Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
20 . Ekim . 2017  
Yarışçının Günlüğü
Kapadokya Dağ Bisikleti Yarışı

Yarışçının Günlüğü

Yazar: Mustafa Özyılmaz
4.7.2005

Tüm bisiklet severlere merhaba,

Duyduğunuz ya da katıldığınız üzere 24-26 Haziran 2005 tarihleri arasında "6.Uluslararası Kapadokya Dağ Bisikleti Yarışı" gerçekleştirildi.Katılanlardan biri olarak izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

22 Haziran Çarşamba akşamı Kapadokya'ya doğru otobüs yolculuğuna başladım. Otobüs firması artık Harem yerine Dudullu'dan otobüslerini kaldırdığı için firmanın servislerine bisikletimle beraber binmek zorunda kaldım. Servis tıklım tıklım olmasına rağmen, iyi niyet ve tatlı dil ile servisin ufacık alt bagaj bölümüne ön ve arka lastikleri sökerek bisikletimi yerleştirdim ve otobüse ulaştım.

11 saat süren bir yolculuktan sonra tekrar Kapadokya’da olmak gerçekten güzel bir duyguydu. Kapadokya’nın kuru havası ve değişik zemin yapısı İstanbul’dan gelen biri için çok değişik duygular yaşatıyor. Hemen geçen sene kaldığım otele gidiyorum ve yerleşiyorum. Yine aynı güler yüzü ve konukseverliği görmek mutlu ediyor beni. Daha sonra kayıt masasına gidiyorum. Online kayıt olmanın verdiği avantaj ile hiç bir form doldurmadan, hazırlanmış belgeye imzamı atıp,numaramı ve hediyelerimi alıyorum. Yeni yarış ofisi ve modern ortam gerçekten çok güzel, her yarışta görmek istediğim manzaralar bunlar. Yalnız burada belirmek istediğim bir konuda numaraların dağıtımında ufak tefek karışıklıklar yaşandığı. Bir arkadaşımıza başka kategoriden bir numara verildi, sonradan düzelttirdik. Bence online kayıt esnasında numaralarında belirlenmiş olması gerekirdi. Böylece imzamızı atar atmaz paketimizin içinde numaramız herşeyimiz hazır olurdu.

Büyük boyut için tıkla!

Yol yorgunu olmama rağmen time trial (TT) parkurunda antrenmana çıkıyorum. Geçen seneden bu parkuru tanıyordum ama yine de parkurun son durumunu görmek için parkura girdim. Parkur direkt olarak yokuş ile başladığından sürücüleri oldukça zorluyor. Daha sonra kısa bir düzlük ve çıkıştan sonra parkurun en güzel yeri olan dik inişe varılıyor. Burada iki seçeneği var sürücülerin. Ya en dik ama en kısa yerden tehlikeli bir iniş yapmak ya da daha uzun ama az eğimli bir patikadan aşağı yola bağlanmak. Ben uzun yolu 3-4 kez test ettim. Geçen sene dik olan inişi denememe rağmen inememiştim. Bu sene orası için kendimi daha hazır hissediyordum fakat inmeyi denemedim çünkü yarıştan önceki gün sağlık problemi ya da bisikletimde herhangi bir problem istemiyordum. Daha sonra L çizen dar sokaklar eşliğinde parkur tamamlanıyor. Kapadokya yarışı bu time trial parkuru sayesinde çok özel bir yere sahip benim için. Değişik ve çok hoş bir yarış tipi.

Parkuru tamamladıktan sonra temizlenip merkezde birşeyler atıştırıyoruz arkadaşlarla. Bu sırada bir yabancının bahsettiğim dik inişte ciddi bir düşüş yaşadığını ve sağ kolunda kas zedelenmesine benzer bir yaralanma olduğunu öğreniyorum ve iyi ki deneme yapmamışım diyorum.

Yemekten sonra teknik toplantıya katılıyoruz. Toplantı yaklaşık 1 saat kadar geç başlıyor. Her zamanki bilgiler tekrarlanıyor. Burada eleştirmek istediğim yarışın profilinin projektör olmasına rağmen duvara yansıtılmaması idi. Toplantıdan sonra dağılıyoruz ve son bakımları yapıp erkenden yatıyorum.

