Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
25 . Kasım . 2017  
Dakar Rallisi ve Citroen
Son Macerâlar

Dakar Rallisi ve Citroen

Yazar: Cüneyt Kazokoğlu
31.12.2005

Yanılmıyorsam 90’lı yıllarda Mitsubishi’nin arazi aracı Pajero’nun kataloglarından birinde yer alıyordu reklam: Uçsuz bucaksız, ufka kadar uzanan bir kum çölü, çölde uzakta bir yerlerde bir arazi aracı, arkasında bir toz bulutu, son sürat ilerliyor. Sadece bu resim, bir de metin:

“My father wanted me to become a lawyer.
My mother wanted me to take piano lessons.
My teacher wanted me to do homework…
…So, here I am…

Sanırım hayatımda gördüğüm en etkileyici reklamlardan biriydi. Gri rengi ile özdeşleştirebileceğimiz, tekdüze, duvarlar arasında, insana yaşadığını hissettiren herşeyi unutturan bir hayattan yaka silkip kurtuluşu Afrika çöllerinde arayarak kaçmayı daha iyi bir şekilde tasvir etmek mümkün değil herhalde.

Büyük boyut için tıkla!

Dünyanın en yüksek zirvesi Everest’e şehrin duvarları arasındaki hayatlarından bunalanlar 25-60.000 dolar (10.000 dolar kapora) karşılığında tırmanabiliyorlar bugün, hattâ tırmanış yolunda sezon içinde trafik sıkışıklığına bile rastlanıyor. İnanılır gibi değil ama gerçek: 22 Mayıs 2003’te zirvede birbirinden ayrı gruplarla gelmiş 118 kişi vardı, birkaç düzine dağcı da zirveye ulaşmadan önceki boğazdan zirvede ayakta duracak yer kalmadığı için geri dönmek zorunda kaldı. İlk fezâ turisti Dennis Tito geçtiğimiz yıl 20 milyon dolar karşılığında uzaya çıktı, arkası gelir.

Yeryüzünün en kuytu köşelerinde bile insanoğlunun ayak izinin rastlandığı günümüzde kaç gerçek macera kaldı? Paranın satın alamayacağı kaç serüven var? Tabiat ana senede bir-iki doğal âfet ile âdemoğlunun suratına şamarı indirip „otur oturduğun yerde“ demese haddini bilmezliğimiz had safhada.

Parayı bastıranın gidemeyeceği yer kalmamış da olsa günümüzde birkaç tane „son macerⓠvar. Denizlerde bir Volvo Ocean Race (ki hâlâ devam ediyor, lâkin Türk matbuatı durumdan her zaman olduğu gibi bîhaber) zikredilebilir. Karada ise belki türünün son örneklerinden biri 31 Aralık’ta başladı: Paris-Dakar. 1978 yılında ilk defa yapılan, motor sporları ortalamasının oldukça üstünde ölüm vak’alarıyla gündeme gelen ve gerek makine gerekse insanın sınırlarının belki de en fazla zorlandığı uzun mesâfeli sefer diyebileceğimiz organizasyonun bu yıl 28.’si yapılıyor.

Büyük boyut için tıkla!

Yazımızda kuru bir Dakar rallisi rotası ve katılan araçların teknik özelliklerini listelendiği metinden ziyâde pek de bilinmeyen tarihî yönünü eşelemek istedik. Ralli hakkında bildik konular pek o kadar da ilginç değil, çünkü ilgilenenler aslında organizasyonun kendi sayfasından bu bilgilere ulaşabilirler.

