Google + MTBTR
Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
04 . Aralık . 2016  
MTBTR Analiz

MTBTR Analiz

Yol Bisikletinde Doping Konusu

Cüneyt Kazokoğlu   mtbtr.com © 23.10.2006

Jan Ullrich’in bisiklete geri dönüp dönmeyeceğini, doping olayları konusundaki son gelişmeleri bir önceki yazımızda irdelemeye başlamıştık. Bu yazıda konunun biraz daha içine gireceğiz.

Ullrich geçtiğimiz hafta İsviçre Federasyonu’na lisansını teslim ederek federasyonun tahakküm sahası dışına çıktı. Ullrich 32 yaşında. Bu saatten sonra doping nedeniyle alacağı ceza asgarî 2 yıl yarışlardan men. 32 yaşındaki bir bisikletçi için kariyerinin bitmesi demek elbette bu. Öte yandan federasyon tarafından yargılanmaktan kaçınmak için bunu yapmasına lüzum yoktu. Bundan birkaç hafta önce İsviçre Federasyon başkanı Lorenz Schläfli İspanyol polisinin belgelerine bakıp Ullrich’in „Operation Puerte“ (Kapı operasyonu) çerçevesindeki olaylara fazlasıyla karıştığını, hattâ resmî ve hukûkî olarak bu tarz bir yorum gelmemiş olsa bile doping yaptığını fark ettiği için Ullrich’i federasyondan ihraç etmeye karar verdi, ancak bu kararını uygulayamadı. Neden?

Çünkü Madrid’den bir İspanyol mahkemesi UCI’ye yazdığı bir yazıda operasyon çerçevesinde „Guardia Civil“’in topladığı bilgilerin, ki bu bilgiler sadece Ullrich için değil, Basso ve daha pek çok bisikletçinin ismini içeriyordu, kullanılamayacağını belirtti. Konuyla ilgilenen yargıç Carmelo Jiménez’in yazıdaki yorumu bu bilgilerin İspanya’da Dr. Fuentes’e karşı hâlâ süren tahkiklerin sonuçlanmasına kadar kullanılmaması yönünde. Bu da en iyi ihtimalle 2007 sonu olacak. Yani en az 2007 sonuna kadar Ullrich’in doping nedeniyle ceza alması mümkün değil. Geçtiğimiz haftalarda Basso’nun davâsının düşmesinin ardında yatan neden de işte İtalyan federasyonunun bu sebeple takipsizlik kararı vermesi.

Olayın ardında dolayısıyla Avrupa içi bir uyumsuzluk söz konusu. İspanyol mahkemeleri operasyon kapsamında elde edilen bilgilerin bisikletçilerin ülkelerinde kendilerine karşı kullanılmasına izin vermiyorlar. Bu nedenle de ülkelerin federasyonlarının nispeten eli bağlı kalıyor.

Öte yandan bütün bu olayların gösterdiği bir gerçek daha var: Dopingle uzun vâdede elle tutulur bir sonuç verecek olan mücâdele günümüzde öyle federasyonların iyi niyetle uğraşabileceği şeyler değiller. İspanya’daki doping skandalında polisiye usuller kullanılmasaydı kesinlikle olaylar bu dereceye gelmezdi. Gerek takip gerekse sorgulama esnâsında mutlaka „kriminalistik“ sahâda eğitim almış ekiplerin etkin olması gerek. İspanyol polisi operasyon kapsamında telefonları dinledi, evleri ve laboratuarları bastı, şüphelileri sorguladı. Bunlar hiçbir şekilde bir federasyonun altından kalkabileceği ve yetkisi bulunan konular değil. Ancak bu yöntemlerle Ullrich’in 2003’den beri Fuentes’in „müşterisi“ olduğu ortaya çıktı, en son yılda 60.000 Avro (yılda iki defa 30’ar bin Avro) ödediği anlaşıldı.

Buraya kadar olay İspanyol yargısının davânın kontrolünü ellerinden vermemek için direnmelerinin sonucu, o tamam. Fakat bunun dışında bisiklet sporunda çok daha önemli ve bisiklet sporuna zarar veren unsur var. O da ulusal federasyonların adı dopinge karışmış, hattâ doping yaptığı kesinleşmiş profesyonel bisikletçilerin lisanslarını nihâî olarak alamamaları.

Buna örnek olarak Ullrich’in federasyonu Swiss Cycling’in Eylül 2005’te pozitif bir doping testi nedeniyle yarışlardan men edilen Danilo Hondo hakkındaki tavrını gösterebiliriz. Federasyon doping testinin sonucu çıkınca Hondo’nun lisansını alıyor, lâkin Hondo ve avukatı tahkim mahkemesinde bir yıl sonra Hondo’nun doping olayından beraat etmesini sağlıyorlar, federasyon da lisansı geri veriyor.

Hondo’nun bu tavrı ufaktan diğer bisikletçilere de yayılmaya başladı. Yani sürekli Amerikan filmlerinde gördüğümüz, milyon dolarlık tazminatlar kazandıran agresif avukat tiplemesi artık bisiklet sporunda da etkin. İsmi doping olaylarına karışan atletler son zamanlarda giderek daha saldırgan avukatlara başvuruyorlar, bu avukatlar olayı hemen yüksek bir mahkemeye taşıyor ve orada federasyonun avukatlarını –tabir câizse- madara ediyorlar.

