Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
23 . Eylül . 2017  
Beyşehir Gölü Bisiklet Turu(1/2)
19-21 Mayıs 2005

Beyşehir Gölü Bisiklet Turu(1/2)

Yazar: Abdullah Özgüven
28.8.2005

19 Mayıs tarihinde bir bisiklet turu faaliyeti yapmak belki altı aydır konuştuğumuz birşeydi. Önceleri Eğirdir’e yakın bir yerde orman içi bir güzergah düşünmüştük, ama sonra Beyşehir Gölü’nün etrafını turlamak daha cazip geldi. Belki de iki yıl önce aynı tarihlerde gerçekleştirdiğimiz Eğirdir Gölü turunun güzel anıları bizi bu karara yöneltti. 3-4 kişi olarak planladığımız turu beklenmedik bazı gelişmeler nedeniyle iki kişi olarak gerçekleştirdik.

18 Mayıs akşamı Ankara’dan bisikletleri arabaya yükleyip memleketimiz olan Eğirdir’in İlâma (sonradan uydurulan adıyla Bağören) Köyü’ne gittik. Burada evde geceleyip ertesi sabah erkenden Beyşehir Gölü’nün kuzeyine kadar yine arabayla gidecektik. Sabah kahvaltı faslını biraz uzatınca yola çıkmamız 10:00’u buldu. Eğirdir Gölü’nün muhteşem rengi eşliğinde göl kenarından kıvrılarak ilerleyen yol bizi 17 km sonra Eğirdir’e ulaştırdı. Buradan Konya yönüne devam ederken iki yıl önce aynı yoldan bisikletle geçişimizi hatırladık, solda gölün kenarındaki stadyumda yine 19 Mayıs Bayramı tören hazırlıkları vardı.

Haritada Beyşehir gölünün doğu kıyılarının alüvyonlardan oluştuğu ve dolayısıyla yolun düz seyrettiği görülüyordu. İlk günün yorucu olmamasını istediğimizden, tura daha düzlük olan bu bölgeden başlamaya, yani gölün kuzeyinden başlayarak saat yönünde yol almaya karar verdik.

Şarkikaraağaç’da ana yoldan saparak güneye yöneldik, amacımız buradan göle en yakın yerleşime ulaşarak tura başlamaktı. Yolumuz üzerindeki Çiçekpınar’da yolun solundaki bakkaldan ekmek, su ve yol hakkında biraz bilgi aldık. Haritamız oldukça eski tarihli olduğundan haritada gösterilen yolların hala var olup olmadığınından emin olmamız gerekiyordu. Bakkalda verilen tarif üzerine, Çiçekpınar’dan 2-3 km sonra sola saptık ve Çeltek Köyü’nde ilkokulun bitişiğindeki çeşmenin yanına, ağaçaltına arabamızı park ettik. Bisikletlerin tur için son kez gözden geçirilmesi, benim bisiklette km sayacı bağlantılarının yapılması ve en önemlisi de çantaların yüklenmesi derken bir saate yakın burada oyalandık. İlk gün hiç acelemiz yok. Zaten kendimizi ilk günden zorlamamak için 50 km’yi geçmemek niyetindeyiz.

1.Gün

Kask, eldiven, gözlük tamam, köpek kaçırıcılar gidona asılı çantanın içine yerleştirildi ve yola çıkmaya hazırız. Küçük bir deneme turunda çanta, çadır, mat ve uyku tulumlarının sağa sola çarpmaları, çanta yerleşiminde birkaç değişiklik ve perlonla yapılan gerdirmelerle düzeltiliyor. Nihayet öğle saatlerinde köyün sessiz sokaklarından geçerek yavaşça yola koyuluyoruz.

Yol, başlangıç etabı olarak mükemmel, çoğunlukla düz, arasıra hafif bir çıkışla seyrediyor. Nadiren traktörler geçiyor, meraklı bakışlar gülümsüyor, selamlaşıyoruz. E-postalar, excel dosyalarında formüller, acayip şartname maddelerinden yorulmuş beynim, uzayıp giden yeşillikler, güneşin tatlı sıcağı ve kuş sesleriyle şaşkına dönüyor.

Yeniköy’den sonra da bir süre düz devam eden yol Yassıbel’e doğru iyice dikleşiyor, yokuşun orta yerinde bir bahçe kenarında kısa bir mola veriyoruz. “Yassıbel’e kadar biraz daha yokuş var, sonrası anayola kadar düz gider” ; arkasına keçi kılından yapılmış bir heybe ardılmış motosikletiyle yanımızda duran amcanın bu sözleri bizi rahatlatıyor. Yassıbel’e girer girmez sağdaki yoldan devam ederek gölün doğusundan Beyşehir’e giden anayola çıkıyoruz. Anayola çıktığımız Feledeğirmenleri mevkiinde bir çay bahçesinde uzunca bir mola verip taze çayla biraz atıştırıyoruz. O kadar da yol geldik ama, henüz 21 km. olmuş. Anayoldan devam etmeyi pek tercih etmediğimiz için göl kenarından giden bir yol arayışı içindeyiz. Haritamızdan bakarak Kıyakdede Köyü’nden aşağı inerek göl kıyısından giden bir yol bulmaya çalışacağız.
Büyük boyut için tıkla!