Sömürgeciliğin inim inim inlettiği Afrika’nın keşfi 20.yy ile birlikte hız kazanıyor. Bir taraftan Hıristiyanlık dinini yaymak isteyen misyonerler, diğer taraftan koloni peşinde koşan Fransa, Almanya gibi ülkeler bilhassa Kuzey Afrika’nın altını üstüne getiriyorlar. Bu gelişmeler belki de bugünkü Dakar rallisi gibi etkinliklerin temelini atıyor. Dakar rallisi ile karşılaştırabileceğimiz motorize bir şekilde Afrika’yı geçiş ise ilk defa 1923 yılında, gene sömürgeciliğin hizmetinde gerçekleşiyor.

Birinci Cihan Harbi’nden sonra haliyle Afrika’da sömürgeciliğini yaymak isteyen Fransa gibi ülkelerin ihtiyaçları olan en önemli altyapı unsuru yollar. Dolayısıyla Afrika’nın çetin tabiat koşullarında karayolu ile ilerlemeye çalışıyor sömürgeci devletler. 1920 yılında Fransızlar Sahra’da kuma saplanıyorlar. Aynı yıl Citroen markası önü tekerlekli, arkası paletli araçlarını („Autochenille”) üretiyor. Fransa’nın millî çıkarları da söz konusu olduğu için zâten 1914 yılında asker olarak cepheye gitmiş (gerçi sadece birkaç haftalığına) ve ağabeyi Bernard’ı kaybetmiş olan markanın kurucusunun oğlu André Citroen’i Afrika’da bir sefere iknâ etmek zor olmuyor.

Yarı paletli
Yarı paletli
Büyük boyut için tıkla!

1921 yılında hazırlıklar önce askerî tâlim sahalarındaki deneme sürüşleri ile başlıyor, yarı paletli araçlar gayet başarılı sonuçlar veriyorlar. Gerçi Fransa bu aşamada her türlü sorumluluğu reddedip Citroen’i (aynı bugün de olduğu gibi) eşkıyâya ve düşük güvenlik seviyesine karşı uyarıyor. Citroen çölleri iyi tanıyan, 1. Cihan Harbi’nin başlarında Alman bölükleri üzerinde keşif uçuşları yapan, sonrasında Tunus’un güneyinde Sahra’da görev alacak tank bölüklerine komutanlık eden Louis Audouin-Dubreuil ile anlaşıyor. Audouin-Dubreuil 1921-22 yıllarının kış aylarında yarı paletli araçları binlerce kilometre deneme sürüşüne tâbi tutuyor. Bu denemelerde araçların çöle karşı mukâvim olmaları için kumdan koruyucu ekler, su taşımak için parçalar gerektiği anlaşılıyor.

Sahra
Sahra'da
Büyük boyut için tıkla!

„Mission Transsaharienne“, „Sahra Geçişi“ 17 Aralık 1922’de 10 kişilik bir ekip ve beş tane B2 yarı paletli araç ile Cezayir’in 600km güneydoğusundan başlıyor. Ekibin yönetimi Citroen firmasının yönetim kurulunu temsil eden Georges-Marie Haardt’ta. Görüntüde ordu ile bir ilintisi olmayan, ancak katılımcıların arasında askerlerin de bulunduğu sefer yaklaşık 3.200km sonra Timbuktu’ya ulaşıyor.

Sahrâ
Sahrâ'da
Büyük boyut için tıkla!

Sahra Geçişi çöl için üretilmiş kara taşıtlarının kullanıldığı, çetin çöl şartlarını motorlu taşıtlar ile aşabilmek için mühendislerin kafa patlattığı ilk sefer ve haliyle büyük yankılar uyandırıyor. Hemen gene hamâsî duygular eşliğinde bütün kıtayı boydan boya aşacak bir sefere girişiliyor. Citroen’den beklenen bu sefer Afrika kıtasını boydan boya yarı paletli araçları ile geçmesi. Arkasında elbette yine sömürgeciliğin getirdiği planlar var: Fransa’dan uzaklarda kalan sömürgelere, hepsinden önemlisi diğer sömürgelerden bayağı uzakta kalan Madagaskar’a karayolu ile ulaşabilmek.

