Google + MTBTR
Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
15 . Aralık . 2017  
Contador'un Testinde Clenbuterol Bulgusu

Contador'un Testinde Clenbuterol Bulgusu

Contador Doping mi Yaptı?

Cüneyt Kazokoğlu   mtbtr.com © 1.10.2010
Dün bisiklet camiasına bomba gibi bir haber düştü. Bu yıl Fransa Turu’nu üçüncü defa kazanan ve bisiklet sporunda önümüzdeki 5 yılın yıldızı olarak görülen 27 yaşındaki İspanyol bisikletçi Alberto Contador’un doping yapmış olabileceği haberi. Arada Vuelta esnâsında kan plazması genişletici Hydroxyethyl kullandıkları tespit edilen Ezequiel Mosquera ve David Garcia (evet, 2008 Türkiye Turu Şampiyonu) nispeten kaynadılar tabii. Lafı fazla uzatmadan, memlekette de fazla revaçta olduğu üzere Evet-Hayır eksenine fazla girmeden olayı soğukkanlı bir şekilde tahlil edelim, kararı okuyucular kendileri versinler.

Olayların Gelişimi

Avustralya’da koşulan yol bisikleti dünya kupası esnasında UCI bir bildiri yayınladı ve Alberto Contador’un bu yılki Fransa Turu esnasında pozitif test edildiğini (Clenbuterol) belirtti. Köln’de bulunan World Anti Doping Agency laboratuarı tarafından A numûnesini müteâkiben incelenen B numûnesi ile de tasdik edilen doping bulgusu üzerine UCI İspanyol bisikletçiyi şimdilik haliyle sezon bittiği için biraz da sembolik olarak- yarışlardan men etti. UCI basın bildirisinde Contador’un Tur’un ikinci dinlenme gününde (21 Temmuz), Col du Tourmalet etabından bir gün önce alınmış bulunan numûnesindeki Clenbuterol yoğunluğunun 50 pikogram/ml (mililitrede 0.00000000005 gram) olduğunu da bildirirken bu derece ufak bir yoğunluk bulunması nedeniyle analizlerin süreceğini ve diğer testlerin de sonuçları belli oluncaya kadar hiçbir yorumda bulunmayacaklarını açıkladı.

Haberin ortaya bomba gibi düşmesi normal. Çarşamba günü bir Alman gazetesine verdiği röportajda “bisiklet sporunda doping sona erdi, artık kimse yakalanmıyor” meâlinde ifadeler kullanan sporcunun bundan bir gün sonra bu tarz bir durumla karşı karşıya kalması da gayet ironik. Üstüne üstlük İspanya’da kopan “Operacion Puerto” olayları sırasında meşhûr doktor Eufemiano Fuentes’in kanlarını elden geçirip alyuvar oranını arttırdığı müşteri listesindeki “AC” harfleri soruşturma esnâsında birdenbire sırra kadem basmış ve bu harflerin arkasında kimin olduğu açıklığa kavuşmamıştı.

Contador’un önümüzdeki sezon için Bjarne Riis’in Saxobank takımı ile 5 milyon Euro’luk bir kontrat imzaladığını da belirtelim. Takımın yöneticisi Riis, ki kendisi de kazandığı 1996 Fransa Turu’nda doping yaptığını bizzat itiraf etmişti, haliyle durumdan pek de memnun olmadığını tahmin etmek zor değil.

       

Contador’un Basın Toplantısı

Contador dün beyaz bir gömlekle Pinto’da basının karşısına çıkıp böyle anlarda herkesin sıkça duymaya alışık olduğu açıklamalardan birini yaptı: “Olay açıkça gıda zehirlenmesi, dopingle hiçbir alakası yok. Dinlenme gününde Astana takımının aşçısının bir arkadaşının İspanya’dan getirdiği eti yedik. Anlaşılan et Clenbuterol içeriyordu. Bisiklet sporunun bu yüzden zarar görmesi çok üzücü.”

