Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
20 . Ekim . 2017  
Sağlıklı Beslenme (mi)??
Diyet Dünyası

Sağlıklı Beslenme (mi)??

Çeviren: Cüneyt Kazokoğlu
3.8.2005

Udo Pollmer ismini ilk defa 4 yıl önce bir makalede duydum. Makalede Pollmer günümüzün hobi seviyesindeki sporcularının enerji içecekleri, isostar vs. gibi ürünlere olan düşkünlüğü ile dalga geçiyor ve üç aşağı beş yukarı şöyle diyordu: „Günümüzde sarfettigi o olağanüstü fiziksel efor sonrasında alnında ilk ter damlasını hisseden sporcu kardeşimiz hemen enerji içeceği dolu şişesine sarılıyor, yoksa güçsüzlükten yıkılacağını düşünüyor olmalı. Peki bütün gün 50°C sıcaklıkta madenlerde kazma sallayan maden işçileri, güneş altında bütün gün inşaatlarda tuğla taşıyan inşaat işçileri ne yapsınlar? Bu hesaba göre işlerindeki birinci günden sonra ayakta duracak halleri olmaması gerek.“

Udo Pollmer Avrupa Gıda ve Beslenme Bilimleri Enstitüsü’nün bilimsel yöneticisi, „Ye ve öl. Besinlerimizdeki kimya“ ve „Afiyet olsun! Sağlıklı beslenme ile hasta olmak“ başlıklı kitapları yazdı. Bugüne kadar medyada kendine yer bulabildiği ölçüde sürekli olarak ayda bir yeni bir perhiz planı çıkaran besin endüstrisini eleştirdi, eleştiriyor. Söyledikleri aslında son derece basit bir şekilde özetlenebilir: „İnsan vücudu neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilen mükemmel bir makinedir. Beslenme uzmanlarının onu yiyin, bunu yemeyin, şu kadar yiyin şeklindeki tavsiyelerine ihtiyacı yoktur bu makinenin“.

Pollmer
Pollmer
Büyük boyut için tıkla!

Yazar Kürşat Başar bir tarihte dünya ve olimpiyat şampiyonu bir güreşçimizle konuşmaktadır, güreşçimize başarısının sırrını, antrenman taktiğini vs. sorar. Güreşçimiz son derece basit bir cevap verir: „Acıktın mı yiyecen, yoruldun mu duracan“.

Elbette profesyonel sporculuk apayrı birşey ama toplumun %99’unun diye acıktığı zaman yemekten korktuğu günlere giderken geçtiğimiz ay Pollmer ile yapılan bir mülakatı bu konudaki görüşlerini sergilediği ve günümüzün estetik kaygılarının ve çerçevesini bizim çizmediğimiz bir „sağlıklı“ beslenme takıntısının hayatımızı nasıl kısıtladığını düşünmemizi sağladığı için oldukça önemli buluyorum.

Soru: Perhizler ve sağlıklı beslenme hakkındaki kitapların tirajları oldukça yüksek. Yemek yemekten korkar mı olduk?

Pollmer: Evet. Ve bu korku muazzam bir pazarı çeviriyor. Yemek yerken hata yaptığını sanan herkes bu pazarın kurbanı. Vitamin hapları pazarı örneğin insanların ne kadar tedirgin olduklarının göstergesi. Halbuki o sırada moda olan bazı besin maddelerini hap olarak yutmanın bir faydası yok. Vücudumuz kendi başının çaresine bakmayı çok iyi biliyor, onun için de hazmedebileceği besine ihtiyacı var.

Soru: Sağlıklı ve hazmı kolay, bu bir tezat olmasa gerek.

Pollmer: Sadece hazmı kolay olan yemek sağlıklı olabilir. Hazmı zor olan yemekler, örneğin çiğ tahıl ya da çiğ sebzeler sağlıksızdır. İnsanın iştahı sinsi bir yoldan çıkarıcı değil, vücudun dostça bir ihtarıdır.