Citroen de birinci seferden büyük zevk almış olmalı ki hemen kabul ediyor, bir yıl içinde Fransa ordusunun da yardımı ile Akdeniz’den Hint Okyanusu’na uzanacak, 20.000km’lik bir sefer rotası çiziyor. Seferin ismi “La Croisière Noir”, yani “Kara Sefer”. 28 Ekim 1924’te 8 tane yarı paletli araç ile 16 kişilik bir ekip Cezâyir’den yola çıkıyor, ekibin yönetimi gene Haardt ve Audouin-Dubreuil’de.

Kara Sefer güzergâhı
Kara Sefer güzergâhı
Büyük boyut için tıkla!

Nisan 1925 sonunda Victoria Gölü’ne (ya da sömürgeciler kendi kendilerine gelin güvey olup isim vermeden önceki adıyla Ukerewe Gölü) ulaşıyorlar. Buradan itibaren ekip 4 takıma bölünüyor, her takım ayrı bir rota izleyip aynı hedefe ulaşmaya çalışacak.

Birinci grup Audouin-Dubreuil yönetiminde iki araç ile Nairobi üzerinden Klimanjaro Dağı’nın eteklerinden giderek 16 Mayıs 1925’te Mombasa’ya ulaşıyor. Diğer üç grup Victoria Gölü’nü gemi ile geçip karşı kıyıda (burada belirtmek gerek, Victoria gölü neredeyse 70.000km2 yüzölçümüne sahip, karşılaştırmak gerekirse Van Gölü 3.700km2) ayrılıyorlar.

Kara Sefer
Kara Sefer
Büyük boyut için tıkla!

İkinci grup Bettembourg yönetiminde iki araç ile Masai steplerini aşıyor, Tanzanya’daki Dar-üs Selâm’da Audouin-Dubreuil grubu ile buluşup gemi ile Madagaskar’a geçiyor.

Üçüncü ve Haardt yönetimindeki grup Victoria Gölü’nün güneyinde araçlardan birinin alev alması ve neredeyse tamamen yanmasını, Nyassa ve Sirwa göllerinin bataklıklarına saplanmayı içeren nispeten zorlu bir seferden sonra 14 Haziran 1925’te Mozambik’e ulaşıyor ve gemi ile Madagaskar’ageçiyor.

Kıtayı boylu boyunca araba ile geçme şerefi ise dördüncü ekibe nâil oluyor. Brull yönetimindeki ekip Tanganyika Gölü’nü geçip güney istikâmetinde ilerleyerek Ümit Burnu’na ulaşıyor. Böylece 1 Ağustos 1925’te, yola çıktıktan tam 10 ay sonra Afrika kıtası motorlu taşıtlar ile ilk defa boydan boya geçilmiş oluyor.

Kara Sefer
Kara Sefer
Büyük boyut için tıkla!

Citroen bu seferden sonra hızını alamayıp bir de Asya kıtasına aynı şekilde yarı paletli araçlar ile sefer planlıyor, La Croisière Jaune, „Sarı Sefer“. Kendi katılmasa da ekip gene aynı, Haardt ve Audouin-Dubreuil sefer yöneticileri 4 Nisan 1931’de Beyrut’tan yola çıkıp 12 Şubat 1932’de Pekin’e ulaşıyorlar. Haardt yolda ölüyor, Citroen ekibi Hint Çini’nin Fransa’nın elinden çıkma tehlikesi karşısında geri çağırıyor, ayrıca üstüne üstlük bu sefer Citroen’e çok pahalıya patlıyor, seferin mâliyetini cebinden karşıladığı için firması iflas ediyor bu dönemde.

Burada çok kısa anlattığımız bu sefer için aslında bugünkü Dakar rallisinin babası diyebiliriz. Motorlu taşıtlarla Afrika’nın çöllerinde, kayalık arazilerinde, kuşf uçmaz kervan geçmez yollarında Citroen’den bunca yıl sonra gene aynı mücâdele sürmekte.

