Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Eylül . 2017  
Bir Yarış Hikâyesi
Babenberger Trophy

Bir Yarış Hikâyesi

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
16.5.2005

Bir yarışa neden katılınır? Soru bu. Birinci olmak, ilk üçe girmek, derece yapmak için mi? Ödül kazanmak, ismini bir listede sergilemek için mi? Belki hepsi, ama galiba hiçbiri. Bir yarışa katılmanın arkasında yatan en önemli neden insanın kendini sınaması, kendi kendiyle ve zamana karşı mücadele etmesi olsa gerek. Bu şekilde bakınca son yıllarda özellikle Avrupa ve Amerika’da neden maraton tipi halka açık yarışların bu derece revaçta olduğunu anlamak daha kolaylaşıyor. Bu yarışlarda müsabık sporcuların dışında dağ bisikleti ile amatör olarak ilgilenenler de yarış havasını teneffüs etme, yarış ortamında bulunma şansı elde ediyorlar. Dolayısıyla aslında bu yazıyı yazarken hedef aldığım kitle Türkiye’de de son yıllarda giderek artan sayıda düzenlenen yarışlarda başa güreşenler ya da kendini müsabık sporcu olarak görenlerden ziyade bu tarz yarışları uzaktan izlemekle yetinip yeteri kadar iyi olmadıklarını düşünen, katılmaktan çekinen bisikletseverler.

Viyana’da yapılan Babenberger Trophy de bu kategoriye giren yarışlardan. En son 2002’de yapılan yarış bu yıl tekrar düzenlendi ve yine çok büyük bir kitlenin ilgisini çekti. Yarışı düzenleyen Avusturya Polis Spor Birliği’nin Viyana şubesi.

Yarış hakkında kısa birkaç rakam vermek gerekirse: Asıl maraton yarışı iki sınıfta yapılıyor. „Small“ sınıfının mesafesi 38km, tek tur atılıyor, 1240m irtifa kazanılıyor toplamda. „Classic“ 74km, arada bir iki yer dışında hemen hemen iki tura denk geliyor ve tabii 2340m irtifa gibi son derece zorlu bir yanı da var. Kişi kendini bilmeli demişler, ben de kendimi bildiğim ve parkuru da nispeten tanıdığım için 2340m irtifaya başvurmayı düşünmedim. Classic mesafesinde yaklaşık 110 kişi, benim de dahil olduğum Small mesafesinde ise yaklaşık 350 kişi katıldı, yani toplamda 450 kişi civarı bir katılım oldu yarışa.

Parkur kesiti
Parkur kesiti
Büyük boyut için tıkla!

Parkur haritası
Parkur haritası
Büyük boyut için tıkla!

Yarışa doğru geçen günlerden bahsetmek gerekirse en çok beğendiğim nokta yarışın organizatörlerinin bir uygulaması oldu. Yarıştan 1 ay önceden itibaren her hafta Çarşamba ve Cumartesi günleri saat 0900’dan itibaren belirli noktalarda buluşup parkur turları düzenlendi ve parkurda daha önce bisiklete binmemiş olanların parkuru tanımaları sağlandı.

2 hafta önce

Artık zamanı gelmiştir diyerek yarış ücreti olan 32 Euro’yu havale ettim. Elbette nispeten tuzlu bir meblağ ama gerek yarışta organizasyon kalitesi, gerek bedava hizmetler vs. sonradan bu miktarın aslında o kadar da yüksek olmadığını gösterdi.

3 gün önce

Şanssız bir düşüş yaşayarak vites kulakçığını eğdim, arka vitesim adam gibi çalışmıyor.

2 gün önce

Vites kulakçığını tamir ettik, bu arada fotoğraf çekerek atölye bölümüne de önümüzdeki bültenlerde yayınlamak üzere bir yazı çıkarmış olduk, bir taşla iki kuş. Bu arada hazır bisiklette çalışma yaparken herşeyi kontrol edelim dedik ve son derece ilginç bir şekilde arka lastikte bir diken bulduk. Son 1 aydır neden 3-4 günde bir hava basmak zorunda kaldığım da böylece çıktı ortaya. Şimdiye kadar farketmemiş olmam veya deliğin büyümemiş olması ilginç.