1.Gün Time Trial (TT)

Sabah 9 gibi kalkıp sağlam bir kahvaltı yaptıktan sonra yarış ofisine gidiyorum. Yarış ofisinin önü cıvıl cıvıl. Yeni tanışanlar, parkuru tartışanlar, yarışçıları meraklı gözlerle izleyenler... Heyecanla 14.30'da başlayacak olan yarışı bekliyoruz. Saat 14.38de start alıcağımı öğreniyorum. Aramızda bilmeyenler olabilir, time trial yarışında sporcular 30'ar saniye ara ile parkura salınıyorlar. Saat 12 gibi hafif bişeyler daha atıştırıyorum. Saat 2 gibi sporcular yavaş yavaş ısınmaya başlıyor. Bende saat 14.15 gibi ısınmaya başlıyorum. Daha sonra 14.30da start veriliyor. Herkeste bir heyecan ve aynı soru: "Acaba kaç dakika ile bitireceğiz?". Saat 14.38 sıra bana geliyor. Podyuma çıkıyorum. Yardımcıya tutunuyorum. Geri sayım başlıyor...3...2...1...başla!

Tam tempo ile yükleniyorum pedallara, fakat ilk 500metreyi biraz seri çevirerek yavaş geçtiğimi fark ediyorum, vites arttırıyorum. Taşlı yol ile beraber dik yokuşlar başlıyor. Ciğerler yavaş yavaş kasılmaya başlıyor. Dik yokuştan sonra düzlükte biraz daha yükleniyorum, nabız artık iyice tavan yapıyor. Diş inişe başlamadan önce yürüyen bir arkadaşa denk geliyorum burada biraz zaman kaybediyorum. Dik inişten önceki kısa çıkışta artık nabız iyice zorlanıyor, dolayısıyla inişi yaparken gidonu kontrol etmek tüm güç burda harcanınca zor oluyor ama başka çare yok zamana karşı yarışıyoruz. Nabız yine tavandayken giriyorum inişe. Sol taraftaki uzun yolu seçiyorum yine. Bol kumlu bu patikayı sorunsuz ve olabildiğince hızlı geçiyorum. Tam inişin bitiminde yol ortasından geçen biri yüzünden bir anlık tereddüt ile frene dokunuyorum. Daha sonra single track yolun tadına varıp kontrollü bir şekilde sakatlığa mahal vermeden parkuru tamamlıyorum. Derece : 10.46

Yabancıların en iyisi parkuru 7.54 ile tamamlamış. Gerçekten çok iyi bir süre. Yabancılar gerçekten çok güçlüler. Bu uluslararası yarışlar sayesinde yabancılar hakkında daha çok bilgiye sahip oluyoruz. Yurt dışında,UCI sıralamasında iyi yer edinmiş insanların nasıl sürdüklerine neler yaptıklarına şahit oluyoruz.

Büyük boyut için tıkla!

Ben süremden çok memnun olmasam da düzenli antrenman yapamadığım şu dönemde sakatlık çıkarmadan çok kötü bir süre çıkarmadığım için birazda seviniyorum. Antrenmanlı olsam birazda gözüm kara olsa belki 9.45 yada 9.50 gibi bir süre yapabilirdim gibime geliyor. Neyse kaza yapanları gördükçe buna da şükür diyorum... Bir de yarış biter bitmez bitmek bilmeyen öksürükler başlıyor. Sanırım bunlar hazır olmayan vücudu bir anda zorladığım için oluyor. Merkezdeki camiden bol bol su içiyorum...

Yarıştan sonra saat 6 gibi yine teknik toplantıdayız. Ertesi gün Point To point (Noktadan noktaya) yarışı yapılacak. Yine parkur hakkında bir kroki profil yok. TT yarışından sonra birçok arkadaş 36km lik bu parkuru görmek için parkura çıktılar. Ben yine yarış öncesi zaten düşük olan performansımı iyice dibe indirmemek için gitmiyorum. Zaten geçen senede hiç parkuru bilmeden girmek durumunda kalmıştım yarışa. Toplantıda bu parkuru gezemeyenler için bir profil ile birlikte fotoğraflı anlatım ya da kısa kısa video görüntüleri olsaydı gerçekten çok iyi olurdu. Toplantıdan sonra yine otelime dönüyorum ve bisikletin bakımını yapıp erkenden yatıyorum.

