Google + MTBTR
Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Eylül . 2017  
96. Fransa Bisiklet Turu Değerlendirmesi

96. Fransa Bisiklet Turu Değerlendirmesi

Oldu Da Bitti Maşallah!

Sarper Günsal   mtbtr.com © 29.7.2009
96. Fransa Turu’nu değerlendirmek yerine, geçen üç haftadan aklımızda kalanları kağıda dökmek sanki daha anlamlı olacak. Çünkü Tour 2009 fazla bir sürprize sahne olmadı. Yarış öncesi en büyük favoriler Contador, Armstrong ve Andy Schleck’ti. Hatta Contador’un “takımıyla sorun çıkmazsa” rahat kazanacağı da çok yazıldı çizildi. Nitekim bu üçlü podyumda yer aldılar. “Silahşör”ün küçük Schleck’e attığı 4’11”lik fark, at yarışlarında “uzak ara” deyimine denk geliyor. Gerçekten de, katıldığı son 4 Büyük Turu kazanan İspanyol sporcu (sırasıyla TdF ‘07, Giro ’08, Vuelta ’08, TdF ‘09) dünyanın en iyi etap yarışçısı olduğunu bir kez daha tüm dünyaya kanıtladı.

Zafer şampanyası Contador
       Zafer şampanyası Contador'un elinde

Saxo Bank’tan Andy Schleck ve abisi Frank bu yarışın en heyecan verici iki sporcusu oldular. ITT ve TTT’de geriye düşen Andy, daha sonraki günlerde sürekli olarak atak yaptı ve birinciliği istediğini gösterdi. Mont Ventoux’da tam 7 kez atak deneyen küçük Schleck güçlü Astana ve çok çok güçlü Contador’u silkelemeyi başaramadı. Andy Schleck eğer bir büyük tur kazanmak istiyorsa zamana karşı performansını –Contador’un yıllar içinde yaptığı gibi- iyileştirmek zorunda. Yoksa şimdilik gözüken şey dağda kazandığından fazlasını düzde kaybettiği. Bu da Contador’la karşı karşıya geçireceği kariyeri boyunca Andy Schleck’in hep bir adım geride kalması demek olacak.

Podyumun üçüncü sırasında Lance Armstrong’u görüyoruz. Tour’u 7 kez kazandıktan sonra emekli olan ve deyim yerindeyse rahat ...ına batınca geri dönen Armstrong gelmiş geçmiş en iyi bisiklet sporcularından biri olduğunu, 3.5 yıllık tatilin ardından 38 yaşında bu dereceyi alarak göstermiş oldu. Tarih, Lance’i Coppi, Anquetil ve Merckx ile aynı yere koymayacaksa, bunun tek nedeni Armstrong’un kariyerini sadece Fransa Turu’na odaklı geçirmiş olması olacak. Bu sene Fransa Turu’nu Amerikalı sporcunun gerisinde bitiren tüm GK yarışçılarının da bu performansa bakarak kendi kendilerine uzun bir hesaplaşma yapmaları ve bu spora olan bağlılık, sevgi ve kararlılıklarını sorgulamaları gerekecek. Armstrong’un gelecek sene için yapması gereken şey TT performansını geliştirmesi olacak. Toplam 55 km’lik iki TT etabında Lance, Contador’a 1’52” kaybetti. Tüm zaferlerini TT başarısıyla kazanan yaşlı şampiyon Giro’dan bu yana zamana karşı disiplininde sürekli sıkıntı çekiyor.

"Zamana karşı" pek durulmuyor sanki
       "Zamana karşı" pek durulmuyor sanki

Bir başka yazıda “gazozuna tavlada yenilse bile deliren” diye tanımladığım Lance Armstrong bu turda gerçekten kendini iyi kontrol etti demek lazım. Başından beri yarışı kazanmak istediğini saklamayan; ama geride kalırsa da Contador’a yardım edeceğini söyleyen Teksaslı sözünde durdu. La Grande Motte etabında kopan grubun ön tarafında kalması Contador’a karşı bir hareket değildi. Grubun yakalanmayacağı belli oluncaya kadar ne Lance, ne de Leipheimer ve Zubeldia hiç çalışmadılar. Bu olaydan sonra Fransız medyası tarafından neredeyse “hain” olarak nitelenmesine; Contador’un “ben susayım, gözlerim konuşsun” protestosuna karşın Armstrong Mont Ventoux bitene kadar bisikletin yazılı olmayan kanunlarına uygun davrandı. Ventoux sonrası Contador’un kutlamasına katılmaması ve Paris’teki soğuk el sıkışma ise Lance standartları için çooook hafif tepkilerdi. Bu iki şampiyonun, gelecek sene ayrı takımlardaki rekabeti, tadından yenmez olacak.

