Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
Güneyde Dağ Bisikleti Bir Başkadır
Alanya Güncesi II

Güneyde Dağ Bisikleti Bir Başkadır

Yazar: Mustafa Özyılmaz
21.2.2005

Geçtiğimiz bültenimizde zevkle okumaya başladığımız Mustafa Özyılmaz'ın “Bikegames” sponsorluğunda katıldığı 1 haftalık Alanya Dağ Bisikleti Antrenman kampının notlarına kaldığımız yerden devam ediyoruz:

5.Gün (28 Ocak 2005)
(Alanya - Paşaköy – Mahmutseydi)
Büyük boyut için tıkla!

Günler geçtikçe kendimi daha iyi hissediyor ve gittikçe açılıyordum. Yunus abi ile akşamları rotayı kararlaştırdıktan sonra sabahları yollara düşüyoruz. 5. günümüzde daha önceden gittiğimiz bir yere tekrar gidiyoruz : Mahmutseydi. Bu rotada ısınmak için fazla zamanımız olmuyor. Yokuşlar hemen geliveriyor ve yine düşüyoruz 13km/s hızlara...
Başlangıç Noktası - Giant Alanya
Başlangıç Noktası - Giant Alanya
Büyük boyut için tıkla!

Antrenman kampımızın 1. gününde de burayı tırmanmıştık (yaklaşık 15km). Bu sefer biraz daha farklı bir yoldan tırmanıyoruz. 1. gün direk Mahmutseydi köyüne çıkmıştık fakat bugün Mahmutseydi’nin arkasından köye giriyoruz. Yol biraz uzadığı için ortalamalar da ilk güne göre daha düşük. Performansımız her geçen gün azalması gerekirken yükseliyor. Bu da değişik bir durum benim için. Tabii büyük olasılıkla binmediğim bu süre içerinde depoladığım enerjiyi harcıyorum ve kaslarım açılıyo. İlk günlerde fotoğraf çekebilmek için hep sırt çantasıyla yol alıyordum. Daha sonra çantayı da bıraktım.Dolayısıyla çok fazla fotoğraf çekme imkanım olmadı. Mahmutseydi artık tanıdık bir köy haline geliyor bizim için. Köylüler de artık alışmış gözlerle bakıyorlar, ifadelerinde şaşkınlık yok (çocuklar hariç tabii zaman zaman koşmak suretiyle takipteler).

Bu sefer 1.günden farklı bir yoldan iniyoruz. O kadar yokuşu çıktıktan sonra inişe susamış bisikletçiler olarak hızlanmak, hızlanmak, hızlanmak istiyoruz;.rüzgar yine yüzümüzü okşuyor. Fakat ilk günün aksine birden arazide buluyoruz kendimizi. Bir ara açıklık bir alana çıkıyoruz. Etrafta toprakla yapılmış 1-2 tane atlama rampası görüyoruz. Gözümüz kalıyor tabii ama devam ediyoruz. Teknik bir çıkıştan sonra iniş görünüyor. Uludağ gezisine katılanlar bilirler: 20km’lik Bursaya son iniş kısmının nasıl olduğunu... Bu da onun çok benzeri oldukça dar yollar ile (singletrack) orman içinde dik ve yer yer 20-30’cm lik yüksekliklerden atlayarak iniş. Bu bölge gerçekten çok zevkliydi. O kadar çıkışı yaptıktan sonra güzel bir hediye gibi oldu. Hızımız 20-25 km/s’lerde geziyordu belki ama ağaçlarla oldukça yakın olduğumuz için sanki 40-50 ile gidiyormuş gibi hissediyorduk kendimizi. Bazı inişlerde titreşim o kadar fazla oluyor ki ayaklarım gereğinden fazla kasılıyor. Daha sonra dik bir inişle asfalt yola bağlanıyoruz tekrar. Ama iniş bu kadar mı? Tabii ki hayır!.. Daha sonra geçen yazımızda görmüş olduğunuz bu yoldan inmeye başlıyoruz...

Mahmutseydi
Mahmutseydi'den Bir Görüntü
Büyük boyut için tıkla!