Soru: Kolay hazmedilebilirlik ve lezzet nasıl bağlı birbirine?

Pollmer: Bağırsak beyni ve iştah arasındaki bağ üzerinden. İnsanın hazım sistemi kapalı sistem bir sifon değildir, hazım sürecinin yönetimini üstlenmiştir. Bunun için vücudun neye ihtiyacı olduğunu bilmek zorundadır. 10 yi önce bağırsağımızda beyne benzer bir yönetim merkezi bulunduğunu söylediğimde bana gülünmüştü. Bugün bunun adı bağırsak beyni veya entegral sinir sistemi.

Soru: Neye benziyor bu?

Pollmer: İnsan vücudu kendini sürekli olarak yeniler. Dolayısıyla kendi içinde moleküller seviyesine kadar neler olduğunu bilmek zorundadır. Yediğimiz besinin muhtevasını analiz edebilmelidir ki doğru besin maddelerini vücutta gitmeleri gereken yerlere gönderebilsin. Kısaca bir lojistik sisteme ihtiyacı var diyebiliriz. Bu lojistik sistemde ihtiyaç duyulan şeyleri de iştahla bildirir. Vücut besinin fizyolojik etkilerini saptar ve bunlarla lezzet arasında bir bağ kurar.

Soru: Peki kilo vermek isteyen iştahını mı kontrol altına almalı?

Pollmer: Düşünün, zor bir iş günü sonrası akşam eve geliyorsunuz ve yağlı bir ekmek yiyeceksiniz. Tam o sırada „sağlıklı beslenme perisi“ omzunuzda bitiyor ve diyor ki: „Dur bir dakika! Bu sağlıksız!“. Sonra size bir elma uzatıyor. Peki elmayı yedikten sonra yağlı ekmeğe olan iştahınız geçiyor mu? Tam tersine daha büyük bir tane çekiyor canınız. Yemek cinsellik gibi bir içgüdüdür.

Büyük boyut için tıkla!

Soru: Ama sağlıklı beslenme konusunda verilen tavsiyelerden de herhalde hepten vazgeçilemez?

Pollmer: Niye iki haftada bir yeni bir süper diyet çıkıyor piyasaya? İnsan onlarla zayıfladığı için mi? Niye birkaç yılda bir tamamen farklı beslenme tavsiyeleri yapılıyor?

Soru: Bu tavsiyeleri tamamen duymazlıktan gelmemizi mi istiyorsunuz cidden?

Pollmer: Bugün bir zamanlar yasak olmayan, sonra tekrar sağlıklı olduğu keşfedilip tavsiye edilmeyen hiçbir şey yok. 2004 yılının kötü maddesi demir. Yüksek demir alımı şu anda o kadar risklikabul ediliyor ki Alman Beslenme Kurumu yeni araştırmaları kabul etmiyor bile. Bir parça etin hayat için güç veren birşey olduğunu ve beslenme uzmanlarının vejetaryenliği eleştirdikleri dönemleri hatırlıyor musunuz? O zamanlar bir sansarın hazım sistemine ihtiyacımız vardı. Sonra ince vücutlu ve kaslı karınlılar için „fitness“ dalgası geldi, inekler gibi beslenmeye başladık. Oysaki hâlâ aynı insanlarız, bu saçma bir sihirbazlık gibi.

Soru: Bu durum gerçekten biraz kafa karıştırıcı. Yıllarca bol karbonhidrat yememiz ve yağlardan uzak durmamız telkini verildi. Şimdi Amerika’dan tam tersi tavsiyeler geliyor: Düşük karbonhidratlı besinler (Low-Carb) moda.

Pollmer: Low-Fat, düşük yağlı rejimlerin başarısız olmasının beklenen sonucu bu. Amerika’daki uzmanlar Low-Fat kampanyalarının obezite ve şeker hastalığının sebeplerinden olduğunu anlayınca simdi Low-Carb rejimine atladılar.