Feledeğirmeni’inden Beyşehir yönünde 3-4 km gittikten sonra sağa, Kıyakdede Köyü’ne sapıyoruz. Köyün bol ağaçlı toprak yolunda ilerlerken birkaç bisikletli çocuk bize eşlik ediyor.

Soldan kıvrılarak ilerleyen toprak yolun bizi Tolca’ya götüreceği söyleniyor, bahçelerin arasından aşağı doğru hızla ilerliyoruz. Yolun zemini çoğunlukla iyi, zaman zaman derin çukurlar var ama ben toprak yola bayıldığım için hiç şikayet etmeden, arada fotoğraf çekerek hafif eğimle devam eden yolun ve geniş ufkun tadını çıkarıyorum.

Yol gittikçe biraz daha bozuluyor, hatta bazen belirsizleşiyor ve nihayet yüksekçe bir dikenli tel yolumuzu kesiyor. Yolun tam ortasında dikenli tel var.
Büyük boyut için tıkla!

Teli aşmak belki mümkün ama kaybedeceğimiz zamana değmeyecek diye düşünerek yoldan çıkıp soldan vadi tabanına doğru ilerliyoruz, bir süre sonra da bisikletin üzerinden inmek zorunda kalıyoruz.
Büyük boyut için tıkla!

Birkaç km sonra iyi kötü toprak bir yol bularak güney-doğu yönüne devam ediyoruz. Kıyakdede Dağı’nın eteklerinde böylece 3-4 km yol aldıktan sonra gölün doğusunu kaplayan geniş alüvyon düzlüğüne ulaşıyoruz. Derince bir sulama kanalının yanında uzanan kanal yolundan güney-batı yönüne yol alarak Tolca’ya ulaşıyoruz. Köy kahvesinin önünden meraklı bakışlar arasında geçtikten sonra köy bakkalında bir mola, biraz atıştırma, su takviyesi ve en önemlisi yolun göl kenarından Budak’a kadar gidip gitmediğini soruyoruz. Olumlu cevap üzerine yola koyuluyoruz. Toprak yol ağaçlar arasından, göle 5-10 metre mesafede seyrediyor. “İnşallah böyle gider” diyoruz, çünkü yol zaman zaman kayboluyor.

Söğütlük mevkiini geçtikten sonra bisikletimin amortisörlü olmadığını iyice fark ediyorum, bu yolda amortisör çok işe yarardı. Artık yol diye bir şey kalmadı.
Büyük boyut için tıkla!

Molada göl kıyısına bir göz atıyorum, kendimi suya atmak istiyorum ama zemin toprak olduğundan kıyı yüzmeye uygun değil. Artık yavaş yavaş kamp yeri de bakmaya başladık. Göl kenarındaki bu geniş çayırlıkta sıkça hayvan sürüleri ve ağıllara rastlıyoruz, görünürde su da olmadığından, bu çayırlık kamp için uygun bir yer değil. Zaten iyice belirsizleşen yol, bir de kararlı çoban köpekleriyle kesilince, kesinlikle gölden uzaklaşarak anayola doğru gitmeye karar veriyoruz. Bir ağılın yakınından geçerken iki çoban köpeği koşarak yaklaşıyor. İki köpek bana her zaman bir köpekten daha korkutucu gelmiştir. Köpeklerinısrarı üzerine bisikletlerden inip mevzii alıyoruz, neyse ki çoban yetişiyor; önce köpekleri sonra da bizi sakinleştiriyor. Az ileride sağa doğru uzanan bir yol var, muhtemelen ana yola çıkıyor. Yoldan biraz ilerleyince solda bir çeşme, geniş bir çimenlik ve işte kamp yerimiz.
Büyük boyut için tıkla!

Çeşmenin buz gibi suyuyla biraz kendimize geldikten sonra hemen akşam yemeği hazırlıklarına başlıyoruz. Trangia ocağa çorba suyu konuyor, sucuklar hazırlanıyor yanına pilav ya da makarna, içmek için de bol bol su.