Dakar rallisi Fransız motor sporcusu Thierry Sabine’in 1977 yılında bir ralli esnasında Libya çöllerinde kaybolmaktan büyük zevk alması üzerine ilk defa düzenlendi. Hayata bakış açısı, sık sık tekrar edilen düsturunda olduğu gibi „If life gets boring, risk it!“ (Hayat sıkıcı olmaya başlarsa riske at) olan Sabine 1986 yılındaki Dakar rallisi sırasında helikopterinin düşmesi sonucu öldü. İlk başlarda adından da anlaşılacağı gibi Paris’ten başlayıp Senegal’de, Dakar’da son bulan ralli zaman içinde değişik nedenlerden ötürü (örneğin güvenlik) çıkış noktaları ve rota sık sık değişti, Gırnata’dan başladığı oldu, bu yıl Portekiz’den, Lizbon’dan başlıyor. Herhalde en büyük sapma 2003 yılında oldu, yarış Marsilya’dan başlayıp Mısır’da, Şarm-el Şeyh’de sonuçlandı. Bu yılın güzergâhı Portekiz (Lizbon), İspanya, Fas, Moritanya, Mali, Gine ve Senegal’ı içeriyor, yarış 15 etap / 16 gün sürüyor ve toplan 9047km kastediliyor.

Dakar rallisi güzergâhı
Dakar rallisi güzergâhı
Büyük boyut için tıkla!

Ralli profesyonel motor sporcuları kadar amatör sporculara da açık ki, zaten katılımcıların büyük çoğunluğunu amatörler oluşturuyorlar. Hep ralli diye geçmesine karşın Dakar rallisinin sıradan bir ralli olmadığı açık. Gerek araçlar normal ralli araçlarına göre uzun süreli mukâvemet kullanımına yönelik tasarlanmışlar ve bir ralli aracı ile arazi aracının karışımını andırıyorlar. Başlangıç ve bitiriş etapları haricindeki bütün etaplar arazide, çölde, kayalar üzerinde geçiyor.

İşin son derece ilginç yanlarından biri ve bisiklet ile olan tesâdüfî bağlantı yarışı düzenleyen firmanın, Amaury Sport Organisation’un aynı zamanda Fransa Bisiklet Turu’nu da düzenleyen firma olması.

Dakar rallisini bugüne kadar bitirebilen tek Türk var, o da Kemal Merkit. 2002 yılındaki ralliyi bitiren Merkit dışında Dakar rallisine katılan ünlü rallicilerimizden Renç Koçibey 1988 ve 1991 yılında kamyon kategorisinde BMC kamyon ile yarıştı. Gene 1991 yılında Ali Deveci ve Galip Gürel ikilisi de Dakar’daydı.

Dakar rallisi 3 araç kategorisi içeriyor, motosiklet, araba ve kamyon. Haliyle bu kadar geniş bir organizasyonda her konu en ince ayrıntısına kadar belirlenmiş.

Motosiklet kategorisi kendi içinde üç sınıfa ayrılıyor, seri üretim motosikletler, üzerinde oynanmış seri üretim motosikletler, dört tekerli motosikletler. Her sınıf kendi içinde motor hacimleri doğrultusunda ayrıca sınıflara ayrılıyor. Sürücüler ise en az 18 yaşında ve uluslararası geçerliliği olan bir lisansa sahip olmak durumundalar. Markalar arasında KTM hâlâ zirvedeki yerini koruyor, arkasından Yamaha zikredilebilir.

Büyük boyut için tıkla!

