Google + MTBTR
Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
12 . Aralık . 2017  
Oprah Winfrey - Lance Armstrong Röportajı

Oprah Winfrey - Lance Armstrong Röportajı

Armstrong: Doping Yaptım, Üzgünüm!

Cüneyt Kazokoğlu   mtbtr.com © 18.1.2013
Kaç kişi sabaha karşı ayaktaydı bilmiyoruz, ama 18 Ocak 2012 sabahı, spor tarihi açısından unutulmayacak saatlere sahne oldu. Lance Armstrong, Oprah Winfrey’in sorularına açık yanıtlar verdi, ilk defa kendi sesinden, kameralara doping yaptığını itiraf etti.

Röportajın ana hatlarını aşağıda sizlere sunuyoruz. Fakat önce mutlaka şu videoyu seyredin:

Röportajın başında Oprah Winfrey Armstrong’a “sadece evet ya da hayır” demek üzere 6 soru sordu:

OW: Bisiklet performansını geliştirmek için yasak madde kullandın mı?

LA: Evet.

OW: Bu maddelerden biri EPO muydu?

LA: Evet.

OW: Bisiklet performansını geliştirmek için kan dopingi ya da kan transfüzyonu yaptın mı?

LA: Evet

OW: Testosteron, kortizon ya da büyüme hormonu gibi başka yasak madde kullandın mı?

LA: Evet

OW: Bütün 7 Fransa Turu zaferinde yasak madde kullandın mı ya da kan doping yaptın mı?

LA: Evet

OW: Sence Fransa Turu’nu peşpeşe 7 defa kazanmak dopingsiz mümkün muydu?

LA: Bence değildi.

       

1. Bölüm

Armstrong röportajda kendine hakim bir görüntü çizdi, özellikle başta yukarıdaki replik onu dahi heyecanlandırmış gözükse de röportajın ikinci yarısında karşımızda bildiğimiz Armstrong’u gördük.

EPO neslinin 90’ların ortasında başladığını, kendi hikayesinin efsane derecesinde mükemmel fakat doğru olmayan bir hikaye olduğunu söyledi Armstrong. Kendisinin de bu mükemmel resmi yapmaya katkıda bulunduğunu, yaşanan bütün olayların sorumlusunun kendisi olduğunu belirtti.

Bir noktayı çok açık vurguladı röportaj boyunca: “hayatımdaki her şeyi kontrol etmeye alışmıştım, özellikle spor konusunda her şeyi kontrol ediyordum.” Fakat kendisinin de dediği gibi, bu hikaye son derece “habis ve kötü” bir hal aldı.

Armstrong ‘un elbette kaçınılmaz olarak söylediği doping kültürünü kendisinin yaratmadığını, ama kendisinin bu kültüre karşı da mücadele vermediği. Bunun için ve daha da önemlisi fatura spora çıktığı için üzgün olduğunu söyleyip özür dileyen Armstrong, eklemeyi de ihmal etmedi: kimsenin ulaşamayacağı şeyler kullanmadım.

Oprah, USADA’nın tanımladığı gibi doping şemasının en komplike ve mükemmel olup olmadığını sorunca Armstrong kesin bir “hayır!” yanıtı verdi. ”evet, profesyoneldi ve eğer bu şekilde ifade etmek mümkünse, akıllıcaydı ama aynı zamanda çok muhafazakardı, risk en aza indirilmişti ve ortada neyin olduğunu biliyorduk. 70’ler ve 80’lerdeki Doğu Alman dopinginden daha mı büyüktü yani? Hayır bu doğru değil!"

OW: bu “kültür” nedir, açıklayabilir misin? Herkes mi doping yapıyordu?

LA: Anlatmak zor, kendi kararlarımı kendim verdim. Benim hatamdı, burada bugün ben oturuyorum. Herkes yapıyordu diyemem, bunu diyecek insanlar olacaktır elbette.

USADA belgelerindeki şırıngaları kola kutularında kaçırma gibi detaylar konusunda Armstrong olayları o kadar net hatırlamadığını ama “doğru değil” diyemeyeceğini söylüyor. Özel olarak söylediği şey de “my cocktail was only EPO, not a lot, transfusions and testosteron”.

