Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
1999'da Armstrong EPO'lu muydu?
Müthiş Şüphe

1999'da Armstrong EPO'lu muydu?

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
29.8.2005

22 Ağustos’ta Fransa Turu’nun resmî yayın organı L’Equipe bomba gibi bir haber patlattı ve Lance Armstrong’un 1999’da Fransa Turu’nu ilk defa kazanırken EPO ile doping yaptığının belirlendiğini „Armstrong’un Yalanı“ manşeti ile duyurdu. Biz de MTBTR olarak bisiklet dünyasında muazzam bir yankı uyandıran haberi size duyurduk.

1999 turunu kazandıktan sonra
1999 turunu kazandıktan sonra
Büyük boyut için tıkla!

Armstrong hakkında doping dedikoduları ilk defa çıkmıyor. Daha sonra tutuklanan ve EPO'yu "portakal suyu kadar zararsız" ifadesiyle tanımlayan doktor Michele Ferrari ile ortak çalışmış olması ve hâlâ ısrarla onu her fırsatta savunması, fizyoterapisti Emma O'Reilly'nin Armstrong'un açıkça EPO kullandığını iddia ettiği L.A. Confidential kitabı veya asistanı Mike Anderson'ın Armstrong'un Girona'daki (İspanya) evinde yasadışı bir madde bulunduğunu söylemiş olması ilk akla gelenler.

Önce konu hakkında bir fikir edinmek için profesyonel doping kontrollerinin nasıl yapıldığına kısa bir bakış atalım: Doping kontrollerinde „siparişi veren“ ya UCI (Uluslararası Bisiklet Birliği) ya da WADA (Dünya Anti-Doping Ajansı) oluyor. Bu kurumlar sporculardan aldıkları idrar örneklerini şişelere koyuyorlar, her şişenin üzerine bir numara yapıştırılıyor ve şişeler UCI, IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) ya da WADA’nin kontrol edip anlaşmalı olduğu laboratuarlara yollanıyor. Armstrong olayında da dikkat edilmesi gereken önemli nokta bu: Şişelerin üzerinde numara var sadece, kesinlikle sporcunun ismi yer almıyor. Yani laboratuar kimin idrarını kontrol ettiğini bilmiyor. Kontrol edilen idrar örnekleri sonuçları ile birlikte tekrar UCI ya da WADA’ya gönderiliyor, ancak orada yapılan numara ile isimlerin tekrar karşılaştırılması sonucunda sporcuların dopingli olup olmadığı anlaşılıyor.

2004 yılında Fransa Paris yakınlarında Châtenay-Malabry'deki Laboratoire National de Dépistage du Dopage (LNDD) laboratuarlarında 1999 yılında dondurulan idrar örnekleri EPO bulunması için geliştirilen bir yöntemin denenmesi esnasında kullanılıyorlar. İdrar örnekleri son derece dayanıklı, -20 ilâ -80°C arasında yıllarca bozulmadan durabiliyorlar. Burada da laboratuar kesinlikle elindeki idrar örneklerinin Armstrong’a ya da başka birine ait olduğunu bilmiyor. İşin bu aşamasında devreye L’Equipe giriyor. L’Equipe bir dedektiflik çalışması sonucu laboratuarda anonim olarak yapılan idrar örneklerinin üzerindeki numaralardan birinin Armstrong’un numarası olduğunu buluyor ve 6 şişenin Armstrong’un 1999’daki B örneği olduğunu belirleyerek bombayı patlatıyor.

Konunun en önemli aktörlerinden Châtenay-Malabry laboratuarları hakkında biraz bilgi verelim. Châtenay-Malabry laboratuarları EPO konusunda dünyanın en iyi laboratuarı diyebileceğimiz bir kurum. IOC ve WADA tarafından sürekli olarak görevlendirilen, bu kurumlarla anlaşması bulunan son derece güvenilir bir laboratuar. Bu tarz laboratuar dünyada sadece 32 tane var. Laboratuarın en büyük ünü 2000 yılında 3 yıllık bir çalışmanın sonucunda bugün laboratuarın yöneticisi olan Jacques de Ceaurriz’in liderliğinde kandaki tabii ve sunî EPO’yu ayırdetmeye imkân tanıyan ve bu şekilde EPO ile doping yapanları yakalamayı sağlayan bir yöntemi geliştirmiş olmasından kaynaklanıyor. Yani kısaca diyebiliriz ki EPO konusunda bu laboratuar dünyanın en iyi laboratuarlarindan biri, belki de en iyisi. Yöntemi sürekli olarak geliştirmeye devam ediyor laboratuar. 1999 yılından kalan idrar örneklerinin tekrar kullanılmasının nedeni de bu, yeni geliştirilen yöntemlerin denenmesi. 1999 yılında EPO testi olmadığı için o zamandan kalan idrar örnekleri tekrar ele alınmış.