Contador bunun dışında kendi de hemen bâzı uzmanları etrafında toplayarak gıda zehirlenmesi açıklamasını destekleyici kanıtlar bulmaya çalışıyor. Örneğin Contador tarafından tutulan Hollandalı doktor Douwe de Boer yayınladığı raporda “İspanya’da geçmişte de yaşanan Clenbuterol zehirlenmeleri ve Contador’un kanındaki son derece düşük yoğunluk hesaba katıldığında bu maddenin etten geçmiş olma ihtimali son derece yüksek” yorumunda bulunuyor. De Boer’in Clenbuterol konusunda “tecrübeli” bir isim olduğunu ve RadioShack takımında pedal çeviren Cinli Fuyu Li’nin Nisan ayında Clenbuterole pozitif test edildikten sonra ayni şekilde besin zehirlenmesi argümanını öne sürdüğünü hatırlatalım.

Clenbuterol Ne?

Clenbuterol “Sympathomimetic” grubundan bir beta-2 antagonisti ve artık kullanılmayan bir astım ilacı. Bu tarz maddeler bronşitleri açmaya yarıyor ve astımlılarda bronşitlerin sertleşmesini önlüyorlar. Ancak maddenin farklı da bir kullanım sahası var, o da hayvancılıkta büyükbaş hayvanları semirtmek. Clenbuterol kas gelişimini destekleyen ve zorlanma sonrasında kasların daha hızlı toparlanmasını sağlayan bir madde. Dolayısıyla planlı kullanıldığında ”kas yapmaya” yarıyor denebilir. Hayvanlara Clenbuterol verildiği takdirde hayvanlar yağsız olarak semiriyorlar, yani kas kütlesi artıyor.

Bu nedenle Clenbuterol ile doping listesi de bayağı uzun. 1992 yılında olimpiyat şampiyonu Alman atlet Katrin Krabbe’den başlayıp gecen hafta Alman masa tenisi oyuncusu Dimitrij Ovtcharov’a kadar uzanıyor, ki bu sonuncusunun açıklamasının da Cin’deki turnuvada yediği et olması ilginç.

       

Yapılan Yorum Yanlışları

Contador olayı hakkında yorum yapmadan önce bazı noktalara dikkat etmek elzem. Çünkü gözden kaçan noktalar da biraz zorakî/mecburen iyimser olmaya çalışan spor camiasının bir kısmında Contador’u hemen aklamaya, De Boer raporunu doğrudan kabul etmeye yol açtı.

Bulunan meblağ tarif edilirken 50 pikogram’in ne kadar düşük olduğunu tasdik için kullanılan bir ifâde “WADA laboratuarlarının bu meblağın 400 katini (ya da bazı kaynaklara göre 40 kati) bulmak zorunda oldukları”. Bu ifâde tek kelimeyle yanlış, çünkü bulunan meblağın doping sayılmayacağı kanisini yaratıyor. Olayın doğrusu doping analizi yapan laboratuarlar için 50 pikogramın 400 kati (20.000 pikogram ya da 20 nanogram) siniri bulunması. Yani laboratuar donanımının, teknolojisinin 20 nanogram Clenbuterol bulacak kapasitede olması gerek. Köln’de bulunan WADA laboratuarının 50 pikogramı da yakalamış olması elbette laboratuarın gelişmişliğinin bir göstergesi.

Gelelim bir başka ifâdeye, Bjarne Riis’in yaptığı bir yorum bu yoğunlukta Clenbuterol’ün performansa bir etkisi olmadığı. Ancak WADA’nin “Prohibited List”ine bakılacak olursa 2010 listesinin daha üçüncü sayfasında Clenbuterol “substances ... prohibited at all times” grubu altında listeleniyor. Yani ne kadar Clenbuterol olduğu değil önemli olan, sadece olup olmadığı. Doping konusunda kesin olan bir şey var ki o da doping yapan ve yaptıranların belirli bir zaman planına göre hareket ettikleri ve vücuttaki doping kanıtlarını hep belirli bir sinirin altında tutmaya çalıştıkları. Dolayısıyla bu sınırların en hafifçe bile üstüne çıkması bir bulgunun doping yapıldığına bir ibâre olarak yorumlanabilir.