1 gün önce

Yarış sahasının hemen yanında evi olan bir arkadaşıma taşındım, son geceyi orada geçirmek için. Bir gün önce 1600-1900 saatleri arasında çıkış numarası veriliyor herkese. Saat 1700 gibi çıkış numaramı almaya gittim. 91 numarayım, ayrıca 45 Euro kapora ve kira ödeyerek zaman ölçümü için gerekli olan çipimi de aldım. Çipin yanında her katılımcıya bir PowerBar torbası veriliyor, torbada çeşitli PowerBar ürünlerinden, şişeye, birkaç turistik yere bedava bilete, masaj yağına kadar bayağı birşey var. Akşam çipi taktım bisiklete, gidon bölümünü hazırladım. Uzun bir yarış olacağını düşünerek kesit resmi de gidonda, ayrıca kontrollü bir kullanım için nabız saati de şart elbette.

PowerBar paketi
PowerBar paketi
Büyük boyut için tıkla!

Tam teşekküllü gidon
Tam teşekküllü gidon
Büyük boyut için tıkla!

Son akşam 1 tabak makarna ve 250g kek yiyorum, uykuya ihtiyacım var ama bir türlü uykum yok. En sonunda yıllardır denediğim ve hiç şaşmayan bir yöntem uykumu getiriyor: Kakaolu süt. Yarım litre içtikten 15 dakika sonra uyumuşum.

Yarış sabahı

Sabah 0700’de kalkıyorum, yarış 1000’da başlayacak. 0730 gibi müsli ve portakal suyundan oluşan kahvaltımı ediyorum, bayağı maden suyu içiyorum. İsteğim yarıştan en geç 1 saat öncesine kadar tuvalete çıkabilmek. Tahıl gevreği sağolsun, bu da gerçekleşiyor.

Sulukta yıllardır deneyip memnun kaldığım 1:3 oranında elma suyu – maden suyu karışımı var. 38km için yaklaşık 1,2-1,3 litre yeterli. Ayrıca yanımda çantanın kayışlarında 2 tane Isostar bar, bir tane de PowerBar Gel var. 13-22 ve 34. km’lerde beslenme istasyonlarını da hesaba katarak bu donanımın fazlasıyla yeterli olması gerek.

Yarış alanına doğru

Yarış bir stadyumdan başlayacak. Her tarafta yukarı aşağı dolanan bisikletçiler var. Ben de etrafta kendimi fazla zorlamadan binmeye, son 20-25 dakikada ısınmaya çalışıyorum. Yarıştan 40 dakika önce bir Isostar bar yiyorum. 15 dakika önce çıkış hattındayım. Çıkış oldukça iyi düzenlenmiş. İlk kutuda lisanslı ve başa güreşen sporcular var. İkinci kutuda organizasyonu yapan Polis Gücü takımından olanlar bulunuyor. 3. kutuda ise bizler. Etrafımda oldukça değişik tipler var, sol yanımda bir tepe inişi bisikleti ile şişman bir adam duruyor, ister istemez yokuşlarda ne yapacak diye soruyorum kendime, önümde Trek Y serisinden bir bisikleti ile başka biri var, SPD veya kalpiye kullanmaması dikkatimi çekiyor. Onun dışında herkes son derece profesyonel hazırlanmış gibi duruyor. Kafamda kendi durumumu da gerçekçi bir şekilde tartarak yaklaşık 3 saat civarında bir zaman hesaplıyorum. 3 saatin altı başarılı, çok da aşmamak gerek, düşüncem bu yönde. Yarışı bitireceğimden şüphem yok, tek korkum herhangi bir teknik arızanın beni yolda bırakması.

Yarış başlıyor
Yarış başlıyor
Büyük boyut için tıkla!

Son anonslar stadyumdan çıkıp belirli bir noktaya kadar motosikletlerin takip edilmesi gerektiği yönünde. Motosikleti sollayanlar diskalifiye edilecekler.

Ve yarış başlıyor

Stadyumda olduğumuz için en öndeki profesyonellerin nasıl bir tempo ile başladıklarını görebiliyoruz. Henüz stadyumdan çıkmadan atağa kalkmış vaziyetteler. Bizler daha bir rehavet içindeyiz, yavaş yavaş stadyum turunu tamamlayıp yola çıkıyoruz.

Önde motorsiklet
Önde motorsiklet
Büyük boyut için tıkla!

Yarım
Yarım
Büyük boyut için tıkla!

Özellikle ilk çıkış bayağı rahat geçiyor, gruptan kopmaya çalışanlar, sağdan soldan geçenler olmakla beraber büyük kısım nispeten kontrollügidenlerden oluşuyor. Bunda tabii asıl hızlıların çoktan farkı açmış olmalarının da etkisi var. Gözüm sürekli nabız saatinde, daha yarışın başında kendimi zorlamamak en önemli hedefim.