Önemli yorumlar da yakalanmaktan korkup korkmadığı hakkında o dönemde: “hayır, doping kontrolleri o zamandan beri değişti. O zamanlar yarış dışında test edilmiyorduk, teorik olarak mümkündü ama kariyerimin büyük kısmı boyunca yarış dışı dönemlerde hiç gelmediler. Yarış esnasında da yakalanmazsın, çünkü “temiz”sindir. Zamanlama meselesi!”

Röportajda birkaç defa UCI’ın pek de taraftarı ve müdafiisi olmadığını belirten Armstrong doping testleri konusunda hakkını teslim ediyor ama: “doping testlerini değiştirdiler. biyolojik pasaport, işe yaradı”

Önemli bir nokta da Armstrong’un 2005’ten sonra doping yaptığını reddetmesi. ”O çizgiyi en son 2005’te geçtim, 2005 son defaydı, kesinlikle!”

Armstrong’un takımını yönettiği ve kendi amaçlarına uymayan bisikletçileri takımdan kovduğunu da okumuştuk. Bu konuda ”doping yapmadığı için birini attım mı? kesinlikle hayır! Ben takımın lideriydim ama hiçbir zaman “şunu yapmazsan takımdan atılırsın” şeklinde bir emir olmadı”. Oprah’ın burada biraz ısrar edip Vandevelde’nin bu yöndeki ifadelerini hatırlatması üzerine Armstrong”bu doğru değil. Elbette güçlü olmak ve iyi performans göstermek konusunda bir beklenti vardı” diyor. ”Ben kimseyi doping yapması için zorlamadım, ama örnek olmuş olabilirim.”

       

Armstrong “bir zorba mıydın o dönemde?” sorusuna ise “evet, gidişatı kontrol etme olarak öyleydim. Benim hoşlanmadığım birşey yaparsa biri bunu kontrol etmeyi denedim. Hayatım boyunca böyle oldum. Hastalığımdan önce mücadeleciydim ama kanser teşhisinden sonra “hayatta kalmak için her şeyi yapacağım demeye başladım ve bu tavrı doğrudan bisiklete aktardım. Kanserden önce böyle biri değildim” diye cevap veriyor.

OW: Kazanmak senin için ne kadar önemliydi? Ne pahasına olursa olsun kazanmak?

LA: Genel olarak kazanmak önemli.

Oprah’ın burada Armstrong’un “sadece kazanmak değil, kazanmaya devam etmek” demesini hatırlatması ve bunun yasak madde kullanmak manasına gelip gelmediği sorusu üzerine Armstrong “evet” diyor, “doping bizim için lastiklerimizdeki hava, şişelerimizdeki şu gibi bir şeydi.

Fakat Armstrong’un iki defa sorulmasına karşın, iki defa “kesinlikle hayır” olarak yanıtladığı soru “başka bisikletçilerin doping yapmasını bekledin mi ya da talep ettin mi?” .

Önemli bir nokta Michele Ferrari konusu. Armstrong “bu olayın içinde iyi insanlar da var, hepimiz hatalar yaptık ama onlar canavar ya da habis şeytan değiller. Michele Ferrari’yi hep iyi ve akıllı biri olarak gördüm, hala da öyle görüyorum” diyor. Armstrong için Ferrari ile olan dönemi basitçe umarsız bir dönem. Hayatımın bu dönemini tanımlamak için çok uygun bir kelime: umarsız".

Armstrong kanserle mücadele ile oluşan tezat için insancı bir yanı da olduğunu ama aynı zamanda bir hergele olduğunu söylüyor ve ”bunu hakkettim, çok hatalıyım” diye de ekliyor.

Oprah burada soruyor: ”sence en büyük hatan neydi?”. Armstrong’un yanıtı basit: “bu insafsızca kazanma arzusu, ne pahasına olursa olsun kazanmak. Bisiklet üzerinde işime yaradı, hastalık dönemimde de işime yaradı ama ulaştığı radde yanlış”

       

Doping yapmadığını ısrarla vurgulayan videoları gösterildiğinde kendini “haddini bilmez” olarak niteleyen Armstrong ”kazanmaktan ziyade kazanmaya giden yolun daha mutluluk verdiğini de belirtiyor.

OW: Hiç yanlış yaptığını hissettin mi?

LA: O zaman mı? Kesinlikle hayır. Ürkünç…

OW: Pişmanlık duydun mu?

LA: Hayır. Daha da korkutucu.

OW: Hile yaptığını hissettin mi?

LA: Hayır. En korkuncu da bu.