De Ceaurriz
De Ceaurriz
Büyük boyut için tıkla!

Laboratuarın yöneticisi de Ceaurriz bu nedenle deneyin güvenilirliği konusunda %100 garanti verebiliyor. Doping deneylerinin sonuçları konusunda şüpheye yer olmadığını, idrarın 6 yıl önce alınmış olmasının bu konuda etkili olmayacağını belirtiyor. İdrar örneklerinin kendi laboratuarında her zaman olduğu gibi anonim olarak deneyden geçirildiğini vurgulayan de Ceaurriz L’Equipe’in haberi konusunda da kendinden emin: „Onlara güvenebileceğimizi düşünüyorum, olayı kanıtlamak için herşeyi yaptılar“. De Ceaurriz deneyden geçirilen bütün idrar örneklerinde vücut harici, yani sunî EPO olduğunu tekrarlıyor, eski örneklerin yeni geliştirilen deney yöntemleri nedeniyle gene ele alındıklarını ve WADA ile beraber analiz edildiklerini belirtiyor. Bu demektir ki WADA’nın bütün bu gelişmelerden ve deneyin sonuçlarından haberi vardı.

De Ceaurriz’in dediğine göre 1999 yılından kalma 80 idrar örneği deneyden geçirilmiş, 12 tanesinde doping bulunmuş. 1998 yılından kalan ve deneyden geçirilen 70 idrar örneğinin 40’ı dopingliymiş. Bu sonuçlar WADA’ya verilmiş. L’Equipe’in iddiasına göre 1999 yılındaki 12 idrar örneğinin 6’sı Armstrong’un. WADA sporcuların 1998’den beri EPO dopingi konusunda yöntemlerini değiştirip değiştirmediklerini saptamak amacıyla, antrenman dönemi sırasında yüksek EPO kullanıp yarış dönemi sırasında bunları tazelediklerinden şüphelendiği için bu deneyin yapılmasını istemiş. Burada önemli noktayı tekrarlayalım: 2000 yılına kadar EPO’yu bulabilen bir test yoktu.

Bu noktada karşımıza çok korkunç bir komplo teorisi taslağı çıkıyor diyebiliriz. Çünkü IOC ve WADA ile anlaşmalı laboratuarlar bu kurumların bilgisi haricinde deney yapmıyorlar. Ayrıca bu deneyi sipariş eden WADA, sonuçları WADA’ya yollanmış, şişelerin üzerindeki numaraların hangi bisikletçileri gösterdiğini WADA biliyor. Bu durumda akla gelen ve tüyler ürpertici soru şu: WADA, UCI ve IOC olası bir doping skandalını gizlemeye mi çalıştılar? 1998 yılında Fransa Turu’nu sarsan, bisikletçilerin tutuklandığı, sorgulandığı ünlü doping skandalından sonra Armstrong’un doping yaptığının çıkmasının bisiklet sporuna son darbeyi vuracağından korkarak olayı saklamaya mı çalıştılar? 2004 yılında sonuçları ellerine ulaştıysa bu deneyin ve Armstrong dopingli çıktıysa WADA neden 2004 yılında bir açıklama yapmadı? Neden 2005 yılında Armstrong bisikleti bıraktıktan sonra L’Equipe gazetesinin olayın sözcülüğünü üstlenmesi beklendi?

Bu tezi destekleyen bir başka argüman da Armstrong’un hâlâ dava açmamış olması. Oysa bugüne kadar Armstrong kendisini doping yapmakla suçlayan her basın organına, her kuruma vakit geçirmeden dava açtı.

