Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
20 . Ekim . 2017  
İnebolu - Doğanyurt Bisiklet Yolculuğu...
Bisiklet günlüğü

İnebolu - Doğanyurt Bisiklet Yolculuğu...

Yazar: Süleyman Şatır
24.2.2005

Küre, Çatalzeytin, Türkeli yolculuğundan sonra yönüm şimdi batıya, yani Özlüce, Doğanyurt yönüne… İnebolu - Doğanyurt arası 35 km, ama Karadeniz bölgesinde yollar çok inişli, çıkışlı… Uzun çıkışlardan sonra, hızlı inişleri virajlar engelliyor...

Büyük boyut için tıkla!

Yerleşim yerleri de genellikle deniz seviyesinde… Yol, yerleşim yerlerinde deniz seviyesine iniyor, sonra dik bir çıkışla yükseğe çıkıyor ve yüksekten devam ediyor… Yeni bir yerleşim yerine gelince, tekrar deniz seviyesine iniyor… Kimi vakit de bunun tam tersi oluyor...

Büyük boyut için tıkla!

Denize paralel gidemeyen yol, bazen de içerilere dönüyor. Dağları, tepeleri aştıktan sonra tekrar denize doğru yöneliyor… Bu yollarda Karadeniz turuna çıkmış, pek çok bisikletliye de rastlamak mümkün…

Büyük boyut için tıkla!

İnebolu'dan 16 Ağustos 2004'te sabah 10:00'da yola çıkıyorum. Kızım beni bisikletiyle, Kızılkara köprüsüne kadar gelerek uğurluyor… İnebolu'nun batı tarafındaki Kızılkara köprüsünü geçtikten sonra, Karadeniz'in rampaları başlıyor.

Aslında İnebolu - Özlüce arasını bisikletle birçok kereler gidip gelmiştim. Yolun Özlüce'ye kadar olan kısmını çok iyi biliyorum.

Büyük boyut için tıkla!

İnebolu'dan çıktıktan hemen sonra yol, sahilden pek uzaklaşmadan içeriye dönüyor… 2-2,5 km'lik hayli dik bir rampa ile devam ediyor…

Bu rampanın bitimindeki evin iri kıyım köpeği, buradan her geçişimde yola fırlayarak beni karşılıyor… Bu durumlarda hızlanarak kaçmanın, köpeği daha da hırslandırdığını biliyorum ve bekliyorum. Bir süre sonra da bağırmasına aldırmayarak, yavaş yavaş yanından uzaklaşıyorum…

Büyük boyut için tıkla!

Tırmanış bitiyor ama, hiç düz gitmeden 200 metrelik bir inişten sonra, tekrar tırmanışa geçiyor… Burası heyelan bölgesi olduğu için yol toprak... Daha önceki yolculuklarımdan birinde, buradan inerken bisikletimin arka fren telini koparmıştım. Bu toprak yoldaki rampayı tırmandıktan sonra, yol biraz düzleşiyor, ardından keskin bir virajla Erkekarpa köyüne doğru hafif hafif tırmanıyor.

Bu virajı burada özellikle belirttim. Çünkü Özlüce dönüşlerinden birinde, buradan süratle inerken bu virajdan hızla çıkan bir otomobille karşı karşıya kaldım. Ani frenle dengem bozuldu, bir süre yalpaladıktan sonra, yolun sağ tarafındaki dikenlerin üzerine uçtum.

Karşıdan gelen araba, biraz yavaşladı, ama durmayarak hızla uzaklaştı. Kollarım ve bacaklarımdaki sıyrıklar yüzünden kan içinde kalmıştım. Her yerime batan dikenleri temizledikten sonra, bisikletimin arka jantının eğik olduğunu gördüm. Bu şekilde devam etmem olanaksızdı. Neyse ki köylere yolcu taşıyan bir taksi durdu ve beni İnebolu'ya kadar götürdü…

Erkekarpa köyündeki kaynak çeşmede su molası verdikten sonra yola devam ediyorum. Yol burada yüksekten seyrediyor.

Büyük boyut için tıkla!

Taşburun köyünü geçtikten sonra uzun bir iniş başlıyor ve yol deniz seviyesine kadar iniyor… Biraz önce anlattığım kaza olayından önce, bu inişlerde sürat denemeleri yapıyor, virajları yatarak dönüyor, sanki karşıdan hiç araba gelmeyecekmiş gibi bu inişlerin keyfini çıkarıyordum. Ama artık tedbiri elden bırakmıyorum. Yavaş yavaş inerek, yoluma devam ediyorum.

Büyük boyut için tıkla!

Bir süre sonra Yastepe rampası başlıyor. Kısa ama dik rampadan sonra yol, tekrar inişe geçiyor…

Büyük boyut için tıkla!

Biraz düz gittikten sonra bu sefer de Eğrik köyüne tırmanmaya başlıyorum. Tırmanış sırasında, uzaktan Özlüce limanını görüyorum. Eğrik köyünden sonra, 2-3 km daha yüksekten seyreden yol dik bir inişle Özlüce'ye ulaşıyor…

Büyük boyut için tıkla!
Büyük boyut için tıkla!

Özlüce, eski adıyla Zarbana, deniz kenarında küçük bir yerleşim yeri. Liman içinde ince kumlu güzel bir plajı var. İnebolu'ya 13 km uzaklıkta. Bu yolu 1 saat 15 dakikada almışım.