Bilek güreşi daha bitmedi
       Bilek güreşi daha bitmedi

Acaba Contador ne kadar etik davrandı Tour boyunca? Bu mahiyetteki şahsi kanaatim pek müspet değil maalesef. Andora-Arcalis’te Bruyneel’in kırmızı ışığına karşın atak yapışını hadi pas geçelim. Ama Sarı Mayo’yu giymişken, atak yapma görevi rakiplerdeyken yaptığına ne demeli? 17. Etabın son yokuşu Col de la Colombiere’de, Schleck Biraderler ve takım arkadaşı Andreas Klöden’le önde dört kişi kalmışken atağa kalkması mantık, izan ve insafa aykırı bir hareketti. Schleckler Contador’u takip edip Klöden gelemeyince Contador a) Kendini iki zorlu rakibin yanında izole etmiş oldu, ve b) Takım arkadaşına 2’27” kaybettirerek GK’da beşinciliğe düşürdü. Böylece Silahşör takımını ayağından vurmuş oldu. Etaptan sonra “ben Klöden’e sordum, o da git istersen dedi” diye kendini savunan Contador haliyle pek inandırıcı olmadı. Paris’te tacını giyip dünyanın en iyi etap yarışçısı olduğunu belgeledikten bir gün sonra kalkıp Lance Armstrong’a sataşması da ayrıca anlamsız ve kendi çıkarlarına aykırı bir hareket olarak yorumlanmalı. Sağlam kafa sağlam bacaklarda olmuyor her zaman.

Contador
       Contador'un Colombiere'deki atağı gereksizdi

Bu yılın Contador yanında bir başka dilini tutamayan starı müthiş sprinter Mark Cavendish’di. Tehlikeli şekilde önünü kestiği Hushovd’un şikayeti sonucunda 14. Etap’ta sonuncu ilan edilip Yeşil Mayo şansı çok azalınca “böyle kazanacağıma hiç kazanmayayım” gibi bir lafla Hushovd’u suçladı. Ancak Hushovd’un Le Grand Bornand’daki müthiş çabasını gördükten (ve olasılıkla Bob Stapleton’dan da fırça yedikten) sonra toparladı. Cavendish son yıllarda yetişen en iyi sprinter olduğunu gösterirken tam 6 etap kazandı. Yeşil Mayo savaşını Thor Hushovd’a kaybetmesine karşın, Paris’teki son etabı –takım arkadaşının- 10 mt önünde kazanırken son yıllarda bir sprint etabındaki en parlak performansı bize gösterdi Cavendish daha 24 yaşında olmasına karşın, Fransa Turu’na daha iki kez katılıp 10 etap kazanmış durumda. İngiliz sporcunun kariyerinin sonuna kadar toplam kaç etap zaferi elde edeceği merak konusu. Fransa Turu’nda en fazla etap kazanan sporcu toplam 34 zaferiyle büyük Eddy Merckx.

Cavendish ve arkasında Mark Renshaw
       Cavendish ve arkasında Mark Renshaw

Mark Cavendish’in zaferlerinde elbette takımı Columbia-HTC’nin müthiş katkısı oldu. Tüm tur boyunca müthiş bir disiplinle yarışan takım, sprint etaplarında süper bir düzen ve taktikle, yıldız sprinterlerini her defasında zafere taşımayı bildi. Son derece disiplinli bir tren oluşturarak Cavendish’i son 200mt’ye kadar getiren George Hincapie ve Mark Renshaw en büyük övgüyü hak eden iki süper domestik oldular. Hincapie’nin Paris’te son kilometredeki müthiş performansını kırık köprücük kemiğiyle yaptığını öğrendiğimde neden bu adamı çok sevdiğimi sorgulamayı artık bıraktım (16. Etap’ta düşüp kırmış).