Yemekler pişerken km saatimize bakma fırsatımız oluyor. İlk gün 45 km pedal basmışız, kamp yerine varış saatimiz yaklaşık 16:30. Suyu mikroorganizmalardan arındırmak için yanımıza aldığımız dezenfektan tabletlerimizin iş görmesi için 1 saat kadar zaman gerekiyor, bu yöntemin pek pratik olmadığı açık, bir dahaki sefere filtre kullanmak daha iyi bir yöntem olabilir)

Kamp yerimiz Budak’a iki km. mesafede, anayoldan birkaç km güneyde. Çeşmeden biraz uzakta, geniş çayırlığın içinde birkaç taş temizleyerek çadırımızı yerleştiriyoruz. Yemekten sonra çay, kahve ve sohbet için bol bol zaman var.

2.Gün

Sabah yola çıkışımız oldukça geç, saat 9:00’u buluyor. Dün yola anayoldan devam etmeye karar vermiştik. Yolun düz seyrettiğini bildiğimizden rahatız, en azından Beyşehir’e kadar. Anayolda beklediğimiz kadar trafik yok, yol da oldukça geniş. Geçen araçlarla selamlaşarak, arasıra Dedegöl Dağı’nın muhteşem görüntüsü altında sakince sürüyoruz. Dedegöl’ün 4-5 yıl önce tur kayağıyla gezindiğimiz kuzeydoğu yamacı hala karlı.
Büyük boyut için tıkla!

Yol birdenbire Beyşehir’in merkezine götürüverdi bizi. Sağdan gölü kaybetmeden devam ediyoruz. İspirto almamız lazım, köprüden sonra az ileride bir tekel bayiinden yakıt ikmali yapıyoruz. Dükkan sahibi bu ilginç müsterileri tepeden tırnağa süzüyor. “Bu ispirto size kaç gün gider ?” “Bir-iki gün idare eder.”

Aslında vakit öğle yemeği için çok uygun ama, önümüzde aşılmayı bekleyen dağlar var. Ekmek almak için Beyşehir’in biraz daha içlerine giriyoruz ve burada da yabancı turist muamelesi görmekten kurtulamıyoruz. Meraklı bakışlar arasında bakkaldan ekmek ve birkaç ufak tefek aldıktan sonra yola devam. Gölün bu kesimi de oldukça sığ görünüyor. Avlanma yasağına rağmen amatör balıkçılar kasık çizmeleriyle 30-40 metre kadar gölün içine girmiş avlanıyorlar. Onları yakından izleyip biraz fotograf çekmek istiyorum ama yokuşun bize ne kadar zaman kaybettireceğini bilemediğimden vazgeçiyorum.

Yol düz ilerliyor ama önümüzde başka bir engel var : Lodos. Şiddetli rüzgarla mücadele etmek bizi yokuştan daha çok yoruyor. Triathlon barını ağırlık yapmasın diye gidondan çıkarmıştım, olsaydı şimdi işe yarardı, neyse.. Hoop pedal boşaldı, hay allah zincir attı, kısa bir zincir molası. Düz yolda rüzgara karşı verdiğimiz mücadeleden iyice yorgun düşüp solda bir çeşme başında öğle yemeği molası veriyoruz. Çorba, çay, peynir, bisküvi, biraz uzanma, ama rüzgar burada da rahat vermiyor. Hadi bakalım, yolcu yolunda gerek.

Davutlar sazlığından sonra plaja varmadan ana yolla birlikte gölden ayrılıp güneye doğru tırmanmaya başlıyoruz. Yaklaşık iki km sonra Antalya’ya giden ana yoldan ayrılarak sağa, Yeşildağ tarafına sapıyoruz. Yol çok daha zevkli bir hale geliyor. Yokuşlar benim beklediğimden daha iyi, en azından bitmek bilmeyen tırmanışlar yok, iniş ve çıkışlar birbirini izliyor. Yükselince bitki örtüsü de değişti, çam ağaçları arasında ilerliyoruz.

Yol genellikle tırmanarak ama aralarda da tatlı inişlerle rahatlatarak bizi Yeşildağ’a ulaştırıyor. Kasabanın meydanında büyük cami avlusundaki şadırvanda biraz soluklanıyoruz.

Yeşildağ’dan Yenişarbademli’ye doğru ilerlerken yine çocuklar eşlik ediyor bize. Bütün çocuklar bağırarak koşuyor yanımızdan: ”Hello ! Hello !” Yetişkinler biraz uzak, en iyisi temkinli davranırken, çocuklar bizi hiç yadırgamıyor.
Büyük boyut için tıkla!

Yeşildağ’ın çıkışına yakın küçük bir pazaryerine rastlıyoruz. Biraz meyve çok iyi geliyor. Yolun bundan sonraki bölümünün iniş olması gerekir diye düşünerek biraz rahatız ama göle iyice yaklaşmadan iyi bir kamp yeri bulamayacağımızın da farkındayız. Keşke sabah daha erken çıksaydık yola.
Büyük boyut için tıkla!