Buradaki bir kahvede bir süre mola verdim. Kahvede konuştuğum kimseler, Doğanyurt'a bisikletle gidilemeyeceğini söylediler… Aldırmayarak, kendime yedek su ve bisküvi, kek gibi yiyecekler aldıktan sonra tekrar yollara düştüm...

Büyük boyut için tıkla!

Zarbana çayını geçtikten sonra yol tekrar çıkışa geçiyor ve orman içinden devam ediyor... Doğa ile başbaşa, kuş seslerini dinleyerek, herhangi bir yere geç kalma telaşı olmadan pedallara basıyorum...

Zaman zaman köylerden geçiyorum. Kaynak çeşmelerde kısa molalardan sonra yoluma devam ediyorum...

Büyük boyut için tıkla!

Yol dağların, tepelerin yamaçlarından bir içeri, bir denize doğru yönelerek devam ediyor. Denize doğru uzanmış bir tepeden, biraz önce yola çıktığım Özlüce limanını uzaktan görüyorum… Manzara çok güzel, sağ tarafım Karadeniz, sol tarafım orman… Yollarda ise, tek tük geçen arabalardan başka kimse yok…

Uzun bir süre yüksekten seyrettikten sonra, yol tekrar içeriye dönüyor ve dik bir şekilde inişe geçiyor. Yolun kenarındaki tabelada Kayran yazıyor. Yavaş yavaş aşağıya iniyorum. Frenleri sıkmaktan parmaklarım acıyor…

Büyük boyut için tıkla!

Kayran'da bir kahveye giriyorum. Kahvede oturan herkes teker teker hoş geldin dedikten sonra, hatırımı soruyorlar. Bir süre sohbet ettikten sonra, çay paramı ödeyerek, yola çıkmak istiyorum. Ama, kahvehanenin sahibi tüm ısrarlarıma rağmen benim misafir olduğumu söyleyerek para almıyor… Mahcup bir şekilde, teşekkür ederek oradan ayrılıyorum…

Kayran çayı üzerindeki köprüden geçtikten hemen sonra, yolun kenarındaki evin köpeği havlayarak bana doğru koştu. O gün şansım köpeklerden açılmıştı... Ben bekliyorum, o da bütün gücü ile havlayarak beni bekliyor. Biraz sonra evden çocuklar geldi ve köpeği geri çektiler.

Tekrar yola koyuluyorum. Biraz önce beni Kayran'a indiren yol, şimdi tekrar tırmandırıyor. Yokuşu tırmanırken aşağılardan hala köpeğin havlamasını duyuyorum.

Büyük boyut için tıkla!

Kayran rampasından sonra yol bir süre düz olarak yüksekten devam ediyor. Doğanyurt'un çok uzakta olmadığını biliyorum. Çünkü Kayran'a girerken bir tabelada 10 km daha gitmem gerektiğini görmüştüm. İniş 2 km, 2 km de tırmanmıştım, demek ki 6 km sonra Doğanyurt'taydım. Epey yüksekten gittiğim için başkaca bir çıkışın olacağını da zannetmiyordum.

Büyük boyut için tıkla!

Nitekim çok geçmeden, uzaktan Doğanyurt limanını gördüm. Ama, bisikletimin vitesi de sorun çıkartmaya başladı. 18 vitesli bisikletimin vitesleri yokuşu çıktıktan sonra devreye giriyor(!). Bir keresinde de sıkıştı kaldı. Yolda kalmamak için, artık viteslerle fazla oynamamam gerektiğini düşünüyorum.

Büyük boyut için tıkla!

Bu arada hava bulutlanmaya başladı. Hatta birkaç damla da yağmur düştü. Neyse ki, Doğanyurt'a iyice yaklaşmıştım. Yol yüksekten bir süre daha devam etti. Dik bir inişten sonra Doğanyurt'a ulaştım.

Eski adı Meset olan Doğanyurt, eşsiz doğa manzarasıyla, doğal güzelliklerin bozulmadan kaldığı ender yerlerden biri... Yeterli tanıtımı yapılırsa Karadeniz bölgesinin önemli turistik bölgelerinden biri olacağına inanıyorum...

Büyük boyut için tıkla!

Km saatim İnebolu - Doğanyurt arasını 35 km, seyahat süresini de 3,5 saat olarak gösteriyor. İlk 'Bisiklet Günlüğü'nde yazdığım gibi varış süresinin çok uzun olduğunu biliyorum. Ancak, benim bu yolculuklarım sadece gezi amaçlı… Yeni yerler keşfetmek, fotoğraf çekmek ve kendimi zorlamadan spor yapmak… Ama bu gezileri, inişli çıkışlı bu yollara uygun bir bisikletle yapmak gerektiğini de artık biliyorum...

Büyük boyut için tıkla!

Sahildeki bir çay bahçesinde oturdum. Bir süre dinlendikten sonra, çevrenin fotoğraflarını çekerken, bana poz veren bu amcanın da resmini çektim…

İnebolu'ya gidecek minibüsün 16:00'da olduğunu öğreniyorum. Bisikleti minibüsün üstüne yükledikten sonra yola çıkıyoruz. Ancak, macera daha bitmemişti. Bir süre sonra minibüs bozuldu ve yolda kaldık. Cep telefonları çekmediği için, yazıhaneden yeni bir araba isteyemiyoruz. Yolculuğu bisikletle tamamlamanın hesaplarını yaparken, başka bir minibüs geldi ve yola onunla devam ettik…

Bir başka Bisiklet Günlüğü'nde görüşmek üzere hoşça kalın…

Büyük boyut için tıkla!

Bu yazı Sinemam.net adlı sitede de yayınlanmıştır...

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 5240 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015