Hincapie TdF2005
       Hincapie TdF2005'de Pla d'Adet zaferinde

Sezon başından bu yana tam 62 zafer kazanan Columbia takımı çabalarının karşılığını TdF2009’dan hemen önce cep telefonu şirketi “HTC”nin sponsorluğunu kazanarak da aldı. Columbia’nın bu başarısı, yeni yeni sponsorların bisiklete gelmesini de sağlar gözüküyor. Özellikle Amerikan şirketlerinden Garmin, HTC ve son olarak da RadioShack ekonomik krize rağmen ciddi bütçelerle spora giren/girmeye karar veren yeni şirketler oldular. Seneye İngiliz Sky Team takımı da yarışmaya başlayacak.

Cavendish vasıtasıyla pist yarışçılarının Tour’da bu sene çok başarılı olduklarını da tekrar hatırlamış olalım. Kendi başlarına, ayrı bir dünyada yarışır gibi görünen pistçilerin son numarası olimpiyatlarda 3 madalya kazanan Bradley Wiggins’den geldi. Pist kilosundan 7 kg daha zayıf olarak Fransa Turu’na gelen Garmin-Slipstream yarışçısı yokuş ve TT performansları sonucunda Genel Klasman’ı dördüncü bitirdi. Tour Direktörü Prudhomme ve arkadaşlarının pek de parlak bir parkur çizmediklerini Tour öncesi tanıtım yazımızda belirtmiştik. Oldukça yumuşak tasarlanan parkur sonucunda, katılan sporcuların %86’sı yarışı bitirebildiler. Ayrıca “halen” bir doping vakasına da rastlanmadı. Bu açılardan, parkur çizilirken istenen sonuçların “şimdilik” alındığını söyleyebiliriz. Ama yine de, koca Tour’da sadece üç tane zirve finişinin oluşu hayal kırıcıydı. Hoş Contador’un yokuşlardaki performansını gördükten sonra daha çok yokuş olsaydı farkın daha da açılacağı sonucuna da varılabilir. Yarışın ikinci haftası oldukça tekdüze geçerken, Rineldo Nocentini’nin Arcalis’te giydiği Sarı Mayo’nun 8 gün boyunca el değiştirmemesi yarışın tadını kaçıran bir unsurdu. İtalyan sporcuyla bir alıp veremediğimiz yok elbet ama Garmin-Slipstream 14. Etabın sonlarında tempoyu yükseltmeseydi Hincapie çoktan hak ettiği Sarı Mayo’yu bir günlüğüne de olsa giyebilecekti…

       

Fransa Turu 2009’dan aklımızda kalan bazı ilginç noktalar da şöyle:

• Fransız sporcular uzun zamandır en iyi Tour’u koştular sayılır. 3 etap zaferi kazanan Horozlar (Voeckler, Fedrigo, Feillu) GK’ın ilk ellisi arasında 12 sporcuyla yer aldılar. Cristophhe Le Mevel 10. olarak en iyi sonucu elde etti.

• Euskaltel Euskadi’nin 5 yıllık suskunluktan sonra Fransa Turu’nda bir etap kazanması herkesi sevindirdi. Mikel Astarloza’nın 16. Etap’taki zaferi –başka devletlerdeki ayrılıkçı/üniter hassasiyetlere hiç girmeden- ilk defa çocukken okuduğum bir kitapta adını duyduğum Bask Ülkesi’nin çocuklarına duyduğum sempatiyi artırdı. Nice zaferlere Euskaltel!!

Pireneler
       Pireneler'de kazansaydı tam bayram olacaktı!!!

• 96. Fransa Turu’nda adını duymadığımız şeyleri de sayalım: Quick Step, Lampre, Milram, Cadel, Sastre, Boonen, Denis… Rabobank ve Katusha’yı da yazmak gerek buraya ama J.M. Garate ve S. Ivanov etap zaferleriyle takımlarının prestijini kurtardılar. Lampre ve Quick Step’in, ilk defa Tour’a katılan Skil Shimano’dan bile az ödül parası kazandığını söylemek yeter herhalde.