OW: Yasak maddeler kullanarak hile yaptığını hissetmedin mi?

LA: O esnada hayır. Benim düşüncem eşit bir mücadele ortamı olduğuydu.

Armstrong pişmanlık da gösteriyor: ”Bundan sonra hayatım insanların güvenini tekrar kazanmak için çabalamakla ve özür dilemekle geçecek” diyor ve ekliyor”fakat bugün daha mutluyum”.

Bir de tabii şu hiç yakalanmama olayı var. Armstrong bu konuda ”Geriye dönük yapılan testler tabii ki pozitif çıktı ama kariyerim esnasında yapılan yüzlerce testten geçtim” demeyi de ihmal etmiyor.

       

Röportajda heyecanın biraz çıktığı anlar açıkçası İsviçre Turu esnasında UCI’ın pozitif bulguları saklamaya yardım edip etmediğinin konuşulduğu anlar. Armstrong bunu kesinlikle yalanlıyor. “bu hikaye gerçek değil, pozitif bir test yoktu, laboratuar müdürü ile bir buluşma vs. gerçekleşmedi, UCI herhangi bir şekilde müdahil olmadı”

OW: Peki neden bağış yaptın UCI’a?

LA: Çünkü teklif ettiler. Bir şey karşılığında değildi.Bağış yapmayı düşünür müsün? dediler, ben de kabul ettim.

OW: UCI’a bazı testlerini görmezden gelmesi için para vermedin?

LA: Hayır

Konu dönüp dolaşıp Armstrong’dan en çok çeken isimlere de geliyor: Betsy Andreu ve Emma O’Reilly. Oprah’ın Emma’ya hakkında ne demek istersin? sorusuna Armstrong Özür dilemem gereken insanlardan biri, çok ezildi diye karşılık veriyor.

OW: Ona dava açtın ama?

LA: O kadar çok kişiye dava açtık ki, mümkündür.

OW: Bu anlamadığım bir şey. İnsanlar bir şeyler söylüyorlar, doğru söylediklerini biliyorsun ama dava açıyorsun. Buna ne denir?

LA: Çok büyük bir hata, istediği her şeyi elde etmeyi bekleyen ve herşeyi kontrol etmeye çalışan bir adam. Affedilecek yanı yok. Beni hiçbir zaman affetmeyecek insanları anlıyorum.

Röportajın hazin-eğlenceli anlarından biri de Betsy Andreu hakkında konuşulurken ortaya çıkıyor. Armstrong Betsy Andreu’yu aradığını, telefonda 40 dakikaya kadar onunla ve Frankie ile konuştuklarını, ama bütün olanlardan sonra 40 dakikalık bir konuşmanın yetmeyeceğini belirttikten sonra Betsy Andreu’ye hiçbir zaman şişko demediğini söylüyor. Şaka değil!

OW: Emma O’Reilly’nin bir orospu olduğunu ima ettin. Bu konuda nasıl hissediyorsun?

LA: Saldırı halindeydim. Bölgem tehdit altındaydı, takımım tehdit altındaydı.

Önemli noktalardan biri Armstrong’un bisiklete geri dönüşünden pişman olması. Geri dönmesem bu durumda olmazdım demesi ilginç.

USADA’nın suçlamaları konusunda Armstrong o güne geri gidebilsem kesinlikle farklı davranırdım. İsmi geçenlerden 3 gün süre isterdim, ailemi, annemi, sponsorlarımı aramak için ve ondan sonra teslim olurdum diyor.

OW: Yani ileride USADA sporu temizlemek için senin desteğini isterse işbirliği yapacaksın?

LA: Bak, bisikleti gerçekten seviyorum. Bütün kuralları çiğnedim ama bisiklet sporunu temizlemek için bir kurul olursa, beni davet ederlerse, kapıdaki ilk adam olurum.

Röportajın sonunda Oprah George Hincapie’nin ifade verdiğini duyunca son güvendiği dağa da kar yağıp yağmadığını soruyor Armstrong’a. Armstrong’un eski takım arkadaşı hakkında söyledikleri ilginç: Hincapie bütün bu hikayedeki en güvenilir isim, hala çok iyi arkadaşız, haftada bir konuşuyoruz. George Hincapie ‘yi eleştirmem

       

2. Bölüm

Oprah Winfrey ve Lance Armstrong röportajının ikinci bölümü Armstrong’un Livestrong vakfının yönetiminden ayrılmasının hikayesi ile başladı. Armstrong vakfın yöneticisi görevinden ayrılmasının sponsorlar ve destekçiler için yeterli olmadığını, yönetim kurulundan da tamamen çıkmasının istendiğini anlattı ve kendini en kötü hissettiği anın bu olduğunu, vakfın kendisinin 6. çocuğu gibi olduğu için çok büyük bir karar olduğunu söyledi. Önemli bir nokta da Nike’nin sponsorluktan ayrıldıktan sonra Armstrong’un bazı şeyleri gerçekten idrak edebilmiş olması.