7.km’den itibaren olan yokuş oldukça dik ve dar. 3’lü sıra halinde giderken kalabalık içinde düşenler oluyor, benim de üstüme devrilen birinden son anda kurtuluyorum, inmek zorunda kalsam da bisiklete bir zarar gelmemesi sevindiriyor beni. Bu arada içinde bulunduğum grubun da inip bisikleti itmeye başlaması ile birlikte ben de iniyorum, bir taraftan nabzımın 170’leri aşması, diğer taraftan daha 10km olmadan bisikleti itmeye başlamam asabımı bozuyor tabii, ilk defa olarak acaba yarışı bitirebilecek miyim tarzı şüpheler geliyor aklıma.

Yokuştan sonra uzunca bir iniş var. Nispeten arada ufak çıkışlar da olmasına rağmen bu bölümde oldukça fazla kişiyi solluyorum, ve ilk dağ etabı. Etap başında çip alıcısından geçerken ötüyor, ben yeri gelmiştir diyerek ilk Isostar’ımı yiyorum ve tırmanmaya başlıyoruz. Yolda arkamdan son derece hızlı gelen sumo güreşçisi tipli iki kişi beni solluyorlar, gülesim geliyor ama zorlamamam gerek kendimi. Zaten biraz sonra yakalıyorum, birinin takım arkadaşı ile birlikte 4’lü bir grup oluşturup ilk tırmanma etabını beraber bitiriyoruz. Tırmanma etabından sonraki iniş oldukça dik, selenin arkasında durmak da yetmiyor, kendimi itebildiğim kadar arkaya itiyorum, arka tekerleğe oturacağım neredeyse, neyse ki kazasız belasız iniyorum, ilk beslenme istasyonu.

Bundan sonrası gayet iyi gidiyor. Patikalardan oluşan pistte bayağı iyiyim, sürüş tekniğimin bu kadar iyi olması beni de şaşırtıyor ama önümde daha yavaş gidenler olduğu için bir türlü hızlanamıyorum. Yolun geniş bir kısmında onları da geçiyorum. İkinci tırmanma etabına yaklaşırken yanımdan son derece hızla biri geçiyor. Ben kendimi hızlı gidiyor diye düşünürken bu şekilde sollanmak şaşırtıyor tabii ama tırmanma etabına birkaç km kala kendimi de zorlamamak için ilgilenmiyorum.

91 numara, Cüneyt Kazokoğlu
91 numara, Cüneyt Kazokoğlu
Büyük boyut için tıkla!

İkinci tırmanma etabı daha önceden çok canımı acıtan bir bölge. Özellikle ilk 1km’lik bölümü 40°’lik bir çıkış ve neredeyse bisikletin önü kalkacak. Zaten ilk 3-400m’den sonra tekrar inip itmeye başlıyorum. En dik bölümden sonra tekrar biniyorum, biraz gittikten sonra yol kenarında zincirini eline almış biri gözüme çarpıyor. Şimdiye kadar zinciri hayatında kopmamış biri olarak yanımda zincir aletinin bulunduğunu düşünüyorum ve sanki adama yardım etmezsem biraz sonra ilâhî bir ceza olarak benim zincirim ilk defa olarak kopacakmış hissine kapılıyorum. Durup zincir aletini veriyorum, 5-6 dakika sürüyor zincirini tamir etmesi, kaybettiğim zaman ve sollayanlar beni o kadar da umurumda değil. Belki ben olmasam yarışı bitiremeyecek. Benim başıma birşey gelse birinin yardım etmesi en çok isteyeceğim şey sonuçta.