Orman içinden ilerleyen yol çok dar ama pek gelip geçen de yok. İne çıka pedal bastığımız yolda bitirici yokuşlar var. Gücümüz epeyce azaldı, artık gözlerimiz sürekli kamp yeri aramakta.
Büyük boyut için tıkla!

Solda, yoldan epeyce yukarıda bir baraka önünde göle karşı çay içen, sohbet eden birkaç kişiye yakınlarda içme suyu bulunan bir yer olup olmadığını soruyoruz. “Biraz ileride çeşme var” sözleri karşısında umutla pedallara asılıyoruz, ama mesafe konusunda temkinliyim. Havanın kararmasına 2 saat var, bu süre içinde nasıl olsa uygun bir yer buluruz diye düşünerek günün son yokuşlarını tırmanıyoruz. Gölden tahminen 50 – 75 metre kadar yükseklikten ağaçların arasından kıvrılarak göl seviyesine inen yolda frenleri tamamen bırakmak istiyorum aslında. Bisikletin arkasındaki 25 kiloluk yük beni virajlarda temkinli olmaya zorluyor. Olanca hızımızla göle paralel bir yolda ilerlerken sağda birden beliren çeşmeyi zor fark ediyoruz. Frenlere asılıp çeşmenin yanına iniyoruz. Kamp yeri için etrafa bakınırken kocaman bir tur otobüsü çeşmenin yanında duruyor. Geveze rehber hemen kendini ortaya atıp çeşmenin suyunun tadından, Beyşehir Gölü manzarasının eşsizliğinden bahsediyor. Etrafa dağılan yolcular gürültü içinde sağa sola koşuyor, fotoğraf çekiyor. Çeşme başının pek sakin olmayacağı belli olduğundan kamp yeri bakmak için yoldan çıkarak bisikletlerle çeşmenin epeyce aşağısına iniyoruz. Burada çadır için uygun bir düzlük bulduktan sonra hemen akşam yemeği hazırlıklarına girişiyoruz.
Büyük boyut için tıkla!

Kamp yerimiz Kurucuova’ya varmadan yaklaşık 6 km. mesafede, varış saatimiz 19:00. Çadır, matlar, uyku tulumlar gece için hazırlanıyor. Yemek kokularını alan kocaman bir çoban köpeği 20 metre mesafede yerini alıp merakla bizi iziliyor, çok geçmeden biraz ekmek vererek kendisini yakına çekmeyi başarıyoruz. Beyşehir Gölü’ne biraz yüksekten bakan ardıç ağaçları içindeki kamp yerimizde akşam güneşiyle manzaraya karşı yemeğimizi yiyoruz.

 

 
Yayın Sponsoru
  Patika

Çocuk ve Bisiklet Yolculuğu
Bu senede 1 Temmuz – 26 Ağustos tarihleri arasında Avrupa’da Almanya, Danimarka ve İsveç'i kapsayan son bisiklet turlarından yeni ... Devamı » » » 

Londra'da bisikletle 10 gün

Küresel dünyanın en önemli başkentlerinden birinde, Londra’da, 10 gün boyunca, oralı olmayan biri olarak hemen her yere bisikle ...
Devamı » » » 

Serkan Taşdelen ile Tur Bisikletçiliği

Türkiye de hızla gelişen tur bisikletçiliğinin ilk isimlerinden Serkan Taşdelen’le bisiklet üstünde uzun yol yapacaklar i ...
Devamı » » » 


Tem.12 Kapadokya Bisiklet Festivali 20...
Nis.12 Gurbet Emekçisinin Notları 2...
Şub.12 Gurbet Emekçisinin Notları 1...
Eyl.11 Bask Ülkesi ve La Vuelta
Nis.11 Türkiye'den Japonya'ya Bir Bisik...
Şub.11 Bisikletle İstanbul'dan Paris'e
Ara.09 Bayramda 3 Gün Yenice
Auğ.09 Küresel Isınmaya Karşı Gelibolu ...
Nis.09 Gümeli - Bölüklü - Karatepe Yayl...
Mar.09 Adapazarı'ndan Adapazarı'na
Eki.08 Bisikletle Manhattan Turu
Tem.08 Dağ Köyleri Üzerinden Yalova'dan...
Tem.08 Küresel Isınmaya Karşı Ege Kıyıl...
May.08 Abi Anadolufeneri'ne Gidelim...P...
Mar.08 Yaz Başında Yedigöller
Şub.08 Derinoba Bisiklet Gezisi
Eki.07 Artvin 1 Meydancık'dan Macahel'e
Eki.07 Artvin 2 Macahel'den Borçka'ya
Eyl.07 Kemalpaşa’dan Buca’y...
Auğ.07 Silifke’nin Cezeryesi Meşh...
Haz.07 Ormandan Gemlik-Yalova Geçişi
Nis.07 Altınoluk - Assos Turu
Patika Arşivi

 

  Bu yayın 6048 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015