2. Gün Point To Point (PP)

Gün saat 6 da başlıyor benim için, mide guruldamalarıyla...Eyvah! diyorum içimden. Nitekim aradan 1 saat geçmiyor kalkmak durumunda kalıyorum. Nerdeyse saat başı tuvalate girmek durumda kalıyorum. Peynir,koyu çay, ekmek 3lüsüyle kahvaltı yapmak zorunda kalıyorum. Ne yesem midem hemen harıl harıl çalışmaya başlıyor. İçebildiğim kadar temiz su! içmeye çalışıyorum. O anda dün camiden içtiğim sular aklıma geliyor. Dün makarnadan başka bişey yemediğim için en güçlü ihtimal olarak onu görüyorum. Sanırım çeşme suyu yüzünden bu hale düştüm. Yarış vakti giderek yaklaşıyor, ben hiç bişey yiyemiyorum, iyice halsiz kalıyorum. Son kez tuvalete girdikten sonra saat 1 de yarışa başlıyoruz...

Büyük boyut için tıkla!

Start verilir verilmez 3 kişi önümde birbirine giriyor, en son sıraya düşüyorum. Hemen toparlanıp biraz atak yapıp mezarlıktan sonra birçok kişiyi geçiyorum. Kendimi çok kötü hissetmiyorum. İlk 3 kilometre geçilirken ön grubu hâlâ görüyorum. Çıkışlar başlıyor, buralarda da kendimi iyi hissediyorum. Hızlı olan bir sürücünün arkasına takılıyorum. Bazı teknik çıkışlarda çıkamayan arkadaşlar yüzünden biraz tempo düşüyor, dur kalk yapmak zorunda kalıyorum. İnişlerde de etraf toza bulandığı için önüme ne çıkacağını bilmediğimdenbiraz da yeterli hıza ulaşamıyorum. Parkur gerçekten çok güzel bol tozlu olmasına rağmen değişik zemin yapısı zorlayıcı ve single track yapı bir o kadar eğlenceli. Daha sonra ön grup kopuyor. 10. kilometreden sonra vucudumda değişiklikler hissetmeye başlıyorum. Halsizlik kendini iyiden iyiye göstermeye başlıyor.Suluğumdaki elma-su karışımını ara ara yudumluyorum. Biraz düzelir gibi olsa da hemen eski haline geri dönüyor. 15. kilometrelerde zincir iyice çığrından çıkıyor. Feci şekilde ötmeye başlıyor ama vites geçişlerinde hiç problem yok. Problem bende :). Öyle bir haldeyim ki ne ayaklarıma güç aktarabiliyorum ne de nabzımı yükseltebiliyorum. Düşük bir hızda sabit tempoda ilerliyorum. Bu noktadan sonra gelen geçenin haddi hesabı yok. Öncelikle başta geçtiğim elit yarışmacılar beni birer birer solluyor. 20. kilometrelerde junior kategorisindeki ilk sıraya oynayan arkadaşlar beni solluyor, daha sonra 25.kilometrelerde masterların 1.si Nimmo beni bir güzel solluyor...

Büyük boyut için tıkla!

Ben artık yarışı sadece bitirmeyi düşünüyorum. Bu arada dere geçişleri başlıyor. Buralarda bilerek sudan gitmeye çalışıyorum.Zincir biraz temizleniyor, sesi kesiliyor. Parkur gerçekten çok güzel, toz, çamur, toprak, teknik inişler, vadiler, merdivenler... Kısacası normal bir antrenmanda giremeyeceğimiz her yere girmiş oluyoruz. Bu açıdan iddası olmayan arkadaşlarda da tavsiyem bu 3 günlük dönem içinde bizim için işaretlenmiş, bizim kullanımımıza sunulmuş bu parkurları yarışlara gelerek tadını çıkarsınlar. Çok farkı duygular yaşayacaklarına eminim.