Hemen hemen geçtiğimiz tüm yollar fotoğrafta gördüğünüz gibi sık ve keskin virajlardan oluşuyor. Düz bir iniş olmasından çok daha fazla tat veriyor inanın. Aslında fren pabuçlarımız (Kerem için balatalarımız) bu işe çok üzülüyor ama biz çok eğleniyoruz. Bir sağa bir sola yatırıyoruz bisikletleri. Bu kadar virajın arasında artık ilk heyecanı attıktan sonra önde giden Yunus abiyi izliyorum. Dikkat ettiğim, her viraja girdiğimizde aramızda 3 mt varsa virajdan çıktıktan sonra bu mesafe 5 metreye çıkıyor!.. Buradan çıkardığım sonuç aslında daha önceden de bilinen bir eksikliğim olan virajları almadaki zayıflığımdan kaynaklanıyor. Ben aradaki 2m’lik mesafeyi pedallayarak tekrar kısaltıyorum ve bir sonraki virajda yine aynı durum...

Anlaşılan bu gün benim için viraj alma konusunda iyi bir ders oluyor. Her virajda Yunus abiyi izledim gün boyunca. Onun yaptıklarını yapmaya başladım. Nasıl olsa onlarca viraj vardı önümüzde: Her virajda daha iyi olmaya başladım.

Ders No:4: Genel olarak yaptığım hatanın virajı ya çok içten ya da çok dıştan alma çabamın olduğunu fark ettim. Bazı virajlarda gereğinden fazla fren yapıyormuşum. Aslında en ideal çizgiyi tutturduğumda fazla fren yapmaya gerek olmadığının da farkına vardım. Her geçen virajda aramızdaki mesafe sabitlenmeye başladı. Virajdan çıkış sonrası aramızdaki farklar gittikçe azaldı yarım metreye kadar düştü. Sadece viraja giriş noktasının değil “duruş açısının” da çok önemli olduğunun farkına vardım. Ben genelde seleden 1-2 cm ayakta bazen de sadece selenin pozisyonunu baldırıma doğru kaydırarak (bisikleti yatırarak) alıyordum virajları. Artık bisikleti altımda biraz daha rahat bırakıyorum. 5 Gün içerisinde öğrendiğim en önemli olay buydu belki de...

Bu ders yarışlarda biraz daha performans almamı sağlayacaktır diye umuyorum. Bu iniş 5 gün boyunca yaptığımız en güzel inişti (bence). Yaklaşık 15-20 km kadardı uzunluğu inişin. Daha sonra düz yolda hızımız 40 lardan 25 lere düşerken içimizde yine büyük bir huzur, ferahlık oluşarak otelimize doğru soğuma yaparak yol aldık.

Virajlı Yollar
Virajlı Yollar
Büyük boyut için tıkla!

5. gün gecesinde yaşadığımız güzel bir anıyı daha aktarmak istiyorum. Kerem ile odamızda bisiklet muhabbeti gırla giderken bir arkadaş yurt dışından birşey ister misin bisiklet malzemesi diye soruyor. Ben de jant tellerimi “DT revolution” yapmak isterim diyorum. Daha sonra tel uzunluğu tartışması yapıyoruz. Acaba kaçtı diye düşünürken benim şu an ki Mavic 717 ve tellerimi getiren büyük insan Cenk’i arıyorum. Eskişehir yarışından bir gün önceydi. Cenk oldukça hastaymış yarışa gidemeyeceğini söylüyor ve soruyorum:

M: Cenk bizim tellerin uzunluğu kaçtı?
C: Ne biliyim 280mm ile 210mm arası birşeydi herhalde... (264 ile 261 miş doğrusu).
M: Hiç mi hatırlamıyorsun kağıdın üzerinde yazıyodu?.
C: Ölüyorum....
M: Napayım ben şimdi ön arka farklı uzunluklar çünkü?... – arada yanlış hatırlamalar devam ediyor-
M: O zaman ben 32 tane 264mm lik , 32 tanede 261 mm lik tel alayım diyorum ve Cenkin cevabıyla odada yıkılıyoruz: “Sen en iyisi 264 tane 32 lik tel al”

Ders no 5: Hasta iken bisikletçi insanla uğraşmayacaksın :D

Günün Özeti:
Alanya - Paşaköy – Mahmutseydi
Yol: 58,02 km
Zaman: 03:18:23
Ortalama Hız: 18,48 km/s
Maksimum Hız: 62,5km/s