Soru: Bu tek olası sonuç muydu peki?

Pollmer: Niye „Low-Protein“i denemiyoruz? Peşin tavsiyeler ne manaya geliyor? Herkes diğerlerinden farklıdır, herkesin metabolizması farklı çalışır. Bir ayakkabıcı da çıkıp herkes için geçerli „sağlıklı bir ayakkabı ölçüsü“ üretmiyor. Ama çok yüksek ölçüde kişisel ihtiyaçlara bağlı olan beslenmede bütün dünya için geçerli kurallar yaratıyoruz. Oysa yanlış şeyi yemekten, yemekten hasta olmaktan korkmak sağlık için tıka basa yemek yediğiniz bir akşamdan çok daha kötü.

Soru: Yaramaz çocuk rolünü oynamak hoşunuza mı gidiyor?

Pollmer: Ben egzotik bir azınlığa dahil olma lüksünü yaşıyorum. Bu azınlık diyor ki: İnsanlık teorinin istediği gibi işlemiyorsa teoriyi değiştirmek lazım. Diğerleri yıllardır boş yere insanlığı değiştirmeye çalışıyorlar.

Soru: Bu yüzden mi devamlı beslenme uzmanları ile kavgalısınız?

Pollmer: Kavgalıyım çünkü bazı tavsiyelerin ucu ölüme kadar gidiyor.

Büyük boyut için tıkla!

Soru: Biraz abartmıyor musunuz?

Pollmer: Sürekli olarak birşeyler içmek gerektiği tavsiyesini düşünün. Bunun sonucu bugün yaşanan su zehirlenmeleri, beyin ve akciğer ödemleri. Sadece sporcularda yaşanmıyor bu ölüm olayları, sporcular terleyerek tuz atıyorlar, diğer taraftan kendilerini su ile dolduruyorlar. Giderek artan bir şekilde sürekli olarak şişeleri ağızlarından eksik olmayan çocuklar da muzdarip durumdalar. Aynı şekilde genç kadınlar, diyetlerinin daha başarılı olacağı düşüncesiyle sürekli olarak su içtikleri için bu yanılgıya kurban oluyorlar.

Soru: Ama tavsiye edilen ölçüde su içmek yanlış olmasa gerek?

Pollmer: Tavsiyelere kalsa susamasak da sürekli içmeliyiz. Yahu Allah insanlara neden susuzluk hissini bahşetmiş? Bu sistemimiz gayet mükemmel çalışıyor. Ama içmemiz gereken suyun miktarının bile tavsiye üzerine belirlenmesi gerektiğini düşünüyorsanız sormak istiyorum: %97’si su olan bir salatalık içecek sayılıyor mu sayılmıyor mu? Meyve suları ya da gazozlarda çünkü bu oran azamî %90. Pek çok besinin ana maddesi sudur zaten.

Soru: Peki fazlasıyla sebze-meyve yemek konusundaki tavsiyelere karşı değilsiniz herhalde?

Pollmer: Bu bile her insan için aynı şekilde faydalı değil. Otopsilerden biliyoruz ki elma bile insanı öldürebilir yeri geldiğinde. Her meyve tabii bir balmumu katmanı ile kaplanmıştır, bu katman ile her metabolizma uyum sağlayamaz, sonuç elma balmumu ile dolmuş bir karaciğer olur. Eğer elma sevmiyorsanız ve bu nedenle yemezseniz böyle bir sorunla karşılaşmazsınız. Bazıları da bu nedenle elmanın kabuğunu soyarlar. Bazıları da çekirdeklerine kadar yer.

Soru: Bu şekilde modern bilimi inkâr mi ediyorsunuz?