Ve yine bu teze destek veren bir başka unsur da olayın üzerinden bu kadar zaman geçmesine karşın ne UCI’nin, ne WADA’nın harekete geçmemesi. Özellikle WADA’dan gelen açıklamalar komik ve komik oldukları kadar düşündürücü: WADA’nın başkanı Richard Pound olayı inceleyeceklerini, ancak WADA’nın Kasım 1999’da kurulduğunu, idrar örneklerinin ise 1999 yazından, yani daha WADA’nın olmadığı bir dönemden kaldığını, bu durumda WADA’nın sorumlu olamayacağını belirtiyor, ki doping gibi son derece hassas olunması gereken bir konuda WADA gibi bir kurumun bu tarz bir bahaneyle karşılık vermesi çok şaşırtıcı.

Gelelim bu gelişmelerin gerçekten doğru olması durumunda Armstrong’a ne gibi yaptırımlar uygulanabileceğine. Deneyler bilimselbir çalışma kapsamında yapıldığı, yani deneyin sadece yeni EPO test yöntemini denemek amacı taşıdığı düşünülürse Armstrong için bir tehlike yok. Ayrıca doping kontrolleri konusunda belirli kurallar var, A ve B örnekleri, sporcunun olay yerinde bulunması, hukukî danışmana sahip olması gibi şartlar mevcut. Bu olayda ise bu kuralların hiçbirine sadık kalınmamış, yani Armstrong’a doping yaptı diye bir yaptırım uygulanması imkânsız. Bunun ötesinde bundan sonra da sıradan doping prosedürünün tamamlayıcı şekilde uygulanamayacak olması, yani EPO’lu çıkan bu A örneğinin arkasından Armstrong’un 1999’dan kalma B örneğinin denenmemiş olması Armstrong’un hukukî olarak cezalandırılmasını engelliyor. Yani Armstrong’un ödülünün elinden alınması vs. gibi bir durum söz konusu olamaz. Buna doping suçlarının Fransa’da 3 yıllık bir süre geçtikten sonra düşmeleri de eklenince Armstrong’un en azından hukukî açıdan korkacağı birşey yok.

Doping cezaları konusunda Alman orta mesafe (daha sonra uzun mesafe) rekortmeni Dieter Baumann’in Nandrolon davasında savunmuş olan Michael Lehner Armstrong’un laboratuara dava açmasının bir yere ulaşmayacağından dem vuruyor ve „Armstrong susup oturmalı ve bu olay kariyerini sonlandırdıktan sonra ortaya çıktığı için şükretmeli“ diyor.

Öte yandan olaya hukukî açıdan yaklaşırsak başka davalar mümkün. Lehner’e göre örneğin 1999 yılında ikinci olan Alex Zülle hakkının yendiği gerekçesi ile dava açabilir ve başarılı da olabilir. Üstelik medenî hukuk kapsamına giren bu tarz bir davada A ve B örnekleri de söz konusu olmaz, sadece laboratuar yöneticisinin tanıklığı ve deneyin sonucu doğrultusunda Armstrong suçlu duruma düşüp davayı kaybedebilir. Armstrong’un kaybetmesi durumunda kazandığı ödüller ve reklam paraları toplanırsa çok pahalıya da patlayabilir böyle bir dava. Öte yandan Zülle’nin Armstrong’a dava açması biraz komik olur, Ekim 1998’de Zülle EPO kullandığını kendi itiraf edip 8 ay yarışlardan men edilmişti.

Armstrong kontrolde
Armstrong kontrolde
Büyük boyut için tıkla!

Armstrong’un internet sayfasından sonraki ilk tepkisi bir basın toplantısı düzenlemek oldu. Toplantıda Armstrong L’Equipe’i de, laboratuarları da dava açmakla tehdit etti, yedi yıl boyunca A ve B örneklerinin test edildiğini, hepsinin negatif çıktığını, 1999’da kesinlikle EPO kullanmadığını tekrar tekrar vurguladı.

