|
hem bisiklet sporu için yeni bir umut olacak.  | | Alberto Contador Velasco | Büyük boyut için tıkla! |
Puanlı Mayo Mauricio Soler Hernandez’in oldu.. Ne yalan söyleyeyim adını daha önceden duymamıştım. Benim için de tam bir sürpriz oldu. Briançon etabını son derece zekice ve cesaretle koştu ve kazandı. Ardından Pireneler’de de müthiş bir dayanıklılık gösterdi. Birkaç kere geri kalmasına karşın temposunu artırarak gelip kayıplarını en aza indirmeyi bildi. Kolombiyalı bu genç yokuşçu Tour’a “wild card” la katılan Barloworld’e müthiş prestij sağladı. Önümüzdeki yıllarda da adından bahsetmeyi diliyorum.  | | Soler Briançon'da kazanırken | Büyük boyut için tıkla! |
Yeşil Mayo Tom Boonen’in oldu. Daha ilk etapta düşen ve ilk hafta sonunda Tour’u bırakan Robbie McEwen’in yokluğunda 3. Etap’ta ele geçirdiği Yeşil Mayo’yu bir etap hariç Paris’e kadar çıkarmadı; arada iki de etap kazandı. Boonen bu başarısıyla geçen seneye oranla biraz sönük geçirdiği 2007 sezonunu parlak bir dereceyle taçlandırmayı bildi. Diğer sprinterler içinde iki etap kazanan Daniele Bennati ve Canterbury Etabı’nı düşüp kalkıp kazanarak muhteşem bir geri dönüş gerçekleştiren McEwen öne çıktılar.  | | Boonen ilk Yeşil Mayo'sunu kazandı | Büyük boyut için tıkla! |
Kaybedenlere gelirsek…. Vinokourov için diyeceklerim belli. Takdir ettiğim ama pek sevmediğim bir yarışçıydı (geçmiş zaman kipi kullanmak oldukça uygun bence, bir daha ciddi bir yarışta gözükeceğini sanmıyorum). Yarış öncesi yazımda onun lider özelliklerini sorgulamış ayrıca takımının da yarışı sürükleyebileceğine dair kuşkularımı dillendirmiştim. Beni yanıltmadılar demek zorundayım. Elbette şanssız bir kazayla işi çok zora girmiş de olsa Vino’nun hem de TT öncesi doping yapmış olması affedilmez bir karar. Keşke kaza sonrası yarışı bıraksaydı da ona olan saygımız sürseydi. Sadece kendini değil Klöden ve Kashechkin’in sürmekte olan GK umutlarını da bitirdi.
Rasmussen’in durumu biraz daha karışık. Sonuçta ortada doping yok. Hatta Sarı Mayo’yla geçirdiği günlerde yapılan doping kontrollerinden hala bir ses çıkmadığına göre Tavuk temizdi. Ama antrenman programını UCI’e bildirmemesi onun gibi tecrübeli bir sporcunun yap(a)mayacağı kadar basit ve fahiş bir hata. O nedenle burada bir kasıt olduğunu düşünmek zorundayım. Takımı tarafından yarış dışı bırakıldıktan sonra Rasmussen’in “şimdiye kadar açığa çıkmamış bir doping metodu” uyguladığını varsaymam gerek. Yoksa Haksızlık!!! diye bağırmak zorundayım ve bunu istemiyorum. Cofidis Takımı ve Iban Mayo da büyük kaybedenler arasında. Hele Iban Mayo... Yıllarca büyük umutlar beslenen, bu sene Saunier Duval'e geçip İtalya Turu'nda bir de etap kazanan İspanyol'da EPO çıktı. Artık ne desem bilemiyorum. Fransa Turu 2003'te kazandığı L'Alpe d'Huez kadar başına taş düşsün!
Son kaybeden de ne yazık ki T-Mobile Takımı oldu. Uzun yıllardır profesyonel yol bisikletinin en iyi takımlarından biri olan bu Alman ekibinin geleceği oldukça karanlık. Geçen yıl tüm yönetici kadrosunu değiştirip yeni bir sayfa açan ekip ne yazık ki Tour yaklaşırken eski sporcularından gelen doping itiraflarıyla sarsılmış ama yoluna devam etmişti. Ancak Fransa Turu kadrosundaki Patrik Sinkewitz’in Tour öncesi yapılan incelemede dopingli çıktığının açıklanması takımı müthiş zor duruma düşürdü. Umarız Alman telekom şirketi sponsorluktan çekilmez ve koyu pembe mayoları izlemeye devam ederiz.
Bir kazanan daha var aslında. MTBTR.com sayesinde çok sevdiğim yol bisikleti sporu ve Fransa Turu hakkında ahkam kesme şansına kavuştum. Üstüne kısmetli bir rastlantıyla Eurosport’ta Tour'u yorumlama ayrıcalığını da elde ettim. Son olarak da Tour de France'ın Paris etabını kendi gözlerimle görebildim. Tüm bunlara bakarak kendimi Fransa Turu’nun en büyük galibi ilan ediyorum.
Gelecek yazılarda görüşmek üzere...
|