Son olarak bu ”etten zehirlenme” olayı ve basta Contador tarafından tutulan Dr. De Boer’in de raporunda olmak üzere kanıt olarak gösterilen buna benzer hadiselere değinmek gerek. De Boer’in raporunda da Cin ve Amerika’da yaşanan Clenbuterol zehirlenmeleri kanıt olarak gösteriliyor. 11 sayfalık raporun 3. ve 4. sayfasında 1990 yılında Fransa ve İspanya’dan başlayıp en son Şubat 2009 yılında Cin’de Guangdong eyâletindeki (sayfa 4) zehirlenmeye kadar giden bir liste mevcut.

Lâkin raporun kısmen değinirken açıkça söylemediği bir şey var: Avrupa’daki zehirlenmeler en son Nisan 1998 ve Nisan 2002 arasında yaşanmışlar, yani bugünden 8,5 yıl önce. Bunun bu kadar eskide olmasının bir nedeni var elbet, o da Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2000’li yılların başında Avrupa Birliği üyelerinde hayvancılıkta Clenbuterol kullanımını yasaklamış olması. Bizce Contador’un İspanya’dan gelen etinde Clenbuterol olması açıklamasının en zayıf noktası bu. Avrupa Birliği üyesi İspanya’da alınmış bir ette 2010 yılında Clenbuterol olması da herhalde hayvanlarını yasadışı yollarla semirten bir çiftçiye denk gelinmiş olması ile açıklanabilir.

Sonuç

Sonuç olarak söylenecek fazla bir şey yok. Hukukta elbette masumiyet karinesi denen mefhum var. Yani aksi kanıtlanıncaya kadar kişi suçsuzdur. Buna ek olarak “in dubio pro reo” denebilir, yani şüpheden sanık istifâde eder. Dolayısıyla hukuksal açıdan bakıldığında Contador’un gömleği hâlâ beyaz. Lâkin bu doping konusunda gelenin gidenin vurduğu (yol) bisiklet(i) sporunda -hele de Operacion Puerto’nun ışığında- Contador gibi güncel bir kahramanın da adinin bu tarz olaylara bulaşması insanin ağzında kekremsi bir tad bırakıyor. Elinizi vicdanınıza koyduğunuzda “%100 temizdir” diyebilir misiniz? Herkes kendi karar versin. Bu tarz olayların en büyük tahribi de iste tam burada karşımıza çıkıyor. Spora, temiz spora ve temiz sporcuya olan inanç maalesef kayboluyor. Doping denince akla bisiklet sporu geliyor.

 

  Bu haber 4925 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

 

Haber Sponsoru
 
---reklam---

 

 Güncel Haberler

MTB Yarış Sezonu Açıldı
2016 Dağ bisikleti yarış sezonu bugün yapılan yarışlarla Adana'da açılmış oldu. Çukurova Üniversites ...
Devamı » » » 

52. TUR'a 53 Gün Kaldı

Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 52. defa koşulacak. Dinleyenler öğrenmiştir, Sa ...
Devamı » » » 

Shimano 2017 Sezonunu Açtı

2017 yenilikleri sezonunu Shimano üç önemli haberle açıyor:

11 Vitesli Sistemlere Yeni Ürünle ...
Devamı » » » 

21.Şub Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu Tamamlandı
17.Şub Pedallar Kıbrıs'ta Dönecek
29.Oca Torku Şekerspor’da Yeni Gelişmeler
24.Oca Baytekin'den Lake, Xentis ve Bkool Tra...
13.Oca Torku Şekerspor Kapandı
19.Ksm 6.BO-CE MTB Gece Yarışı
16.Ksm Bikes vs Cars - İl İl Gösterim Saatler...
08.Ksm Bisiklet Yolları Yönetmeliği'nden Ne B...
03.Ksm Los Angeles 2035, G. Kore'de Güneş Pan...
29.Eki Torku'nun Antrenörü Marie'den Veda
02.Eki 2015 Fransa Turu'nda 656 Numune
29.Eyl Salcano Trabzon MTB Kupası 4 Ekim'de
23.Eyl 3 Yıllık WorldTour Lisansı, TUR WorldT...
20.Eyl Salcano Arnavutköy MTB Yarışı Marek'in
19.Eyl Geç Kalmayanlar Kazandı
» Tüm Haber Arşivi
 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015