Haliyle bu ralliye katılan arabaların trafikteki arabalar ile bir alâkası yok. Araba kategorisine basık „buggy“ tabir edilen araçlardan kamyonetlere kadar her türlü araç dahil. Arabalar kendi içlerinde iki veya dört tekerden çekişli olmaları, benzin ya da dizel motoruna sahip olmaları esasına dayanarak tekrar sınıflara ayrılıyorlar. Bildiğimiz rallilerde olduğu gibi araba başına sürücü ve yardımcı (pilot / co-pilot) olmak üzere iki kişilik bir ekip düşüyor. Bugün en popüler markalar Volkswagen, Mitsubishi ve Nissan.

Büyük boyut için tıkla!

Bildik arazi aracı üreticileri olan Land Rover, Range Rover, Toyota, Mercedes gibi markaların yanında zaman içinde Dakar rallisi Rolls Royce’tan Porsche’ye kadar her türlü egzotik markaya da ev sahipliği yapmış. Kamyonlar arasında en tutulan markalar Tatra, Kamaz, Hino, MAN, DAF ve Mercedes.

Büyük boyut için tıkla!

Ralliye katılış sayısı da sınırlı. 185 araba, 75 kamyon ve 250 motosiklet katılabiliyor. Bugüne kadarki en başarılı Dakar rallisi katılımcısı Fransız Stephane Peterhansel. 1990’larda motosiklet ile Dakar rallisini tam 6 defa kazanıp 2004’te bir de Mitsubishi ile birinci olan Peterhansel dışında ralliyi hem motosiklet, hem de araba kategorisinde kazanan bir tek Hubert Auriol var. En başarılı araba sürücüsü ise 1987-2001 yılları arasında dört defa kazanan rallici ve bugün Avrupa Parlamentosu’nda vekil olan –ve hâlâ yarışan- Finlandiyalı Ari Vatanen.

Dakar rallisinin ünü biraz da ister istemez ölen katılımcılardan kaynaklanıyor. Dakar rallisine katılanlar arasında bugüne kadar toplam 45 kişi ölmüş.1986’da Sabine’in kendisinin ölümünden sonra 1988 yılında bir DAF kamyon kaza yapıyor, sürücü ölüyor. Kayıplar açısından herhalde en kötü yıllardan biri de geçtiğimiz yıl. İspanyol motosiklet sürücüsü José Manuel Pérez 7. etaptaki kazası sonrasında hastanede ölüyor, ondan iki gün sonra 11. etapta ralliyi iki defa kazanmış olan İtalyan Fabrizio Meoni de hayatını yitiriyor. İşin biraz ağızda ekşi bir tad bırakan yönü ise ralli güzergâhının geçtiği yerlerin ahâlilerinin verdiği kayıplar konusunda hiçbir veri olmaması. İlk defa 2005 yılında 5 yaşındaki bir Senegalli kız çocuğu bir kamyonun altında kalarak ölünce bu konu biraz medyaya yansıdı, dedikodulara göre yöre ahâlisinden ölenlerin sayısı da hiç az değil. Fakat bu konuda bir resmî açıklama yapılmıyor.

Öyle ya da böyle Dakar rallisi girişte de dediğimiz gibi dünya üzerinde kalan son büyük maceralardan biri. Hiçbir yerde ne insan, ne makine bu kadar zorlanmıyor, sınırlara bu kadar yaklaşılmıyor. Citroen’in aşılamaz gibi gözüken Afrika kıtasını aşmasından beri süregelen o ruh, insanoğlunun tabiata kafa tutmasının hikâyesi sürüyor.

Ralli hakkında daha geniş bilgi için organizasyon sayfasına bakılabilir. Aynı sayfada “Sporting & Pre-Race” bağlantısı altında her araç sınıfı için geçerli yönetmelik de bulunuyor. Ayrıca bu yıl ilk defa olmak üzere Dakar rallisi internet üzerinden gene bu sayfadan canlı olarak takip edilebiliyor.

Citroen’in seferleri ve Andre Citroen hakkında da Citroen firmasının internet sayfasının tarih bölümü en kolay ulaşılabilecek kaynak.

 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 7893 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015