6. Gün (29 Ocak 2005)
(Alanya - Oba ala camii - Akköprü – Dimçayı)

Bugün antrenmanın yanı sıra biraz da etrafı gezelim diyoruz. Saat 10 gibi Yunus abinin tavsiye ettiği Dim Mağarasına gitmek üzere Yunus abi nin motorunu kullanıyoruz.
(kendinisine buradan tekrar çok teşekkür ederiz). Dim Mağarası gerçekten görülmeye değer bir yer. Alanya merkeze yaklaşık 12km uzaklıkta 360m uzunluğu olan bir mağara.

Dim Mağarası hakkında ayrıntılı bilgi ve fotoğraflara bu linkten ulaşabilirsiniz.
Mağara gerçekten etkileyici idi. Mağaranın bulunduğu bölgede oldukça güzel.

İnişin Sonları
İnişin Sonları
Büyük boyut için tıkla!

Bu güzel geziden sonra saat 13.00 gibi yine yollara düşüyoruz. Bugünkü rotamız : Alanya - Oba ala camii - Akköprü – Dimçayı – Alanya. Bugün artık haftanın son gününe gelmemizden dolayı tempoyu ve yokuşları maksimum seviyede tutuyoruz. Gittiğimiz mekan aynı fakat farklı yollar kullanıyoruz.

Mağara Girişinden Görünüm
Mağara Girişinden Görünüm
Büyük boyut için tıkla!

Herşey yolunda giderken kısa bir inişten sonra dik bir arazi çıkışına başlamışken Hasan abi’nin zinciri kopuyor. Yanımda zincir aleti taşımanın ne kadar faydalı olduğunu fark ediyorum. Zincir bizim herşeyimiz aslında. O sapasağlam işlerken biz yollardayız. Bu yüzden tavsiyem zincir aletinizi yanınızda bulundurun her ihtimale karşı. Fotoğrafta sağda gördüğünüz sarı tabela olan yerde yerde zincir kırıldı. Yolculuğumuz daha sonra sol üstte çizgi gibi görünen dağ yolundan devam etti.

Bu bölgede sevimli dostlarımla çektiğim videoyu şu adresten izleyebilirsiniz... 2.48MB video

Daha sonra dağ yollarına veriyoruz kendimizi tekrar.Yokuşlar gerçekten çık çık bitmiyor. 4.33MB video

Videoyu bisiklet üzerinde iken çektiğim için biraz kötü ama çıktığımız yer konusuna fikir verdiğini düşünüyorum. Son saniyelerde gözüken patikadan videoyu çektiğim yere kadar tırmandık. Bu noktadan sonra bir o kadar daha tırmandık.Daha sonra o ferahlatıcı görüntü gelmeye başladı. 50m sonra yokuş bitiyor görünüyor ama nereye gittiği belli değil sadece bittiği görünüyor ve gerisi alabildiğine gökyüzü...
Yaklaşıyorum...
Devamı hala görünmüyor...
Tek gördüğüm bitmek üzere olduğu: Daha sonra tahmin edeceğiniz üzere iniş başlıyor sonunda.Mümkün olduğu kadar temkinli ama bir o kadar da hızlı gitmeye çalışıyorum. Bu sefer aynı yoldan 2. kez inmenin verdiği deneyimle ortalama iniş hızım artıyor.

Zincirin Kırıldığı Yer
Zincirin Kırıldığı Yer
Büyük boyut için tıkla!