Bu sıralarda forumdan arkadaşımız mumi yi görüyorum. Çamurun içinde saplanmış, bir ayağı spd de takılı kalmış öylece ayakta duruyor. Hemen durup yardım ediyorum. Ayağına baya yüklenmem gerekiyor spd den kurtulması için :D. Bu noktada beni hiç hüsrana uğratmayan en baba çamurda bile giren spdlerime tekrar teşekkür ediyorum ve yola koyuluyorum. Tabii bir kaç km sonra mumi beni geçiyor...

30. kilometrelere doğru çamur geçişlerinde kendimi iyice zorlayıp bir kaç kişi geçiyorum. Tempo tutturmaya çalışıyorum. Fakat bazı arkadaşlar benimle dalga geçiyor. Bu beni çok üzüyor. "O bisiklet bende olacaktı varya...siz de bisikletçimisiniz..." , "Bisikletinde kurbağamı besliyosun keh keh keh.." söylemleri yanımdan hatrı sayılır hızda geçen arkadaşların söylediklerinden sadece iki tanesi. Benim ise onlara cevap verecek halim yoktu. Zaten olsa da vermezdim aslında. Onlara verilecek en iyi cevap onları sollamak olurdu. Ama benim buna halim yoktu...

Daha sonra mağaralar geliyor. Arkadaşların anlattığı kadar varmış. Gözler aydınlığa alışmışken birden zifiri karanlığa girmek çok ilginç oldu. Nereden gitsem bile diyemedim kör bir şekilde ne çıkarsa bahtıma ilerledim yavaşça. Tabii tüm bunlar vakit kaybı olarak bana yansıdı. Ama böyle bir mağranın parkur dahilinde olması gerçekten çok güzeldi, çok değişikti.

Büyük boyut için tıkla!

Yanılmıyorsam son kilometrelere doğru kocaman kocaman 15-20 basamak merdiven çıktık omzumuzda bisiklet ile. Bu bölümde o halimle beni bayağı zorladı. Ardından su verilmesi ise bayağı rahatlatıcı oldu benim için. Bu bölümden sonra inişli çıkışlı yerlerden geçtik. Buralar da oldukça güzeldi. Burada mumi yi tekrar yakaladım. Kilometre saatine baktığımda 33-34 kilometre gibi bir değer gösteriyordu. Yarış artık bitiyordu. Bir sevinç doğru içime, yolunda iniş olmasıyla beraber yüklenmeye başladım biraz. Son kilometreye mumiyi yakalamış olarak girdim. Bu noktadan sonra yarış heyecanı tekrar içime doldu. Bir anda sprinte kalkıp mumiyi solladım ve çekişmeyi o anda başlatmış oldum. Mumi de bu atağa karşılık verip yüklendi. Bir onun teker öne geçiyordu, bir benim ki. Deli gibi asılıyordum pedallara vites yetmedi artık. Gidonun önüne kapandım Allah ne verdiyse yükleniyordum pedallara, mumi de öyle. Finiş düzlüğünde artık çekişme tavana vurmuştu, seyircileri duyar gibiydim. Dip dibe finişten 66kmh ! hızla geçtik. Finişten sonra kaldırıma çıkıyordum az daha fren sıkıcak halim yoktu. 100metre ileride durduktan sonra kendimi yere attım. Bora abi sağolsun üzerime su döktü biraz rahatlattı :). Derece: 2 saat 1 dakika...

Akşam sonuçlarda muminin önünde yarışı bitirdiğimi öğreniyorum :). O anda gerçekten hiç birşeyin farkında değildim.

Yarıştan sonra tek istediğim yemek yemekti. 3 bardak tuzlu ayran ile birlikte makarnayı bi güzel götürdükten sonra biraz kendime gelir gibi oluyorum ama direkt otele gidip 1-2 saat kadar kestiriyorum. Uyanıyorum, biraz daha iyi gibiyim yine hafif bişeyler yiyip bisiklete bakım yaptıktan sonra yatıyorum.

Büyük boyut için tıkla!