OW: Livestrong senin hikayen olmadan yaşayabilir mi?

LA: Umuyorum ki yaşar.

Oprah’ın burada bir arkadaşının yazdığı ve Armstrong’u bütün yaptıklarına rağmen bir kanser hastasının perspektifinden “kahraman” pozisyonuna oturtan mektubu da özellikle belirtmek gerek.

Armstrong ”kendinle hesaplaşmanı mı yapıyorsun?” sorusuna ise ”kesinlikle!” diye cevap veriyor. ”Bu bir süreç ve henüz yolun başındayız.”

Geçmişten gösterilen videolardaki Armstrong’a bakıp “bu hasta adamı sevmiyorum” demesi de ilginç bir nokta. Oprah “bu adam kim peki?” diye nadir üstelemelerinden birini yapınca Armstrong, kendisini Armstrong yapan önemli noktaları sıralıyor: ”Bu yenilmez olduğunu düşünen, yenilmez olduğu söylenen ve yenilmez olduğuna kesinlikle inanan biri. Sana ve seyircilere yalan söylemeyeceğim, bu adam hala yaşıyor. Bu süreç içinde ondan kurtulmam lazım. Özür dilemekten bahsettik, bir sürü insana, Frankie’lere, LeMond’lara, Floyd’a, Tyler’a, Emma O’Reilly’e özür borçluyum”. Burada Oprah gazeteci David Walsh’un ismini atıyor ortaya, Armstrong Walsh’tan özür dilediğini belirtiyor.

Haliyle Armstrong’un milyonlarca taraftarına, kollarında sarı Livestrong bantları ile gezenlere ne diyeceğini merak ediyor Oprah. Cevap: ”Kızgınlığınızı anlıyorum, aldatıldığınızı düşündüğünüzü. Bana hep destek oldunuz, inandınız ve ben yalan söyledim.”

Önemli bir nokta Armstrong’un bütün bunları spora geri dönmek için yapıp yapmadığı. Armstrong kendisinin yarışmayı seven, mücadeleci bir olduğunu söylüyor ve haliyle bundan sonra Fransa Turu’nda değil ama örneğin 50 yaşında Chicago maratonunda yarışmayı çok istediğini ama şimdiki halde bunun olmayacağını söylüyor: ”tekrar yarışma fırsatımın olmasını çok istiyorum ama buraya çıkmamın asıl sebebi bu değil”.

       

Armstrong’un ömür boyu spordan men cezasını idam ile mukayese etmesi de ilginç:

OW: Bu olanları hakettiğini düşünüyor musun? Uzun süre bir cadı avından bahsettin?

LA: Cezalandırılmayı hakettim ama benim aldığım ölüm cezasıydı. Ben ölüm cezası alırken başkaları… mutlaka adaletsiz olduğunu söylemiyorum ama farklıydı. Ölüm cezasını hakketiğimden emin değilim.

Bir soru tabii kendisini kanepede Fransa Turu formaları arasında yatarken gösteren o meşhur tweet’i hakkında: “Bu haddini bilmez, kibirli hergele miydi o tweeti atan?”. Armstrong’un yanıtı: ”evet, bu da bir başka hataydı”. Oprah’ın bunu neden yaptığı sorusuna da ”meydan okuma” diye cevap veriyor ve ekliyor “asıl korkutucu olan o esnada iyi bir fikir olduğunu düşünmem”

OW: Bütün bunlar kendine bakışını değiştirdi mi?

LA: tamamen değil, zor…

OW: Terapi yapıyor musun?

LA: Evet. Hayatım boyunca arada sırada yaptım. Karmakarışık bir hayatım oldu. Bu bir özür değil tabii. Bu seferki uzun bir süreç olacak.

OW: Hakiki bir vicdan azabı mı var yoksa yakalandığın için üzgün musun?