Bu arada daha önceki yazıda bahsetmeyi unuttuğum bir olaya daha değinmek istiyorum. 4. Gün yaptığımız antrenmanda bu yoldan geçmiştik. Virajlar kısa , sürekli bir yerlere dönüyor ve bizimde hızımız normalin üzerinde olduğundan bazen virajları şeridimiz dışında almak zorunda kalıyorduk. Bu durumu gözlemleyip dikkatli olmaya başladım. Görmekte olduğunuz bu virajda o gün Hasan abi ile Yunus abi birbirlerine yakın seyrederken tam virajın içinde birden karşılarına çıkan motorsiklet karşısında Hasan abi sanırım biraz tereddüt edip yavaşlamaya çalıştı. Arka fren ilk kitlendi sonra serbest kaldı.Bu esnada arka teker belli bir miktar virajın dışına doğru kaydı. Daha sonra frenin yetmediğini hissedince (bence yani)yine freni sıktı fren bu sefer tam sağ altta görmekte olduğunuz bozulmuş asfaltın üzerinde kitlenince zaten kaymış olan arka teker bu sefer tamamen kontrolü kaybetti (tabii bunlar 1-2 saniyede oldu)ve Hasan abi sol tarafının üzerine orta şiddette bir düşüş gerçekleştirdi. Çok önemli bir yaralanma söz konusu değil tabii... Onların tam arkasında olduğumdan olayı an ve an izleme durumunda kaldım. Buradan kendime çıkarttığım dersleri sıralamak gerekirse :

Ders no 6: Günlük kullanıma açık yerlerde virajları şeridimiz dışında almamamız gerekiyor. O durumda ben kalsaydım nolurdu acaba diye düşünmeden edemedim (herhalde motorcu amca ile tek vücut olurdum). Hasan abi yine deneyimi sayesinde ucuz atlattı diye düşünüyorum.

Ders no:7 Viraj içerisinde frenleri kitlemek ne olursa olsun çok tehlikeli bir durum. Lastikler hemen kaymaya doğru gidiyor ve düşüşe sürüklüyor.

Ders no 8: Bazen kendimizi kaybetsek de takip mesafesi kuralına uymak lazım (bende ucu ucuna kazaya karışıyordum örneğin)

Bu kısa nottan sonra devam edelim isterseniz...

İnişin ilk kısmı bittikten sonra bir bakkalın önünde durup enerji almayı planıyoruz. Tabii ben manzarayı görünce enerjiyi falan unutuyorum.

Düşüşün Olduğu Yer
Düşüşün Olduğu Yer
Büyük boyut için tıkla!

Buradan yaklaşık 5-6 km sonra barajın yapıldığı yere geliyoruz (önceki yazıda bahsetmiştim). Tabii artık yolları tanıyorum. Burada yaklaşık 700metrelik bir tırmanış bizi bekliyor. Bu sırada baraja malzeme taşıyan kamyonlar biraz tozutup sinirimizi bozuyorlar. Artık tırmanışın sonunda büyük inişi yapıp tatlı bir düz yol seyredeceğimizi bildiğimden asılıyorum pedallara artık ve son inişe geliyoruz. Burada artık yolu bildiğimden hız yapıyorum. Yol maşallah 4-5 şerit genişliğinde asfalt bir yol. Burada haftanın en yüksek hızına ulaşıyorum (68.2km/s) ve kendimi iyice kaptırıyorum düz yolda 38-40 kmh hızla... Bu tempoda 15-20 dakika kadar gittikten sonra artık yolun sonunaa geliyoruz yavaş yavaş ve soğuma ile devam edip günü bitiriyoruz...

İnişin sonlarında çektiğim bir videoyu şu adresten indirebilirsiniz: 2.4MB video

Günün özeti:
Yol: 78,7 km
Zaman: 03:47:56
Ortalama Hız: 20,92 km/s
Maksimum Hız: 68,1 km/s

Aslında antrenman sonrası rahat durmuyoruz. Aynı zamanda yarış parkurunun da bir parçası olan Kızılkuleye bir ziyaret düzenliyoruz. Gerçekten gezilmesi gereken bir yer. Ekim ayında yarıştan fırsat bulup gezememiştik. Kulenin içinden bir görüntü... Hatırlarsanız bu heykelin etrafında dönüp bitiş noktasına geliyorduk

Büyük boyut için tıkla!