Kezâ Châtenay-Malabry laboratuarlarını da Armstrong deneyin sonuçlarının gizliliğini korumamakla ve bu nedenle WADA’nın kurallarına uymamakla suçladı. Ayrıca L’Equipe’in bu olayı uzun süredir planladığını, daha çok gazete satmak amacıyla ve kendisini çekememeleri nedeniyle ortaya attığını düşündüğünü de belirtti.

Armstrong’un laboratuara dava açma konusundaki tehdidi konusunda laboratuarın yöneticisi de Ceaurriz çok rahat: „Tamamen belirgin gerçeklerden oluşan apaçık bir durum söz konusu. Biz deneyin sonuçlarını yetkililere verdik, basına değil. Laboratuar deney örneklerinin gizliliği esasını zedelemedi, hiçbir zaman isim kullanmadık“ diyor.

Bu yukarıdaki komplo teorisini besleyen bir yorum. Yani buraya kadar olay şu şekilde gelişmiş demek: Laboratuar kimin idrar örneği olduğunu bilmeden deneyi yapıyor 2004 yılında. Bu deneyin sonuçlarını WADA’ya veriyor. L’Equipe de 2005 Ağustos ayında bu deneyin sonuçları doğrultusunda Armstrong’un dopingli olduğu bombasını patlatıyor. Bu durumda insanın aklına gelen soru yine bu komplo teorisi doğrultusunda WADA’nın elinde Armstrong’un dopingli olduğu sonuçları bekleyip Armstrong bisikleti bırakınca bu sonuçları L’Equipe’e mi verdiği? Châtenay-Malabry labotauarlarının yöneticisi de Ceaurriz bu noktada L'Equipe'in bilgiyi aldığı kurumun WADA degil UCI olduğundan şüphelendiğini ifade ediyor.

27 Ağustos’ta Alman devlet televizyonu ZDF L’Equipe gazetesi genel yayın yönetmeni Claude Droussent ile bir mülakat yaptı ve mülakatta asıl önemli soruyu, gazetenin bilgi kaynağını sordu. Droussent haliyle beklenen cevabı verdi, kaynaklarını açıklayamayacaklarını söyledi. Bir diğer soru dopingli olduğu belirlenen 12 örneğin 6’sının Armstrong’a ait olduğunu bulan gazetenin diğer 6 örneğin isimlerini neden açıklamadığıydı. Droussent bu konuda da araştırmalarının aylar sürdüğünü, şu ana kadar sadece Armstrong’un numarasını açığa çıkarabildiklerini belirtti.

Ortaya çıkan görüntü yine aynı: Şişelerde numaralar var, bu numaraların temsil ettiği bisikletçilerin kim olduğunu laboratuar bilmiyor. Bunu bilen sadece UCI ve WADA. Bu durumda L’Equipe bilgiyi ya doğrudan WADA’dan aldı, ya da önce laboratuardan deney sonuçlarını sadece numaralar ile aldı, akabinde WADA’dan bu numaraların tekabül ettiği bisikletçileri öğrendi. Yani ya tek kaynak var olayda, WADA, ya da önce laboratuar, sonra WADA olmak üzere iki kaynak.

Yine L’Equipe’in genel yayın yönetmeni Droussent 1998 ve 1999’dan kalan ve yeni testlerle dopingli olduğu belirlenmiş idrar örneklerinin sahiplerini de yakında açıklayacaklarını söyledi Alman televizyonuna. Yani önümüzdeki günlerde bu konuda yeni haberler çıkacak demek bu.

Droussent’a sorulan bir soru da deneyin 2004 yılında yapılmış olmasına rağmen neden şimdi açıklandığı idi. Droussent bu konuya da yuvarlak cevap verdi, araştırmaların aylar sürdüğünü, ancak şimdi sonuca ulaşabildiklerini belirtti.

Armstrong geçtiğimiz hafta ayrıca CNN’de Larry King Show’a çıktı. Programda Châtenay-Malabry’deki testler hakkında şüphelerini dile getirdi, deney kurallarının çiğnendiğini düşündüğünü belirtti. Armstrong için L’Equipe’in ithamları Amerika ile Fransa arasındaki soğuk ilişkinin bir başka boyutu: „Fransızların yıllardır iyi bir bisikletçileri yok. Şimdi bir Amerikalının Fransa Turu’na hakim olmasını hazmedemiyorlar, kıskançlıklarını dışa vuruyorlar. Bütün hikâyem Fransızlar için başından beri gerçek olamayacak kadar iyiydi.“

Larry King Show
Larry King Show'da
Büyük boyut için tıkla!