LA: Daha terapi sürecinin de başındayım. Vicdan azabı kesinlikle duyuyorum. Devam edecek miyim? Kesinlikle. Bunlar ilk adımlar.

OW: Kendinle ilgili bir değişiklik oldu mu?

LA: Çok büyük bir değişiklik oldu dersem yalan olur. Bu bir süreç, deprem gibi tek bir kayma olmuyor.

OW: Seni durdurabilecek birileri oldu mu hiç?

LA: Herhalde olmadı.

OW: Eski karın Kristin?

LA: Evet, eğer biri olacaksa Kristin. Akıllı ve olağanüstü duygusal bir kadındır, dürüstlüğe, doğruluğa ve hakikate inanır.

OW: Bütün bu olanları tamamen bilen biri var mıydı hiç?

LA: Evet…

Oprah’ın burada “peki kimdi?” diye sormaması büyük eksiklik.

       

Armstrong bütün bunları eski karısı Kristin ile de konuşmuş. Kristin’in doping yaptığı dönemde kısmen farkında olduğunu, belki de detayları bilmek istemediğini söylüyor. 2009’da bisiklete dönerken Kristin ile konuştuğunu ve onun “bir daha hiçbir zaman doping yapmayacağına dair” söz istediğini belirtiyor ve o kabul etmese bugün televizyona çıkmayacağını da vurguluyor.

OW: Röportajın başında 7 defa Fransa Turu’nu dopingsiz kazanmanın mümkün olmadığını söyledin. Bisiklete tekrar döndüğünde ve doping yapmadığında kazanacağına inanıyor muydun?

LA: Sporun temizlendiğini düşünüyordum. Biyolojik pasaport ile 2000’lerin ortalarında ciddi bir değişim oldu.

OW: Üçüncü olmak nasıldı?

LA: Kazanmayı bekliyordum, kazanamayınca beni geçenlerin benden iyi olduklarını düşündüm.

Röportajın burasından itibaren Armstrong’un daha duygusallaştığına şahit oluyoruz, çünkü konu çocuklarına ve onlara bütün bu olayı nasıl açıkladığına geliyor. 13 yaşındaki oğlu Luke’a olayları yılbaşında anlattığını, onun kendisine hiç “bütün bunlar doğru mu?” diye sormadığını ve güvendiğini söylüyor gözleri dolu bir halde. Oğluna ”beni savunma artık” demiş Armstrong, ”sadece üzgün olduğumu söyle”. Armstrong oğlunun çok olgun davrandığını ve çok şükür ki annesi Kristin’e çektiğini de ekliyor.

OW: Buraya çıkaran ömür boyu men cezasının kaldırılacağını mı umuyorsun?

LA: Bencilce söylemek gerekirse, evet, fakat gerçekçi olmak gerekirse bunun olacağını düşünmüyorum.

OW: Peki buradan ne çıkacağını düşünüyorsun?

LA: En büyük amacım çocuklarımın hayatlarında bununla yaşamalarını önlemek. Bu röportaj daima var olacak, o aptal tweet daima var olacak, dolayısıyla onlar için doğruları ortaya koymam gerek.

Bütün röportajda çok eksik kalan noktalalrdan biri bisikleti yöneten kurumların rolü. Röportajın ikinci bölümünde de konu Armstrong’un Travis Tygart/USADA’ya para teklif edip etmediğine geliyor; Armstrong bunu çok kesin bir dille reddediyor ve soruyor: “1000 sayfalık dokümanlar yayınladılar, bu neden yoktu?” Mantıksız bir soru değil.

       

OW: Bütün bu sürecin yol açtığı maddi kayıp ne oldu?

LA: Kesin olan gelecekteki bütün gelirlerimi kaybettim. Düşünmek istemiyorum. Sponsorların veda ettiği gün 75 milyon dolarlık bir gündü. Gitti, ve herhalde geri gelmeyecek.

OW: Hiç ne yapacağını bilemediğin bir halde oldun mu?

LA: Karanlık bir yerdeydim, kesinlikle iyi bir zaman değildi ama hayatımın en kötü zamanı da değildi. Bunu %50 yaşama şansın olan bir kanser teşhisi ile karşılaştıramazsın, asıl mihenk taşı o. Ben iyimser biriyim, ileriye bakmayı seviyorum. Bütün bunlar geriye bakmama yol açıyor. Annem de öyledir, geçmişten konuşmayız.