Yunus abi nasıl olsa bizi son gün fazla yormaz diye Kerem ile birlikte akşam yemeğinde güzel bir ziyafet ile kutlama yapıyoruz :)

7. Gün (30 Ocak 2005)
Alanya - Elikesik – Konaklı)

Bugün artık iyice açılmış durumdayım. Kaslarımdaki sızıları bugün hissetmiyorum. Hava biraz bulutlu ama ılık. Bugün dönüş yapacağımız için güne erken başlıyoruz. Tahmin ettiğimiz gibi Yunus abi bizi çok zorlamayacak bir parkura götürüyor gibi. Genelde kısa iniş çıkışların bulunduğu bir arazideyiz. Yalnız bir ara oldukça bozuk yolu olan arazi çıkışı yapmak zorunda kalıyoruz o kadar. Bugün aramıza o bölgeden bir arkadaş daha katıldı ama ismini şimdi hatırlayamıyorum. Bu zor bölümü atlattıktan sonra genelde dağa paralel yolları kullanıyoruz. Ben de iyice kendime gelmişken hem de biraz da son gün olmasından dolayı hız veriyorum. Yokuşlara başlarken ayağa kalkıp yokuşları hızlı geçiyorum. İlk kez bugün önlerde yer alıyorum :). Tabii son gün diyip geçmemek lazım öğrenmenin zamanı yok . Ben sık sık yokuşlarda ayağa kalkıp yokuşlardaki hız limitlerini zorlarken Yunus abi de bana yapılması gerekenleri bir bir sıralamaya başlıyor. Bu esnada ayakta sürme konusunda da ne kadar zayıf olduğumun farkına varıyorum. Her yeni yokuşta Yunus abinin bana anlattıklarını uygulamaya çalışıyorum. O anlattıkça sürüşüm biraz daha düzeliyor, keyifleniyorum...

Bu esnada aldığım dersleri kısaca geçmek gerekirse :
Ders no 9: Ayağa kalkmadan önce vitesi çok iyi ayarlamak gerek ayakların gereksiz yere boşa dönmesi ya da çok yük bindirmesi yavaşlamaya neden oluyor.

Ders no 10 : Ayağa kalktığınızda boynuzlar bisikleti dengede tutmanıza yardımcı oluyor. Ayrıca bisikleti mümkün olduğunca rahat bırakmak gerekiyor.

Bütün yol boyunca ayakta denemeler yaptım ve baya ilerlettim sanırım. Dağlarda bir süre paralel seyrettikten sonra anayola iniş yaptık ve dönüşü başlattık. Rüzgar yine tersten orta üzeri bir şiddette esiyordu ve oldukça yavaşlatıyordu bizi. Yaklaşık 20-25 km kadar anayolu takip ettik ve otelimizin önüne geldik. Ama gün daha bitmedi. 1 hafta boyunca çıkmayı düşündüğümüz yarış parkuruna çıkmadan ayrılmayı düşünmüyorduk. Startın verildiği yerden kendimizi parkura attık. Tekrar Alanya yarışı gözümün önüne geldi... Yaptıklarım... Yapamadıklarım... Yapmam gerekenler...

Yarış Parkurundan
Yarış Parkurundan
Büyük boyut için tıkla!

Parkur hala tüm güzelliğini koruyor. Tabii ki bazı yerlerinde yapılan takviyelerden ve düzeltmelerden eser yok (özellikle ilk asfalt tırmanıştan sonraki arazi çıkış bölümü oldukça bozulmuş. Tırmanıştaki merdivenlerde bisikleti taşımak,aktarıcı kırdığım yerdeki düşüncelerimi, o merdivenlerden hızlı inişleri tekrar yaşamak gerçekten güzeldi.
Sanırım Türkiye deki en iyi parkur burası.

Saat 14.00 gibi son antrenmanımızı da noktalıyoruz. Merkezi terk ederken arkama dönüp bakıyorum ve buraları ne kadar özleyeceğimi düşünüyorum...

Günün özeti:
Yol: 48,9 km
Zaman: 02:28:26
Ortalama Hız: 20,18 km/s
Maksimum Hız: 60,8 km/s

Alanya Manzarası
Alanya Manzarası
Büyük boyut için tıkla!

Dönüş hazırlıkları başlıyor... Kerem lobide disklerini söküyor :)) ben de otelin önünde bisikleti paketlemeye çalışıyorum. Hatırlarsanız gelirken kutu arka kısmından pencere açmış ve değiştirici camdan bakıyordu. Kutuyu yamamak oldukça vakit ve bant aldı :).

Büyük boyut için tıkla!