Lampre ve Silence Lotto için kötü bir Tour idi
       Lampre ve Silence Lotto için kötü bir Tour idi

• Yarış öncesi parkuru incelediğimde nedense Vittel-Colmar etabı çok ilgimi çekmişti. Dış kaynaklarda ve Prudhomme’un açıklamalarında da önemli etaplardan biri olarak gösteriliyordu. Yağmur ve soğuk havayla birlikte gerçekten epik bir mücadeleye izledik. Tour 2009'un en güzel etabı olarak aklımda kaldı. Colmar'da finişi geçerken sevinçten ağlayan Heinrich Haussler’in önümüzdeki yıllarda müthiş bir yıldız olması kaçınılmaz gözüküyor.

• 3459.5 km uzunluğundaki Tour 2009’u Alberto Contador 85sa48’35” ile bitirdi. Tarihteki en hızlı altıncı Tour olarak kayıtlara geçen yarış ortalama 40.3 km/sa ile koşuldu.

• AFLD (Fransız Dopingle Mücadele Kurumu) Başkanı Pierre Bordry kötü kötü haberler veriyor. Kurum, test sonuçlarını L’Equipe gazetesine sürekli olarak sızdırmasıyla tanınıyor. AFLD kaybettiği güven nedeniyle birçok sporcu tarafından güvenilir bulunmuyor. Bazı sporcular testlerinin başka laboratuarlarda yapılmasını talep ediyorlar. Mösyö Bordry daha Champs Elysées’deki tribünler sökülmeden Le Monde gazetesine bir demeç vererek iki yeni doping maddesi daha ortaya çıktığını iddia etti. Hematide adlı bir ürünü, farklı bir molekül olmasına karşın, üçüncü nesil EPO gibi değerlendirmek gerektiğini söyleyen yönetici diğer ürünü de AICAR olarak tanımladı. Bu ikinci ürünün, fare deneylerinde, herhangi bir egzersize bağlı olmadan dayanıklılığı geliştirdiği kanıtlanmış. Tanrı sonumuzu hayretsin.

Son olarak klasikleşen yanılgılarımıza gelelim: Tahmin yazımızda Armstrong’la Contador’un arasındaki olayları anlatıp fazla bir şey söylememişim ama “Eğer Armstrong Andora-Arcalis yokuşunda geri kalırsa Contador tüm kurmayların desteğini alıp yarışı kazanabilir” cümlesini kullanmışım. Lehime kullanılabilir. Diğer yandan cuk oturan tek tahminim Andy Schleck’in Beyaz Mayo’su olmuş. Dahi olmaya gerek yoktu aslında. Küçük Schleck az kaldı yarışı da kazanıyordu.

Carlos Sastre ve Denis Menchov’un pek başarılı olmayacaklarını doğru şekilde öngörürken çoğu tahminci gibi ben de Cadel Evans’ı bu sene için fazla ciddiye almışım. 8. Etap'taki "anlamsız" atağıyla yarıştaki dikkati çeken tek hareketini yapan Cadel, 45 dakika geride 30. olabildi. Son dört yıldır ilk 10’da yer alan ('07 ve '08’de ikinci) Avusturalyalı sporcu, takımın tüm ısrarına karşın Giro’ya katılmamış ve Tour’a hazırlanmıştı. Evans bu başarısızlığından sonra Silence Lotto’yla sürmekte olan zoraki nikah artık bozulacak gibi gözüküyor. 2010 Fransa Turu’nda kendisini RadioShack’te malum şahsın süper domestiği olarak görür müyüz dersiniz??

Yokuş Klasmanı’nda tamamen uçmuşum. Mantığın anlık bir çöküşü sonucu yazdığım kesin gözüken Voeckler, Moncoutié, Gesink ve Moreau (ne Moreau mu??!!) için özür diliyorum. Franco Pellizotti gibi bir değeri nasıl gözden kaçırmışım anlaşılır gibi değil. “Il Delfino” İtalya Turu’nda aldığı saygıdeğer sonucu Fransa’da kazandığı Puanlı Mayo ile taçlandırdı. Pellizotti’nin Alp etaplarında hemen her gün uzun kaçışlarda yer alarak puanları toplaması, bu mayoyu çok istediğinin kanıtıydı. Tüm bu çabası sonucunda pellizotti "En Savaşkan" ödülünü de aldı. Ama bunu yarış öncesi ben görememişim.