OW: O bu durumu nasıl karşılıyor?

LA: Bir enkaz halinde. Ve beni arayıp da “kendimi çok kötü hissediyorum” diyecek biri değil. Ama üvey babam aradı ve “Lance, çok zor günler geçiriyor annen” dedi.

OW: O zorba, sosyopat, narsist adamı geride bırakıp sadece özür dilediğin ve insanların hayatlarını nasıl paramparça ettiğini idrak ettiğin bir noktada mısın şimdi?

LA: Evet

OW: Tekrar zirveye çıkacak mısın?

LA: Bilmiyorum. Buradan ne çıkacağını bilmiyorum ve bu fikre alışıyorum. Geçmişte olsa bu bilinmezlik beni deli ederdi. Yaptıklarım için çok üzgünüm, bunu binlerce defa söyleyebilirim ve yeterli olmaz.

OW: Daha önemlisi, geri gelince şimdi, sende bir insan olarak değişiklik oldu mu, daha iyi bir insan mısın?

LA: Şüphesiz. Bu hayatımda iki defa oldu. Kanser teşhisinden sonra da daha akıllanmış, iyi biriydim. Sonra yolumu kaybettim. Şimdi ikinci defa oluyor ve artık yolumu kaybedemem. Bu hayatımın geri kalanında vereceğim en büyük mücadele olacak. Tekrar kaymamak, olağanüstü bir mücadele!

OW: Sence bu hikayenin anafikri ne?

LA: Buna verecek bir cevabım yok. En büyük suç bana inanan ve beni destekleyenleri aldatmaktı.

Sonuç

Türkçe’de güzel laflardan biri “dağ fare doğurdu”. Bütün bu röportaj serisinin Armstrong’un kameralar karşısında doping yaptığını itiraf etmesi, ikinci bölümde söz ailesine gelince gözlerinin dolması dışında hiçbir şey ortaya koymadığını vurgulamak lazım. İki akşamlık maratondan sonra daha önce bilmediğimiz, yazmadığımız hiçbir şey öğrenmedik. Armstrong, elbette muhtemelen avukatları ile konuşup, son derece zararsız, gerçek anlamda suya sabuna dokunmayan bir röportaj verdi.

  • O “her şeyi bilen tek kişi”nin kim olduğu çok önemli, söylememesi manidar. Muhtemelen ya Johan Brüyneel ya da Bill Stapleton.

  • Armstrong hala gerçek olmayan şeyler anlatmaya devam ediyor. Geri dönüşünden sonra dopingsiz olduğu doğru değil, kan değerleri doping yaptığına işaret ediyorlar. Ayrıca USADA gerekçeli kararından Armstrong’un spora geri döndükten sonra da Ferrari ile çalıştığını biliyoruz.

  • Armstrong’un “belki biraz da korudum onu” diye bahsettiği, “belki de doping yaptığımı bilmek istemedi” dediği eski karısı Kristin, Armstrong’un takım arkadaşlarının “Lance’ın karısı ot sarıyor” diye bahsettikleri, Betsy Andreu’ya EPO hakkında “lüzumlu” diyen Kristin.

  • Armstrong USADA’nın “Armstrong bize para teklif etti” ifadesini redderedek USADA’ya resmen yalancı dedi. Bisiklet sporunun temizlenmesine katkıda bulunmaya niyeti olan biri USADA’ya yalancı demez.

  • ”Özür” dilemeleri daha ziyade göstermelikti. Betsy Andreu’ya “şişko demedim” diyerek olayın çerçevesini kendi çiziyor zaten.

  • Bütün röportaj, Armstrong’un kendisine asgari hukuki zararı verecek bir şekilde ölüm cezası olarak gördüğü ömür boyu men cezasından kurtulmak ve hayatının önemli bir kısmında kontrolü tekrar kazanmak için yapılmış olduğu intibaını bıraktı.

  • Fakat en önemlisi, Armstrong arka plan hakkında hiçbir şey söylemedi. Ne UCI, ne USA Cycling konularına girdi, büyük ilişkiler yumağının perdesini bir gıdım dahi aralamadı. Hal böyle olunca Armstrong skandalının bisiklet sporunda bir temizlenmeye ve yeniden başlangıca önayak olması ihtimali de güme gitti. Denebilir ki, bu Armstrong röportajının en mutlu ettiği kişiler Hein Verbruggen ve Pat McQuaid oldular.