Geçen hafta sayfamızda yayınlanan Floyd Landis hakkındaki haber örneğin tam bu yönde bir haber. Floyd Landis bu tarz bir avukat „bastırması“ ile pozitif testosteron testinin geçerli sayılmamasını sağlamaya çalışıyor. Landis’in avukatları laboratuarın adam gibi çalışmadığını, testosteron testinin zâten güvenilir bir test olmadığını vs. kanıtlamayı amaçlıyorlar.

Bütün bu avukatlar konusuna bir de takımların “etik” anlaşmaları yönünden yaklaşmak gerek. Daha önce de yazdık, bu yıl ki Tur sonrasında takımlar kendi aralarında anlaşarak doping şüphesi altında bulunan hiçbir bisikletçiyi takıma almama kararı aldılar. Fakat şimdi doping şüphesi altında bulunan bisikletçi avukatıyla yüksek bir mahkemeye gider ve kanûnî olarak kendisi hakkında bir hüküm verilmediği halde sadece bir şüpheye dayanarak takımların kendisini almadığını ve bu nedenle mesleğini îfâ edemediğini söylerse, mahkeme de elde kanûnî geçerliliğe sahip bir hüküm olmadığı için bisikletçiye hak verirse ne olacak?

Bu durumda emin olabiliriz ki takımlar bisikletçileri teker teker tekrar almaya başlayacaklar. Yani bugünün bisikletinde zihniyet değişmediği sürece, Ullrich ya da Basso gibi bu sporun öyle ya da böyle zirvesinde bulunmuş/bulunan isimlere hiçbir takım bu tarz skandalla başlayan bir Fransa Turu sonrasında yapılmış bir centilmenlik anlaşması nedeniyle hayır demeyecektir. Geçen hafta ortaya çıkan ve Discovery Channel takımının hem Ullrich, hem Basso ile adinin geçtiği dedikodu böyle bir şey meselâ. Ortada bir centilmenlik anlaşması var, Ullrich’in de, Basso’nun da adı fenâ halde dopinge karışmış ama haklarında bir kanûnî hüküm yok. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, Discovery elbette hayır diyecek ama demek ki var bu tarz görüşmeler.

Dolayısıyla bisiklet sporunda “eski tas-eski hamam” devam edecek gibi duruyor her şey. Üzücü bir şey bu, fakat ne yazık ki durum bu. Bunlar Türkiye için belki çok uzak şeyler, belki “bize ne” denilebilir, belki “dağ bisikleti ile alâkası ne?” diye sorulabilir ama işin ucu eninde sonunda dönüp dolaşıp bisiklet çatısı altında dağ bisikletine de bulaşıyor. En son dopingden ceza alan Filip Maierhaeghe bisiklete geri döndü, yarışıyor, bir de kitap yazmış. Hayırlı olsun. Şurası bizce bir gerçek ki, dağ bisikletinin mâlî yani yol bisikleti kadar geniş çaplı olsa, dağ bisikletinin de bir Fransa Turu olsa, dağ bisikletinde aynı ölçüde doping olaylarıyla karşılaşırız.

 

  Bu haber 2023 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

 

Haber Sponsoru
 
---reklam---

 

 Güncel Haberler

MTB Yarış Sezonu Açıldı
2016 Dağ bisikleti yarış sezonu bugün yapılan yarışlarla Adana'da açılmış oldu. Çukurova Üniversites ...
Devamı » » » 

52. TUR'a 53 Gün Kaldı

Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 52. defa koşulacak. Dinleyenler öğrenmiştir, Sa ...
Devamı » » » 

Shimano 2017 Sezonunu Açtı

2017 yenilikleri sezonunu Shimano üç önemli haberle açıyor:

11 Vitesli Sistemlere Yeni Ürünle ...
Devamı » » » 

21.Şub Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu Tamamlandı
17.Şub Pedallar Kıbrıs'ta Dönecek
29.Oca Torku Şekerspor’da Yeni Gelişmeler
24.Oca Baytekin'den Lake, Xentis ve Bkool Tra...
13.Oca Torku Şekerspor Kapandı
19.Ksm 6.BO-CE MTB Gece Yarışı
16.Ksm Bikes vs Cars - İl İl Gösterim Saatler...
08.Ksm Bisiklet Yolları Yönetmeliği'nden Ne B...
03.Ksm Los Angeles 2035, G. Kore'de Güneş Pan...
29.Eki Torku'nun Antrenörü Marie'den Veda
02.Eki 2015 Fransa Turu'nda 656 Numune
29.Eyl Salcano Trabzon MTB Kupası 4 Ekim'de
23.Eyl 3 Yıllık WorldTour Lisansı, TUR WorldT...
20.Eyl Salcano Arnavutköy MTB Yarışı Marek'in
19.Eyl Geç Kalmayanlar Kazandı
» Tüm Haber Arşivi
 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015