Pollmer: Beslenme tavsiyelerinin bilimle ne alakası var? Bilim tam tersine çiğ besinden ve tahıl gevreğine karşı uyarır insanları. Bitkiler onları yemek isteyen hayvanlara karşı kendilerini korumak için savunma maddeleri üretirler. Bu nedenle pek çok insan çiğ tahıl veya çiğ bitki yediği zaman ishal olur, hazım sorunları yaşar. Kısa süre önce Amerikalı zehir bilimciler böcek ilaçlarının geçmesi gereken bir testi pazarda satılan sebzelere uyguladılar. Sonuç: Brokoli ve soya böcek ilacı olarak bile fazlasıyla zararlı çıktı, çünkü metabolizmaya zararlı ve beklenmedik, istenmedik hormonsal tepkilere yol açabiliyorlar vücutta.

Soru: nasıl maddeler bunlar?

Pollmer: Mesela brokolinin kendini yenmekten korumak için ürettiği Indol-3-Carbinol maddesi, kanser olasılığını arttırıyor, üstelik aynı dioksin zehrinin yaptığı şekilde. Ama sebze yemekten vazgeçmek gerekmiyor, çünkü sebzeleri haşlamak pek çok istenmeyen tabii maddeyi de ortadan kaldırıyor. Ama çocuklar brokoli sevmiyorlarsa bu belki bu sebzenin onlar için uygun olmadığına dair insan vücudunun bir uyarısı.

Soru: Tüketiciler neye dikkat etmeliler?

Pollmer: Vücudunun isteğine, iştahına, açlığına, susuzluğuna ve herşeyden önce kendi iradesi ve aklına.

Kaynak: Spiegel 25/2005 ,

 

 
Yayın Sponsoru
  Sağlık ve Antrenman

Bisikletle Oryantiring Nedir?
Türkiye, Dağ Bisikleti alanında önemli başarılara imza atmaya başladı. Bunu bir adım öteye taşıyarak Dağ Bisikleti’nin adrenalini ... Devamı » » » 

Bisiklet Sürerken İşaretlerle Haberleşmek

Grup içinde bisiklet sürdüğünüzde, birbirinizi potansiyel tehlikelere karşı uyarmak en temel sorumluluklardan biri olmalı. Çoğu ...
Devamı » » » 

Kapalı Mekanda Antrenmanın Püf Noktaları
Havaların çoğu zaman sıcak seyrettiği ülkemizde bisiklet antrenmanları için genellikle açık havada spor tercih edilmekte. Bir açıd ...
Devamı » » » 

Eki.12 Doping: Hangi Spor, Hangi Ulke, ...
Eki.12 Sporcular İçin Magnezyum
Eyl.12 Hangi Kas Ne Kadar Çalışır?
Mar.11 Yüksek Yoğunluklu İnterval ve La...
Oca.11 Karbon mu Daha Hızlı, Yoksa Çeli...
Tem.10 Yazın Bisiklete Binerken Nelere ...
Ksm.09 Sonbaharda Bisiklet
Tem.09 Fırtınada Ne Yapmalı?
May.09 VO2 Max Testleri
Oca.09 Sezon Dışında Ağırlığı Korumanın...
Oca.09 Kışın Neler Giymeli?
Auğ.08 Sınırların Peşinde
Haz.08 Spor Yaparken Müzik Dinlemeli mi...
Oca.08 Dengeli ve Düzenli Beslenmenin Ö...
Oca.08 Kötü Havalarda Bisiklete Alterna...
Ksm.07 Spor Yapmak İçin Bahaneler
Ksm.07 Kışa Girerken Beslenme Tüyoları
Eki.07 Kadın ve Erkeklerde Kilo Verme
Auğ.07 Sıcakta Bisiklete Binmek
Tem.07 Ne İçmeli, Nasıl İçmeli?
Tem.07 Daha İyi Sürüş İçin Derleme
Haz.07 Yarıştan Önce, Yarış Sırasında v...
Sağlık ve Antrenman Arşivi

 

  Bu yayın 4495 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015