    MTBTR’de Lance Armstrong

    Lance Armstrong'un başını çektiği doping skandalı ile ilgili MTBTR'de son derede etraflı bir yazı dizisi yayınladık. Konuyu toparlamak adına hepsini bir arada paylaşalım istedik. Özellikle 3 büyük makale,

  • Lance Armstrong ve Otesi – Bisikletin JR’inin Ardindan

  • USADA Gerekceli Karari Turkce Ozet

  • Liestrong ve Otesi – Perde Arkasindan Hikayeler

    sıradan haberlerde göremeyeceğiniz, olayların perde arkası yönlerini de etraflıca ele alan, kriminal bir roman tadında okunacak yazılar.

    Bisiklet sporu tarihinin bu en büyük doping skandalının gelisimini, başladığı günden itibaren bütün açılarıyla MTBTR'de okuyun.

    Haberler

  • L'Equipe 23 Agustos 2005 - Yeni Araştırmaya Göre EPO’luymuş!

  • 2010 tarihli Armstrong ve doping konulu haber

  • 2011 tarihli Armstrong ve doping konulu haber

  • 2012 tarihli Armstrong ve doping konulu haber

  • Armstrong USADA ile Mucadele’yi Birakti

  • USADA Raporu 15 Ekim'de Yayınlanacak

  • Armstrong Dosyası Yayınlandı

  • Lance Armstrong Dosyasi’nda Gelismeler – Nike $500.000 mi Odedi?

  • USADA Gerekceli Karari Uzerine Duzenlenen UCI Basin Toplantisi Protokolu

  • UCI Yonetim Kurulu Toplantisi

  • Doping Skandali Ardindan UCI Hedefte

  • UCI'den Doping İhbar Hattı

  • UCI Bağımsız Komisyonu Açıkladı

  • Change Cycling Now

  • Armstrong Oprah'ta

  • Armstrong, İtiraf, Cezalar, Isimler...

  • L.A İtiraf Sürecinde Ara Güncelleme - WADA

    Makale ve Yorumlar

  • 2005 tarihli “Armstrong 1999'da Dopingli miydi?”

  • 2010 tarihli Greg LeMond'la bisiklet, doping ve Armstrong uzerine roportaj

  • Lance Armstrong ve Otesi – Bisikletin JR’inin Ardindan

  • USADA Gerekceli Karari Turkce Ozet

  • Liestrong ve Otesi – Perde Arkasindan Hikayeler

  •  

      Bu haber 5613 kez okundu.
      Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

     

    Haber Sponsoru
     
    ---reklam---

     

     Güncel Haberler

    MTB Yarış Sezonu Açıldı
    2016 Dağ bisikleti yarış sezonu bugün yapılan yarışlarla Adana'da açılmış oldu. Çukurova Üniversites ...
    Devamı » » » 

    52. TUR'a 53 Gün Kaldı

    Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 52. defa koşulacak. Dinleyenler öğrenmiştir, Sa ...
    Devamı » » » 

    Shimano 2017 Sezonunu Açtı

    2017 yenilikleri sezonunu Shimano üç önemli haberle açıyor:

    11 Vitesli Sistemlere Yeni Ürünle ...
    Devamı » » » 

    21.Şub Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu Tamamlandı
    17.Şub Pedallar Kıbrıs'ta Dönecek
    29.Oca Torku Şekerspor’da Yeni Gelişmeler
    24.Oca Baytekin'den Lake, Xentis ve Bkool Tra...
    13.Oca Torku Şekerspor Kapandı
    19.Ksm 6.BO-CE MTB Gece Yarışı
    16.Ksm Bikes vs Cars - İl İl Gösterim Saatler...
    08.Ksm Bisiklet Yolları Yönetmeliği'nden Ne B...
    03.Ksm Los Angeles 2035, G. Kore'de Güneş Pan...
    29.Eki Torku'nun Antrenörü Marie'den Veda
    02.Eki 2015 Fransa Turu'nda 656 Numune
    29.Eyl Salcano Trabzon MTB Kupası 4 Ekim'de
    23.Eyl 3 Yıllık WorldTour Lisansı, TUR WorldT...
    20.Eyl Salcano Arnavutköy MTB Yarışı Marek'in
    19.Eyl Geç Kalmayanlar Kazandı
    » Tüm Haber Arşivi
     
      Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
      Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

    Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015