Tırmanma etabının sonunda ikinci beslenme istasyonuna geliyoruz. Maden suyu içiyorum bir tane. Parkurun bundan sonrası çok iyi bildiğim bir bölüm. O nedenle oldukça hızlı gitmeye başlıyorum. Yolda beni ne zaman geçtiğini bilmediğim Trek Y’li oğlan kramp nedeniyle inmiş, yanından geçerken magnezyum gibi birşeyin olup olmadığını soruyor. Maalesef. Bundan sonraki bölümlerde gerçekten oldukça hızlı yarışıyorum, özellikle parkuru bilmenin ve gidondaki resmin avantajları burada ortaya çıkıyor, ne zaman hızlanmam, ne zaman kontrollü gitmem gerektiğini kestirmek çok önemli. İkinci Isostar’ımı yiyorum. Yalnız bir ara patikalardan giderken önümde ve arkamda kimseyi görememem bana acaba doğru yolda mıyım sorusunu sorduruyor, ancak bir hendeğe yaklaşırken ki „Dikkat! Tehlikeli Geçiş!“ tabelası içimi rahatlatıyor. Buraya kadar olan yolda yaklaşık 10 tane lastik tamiri ile uğraşan yarışmacı gördüm, benim başıma gelse herhalde son derece asap bozucu bir olay. Özellikle patikalarda çok keskin kayalar var ve anladığım kadarıyla hızlı inişler ve düşük hava basıncı yılan ısırığı tabir edilen patlaklara yol açmış.

Nispeten rahat kısımlardan sonra 3. beslenme istasyonundayım. Burada biraz dinleniyorum, çünkü son bir çıkış var önümde ve şimdiye kadar itmeden çıkamadığım bir yokuş bu. Gidondaki haritamı gören ve pestili çıkmış biri „Daha yokuş var mı önümüzde?“ diye soruyor. Fazla morali bozulmasın diye iyimser bir şekilde ifade ediyorum: „Bir yokuş daha var ama topu topu 3km kaldı, bitti sayılır“. Yokuşa 5 kişilik bir grupla beraber geliyorum, sözleşmiş gibi hepimiz bisikletlerden iniyoruz, kimse bisikletle çıkmayı denemiyor bile. Oldukça uzun bir süre itiyoruz, sonrasında tekrar binmeye başlayınca 5 kişiyi de geçiyorum. Burada da parkuru bilmenin avantajı ortaya çıkıyor, çünkü son iniş oldukça dolambaçlı bir şekilde ormanın içine yerleştirilmiş, sürekli olarak sağa sola dönerken nerede ne gelecek bunu bilmek çok önemli.

Tandem de vardı
Tandem de vardı
Büyük boyut için tıkla!

Bitiş çizgisi yaklaşıyor, stadyuma giren asfalt kısma girmeden önce ağacın dibine oturmuş biri tarafından resmim çekiliyor, o sırada önümde bulunanı da asfalta geçtikten sonra solluyorum. Stadyumun etrafında bir tur daha attıktan sonra parkur stadyuma giriyor, önümde bir kişi daha var ama umurumda değil onu geçip geçmediğim, 1 saniye ara ile bitiriyoruz yarışı. Bitiş çizgisinden geçerken numaram ve ismim anons ediliyor.

Zamanım 3 saat 10 dakika 52 saniye. Yolda yardım ederken kaybettiğim zamanla birlikte tam hedeflediğim, beklediğim tarz bir derece. Tek bir teknik arıza olmadan, kontrollü bir şekilde, zamanından önce yorulmadan yarışı bitirdim. 38km’lik sınıfta yarışan yaklaşık 350 kişi içinde 284. olmuşum.

Derecem
Derecem
Büyük boyut için tıkla!

Yarıştan sonra katılımcılara makarna dağıtılıyor. O açlıkla bundan iyisi Şam’da kayısı. Katılımcıların her biri birer t-shirt ile ödüllendiriliyorlar. Ayrıca Kärcher firması tarafından bisiklet yıkama istasyonu da kurulmuş.

Makarna sahası
Makarna sahası
Büyük boyut için tıkla!

Yıkama istasyonu
Yıkama istasyonu
Büyük boyut için tıkla!

Genel olarak son derece karışık bir topluluk yarıştı. Profesyonellerle benim gibi amatörler arasındaki farkı göstermek için şunu belirteyim: Benim 38km’de derecem 3:10:52, 74km’lik yarışın birincisi 3:18:37’de bitirdi.

Bunlar elbette önemli değil. Önemli olan dağ bisikleti sporu ile amatör olarak ilgilenen ve yarışlara uzaktan bakan insanların bu tarz organizasyonlarda yarış ortamına girmesi. Gerek kondisyon, gerekse teknik olarak kendisini yeterli görmeyenlerin, bir türlü cesaret edemeyenlerin de yarışlara katılması. Olimpik düşüncenin, kazanmanın değil, katılmanın önemli olduğunu göstermek. Hobi olarak ormanda binmekten çok daha farklı bir heyecanı yaşamanın güzelliğini mümkün olduğu kadar çok insana yaşatmak.

Dolayısıyla tavsiyem: Çekinmeyin, yarışın!

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 3475 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015