Armstrong programda tekrar hukukî yollara başvuracağını da belirtti, ama bu konuda daha fazla ve kesin açıklama yapmaktan kaçındı.

Elbette bunların hepsi spekülasyon. L’Equipe kaynağını açıklamadığı sürece ve bu konudaki resmî yetkili olan WADA bir bildiride bulunmadığı sürece konu hakkında kesin bir yorumda bulunmak zor. Beklenen ve olması gereken bu aşamada WADA’nın veya UCI’nin idrar örneklerinin numaraları ile bu numaraların temsil ettiği bisikletçileri açıklaması, ifşâ etmesi olacak. Ancak o zaman resmî olarak konu açıklığa kavuşmuş olacak. Bu aşamada WADA konuyu inceleyeceğini söylemenin ötesine gitmiyor. Ancak L’Equipe’in açıklamasının yanlış olduğunu da vurgulamaması dikkat çekici.

Öyle ya da böyle Armstrong’u hukukî olarak etkileyecek bir durum yok. Yine de olayların gelişimi gerçekten “acaba?” sorusunu sorduruyor insana. Bisiklet sporunun gırtlağına kadar doping içinde mi yüzdüğü şüphesi bisikletseverleri üzüyor. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz, bu konuda eminiz daha çok açıklamalar yapılacak, daha çok haber yayınlayacağız MTBTR’de.

Doping’in yeni adı: EPO3

Deney faresi bisikletçiler

 

 
Yayın Sponsoru
  Yarış Dünyasından

Torku'nun Eski Antrenörü Lionel Marie ile Röportaj
Geçtiğimiz Aralık ortasında Torku Şekerspor'un eski antrenörü Lionel Marie ile IAM'a geçmesinden sonra bir röportaj yaptık. ... Devamı » » » 

Lionel Marie - Biraz Daha Zaman...
Aşağıdaki satırları bu yazı dizisine başlamadan önce bir girizgah olarak yazmayı düşündüm, sonra yazılanların önüne geçmesi, ko ...
Devamı » » » 

Mehmet Şafakçı - Ağlasak da, Gülsek de Beraber
Hayatımın ilk yıllarını Ankara'da geçirirken, 80'lerin başında 4 yaşında Anıttepe 100. Yıl Yüzme Havuzu'na başladım, Ring kulüb ...
Devamı » » » 

May.15 Ahmet Örken - Çumra'dan Cavendis...
May.15 TUR2015 - Start Alanı Nasıl Kuru...
May.15 TUR2015 - Yarışta Bir Gün Nasıl ...
May.15 TUR2015 - Kürsü Formaları Nasıl ...
Nis.15 TUR2015 - Etap Biterken Foto Fin...
Mar.15 2015'te Milli Takım - Aziz Sırna...
Auğ.14 Semra Yetiş ve Erkan Sakallıoğlu...
Şub.14 Mustafa Önder Atik ile Samsun'da...
Ksm.13 Yol Bisikletinde Köklü Değişikli...
Ksm.13 Saat Rekoru Kırılacak mı?
Eyl.13 UCI Başkanlık Seçimleri
Eyl.13 Vuelta Üçüncü Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İkinci Hafta Top 5
Eyl.13 Vuelta İlk Hafta Top 5
Auğ.13 Dünya Masterlar Şampiyonası Fina...
Tem.13 100. Fransa Turu, Üçüncü Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İkinci Hafta, ...
Tem.13 100. Fransa Turu, İlk Hafta, Top...
May.13 TUR2013: Doping (?), Yarışın Gel...
Nis.13 Türkiye Bisiklet Turu: Takımlard...
Şub.13 Torku Şeker Spor'un Yabancı Peda...
Şub.13 UCI 2013 Yol Bisikleti Takımları
Yarış Dünyasından Arşivi

 

İlgili Linkler:  

yayin   Doping Hakkında Her Şey  

  Bu yayın 4120 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015