Saat 15-16.00 gibi havaalanına doğru yola çıkıyoruz. Otobüsün içinde 1 hafta boyunca yaşadıklarımızı düşünüyoruz, dalıp gidiyoruz. Havaalanında yine aynı manzaralar tabii ki :. Kapıdan girer girmez dikkatler bizde. Oldukça sempatik görevliler bizi karşılıyor. X-ray cihazından bisiklet kutum yine ite kaka geçiyor. Yalnız bu sefer monitörün başında ben de varım. Bisiklet cihazdan geçerken izliyorum. Gerçekten çok güzel bir görüntü keşke fotoğrafını alabilseydim diyorum. Özellikle amortisör tarafının boş görünmesi gerçekten çok güzeldi.Tabii kısa bir süre bakabildim kutu ilerlemek zorundaydı :)). Sonra bisikletleri tekrar havaalanında insanlara yardımcı olmaları için koydukları arabalara koyuyoruz. Ama patlaklar burada da karşımıza çıkıyor

Büyük boyut için tıkla!

Daha sonra 1 – 1.5 saat kadar uçağın kalkış saatini beklemeye başlıyoruz. Bişeyler yiyelim dedik demekle kaldık: Havaalanlarında fiyatlar bayağı yüksek oluyormuş. Ve yine uçaktayız...

Bu sefer deneyimliyim. Ne zaman ne olacağını az çok kesitiriyorum artık. Mesela kalkarken tam güç verebilmek için ışıkları söndürmesi beni korkutmuyor artık. Önümdeki torbaya da bakmıyorum. Tabii yükselirken yine bir miktar ter yapıyor vucut. Akşam saat 20.00 civarında İstanbul’a varıyoruz. Bisikleti banttan beklemeye koyuluyoruz. Herkesin bavullar bir bir geçiyor. İlk başlardaki o yığılma yerini yavaş yavaş sessizliğe bırakıyor ama benim bisiklet hala yok. Son adam da yanımda bavulunu alıyor çekip gidiyor. Benim bisiklet hala yok !. Kaldım tek başıma koca salonda :D. Derken bir görevli (sanırım temizlik konusunda) kardeş sen bisiklet mi arıyorsun diyor? Evet diye cevap veriyorum. Döndürüp beni arkada uzaklarda bir yeri gösteriyor. Gözlerimi kısıp bakıyorum. Kutu oradan çıkmış. Hay allah deyip kavuşuyorum bisikletime...

Eveet Alanya maceramız da böylece sona eriyor. O kadar güzel havayı bırakıp İstanbul’da dışarı adım attığımda kar yağdığını görüp depresyona girmeye başlıyorum. Hemen ertesi gün tekrar iş temposuna dönecek olmamda o güzel günlerden sonra oldukça zor geliyor doğrusu.

Geride kalan haftaya baktığımda dağ bisikleti konusunda 10 değerli ders çıkartmış olmam bu organizasyonun bana ne kadar faydalı olduğunun göstergesi sanırım. Hayatımda ilk kez şans yanımdaydı. İlk kez bir uzmanın yönlendirmeleri yardımıyla yol alma fırsatı yakaladım (şuana kadar hep deneme yanılma usulü devam ediyordum).

Kerem ile beraber çok güzel, eğlenceli anlar yaşadık. Bunları sizlerle paylaşmaya çalıştık. Tabii ki bir haftayı bu kadar kısa bir metine sığdırmak zor oldu. Umarım sizlere aktarmakta başarılı olmuşumdur.

Belgrad yarışını düzenleyip bu imkanın doğmasına neden olan Sayın Abdurrahman Açıkalın’a çok teşekkür ederim. 1 hafta boyunca bize sabır gösteren bilgilerini paylaşan ve her türlü desteği veren Yunus Yetkin ve Hasan Kandemir’e ayrıca teşekkür ederiz. Bundan sonraki günler de bize yapılan bu desteğin karşılığı olarak yarışlarda iyi dereceler elde edip hakkını vermek istiyoruz. Herkese sevgiler saygılar... Bisikletle kalın...

Haftanın Özeti

Toplam yapılan kilometre : 442.82 km
Toplam süre: 21:31:05
Ortalama hız: 20.96 km/s
Çıkılan max.hız: 68.2 km/s

Alanya Güncesi Yazılarının ilkine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Alanya Güncesi I

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 3659 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015