kıvrılarak önümde uzayıp giderken, sayısız onlarca başka patika tarafından kesiliyor. Patikalar birbirlerine eklemlenerek uçsuz bucaksız bir labirent halini alıyorlar.
Dağın zirvesine çok yakınım. Gökyüzü ve dağ hemen üzerimde birbirlerine kavuşmuş kolkola beni gözetiyorlar adeta.
Bolu Kartalkaya’dayım.
Yıllardır snowboard yapmak için hemen her haftasonu kışları ziyaret ettiğim bu doğa harikası dağ bu kez ilk aşkım bisiklet üzerinde davet ediyor beni en mahrem en el değmemiş güzelliklerine.
29 Ekim’in Cuma gününe denk gelmesini de fırsat bilerek, Erol Karaoğul’un nazik daveti üzerine, dağ bisikleti ile dolu güzel bir haftasonu geçirebilmek için geldim bu güzel bölgeye. Bolu’yu geçip Kartalkaya kayak merkezi yoluna sapıldıktan 5 kilometre sonra yol üzerinde bulunan Kındıra Köyü’nün hemen kenarında konuşlanmış evlerinde, Neva Villa’da ağırlıyorlar Erol bey ve zarif eşi Nevin hanım misafirlerini.
 | | Villa Neva Sofa | Büyük boyut için tıkla! |
Misafirleriyle (müşterileriyle) birlikte Tanrının adeta özenerek yarattığı cennet köşesi Kartalkaya bölgesindeki yayla ve patikalarda pedal çevirebilmek için her şeyi hazırlamış Erol bey... Kendisi de bir bisiklet sevdalısı olan Erol Karaoğul, yıllar boyu bölgenin pedal çevrilmemiş hemen hiçbir yerini bırakmamakla kalmamış, GPS’iyle bölgenin detaylı haritasını çıkartmış.
 | | Mor Çizgi 1, Sarı Çizgi 2. Gün Parkuru Gösteriyor | Büyük boyut için tıkla! |
Ayrıca butik otelinde ağırladığı müşteri ve dostlarıyla çıktığı bisiklet gezilerinin gönüllü rehberliğini kendisi yapmaktan da büyük keyif alıyor.
 | | Erol Karaoğul Tam Bir Dağ Bisikleti Tutkunu | Büyük boyut için tıkla! |
Belki en iyisi başa dönüp ilk günümüzü anlatmalıydım sizlere:
Otele gelip yerleştikten sonra saatler öğle üzerini gösterdiğinde NevaVilla’nın hemen yukarısında çok tatlı bir parkurdan bahsediyordu Erol Bey. Grubumuzun en genci bendim belki ama görüntüye aldanmamalı hemen! Benden sonra en genci 40’larında diğerleri ise 50’lerini devirmiş spor ve bisiklet sevdalısı bir gruptan bahsediyorum. Halen devam ettirdikleri aktif spor hayatlarında koşu, bisiklet ve triatlon sporlarını bir bütün olarak hayatlarına yerleştirmiş kafaca hepsi benden kat ve kat genç çok güzel ve özel bir grup bu...
 | | Gezi Grubumuz | Büyük boyut için tıkla! |
Kendileriyle tanıştığım ilk dakikalarda ne yalan söyleyim, tanrıdan tek dileğim, o yaşlara geldiğimde benzer ruh hali, benzer aktif bir hayatı bana bahşetmesi olmuştu.
Mevsimin kışa dönmeye hazırlandığı bahardan çalıntı bu son güneşli günlerde ilk turumuza başlıyoruz. (Haritada mor ile işaretli parkur)
Köyün içerisinden ilerleyerek 2-3 km süren asfalt çıkışta yemekten sonra erken davranmanın etkileri grup üzerinde hemen hissediliyor. Mideler biraz karışmış durumda! Asfalttan ayrılıp toprak patikaya gireceğimiz noktada çeşme başında biraz soluklanıyoruz. Erol bey meramımı anlıyor ve bana yolda nasıl devam edeceğimi kısaca anlatıyor. Artık tek başıma önde ilerliyorum. Hızlanıyorum. Patikada ilerledikçe doğanın eşsiz güzelliği insanı derinden etkiliyor. Hafif iniş çıkışlarla devam eden patikada iyi bir tempo tutturuyorum. Biraz önce sıcak ev mekanında güven içerisinde en güzel yemekleri tadıp hayatın keyfini yaşarken şimdi doğanın böyle en bakir köşelerinden birinde olmak, insanı çok farklı bir boyutta etkiliyor.
Dağ bisikleti sporunu benzersiz kılan en güzel özelliklerden biri de bu değil mi zaten?
Doğa karşısında fani bedenlerimizin ne kadar da kırılgan olabileceğini derinden hissettirirken, onun ayrılmaz bir parçası olduğumuzu, uyum sağlamak onunla bir bütün olmak için neler yapmamız gerektiğinin farkında olmamızı sağlayan başka kaç araç vardır acaba dağ bisikleti gibi?.. Zayıflıklarımızı hatırlatırken, güçlü olabilmenin yolunu gösteren, kendimizle, doğamızla bizleri barıştıran eşsiz bir spor...
İniş başlıyor yavaş yavaş. Dönerek hızlanarak ilerliyorum. Zaman zaman patikayı kesen su geçişleri ayrı bir keyif oluyor. Bir yaylaya varıyorum. Ormanların arasında gizlenmiş, büyülü bir ortam. Kartalkaya oteller bölgesine giderken yolun soluna bakıldığında aşağılarda görünen küçük göletin hemen yanına çıktığımı anlıyorum.