Franco Pellizotti
       Franco Pellizotti

Yeşil Mayo için Cav, Boonen ve Hushovd demiştim. Boonen’in bu kadar formsuz olmasına karşın mahkeme mahkeme dolaşıp yarışa geri alınmak için bu kadar ısrarı anlamsızmış. Boonen formda olmasa Quick Step’in patronu Patrick Lefevre o kadar avukat parası harcamaz diye düşünmüştüm. Tommeke yarışı terk edene kadar ortalarda gözükmedi bile… Puan Klasmanı’nı Thor Hushovd, aynı Pellizotti gibi, çok isteyerek ve bunun için acı çekerek kazandı. Norveçli usta sprinter, Cavendish’in süratine yetişemeyeceğini, Barcelona etabı dışında, Columbia’nın ona pek etap bırakmayacağını anlayınca ara sprint puanlarını toplaya toplaya klasman birinciliğini kazandı. özellikle Grand Bornand etabındaki sprint primleri için tek başına kaçıp yokuşları bir başına çıkması tüm bisiklet camiasının saygısını hak eden bir fedakarlıktı. İzninizle bunu da tuttu sayıyorum.

Cesur Viking Thor Hushovd
       Cesur Viking Thor Hushovd

Spor her zaman ikili rekabet istiyor. Barcelona-Real Madrid, Connors-McEnroe, Lakers-Celtics gibi örnekler bize bunu gösteriyorlar. Lance Armstrong bıraktığından beri tek kutuplu, hatta kutupsuz bir bisiklet dünyası ile beraberdik. Bu da heyecanı ve izlenirliği düşürüyordu. 2009'da tarihin en çok izlenen Fransa Turu’nu yaşadık. Lance faktörüyle yükselen medya desteği, Anglosakson basının ilgisi, Fransız halkının eski nefret objelerini hafiften bağırlarına basışıyla tekrar yükselişe geçen Fransa Turu, skandalsız başlayıp biterek yüreğimiz şimdilik su serpti. Seneye büyük bir olasılıkla Contador-Armstrong savaşı çok daha fazla ilgi çekecek, Fransa Turu daha çok konuşulup seyredilecek.

O zaman, bizim Cüneyt’e rağmen:

Vive le Tour!!

 

  Bu haber 2459 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

 

Haber Sponsoru
 
---reklam---

 

 Güncel Haberler

MTB Yarış Sezonu Açıldı
2016 Dağ bisikleti yarış sezonu bugün yapılan yarışlarla Adana'da açılmış oldu. Çukurova Üniversites ...
Devamı » » » 

52. TUR'a 53 Gün Kaldı

Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 52. defa koşulacak. Dinleyenler öğrenmiştir, Sa ...
Devamı » » » 

Shimano 2017 Sezonunu Açtı

2017 yenilikleri sezonunu Shimano üç önemli haberle açıyor:

11 Vitesli Sistemlere Yeni Ürünle ...
Devamı » » » 

21.Şub Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu Tamamlandı
17.Şub Pedallar Kıbrıs'ta Dönecek
29.Oca Torku Şekerspor’da Yeni Gelişmeler
24.Oca Baytekin'den Lake, Xentis ve Bkool Tra...
13.Oca Torku Şekerspor Kapandı
19.Ksm 6.BO-CE MTB Gece Yarışı
16.Ksm Bikes vs Cars - İl İl Gösterim Saatler...
08.Ksm Bisiklet Yolları Yönetmeliği'nden Ne B...
03.Ksm Los Angeles 2035, G. Kore'de Güneş Pan...
29.Eki Torku'nun Antrenörü Marie'den Veda
02.Eki 2015 Fransa Turu'nda 656 Numune
29.Eyl Salcano Trabzon MTB Kupası 4 Ekim'de
23.Eyl 3 Yıllık WorldTour Lisansı, TUR WorldT...
20.Eyl Salcano Arnavutköy MTB Yarışı Marek'in
19.Eyl Geç Kalmayanlar Kazandı
» Tüm Haber Arşivi
 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015