3. Gün OX (Cross Country)

Gün biraz daha iyi başlıyor benim için. Kendimi daha iyi, biraz daha yenilenmiş hissediyorum. Bu sefer sağlam bir kahvaltı yapıyorum. Bol bol su içiyorum. Saat 12 de aktarma için hazır oluyorum. Bisikleti kamyona koymaktan nefret ediyorum. Bolu da kamyonun içinde bizzat bulunup o hallerini gördüğümden yine dua etmeye başladım. Nitekim bisikleti parkurun orada kamyondan indirdikleri vakit haksız olmadığımı anladım. Birçok çizik ile teslim aldım bisikleti. Bundan sonra ne olursa olsun kamyon aktarması yapmayı düşünmüyorum.

Hava çok sıcaktı. Bir gölge bulup yarış öncesi sohbete başladık yine. Yalnız bu sefer sohbeti biraz fazla kaçırdık. Isınmaya başlama süremi çoktan geçmiştim. Isınma için neredeyse hiç zaman kalmamıştı ama kısa bir ısınmadan sonra yerleşim için starta geldik. Yerleşimde çok erken başladı bu sefer nedense... 15 dakika kadar start verilmesini bekledik.

Büyük boyut için tıkla!

Ve sonunda start verildi. İnanılmaz bir toz bulutu ile birlikte yine hiç bilmediğim bir parkura pedal basmaya başladım. Çok iyi bir başlangıç yaptığım söylenemez ama iyi bir çıkış yaptım. Ortalarda kendime yer buldum. 2. yada 3. virajda bir arkadaş virajı alamayarak tarlaya çıktı onu geçtim. Sonradan öğrendim ki tarlada bayağı bir gitmiş ve takla atmış. Üzüldüm. Yavaş olan yarışçıları düzlük alanda sollamaya gayret ettim çünkü biliyorum ki elbet ilerilerde bir yerlerde teknik çıkışlar var. Yanılmadığım bir süre sonra ortaya çıktı zaten. Yine elimizde bisikletler yürüyoruz. Bu yürümeler beni bitiriyor gerçekten. İlk tur benim açımdan parkuru öğrenmekle geçti. İkinci tur biraz daha yüklendim. Nerede ne kadar hıza çıkacağımı daha iyi belirler bir haldeydim. Yalnız single track bölümlerde yavaş olanları sollama yeteneğim çok gelişmediğinden yine vakit kayıpları oldu. Bazı yerlerde yanlış vites seçimlerim yüzünden kuma battım. İnişler gerçekten çok güzeldi. Kaykay pistine benzer bölümlerde bisikleti alabildiğine yatırıp karşı tarafa geçmek, kumlu sert dönüşler, "S" çizen single trackler gerçekten çok zevkliydi. Derken zaten 3. tur sonunda %80 kuralına göre kenara alındım. Sürem : 56 dakika 20 saniye.

Bugünkü yarış çok kısa sürdü yabancılar sayesinde :). Ama gerçekten çok güzel bir parkurda yarıştık. Kapadokya’ya yakışır bir şekildeydi herşey.

Genel sonuçlar açıklandığında 72 kişiden 41. , Türkler arasında 23. olduğumu öğrendiğimde çok üzülmedim. Federasyonumuz sağolsun hacırah sayesinde cebimden neredeyse hiç para harcamadan güzel anılar, hoş sohbetler, yaşanmış birçok farklı olayla, yeni deneyimlerle birlikte evime dönmüş oldum. Bu yarışlar sayesinde hayatıma renk geliyor. Kendi başıma farklı illerde karşıma neler çıkacağını bilmeden yarışma heyecanını tadarak, yeni yerler görerek, yeni dostlar kazanarak, hayatı biraz daha anlayarak hayatım monotonluktan çıkıyor.

Yarış için gittiğim yerlerde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bile. Sürekli birşeylerle meşgul oluyoruz, gerek arkadaşlar, gerek antrenmanlar, gerek toplantılar, dolu dolu geçiyor bu kısa günler.

Sonuç olarak hiç düşmeden(hayret :)), sakatlanmadan, hastalık geçirsem de huzurlu ve mutlu olarak Kapadokya’dan ayrıldım. Çok güzel bir 4 gün oldu benim için. Bu heyecanı yaşatan herkese çok teşekkür ediyorum.

Bir sonraki yarışta görüşmek dileğiyle. Bisikletle kalın. Sevgiler... ,

 

22 Haziran Çar ...">
 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

  Bu yayın 2814 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015