Kimseler yok etrafta. Takvim sayfalarından kopup gelen pastoral karelerden birisi karşıma çıkmış tüm güzelliği ile beni selamlıyor. Suyun kenarında kılgı atlarından bir sürü, sessiz, uyumlu dinleniyor, belli belirsiz hareketler ile örülü derin bir muhabbete dalmışlar sanki...
Bir süre onları izliyorum uzaktan. Orman köylülerinin bahar aylarında çalışmak için hayvanlarını beslemek için geldikleri kurtarılmış eşsiz yaylalardan biri burası. Baraka evler, küçük bir mescit, doğa harikası bir gölet ve ulu çam ağaçları; hepsi sanki mükemmel bir doğal yap bozun vazgeçilmez nadide parçaları gibi selam veriyorlar ziyaretlerine gelen bu bisikletçiye.
Selamlarını alıp sessiz sohbetlerine ben de katılıyor onları seyre dalıyorum. 15-20 dakika sonra grup ile tekrar biraraya geliyoruz. Fotoğraflar çekiliyor. Bundan sonra iniş olduğundan bahsediyor Erol abi. Yolu tarif ediyor. Sapaklarda beklemeyi unutma diyerek! Çok güzel bir parkur ve işte gün bitmek üzere. Uzun sürmüyor evimize ulaşmamız. Sıcak, güvenli, dostlukla bezenmiş Neva Villa’ya.
Burada Villa Neva’dan biraz bahsetmek isterim. Nevin hanım ve Erol bey, Kındıra Köyü’nde bulunan ve yıllardır severek mutlu bir şekilde oturdukları villa türü evlerini emekliliklerinin de yaklaşmasıyla birlikte dostlarına açmaya karar vermişler. Hem bu doğa harikasını sevdikleriyle paylaşmak, güzellikleri onlara tanıtabilmek, hem de emeklilik dönemlerinde ek bir gelir elde edip yıllardır severek yaşadıkları hayatı keyifle devam ettirebilmek için. Villanın içerisinde 3, bahçede bulunan otel bölümünde ise 5 oda bulunmakta.
 | | Yanyana 5 Oda Otelin Bahçesinde Bulunuyor | Büyük boyut için tıkla! |
Her biri farklı bir tasarım ile döşenmiş, ısıtmalı, konforlu 8 oda. Bahar aylarında 3 oda daha eklemeyi düşünüyorlar 2005 senesinde“evlerine”.
Villa’nın hemen yanında odalara bitişik yemek salonu ise ailenin buluştuğu yer.
 | | Neva Villa Yemek Bölümü | Büyük boyut için tıkla! |
Aile diyorum zira gelen müşterilerini otel sahibi – müşteri diyaloğu yerine arkadaşları ve misafirleri olarak gören Karaoğul ailesi, dostluğun, insanca yaklaşımın, sevgi ve saygının ne demek olduğunu, Türk misafirperverliğinin ne anlama geldiğini o kadar güzel anlatıp yaşatıyorlar ki. Otelden ayrılırken evinizden ayrılıyormuşsunuz hissine kapılmamanız neredeyse imkansız.
Nevin hanım ve kendisine yardım eden Kındıra köyünden iki yardımcısı, gün boyunca sürekli çalışma içerisinde yiyeceğimiz birbirinden lezzetli yiyeceklerimizi hazırlama çabası içerisindeydi biz orada kaldığımız sürece. Keyifle, büyük bir emekle hazırladıklarını konuklarına sunmaktan ayrı bir zevk duyuyor Nevin hanım ve doğrusunu söylemek gerekirse çok zevkli ve başarılı bir ev sahibesi, bir yemek sanatçısı kendisi. Sanat demişken, Nevin hanımın resim ve tahta işleri ile ilgili olduğunu ve bahar aylarında hobileri ile ilgili atölyeler düzenlediğini de belirtmek isteriz meraklılarına.
 | | Villa Neva'nın Panoramik Manzarası | Büyük boyut için tıkla! |
Evde bulunduğunuz sürece evin hemen her yerini kullanabiliyorsunuz. Neler var derseniz, neler yok ki?.. Film severler için geniş bir dvd koleksiyonu, büyük ekran TV ve tüm uydu yayınlarını, digiturk ve benzeri kanalları seyredebileceğiniz elektronik donanım, biri evin içinde diğeri yemek bölümünde olmak üzere iki şömine, keyifli muhabbetler ve eşsiz bir dinlence için yetiyor da artıyor zaten.
 | | Neva Villa Sakinleri İle Şömine Başındayız | Büyük boyut için tıkla! |
Birbirinden lezzetli yemekler, tatlılar ve doğal ürünlerle bezeli zengin kahvaltılar sonrasında, bisiklete binen, spor yapacak insanlar olmasaydık herhalde birkaç kilo almış olarak şehrimize dönmüş olacaktık geçirdiğimiz 3 günün sonunda.
 | | Villa Neva'da Kahvaltıların Keyfi Ayrı | Büyük boyut için tıkla! |
Ellerinize sağlık Nevin hanım. Hep böyle kalın Erol abi.
Sevgiyi, dostluğu, misafirperverliği yaşamak istiyorsanız, unutanlarınız varsa insani yaklaşımın dostluğun ne kadar değerli olduğunu ve hatırlamak istiyorsanız. Nevavilla'ya mutlaka gidin. Hem de mevsim zaman gözetmeden.
Bahar ve yaz aylarında eşsiz parkurlarda evin sahipleriyle ve diğer müşteriler
|